Karar Özeti
Ceza Genel Kurulu 2021/216 E. , 2025/12 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 12. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 143-267 I. HUKUKÎ SÜREÇ Davacının, Türkiye Cumhuriyeti icra vekilleri heyetini cebren iskat veya vazife görmekten cebren menetmeye teşebbüs suçundan beraatine karar verilmesinden son
Karar Detayı
Ceza Genel Kurulu 2021/216 E. , 2025/12 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 12. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 143-267 I. HUKUKÎ SÜREÇ Davacının, Türkiye Cumhuriyeti icra vekilleri heyetini cebren iskat veya vazife görmekten cebren menetmeye teşebbüs suçundan beraatine karar verilmesinden sonra, bu suçtan dolayı tutuklu kaldığı süre nedeniyle 1.100.000 TL maddi ve 1.850.000 TL manevi tazminatın davalı ... Hazinesinden tahsili talebiyle açtığı davada, maddi tazminat talebinin reddine manevi tazminat talebinin ise kısmen kabulü ile 400.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin... Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 17.02.2016 tarihli ve 424-51 sayılı hükmün, davalı ve davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 17.02.2020 tarih ve 1509-1537 sayı ile; "1- Davacının tutuklandığı sırada emekli olduğunun anlaşılması karşısında, tutuklandığı tarih ile tahliye olduğu tarih arasındaki süre için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret miktarları üzerinden hesaplanacak miktarın maddi tazminat olarak hükmolunması yerine maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi, 2- Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, davacı lehine belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda fazla manevi tazminata hükmolunması," isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir. İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesi ise 18.09.2020 tarih ve 143-267 sayı ile; "Davacının çalışamadığı, tutukluluğu sırasında hafta sonu, resmi tatil ve yıllık ücretli izin gibi kayıpları olduğu ileri sürülmüş ise de, davacının nerede, ne şekilde çalışacağı, ne miktar maddi gelire sahip olacağına ilişkin somut bir kanıt sunulmadığı gibi davacının emekli olduktan sonra 2005 yılı Mart ve 2008 yılı Mart aylarında çalışmasından sonra tutuklandığı tarihe kadar çalışmıyor oluşuda dikkate alınarak Yargıtay 12. Ceza Dairesinin maddi tazminat yönünden bu yönde belirtilen bozma ilamına uyulmayarak buna yönelik istem bu nedenle red olunmuştur. ...Suç tarihinde davacının (sanığın) ... Harekat Planı kapsamında... Birlik Komutanı olarak görevlendirildiği belirtilerek elde edildiği belirtilen bilgisayar CD'lerine dayanılarak hüküm verilmiş olması, İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesince yargılamanın yenilenmesi dosyasında davacı ve bu dosyada yargılanan diğer tüm kişilerin söz konusu suçları işledikleri sabit olmadığından beraatine karar verilmiş olması ve gerekçe olarak hükme esas alınan CD lerin sahte olarak oluşturulan CD ler olduğunun kabul edilmiş olması, davacının yukarıda belirtilen 11.02.2011 - 19.06.2014 tarihleri arasında 765 sayılı TCK'nın 147. maddesinde belirtilen 'Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyeti'nin cebren iskat veya vazife görmekten cebren men edenlerle bunları teşvik eyliyenler' suçundan tutuklu kalmış olması, yargılama süreci, yargılamanın yenilenmesi sonucu kesinleşen karar ile davacının başlangıçta mahkûmiyet kararı verilen dosyada hükme esas alınan CD'lerin sahte oluşturulan CD'ler olduğu kabul edilerek beraatine karar verilmiş olması, sosyal ve ekonomik durumu, toplumsal konumu dikkate alınarak lehine 400.000 TL manevi tazminata hükmedilmesinin somut olaya, yasal düzenlemelere, adalete ve hakkaniyete uygun düşeceği kabul edilmiştir." şeklindeki gerekçeyle bozma nedenine direnerek önceki hüküm gibi karar vermiştir. Direnme kararına konu hükmün de davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.01.2021 tarihli ve 89954 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesince 31.05.2021 tarih ve 1588-4356 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU Yerel Mahkeme ile Özel Daire arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar; CMK’nın 141 ve devamı maddeleri uyarınca tazminat istemine ilişkin davada, 1-Davacı lehine maddi tazminata hükmolunmasının mümkün olup olmadığı, 2- Hükmolunan manevi tazminatın fazla tayin edilip edilmediği, Hususlarının belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Emekli... olan davacının kamuoyunda Balyoz Davası olarak bilinen... 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/283 esas sayılı dava dosyası kapsamında Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren menetmeye teşebbüs suçundan 11.02.2011 tarihinde tutuklandığı, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.09.2012 tarihli ve 283-245 sayılı kararı ile müsnet suçtan 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu mahkûmiyet kararının Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 09.10.2013 tarihli ve 9110-12351 sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, akabinde aynı davada yargılanan ve hükümleri onanan diğer bazı sanıklarla birlikte adil yargılanma haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunduğu, Anayasa Mahkemesi tarafından başvurusu kabul edilerek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi üzerine... Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesince 19.06.2014 tarihinde yargılanmanın yenilenmesine ve infazın durdurulmasına karar verildiği ve aynı gün davacının tahliye edildiği, yeniden yapılan yargılama sonucunda... Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesince 31.03.2015 tarih ve 188-143 sayı ile davacının beraatine karar verildiği ve söz konusu kararın temyiz edilmeksizin 08.06.2015 tarihinde kesinleştiği, Davacı vekilinin yasal süresi içerisinde mahkemesinden koruma tedbirleri nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu, Davacı vekilinin 04.12.2015 havale tarihli dilekçesi ile; davacının emekli olmasına rağmen bilgi birikimi ve tecrübesinden faydalanılan bir kişi olduğu, çalışabilecek ve gelir elde edebilecek durumdayken bu hakkının elinden alınması sonucunu doğuracak şekilde haksız ve hukuksuz olarak tutuklandığı, mesleğinde tümamirallik ile taçlandırılmış başarılı bir asker olan, ülkesine ve orduya onuruyla hizmet etmiş olan ve bu onuru taşımanın haklı gururunu yaşayan davacının, kurulan kumpas ile yaşamında hiç de beklemediği iğrenç bir saldırıyla iftiraya uğraması sonucunda tutuklandığı, yazılı ve görsel basında hain ilan edildiği, davacının yanı sıra ailesi, yakını ve sevenlerinin de yaşadığı üzüntü ve sıkıntının telafisinin mümkün olmadığı, hakkında karar verilirken bu hususların dikkate alınması gerektiğini belirterek 1.100.000 TL maddi 1.850.000 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, Davacı ...; Deniz Kuvvetlerinde görevli iken 2004 yılında... rütbesi ile emekli olduğunu, sonrasında kamuoyunda Balyoz olarak bilinen dava ve bu dava nedeni ile yapılan soruşturmalara maruz kaldığını, 11.02.2011 tarihinden 19.06.2014 tarihine kadar tutuklu ve hükümlü olarak cezaevinde kaldığını, gerçekliği tartışılan dijital veriler esas alınarak başkaca hiçbir kanıt olmamasına rağmen söz konusu mahkûmiyet kararı verildiği için kendisi dışında eşi, çocukları ve aile yakınlarının da maddi ve manevi olarak zarara uğradıklarını, ayrıca hatırladığı kadarıyla 2004 yılında emekli olduktan sonra 2005 yılı Mart ayı ile 2008 yılı Mart ayları arasında...’ta yönetim kurulu üyeliği yaptığını ifade etmiştir. Yerel Mahkemece; davacının emekli olduğu süre içerisinde çalıştığına ilişkin bir kanıt sunamaması ve emekli olduktan sonra 2005 yılı Mart ve 2008 yılı Mart