İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Ceza Genel Kurulu

YARGITAY · CEZA GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2014/426 K.2014/424

Çocukların cinsel istismarı suçundan sanık Y.E.S'in 5237 sayılı TCK'nun 103/2, 103/6, 43/1, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 17 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine…

Esas2014/426Karar2014/424Tarih14 Ekim 2014Okuma7 dk · 1.489 kelime

KÜNYE

Ceza Genel Kurulu 2014/426 E., 2014/424 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
14 Ekim 2014
Mahkemesi
IĞDIR Ağır Ceza
Günü
25.03.2014
Sayısı
44-82
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.489 kelime·7 dk okuma

Çocukların cinsel istismarı suçundan sanık Y.E.S'in 5237 sayılı TCK'nun 103/2, 103/6, 43/1, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 17 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin, Iğdır Ağır Ceza Mahkemesince verilen 14.08.2012 gün ve 123-146 sayılı resen temyize tâbi bulunan hükmün, sanık ve müdafii tarafından da temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 14. Ceza Dairesince 21.11.2013 gün ve 3337-11963 sayı ile; "Yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Dosya kapsamından; sanığın, suç tarihinde 15 yaşını tamamlamasına birkaç hafta kalan mağdurenin rızası ile cinsel ilişkiye girdikleri, Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 30.01.2012 tarihli raporu içeriğinden mağdurenin muayene esnasında sanıktan hoşlandığını, zorlama olmadığını, evlenme vaadiyle kandırıldığını daha sonra sanığın kendisini istemediğini anlayınca şikâyetçi olduğunu ve olaydan sonra defalarca intihar girişiminde bulunduğunu ifade etmesi,

mağdurun ruh sağlığındaki bozulmanın mağdurenin erken yaşta cinsel deneyim yaşamasına bağlı olabileceği gibi olay sonrası gelişen psikososyal çatışmalar nedeni ile de ortaya çıkabileceğinin belirtilmiş olması karşısında, ruh sağlığındaki bozulmanın cinsel istismar eyleminden sonraki süreçte sanığın mağdureyi istememesinden ve olay sonrası gelişen psikososyal çatışmalardan kaynaklanmış olabileceği hususunda şüphe oluştuğundan, şüphe sanık lehine değerlendirilerek TCK'nın 103/6. maddesinin tatbik imkanı bulunmadığı gözetilmeden hüküm kurulması" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Iğdır Ağır Ceza Mahkemesi ise 25.03.2014 gün ve 44-82 sayı ile;

"Adalet Bakanlığı İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 30.01.2012 tarih ve 0259 karar sayılı raporunda mağdurun bulunduğu olaydan kaynaklanmış ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede olan subklinik belirtilerle devam eden Post Travmatik Stres Bozukluğu ve Depresyon tespit edildiği, ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede olan bu tablonun iddia edildiği gibi cinsel istismara bağlı ortaya çıkabileceği; ancak bu psikiyatrik tablonun mağdurun hile,

şiddet veya zorlama olmaksızın erken yaşta cinsel deneyim yaşamasına bağlı olabileceği gibi olay sonrası gelişen psikososyal stres ve çatışmalar nedeniyle de ortaya çıkabileceği, bunlar arasında tıbben ayrım yapılamayacağı bildirilmiştir.

Her ne kadar raporda küçük yaşta cinsel deneyim yaşamasına bağlı olabileceği gibi olay sonrası gelişen psikososyal stres ve çatışmalar nedeniyle de ortaya çıkabileceği, bunlar arasında tıbben ayrım yapılamayacağı bildirilmiş ise de mahkememizce yukarıda anlatılan nedenlerle sanığın mağdura rızası dahilinde vücuda organ sokmak suretiyle cinsel istismar eyleminde bulunduğu kabul edildiğinden mağdurun ruh sağlığındaki bozulmaya neden olabilecek erken yaşta cinsel deneyim ya da olay sonrası gelişen psikososyal stres ve çatışmalarda olsa her iki durumda da mağdurun ruh sağlığındaki bozulma doğrudan sanığın cinsel istismar eyeminden meydana

geldiği mahkememizce kabul edilmiştir. Sanığın eylemi neticesinde mağdur erken yaşta cinsel deneyim yaşamıştır, yine sanığın eylemi neticesinde mağdurda olay sonrası gelişen psikososyal stres bozukluğu ve çatışmalar olmuştur.

