İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Ceza Genel Kurulu

YARGITAY · CEZA GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2013/261 K.2014/402

Sermaye şirketinin iflasını istememe suçundan sanığın beraatına ilişkin, İstanbul 9. İcra Ceza Mahkemesince verilen 14.12.2010 gün ve 535-473 sayılı hükmün, şikayetçi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 16. Hukuk Dairesince…

Esas2013/261Karar2014/402Tarih30 Eylül 2014Okuma7 dk · 1.378 kelime

KÜNYE

Ceza Genel Kurulu 2013/261 E., 2014/402 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
30 Eylül 2014
Mahkemesi
İSTANBUL 9. İcra Ceza
Günü
03.07.2012
Sayısı
50-318
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.378 kelime·7 dk okuma

Sermaye şirketinin iflasını istememe suçundan sanığın beraatına ilişkin, İstanbul 9. İcra Ceza Mahkemesince verilen 14.12.2010 gün ve 535-473 sayılı hükmün, şikayetçi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 16. Hukuk Dairesince 08.11.2011 gün ve 7110- 8678 sayı ile;

"Sanığa atılı suçun oluşup oluşmadığının anlaşılabilmesi için, öncelikle İİK'nın 179, TTK'nın 324. maddesinde öngörülen koşullarda şirketin aktif ve pasifinin belirlenmesini müteakip iflasın istenmesi şartlarının bulunup bulunmadığı saptanmalıdır. Mahkemece borçlu şirkete ait ticari defter, bilanço ve banka hesapları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdiri gerekirken sadece bilanço kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi raporuyla yetinilip beraat kararı verilmesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

İstanbul 9. İcra Ceza Mahkemesi ise 03.07.2012 gün ve 50-318 sayı ile;

"İİK'nın 351. maddesi, icra ve iflas suçlarının muhakemesinde delilerle ilgili özel bir düzenleme getirir. Bu hüküm maddi gerçeğin tahkikini müştekinin sunacağı delille sınırlar. Bu sınırlama, müştekiyi iddiasını kanıtlamak ve tezlerini kabul ettirmek için delil sunmaya icbar ederken, diğer yandan delillere bağlı kalmayı buyurur.

Bu emir, sunulmayan bir delilin ispat sahasına sonradan sokularak değerlendirilmesini yasaklarken, diğer yandan gösterilen delile sadık kalmayı gerektirir. Başlangıçta yanlara ve kürsüye sunulmayan delilleri yargılama ve hükme esas almayı yasaklarken sunulan delillerin başkaları ile genişletilmesini önlemektedir.

Kabul edilebilir deliler nazarı itibara alındığında; suçun oluşabilmesi, oluşan mali tablo ya da asıl olan kabule göre şirket mevcudunun borçlarını kapsamaması şartına bağlıdır. Maddi unsur tahakkuk etmeden ortada yasa ile korunduğu varsayılan hukuki yarar ya da değerlerin ihlalinden söz edilemez. Bu konuyu açıklığa kavuşturacak olan dosya içerisindeki bilirkişi raporudur. Bu rapor, her biri konusunda uzman üç kişiden alınmıştır.

Bilirkişilerin kimliği ve ihtisaslarına yönelik herhangi bir kuşku bulunmadığı gibi anılan rapor görev tanımı ile örtüşmektedir. Gerekçeli maddi unsurun tespitine elverişli nitelikte olması onu bozmaya konu eleştiriler dışında tutmuştur. Müşteki vekilinin raporu hedefleyen itirazı defterlere dayalı olmayan dar inceleme ile mahduttur. İİK 351/1. maddenin kendisine yüklediği görevi müşteki yerine getirmekten kaçınmıştır.

Madde, kendisine dayanması gereken argümanları bildirme ve ona sadık kalmayı şiddetle öğütlemektedir. Bu yasal bir buyruktur. Mahkeme, Yargıtay ya da tarafların tek tek veya birleşerek usul hükümlerini görmezden gelme veya ortadan kaldırma yetkisi bulunmamaktadır. Olayda ödevini yerine getirmeyeni bundan yararlanarak hak elde etmesine madde hükmü mani olmaktadır.

Rapor açık ve yalın olup, suçun işlendiği kronolojik aralıkta aktifi ve pasifleri ortaya koyacak bir içerikle kabiliyete sahiptir. Buna göre aktifler pasiflerden fazladır. Aktif ile pasif arasındaki farkın varlığı veya aktiflerin pasiflerden fazla olması tek başına suçun maddi unsurunun oluşmaması için yeterli bir olgudur. Aktif ile pasif arasındaki farkın debi veya birinin diğerine olan oranı, suçun maddi unsurlarının ilgi alanı dışındadır.

