İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Ceza Genel Kurulu

YARGITAY · CEZA GENEL KURULU

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2013/668 K.2015/202

TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 234

Esas2013/668Karar2015/202Tarih9 Haziran 2015Okuma8 dk · 1.521 kelime

KÜNYE

Ceza Genel Kurulu 2013/668 E., 2015/202 K.·Çocuğun Alıkonulması Suçu Adli Para Cezası Ödenmemesi Halinde Hapis Cezasına Çevrilemeyeceği Yetkili Makamlara Ve Çocuğun Ailesine Haber Verme Yükümü Çocuklar Hakkında Hükmedilen Adli Para Cezası Rızaya Dayalı Olarak Çocuğun Sanıkla Kalması

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
9 Haziran 2015
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.521 kelime·8 dk okuma·1 bölüm

TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 234

TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 31

TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 62

TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 50

TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 52

TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 104

CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 308

TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 109

CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUN (5275) Madde 106

"İçtihat Metni"Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçundan sanık M.. A..'nun 5237 sayılı TCK'nun 234/3, 31/3, 62, 50/1-a ve 52/4. maddeleri uyarınca 1.000 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin, Hatay 1. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 13.04.2011 gün ve 310-231 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 14. Ceza Dairesince 07.03.2013 gün ve 5584-2387 sayı ile;

"Suç tarihinde 16 yaş içerisinde bulunan mağdurenin rızası ile vücuda organ sokmak suretiyle ilişkiye giren sanık hakkında, mağdurenin şikâyetinin olmaması nedeniyle TCK'nun 104/1. maddesinde düzenlenen reşit olmayanla ilişki suçundan Cumhuriyet Savcılığınca ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, TCK'nun 234/3. maddesinde düzenlenen; evi terk eden çocuğa suç teşkil eden hiçbir eylemde bulunmadığı halde ve yine mağdurenin yanında olduğu yönünde bilgi vermeme şeklindeki suçun yasal unsurları oluşmadığı halde, sanık hakkında beraat kararı verilmesi yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine hükmedilmesi" isabetsizliğinden oyçokluğuyla bozulmasına karar verilmiş;

Daire Üyeleri K. K. ve M. A. D.;"15-18 yaş grubu arasında olan S..D.. 20.02.2010 günü ailesine haber vermeksizin evden ayrılmış, sanıkla buluşarak yaklaşık 10 gün boyunca sanığın yanında kalmıştır. Kızı S..'in evden kaçtığını fark eden baba Ş.. polis karakoluna giderek kızının evden kaçtığını, nerede olduğunu bilmediğini beyan etmiştir. Sanık savunmalarında S..'in yanına kaçtığını, rızasına dayalı kendisi ile cinsel ilişkiye girdiklerini, 10 gün boyunca kendisine ait Ürgenpaşa Mahallesindeki evinde kaldığını, S..'in yanında olduğunu ailesine bildirmediğini söylemiştir.

Çoğunluk görüşüne göre sanığın evi terk eden çocuğa karşı ayrıca başka bir suç işlemesi halinde bu suç oluşacaktır. Yasa metninde bu görüşü destekler bir düzenleme bulunmamaktadır.

TCK'nun 234/3. madde ve fıkrasında yazılı suçun oluşumu için 18 yaşını doldurmamış çocuğun kendi isteğiyle kanuni temsilcisinin bilgisi veya rızası dışında evi terk ederek sanığın yanına gitmiş olması, sanığın yetkili makamları veya çocuğun ailesini durumdan haberdar etmemesi ve çocuğu yanında tutması yeterlidir.

Bu itibarla suçun yasal şartları oluşmuştur. Sanığın mahkûmiyetine yönelik mahkeme ilamı yasaya uygundur" düşüncesiyle karşıoy kullanmışlardır.

Yargıtay C.Başsavcılığı ise 31.05.2013 gün ve 195580 sayı ile;

“Yüksek Dairenin vermiş olduğu bozma kararına muhalefet eden üyelerin de muhalefet şerhlerinde belirttikleri üzere; sanığın üzerine atılı olan ve TCK'nun 234/3. maddesinde düzenlenen 'çocuğun kaçırılması ve alıkonulması' suçu TCK'nun sekizinci bölümünde düzenleme altına alınan 'aile düzenine karaşı suçlar' babında düzenlenmiştir. Burada koruma altına alınan esas hak kişinin hürriyeti olmayıp aile düzenidir. Kişilerin hürriyetinin kısıtlanması suçları TCK'nun 109. maddesinde düzenleme altına alınmış ve bu babda kişilerin hürriyeti koruma altına alınmıştır. Bu bağlamda; sanığın üzerine atılı suçun TCK'nun hangi bölümünde düzenlendiği dikkate alınarak suçun yasal unsurlarının tespiti gerekmektedir.

