İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Ceza Genel Kurulu

YARGITAY · CEZA GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2015/802 K.2016/345

Kasten öldürme suçundan sanık ...'in TCK'nun 81/1, 29, 53, 54 ve 58. maddeleri gereğince 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye, hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve infazından sonra…

Esas2015/802Karar2016/345Tarih4 Ekim 2016Okuma6 dk · 1.167 kelime

KÜNYE

Ceza Genel Kurulu 2015/802 E., 2016/345 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
4 Ekim 2016
Yargıtay Dairesi
1. Ceza Dairesi
Mahkemesi
Ağır Ceza
Günü
26.06.2014
Sayısı
180–201
Temyiz Edenler
Sanık müdafii, katılanlar vekili ve resen
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.167 kelime·6 dk okuma·2 bölüm

Kasten öldürme suçundan sanık ...'in TCK'nun 81/1, 29, 53, 54 ve 58. maddeleri gereğince 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye, hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin, Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 09.08.2012 gün ve 115-160 sayılı resen temyize tâbi olan hükmün, sanık müdafii, katılan ... vekili ve Cumhuriyet savcısı tarafından da temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 16.04.2014 gün ve 3517-2472 sayı ile; "...Yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle,

Oluşa ve dosya kapsamına göre; olay tarihinde, sanığın boşanmış olduğu eşi İpek'in, maktul ...'in oğlu katılan ... ile birlikte olmasına kızdığı ve İpek'in evine gittiği, çıkan tartışma sırasında tabanca ile ateş edip İpek'i vurup öldürdüğü, bu sırada evde bulunan katılan ...’in evin penceresinden atlayıp kaçtığı, sanığın katılan ...'i bulmak için maktul ...'in evine gittiği, maktule oğlu katılan ...'i sorduğu, katılan ...'i evde bulamaması ve nerede olduğunu öğrenememesi nedeniyle tartıştığı Recep'e tabanca ile ateş ederek vurup öldürdüğü olayda;

ilk haksız hareketin sanıktan geldiği ve ayrıca maktul ...'ten kaynaklanan ve sanığa yönelen haksız tahrik oluşturan herhangi bir söz veya davranış bulunmadığı anlaşıldığı halde, sanığın cezasını hafifletmek amacıyla yaptığı savunmasına itibar edilerek, sanık hakkında yazılı biçimde haksız tahrik hükümleri uygulanarak eksik ceza tayini" isabetsizliğinden oyçokluğuyla bozulmasına karar verilmiş,

Daire Başkan Vekili ... ve Üye D. Kahveci.

“Maktullerden ... ile sanık ...'in, 13.05.1999 tarihinde evlendikleri, bu evlilikten üç tane çocukları olduğu, ortak yaşamın çekilmez hal alması sonucu, eşlerin anlaşmalı olarak, 29.04.2010 tarihinde boşandıkları, ayrı konuta taşınan maktulenin sanığın manevi baskıları sonucu zaman zaman birlikte olmak durumunda bırakıldığı; bu arada maktulenin boşanma kararının 28.05.2010 tarihinde kesinleşmesinden sonra katılan-mağdur ... ile birlikte ilişkilerini sürdürmeye başladığı, boşanan sanık eş, eski eşi maktulenin Sadettin ile ilişki yaşamasını istemediği, bu sebeple Sadettin ile kavgalarının ve davalarının meydana geldiği,

eski eşine de ilişki yaşamaması için baskılar uyguladığı, olay gecesi Sadettin'in dul olan maktulenin evinde olduğunu anlayınca eve zorla girdiği, silaha davrandığında Sadettin'in evin penceresinden kaçarak vurulmaktan kurtulduğu, sanığın peşinden yaptığı atışlarında isabet etmediği, eski eş maktuleye resmi nikahlı karısıymış gibi sitemler edip, tabanca ile öldürücü bölgelerine ateş ederek öldürdükten sonra,

birlikte yaşayan Sadettin'in evine gittiği, kapıyı açan maktul baba Recep'in, sanığa kızıp, hakaretamiz sözler söyleyerek tokat attığı, hedefte olmayan maktulün sanığı tahrik etmesi sonucu sanığın bu kez maktul ...'in öldürücü bölgelerine ateş ederek öldürdüğü, olaydan sonra sanığın kaçtığı, olayın meydana geldiği 18.09.2011 tarihinden sonra 15.12.2011 günü yakalandığı, olayların bu biçimde başladığı, geliştiği ve sonlandığı dosya kapsamı ile sabittir.

Değerlendirme:

Eylemlerin sübutunda ve niteliklerinde herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Sanık ...'in, maktule eski eşi İpek'in öldürülmesinde 5237 sayılı TCK'nun 81 ve 53. maddeleri gereğince mahkûmiyetine ilişkin hüküm Dairemizce oybirliğiyle onanmıştır.

Buna karşın, maktul ...'nin sanık tarafından kasten öldürülmesine ilişkin aynı Yasanın 81, 29 ve 53. maddeleri gereğince cezalandırılmasına ilişkin yerel mahkeme kararının, olayda TCK'nun 29/1. maddesinde düzenlenen haksız tahrik koşullarının bulunmadığından bahisle oyçokluğuyla bu açıdan hüküm bozulması takdir kılınmıştır.

Oluş ve kabule göre; maktul ... ile sanık ... arasında cereyan eden tartışma 'hakaret ve tokat atmak' hareketlerinin olduğu esnada birebir olaya tanık olan kimse bulunmamaktadır. Olayların oluşunu sanığın savunmalarından tespit etmekteyiz. Sanık ile maktul arasında olay öncesine ilişen herhangi bir husumet bulunmamaktadır. Sanığın kızgınlığı, maktulün oğlu Sadettin'e yöneliktir.