Bu veriler gözetildiğinde ortada mahkumiyeti gerektirir maddi ve manevi olgular bulunmamaktadır." şeklindeki gerekçeyle direnerek, ilk hükümde olduğu gibi sanığın beraatına karar vermiştir.

Bu hükmün de şikayetçi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.03.2013 gün ve 238224 sayılı "bozma" istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçeyle karara bağlanmıştır.

Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sermaye şirketinin iflasını istememe suçundan sanık hakkında eksik araştırmayla hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkindir.

2004 sayılı İcra İflas Kanununun 345/a maddesi, kanuna 18.02.1965 gün ve 538 sayılı Kanunun 137. maddesi ile eklenmiş, madde gerekçesinde düzenlemenin amacı; "İcra İflas Kanununun 179'uncu maddesi ile Ticaret Kanununun 324. maddesine riayet edilmemesinin bir müeyyidesi yoktur. Hâlbuki Alman hukuku, aynı fiil hakkında ceza hükümleri ihtiva etmektedir. Bizdeki boşluğu doldurmak maksadıyla, Alman Anonim Şirketler Kanununun 297, Alman Kooperatif Şirketler Kanununun 148 ve Alman Limited Şirketler Kanunun 84 üncü paragraflarından mülhem olarak, iş bu madde düzenlenmiştir" şeklinde açıklanmıştır.

Maddenin ilk hali. "İdare ve temsil ile görevlendirilmiş kimseler veya tasfiye memurları, kasten veya ihmal ile 179'uncu maddeye göre şirketin mevcudunun borçlarını karşılamadığını bildirerek şirketin iflasını istemezlerse, alacaklılardan birinin şikâyeti üzerine, tetkik merciince on günden üç aya kadar hapis veya 1000 liradan 10000 liraya kadar hafif para cezası ile cezalandırılırlar" şeklinde iken, bu hüküm.

31.05.2005 gün ve 5358 sayılı Kanunun 16. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunundaki yaptırım sistemine uyum sağlamak amacıyla, "İdare ve temsil ile görevlendirilmiş kimseler veya tasfiye memurları, 179 uncu maddeye göre şirketin mevcudunun borçlarını karşılamadığını bildirerek şirketin iflasını istemezlerse, alacaklılardan birinin şikâyeti üzerine, on günden üç aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır" biçiminde değiştirilmiştir.

Madde ile yaptırıma bağlanan eylemler ise, İcra İflas Kanununun 179 ile Türk Ticaret Kanununun 324. maddesinde tanımlanarak "Sermaye şirketleri ile kooperatiflerin iflâsı" başlığını taşıyan İİK'nun 179. maddesinde.

"Sermaye şirketleri ile kooperatiflerin borçlarının aktifinden fazla olduğu idare ve temsil ile vazifelendirilmiş kimseler veya şirket ya da kooperatif tasfiye hâlinde ise tasfiye memurları veya bir alacaklı tarafından beyan ve mahkemece tespit edilirse, önceden takibe hacet kalmaksızın bunların iflâsına karar verilir.

Şu kadar ki, idare ve temsil ile vazifelendirilmiş kimseler ya da alacaklılardan biri, şirket veya kooperatifin malî durumunun iyileştirilmesinin mümkün olduğuna dair bir iyileştirme projesini mahkemeye sunarak iflâsın ertelenmesini isteyebilir. Mahkeme projeyi ciddî ve inandırıcı bulursa, iflâsın ertelenmesine karar verir. İyileştirme projesinin ciddî ve inandırıcı olduğunu gösteren bilgi ve belgelerin de mahkemeye sunulması zorunludur.

Mahkeme, gerekli görürse idare ve temsille vazifelendirilmiş kimseleri ve alacaklıları dinleyebilir. İflâsın ertelenmesi talepleri öncelikle ve ivedilikle sonuçlandırılır" hükmüne yer verilmiş, Sermaye şirketinin mali durumunun bozulması halinde yapılması gereken işlemler ise, TTK'nun 324. maddesinde; "Son yıllık bilânçodan esas sermayenin yarısının karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, idare meclisi derhal toplanarak durumu umumi heyete bildirir.

Şirketin aciz halinde bulunduğu şüphesini uyandıran emareler mevcutsa idare meclisi aktiflerin satış fiyatları esas olmak üzere bir ara bilânçosu tanzim eder. Esas sermayenin üçte ikisi karşılıksız kaldığı takdirde, umumi heyet bu sermayenin tamamlanmasına veya kalan üçte bir sermaye ile iktifaya karar vermediği takdirde şirket feshedilmiş sayılır.

