İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Ceza Genel Kurulu

YARGITAY · CEZA GENEL KURULU

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2014/804 K.2015/70

KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU (2918) Madde 59

Esas2014/804Karar2015/70Tarih24 Mart 2015Okuma12 dk · 2.397 kelime

KÜNYE

Ceza Genel Kurulu 2014/804 E., 2015/70 K.·Taksirle Ölüme Neden Olma Asli Kusur Zorunlu Hal Kaza Tespit Tutanağı

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
24 Mart 2015
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.397 kelime·12 dk okuma·1 bölüm

KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU (2918) Madde 59

KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU (2918) Madde 60

TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 22

"İçtihat Metni"Taksirle ölüme ve yaralamaya neden olma suçundan sanık H.. Ç..'ın beraatine ilişkin, Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 18.10.2011 gün ve 88-564 sayılı hükmün katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 21.11.2013 gün ve 3956-26392 sayı ile;

“18.01.2011 günü saat 16.30 sıralarında, sanığın kullandığı kargo şirketine ait kamyonetin Ankara-Çubuk karayolunda, havalimanı yönünde üç şeritli yolun sağ şeridinde, yolun karşısında bulunan işyerine kargo bırakmak için yardımcı elemanın karşıya geçtiği ve sanığın aracın içindeyken dörtlülerini yakıp duraklamakta olduğu esnada; aynı yönden gelen ve ölen M..

D..’nin kullandığı otomobilin kargo kamyonetine arkadan çarpması ve iki kişinin ölümü ile bir kişinin hayat fonksiyonlarına etkisi dördüncü derece kemik kırığı olacak şekilde yaralanması ile sonuçlanan olayda; sanığın duraklamanın yasak olduğu taşıt yolu üzerinde duraklaması nedeni ile kusurlu olduğunun tespitine ilişkin trafik kaza tespit tutanağının oluşa ve dosya içeriğine uygun olduğu ve sanığın mahkumiyeti yerine bilirkişi raporuna itibarla sanığın beraatına karar verilmesi” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Yerel mahkeme ise 02.04.2014 gün ve 93-110 sayı ile;

"...Olay günü maktul M.. D..'nin sevk ve idaresindeki 06 .... plakalı araçla Ankara-Çubuk istikametinde seyir halinde iken yol kenarında park etmiş ve uyarı babından dörtlü sinyallerinin yanık olduğu anlaşılan 34 ...plaka sayılı araca arkadan çarpmak suretiyle iki kişinin öldüğü ve katılan K.. D..'nin ağır şekilde yaralandığı sabittir.

İlk kararımızda da belirtildiği üzere olay tarihinde güneşin batış saati 18.03 olup kazanın 17.00 sıralarında meydana gelmiş olması nedeni ile havanın aydınlık olduğunda bir tereddüt yoktur.

Trafik kaza tutanağından da görüleceği üzere Ankara-Çubuk yolunun asfalt kaplama, 12.70 metre genişliğinde, 3 şeritli ve yüzeyinin kuru olduğu anlaşılmaktadır. Kazanın meydana geldiği yerde görüşü engelleyecek viraj, tepe üstü şeklinde bir mani de yoktur. Trafik memurlarınca düzenlenen ve Yargıtay bozma ilamına konu 18.01.2011 tarihli raporda; sanığın yerleşim birimleri dışındaki karayolunun taşıt yolu üzerinde zorunlu haller dışında park etme, duraklama ve her durumda gerekli tedbirleri almama kuralını ihlal ettiği gerekçesi ile kusurlu bulunmuştur.

Trafik Kaza Raporu yolun teknik durumu itibari ile salt taşıt yolunda durmuş olması sebebi ile kazanın meydana gelmesinde kusurlu sayılıp sayılmayacağı konusunda uzman teknik bilirkişiye gidilmiş 18.04.2011 tarihli raporda; açıkca durulan yer ve sebepleri de yazılmak suretiyle sanığa kusur atfedilemeyeceği belirtilmiş, bu rapor mahkememizce yeterli ve yerinde bulunmuştur.

2918 sayılı Yasanın 59 ve 60. maddeleri açıkça duraklamanın yasak olduğu yerleri zikretmiş olup sanığın durakladığı yerin 2918 sayılı Yasanın 60. maddesinde sayılan yerlerden olmadığı açıkça görülmektedir.

Kaldı ki; sanığın duraklaması, park etmesi yasak yerlerden olduğu kabul edilse dahi idari nitelikte kusur sayılacak bu eylemin meydana gelen neticeye sebep olup olmayacağı tartışılmalıdır.

Suçun maddi unsurları teoride tanımlanırken hareket, netice ve aradaki illiyet bağının varlığı aranmaktadır.

Olayda sanık yukarıda değinildiği gibi hatalı park etmiş olsa dahi bu park sebebi ile kazanın oluşup oluşmadığı zikredilmelidir. Zira trafik kaza tutanağı sadece durulması yasak yerlerde durmuş olması nedeni ile sanığa kusur atfetmektedir.

Kaza netice itibari ile facia denecek ağırlıktadır. 2 ölü 1 ağır yaralının mevcudiyeti karşısında duygusal olarak düşünülecek olursa sanığı cezalandırmak gerekebilir, ancak ceza yargılamasında duygusallığa yer vermek adaletsizliğin ta kendisi olacaktır, hak ihlali olacaktır.

Havanın gündüz, yolun 3 şeritli, aracın durması sebebi ile görüşün herhangi bir şekilde engellenmemiş olması ve özellikle aksi de kanıtlanamadığından dörtlü sinyallerin de yanık olması karşısında maktulün rahatlıkla iki ayrı şeritten geçip gitme ihtimali varken dalgınlık, uykusuzluk ve benzeri sebeple yolda duran ve geçişi engellemeyen sanığın aracına gidip arkadan çarpmasında kanunun aradığı manada illiyet bağının olmadığı kanaatına varılmıştır.

Taksirli suçlar Yargıtay uygulamalarından da anlaşılacağı üzere kişilere dikkatli ve özenli davranma konusunda yükümlülük getirmektedir. Bu yükümlüğün ihlali yaptırımla karşılanmaktadır. Ancak gerek kasıtlı gerek taksirli suçlar bakımından da fiil ile netice arasında illiyet bağının varlığı yukarıda tanımlandığı gibi zorunludur.

Sanığın yolda duraklamış olması kusurlu kabul edilse dahi bu trafik cezasını gerektirecek nitelikte bir eylem olup salt bu eylem ile netice arasında illiyet bağı olmadığından sanığa kusur atfedilememiştir" gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.

Bu hükmün de Cumhuriyet savcısı ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.12.2014 gün ve 163927 sayılı “bozma” istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

CEZA GENEL KURULU KARARI

Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; iki kişinin ölümü ve bir kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan olayda sanığın kusurunun bulunup bulunmadığı ve buna bağlı olarak taksirle ölüme ve yaralamaya neden olma suçunun sabit olup olmadığının tespitine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından;

Bir kargo şirketinde şoför olarak çalışan sanığın aynı işyerinde kurye olan tanık Y..

B..'yı yanına alıp Çubuk İlçesi'ne kargo teslim etmek üzere Ford Transit marka kapalı kasa kamyonetle yola çıktığı, saat 16.30-17.00 sıralarında Ankara-Çubuk Karayolu'nun 3,8. km'sinde teslimat yapacakları firmanın karşısına geldiklerinde, üç şeritli yolun en sağ şeridinde duraklayıp aracı stop ettirmeden el frenini çekip dörtlü flaşörlerini de yakarak kuryeden yolun karşısındaki büfeye gidip kargoyu büfeye mi yoksa fabrikaya mı teslim edeceklerini sormasını istediği, kurye büfeye giderken sanığın araçta beklediği sırada sürücü koltuğunda M..

