İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Ceza Genel Kurulu

YARGITAY · CEZA GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2015/498 K.2016/192

Taksirle bir kişinin ölümüne bir kişinin de yaralanmasına neden olma suçundan sanık ...'in 5237 sayılı TCK'nun 85/2, 62, 50/1-a, 52/4 ve 53/6. maddeleri uyarınca 18.200 Lira adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye ve sürücü belgesinin bir…

Esas2015/498Karar2016/192Tarih12 Nisan 2016Okuma6 dk · 1.224 kelime

KÜNYE

Ceza Genel Kurulu 2015/498 E., 2016/192 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
12 Nisan 2016
Yargıtay Dairesi
12. Ceza Dairesi
Mahkemesi
Ağır Ceza
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.224 kelime·6 dk okuma·2 bölüm

Taksirle bir kişinin ölümüne bir kişinin de yaralanmasına neden olma suçundan sanık ...'in 5237 sayılı TCK'nun 85/2, 62, 50/1-a, 52/4 ve 53/6. maddeleri uyarınca 18.200 Lira adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye ve sürücü belgesinin bir yıl süre ile geri alınmasına ilişkin, Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 24.02.2011 gün ve 315-86 sayılı hükmün sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 03.02.2014 gün ve 9644 - 2360 sayı ile; “..Diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Sanığın yönetimindeki çöp kamyonu ile meskun mahal sınırları içerisindeki orta ayırıcı ile bölünmüş yolu takiben seyir halinde iken, saat 12.30 sıralarında geldiği olay yeri okul geçidinin 7 metre sonrasında, seyrine göre sağ tarafta Ticaret Borsasına buğday getirmek için sıra bekleyen park halindeki araçların arasından karşıya geçmek istemiş olan 2000 doğumlu yaya ... ile 2002 doğumlu ...'ye çarpması sonucu ölümle sonuçlanan olayda; sanığa ait araca ait çarpma öncesi 13 metre, çarpma sonrası 28 metre olmak üzere toplam 41 metre fren izi tesbiti yapıldığı, olay yerinin okul geçidi yakını olduğu,

sanığın ölenlerle birlikte eşdeğer oranda kusurlu olduğunun tespit ve kabul edildiği de gözönüne alındığında, iki sınır arasında temel ceza belirlenirken, suçun işleniş biçimi, failin taksire dayalı kusurunun yoğunluğu, maddede öngörülen cezanın üst sınırı, olayda iki kişinin öldüğü nazara alınmak suretiyle, adalet, hakkaniyet kurallarına uygun bir cezaya hükmedilerek alt sınırdan daha fazla uzaklaşılması gerektiği gözetilmeden, teşdidin derecesinde yanılgıya düşülmek suretiyle eksik ceza tayini" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Yerel mahkeme ise 02.07.2014 gün ve 234 - 229 sayı ile;

“5237 sayılı TCK'nun 'Cezanın belirlenmesini düzenleyen' 61. maddesinin 1. fıkrasındaki düzenleme 'hâkim somut olayda; a) Suçun işleniş biçimi, b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları, c) Suçun işlendiği zaman ve yeri, d) Suçun konusunun önem ve değerini, e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını, f) Failin kast veya taksire ayalı kusurunun ağırlığını, g) Failin güttüğü amaç ve saiki, göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler' aynı maddenin 10. fıkrasındaki düzenleme ise;

'Kanunda açıkça yazılı olmadıkça cezalar ne artırılabilir, ne eksiltilebilir, ne de değiştirilebilir' şeklindedir. Bu durumda; işlenmiş olan herhangi bir suç nedeniyle alt ve üst sınır arasında ceza belirlenmesi gerektiğinde belirtilen 61/1. maddenin 1. fıkrasındaki kıstaslara göre tespit yapmak gerekecektir. Taksirli suçlar açısından (g) bendi uygulanmayacaktır.

Bu yasal düzenlemeler nazarı ile somut olayda birden fazla kişinin öldüğü ya da yaralandığı taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde failin kusuru ile ölü-yaralı sayısının ve yaralanma derecesinin birlikte değerlendirilmesinin zorunlu olduğu sonucuna varılmaktadır.

Bununla birlikte suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği zaman ve yerin kusurun belirlenmesi sırasında suç konusunun önem ve değeri ile meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığının da ölü-yaralı sayısı ve yaralanma derecesinin saptanması sırasında dikkate alınacağında ise kuşku bulunmamaktadır. Nitekim, Yargıtay bozma gerekçesi de paralel düşüncelerle cezanın az olduğunu tespit etmiş.

Oysa, mahkememizin önceki karar gerekçesinde de belirtildiği gibi her ne kadar olayda sanığın taksirli hareketi ile bir kişinin ölümü ve bir kişinin de yaralanmasına sebebiyet vermiş ise de; olayda sanığın meydana gelen kazada maktûl ve mağdur ile eşit kusurlu sayılması, her ne kadar Yargıtay ilamında birden fazla kişinin ölümünden bahsedilmişse de sadece ...'nin öldüğünün anlaşılması, sanığın suç tarihinde geçerli sürücü belgesi ile araç kullanması, kazadan sonraki maktûl ve mağduru hastaneye götürme gibi olumlu davranışları, onların maddi ve manevi zararlarını giderme çabaları birlikte değerlendirildiğinde;

bu durumun alt sınırdan uzaklaşma sebebi kabul edilmesine rağmen en üst seviyeden ceza verilmesini gerektirmeyeceği, mahkememizce tespit edilen 3 yıllık teşdit ceza miktarının olayın oluş şekline uygun düşececeği, keza ilk derece mahkemeleri doğrudanlık ilkesi gereğince yargılama safahatında suçun işleniş biçimi yönündeki delillerin değerlendirilme şekli nazarı ile tespitlerinin doğru olduğu ve takdire de uygun düşeceği" gerekçesi ile önceki hükümde direnilmesine karar vermiştir.