Şirketin aktifleri şirket alacaklarının alacaklarını karşılamaya yetmediği takdirde idare meclisi bu durumu derhal mahkemeye bildirmeye mecburdur. Mahkeme bu takdirde şirketin iflasına hükmeder. Şu kadar ki; şirket durumunun ıslahı mümkün görülüyorsa idare meclisi veya bir alacaklının talebi üzerine mahkeme iflas kararını tehir edebilir.

Bu halde mahkeme, envanter tanzimi veya bir yediemin tayini gibi şirket mallarının muhafazası için lüzumlu tedbirleri alır" şeklinde belirtilmiştir.

Görüldüğü gibi İİK'nun 345/a maddesi ile, gerektiği halde sermaye şirketinin iflasını istememe fiilleri suç olarak düzenlenmek suretiyle yaptırıma bağlanmıştır. Bu suçun failleri, sermaye şirketleri ile kooperatiflerin idare ve temsil yetkisine sahip kişileri, şirket veya kooperatif tasfiye halinde ise tasfiye memurlarıdır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.03.2012 gün ve 328-116 ile 01.06.2010 gün, 91– 127 ve 92–128 sayılı kararlarında belirtildiği üzere, İİK'nun 179 ve TTK'nun 324. maddeleri uyarınca, iflas şartlarının doğması durumunda, sermaye şirketleri veya kooperatiflerin idare ve temsili ile görevlendirilmiş kimselere ve tasfiye halinde olması durumunda da tasfiye memurlarına iflas istemek görevi yüklenmiş, bu zorunluluk doğmasına rağmen, gereğinin yerine getirilerek iflasın istenmemesi durumu İİK'nun 345/a maddesinde cezai yaptırıma bağlanmıştır.

Burada cezalandırılan fiil, sayılan kişiler tarafından şartları oluştuğu halde iflasın istenmemesidir.

İcra ceza mahkemesince, ticaret mahkemesine iflas davası açıldığı takdirde, sanık veya sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi açısından, belli şartlarda ticaret mahkemesi dosyası sonucunun bekletici sorun yapılması mümkün ise de esas itibarıyla cezai sorumluluk açısından suçun unsurlarının oluşup oluşmadığını tayin ve tespit görevi ceza yargılaması yapan icra ceza mahkemesine aittir.

İcra ceza mahkemesince, İİK'nun 179 ve TTK'nun 324. maddesinde öngörülen şartların doğup doğmadığı açısından, borçlu şirkete veya kooperatife ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle sonucuna göre sanıkların hukuki durumları belirlenmelidir. Ceza yargılamasının, ticaret mahkemesine iflas davası açılması şartına bağlanması, suç ile korunan hukuki değerle bağdaşmadığı gibi eylemleri de büsbütün cezasız bırakma sonucunu doğurur.

Burada icra mahkemesince yapılan işlem, kooperatif veya şirketin iflasına karar vermek olmayıp, iflas şartları doğduğu halde bunun istenip istenmediğinin saptanmasından ibarettir.

Uyuşmazlık konusu bu açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde;

Sanığın, piyasalardaki ekonomik durgunluk nedeniyle işine ara verdiğini, ancak iflası düşünmediğini, işlerine kaldığı yerden devam edeceğini, suç kastı bulunmadığını savunması ve bilirkişi raporunun da yalnızca dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerle, icra dosyasının incelenerek düzenlenmesi karşısında, sanığa atılı sermaye şirketinin iflasını istememe suçunun oluşup oluşmadığının anlaşılabilmesi için, şirketin aktif ve pasifinin belirlenmesinin ardından, iflasın istenmesi şartlarının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi bakımından, borçlu şirkete ait ticari defter, bilanço ve banka hesapları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak,

sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdiri gerekirken, sadece bilanço kayıtları üzerinde yaptırılan incelemeye dayalı bilirkişi raporu esas alınarak beraat kararı verilmesi yerinde değildir.

Bu itibarla, yerel mahkeme direnme hükmünün eksik araştırmaya dayalı olarak karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Açıklanan nedenlerle; 1- İstanbul 9. İcra Ceza Mahkemesinin 03.07.2012 gün ve 50-318 sayılı direnme hükmünün, eksik araştırmaya dayalı olarak karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.09.2014 günü yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2013/261, K. 2014/402, 30 Eylül 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2013/261
Karar No
2014/402
Tarih
30 Eylül 2014

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2013/266 K.2014/17541
  • Yargıtay 14. Ceza Dairesi E.2013/266 K.2014/10670
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2013/267 K.2014/17524
  • Yargıtay 14. Ceza Dairesi E.2013/268 K.2014/11532
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2013/268 K.2014/17536
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2013/269 K.2014/17540

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.