İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Ceza Genel Kurulu

YARGITAY · CEZA GENEL KURULU

DİRENME KARARI

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2013/568 K.2015/162

TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 106

Esas2013/568Karar2015/162Tarih26 Mayıs 2015Okuma7 dk · 1.445 kelime

KÜNYE

Ceza Genel Kurulu 2013/568 E., 2015/162 K.·Tehdit Suçu Temyiz İncelemesi Eylemli Uyma Sonucu Verilen Yeni Hüküm

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
26 Mayıs 2015
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.445 kelime·7 dk okuma·1 bölüm

TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 106

TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 62

TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 51

TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 53

ATEŞLİ SİLAHLAR VE BIÇAKLAR İLE DİĞER ALETLER HAKKINDA KANUN (6136) Madde 13

CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 289

"İçtihat Metni"Sanık D.. Ç..'ın tehdit suçundan 5237 sayılı TCK'nun 106/2-a ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis, 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan ise aynı kanunun 13/1 ve TCK'nun 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 375 Lira adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, Merzifon Asliye Ceza Mahkemesince verilen 03.05.2007 gün ve 225-286 sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 16.02.2011 gün ve 1758-1811 sayı ile;

“1-Sanığın para cezasından ibaret eski hükümlülüğünün TCK'nun 51/1-a maddesi uyarınca ertelemeye engel oluşturmaması karşısında, 'yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede oluşan kanaate' göre cezanın ertelenip ertelenmeyeceğinin değerlendirilmesi gerekirken, mahkemelerde yargılamaları devam eden başka davaları olduğundan söz edilerek suça eğilimli kişiliği gibi yasal ve yeterli olmayan gerekçeye dayanılarak ertelemeye yer olmadığına karar verilmesi,

2-Hapis cezasıyla cezalandırılan sanık hakkında TCK'nun 53/1. maddesinde öngörülen hak yoksunluklarına hükmedilmemesi” isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.

Yerel mahkeme ise 17.05.2011 gün ve 128-159 sayı ile;

“Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 07.06.1976 tarih ve 4-3 sayılı kararında belirtildiği üzere; erteleme, doğrudan doğruya cezanın sanığın kişiliğine uydurulmasını öngören yargısal şahsileştirme müessesesi olup, uygulanabilmesi için sanığın subjektif koşula (iyi hal) niteliğine sahip bulunması gerekir. Erteleme bir af olmadığı gibi sanık için bir hak da oluşturmaz. Sadece cezanın yerine getirilmesini bazı koşullarla bir süre için geri bırakan bir karardır.

Yasalarımız sanığın geçmiş halinin ve ahlaki temayüllerini saptamak üzere uzman kişilerce yapılan anket usulünü kabul etmemiş bulunması nedeniyle, duruşma sırasında sanığı izleyen, suç öncesi ve sonrası davranışlarını değerlendiren, soruşturma aşamasında temas ettiği kişilerden sanık hakkında bilgi alan hakimin, sanığın ruhsal yapısını da dikkate alarak en iyi değerlendiren kişi olması gerekir ve yasa maddelerinin yanlız objektif koşulla yetinmeyip, sanıkta subjektif şartın mevcudiyetini de öngörmesi, ilk defa suç işleyen herkesin tecile layık bulunmadığını kabul etmesinden ileri gelir.

Şu halde erteleme kurumunun uygulanamayacağının takdiri ceza yargılamasını yapan, sanıkla yüzyüze iletişimde bulunan ve onu en iyi değerlendirebilen mahkeme hakimine aittir. 5237 sayılı TCK'nun 51. maddesi hapis cezasının ertelenmesini düzenlemiştir. Buna göre, işlediği suçtan dolayı 2 yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkum edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu sürenin üst sınırı, fiili işlediği sırada 18 yaşını doldurmamış veya 65 yaşını bitirmiş olan kişiler bakımından 3 yıldır. Ancak, erteleme kararının verilebilmesi için kişinin;

1-Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı 3 aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş olması,

2-Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekir.

Görüleceği üzere, verilen cezanın ertelenip ertelenmeyeceği hususunun takdiri ilk derece mahkemesine bırakılmıştır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi bozma ilamında pişmanlık göstermenin erteleme için yeterli olacağı intibağını uyandıracak şekilde hüküm kurmuştur. Ancak burada önemli olan husus sanığın mahkemeye ileride suç işlemekten çekineceğine dair kanaat getirecek belirtileri sunmasıdır. Ceza Yargılamasının en önemli özelliklerinden bir tanesi yüzyüzelik ilkesidir.

