İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Ceza Genel Kurulu

YARGITAY · CEZA GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2014/736 K.2016/258

Resmi belgede sahtecilik suçundan sanığın TCK'nun 204/1, 62 ve 53. maddeleri gereğince iki kez bir yıl sekiz ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin, Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 16.04.2008 gün ve 571-362 sayılı…

Esas2014/736Karar2016/258Tarih10 Mayıs 2016Okuma10 dk · 1.917 kelime

KÜNYE

Ceza Genel Kurulu 2014/736 E., 2016/258 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
10 Mayıs 2016
Yargıtay Dairesi
11. Ceza Dairesi
Mahkemesi
Asliye Ceza
Günü
14.03.2013
Sayısı
82-182
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.917 kelime·10 dk okuma·2 bölüm

Resmi belgede sahtecilik suçundan sanığın TCK'nun 204/1, 62 ve 53. maddeleri gereğince iki kez bir yıl sekiz ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin, Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 16.04.2008 gün ve 571-362 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesince 26.12.2012 gün ve 8810-22401 sayı ile; sanığın, 08.01.2004 tarihli resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine dair hükmün onanmasına; 17.08.2004 tarihli resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyetine dair hükmün ise;

"1-5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesinde yer alan, 'lehe olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir' hükmü karşısında, suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nun ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanıp, leh ve aleyhteki hükümleri ayrı ayrı ele alınarak, ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın tespiti gerekirken, bu ilkelere uyulmadan ve denetime olanak vermeyecek şekilde 5237 sayılı Yasa hükümlerinin lehe olduğundan bahisle yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması,

2-Suç tarihi itibariyle sanığın adli sicil kaydındaki sabıkasının silinme koşullarının gerçekleştiği gözetilmeden 'kasıtlı suçtan sabıkası olduğundan bahisle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi" isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.

Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesi ise 14.03.2013 gün ve 82-182 sayı ile;

"Sanık hakkında iki ayrı resmi evrakta sahtecilik suçundan ayrı ayrı cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır. Suç tarihi olarak daha önceki gerekçeli kararımızda 08.01.2004 ve 17.08.2004 tarihleri ile ilgili iki ayrı suç hakkında aynı gerekçelerle ayrı ayrı ceza tertip edilmiş, Yargıtayca birinci karar yani 08.01.2004 suç tarihli suça ilişkin karar onanmış, ikinci suç olan 17.08.2004 tarihi ile ilgili ise CMK'nun 231. maddesinin uygulanmaması ve lehe Kanun uyarlamasının istenildiği gibi yapılmaması gerekçesine dayanılarak bozulmuştur.

Mahkememiz her iki ayrı suç için birlikte lehe Kanun değerlendirmesi yaptığı gibi; CMK'nun 231. maddesinin de gerekçeleri aynıdır. İki aynı tip ayrı suç nedeniyle birinci suçun onanıp ikinci suçun onanmaması yasaya aykırıdır bu nedenle ısrar kararı verilmiştir.

Sanığın 8.1.2004 ve 17.8.2004 tarihlerinde ve iki suç tarihi arasında 7 aydan fazla bir süre olacak şekilde iki kez resmi hasta sevk kağıdı arkasına doktorların kaşesini kullanarak kendi kendine rapor verdiği ve savunmanın aksine bu raporları yasal anlamda kullandığı:

İkrar, dosyadaki askeri yargılama evresi ve davaya konu raporlardan anlaşılmış olup, sanığın eyleminin suç tarihi itibariyle hangi kanunun uygulanmasını gerektirecektir hususunda aşağıdaki inceleme gerçekleştirilmiştir.

Sanığın eylemi 765 sayılı TCK'nun 356. maddesine değil 342/1. maddesine girmekte olup, 765 sayılı TCK'nun 342/1. maddesi incelendiğinde iki ve sekiz sene arasında ağır hapis ve ayrıca 31 ve 33. maddelerine göre kısıtlamalar gerektirdiği, bu suçun 5237 sayılı TCK'nundaki karşıt maddesinin ise 204. madde olup iki ve beş yıl arasında hapis cezasını gerektireceği, üst sınır yönünden 5237 sayılı TCK'nun sanık lehine olduğu ve oluşa göre sanığın sahtecilik eyleminin iki ayrı tarihte iki kez meydana geldiği ve sanığın sevk kağıdı arkasına rapor yazıp kaşe kullanmak suretiyle sahteciliğini resmi evrak üzerinde gerçekleştirdiği..." şeklindeki gerekçeyle önceki hükmünde direnmiştir.