D.., ön sağ koltuğunda A.. D.. ve arka koltukta katılan K.. D..'nin bulunduğu 1997 model Doğan SLX marka aracın, sanığın duraklamakta olan aracına arkadan çarptığı, A.. D..'nin kaza mahallinde, M.. D..'nin üç gün yoğun bakımda kaldıktan sonra hastanede öldüğü, K..

D..'nin ise, hayati tehlike geçirmeyecek, ancak basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olmayan, hayat fonksiyonlarına etkisi dördüncü derece kemik kırığı olacak şekilde yaralandığı, sürücü belgeli sanığın alkolsüz olduğu, ölen şoför M.. D..'nin ise alkol tetkikinin yapılmadığı,

Trafik kazası tespit tutanağında; Ankara ilinden Çubuk ilçesi istikametine seyir halinde olan ölen M.. D.. yönetimindeki aracın Ankara-Çubuk yolunun 3,8. km'sine geldiğinde yolun sağ şeridinde duraklamış olarak bekleyen sanığın aracına arkadan çarpması sonucu kazanın meydana geldiği, bu kazada ölen M.. D..'nin asli kusurlardan "arkadan çarpma" sanığın ise yine asli kusurlardan "yerleşim birimleri dışındaki karayolunun taşıt yolu üzerinde zorunlu haller dışında park etme veya duraklama ve her durumda gerekli tedbirleri almama" kuralını ihlal ettiği bilgilerine yer verildiği,

Olay yeri inceleme raporunda; asfalt yol yüzeyinin kuru, genişliğinin 12,70 metre olduğu, kaza mahallinde herhangi bir fren izinin bulunmadığı, kaza mahallinde duraklama yapıldığına dair bir uyarı işaret levhasının da olmadığının belirtildiği,

Kovuşturma aşamasında emekli trafik uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda ise.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun tanımlar maddesinde duraklamanın; trafik zorunlulukları dışında araçların insan indirmek ve bindirmek, eşya yüklemek boşaltmak veya beklemek amacıyla kısa süre için durdurulması olarak tarif edildiği, aynı kanunun 59. maddesinde yerleşim birimleri dışındaki karayolunda zorunlu haller dışında taşıt yolu üzerinde duraklamak veya park etmenin yasak olduğunun belirtildiği, 60. maddesinde ise, duraklamanın yasak olduğu yerlerin açıklandığı, bu durumda sanığın kullandığı kamyonetin durakladığı yerde belirtilen yasakların hiçbirinin bulunmadığı,

sanığa olayın meydana geldiği yerde duraklamasından dolayı kusur izafe edilemeyeceği, arka istikametten gelerek arkadan çarpan müteveffa sürücünün otomobilinden korunma ya da olayı önleme imkanının bulunmadığı, müteveffa sürücünün ise seyrettiği yolun refüjle bölünmüş tek istikametli ve 12,70 metre genişlikte olduğunu düşünerek, yolda seyreden diğer araçları da dikkate alarak süratini tehlikeli bir durumun oluşması halinde en kısa mesafede aracını durdurabileceği asgari hıza düşürmesi, yolu kontrol edip dikkatini yola vermesi,

önünde ve sağında duraklamış olarak bekleyen sanığın aracını gördüğünde yolun boş olan sol tarafına girmesi gerekirken bu tedbirlere dikkat etmeden sanığın aracına çarpmasıyla 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 84. maddesinin d bendinde belirlenen trafik kuralını ihlal edip aşırı derecede dikkatsizlik ve tedbirsizlikte bulunduğu ve olayda tamamen kusurlu olduğu, dosyadaki trafik kazası tespit tutanağını düzenleyen bilirkişilerin kanaatine iştirak edilmediği, zira raporun Karayolları Trafik Kanunu'nun 60. madde hükümleri dikkate alınmadan sadece 59. maddesi esas alınmak suretiyle düzenlendiği kanaatinin açıklandığı,

Anlaşılmaktadır.

Ölenlerin bulunduğu aracın arka koltuğunda oturan ve kazada yaralanan müdahil K.. D..; Çubuk'a geldiklerinde Ankara Bulvarı'nda bir araca çarptıklarını, kaza anını hatırlamadığını beyan etmiş,

Tanık Y.. B..; Ankara-Çubuk yolunda ilerlerken sanığın yolun sağında durduğunu, kendisinin yolun karşısında bulunan büfeye kargoyu nereye bırakacaklarını sormaya gittiğini, dönerken tam orta refüjde bulunduğu sırada büyük bir gürültü duyunca dönüp baktığında kazayı gördüğünü, kaza esnasında karşıdan karşıya geçtiği için yolun diğer tarafına baktığını, bu nedenle çarpma anını göremediğini, ancak herhangi bir fren veya korna sesi duymadığını, kaza esnasında sanığın aracının yol kenarında dörtlü sinyal lambaları yanık, motorunun çalışır vaziyette olduğunu, havanın henüz kararmadığını, yolun düz olduğunu, görüşü engelleyen bir hal bulunmadığını belirtmiş,

Sanık ise; Ankara Bulvarı üzerinde kullandığı aracı yolun en sağına gelecek şekilde durdurduğunu, el frenini çekip dörtlüleri yaktığını, yol kenarında bekleme yaptığı esnada büyük bir gürültüyle aracın sallandığını, kafasını sert şekilde direksiyona çarptığını, aracından inip çarpan araca doğru giderken bayıldığını, aracını park etmediğini, motor çalışır vaziyetteyken kısa süreli bekleme yaptığını, aracını kurallara uygun olarak durdurduğunu, olayda kusurunun olmadığını savunmuştur.

5237 sayılı TCK'nun hazırlanmasında esas alınan suç teorisinde “kanunda tanımlanmış haksızlık” olarak ifade edilen suç kural olarak; ancak kastla işlenebilecekken, kanunda açıkça gösterilen hallerde taksirle de işlenebileceği kabul edilmiştir. Failin cezalandırılabilmesi için kanunda açık bir düzenleme bulunmasının zorunlu olduğu istisnai bir kusurluluk şekli olan taksir, 5237 sayılı TCK’nun 22/2. maddesinde; “dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla bir davranışın, suçun yasal tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi” şeklinde tanımlanmıştır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.02.2014 gün ve 10-80, 25.03.2008 gün ve 43-62; 01.02.2005 gün ve 213-3; 23.03.2004 gün ve 12-68; 09.10.2001 gün ve 181-204; 21.10.1997 gün ve 99-202 sayılı kararları başta olmak üzere birçok kararında vurgulandığı ve öğretide benimsendiği üzere taksirin unsurları;

1- Taksirle işlenebilen bir suç olması,

2- Hareketin iradi olması,

3- Sonucun istenmemesi,

4- Hareket ile sonuç arasında nedensellik bağının bulunması,

5-Sonucun öngörülebilir olmasına rağmen öngörülmemiş olması,

Şeklinde kabul edilmektedir.

Taksirli suçlarda da, gerek icrai gerekse ihmali hareketin iradi olması ve meydana gelen neticenin öngörülebilir olması gerekmektedir. İradi bir davranış bulunmadığı takdirde taksirden bahsedilemeyeceği gibi öngörülemeyecek bir sonucun gerçekleşmesi halinde de failin taksirli suçtan sorumluluğuna gidilemeyecektir.

Sonucun gerçekleşmesinde, mağdurun taksirli davranışının da etkisinin bulunması halinde, diğer taksirli davranış nedensellik bağını kesmediği sürece bu durum failin taksirli sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi taksirin niteliğini de değiştirmeyecektir. 5237 sayılı TCK’nda kusurun derecelendirilmesi suretiyle herhangi bir ceza indirimi söz konusu olmadığından, bu hal ancak temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınabilecektir.

5237 sayılı TCK'nun 22. maddesinin gerekçesinde; "...Taksirle işlenen suçlardan dolayı kusurluluk, bir değerlendirmeyle ancak olay hâkimi tarafından yapılabilir. Bu nedenle, taksirden dolayı kusurluluğun matematiksel olarak ifadesi mümkün değildir. Ancak, normatif değerlendirmeyle hâkim tarafından belirlenen kusurluluk göz önünde bulundurulmak suretiyle, suçun cezasında belli bir oranda indirim yapılabilir.

Taksir dolayısıyla kusurun belirlenmesi normatif bir değerlendirmeyle mümkün olmakla birlikte, somut olayda dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlâl edilip edilmediğinin belirlenmesi açısından bilirkişi incelemesi yaptırılabilir. Örneğin ölümle sonuçlanan bir ameliyat sırasında hastaya yapılan tıbbi müdahalenin tekniğine uygun olarak yapılmış olup olmadığının belirlenmesi açısından bilirkişi incelemesine gerek bulunduğu muhakkaktır.

Keza, ölüm veya yaralanma ile sonuçlanan bir trafik kazasında, sürücülerin trafik kurallarına uyup uymadıklarının, hangi trafik kuralının ne suretle ihlâl edildiğinin, trafiğe çıkarılan aracın teknik bakımdan herhangi bir arızasının olup olmadığının belirlenmesi açısından da bilirkişi incelemesi yapılabilir. Ancak, bu durumlarda, bilirkişinin yapacağı inceleme, işin tekniği ile sınırlı olmalıdır.

Bunun dışında, bilirkişi tarafından münhasıran hâkimin yetkisinde bulunan kusurluluk konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmamalıdır. Aksi yöndeki tutum, bilirkişilik görevinin sınırını aşmayı ve hâkimin yerine geçmeyi ifade eder..." şeklinde açıklamalara yer verilmiştir.

Buna göre; yargılamayı gerçekleştiren hâkimin, bilirkişilerin tespit ettikleri kusurun varlığı ya da yokluğu ve kusur oranları ile bağlı olmayıp, bilirkişilerin yapacakları teknik belirlemeler çerçevesinde failin kusurunun bulunup bulunmadığının, varsa kusurunun ne olduğunun ve bu kusurun cezanın belirlenmesinde ne derece etkin olacağının, her olayın özelliklerine göre ve kanuni gerekçelerle bizzat belirlemesi gerekmektedir.

Bu kapsamda olayın gerçekleşme şeklini belirleme görevi de hâkime ait olup bilirkişi ancak bu hususta ortaya koyacağı teknik veriler ile hâkime yardımcı olabilecek ve tarafların taksirli davranışlarının ve kusur durumlarının nelerden ibaret olduğunu gösterecektir. Nitekim CGK' nun 26.11.2013 gün ve 422-519 ve 25.03.2014 gün ve 9-138 sayılı kararları da aynı doğrultudadır.

Diğer taraftan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun “tanımlar” başlıklı 3. maddesinde duraklama; "trafik zorunlulukları dışında araçların, insan indirmek ve bindirmek, eşya yüklemek, boşaltmak veya beklemek amacı ile kısa bir süre için durdurulması” şeklinde tanımlanmış, "duraklama ve park etme" başlıklı 59. maddesinde; “yerleşim birimleri dışındaki kara yolunda zorunlu haller dışında taşıt yolu üzerinde duraklamak veya park etmenin yasak olduğu” açıklanmış, "duraklamanın yasak olduğu yerler" başlıklı 60. maddesinde;

“ Taşıt yolu üzerinde;

a) Duraklamanın yasaklandığının bir trafik işareti ile belirtilmiş olduğu yerlerde,

b) Sol şeritte,(raylı sistemin bulunduğu yollar hariç),

c) Yaya ve okul geçitleri ile diğer geçitlerde,

d) Kavşaklar, tüneller, rampalar, köprüler ve bağlantı yollarında ve buralara, yerleşim birimleri içinde beş metre ve yerleşim birimleri dışında yüz metre mesafede,

e) Görüşün yeterli olmadığı tepelere yakın yerlerde ve dönemeçlerde,

f) Otobüs, tramvay ve taksi duraklarında,

g) Duraklayan veya park edilen araçların yanında,

h) İşaret levhalarına, yaklaşım yönünde ve park izni verilen yerler dışında; yerleşim birimi içinde onbeş metre ve yerleşim birimi dışında yüz metre mesafede,

Duraklama yasaktır” hükmü yer almış ve "trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan haller" başlıklı 84. maddesinin k bendinde ise;

"Araç sürücüleri trafik kazalarında;

...

k) Yerleşim birimleri dışındaki karayolunun taşıt yolu üzerinde, zorunlu haller dışında park etme veya duraklama ve her durumda gerekli tedbirleri almama, ...

Hallerinde asli kusurlu sayılırlar..." hükümlerine yer verilmiştir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Olay tarihinde saat 16.30-17.00 sıralarında sanığın sevk ve idaresindeki kamyonetle Ankara-Çubuk karayolunda seyir halindeyken Ankara Bulvarı'na geldiğinde, araçta bulunan kurye Y..

B..'nın kargoyu bırakacakları yeri sormak üzere yolun karşısındaki büfeye gittiği sırada gidiş ve geliş yönünün refüj ile ayrıldığı, zemini kuru olan üç şeritli asfalt yolun en sağ şeridinde kamyonetinin motoru çalışır vaziyette iken el frenini çekip dörtlü flaşörlerini de yakarak duraklama yaptıktan kısa bir süre sonra, arkadan gelen M.. D..'nin sevk ve idaresindeki otomobilin sanığın aracına arkadan çarptığı, otomobilde bulunan M.. D.. ve A..

D..'nin öldüğü, aynı araçta bulunan K.. D..'nin yaralandığı olayda, ölen M..

D..'nin Karayolları Trafik Kanununun 84. maddesinin (d) bendinde belirtilen "arkadan çarpma" kuralını ihlal etmesi, aracının hızını trafik akışına uydurmamak suretiyle dikkatsiz ve tedbirsiz davranması nedeniyle asli kusurlu olduğu, sanığın da; kısa süreliğine adres sorulup yola devam edilmesinin trafikte zorunlu hal olarak nitelendirilemeyeceği gözetildiğinde, aynı kanunun 59. maddesine göre; yerleşim birimleri dışındaki karayolunda yasak olan yerde duraklaması, trafiğin aktığı asfalt kaplama yolun dışındaki toprak kısımda duraklama imkanı varken üç şeritli karayolunun bir şeridini işgal etmesi,

duraklanan yerin yerleşim birimleri dışında bulunması nedeniyle anılan kanunun 60. maddesinin somut olayda uygulama imkânının olmadığı, dolayısıyla kazanın ve bunun sonucunda ölüm ile yaralanmanın meydana gelmesinde ölenle birlikte kusurlu olduğu ve kaza tespit tutanağının oluşa uygun bulunduğu gözetilmeden, mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır.

Bu itibarla, yerel mahkeme direnme hükmünün somut olayda kusuru bulunan sanığın cezalandırılması yerine beraatine karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Açıklanan nedenlerle, 1-Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.04.2014 gün ve 93-110 sayılı direnme hükmünün somut olayda kusuru bulunan sanığın cezalandırılması yerine beraatine karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 2-Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.03.2015 tarihinde yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2014/804, K. 2015/70, 24 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2014/804
Karar No
2015/70
Tarih
24 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2014/806 K.2015/5038
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2014/806 K.2015/6874
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2014/807 K.2015/905
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2014/807 K.2015/5069
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2014/809 K.2015/4884
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2014/809 K.2015/1504

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.