İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Ceza Genel Kurulu

YARGITAY · CEZA GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2022/206 K.2025/106

Göçmen kaçakçılığı suçundan sanıkların 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 79/1, 62/1, 53, 52/2-4 ve 54. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 5.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, taksitlendirmeye ve müsadereye ilişkin…

Esas2022/206Karar2025/106Tarih5 Mart 2025Okuma15 dk · 3.009 kelime

KÜNYE

Ceza Genel Kurulu 2022/206 E., 2025/106 K.·Kararı Veren

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
5 Mart 2025
İtirazname No
2021/60202
Yargıtay dairesi
4. Ceza Dairesi
Mahkemesi
Asliye Ceza
Sayısı
808-664
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.009 kelime·15 dk okuma·8 bölüm

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Göçmen kaçakçılığı suçundan sanıkların 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 79/1, 62/1, 53, 52/2-4 ve 54. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 5.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, taksitlendirmeye ve müsadereye ilişkin Ezine Asliye Ceza Mahkemesince verilen 17.09.2015 tarihli ve 808-664 sayılı hükümlerin, sanıklar ... müdafii ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 21.09.2021 tarih, 29164-22191 sayı ve oy çokluğu ile; "...Hükmün temel cezanın belirlendiği paragrafından 'TCK'nın 79/1' ibaresinin yerine 'TCK'nın 79/1-b' ibaresinin yazılması ve hükümlerden TCK'nın 53/1-b maddesinin uygulanmasına ilişkin kısımların çıkarılması," suretiyle düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

Daire Üyeleri... ve ...; "Kolluk aşamasında ve Mahkeme aşamasında, suçun mağduru olan göçmenlerin yakalanamamaları sebebiyle beyanlarının bulunmaması,

Sanıkların savunmalarına göre eylemlerinin Suriye uyruklu yabancı mağdurların ülke içinde nakil olduğu kabul edilmesi hâlinde ise, sanıkların savunmalarında Suriye uyruklu yabancı olduğunu açıkladıkları, ifadeleri alınamayan mağdurların Geçici Koruma Yönetmeliği çerçevesinde geçici koruma statüsü altında olup olmadıklarının belirlenmemesi,

Sanık ...'ın savunmasında, Suriye uyruklu olduğunu düşündüğü kişilerin tarım işçisi olduklarını söyledikleri için Çanakkale'ye getirdiğini belirterek suçlamaları kabul etmemesi,

Sanık ...'ın savunmasında, sanık ...'ın teklif etmesi ile sadece araçta şoförlük yaptığını belirterek suçlamaları kabul etmemesi,

Sanıkların kullandıkları araçta Yargıtay 4. Ceza Dairesinin yerleşik kararlarında belirtildiği üzere tesbit edilemeyen göçmenleri yurt dışına çıkarmakta kullanılan bot, can yeleği, deniz küreği vb. herhangi bir delilin bulunmaması karşısında,

Göçmen kaçakçılığı suçunda kullanılmaları nedeniyle müsaderesine karar verilen araçların gerçek maliklerinin araştırılamadığı, bu kişilerin iyi niyetli 3. kişi olup olmadığına dair herhangi bir değerlendirme yapılmadan eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle müsadere kararı verilmesi karşında;

Sanıklar hakkında şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca göçmen kaçakçılığı suçundan delil yetersizliği sebebiyle beraat kararı verilmesi gerekirken, yeterli delil olmadan yazılı şekilde mahkûmiyet ve müsadere kararı verildiği," gerekçeleriyle karşı oy kullanmışlardır.

II. İTİRAZ SEBEPLERİ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 04.12.2021 tarih ve 60202 sayı ile; karşı oyda ileri sürülen düşünceler doğrultusunda itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 4. Ceza Dairesince 16.03.2022 tarih, 43096-7660 sayı ve oy çokluğu ile itirazın yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

III. UYUŞMAZLIK KONUSU

Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklara isnat edilen göçmen kaçakçılığı suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

IV. OLAY VE OLGULAR

İncelenen dosya kapsamından;

Kolluk tarafından düzenlenen 08.11.2014 tarihli tutanağa göre; aynı gün saat 22.00 sıralarında önleyici kolluk devriyesinin ...

