İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Ceza Genel Kurulu

YARGITAY · CEZA GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2014/313 K.2016/407

Kasten yaralama suçundan sanık ...'ın TCK'nun 86/1, 86/3-e, 29, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 11 ay 7 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 04.04.2008 gün ve 11-155 sayılı hükmün sanık…

Esas2014/313Karar2016/407Tarih8 Kasım 2016Okuma6 dk · 1.237 kelime

KÜNYE

Ceza Genel Kurulu 2014/313 E., 2016/407 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
8 Kasım 2016
Yargıtay Dairesi
1. Ceza Dairesi
Mahkemesi
Ağır Ceza
Günü
18.11.2013
Sayısı
237-411
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.237 kelime·6 dk okuma·2 bölüm

Kasten yaralama suçundan sanık ...'ın TCK'nun 86/1, 86/3-e, 29, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 11 ay 7 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 04.04.2008 gün ve 11-155 sayılı hükmün sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 16.05.2011 gün ve 4602-3118 sayı ile;

"Esaslı işlemlerin yapıldığı, Cumhuriyet savcısının esas hakkında mütalaa verdiği ve hükmün esasını teşkil eden kısa kararın tefhim edildiği 19.03.2008 ve 04.04.2008 tarihli oturumlara ait duruşma tutanaklarının zabıt katibi tarafından imzasız bırakılması suretiyle CMK'nun 219. maddesine aykırı davranılması" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Bozma ilamına uyulmasına karar veren yerel mahkemece 19.12.2011 gün ve 403-757 sayı ile bu kez, kasten öldürme suçuna teşebbüsten sanığın TCK'nun 81/1, 35, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba karar verilmiştir.

Hükmün sanık ... müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 20.03.2013 gün ve 6240-2350 sayı ile;

"Oluşa ve dosya içeriğine göre; sanık ... ile mağdur ...'in aynı mahallede ikamet ettikleri, ancak sanığın arkadaşları tarafından yapılan şikayet üzerine mağdur ...'in hırsızlık suçundan tutuklanması nedeniyle aralarında husumet oluştuğu, olay tarihinde gündüz saatlerinde mağdurun kardeşinin sanığın arkadaşı Abdulhalik tarafından darp edilmesi üzerine, mağdurun sanığın arkadaşlarının yanına gittiği, ancak herhangi bir kavga olmadığı,

olay tarihinde de akşam saat 22.00 sıralarında mağdur ... ve kız kardeşinin eşi tanık .....'ın tedavi gören yakınlarına yemek götürmek için evden ayrıldıkları sırada, sanık ve yanında bulunan diğer sanıklar ..., ..... ve arkadaşlarına rastlamaları üzerine,

sanık ...'ın yakında bulunan evinden pompalı av tüfeğini alarak çıktığı, sanık ...'ın av tüfeğini sanık ...'ın elinden alarak havaya bir el ateş ettiği, bunun üzerine mağdur ... ile tanık .....'ın evlerine doğru kaçmaya başladıkları, silah sesleri üzerine mağdur ...'in babası maktul ...'ın evden dışarıya çıktığı, yol üzerinde oğlu Yetiş'e rastlayan maktulün 'ben hallederim, onlarla konuşurum' diyerek sanık ... ve arkadaşlarına doğru yürüdüğü sırada, sanık ...'ın elinden av tüfeğini alan ...'ın maktul ve mağdura doğru hedef gözeterek iki el ateş ettiği,

sanığa daha yakın mesafedeki maktulün kafasına isabet eden saçma tanelerine bağlı beyin harabiyeti sonucu öldüğü, daha uzakta bulunan mağdur ...'in ise kafa ve sırt bölgelerinden saçma taneleri isabetine bağlı olarak yaralandığı, ancak saçmaların cilt ve cilt altı seyirli olup kafaya ve toraks boşluğuna girmemeleri nedeniyle, mağdurun hayati tehlike geçirmediği olayda;

Sanığın olayda kullandığı alet her ne kadar öldürmeye elverişli ise de; mağdura yönelik atış sayısı, atış mesafesi, olayda kullanılan silahın etki alanı ve yaraların niteliği ile sanığın ciddi bir engel durum bulunmamasına karşın mağdura yönelik eylemine devam etmemesi karşısında, sanığın eyleminin kasten silahla yaralama suçunu oluşturduğu gözetilmeden suçun niteliğinde hataya düşülerek, yazılı şekilde kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulması" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Yerel mahkeme ise 18.11.2013 gün ve 237-411 sayı ile;

"...mevcut olayda sanığın birden çok kez av tüfeği ile ateş ettiği, eylemi sonucu ...'nın öldüğü, ...'nın ise kaçarken sırtından ve kafasından yaralandığı, ele geçirilen av tüfeğinde ateş edilen av tüfeği fişeği dışında fişek olmadığı, bu sebeple eyleme devam etme şansının bulunmadığı, atış mesafesi içerisinde bulunan mağdurun kafasından ve sırtından yaralandığı, hedef gözetilen alanın mağdurun hayati tehlike geçirmesine sebebiyet verecek baş bölgesi olduğu, taraflar arasında önceye dayalı husumet bulunduğu, mevcut olayda sanığın kastının öldürmeye yönelik olduğu, olayın oluş şekli dikkate alındığında açık bir şekilde tespit edilmiştir." şeklindeki gerekçeyle önceki hükmünde direnmiştir.

Direnme hükmünün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.05.2014 gün ve 147195 sayılı "onama" istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Sanık ... hakkında kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sanıklar ....ve ..... Elden hakkında kasten öldürmeye yardım suçundan verilen beraat kararları Özel Dairece onanmak suretiyle; genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçundan sanıklar ..., ....ve ..... Elden hakkında, kasten öldürme suçuna teşebbüsten sanıklar ....ve ..... Elden hakkında kurulan hükümler ise temyiz taleplerinin reddedilmesi suretiyle kesinleşmiş olup, direnmenin kapsamına göre inceleme sanık ... hakkında kasten öldürme suçuna teşebbüsten kurulan mahkûmiyet hükmüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin kasten öldürme suçuna teşebbüs mü yoksa kasten yaralama suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkin ise de, Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle, hazır bulunduğu oturumda son söz sanığa verilmeden direnme hükmü kurulmasının, savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.

İncelenen dosya kapsamından;

Özel Dairenin bozma kararından sonra yerel mahkemece sanığın da hazır bulunduğu oturumda, bozma ilamına karşı önce sanık ve müdafiine diyeceklerinin sorulduğu, ardından Cumhuriyet savcısının görüşünün alındığı ve hazır bulunan sanığa son söz hakkı tanınmadan duruşmaya son verilip direnme hükmü kurulduğu anlaşılmaktadır.

1412 sayılı CMUK'nun 251. maddesine benzer hükümler içeren 5271 sayılı CMK'nun "Delillerin tartışılması" başlıklı 216. maddesinin üçüncü fıkrasında; "hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir" düzenlemesi yer almaktadır. Bu hüküm uyarınca katılmış olduğu takdirde son söz mutlaka sanığa verilerek duruşma bitirilecektir. Ceza muhakemesinde sanığın en önemli haklarından biri de savunma hakkı olup, hazır bulunduğu oturumda son söz sanığa verilmeden hüküm kurulması, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.03.2016 gün ve 216-109; 03.03.2015 gün ve 170-20; 03.06.2014 gün ve 1207- 309; 29.01.2013 gün ve 1406-30; 28.04.2009 gün ve 77-111; 29.01.2008 gün ve 193-7; 04.12.2007 gün ve 246-261; 25.04.2006 gün ve 3-124; 06.07.2004 gün ve 138-159 sayılı kararlarında açıkça belirtildiği üzere, savunma hakkı ile yakından ilgili olan son sözün sanığa ait bulunduğuna ilişkin usul kuralı emredici nitelikte olup, bu kurala uyulmaması kanuna mutlak aykırılık oluşturmaktadır.

Temyiz merciince verilen bozma kararından sonra ilk derece mahkemeleri tarafından yargılamaya devam olunduğunda, dava henüz sonuçlanmamış bulunduğundan, ilk defa hüküm kurulurken "son sözün sanığa verilmesi" kuralı, bozmadan sonra başlayan yargılamalarda da "kamu davasının kesintisizliği ve sürekliliği" ilkesinin doğal bir sonucu olarak aynen geçerli olacaktır.

Kovuşturmanın sona erdirilip hükmün tesis ve tefhimine geçilmesinden önce son söz alan tarafın sanık olması gerektiği şeklinde anlaşılması gereken "son sözün sanığa verilmesi" kuralına uyulmaması hali, gerek "savunma hakkının sınırlandırılamayacağı" ilkesine, gerekse CMK'nun 216. maddesinin üçüncü fıkrasına açık aykırılık teşkil edecek ve bu durum, temyiz incelemesi aşamasında hükmün esasına geçilmeden önce bozma nedeni kabul edilecektir.

Öğretide. "Son söz sanığındır. Son sözün sanığa verilmesi, müdafaa bakımından çok önemlidir. Bunun içindir ki son sözün hazır bulunan sanığa verilmemesi mutlak temyiz sebebi, hukuka kesin aykırılık ve dolayısıyla bozma sebebi sayılmaktadır." (Nurullah Kunter-Feridun Yenisey-Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, 18. Baskı, Beta Yayınları, İstanbul 2014, s. 1484). "Hüküm safhasına geçmeden önce son söz hazır olan sanığa verilmek zorundadır.

Bu hüküm silahların eşitliği ve suçsuzluk karinesi ilkelerinin gereği olarak düzenlenmiş, uyulması zorunlu ve emredici bir hükümdür.

Son sözün sanığa verilmesi bozmadan sonraki yargılamada da uyulması zorunlu bir usul kuralıdır." (Yener Ünver-Hakan Hakeri, Ceza Muhakemesi Hukuku, 7. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara 2013, cilt: 2, s. 146–149) şeklinde görüşler ileri sürülmek suretiyle, hükmün tesis ve tefhim edildiği duruşmada hazır bulunan sanığa mutlaka son sözün verilmesi gerektiği düşüncesi ittifakla benimsenmiştir.

Bu açıklamalar ışığında ön soruna ilişkin olarak yapılan değerlendirmede; Yerel mahkemece bozmadan sonra yapılan yargılama aşamasında sanık ve müdafii dinlendikten ve Cumhuriyet savcısından bozma ilamına ilişkin görüşü alındıktan sonra, hazır bulunan sanığa son sözleri sorulmadan yargılama bitirilmek suretiyle hükmün tesis ve tefhim edilmesi, CMK'nun 216/3. maddesine açıkça aykırılık oluşturduğundan, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuran bu usule aykırılık nedeniyle yerel mahkeme direnme hükmünün diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Açıklanan nedenlerle; 1- Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.11.2013 gün ve 237-411 sayılı direnme hükmünün, hükümden önce son sözün hazır bulunan sanığa verilmemesi isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.11.2016 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2014/313, K. 2016/407, 8 Kasım 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Türk Milleti Adına
  4. Ceza Genel Kurulu Kararı
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2014/313
Karar No
2016/407
Tarih
8 Kasım 2016

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2014/320 K.2016/3762
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2014/360 K.2016/421
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2014/374 K.2016/427
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2014/402 K.2016/431
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2014/467 K.2016/420
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2014/496 K.2016/409

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.