Hakim sanıkla etkileşim kurar, onu değerlendirir ve sonuçta kendisinde bir kanaat oluşur ve bu kanaat sonucu hükmünü açıklar. Mahkeme hakimi görev yaptığı yıllar boyunca D.. Ç..'ın sanık olduğu bir çok dosyaya bakmıştır. (Mahkememizde D.. Ç.. ile ilgili karar verilen, temyizde olan ve halen devam eden 2008/212, 2009/72, 2009/182, 2011/60 esas sayılı dosyalar mevcuttur) Kaldı ki, sanık D.. Ç..'ın kasıtlı suçtan mahkumiyeti de vardır.

Özellikle Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin bozma ilamına sebep gösterdiği bir pişmanlığı da sanığın tespit edilememiştir. Temyiz Mahkemesi'nin, sanıkla birebir iletişimde bulunan ilk derece mahkemesinin takdir hakkına karışıp karışamayacağı da ayrı bir husustur. Bu derece takdir hakkına karışıldığı durumlarda temyiz mahkemesinin ilk derece mahkemesi gibi hareket etme durumu ortaya çıkar ki, bu husus CMK'nun 289. maddesine aykırılık teşkil eder.

Sonuç olarak bu açıklamalar ışığında mahkememiz sanığın tespit ettiği kişiliğine göre ileride suç işlemekten çekineceğine dair kanaat edinmemiş, bu nedenle hakkında verilen hükmü takdir hakkını kullanarak erteleme yoluna gitmemiştir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin diğer bozma hususu da TCK'nun 53. maddesinin uygulanmaması konusundadır. 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı TCK'nun 53. maddesi, hapis cezasına bağlı olarak hak yoksunluklarını düzenlemektedir. Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten bu süreye kadar hemen hemen tüm Ceza Daireleri'nin kararlarında belirtildiği üzere, TCK'nun 53. maddesi infaza yönelik bir maddedir. Hapis cezasının doğal sonuçlarını düzenlemektedir. Dolayısıyla hükümde TCK'nun 53. maddesinin yazılması zorunlu değildir. İnfaz aşamasında kendiliğinden gözetilecektir” gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.

Bu hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay C. Başsavcılığının 16.07.2013 gün ve 332352 sayılı “onama” istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

CEZA GENEL KURULU KARARI

Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında tehdit ve 6136 sayılı kanuna muhalefet suçundan verilen cezaların ertelenmeme gerekçesinin ve TCK’nun 53. maddesinde düzenlenen hak yoksunluğuna karar verilmemesinin isabetli olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle, direnme kararının eylemli uyma sonucu verilen yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı değerlendirilmiştir.

Ceza Genel Kurulunun süreklilik kazanmış uygulamalarına göre, şeklen direnme kararı verilmiş olsa dahi;

a) Bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak,

b) Bozma kararında tartışılması gerektiği belirtilen hususları tartışmak,

c) Bozma sonrasında yapılan araştırmaya, incelemeye, toplanan yeni delillere dayanmak,

d) İlk kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş bulunan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmak,

Suretiyle verilen hüküm, özde direnme kararı olmayıp, bozmaya eylemli uyma sonucunda verilen yeni bir hükümdür. Bu nitelikteki bir hükmün temyiz edilmesi durumunda ise incelemenin Yargıtay'ın ilgili dairesi tarafından yapılması gerekmektedir.

İncelenen dosya kapsamından;

İlk hükümde yerel mahkeme tarafından "sanığın sabıkalı geçmişi, mahkemelerdeki derdest dosyaları ve bu anlamda suç işleme hususundaki eğilimi dikkate alındığında cezası ertelendiği takdirde ilerde suç işlemekten çekineceğine dair mahkememizce kanaat edinilmediği" şeklindeki gerekçe ile sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nun 51. maddesinde düzenlenmiş olan erteleme hükmünün uygulanmamasına karar verilmiş,

Hükmün sanık tarafından temyizi üzerine Özel Dairece, sanığın yargılama sırasında gösterdiği pişmanlık değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle ertelemeye yer olmadığına karar verilmesi ve TCK'nun 53. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarının uygulanmaması nedeniyle hükmün bozulmasından sonra yerel mahkemece bozmada belirtilen hususlar tartışılmış ve "Görüleceği üzere, verilen cezanın ertelenip ertelenmeyeceği hususunun takdiri ilk derece mahkemesine bırakılmıştır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi bozma ilamında pişmanlık göstermenin erteleme için yeterli olacağı intibağını uyandıracak şekilde hüküm kurmuştur. Ancak burada önemli olan husus sanığın mahkemeye ileride suç işlemekten çekineceğine dair kanaat getirecek belirtileri sunmasıdır. Ceza Yargılamasının en önemli özelliklerinden bir tanesi yüzyüzelik ilkesidir. Hakim sanıkla etkileşim kurar, onu değerlendirir ve sonuçta kendisinde bir kanaat oluşur ve bu kanaat sonucu hükmünü açıklar.

Mahkeme hakimi görev yaptığı yıllar boyunca D.. Ç..'ın sanık olduğu bir çok dosyaya bakmıştır. (Mahkememizde D.. Ç.. ile ilgili karar verilen, temyizde olan ve halen devam eden 2008/212, 2009/72, 2009/182, 2011/60 esas sayılı dosyalar mevcuttur) Kaldı ki, sanık D.. Ç..'ın kasıtlı suçtan mahkumiyeti de vardır. Özellikle Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin bozma ilamına sebep gösterdiği bir pişmanlığı da sanığın tespit edilememiştir.

Temyiz Mahkemesi'nin, sanıkla birebir iletişimde bulunan ilk derece mahkemesinin takdir hakkına karışıp karışamayacağı da ayrı bir husustur. Bu derece takdir hakkına karışıldığı durumlarda temyiz mahkemesinin ilk derece mahkemesi gibi hareket etme durumu ortaya çıkar ki, bu husus CMK'nun 289. maddesine aykırılık teşkil eder.

Sonuç olarak bu açıklamalar ışığında mahkememiz sanığın tespit ettiği kişiliğine göre ileride suç işlemekten çekineceğine dair kanaat edinmemiş, bu nedenle hakkında verilen hükmü takdir hakkını kullanarak erteleme yoluna gitmemiştir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin diğer bozma hususu da TCK'nun 53. maddesinin uygulanmaması konusundadır. 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nun 53. maddesi, hapis cezasına bağlı olarak hak yoksunluklarını düzenlemektedir. Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten bu süreye kadar hemen hemen tüm Ceza Daireleri'nin kararlarında belirtildiği üzere, TCK'nun 53. maddesi infaza yönelik bir maddedir. Hapis cezasının doğal sonuçlarını düzenlemektedir.

Dolayısıyla hükümde TCK'nun 53. maddesinin yazılması zorunlu değildir. İnfaz aşamasında kendiliğinden gözetilecektir" şeklindeki önceki hükümde yer almayan yeni ve değişik gerekçeyle 5237 sayılı TCK'nun da düzenlenen erteleme hükmünün ve aynı kanunun 53. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarının uygulanmamasına karar vererek ilk hükmünde direnilmiştir.

Buna göre, yerel mahkemece, bozma ilamından sonraki yargılamada, bozma ilamında tartışılması istenen hususun tartışılması ve ilk hükümde yer almayan yeni ve değişik gerekçeyle hüküm kurulmuş olması karşısında; verilen karar yeni bir hüküm olup direnme kararı niteliğinde değildir. İlk hükümde yer almayan bu hususlar, Özel Dairece denetlenmemiş olduğundan, Özel Dairece denetlenmeyen bir konunun ilk kez ve doğrudan Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmesine kanunen imkan bulunmamaktadır. Bu itibarla, yerel mahkemenin son uygulaması direnme kararı olmayıp, yeni hüküm niteliğinde olduğundan, dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Açıklanan nedenlerle; Merzifon Asliye Ceza Mahkemesince verilen 17.05.2011 gün ve 128-159 sayılı karar yeni hüküm niteliğinde olduğundan, dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.05.2015 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2013/568, K. 2015/162, 26 Mayıs 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2013/568
Karar No
2015/162
Tarih
26 Mayıs 2015

İlgili Kararlar

  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2013/607 K.2015/186
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2013/623 K.2015/187
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2013/771 K.2015/150
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2013/806 K.2015/151
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2013/813 K.2015/161
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2013/872 K.2015/40865

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.