Petrol istasyonunda mola verdiği sırada istasyona 34 DL .... ve 34 EH .... plaka sayılı iki aracın aynı anda geldiği, araçlarda yabancı uyruklu şahısların olabileceği ihtimali ile yaklaşıldığı sırada 34 DL .... plaka sayılı aracın sürücüsü sanık ...'ın panik yaptığı ve istasyonun arka tarafına doğru kaçmaya başladığı, görevli devriye eri tarafından peşinden koşularak petrol istasyonunun arka tarafındaki ormanlık alanda yakalandığı, 34 EH .... plaka sayılı aracın sürücüsü sanık ...'ın ise araçtan inmediği,

sanıklara neden kaçtıkları sorulduğunda yabancı uyruklu şahısları İstanbul ilinden getirdiklerini ve ormanlık alana bıraktıklarını beyan ettikleri, yabancı uyruklu şahısları nereye bıraktıklarını göstermeleri için devriye aracı ile birlikte Ezine İlçesi ... Köyüne gidildiği, yapılan aramada kimseye rastlanmadığı, sanık ...'ın kullandığı aracın ön tarafında Başbakanlık/İstanbul Valiliği/İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü yazılı levhanın bulunduğu,

Suçta kullanılan ... marka minibüslerin ruhsat bilgilerine göre; 34 DL .... plaka sayılı minibüsün kullanım şeklinin yolcu nakli ve sahiplik belge tarihinin 21.02.2014, 34 EH .... plaka sayılı minibüsün kullanım şeklinin okul servisi ve sahiplik belge tarihinin 30.09.2013 ve her iki minibüs sahibinin malen sorumlu ... olduğu, Soruşturma evresinde kolluk tarafından düzenlenen 18.11.2014 tarihli teslim tesellüm tutanağına göre; minibüslerin ruhsat sahibi ...'ın vekili olan ...'a teslim edildiği, Açık kaynak bilgilerine göre; Çanakkale ili Ezine ilçesi ... köyünün Ege Denizi sahiline uzaklığının yaklaşık 7,3 km, yürüme mesafesinin ise yaklaşık 2 saat olduğu, Anlaşılmaktadır.

Sanık ... soruşturma evresinde; yaklaşık 2,5 yıl önce imalatçılık yaparken açık kimlik ve adres bilgilerini bilmediği Suriye uyruklu ... isimli şahıs ile birlikte çalıştığını, sonrasında zaman zaman bu şahıs ile görüştüklerini, 06.11.2014 günü akşam saatlerinde kullanmış olduğu 0539 ... .. .. numaralı cep telefonunu 0554 ... .. .. numaralı telefon ile arayan ...'in Çanakkale'ye Suriyeli göçmen götürüleceğini söyleyip şoförlük yapıp yapamayacağını sorduğunu, bir günlük bir iş olduğu için kabul ettiğini ve 500 TL'ye anlaştıklarını, ertesi gün gündüz saatlerinde Fatih ilçesi Topkapı Mevkiinde bulunan ... benzin istasyonunda buluştuklarını,

araç kiralama ve şoför yevmiyesi olarak 1.000 TL aldığını, Cumartesi günü sabah saatlerinde Bakırköy'de faaliyet gösteren ...

Rentacar isimli firmadan bir günlüğüne iki adet minibüs kiraladığını, araçlardan birini kendisinin diğerini de firma çalışanının bahsettiği benzin istasyonuna getirerek park ettiklerini, araçları park ettiğinde yabancı uyruklu şahısların kendisini orada bekliyor olduklarını, daha önceden tanıdığı sanık ...'u da arayarak bir günlük şoförlük olduğunu söylediğini, saat 15.00 sıralarında göçmen şahısları minibüslere alarak Çanakkale istikametine doğru yola çıktıklarını, kullandığı minibüs içinde bulunan şahıslardan beşinin kadın, birinin 7-8 yaşlarında kız çocuğu, onunun da erkek olduklarını,

diğer minibüste de 16 Suriye uyruklu şahsın bulunduğunu, Tekirdağ güzergâhını kullanarak saat 21.00 sıralarında Çanakkale'ye vardıklarını, bir müddet daha yol aldıktan sonra minibüsteki yabancı uyruklu bir şahsın tarifi ile ormanlık bir alana geldiklerini, şahısların burada inmek istediklerini ve buradan Yunanistan'a gideceklerini söyleyince bu şahısların yasa dışı göçmen olduklarını anladığını, bu ana kadar bu şahısların yasal yollardan ülkeye giren Suriyeliler olduklarını zannettiğini, bu şahısların serbest gezdiklerini bildiği için Çanakkale'ye getirmesinde bir sakınca görmediğini,

bu şahısları ormanlık alanda bıraktıktan sonra sanık ... ile birlikte mazot almak üzere Ezine ilçesi yakınlarına geldiklerini, akaryakıt istasyonuna girdikten sonra mazot almak üzere pompaya yanaştığını, bu esnada Jandarma görevlilerinin araçlarına doğru geldiğini görünce bir anda panik yaparak araçtan inip kaçmaya başladığını, takip eden Jandarma görevlisinin ihtarı üzerine de durarak teslim olduğunu, cep telefonunu neden ayakkabısına sakladığını bilmediğini,

Kovuşturma evresinde ise.