Direnme hükmünün de sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.05.2014 gün, 107363 sayı ve "onama" istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve çözülmesi gereken uyuşmazlıklar; lehe yasa karşılaştırmasının usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı ile sanık hakkında daha önce kasıtlı suçtan sabıkası bulunduğundan bahisle CMK'nun 231/5. maddesinin uygulanmama- sının isabetli olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. İncelenen dosya kapsamından;

Ankara Jandarma Ordu Donatım Ana Depo Komutanlığı emrinde görevli astsubay iken malulen emekliye ayrılan sanık ...’nin 08.01.2004 ve 09.08.2004 tarihlerinde rahatsızlandığını beyan ederek kendisini Jandarma Lojistik Komutanlığı Dispanserine, oradan da GATA Hastanesine sevk ettirip Dr. Mustafa Ciğerim’in kaşesini kullanarak ve onun yerine imza atıp, baştabipliğe onaylatmak suretiyle 08.01.2004 tarihli 20 günlük ve 17.08.2004 tarihli 15 günlük sahte istirahat raporları düzenleyerek amirlerine verdiği, 08.01.2004 tarihli rapordaki sıhhi iznin tamamını kullandığı,

17.08.2004 tarihli rapordaki sıhhi iznin ise bir gününü kullandıktan sonra amiri olan teğmen Cihad Öner’in sanığın hastalığı ile ilgili bilgi almak üzere hastaneyi aradığında istirahat raporunu verdiği görünen doktorun 2003 yılında başka bir hastaneye atandığını öğrenmesi ve raporları incelediğinde birinci ve ikinci rapordaki aynı doktora ait imzaların farklı olduğunu görmesi üzerine sanığın geri çağırıldığı, hakkında tutanak tutulup askerlikten kurtulmak için hile yapmak suçundan askeri mahkemeye kamu davası açıldığı,

emekli olmasından sonra verilen görevsizlik kararı üzerine dosyanın gönderildiği Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda resmi belgede sahtecilik suçundan lehine kabul edilen 5237 sayılı TCK’nun 204/1, 62 ve 53. maddeleri uyarınca iki kez 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, sabıkalı oluşu ve suçu işledikten sonra pişmanlık duyduğuna dair bir kanı hâsıl olmaması nedeniyle cezasının ertelenmesine yer olmadığına, yine kasıtlı suçtan sabıkalı olması nedeniyle CMK’nun 231. maddesinin uygulanmasına da yer olmadığına karar verildiği,

hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yüksek 11. Ceza Dairesince.

08.01.2004 tarihli suçtan kurulan hükmün sanığın 765 sayılı TCK hükümlerine göre tekerrüre esas sabıkası bulunduğundan 5237 sayılı TCK hükümlerinin lehe kabul edilmesinde ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasında bir isabetsizlik bulunmadığından onanmasına, 17.08.2004 tarihli suçtan kurulan hükmün ise bu suç tarihi itibariyle adli sicil kaydındaki sabıkasının silinme koşullarının gerçekleştiği gözetildiğinde lehe yasa karşılaştırılmasının usulüne uygun yapılmaması ve dosya kapsamına uygun olmayan gerekçe ile CMK'nun 231/5. maddesinin uygulanmaması isabetsizliklerinden bozulmasına karar verildiği,

yerel mahkemece somut bir karşılaştırma yapılmadan sadece cezaların üst sınırına bakılarak 5237 sayılı TCK hükümlerinin lehe kabul edildiği ve sanığın kasıtlı suçtan sabıkası bulunduğu gerekçesiyle CMK'nun 231/5. maddesinin uygulanmadığı,

