İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Ceza Genel Kurulu

YARGITAY · CEZA GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2016/942 K.2017/76

Kararı veren

Esas2016/942Karar2017/76Tarih21 Şubat 2017Okuma7 dk · 1.345 kelime

KÜNYE

Ceza Genel Kurulu 2016/942 E., 2017/76 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
21 Şubat 2017
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.345 kelime·7 dk okuma·2 bölüm

Kararı veren

Yargıtay Dairesi : 14. Ceza Dairesi

Mahkemesi :Ağır Ceza

Günü : 23.02.2015

Sayısı 363-97

: ...

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanık ...'un 5237 sayılı TCK'nun 109/2, 109/3-f, 109/5, 53 ve 63. maddeleri uyarınca oniki yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin, Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 23.02.2015 gün ve 363-97 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 14. Ceza Dairesince 17.11.2015 gün ve 4594-10652 sayı ile "onanmasına" oyçokluğuyla karar verilmiş,

Daire Üyesi B. Şahin, "Dosya kapsamına göre sanığın 5237 sayılı Kanunun 109/2. maddesine uyan eylemi sebebiyle, 5237 sayılı TCK'nun 3 ve 61. maddesinde yer alan hükümler dikkate alınmak suretiyle cezanın belirlenip bireyselleştirilmesi gerektiği halde, anılan hükümlere göre sanığın cezasının belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirecek somut nedenlerin de bulunmadığı gözetilmeden, hakkaniyet, orantılılık ilkesine ve dosya içeriğine aykırı olarak yazılı şekilde temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi suretiyle 5237 sayılı TCK'nun 3/1 ve 61. maddelerine aykırı olarak fazla ceza tayini nedeniyle bozulması gerektiğinden sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum" düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 13.03.2016 gün ve 148653 sayı ile;

"Dosya kapsamına göre sanığın 5237 sayılı Kanunun 109/2. maddesine uyan eylemi sebebiyle, anılan Kanunun 3 ve 61. maddesinde yer alan hükümler dikkate alınmak suretiyle cezanın belirlenip bireyselleştirilmesi gerektiği halde, anılan hükümlere göre sanığın cezasının belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirecek somut nedenlerin de bulunmadığı gözetilmeden, hakkaniyet, orantılılık ilkesine ve dosya içeriğine aykırı olarak yazılı şekilde temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi suretiyle 5237 sayılı TCK'nun 3/1 ve 61. maddelerine aykırı olarak fazla ceza tayini nedeniyle bozulması gerektiği kanaatine varılmıştır” görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.

5271 sayılı CMK'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 14. Ceza Dairesince 03.05.2016 gün, 3559-4555 sayı ve oyçokluğuyla, itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

İtirazın kapsamına göre inceleme, sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.

Suçun sübutuna ilişkin bir uyuşmazlık bulunmayan somut olayda, Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; 5237 sayılı TCK'nun 109/2. maddesinde iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezası gerektiren kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, sanık hakkında temel hürriyeti bağlayıcı cezanın dört yıl olarak belirlenmesinin isabetli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

İncelenen dosya kapsamına göre;

Sanık ...'un, mağdure ...'un öz amcası olup, 03.01.2004 doğumlu mağdurenin, suç tarihi olan 10.06.2013 günü itibarıyla 10 yaşının içinde bulunduğu ve ilkokul 3. sınıfta öğrenim gördüğü,

Kolluk tutanağına göre; 10.06.2013 günü saat 23.30 sıralarında Bismil İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliğine bağlı ekiplerin, Batman karayolu üzerinde devriye görevini yaparken, Batman ili bitiminde 34 FV 1730 plaka sayılı siyah renkli bir aracı park halinde gördükleri, araç içini aydınlatarak yaptıkları kontrol sırasında sanığın, başı kasık bölgesinde olan mağdureyi kaldırıp iterek yolcu koltuğuna oturttuğu ve panik halinde pantolonunu çekip üzerini düzeltmeye çalıştığı, araçtan indiğinde pantolonunun düğmeleri tamamen açık ve kemeri çözük olan sanığın, mağdurenin yeğeni olduğunu ve psikolojik sorunları bulunduğunu beyan ettiği, mağdurenin ise sanığın gerçekleştirdiği cinsel istismar eylemlerini anlattığı,