aylarında çalışmasından sonra tutuklandığı tarihe kadar çalışmıyor olması dikkate alınarak buna ilişkin maddi tazminat isteminin reddine, davacının müsnet suçu işlediği sabit olmadığından beraatine karar verilmiş olması ile sahte olarak oluşturulan CD’ler nedeniyle işlemediği bir suç nedeniyle uzun süre tutuklu ve hükümlü olarak cezaevinde kalması, tutuklanmasına neden olan yargılamanın süreci, isnat edilen suçun niteliği, sosyal ve ekonomik durumu, toplumsal konumu ve paranın satın alma gücü dikkate alınarak manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 400.000 TL manevi tazminatın davalı ... Hazinesinden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verildiği, Anlaşılmaktadır. IV. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konularına İlişkin Hukuki Açıklamalar Haksız ve hukuka aykırı olarak yakalanan veya tutuklanan kimselere tazminat ödenmesi, ülkemizde ilk kez 1961 Anayasası'nın 30. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddede yakalama ve tutuklamanın hangi hâllerde söz konusu olacağı açıklandıktan sonra; "Bu esaslar dışında işleme tâbi tutulan kimselerin uğrayacakları her türlü zararlar kanuna göre Devletçe ödenir." hükmü yer almıştır. Anayasa'da yer alan bu düzenleme doğrultusunda, 15.05.1964 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkındaki 466 sayılı Kanun'un 1. maddesinde yedi bent hâlinde, tazminatı gerektiren durumlar ayrıntılı olarak belirtilmiş, 466 sayılı Kanun'un 1. maddesinin 8. bendinde yer alan aynı tür suçtan mahkûm olanlar, itiyadi suçlular ve suç işlemeyi meslek veya geçinme vasıtası hâline getirenlerin tazminat isteyemeyeceklerine ilişkin hüküm 10.01.1991 tarihli ve 3696 sayılı Kanun ile kaldırılmıştır. Haksız yakalanan ve tutuklanan kimselere tazminat ödenmesi esası 1982 Anayasası'nda da sürdürülmüş, 19. maddede yakalama ve tutuklama şartlarına işaret edildikten sonra anılan maddenin son fıkrasında; "Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin uğradıkları zarar, kanuna göre, Devletçe ödenir." hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu hüküm 17.10.2001 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4709 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile; "Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, Devletçe ödenir." şeklinde değiştirilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 5. maddesinde de kişilerin özgürlüğünün hangi hâllerde sınırlandırılabileceği belirlenmiş, maddenin son fıkrasında bu şartlara aykırı davranılması durumunda mağdur olan herkesin tazminat istemeye hakkı olduğu esası kabul edilerek, kişilerin keyfî olarak özgürlüğünden yoksun bırakılmasının engellenmesi amaçlanmıştır. 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 18. maddesi ile 466 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmış, CMK'nın Yedinci Bölümü'nde, "Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat" ana başlığı altındaki 141 ilâ 144. maddelerinde, tazminat isteme şartları ve sonuçları yeniden kapsamlı bir şekilde düzenlenmiştir. Bu kapsamda CMK'nın "Tazminat istemi" başlıklı 141. maddesi şöyledir; "(1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında; a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen, b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan, c) Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan, d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen, e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen, f) Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan, g) Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan, h) Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen, i) Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen, j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen, k) (Ek: 11/4/2013-6459/17 md.) Yakalama veya tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan, Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler. (2) Birinci fıkranın (e) ve (f) bentlerinde belirtilen kararları veren merciler, ilgiliye tazminat hakları bulunduğunu bildirirler ve bu husus verilen karara geçirilir. (3) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir. (4) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına bir yıl içinde rücu eder." Maddi tazminat ile davacıların mal varlığında meydana gelen somut bir azalma ya da kazanç kaybı gibi masrafların karşılanması amaçlanırken, manevi tazminat ile kişinin sosyal çevresinde itibarının sarsılması, özgürlüğünden mahrum kalması nedeniyle duyduğu elem, keder, ıstırap ve ruhsal sıkıntıların bir ölçüde de olsa giderilmesi düşünülmektedir. Maddi tazminatın konusu, hukuka aykırı bir koruma tedbirine maruz kalan kişilerin uğradıkları maddi zararlardır. Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında karşılanması gereken maddi zarar; mal varlığının aktif değerlerinde meydana gelen azalma veya pasifinde, başka bir anlatımla borçlarında artma şeklinde oluşabilir. Maddi tazminatın esasını oluşturan mal varlığında meydana gelen azalma veya gelir kaybının tespitinde objektif ölçü ve belgelere dayanılmalı, kişinin gözaltına alınması ya da tutuklanmasından önceki işine bakılmalıdır. Davacı işçi ya da memursa çalıştığı yerden, serbest meslek çalışanı ise ilgili meslek kuruluşundan sorulup, vergi kayıtları da incelenerek, sağlık durumu, çalıştığı işin niteliği, hafta sonu, dini ve milli bayramlarda çalışıp çalışmadığı araştırılıp sonucuna göre gerekirse bilirkişi marifetiyle maddi kaybı hesaplanmalıdır. Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat talebinde bulunulabilmesi için, zarar ile haksız işlem arasında uygun illiyet bağı bulunması, zararın da hukuka uygun bir gelire ilişkin olması gerekmektedir. Örneğin tefecilik yapan ya da kumar oynayan birisinin, tutuklu kaldığı günler için belirtilen yollarla elde edeceği kazançtan yoksun kaldığını ileri sürerek açacağı tazminat davası kabul edilmeyecektir. Herhangi bir işte çalışmayan kişilere verilecek maddi tazminatın hesaplanmasında gözaltında ya da tutuklu kaldıkları dönemdeki net asgari ücret göz önünde bulundurulmalı, serbest meslek sahibi olanların ne kadar kazanç elde ettikleri vergi dairesi veya ilgili meslek kuruluşundan sorulmalı, belli bir işyerinde çalışmayan, dolayısıyla aldıkları ücret ya da maaşı belirli olmayan kişilerin ise tarım veya sanayide çalışıp çalışmadıkları araştırılıp, bu alandaki asgari ücret üzerinden tazminat hesaplanmalıdır. Tazminat hukukunun koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında da tatbiki gereken genel prensipleri uyarınca, davacının dava dilekçesinde uğradığını ileri sürdüğü tüm zararlarının niteliğini, miktarını ve buna ilişkin delillerini açıkça göstermesi gerekmektedir. Davacı, maddi kaybının belirlenebilmesi bakımından herhangi bir işte çalışıyorsa buna ilişkin maaş bordrosu ve benzeri bilgi ya da belgelerini ibraz etmeli, varsa tanıklarını göstermelidir. Nitekim öğretide; "Yasa dışı yakalanan veya tutuklanan kimsenin mesleki uğraşısına göre uğrayacağı her türlü maddi kayıplarını maddi zarar olarak tarif edebiliriz. Bu zararın tespit edilmesindeki ölçüler objektif ölçülerdir. Örneğin, ticaret ya da tarımla uğraşan kimselerin uğrayacağı kazanç kayıplarını maddi zarar olarak sayabiliriz. Zararların saptanmasındaki ölçü, sübjektif takdir yerine belirli ölçü ve belgelerdir. Ödenecek maddi zarar, gerçek zararın karşılığı olacak, delillerle kanıtlanacak, gerektiğinde bilirkişiye tespit ettirilecektir. 