Bu tespitden sonra bakıldığında; sanığın üzerine atılı suçun 'aile düzenine karşı suçlar' babında düzenlenmesi karşısında, suçun takibinde şikayet hakkı çocuğun kendisinde olmayıp yasal temsilcisi olan velisindedir.

Muhalefet şerhinde de belirtiltiği üzere; 15-18 yaş grubu arasında olan S.. Değer 20.02.2010 günü ailesine haber vermeksizin evden ayrılmış, sanıkla buluşarak yaklaşık 10 gün boyunca sanığın yanında kalmıştır. Kızı S..'in evden kaçtığını farkeden baba Ş.. polis karakoluna giderek kızının evden kaçtığını, nerede olduğunu bilmediğini beyan etmiştir. Sanık savunmalarında S..'in yanına kaçtığını, rızasına dayalı kendisi ile cinsel ilişkiye girdiklerini, 10 gün boyunca kendisine ait Ürgenpaşa Mahallesindeki evinde kaldığını, S..'in yanında olduğunu ailesine bildirmediğini söylemiştir.

Çoğunluk görüşüne göre sanığın evi terk eden çocuğa karşı ayrıca başka bir suç işlemesi halinde bu suç oluşacaktır. Yasa metninde bu görüşü destekler bir düzenleme bulunmamaktadır.

TCK'nun 234/3. madde ve fıkrasında yazılı suçun oluşumu için 18 yaşını doldurmamış çocuğun kendi isteğiyle kanuni temsilcisinin bilgisi veya rızası dışında evi terk ederek sanığın yanına gitmiş olması, sanığın yetkili makamları veya çocuğun ailesini durumdan haberdar etmemesi ve çocuğu yanında tutması yeterlidir.

Bu itibarla suçun yasal şartları oluşmuştur. Sanığın mahkûmiyetine yönelik mahkeme ilamı yasaya uygundur” görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur

5271 sayılı CMK'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 14. Ceza Dairesince 18.06.2013 gün ve 6343-7798 sayı ile; itiraz nedenleri oyçokluğuyla yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

CEZA GENEL KURULU KARARI

Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı çocuğun alıkonulması suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya kapsamından;

Müştekinin 21.02.2010 tarihinde karakola giderek 17 yaşında olan kızının 20.02.2010 tarihinde evden kaçtığına ilişkin ihbarda bulunması üzerine yapılan araştırmada mağdurenin sanığın yanında olduğunun tespit edildiği, 02.03.2010 tarihinde mağdure ve sanığın birlikte kaldıkları evde yakalandıkları,

Mağdure; evden kaçtıktan sonra sanığın yanına gittiğini, bir kez kendi rızasıyla cinsel ilişkiye girdiğini, yaklaşık 12 gün boyunca isteyerek sanığın yanında kaldığını beyan ettiği,

Müşteki, kızını alıkoyan sanıktan şikayetçi olduğunu, uzlaşmak istemediğini belirttiği,

Sanık ise; mağdureyi sevdiğini, ailesinden istediğini fakat vermediklerini, mağdurenin evden kaçarak yanına geldiğini, rızasıyla bir kez ilişkiye girdiklerini, 10 gün boyunca yanında kaldığını, ailesine haber vermediğini savunduğu,

Anlaşılmaktadır.

5237 sayılı TCK’nun "Aile Düzenine Karşı Suçlar" bölümünde düzenlenen "Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması" başlıklı 234. maddesine 06.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Kanunun 10. maddesiyle eklenen 3. fıkra;

“Kanunî temsilcisinin bilgisi veya rızası dışında evi terk eden çocuğu, rızasıyla da olsa, ailesini veya yetkili makamları durumdan haberdar etmeksizin yanında tutan kişi, şikâyet üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” şeklinde düzenlenmiş, değişiklik gerekçesinde. “Maddeyle, 5237 sayılı Kanunun 234 üncü maddesine üçüncü fıkra olarak yeni bir fıkra eklenmiştir.

22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 339 uncu maddesinin dördüncü fıkrasına göre, 'Çocuk, ana ve babasının rızası dışında evi terk edemez ve yasal sebep olmaksızın onlardan alınamaz.' Bu hükümle, yaşı ne olursa olsun, çocuğa ana ve babasının bilgisi veya rızası dışında evi terk etmeme hususunda bir yükümlülük yüklenmiştir.