Konya'dan İstanbul'a düğüne gidecek misafirlerin servis şoförlüğünü yaptığını, İstanbul Aksaray'da bulunurken yanına tanımadığı bir şahsın geldiğini, kullandığı 34 DL .... plaka sayılı servis aracının üzerinde "Günlük işlere gidilir" yazısı bulunduğunu, şahsın "Çanakkale'ye tarım işçisi gidecek götürür müsün?" diye sorduğunu, 500 TL'ye anlaştıklarını, baktığında hepsinin işçi olduğunu, aralarında çocuk bulunmadığını, bu işçileri Vatan Caddesinde İstanbul Emniyet Müdürlüğünün önünden aldığını, yolda giderken iki defa trafik kontrolüne girdiklerini, polis görevlilerine de işçi götürdüğünü söylediğini, hatta jandarmaya da yol sorduğunu,

bir süre sonra Ezine'ye vardığını, ormanlık alandan geçerken işçilerin "Biz burada ineceğiz." dediklerini, indirmek istemediğini ancak tehdit edilince mecbur indirmek zorunda kaldığını, o zaman onların kaçak göçmen olduğunu anladığını,

Sanık ... aşamalarda; sanık ...'ı daha önceden çalıştığı servis şoförlüğü işinden dolayı tanıdığını, olay günü sabah saatlerinde sanık ...'ın arayarak İstanbul'dan Çanakkale'ye bir şoförlük işi olduğunu söyleyip gelip gelemeyeceğini sorduğunu, paraya ihtiyacı olduğu için bu teklifi kabul ettiğini ve aynı gün öğleden sonra sanık ...'ın buluşma yeri olarak belirlediği İstanbul Fatih ilçesi, Aksaray semtine gittiğini, burada iki minibüs içerisinde yolcular ile sanık ...'ın beklediğini gördüğünü, sanık ...'ın gösterdiği araca geçtiğini, sanık ...'ın da diğer aracı aldığını ve saat 15.00 sıralarında İstanbul'dan hareket ettiklerini,

araca bindikten sonra araçta bulunan yolcuların yabancı uyruklu olduklarını anladığını, ancak Çanakkale'ye gideceği söylendiği için bunun turistik amaçlı bir gezi olduğunu düşündüğünü, Tekirdağ istikametinden seyrederek aynı gün saat 21.00 sıralarında Çanakkale'ye vardıklarını, bir müddet daha ilerledikten sonra önünde giden sanık ...'ı takip ederek neresi olduğunu bilmediği ormanlık bir alanda durduklarını, her iki araçta bulunan yabancı uyruklu şahısların araçlardan indiklerini, sanık ... ile birlikte geriye hareket ettiklerini,

Ezine civarında yakıt almak üzere petrol istasyonuna girdikleri esnada Jandarma görevlileri tarafından durdurulduklarını, ne için Ezine'ye geldiklerini soran kolluk görevlilerine açıkça her şeyi anlattığını, göçmen kaçakçılığı yapıldığını bilmediğini, sanık ...'ın 300 TL karşılığında şoförlük yapma tekliğini kabul ederek Ezine'ye geldiğini, ayakkabısında bulunan 1.000 TL'nin aylık maaşı olduğunu, görevliler tarafından yakalanınca korktuğu için bu parayı sakladığını,

Savunmuşlardır.

V. GEREKÇE

A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar

TCK'nın "Göçmen kaçakçılığı" başlıklı 79. maddesi;

"(1) Doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollardan;

a) Bir yabancıyı ülkeye sokan veya ülkede kalmasına imkân sağlayan,

b) Türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkân sağlayan,

Kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(2) Bu suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek cezalar yarı oranında artırılır.