'Tutuklanmasaydım şu şekilde bir iş tasavvur ediyordum, sağlayacağı kâr şu oranda olacaktı' şeklindeki soyut istekler karşılanmayacaktır." (M. Naci Ünver-A. Mümin Kavalalı, Yasa Dışı Yakalanan Veya Tutuklananlara Tazminat Verilmesi, Kazancı Yayınevi, İstanbul 1990, s. 42-43) "Maddi zarar, haksız olarak yakalanan veya tutuklanan kimselerin, yakalama ve tutuklama süresinde uğradıkları gelir kaybıdır. Ayrıca haksız işlem nedeniyle yaptıkları giderlerin de maddi zarar kapsamında değerlendirilmesi gerekir. Avukat ücreti ve yol giderleri maddi zarar hesabında göz önüne alınır. Yakalanan veya tutuklanan kişi işçi ve memur gibi ücretli birisi ise, net ücret kaybı maddi zarar sayılır. Ancak kişi tekrar görevine iade edilmesi nedeniyle tüm ücret ve haklarını alacaksa, kendisine maddi tazminat ödenmez. Böyle bir durum yoksa belli bir işyerinde çalışan işçilerin hafta ve resmi tatillerde de çalışıp çalışmadıkları araştırılarak net gelir kaybının saptanması gerekir. Belirli bir iş yerine bağlı olarak çalışmayan işçiler için tarım veya sanayide çalışıp çalışmadıkları araştırılarak, tarım veya sanayi asgari ücreti üzerinden tazminata hükmolunur. Hafta ve bayram tatilleri hesaba dâhil edilmez. Brüt asgari ücretten vergi düşülerek hesap yapılması gerekir. İşsizlere de net asgari ücretten tazminat ödenir. Serbest meslek sahibi olanların, daha önce ne kadar kazanç sağladığı vergi dairesi veya meslek kuruluşu gibi yerlerden sorularak veya gerekirse bilirkişi dinlenerek gelir kaybının saptanması ve buna göre tazminata hükmedilmesi gerekir. Maddi zarar kişinin yakalandığı ya da tutuklandığı tarihten serbest bırakıldığı güne kadar olan gelir kaybıdır." (Osman Yaşar-Cengiz Otacı, Ceza Muhakemesi Kanunu, Seçkin Yayınevi, Ankara 2015, 6. Baskı, c. 2, s. 1684) "Tazminat talebinde bulunan davacının sigorta, vergi gibi kaydı olması halinde ilgili kurumdan gerekli belgelerin getirtilerek gözaltı veya tutuklulukta geçen süre içindeki net gelir kaybının, çalıştırdığı iş yerinin tutukluluk süresinde faaliyetine devam edip etmediği gözetilerek hesaplanması, davacının herhangi bir kaydı olmaksızın çalıştığının belirlenmesi halinde, net asgari ücret üzerinden hesaplanarak bir miktarın maddi tazminat tayini gerekir." (Hülya Poyraz Giyik, Kanun Dışı Yakalama, Tutuklama, Arama Ve El Koymaya İlişkin Tazminat Davaları, Adalet Yayınevi, Ankara 2012, s. 71) şeklinde görüşler ileri sürülmüştür. Gelir ve tutuklu kaldığı döneme ilişkin kazanç kaybı konusunda itibar edilecek herhangi bir belge ibraz edilememesi hâlinde, davacının tutuklu kaldığı döneme ilişkin olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret miktarı üzerinden hesaplanacak maddi tazminata hükmedilir. Davacının, koruma tedbirlerinin uygulandığı tarihten önce, örneğin tutuklanmadan önce emekli olması hâlinde, tutuklu kalınan süre hizmetten sayılmaz. Dolayısıyla, tutukluluk süresinin hizmet süresi kapsamında değerlendirilmek suretiyle bu nedenle uğranılan kaybın maddi tazminat kapsamına dâhil edilmesi söz konusu değildir. Fakat emekli olan davacının, tutuklu kaldığı süre için net asgari ücret tutarı üzerinden hesaplanacak miktar gelir kaybı kapsamında değerlendirilmektedir. Bu doğrultuda emekli olan kişinin başka bir işte daha çalışabileceği dikkate alınarak çalışamamaktan kaynaklı kendisine maddi tazminat ödenecektir. Nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairelerinin istikrar kazanmış kararları da bu yönde olup, Dairenin 02.03.2020 tarihli ve 2370-2163 sayılı kararında; "Davacının tutuklandığı tarihten önce emekli olduğunun anlaşılması karşısında, tutuklu kaldığı süre için Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nca belirlenen asgari ücret tutarı üzerinden hesap edilecek miktarın maddi tazminat olarak hükmolunma gerektiği" 06.06.2022 tarihli ve 839-4424 sayılı kararında; "Davacının cezaevinde iken emekli edildiği, tutuklu olmasaydı emekli iken başka bir işte çalışabileceği göz önünde bulundurularak, davacının, emekli olduğu tarih ile tahliye edildiği 09.10.2013 tarihine kadar geçen süreye karşılık Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret miktarları