sanığın kıta komutanlığı ve Adli Sicil İstatistik Genel Müdürlüğünce gönderilen kayıtlara göre, “zimmet” suçundan Askeri Ceza Kanununun 131/1, 765 sayılı TCK’nun 59/2, 647 sayılı Kanunun 4. maddeleri gereğince verilmiş ve infaz edilmiş 125.000 Lira ve görevi ihmal suçundan 765 sayılı TCK’nun 230/1, 80, 647 sayılı Kanunun 4. maddeleri uyarınca verilmiş ve 12.04.1999 tarihinde infaz edilmiş 875.000 Lira ağır para cezasından ibaret iki adet mahkûmiyetinin bulunduğu,

görevi ihmal suçundan hükümlülüğün 17.08.2004 olan suç tarihi itibariyle silinme koşullarının oluştuğu, zimmet suçu mahkûmiyetinin 14.10.1997 gün ve 1997/179 Esas ve 512 Karar sayılı olduğu, dosya içerisindeki kayıtlardan kesinleştiği ve infaz edildiği anlaşılmakla birlikte kesinleşme ve infaz tarihlerinin tam olarak belirli olmadığı, cezanın en lehe karar günü infaz edildiği kabul edilse bile zimmet suçunun yüz kızartıcı suçlardan olduğu gözetildiğinde tarihi itibariyle 10 yıllık silinme süresinin henüz dolmadığı,

Anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlık konularının sırasıyla ele alınmasında yarar bulunmaktadır.

1- Lehe yasa karşılaştırmasının usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı:

1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren, 5252 sayılı Türk Ceza Yasasının Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Yasanın; “Lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul” başlıklı 9. maddesinde;

“(1) 1 Haziran 2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak, Türk Ceza Kanununun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde, duruşma yapılmaksızın da karar verilebilir.

(2) Birinci fıkra hükmü, 1 Haziran 2005 tarihinden önce verilip de Yargıtay tarafından lehe olan hükümlerin uygulanması hususunda değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle bozularak mahkemesine gönderilen hükümler hakkında da uygulanır.

(3) Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.

(4) Kesin hükümle sonuçlanmış olan davalarda, sonradan yürürlüğe giren bir kanunla ilgili olarak lehe hükmün belirlenmesi ve uygulanması amacıyla yapılan yargılama bakımından dava zamanaşımına ilişkin hükümler uygulanmaz ”

Hükmüne yer verilmiş olup, anılan maddenin 3. fıkrasındaki düzenleme; olaya her iki yasanın ilgili tüm hükümleri birbirine karıştırılmaksızın uygulanmak suretiyle ayrı ayrı sonuçlar belirlenmesini ve bunların karşılaştırılmasını gerekli kılmaktadır. Lehe yasanın saptanması için, maddi olaya eski yasalar ile yeni yasa yekdiğerinin hiçbir hükmü karıştırılmadan bir bütün halinde uygulanmalı ve uygulama sonucunda ortaya çıkan sonuçlar birbirleriyle karşılaştırılmalıdır.

Somut olayda yerel mahkemece bu ilkeye uyulmadan sadece sanığın eyleminin uygun bulunduğu “resmi belgede sahtecilik” suçunun 765 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunlarındaki alt ve üst sınırlarının karşılaştırılması ile yetinilip alt sınırdan ceza tayin edildiğinde 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarına 765 sayılı TCK’nda yer verilmemesi nedeniyle 765 sayılı TCK hükümlerinin sanık lehine olacağı da gözetilmeden hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

Açıklanan nedenlerle, bu uyuşmazlık yönünden direnme gerekçesi isabetli değildir.

2-Sanık hakkında daha önce kasıtlı suçtan sabıkası bulunduğundan bahisle CMK’nun 231/5. maddesinin uygulanmamasının isabetli olup olmadığı:

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, hukukumuzda ilk kez çocuklar hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 23. maddesi ile kabul edilmiş, 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanunun 23. maddesiyle 5271 sayılı Kanunun 231. maddesine eklenen 5 ila 14. fıkrayla büyükler için de uygulamaya konulmuş, aynı kanunun 40. maddesi ile 5395 sayılı Kanunun 23. maddesi değiştirilmek suretiyle, denetim süresindeki farklılıklar hariç tutulmak kaydıyla çocuk suçlular ile yetişkin suçlular, hükmün açıklanmasının geri bırakılması açısından aynı şartlara tâbi kılınmıştır.

Başlangıçta yalnızca yetişkin sanıklar yönünden şikâyete bağlı suçlarla sınırlı olarak hüküm altına alınan, bir yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezaları için kabul edilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile 5271 sayılı Kanunun 231. maddesinin 5 ve 14. fıkralarında yapılan değişiklik sonucu, Anayasanın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlar istisna olmak üzere,

iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezalarına ilişkin suçları kapsayacak şekilde düzenlenmiş ve 28.06.2014 tarih ve 29044 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 72. maddesi ile 231. maddenin 8. fıkrasına "Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasına karar verilemez" cümlesi eklenmiştir.

5560, 5728, 5739 ve 6008 sayılı Kanunlarla 5271 sayılı CMK'nun 231. maddesinde yapılan değişiklikler göz önüne alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için;

1) Suça ilişkin olarak;

a- Yapılan yargılama sonucu hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması,

b- Suçun Anayasanın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlardan olmaması,

2) Sanığa ilişkin olarak;

a- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm edilmemiş olması,

b- Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,

c- Mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önüne alınarak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate ulaşılması,

d- Sanığın, hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediğine dair bir beyanının olmaması,

Şartlarının gerçekleşmesi gerekmektedir.

Bu şartların varlığı halinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecek ve onsekiz yaşından büyük olan sanıklar beş yıl, suça sürüklenen çocuklar ise üç yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulacaktır.

Bu açıklamalar ışığında ikinci uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

Sanığın K.K.K. 9. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesince Ocak 1996 tarihinde işlediği “zimmet” suçundan 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunun 131, 765 sayılı TCK’nun 59/2, 647 sayılı Kanunun 4. maddeleri gereğince verilmiş ve infaz edilmiş 125.000 Lira ağır para cezası mahkûmiyeti bulunmakta olup 14.10.1997 gün ve 179-512 sayılı bu kararın “zimmet” suçunun yüz kızartıcı suçlardan olduğu gözetildiğinde 17.08.2004 olan suç tarihi itibariyle silinme koşulları oluşmamıştır.

Daha önce kasıtlı suçtan silinme koşulları oluşmamış mahkûmiyeti bulunan sanık hakkında CMK 231/5. maddesinin uygulanması mümkün olmayıp bu uyuşmazlık yönünden direnme gerekçesi isabetlidir.

Kaldı ki yerel mahkemece sanığın suçu işledikten sonra pişmanlık duyduğuna dair bir kanı hâsıl olmadığından cezasının ertelenmemesine karar verilmiş olup bu gerekçenin CMK'nun 231. maddesinde aynı şekilde yer alan sübjektif şarta uygun olduğu, sanığın yeniden suç işlemeyeceği yönünde olumsuz kanaatini açıklayan yerel mahkemeden objektif şart yönünden gösterdiği gerekçenin dosya kapsamına uygun olmadığından bahisle tekrar değerlendirilme yapılmasını istemenin bir fayda sağlamayacağı gibi, yargılamayı gereksiz yere uzatacağı hususları göz önüne alındığında bu uyuşmazlık yönünden Özel Dairenin bozma kararında isabet bulunmadığı anlaşılmaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Açıklanan nedenlerle; 1-Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.03.2013 gün ve 82-182 sayılı direnme hükmünün, a) Sanık hakkında CMK'nun 231/5. maddesinin uygulanma şartlarının bulunmadığına ilişkin direnme gerekçesinin İSABETLİ OLDUĞUNA, b) Lehe yasa karşılaştırılmasının usulüne uygun olarak yapılmaması isabetsizliğinden ise BOZULMASINA, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.05.2016 tarihinde yapılan müzakerede her iki uyuşmazlık yönünden oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2014/736, K. 2016/258, 10 Mayıs 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Türk Milleti Adına
  4. Ceza Genel Kurulu Kararı
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2014/736
Karar No
2016/258
Tarih
10 Mayıs 2016

İlgili Kararlar

  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2014/737 K.2016/223
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2014/742 K.2016/578
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2014/754 K.2016/4569
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2014/757 K.2016/5590
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2014/764 K.2016/595
  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2014/776 K.2016/4997

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.