Bu hükmü, ana ve babasının bilgisi ve rızası dışında evi terk eden çocuğu yanında bulunduran kişiye çocuğun ana ve babasını veya yetkili makamları durumdan haberdar etmek yönünde bir yükümlülük yüklemek suretiyle tamamlamak gerekir. Çocuğun evi terk etmesinin ana ve babada büyük bir tedirginlik oluşturduğu herkes tarafından bilinen bir gerçektir.

Belirtilen gerekçelerle, Türk Ceza Kanununun, 'Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması' başlıklı 234 üncü maddesine, kanuni temsilcisinin bilgisi veya rızası dışında evi terk eden çocuğu rızasıyla da olsa yanında tutan kişiye çocuğun ailesini veya yetkili makamları durumdan haberdar etmek yönünde bir yükümlülük yükleyen ve bu yükümlülüğe aykırı davranışı suç olarak tanımlayan bir fıkra eklendiği” ifade edilmiştir.

Bu suçla korunan hukuki yarar karma bir nitelik taşımakla birlikte, madde gerekçesinden, veli ya da vasinin çocuk üzerinde sahip olduğu velayet veya vesayet hakkının en başta korunan hukuki yararlardan olduğu anlaşılmaktadır. Kanuni temsilcisinin bilgisi veya rızası dışında evini terk eden çocuğu ailesini veya yetkili makamları durumdan haberdar etmeden, rızasıyla da olsa yanında tutan kişi şikâyet üzerine cezalandırılacaktır.

Çocuğun, kanuni temsilcisinin bilgisi ve rızası olmadan fakat kendi istek ve arzusuyla evi terk edip rızasıyla failin yanına gitmesi veya onun yanında rızasıyla kalması bu suçun oluşması bakımından önşart niteliğindedir. Kanuni temsilcinin rızasının bulunması suçun oluşmasına engel olacaktır.

Fail, çocuğun ailesine veya yetkililere bildirme yükümlülüğünü somut olaya göre belirlenebilecek makul bir süre içerisinde yerine getirdiği takdirde çocuğu yanında tutsa bile eylemi suç teşkil etmeyecektir.

Uyuşmazlık konusunun bu açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde;

Suç tarihinde 17 yaşında olan mağdurenin kanuni temsilcisinin bilgi ve rızası dışında evi terk edip sanığın yanına giderek yaklaşık 13 gün süreyle kendi rızasıyla sanıkla birlikte kaldığı, sanık tarafından da bu durumun mağdurenin ailesine bildirilmediği olayda, mağdurenin kendi isteği ve kanuni temsilcisinin haberi olmadan evden kaçarak sanığın yanına gitmesi, sanığın yetkili makamlara ve mağdurenin ailesine bilgi vermeden mağdureyi yanında tutması karşısında sanığa atılı çocuğun alıkonulması suçunun tüm unsurları itibariyle oluştuğu kabul edilmelidir.

Diğer taraftan 5275 sayılı CGTİHK'nun 106/4. maddesi uyarınca çocuklar hakkında hükmedilen adli para cezalarının ödenmemesi halinde hapis cezasına çevrilemeyeceği gözetilmeden, 5237 sayılı TCK'nin 52/4. maddesi uyarınca ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına karar verilmesi de usul ve kanuna aykırıdır. Ancak, bu aykırılık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 1412 sayılı CMUK'nun 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 322. maddesi uyarınca yerel mahkeme hükmünün düzeltilmek suretiyle onanması mümkündür.

Bu itibarla, sanığa atılı suçun unsurları itibariyle oluşmadığına ilişkin Özel Daire kararında isabet bulunmadığından, itirazın kabulü ile Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün düzeltilerek onanmasına karar verilmelidir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

2-Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 07.03.2013 gün ve 5584-2387 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,

3- Hatay 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 13.04.2011 gün ve 310-231 sayılı kararının, 5275 sayılı CGTİHK'nun 106/4. maddesi uyarınca çocuklar hakkında hükmedilen adli para cezalarının ödenmemesi halinde hapis cezasına çevrilemeyeceği gözetilmeden, 5237 sayılı TCK'nin 52/4. maddesi uyarınca ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,

Ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu konuda, 1412 sayılı CMUK'nun 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 322. maddesindeki yetkiye istinaden karar verilmesi mümkün bulunduğundan, 5237 sayılı TCK’nun 52/4. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümden "ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin sanığa ihtarına" ibaresinin çıkarılması suretiyle, diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.06.2015 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2013/668, K. 2015/202, 9 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2013/668
Karar No
2015/202
Tarih
9 Haziran 2015

İlgili Kararlar

  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2013/720 K.2015/193
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2013/808 K.2015/41337
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2013/848 K.2015/41336
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2013/958 K.2015/41353
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2013/1634 K.2015/1531
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2013/2127 K.2015/26838

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.