(3) Bu suçun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur." şeklinde iken, suç tarihinden önce 25.07.2010 tarihli ve 27652 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6008 sayılı Kanun'un 6. maddesiyle birinci fıkranın sonuna, "Suç, teşebbüs aşamasında kalmış olsa dahi, tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur." hükmü eklenmek suretiyle göçmen kaçakçılığı suçu bir teşebbüs suçu hâline getirilmiş ve böylece teşebbüs aşamasında kalan göçmen kaçakçılığı suçunda ceza indirimi yapılmasının önüne geçilerek bu suçla etkin mücadele edilmesi amaçlanmıştır.

Göçmen kaçakçılığı suçuna ilişkin TCK'nın 79. maddesinin gerekçesinde; "Maddenin birinci fıkrası göçmen kaçakçılığı suçunu oluşturan seçimlik hareketler tanımlamaktadır. Tanıma göre, doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddî menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollarla bir yabancıyı ülkeye sokmak veya ülkede kalmasına imkân sağlamak ya da Türk vatandaşı veya yabancının ülke dışına çıkmasına imkân sağlamak, seçimlik hareketli suç olarak tanımlanmıştır.

Bu itibarla, yasal olarak yurda girmiş olmakla beraber, Türkiye'de sürekli olarak oturmalarına yetkili mercilerce karar verilmemiş yabancıların ülkede kalmalarına imkân sağlamak da, bu suçu oluşturacaktır.

Suçun manevî unsuru, fiilin 'doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddî bir yarar elde etmek maksadıyla' işlenmesidir. Suçun oluşması için, bu maksadın varlığı gerekli ve yeterlidir; ancak menfaatin elde edilmiş olması gerekmez. Bu unsur, suçu örneğin terör maksadıyla bazı kişileri ülkeye sokmak fiillerinden ayırmak olanağını vermektedir. Kaldı ki, bu suçta asıl mağdurlar, çaresizlik ve yoksullukları nedeniyle kendilerine bir ekmek kapısı açmak için çırpınan insanlardır..." açıklamalarına yer verilmiştir.

Göçmen kaçakçılığı suçu ile korunmak istenen hukuki yarar, karma nitelik göstermektedir. Yani göçmen kaçakçılığı birden fazla hukuki yararın korunmasına yönelik olarak suç hâline getirilmiştir. Bir yandan göçmenlerin mal varlığı ve vücut bütünlüğü gibi kişilere ait menfaatler, diğer yandan ise kamu düzeni, güvenlik ve ekonomi gibi ulusal ve uluslararası topluma ait menfaatler korunmaktadır (Veli Özer Özbek, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Seçkin Yayınları, Ankara 2020, 15. Baskı, s. 62-63; Koray Doğan, Göçmen Kaçakçılığı Suçu, Seçkin Yayınları, Ankara 2021, 3. Baskı, s. 102).

Göçmen kaçakçılığı suçu kasten işlenebilen bir suçtur. Ancak suçun işlenmiş olarak kabul edilebilmesi için genel kast yeterli değildir. Sanığın göçmen kaçakçılığı suçunu işlemiş kabul edilebilmesi için doğrudan doğruya veya dolaylı olarak menfaat elde etmek amacıyla hareket etmiş olması gerekmektedir. Bu nedenle, bu suç tipi sadece belirtilen amaçla işlenebilir. Suçun oluşması için bu maksadın varlığı gerekli ve yeterlidir ancak menfaatin elde edilmiş olması gerekmez.

Ayrıca, sanık ile göçmenin, maddi menfaatin doğrudan göçmen tarafından verileceğinin kararlaştırılmış olmasına gerek yoktur. Dolaylı olarak bu menfaate ulaşma amacıyla hareket etmek de, özel kastın gerçekleşmiş olması için yeterlidir. Bu nedenle örneğin, menfaatin doğrudan göçmenden temin edilmesi ile üçüncü kişiden temin edilmiş olması arasında bir fark yoktur. Burada ayrıca, sağlanmak istenen menfaatin haksız olması da gerekmemektedir.

Bu nedenle, örneğin bir seyahat acentesi sahibi, bir kişiyi bedeli karşılığında yasal olmayan yollardan ülke dışına çıkarsa veya ülkeye soksa yine göçmen kaçakçılığı suçu oluşur veya ev sahibi evini rayiç bedelden kaçak olduklarını bildiği göçmenlere kiraya vermiş olsa, sağlanmak istenen menfaat haksız olmamasına rağmen suç işlenmiş kabul edilecektir.

