İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2022/202 Karar: 2025/474 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2022/202 K.2025/474

Ceza Genel Kurulu 2022/202 E. , 2025/474 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : (Kapatılan) 14. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 529-83 I. HUKUKÎ SÜREÇ Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103/2-2.cümle, 103/3-c, 62/1, 58/6, 53... . maddeleri uyarın

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2022/202 E. , 2025/474 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : (Kapatılan) 14. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 529-83 I. HUKUKÎ SÜREÇ Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103/2-2.cümle, 103/3-c, 62/1, 58/6, 53... . maddeleri uyarın

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2022/202 E. , 2025/474 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : (Kapatılan) 14. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 529-83 I. HUKUKÎ SÜREÇ Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103/2-2.cümle, 103/3-c, 62/1, 58/6, 53... . maddeleri uyarınca 22... ay hapis; çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan suça sürüklenen çocuğun aynı Kanun'un 103/2, 31/3, 62/1 ve 63. maddeleri uyarınca 8 yıl 10... gün hapis cezaları ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluğuna ve hapis cezasının mükerirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine (sanık ... için) ve mahsuba ilişkin İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 05.02.2019 tarihli ve 339-35 sayılı hükümlerin, sanık ... suça sürüklenen çocuk müdafisi, katılan vekili ve katılan ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince 19.03.2019 tarih ve 729-792 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine, bu kararın sanık ... suça sürüklenen çocuk müdafisi ile katılan ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 19.11.2020 tarih ve 5489-5128 sayı ile; "...Olayın intikal şekli ve zamanı, suç tarihi itibarıyla on yaşı içerisinde bulunan mağdurenin aşamalarda değişen soyut ve çelişkili anlatımları, anal bölge muayenesinde cinsel istismarın fiziki bulgularına rastlanılmadığı yönündeki 02.07.2018 tarihli adli rapor içeriği, katılan ... ile sanık ... suça sürüklenen çocuğun aileleri arasında miras paylaşımından kaynaklanan husumet iddiası, tanık anlatımları, savunma ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkumiyet kararlarının yerinde olmadığı anlaşıldığından, anılan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ise 09.03.2021 tarih ve 529-83 sayı ile bozma kararına direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükmün, sanık ... suça sürüklenen çocuk müdafisi, katılan vekili ve katılan ... vekili ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.11.2021 tarihli ve 58300 sayılı onama istekli tebliğnamesi ile dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 24.02.2022 tarih ve 27156-1644 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık ... suça sürüklenen çocuğun katılan mağdureye yönelik eylemlerinin sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. III.OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; 06.09.2018 tarihinde katılan mağdurenin Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinde beyanının alınmasında hazır bulunan psikolog bilirkişinin; katılan mağdurenin yaşının cinsel bilgileri öğrenmesi için erken olduğunu ifade ettiği, 13.11.2018 tarihinde katılan mağdurenin mahkeme beyanının alınmasında hazır bulunan sosyal hizmetler görevlisi bilirkişinin; katılan mağdurenin beyanlarının tutarlı olduğunu ve ikna edici nitelik taşıdığını ifade ettiği, 04.07.2018 tarihinde Adli Tıp Kurumunca katılan mağdure hakkında düzenlenen rapora göre; sfinkter tonusunun doğal olduğu, fissür, ekimoz, lezyon ve hipereminin bulunmadığı, fiili livatanın tıbbi delillerinin görülmediği, 12.12.2018 tarihinde Adli Tıp Kurumu 6.Adli Tıp İhtisas Kurulunca katılan mağdure hakkında düzenlenen rapora göre; travma sonrası stres bozukluğu görüldüğü ancak beyanlarına itibar edilmesine engel olacak akıl hastalığı ve zeka geriliğinin bulunmadığı, Anlaşılmaktadır. Katılan mağdure kollukta; dedesi, halası olan tanık ... ile aynı apartmanda oturduklarını, 2016 yılında bir gün halasının evine gittiğinde, halasının oğlu olan kuzeni suça sürüklenen çocuğun kendisini bir şey gösterme bahanesiyle odasına çağırarak ''Film izleyelim mi?'' dediğini, birlikte uzanarak film izlemeye başladıklarını, bir süre sonra suça sürüklenen çocuğun, pantolonunu indirdiğini, akabinde kendi külodunu da indirip cinsel organını ve ön ve arka bölgelerine dokundurduğunu, sonrasında cinsel organını üç kez arkadan soktuğunu ve ''Bu olayı kimseye anlatma.'' diyerek uyardığını, yaşananlardan sonra üzerini giyinip odadan çıkarak evine gittiğini, babasının vefat ettiğini, evlerinde kendileriyle birlikte kalan ve amcası olan