Bu hükmün de sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının “onama” istekli 17.05.2015 gün ve 320507 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasını gerektiren taksirle bir kişinin ölümüne bir kişinin de yaralanmasına neden olma suçundan hüküm kurulurken temel cezanın üç yıl hapis olarak tespitinin isabetli olup olmadığının belirlenmesine belirlenmesine ilişkin ise de, Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle direnme hükmü kurulurken hazır bulunan sanığa son sözünün sorulmaması suretiyle savunma hakkının sınırlanıp sınırlanmadığı değerlendirilmiştir.

İncelenen dosya kapsamından;

Özel Dairenin bozma kararından sonra yerel mahkemece sanığın da hazır bulunduğu duruşmada, bozma ilamına karşı önce katılanlar vekilinin diyeceklerinin tespit edildiği, sonra sanık ve müdafiinin beyanı ile son olarak iddia makamının görüşünün alındığı, hazır bulunan sanığa "son söz" hakkı tanınmadan duruşmaya son verilip direnme hükmünün kurulduğu anlaşılmaktadır.

1412 sayılı CMUK’nun 251. maddesine paralel düzenlemeler içeren 5271 sayılı CMK’nun 216. maddesinin son fıkrasında. “Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir” düzenlemesi yer almaktadır. Bu hüküm gereğince katılmış olduğu takdirde son söz mutlaka sanığa verilerek duruşma bitirilecektir. Ceza Genel Kurulunun 03.06.2014 gün ve 1207-309. 29.01.2013 gün ve 1406-30. 28.04.2009 gün ve 77-111. 29.01.2008 gün ve 193-7. 04.12.2007 gün ve 246-261.

25.04.2006 gün ve 3-124 ile 06.07.2004 gün ve 138-159 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, savunma hakkı ile yakından ilgili bulunan bu usul kuralı emredici nitelikte olup, uyulmaması kanuna mutlak aykırılık oluşturmaktadır. Ceza muhakemesinde sanığın en önemli hakkı savunma hakkı olup, hazır olduğu oturumda son söz sanığa verilmeden hüküm kurulması savunma hakkının sınırlanması sonucunu doğurmaktadır.

Temyiz merciince verilen bozma kararlarından sonra ilk derece mahkemelerince yargılamaya devam olunduğunda dava henüz sonuçlanmamış bulunduğundan, ilk defa hüküm kurulurken “son sözün sanığa verilmesi” kuralı, bozmadan sonra başlayan yargılamada da kamu davasının kesintisizlik ve süreklilik ilkesinin doğal sonucu olarak aynen geçerlidir. Kovuşturmanın sona erdirilmesi ve hükmün tesis ve tefhimine geçilmesi öncesinde, son konuşan tarafın hazır bulunan sanık olması gerektiği şeklinde anlaşılması gereken “en son sözün sanığa verilmesi" kuralına uyulmaması, bu durumlarda da 5271 sayılı CMK'nun 216. maddesinin 3. fıkrasına aykırılık oluşturacaktır.

Nitekim öğretide. "Son söz sanığındır. Son sözün sanığa verilmesi, müdafaa bakımından çok önemlidir. Bunun içindir ki son sözün hazır bulunan sanığa verilmemesi mutlak temyiz sebebi (hukuka kesin aykırılık) ve dolayısıyla bozma sebebi sayılmaktadır" (Nurullah Kunter, Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, 18. Bası, Beta Yayınları, İstanbul 2014, s. 1484). "Hüküm (karar) safhasına geçmeden önce son söz hazır bulunan sanığa verilmek zorundadır.

Bu hüküm (CMK'nun 216/3) silahların eşitliği ve suçsuzluk karinesi ilkelerinin bir gereği olarak düzenlenmiş ve uyulması zorunlu emredici bir hükümdür...

Son söz hakkının sanığa verilmesi, bozmadan sonraki yargılamada da uyulması zorunlu bir usul kuralıdır." (Yener Ünver, Hakan Hakeri, Ceza Muhakemesi Hukuku, 7. Bası, Adalet Yayınevi, Ankara 2013, cilt: 2, s. 146 ve 149) şeklinde görüşler ileri sürülmek suretiyle, duruşmada hazır bulunan sanığa mutlaka son sözün verilmesi gerektiği düşüncesi ittifakla benimsenmiştir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Bozmadan sonra yapılan yargılamada Cumhuriyet savcısının bozma ilamına ilişkin görüşünü açıklamasından sonra yargılamanın bitirilerek hükmün tefhim edildiği göz önüne alındığında, hazır bulunan sanığa son sözün verilmemesi 5271 sayılı CMK'nun 216/3. maddesine aykırılık oluşturduğundan, savunma hakkının sınırlanması sonucunu doğuran bu usule aykırılık nedeniyle yerel mahkeme direnme kararında isabet bulunmamaktadır. Bu itibarla, direnme hükmünün hazır bulunan sanığa son sözün verilmemesi isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Açıklanan nedenlerle; 1- Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.07.2014 gün ve 234-229 sayılı direnme hükmünün, hazır bulunan sanığa son sözün verilmemesi isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 2-Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.04.2016 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2015/498, K. 2016/192, 12 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Türk Milleti Adına
  4. Ceza Genel Kurulu Kararı
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2015/498
Karar No
2016/192
Tarih
12 Nisan 2016

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2015/498 K.2016/9555
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2015/499 K.2016/9545
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2015/500 K.2016/9543
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2015/501 K.2016/5916
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2015/501 K.2016/10809
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2015/502 K.2016/5721

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.