üzerinden hesaplanacak miktarın emeklilik tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile ödenmesine karar verilmesi gerektiği" 14.06.2021 tarihli ve 13728-4818 sayılı kararında; "Davacı vekilinin dava dilekçesinde, davacının hakkında başlatılan soruşturma üzerine tutuklanmadan önce 15.09.2011 tarihinde emekli olduğu, Dairemizce UYAP’tan alınan SGK kayıtlarına göre de davacının 15.09.2011 tarihinde emekli olduğunun görülmesi karşısında, tutuklu olmasaydı emekli iken başka bir işte çalışabileceği göz önünde bulundurularak, emekli olduğu tarih ile tahliye edildiği tarihe kadar geçen süreye karşılık Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret miktarları üzerinden hesaplanacak miktarın gelir kaybı olarak ödenmesine karar verilmemesinin kanuna aykırı olduğu" vurgulanmıştır. Manevi tazminat ise kişinin sosyal çevresinde itibarının sarsılması, özgürlüğünden mahrum kalması nedeniyle duyduğu elem, keder, ıstırap ve ruhsal sıkıntıların bir ölçüde de olsa giderilmesi amacına yönelik olup tümüyle giderilmesi imkânsız ise de belirlenecek manevi tazminat kişinin acı ve ızdıraplarının dindirilmesinde, sıkıntılarının azaltılmasında etken olacaktır. Bu nedenle manevi tazminata hükmedilirken kişinin ceza infaz kurumunda kaldığı süre, sosyal ve ekonomik durumu, toplumsal konumu, atılı suçun niteliği, tutuklamanın şahıs üzerinde bıraktığı olumsuz etkiler dikkate alınarak, adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşır bir miktar olmasına özen gösterilmelidir. B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme 1. Davacı lehine maddi tazminata hükmolunmasının mümkün olup olmadığı; Tutuklandığı tarihte emekli olan ve emekli olduğu dönemde de bilgi birikimi ve tecrübesi nedeniyle çalıştığını beyan eden davacının, tutuklu olmasaydı emekli iken başka bir işte çalışabileceği ve tutuklu kaldığı döneme ilişkin kazanç kaybı konusunda bir belge sunmamış olması göz önüne alındığında, hakkaniyet ilkesi gereği davacının tutuklu kaldığı süre için net asgari ücretin tamamı üzerinden hesaplanacak miktarın gelir kaybı kapsamında maddi tazminat olarak belirlenmesi gerekmektedir. 2. Hükmolunan manevi tazminatın fazla tayin edilip edilmediği ; 1947 doğumlu, evli, iki çocuklu ve... rütbesiyle Türk Silahlı Kuvvetlerinden emekli olan, Türkiye Cumhuriyeti icra vekilleri heyetini cebren iskat veya vazife görmekten cebren menetmeye teşebbüs suçundan 3 yıl 4 ay 8 gün tutuklu kaldıktan sonra bu suçtan beraat eden davacının sosyal ve ekonomik durumu, toplumsal konumu ve ceza infaz kurumunda kaldığı süre ile müsnet suçun niteliği, tutuklamanın üzerinde bıraktığı olumsuz etkiler ve haksız tutukluluğun gerçekleştiği tarihteki paranın satın alma gücü de göz önüne alındığında, davacı lehine hükmolunan 400.000 TL manevi tazminatın makul olmayıp fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi; Yerel Mahkemenin direnme gerekçesinin isabetli olduğu düşünceleriyle karşı oy kullanmışlardır. Bu itibarla, isabetli bulunmayan Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün bozulmasına karar verilmelidir. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.09.2020 tarihli ve 143-267 sayılı direnme kararına konu hükmünün, davacı tarafından tutuklu kalınan süre nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davasında, emekli olan davacının, tutuklu kaldığı süre için net asgari ücret tutarı üzerinden hesaplanacak miktarın maddi tazminat olarak belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi ve hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla belirlenmesi isabetsizliklerinden BOZULMASINA, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.01.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.
İlgili Makaleler
- CGK (Ceza Genel Kurulu) Kararları Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatları, daireler arası birleştirme.