Olayın oluşumu, maktulden gelen haksız fiilden kaynaklanmıştır.

Tahrik edici tutum ve davranışların varlığı, sanığın aksi sabit olmayan savunmalarından öğrenilmektedir. Savunma akla, mantığa ve olayın oluşum biçimine uygun düşmektedir. Savunmayı yok saymak yasanın ruhuna uygun düşmemektedir.

Savunmayı geçersiz ve mantıksız sayacak elde herhangi bir veri mevcut değildir. Çünkü olay anında maktul ile sanıktan başka kimse bulunmamaktadır. Dolayısıyla savunmaya itibar etmek durumundayız.

Dairemizin duraksamasız olarak süre gelen uygulamaları bu yoldadır. Aslolan savunmanın aksini kanıtlamaktır. Kanıtlanamıyorsa, akla, mantığa, oluşuma ve ikrarın bölünmezliğine itibar etmek gerekir.

Masumiyet (suçsuzluk) karinesinin tabi sonucu olan 'kuşkudan sanık yararlanır' evrensel hukuk ilkesine uyulması zorunludur. İhtimalden, varsayımdan hareket edilerek, savunmanın aksini ileri sürmek vurgulanan evrensel norma ters düşer.

Bu itibarla; sanık ...'in, aksi sabit olmayan savunmasına göre, maktul ...'yi, maktulden kaynaklanan haksız bir eylemin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin tesiri altında öldürüldüğü anlaşıldığından, yerel mahkemenin belirttiği gerekçeler doğrultusunda, lehe TCK'nun 29/1. maddesinin uygulanması yönündeki takdiri isabetli olduğundan, sayın çoğunluğun olayda ‘haksız tahrik’ olgusunun bulunmadığına ilişkin düşüncesine iştirak etmiyoruz” görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.

Yerel mahkeme ise 26.06.2014 gün ve 180 – 201 sayı ile;

"...'nin öldürülmesi olayında sanık ile maktül arasında yaşanan olaylara ilişkin olarak herhangi bir tanık bulunmamaktadır. Olayın gelişimi göz önünde bulundurulduğunda sanığın amacının Saadettin'i öldürmek olduğu, onu ararken Saadettin'in babası ile karşılaşması sonrasında eylemin gerçekleştiği anlaşılmıştır.

Sanığın ...'yi öldürmesini gerektiren bir neden bulunmadığı anlaşıldığından, savunmasında geçtiği şekilde ...'nin kendisine hakaret etmesi ve tokat atması karşısında eylemin gerçekleştiği kanaatine varılmıştır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu ile Özel Dairelerce duraksamasız olarak sürdürülen uygulamaya göre failin, ilk haksız hareketin mağdur veya maktulden kaynaklandığına ilişkin savunmasının aksinin kanıtlanamaması halinde, 'kuşkudan sanık yararlanır' ilkesi uyarınca, sanık yararına haksız tahrik hükümleri uygulanmalıdır şeklindeki yerleşik kararları karşısında, ...'nin tahrik altında öldürüldüğü kanaatine varılmıştır." şeklindeki gerekçeyle ilk hükmünde direnmiştir.

Resen temyize tabi direnme hükmünün sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından da temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.09.2015 gün ve 288168 sayılı "bozma" istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Sanık hakkında maktul ...’a yönelik kasten öldürme ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçlarından verilen mahkûmiyet hükümleri Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup, direnme hükmünün kapsamına göre inceleme sanık hakkında maktul ...’ye karşı kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.

Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nun 29. maddesi uyarınca haksız tahrik nedeniyle indirim yapılmasının isabetli olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de, Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle direnme hükmünün yasal ve yeterli gerekçe içerip içermediği hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir.

İncelenen dosya kapsamından;

Yerel mahkemece bozmadan sonra yapılan yargılama sonucunda, direnme nedenleri gösterilmeden ve bozmaya niçin uyulmadığı açıklanmadan, ilk hükümdeki gerekçenin tekrarlanması suretiyle direnme hükmü kurulduğu anlaşılmaktadır.

Anayasamızın 141 ve 5271 sayılı CMK’nun 34. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunludur. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, kanun koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi uygulamada da keyfiliğe yol açacağında kuşku yoktur. Nitekim Ceza Genel Kurulunun yerleşmiş uygulamalarına göre de, bir karar bozulmakla tamamen ortadan kalkacağından, yerel mahkeme tarafından CMK’nun 34, 230 ve 232. maddeleri uyarınca yeniden usulüne uygun olarak hüküm kurulması, bunun yanında direnmeye ilişkin gerekçenin de gösterilmesi gerekmektedir.

Bu açıklamalar ışığında önsoruna ilişkin olarak yapılan değerlendirmede;

Yerel mahkemece, Özel Dairenin bozma kararı ile tamamen ortadan kalkan ilk hükümde direnilirken, bu ilkeler doğrultusunda işlem yapılmamış, direnme nedenleri gösterilmeden ve bozmaya niçin uyulmadığı açıklanmadan hüküm kurulmuştur.

Bu itibarla, yerel mahkeme direnme hükmünün, saptanan bu usulü nedenden dolayı diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmeldir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Açıklanan nedenlerle; 1- Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.06.2014 gün ve 180–201 sayılı direnme hükmünün, usul ve kanuna uygun direnme gerekçesi gösterilmeden karar verilmesi isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE 04.10.2016 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2015/802, K. 2016/345, 4 Ekim 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Türk Milleti Adına
  4. Ceza Genel Kurulu Kararı
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2015/802
Karar No
2016/345
Tarih
4 Ekim 2016

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2015/809 K.2016/7753
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2015/820 K.2016/7794
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2015/828 K.2016/359
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2015/830 K.2016/360
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2015/838 K.2016/8469
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2015/850 K.2016/18701

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.