sanığı çok sevdiğinden bazen sanık ile birlikte yattıklarını, 2017 yılında bir gece yine sanığın yanında uyuduğu sırada, sanığın göğüslerine dokunduğunu anlayıp uyandığını pijamasını yarıya kadar indiren sanığın külodunu çıkardıktan sonra ön ve arka bölgelerine dokunduğunu, sonrasında cinsel organını poposuna soktuğunu, bu sırada annesinin uyuduğunu, o günden sonra sanığın onlarla kalmaya devam ettiğini ancak, benzer şekilde bir durumun bir daha yaşanmadığını, bu olayı bir yıl boyunca sakladığını ancak, artık sanık ... suça sürüklenen çocuğu gördükçe sinirlendiğini, sinir hastası olması sebebiyle olayları annesine değil teyzesi tanık ...’ye anlattığını, Mahkemede; annesinin işten yorgun gelip odasına giderek uyuduğunu sırada eve gelen sanığın, ''Benimle yatar mısın?'' dediğini, amcası olduğu için bu teklifini kabul ettiğini, tam uyuyacağı sırada sanığın elini göğüs bölgesinde hissettiğini, akabinde pijamasını yarıya kadar indirip poposuna cinsel organını soktuğunu, bağırmaması için ağzını kapatıp ''Eğer bunu annene söylersen seni öldürürüm.'' dediğini, sanığın yanından kalkarak annesinin yatağına gidip yattığını, sessizce ağladığını, bu olaydan sonra yalnız kaldıkları zamanlarda sanığın kendisini öpmeye çalıştığını, annesine bir şey olur korkusuyla olayları anlatamadığını, bu yaz tatile teyzesinin yanına gittiğinde olayları ona anlattığını, bu olayın yaşandığı akşam evde annesi, abisi ve ablasının da olduğunu ancak onların annesi ile birlikte yattıklarını, olayın 2017 yılında kış mevsiminde olduğunu hatırladığını, Katılan ... kollukta; kayınpederi ve görümcesi ile aynı apartmanda oturduklarını kayınbiraderi olan sanığın iki yıl önce hapisten çıktığını, kimsenin onu eve almadığını, kayınpederinin isteğiyle sanığın evinde kalmasına rıza gösterdiğini, madde bağımlısı olan ve sürekli evin önüne başka insanlar getiren sanığı evden kovduğunu, ev temizlerken katılan mağdurenin günlüğüne ''Babacığım neden yoksun. Sen olsaydın onlar bana zarar vermezdi.'' şeklinde bir söz yazdığını gördüğünü, bunun üzerine şüphelendiğini ve durumu kardeşi tanık ...'ye anlattığını, katılan mağdurenin iki yıldır içine kapandığını sıcak olsa bile mont giyerek yattığını, Mahkemede; suça sürüklenen çocuğu kendisinin büyüttüğünü, devamlı evlerine gidip geldiğini ancak, katılan mağdurenin yanına çok yanaşmadığını hatırladığını, gerek sanığın gerekse suça sürüklenen çocuğun katılan mağdureyi çok sık öptüklerini fark edince onları ''Bu çocuk artık büyüdü, öpmeyin.'' diyerek uyardığını, Tanık ... kollukta; yanında kalan katılan mağdureye kendisi ile kalabileceğini ve onun okutabileceğini söylediğinde çok sevindiğini, daha sonra annesinin geri dönmesini istediğinde ise çok üzüldüğünü ve eve gitmek istemediğini ifade ettiğini nedenini sorduğunda cevap vermediğini, daha sonra kardeşi ...’in katılan mağdureye ait bir not bulup kendisini aradığını, devamında bu hususu katılan mağdureye sorduğunu, katılan mağdurenin ''... abim beni kötü öpüyor. O yüzden gitmek istemiyorum.'' şeklinde sözler söylediğini, biraz daha ısrar ederek katılan mağdureye telkinlerde bulunduğunu, bunun üzerine katılan mağdurunun ağlayarak halasının oğlu suça sürüklenen çocuk ... amcası sanığın farklı zamanlarda kendisinin arka bölgesine cinsel organa sokmak suretiyle istismarda bulunduğunu anlattığını, Mahkemede; katılan mağdurenin evine gelir gelmez ''Teyze burası çok güzelmiş, ben hep seninle kalsam olur mu?'' şeklinde sözler söylediğini, devam eden günlerde ''... abim beni pis pis öpüyor, ... Abim beni sürekli yatağa çağırıyor. Korkuyorum.'' dediğini, önceleri katılan mağdurenin bu beyanını kafasında kurguladığını düşünerek önemsemediğini, daha sonra katılan mağdurenin annesi katılan ...'in not olayını anlattığını, bunun üzerine yumuşak bir şekilde katılan mağdureye ona dokunan birisinin olup olmadığını sorduğunu, başlarda katılan mağdurenin ''Hayır!'' şeklinde cevap verdiğini, birkaç defa soruyu tekrarladığında da aynı cevabı verdiğini, bunun üzerine katılan mağdureye ''Ben 7 yaşındaydım, evimizde bir asker geldi ve bana kötü bir şekilde dokunmuştu. Bu yüzden seni anlayabilirim.'' dediğinde ''Anlayabilir misin?'' diye sorup ağlayarak suça sürüklenen çocuk ... sanığın eylemlerini ve onlardan sürekli kaçtığını anlattığını, Beyan etmişlerdir. Sanık; suçlamaları kabul etmediğini, 2017 yılından itibaren Sakarya'da yaşadığını ve İstanbul'da uzun süreli kalmadığını, 2018 yılında İstanbul'a gittiğini, katılan mağdurenin babası olan ve vefat eden ağabeyinin borçları bulunması nedeniyle reddi miras yaptıklarını ve ağabeyinin borçlarını babasının ödediğini, yengesi olan katılan ...'in de mirastan hak talep ettiğini, bu nedenle aralarında bir husumetin oluştuğunu, 2018 yılı Nisan ayında evde yengesi yokken kız arkadaşını eve çağırdığını, birlikte evde kaldıklarını gören katılan ...'in bağırmaya başlayıp ''Al or... buradan git. Senin canını yakacağım. ... or... da ciğerini yakıp