Bu nedenlerle kurul tarfından ikisi arasında bir ayrım yapılamamış ise de TCK'nun 103/6. maddesi gereğince suçun sonucunda mağdurun ruh sağlığının bozulup bozulmadığı önem arz etmekte olup yukarıda açıklanan nedenlerle de sanığın eylemi yani suçun sonucunda mağdurun ruh sağlığının bozulduğu kabul edilmiştir" gerekçesiyle önceki hükmünde direnmiştir.

Resen temyize tabi olan bu hükmün de sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının "onama" istekli 11.06.2014 gün ve 206599 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

Sanığın çocukların cinsel istismarı suçundan cezalandırılmasına karar verilen somut olayda, Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nun 103/6. maddesinin uygulanma şartlarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya kapsamından;

Adliyede emanet memuru olarak görev yapan sanığın, suç tarihinde 15 yaşından küçük olan mağdure ile rızasıyla Adliye lojmanının bodrum katında ve kendisine ait arabada birden fazla, anal yoldan ve fiili livata yoluyla cinsel ilişkiye girdiği, olayın üzerinden yaklaşık 4-5 ay geçtikten sonra mağdurenin olayı annesine anlattığı ve annesi ile birlikte Cumhuriyet savcılığına giderek şikayetçi oldukları,

Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 30.01.2012 tarihli raporunun (4) numaralı muayene kaydı bölümünde; “sorulduğunda abi kardeş olarak gördüğünü, ondan hoşlandığını, zorlama olmadığını, evlenme vadiyle kandırdığını, sonra istemediğini anlayınca şikayet ettiğini, olaydan sonra defalarca intihar girişimi olduğunu, elinde fotoğrafları olduğunu ve tehdit ettiğini, mutsuz, keyifsiz olduğunu, zaman zaman ağlamaları olduğunu, muayenesinde zorlayıcı, rahatsız edeci anılar, anımsatan ve sembolize eden konularla ilgili rahatsızlık, olayla ilgili tekrarlayıcı sıkıntılı rüyalar, travmaya eşlik etmiş düşünce ve duygulardan kaçınma,

travmaya ilişkin etkinlik ve ortamdan kaçınma, önemli etkinliklere ilgi azalması, insanlardan uzaklaşma ve yabancılaşma, uykuya dalmakta ve sürdürmekte zorluk, yoğunlaşmakta güçlük, sosyal işlevsellik, mesleki-akademik etki, suçluluk olduğu, depresyon ve subklinik travma sonrası stres bozukluğu tespit edildiği” bilgilerinin yer aldığı,

Sonuç bölümünde ise “...mağduru bulunduğu olaydan kaynaklanmış ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede olan (Sublinik belirtilerle devam eden Post Travmatik Stres Bozukluğu ve Depresyon) tespit edildiği, ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede olan bu tablonun iddia edildiği gibi cinsel istismara bağlı ortaya çıkabileceği; ancak bu psikiyatrik tablonun mağdurun hile, şiddet veya zorlama olmaksızın erken yaşta cinsel deneyim yaşamasına bağlı olabileceği gibi olay sonrası gelişen psikososyal stres ve çatışmaların nedeniyle de ortaya çıkabileceği, bunlar arasında tıbben ayrım yapılamayacağı oy birliği ile mütalaa olunur” şeklinde görüş açıklandığı,

Anlaşılmaktadır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanununun suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 103. maddesinde;

"(1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismar deyiminden;

a) Onbeş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,

b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar, anlaşılır.

(2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) Cinsel istismarın üstsoy, ikinci veya üçüncü derecede kan hısmı, üvey baba, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, sağlık hizmeti veren veya koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle veya birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehdit kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

(6) Suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması hâlinde, onbeş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.

(7) Suçun mağdurun bitkisel hayata girmesine veya ölümüne neden olması durumunda, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur" şeklindeki düzenleme yer almaktadır.

6545 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önce maddenin 6. fıkrasında cinsel saldırı suçunun fiile bağlı neticesi sebebiyle ağırlaşmış halleri düzenlenmiş, fıkranın gerekçesinde; "söz konusu suçun işlenmesi suretiyle mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulmasına neden olunması, daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektirmektedir" denilmiştir.

İlgili fıkranın uygulanabilmesi için cinsel istismar ya da saldırı sonucuna bağlı olarak mağdurun beden veya ruh sağlığında bozulma meydana gelmeli ve sanığın eylemi ile ortaya çıkan sonuç arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Mağdurun ruh veya beden sağlığının bozulup bozulmadığı hususunda mutlaka adli rapor alınması gerekmekle birlikte, ruh sağlığındaki bozulmanın sanığın eylemi nedeniyle olup olmadığı tereddüte yer verilmeyecek şekilde tespit edilmelidir.

Mağdurun ruh sağlığındaki bozulmanın suçun doğrudan sonucundan kaynaklanması gerekmekte olup, eylemden sonra ailenin ve çevrenin gösterdiği tepkiler, özellikle de rızaya dayalı ilişkilerde sanığın ilişkiyi devam ettirmemesi veya verdiği sözleri yerine getirmemesi nedeniyle mağdurun ruh sağlığındaki bozulmalardan sanık sorumlu tutulmamalıdır.

Bununla birlikte ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi olan, insan haklarına dayalı, demokratik rejimle yönetilen ülkelerin hukuk sistemlerinde bulunması gereken, öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" şeklinde, Latincede ise "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi uyarınca, sanığın eylemi ile mağdurun ruh sağlığının bozulması arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı konusunda oluşacak şüphe sanık lehine yorumlanmalıdır.

Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

Sanığın, suç tarihinde yaklaşık olarak 14 yaş 11 aylık olan mağdure ile rızasıyla birçok kez ilişkiye girdiği sabit olan olayda, mağdurenin sanıktan hoşlandığını ve rızasıyla ilişkiye girdiğini beyan etmesi, Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 30.01.2012 tarihli raporunda, hile,

şiddet veya zorlama olmaksızın erken yaşta cinsel deneyim yaşamasına bağlı olabileceği gibi olay sonrası gelişen psikososyal stres ve çatışmaların nedeniyle de ortaya çıkabileceği, bunlar arasında tıbben ayrım yapılamayacağı şeklinde görüş açıklanmak suretiyle mağdurenin ruh sağlığının neden bozulduğu yönünde kesin bir belirlemenin yapılamamış olması karşısında, mağdurenin ruh sağlığındaki bozulmanın sanığın eyleminden kaynaklanıp kaynaklanmadığının tereddüte yer bırakmayacak şekilde tespit edilememesi nedeniyle oluşan bu şüphenin sanık lehine yorumlanması gerektiğinden,

sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nun 103/6. maddesinin uygulanma şartlarının bulunmadığı kabul edilmelidir.

Bu itibarla, yerel mahkeme direnme hükmünün sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nun 103/6. maddesinin uygulanma şartlarının bulunmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan Genel Kurul Başkanı ve altı Genel Kurul Üyesi; "Somut olayda cinsel saldırı eylemi ile mağdurenin ruh sağlığının bozulması arasında illiyet bağını ortadan kaldıran herhangi bir neden bulunmadığından ve işlenen suçun sonucunda mağdurenin ruh sağlığı bozulduğundan yerel mahkeme direnme kararının onanması gerektiği" görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Açıklanan nedenlerle; 1- Iğdır Ağır Ceza Mahkemesinin 25.03.2014 gün ve 44-82 sayılı direnme hükmünün, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nun 103/6. maddesinin uygulanma şartlarının bulunmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.09.2014 tarihli birinci müzakerede yeterli yasal çoğunluk sağlanamadığın- dan, 14.10.2014 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2014/426, K. 2014/424, 14 Ekim 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2014/426
Karar No
2014/424
Tarih
14 Ekim 2014

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2014/427 K.2014/15094
  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E.2014/427 K.2014/5593
  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E.2014/428 K.2014/5534
  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E.2014/430 K.2014/5535
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2014/430 K.2014/17688
  • Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2014/433 K.2014/9877

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.