Mağdure ...'un; on yaşının içinde olduğunu, ilkokul 3. sınıfta öğrenim gördüğünü, başarılı bir öğrenci olduğunu, ailesi ile birlikte yaşadığını, sanık ...'un öz amcası olduğunu, birbirlerine yakın evlerde ikamet ettiklerini, 11.06.2013 günü sanığın evine misafirliğe gittiklerini, sanığın teyzesi olan tanık ....'in de evde olduğunu, saat 22.00 sıralarında amcasının oğlu Baran ve erkek kardeşi .... ile birlikte saklambaç oynamak için dışarıya çıktıklarını, kısa bir süre sonra sanığın aşağıya indiğini, yanına gelerek teyzesi ....'i eve bırakacağını söyleyip kendisiyle gelmesini istediğini, kardeşi ve oğlunu ise eve gönderdiğini,

araçla ilk önce teyzesi olan ....'i evine bıraktıklarını, daha sonra 10 dakika kadar araçla gezdiklerini, Batman yoluna çıktıktan sonra sanığın aracını yolun kenarında durdurduğunu, kendisini birden kucağına oturtup fermuarını açtığını, kendi pantolonunu da dizlerine kadar indirdiğini, üzerinde iç çamaşırı olmadığını, sanığın cinsel organı ile arkasından dokunduğu sırada polislerin geldiğini,

Mağdurenin annesi ...'un kollukta; sanığın evine misafirliğe gittiklerini, balkonda otururken sanığın yanına gelip tanık ....'i evine bırakacağını, mağdureyi de yanında götürüp getireceğini söylediğini; duruşmada ise polislerin sanığa iftira attığını, mağdurenin polislerin korkutması sebebiyle sanığı suçlayıcı yönde beyan verdiğini kendisine anlattığını,

Tanık ...'ın; sanığın kullandığı araçla yola çıktıklarını, mağdurenin araçta olduğunu inerken fark ettiğini, kendisini bıraktıktan sonra sanık ve mağdurenin birlikte ayrıldıklarını,

Tutanak tanıkları....'ın; iki ekip halinde devriye görevi yaparken karayolu üzerinde park halindeki aracı görüp şüphelendiklerini, araç içini aydınlattıklarında mağdurenin başını sanığın kasık bölgesine doğru eğilmiş vaziyette gördüklerini, sanığın kendilerini fark ettiğinde panik halinde mağdureyi yan koltuğa oturtup üstünü düzeltmeye çalıştığını, araçtan inen sanığın pantolonunun düğmelerinin tamamen açık ve kemerinin çözük olduğunu,

Beyan ettikleri,

Sanık ...'un; 10.06.2013 günü yeğeni olan mağdurenin, ailesi ile birlikte ikametine geldiğini, birlikte vakit geçirdikten sonra teyzesi olan tanık ....'i araçla evine bırakmak için aşağı indiğini, evin önünde oynayan mağdure ve diğer çocukları saatin geç olduğunu söyleyerek eve gönderdiğini, ancak mağdurenin kendisinden habersiz araca bindiğini polisler geldiğinde anladığını, araç park halindeyken telefonla uğraştığını ve ayrıldığı eşi ile mesajlaştığını, araçta bulunan dirsekliği devamlı indirip kaldırdığından polislerin bu durumdan şüphelenmiş olabileceklerini, polislerin kendisine "küçük çocukla ilişki yaşamaya utanmıyor musun" demeleri üzerine aralarında tartışma çıktığını ve hakaret ettiğini, bu sebeple polislerin kendisine komplo kurduğunu savunduğu,

Yerel mahkemece, suçun işleniş biçimi, sanığın eylemi sonucu meydana gelebilecek zarar ve tehlikenin ağırlığı ile suç kastının yoğunluğu gerekçe gösterilmek suretiyle alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulduğu,

Anlaşılmaktadır.