ondan sonra gideceğim, bu evden'' şeklinde sözler söylediğini, komşularının da buna şahit olduğunu, Suça sürüklenen çocuk; suçlamaları kabul etmediğini, miras meselesi yüzünden katılan mağdurenin ailesi ile kendi ailesi arasında ciddi bir husumetin olduğunu, tapu işlemi yapıldıktan beş gün sonra haklarında böyle bir iddianın ortaya atıldığını, katılan ...’in babası hakkında da tacizde bulunduğuna ilişkin konuşmalar yaptığını ve annesi tanık ...'ye ''Senin ciğerini yakacağım.'' şeklinde sözler söylediğini, 2016 yılında anne ve babası evdeyken katılan mağdure ve diğer kuzenleri ... ve ... ile birlikte film izlediklerini, keza iddia edilen olayın meydana geldiği tarihten sonra da katılan mağdureyle ilişkilerinin gayet iyi olduğunu, 2018 yılında birlikte sinemaya gittiklerini, yine onu çiğ köfteciye götürdüğünü, 2017 yılında da ablası ... ..., ..., ... ve katılan mağdureyle birlikte evde film seyrettiklerini, 2017 yılında katılan ...'in teklifiyle onların evine yemek yemeğe gittiğini, Savunmuşlardır. IV. GEREKÇE Anayasa’nın 138/1. ve CMK’nın 217/1. maddeleri ile Anayasa’nın 38. ve İHAS’nin 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen Ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (M. Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, Syf. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir. Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü; hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir. Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Her türlü delil aracı, kural olarak kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk belirler. Nitekim, Anayasa’nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa’nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne zaman ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda ret olunabileceği, çelişme yönteminin nasıl hayata geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir (M. Feyzioğlu, Syf. 357). Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkanı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma: "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey aynı düşünceyi; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Prof. Dr. Feridun Yenisey, İstinafta Maddi Ve Hukuki Mesele Denetimi, Dr. Dr. Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, Syf. 1282) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır. Ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında toplayabileceğimiz temel prensiplere göre; a) Herşeyin kanıt olabileceği (hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş), b) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği, (hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği), d) Kanıt ileri sürmede zaman kısıtlaması olamayacağı, e) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği, (vicdani kanaat) ceza yargılamasının temel ilkeleridir. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ilke ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır (YCGK., 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı). Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkan vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmına gözetilip diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimale sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (Y CGK., 11.6.2013 tarihli ve36-294 sayılı). Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Aşamalarda samimi ve istikrarlı beyanlarda bulunan, katılan mağdurun yazdığı not kağıdının annesi katılan ... tarafından bulunularak şüphe üzerine olayı katılan mağdurenin teyzesi olan ...'ye anlatıp ...'nin çabalarıyla katılan mağdurenin olayı anlatması şeklinde gerçekleşen intikalin genel hayat tecrübelerine uygun bulunması ve katılan mağdurenin olay ortaya çıkmadan önce tanık ...'ye sanık ... suça sürüklenen çocuk için ''... abim beni pis pis öpüyor, ... Abim beni sürekli yatağa çağırıyor. Korkuyorum.'' şeklinde sözler söyleyerek eve gitmek istememesinin de bunu desteklemesi, iftira atılmasına gerekçe olarak gösterilen miras uyuşmazlığına ilişkin olarak dosyaya yansıyan beyanlar dışında bir delilin bulunmaması hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesinin sanık ... suça sürüklenen çocuğun katılan mağdureye yönelik eylemlerinin sabit olduğuna ilişkin kabul ve direnme gerekçesinin isabetli olduğuna, dosyanın uygulamanın denetlenmesi için Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan altı Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanık ... suça sürüklenen çocuğun katılan mağdureye yönelik eylemlerinin sabit olmadığı düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1-İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.03.2021 tarihli ve 529-83 sayılı, direnme kararına konu olan hükmünün gerekçesinin İSABETLİ OLDUĞUNA, 2-Dosyanın, uygulamanın denetlenmesi için Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.11.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla