Karar Özeti
Ceza Genel Kurulu 2022/125 E. , 2025/440 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : (Kapatılan) 14. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 967-1114 I. HUKUKÎ SÜREÇ Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nıun 103/2, 62/1, 53... . maddeleri uyarınca 13... ay hapis
Karar Detayı
Ceza Genel Kurulu 2022/125 E. , 2025/440 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : (Kapatılan) 14. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 967-1114 I. HUKUKÎ SÜREÇ Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nıun 103/2, 62/1, 53... . maddeleri uyarınca 13... ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 18.01.2019 tarihli ve 117-14 sayılı hükmün, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ile sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince 16.04.2019 tarih ve 967-1114 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine, bu kararın da katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ile sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 12.01.2021 tarih ve 828-71 sayı ile; "...Mağdurenin aşamalardaki soyut beyanları, 05.11.2017 tarihinde adli tıp uzmanı tarafından düzenlenen raporda bahsedilen bir kısım yaralanmaların olaydan öncesine ilişkin olup alın bölgesinde bulunan milimetrik abrazyonun meydana geliş biçiminin ise mağdure tarafından cinsel ilişki sırasında yatak odasının dolabına çarpması sonucu oluştuğu, sanığın özellikle kafasını dolaba vurmadığı şeklinde açıklanması, İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 04.08.2018 tarihli raporu, savunma ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında, ilk derece mahkemesince sanığın olay günü on altı yaşındaki mağdureye yönelik nitelikli cinsel istismar eylemini cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirdiğine dair soyut iddia dışında her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp, mevcut hâliyle eylemin 5237 sayılı TCK’nın 104/1. maddesinde düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu gözetilerek karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 19.12.2021 tarih ve 54795 sayı ile; "...Sosyal medya hesaplarındaki açıklamalara göre çeşitli televizyon ya da medya kuruluşlarında kameramanlık yaptığını belirten sanıkla olay tarihinde 15... aylık olan, dosyadaki raporlara göre hafif derecede zeka geriliği bulunan mağdurenin sosyal medya üzerinden tanıştıkları, mağdurenin sanatçı olmak istediğini bildirdiği, sanığın da medya çalışanı olması nedeniyle bu isteğini yerine getirebileceğine dair mağdureyi ikna etmesi suretiyle buluşmayı temin ettiği ve mağdureyi fotoğraf çekimine götüreceğinden bahisle evine götürüp orada cebir kullanmak suretiyle mağdurenin rızası hilafına onunla vajinal yoldan ilişkiye girdiği, nitekim vajen iç dudak (labia minör) alt birleşim yerindeki kanamalı abrazyon ile vajen içinde saat 1-4 hizasındaki yaygın ekimozlu ve kanamalı abrazyonun da cinsel istismarın cebren gerçekleştirildiğinin delili niteliğinde olduğu, böylece sanığın sabit olan eyleminin vasfının çocuğun nitelikli cinsel istismarı olduğunun sabit olduğu" görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 27.12.2021 tarih ve 19487-10296 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eylemine katılan mağdurenin rızasının bulunup bulunmadığı, bu bağlamda sanığın eyleminin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu mu yoksa çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Uzman psikiyatri hemşiresi tarafından katılan mağdure hakkında düzenlenen adli görüşme ve değerlendirme raporuna göre; katılan mağdurenin kendisini ifade edebiliyor olduğu ve tutarlı bilgiler verdiği, Adli Tıp Uzmanınca katılan mağdure hakkında düzenlenen 05.11.2017 tarihli raporda; ''Şubemizde jinekolojik pozisyonda yapılan genital muayenesinde labia minör alt birleşim yerinde saat 6 hizasında kanamalı abrazyon olduğu, hymen anüler, ince kenarlı olup saat kadranına göre 11 hizasında kaideye inen, 2-5 ve 9 hizasında kaideye inmeyen doğal çentik olduğu, fevhasının 3 cm olduğu ve duhule uygun olduğu, saat kadranına göre 1-4 arasında yaygın etrafı ekimozlu kanamalı abrazyon olduğu, tespit edilen lezyonun ereksiyon halinde penis ya da benzer cesamette cismin duhulü ile husulünün mümkün olduğu, anal muayenede anal mukoza ve sfinkter tonusu doğal bulunduğu ancak anal yolla ırza geçme sonrası görülmesi beklenen ekimoz, mukoza veya sfinkter yırtığı gibi travmatik değişimlerin olaydan kısa bir süre sonra iz bırakmaksızın kaybolabileceği gibi, mağdurun yaşı, fizik gelişimi, olay sırasında penis girişini kolaylaştırıcı kaygan madde kullanımı ile hile, tehdit ya da rıza gibi nedenlerle direncinin kırıldığı durumlarda anal sfinkterin çok büyük travmatik değişim olmaksızın penisin girişine müsait olacak şekilde genişleme yeteneğinin bulunmasının da tıbben mümkün olduğu dikkate alındığında kişinin livataya maruz kalıp kalmadığının tespitine tıbben imkan bulunmadığı, harici muayenesinde sol el sırtında milimetrik iyileşmekte olan yara nedbesi, sol ön kol distal ön yüzde ve sol dirsek iç yüzde eski psikopati skarları, sol omuz lateralde 1 cm çapında, arka yüzde 0,5 cm çapında sarı-yeşil renkte ekimoz, altında milimetrik abrazyon olduğu," tespitlerine yer verildiği, Adli Tıp Kurumu 6.Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 04.07.2018 tarihli raporunda; katılan mağdurede sınır-hafif derecede zeka geriliği saptandığının, tespit edilen bu zeka geriliğinin mağduru bulunduğu olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılamasına engel teşkil edecek mahiyet ve derecede olmadığının, 04.11.2017 tarihinde mağduru bulunduğu olayda, fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin bulunduğunun mütalaa edildiği, Anlaşılmaktadır. Katılan mağdure aşamalarda; sosyal medya aracılığıyla tanıştığı sanığın kendisini kameraman olarak tanıttığını, sanığa oyuncu olmak istediğini söylediğinde bu konuda kendisine yardımcı olacağını söylediğini, olaydan iki gün önce sosyal medya hesabından sanığın "Seni Bağcılar Çiftlik meydandan alacağım. Sana sürprizim var." şeklinde yazması üzerine 04.11.2017 tarihinde başka birinin cep telefonundan aradığı sanığın, bulunduğu yerden kendisini arabayla aldıktan sonra birlikte bir eve girdiklerini, sanığın önce kendi kıyafetlerini çıkardığını, sonra kendisinden de kıyafetlerini çıkarmasını istediğini, bunu kabul etmemesi üzerine de zorla kıyafetlerini çıkartıp çıplak bir şekilde yatağa attığını, göğüslerinden öptüğünü, sanığa engel olmaya çalıştığını, hatta bu sırada kafasını hafifçe dolaba vurduğunu, sanığın, cinsel organını vajinasına soktuğunu ve "Neden senden kan gelmedi." şeklinde sözler söylediğini, daha sonra cinsel ilişkiyi kameraya çektiğini söyleyerek "Eğer bu olayları birisine söylersen, videoyu internete atarım." dediğini, bir süre bekledikten sonra ikinci kez cinsel ilişkiye girdiklerini, dört saat boyunca bu evde kaldıklarını, sonrasında sanığın kendisini teyzesinin evine yakın bir parkın önünde bıraktığını beyan etmiştir. Sanık soruşturma evresinde; yüz yüze görüşmediğini ve buluşmadığı katılan mağdurenin ruh hastalığından dolayı bu durumu uydurmuş olabileceğini, Kovuşturma evresinde; iki yıl önce sosyal medya üzerinden tanıdığı, katılan mağdurenin kendisine oyuncu olmak istediğini söylediğinde, haber spikeri olması nedeniyle ona yardımcı olamayacağını, oyunculuk için birtakım eğitimler alması gerektiğini söylediğini, tanıştıktan yaklaşık iki ay sonra da ailesinden şiddet gördüğünü söyleyerek yardım istediğini, bunun üzerine katılan mağdureye polise gitmesini tavsiye ettiğini, bu durumu haber yapabileceğini söylediğini, 4 kasım günü bir taksi şoförünün cep telefonu ile kendisini araması üzerine katılan mağdureyle buluştuklarını, ona "Bir kafeye gidip konuşalım." dediğinde üşüdüğünü orada oturamayacağını söylediğini, sonra birlikte eve gittiklerini, evde katılan mağdurenin "Babam beni dövüyor. Beni evlendirmek istiyorlar. Eve gitmek istemiyorum. Bana ev bul." demesi üzerine "Ben emlakçı değilim, ev bulamam." dediğini, bir süre sonra da kendisini öpmeye başlayan katılan mağdure ile cinsel ilişkiye girdiklerini, bu olaydan sonra katılan mağdurenin teyzesinin çağırdığını söylediğini ve bunun üzerine onu minibüse bindirdiğini, savunmuştur. V. GEREKÇE 1. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Hukuki Açıklamalar "Çocukların cinsel istismarı" başlıklı TCK’nın 103. maddesi suç tarihinde şöyledir: "(1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismar deyiminden; a) Onbeş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış, b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar, Anlaşılır. (2) Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (3) Cinsel istismarın üstsoy, ikinci veya üçüncü derecede kan hısmı, üvey baba, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, sağlık hizmeti veren veya koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehdit kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. (6) Suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması hâlinde, on beş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. (7) Suçun mağdurun bitkisel hayata girmesine veya ölümüne neden olması durumunda, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.". "Reşit olmayanla cinsel ilişki" başlıklı TCK'nın 104. maddesinin 1. fıkrası ise suç tarihinde; "Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." şeklindedir. Ceza Genel Kurulunun 10.06.2014 tarihli ve 551-311, 12.11.2013 tarihli ve 511-4 49... .03.2008 tarihli ve 253-52 sayılı kararlarında vurgulandığı üzere; TCK'nın 6/1-a maddesinde, "henüz onsekiz yaşını doldurmamış kişi" olarak tanımlanan çocuk kavramının, kanun koyucu tarafından cinsel dokunulmazlığa karşı suçların düzenlendiği bölümde, "onbeş yaşını bitirmiş", "onbeş yaşını tamamlamamış" şeklinde iki ayrı dönem olarak ele alındığı görülmektedir. Buna göre bu bölümde "onbeş yaşını tamamlamamış" çocuklar ile "onbeş yaşını bitirmiş olup da onsekiz yaşını tamamlamamış" çocuklara karşı işlenen cinsel suçlar farklı kategoride mütalaa edilmiştir. TCK'nın 103/1-a maddesinde "onbeş yaşını tamamlamamış" olan çocuklara karşı her türlü cinsel davranış cinsel istismar olarak tanımlanmışken, aynı maddenin (b) bendinde; diğer çocuklar ifadesiyle "onbeş yaşını bitirmiş olup da onsekiz yaşını tamamlamamış" çocuklar kastedilerek bunlara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışların cinsel istismar suçunu oluşturabileceği kabul edilmiştir. Böylece kanun koyucu bu maddede "onbeş yaşını bitirmiş olup da onsekiz yaşını tamamlamamış" olan çocuklara karşı rızalarıyla işlenen cinsel davranışları cinsel istismar suçu kapsamına almamış ve bu kategorideki çocukların rızalarına önem vermişken, "onbeş yaşını tamamlamamış" çocuklara karşı yapılan her türlü cinsel davranışı rızaları olsa bile çocukların cinsel istismarı suçu kapsamına almıştır. TCK'nın 104. maddesinde de; cebir, tehdit ve hile olmaksızın, on beş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunmayı şikâyete bağlı bir suç olarak hüküm altına alınmıştır. 2. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme Suç tarihi itibarıyla 15-18 yaş aralığında bulunan ve Adli Tıp Kurumu 6. Adli Tıp İhtisas Kurulunun raporuna göre sınır-hafif derecede zekâ geriliği saptanan, bununla birlikte mağduru bulunduğu fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişen katılan mağdurenin, sanığın kendisiyle zorla cinsel ilişkiye girdiğine dair beyanlarının soyut nitelik taşıması, katılan mağdure hakkında düzenlenen 05.11.2017 tarihli raporda işaret edilen yaralanmaların olaydan önceye ait olması, alın bölgesinde görülen milimetrik abrazyonun ise katılan mağdurenin ifadesinde belirttiği üzere sanığın zor kullanmasından kaynaklandığının kanıtlanamaması, vajinal muayenede de teşhise konu hususların zora dayalı olarak meydana geldiğine yönelik bir tespitin yapılmaması ve aşamalarda katılan mağdureyle rızasına aykırı olarak cinsel ilişkiye girmediğini belirten sanığın savunmalarının aksine bir delil bulunmaması hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; mahallinde ikame olunan ve tartışılan dillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması suretiyle sanığın, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği yönünde vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı anlaşılmakla in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince; sanığın sabit görülen eyleminin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
İlgili Makaleler
- CGK (Ceza Genel Kurulu) Kararları Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatları, daireler arası birleştirme.