Sanığın işlediği kabul edilen TCK'nun 109/2. maddesindeki kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, 2 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasını gerektirecek şekilde yaptırıma bağlanmış, temel cezanın belirlenmesine ilişkin ilkeler ise 5237 sayılı TCK’nun 61/1. maddesinde;

“(1) Hâkim, somut olayda,

a) Suçun işleniş biçimini,

b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları,

c) Suçun işlendiği zaman ve yeri,

d) Suçun konusunun önem ve değerini,

e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını,

f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını,

g) Failin güttüğü amaç ve saiki,

Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler” şeklinde düzenlenmiştir.

5237 sayılı TCK’nun “Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi” başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasındaki, “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” biçimindeki hüküm ile de, işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında “orantı” bulunması gerektiği vurgulanmıştır.

Kanun koyucu, cezaların kişiselleştirilmesinin sağlanması bakımından hâkime, olayın özelliği ve işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı bir şekilde gerekçesini göstererek iki sınır arasında temel cezayı belirleme yetki ve görevi yüklemiştir. Hâkimin temel cezayı belirlerken dayandığı gerekçenin, TCK’nun 61/1. maddesine uygun olarak, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saiki ile ilgili, dosyaya yansıyan bilgi ve belgelerin isabetle değerlendirildiğini gösterir biçimde kanuni ve yeterli olmalıdır.

Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

Ailesi ile birlikte amcası olan sanığın ikametine giden mağdurenin, saat 22.00 sıralarında kardeşi ve amcasının oğlu ile oyun oynamak için dışarı çıktığı, gece yarısına doğru teyzesi olan tanık ....'i araçla evine bırakmak isteyen sanığın, diğer çocukları vaktin geç olduğunu söyleyerek eve gönderip mağdureyi de yanında götüreceğini annesine haber verdiği, birlikte yola çıktıkları tanık Sebahat'i evine bırakan sanığın, mağdureyi yaklaşık on dakika kadar araçla gezdirip karayolu üzerine park ettikten sonra cinsel istismar içeren eylemlerini gerçekleştirdiği ve mağdureyi hürriyetinden yoksun kıldığı olayda;

henüz 10 yaşının içinde bulunan mağdurenin sanığın öz yeğeni olması ve sanığın alıkoyma eylemini yakın akrabalık ilişkisinin sağladığı güveni kullanıp, önceden kurguladığı plan dahilinde hareket ederek gerçekleştirmesi göz önüne alındığında, yerel mahkemece temel cezanın dört yıl hapis olarak belirlenmesi ve bu konuda gösterilen gerekçe TCK’nun 61. maddesi anlamında kanuni ve dosya kapsamına uygundur.

Yargılama süreci boyunca maddi gerçeğe ulaşma ve adaleti sağlama yolunda çaba harcayan, sanığı birebir gözlemleyen yerel mahkemece, alt sınırı 2 yıl üst sınırı ise 7 yıl olan TCK'nun 109/2. maddesinde yer alan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak 4 yıl hapis olarak tayin ve takdir edilmesinde isabetsizlik bulunmamakta olup, bu uygulama 5237 sayılı TCK’nun 3/1. maddesinde düzenlenen “orantılılık” ilkesine de aykırılık oluşturmadığından, Özel Daire onama kararı isabetlidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.02.2017 günü yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2016/942, K. 2017/76, 21 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Türk Milleti Adına
  4. Ceza Genel Kurulu Kararı
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2016/942
Karar No
2017/76
Tarih
21 Şubat 2017

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2016/942 K.2017/23385
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2016/943 K.2017/23386
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2016/944 K.2017/23387
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2016/944 K.2017/877
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2016/944 K.2017/911
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2016/945 K.2017/23388

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.