Aynı şekilde taksi şoförü de taksimetrede yazan ücreti almış olmasına rağmen eğer taşıdığı kişilerin sınırı geçmek için gerekli pasaport ve vizeye sahip olmadığını biliyorsa suçu işlemiş olacaktır (Doğan, s. 158-161).

Göçmen kaçakçılığı seçimlik hareketli bir suç olarak düzenlenmiştir. Bu anlamda göçmen kaçakçılığı suçunun maddi unsurunu oluşturan seçimlik hareketler; a) Bir yabancıyı yasal olmayan yollardan ülkeye sokmak, b) Bir yabancının yasal olmayan şekilde ülkede kalmasına imkân sağlamak veya c) Bir Türk vatandaşı veya yabancının yasal olmayan yollardan yurt dışına çıkmasına imkân sağlamaktır.

Göçmen kaçakçılığı suçunda uyuşmazlık konusunu ilgilendiren bir Türk vatandaşı veya yabancının yasal olmayan yollardan yurt dışına çıkmasına imkân sağlama seçimlik hareketinde suçun tamamlanması için ülke dışına çıkılması şart değildir. Göçmenlere yurt dışına çıkış için gerekli imkânın sağlanmasıyla suç tamamlanmış olur.

Öğretide "imkân sağlama" ifadesinden, göçmenin yurt dışına yasal olmayan yollardan çıkması için gerçekleştirilen her türlü faaliyetin anlaşılması (örneğin göçmenlerin sınıra götürülmesi, göçmenler sınır kapısından çıkarılacaksa oradaki görevlilerle rüşvet anlaşması yapılması, deniz yoluyla çıkarılacaksa tekne veya bot ayarlanması), failin suça iştirak anlamında yardım etmekten daha etkin bir role sahip olması gerektiği, yardım etme şekillerinden olan suç işlemeye teşvik veya suç işleme kararını kuvvetlendirme şeklindeki manevi iştirak şekillerinin bu suçun oluşması için yeterli olmadığı,

TCK bakımından diğer yardım etme şekilleri olan, suçun nasıl işleneceği hususunda yol gösterme veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçların (ulaşım araçları, sahte pasaport, dağlık arazideki patikayı veya mayınsız alanı gösteren kroki) temini ve suçun işlenmesinden önce veya suçun işlenmesi sırasında yardımda bulunularak icrasını kolaylaştırmanın, "imkân sağlama" kavramı bağlamında suçun maddi unsurunu oluşturan hareketler olarak kabul edilmesi gerektiği görüşü bulunmaktadır (Özbek, Doğan, Bacaksız, s. 72).

Yabancının yasal olmayan yollardan ülkede kalmasına imkân sağlama seçimlik hareketinde ise suçun maddi konusunu yalnızca yabancılar oluşturur.

Yasa dışı yollarla ülkeye sokulan veya ülkeye yasalara uygun şekilde girmekle beraber (vize süresinin dolması, çalışma veya ikamet tezkeresinin bulunmaması gibi nedenlerle) ülkede kalması için gerekli koşulları sağlamayan yabancıların sınır dışı edilmelerini engelleyici herhangi bir davranış (sahte pasaport, ikamet tezkeresi veya kimlik belgesi temini, barınacak yer veya iş verme gibi) bu seçimlik hareket kapsamında değerlendirilmelidir.

Ceza Genel Kurulunun 05.04.2011 tarihli ve 204-39 sayılı kararında da vurgulandığı üzere yasal olmayan yollardan yurt dışına çıkartılmak istenen bir göçmenin, bu amacın gerçekleştirilmesi için geçici olarak bir evde veya otelde saklanması eylemi, "yasal olmayan yollardan ülkede kalmaya imkân sağlama" şeklindeki seçimlik hareket değil, "göçmenin yurt dışına çıkartılmasına imkân sağlanması" biçimindeki seçimlik hareket kapsamında değerlendirilmelidir.

"Ülkede kalmaya imkân sağlama", başka bir ülkeye gitme amacı bulunmayan ve ülkemizde sürekli olarak kalmak isteyen göçmenlerin yasal olmayan yollardan ülkede kalmalarını sağlamaya yöneliktir. İmkân sağlama elverişli ortamı hazırlama anlamına da gelir.

Dolayısıyla düzenlemelere uygun şekilde ülkede kalma hakkı olmayan yabancıların maddi menfaat karşılığında kalmalarına yönelik bir ortam oluşturma, örneğin onlara iş verme, barınacak yer temin etme, yabancının görevlilerce takibini zorlaştıracak şekilde ülke içinde yerini değiştirme veya saklama eylemleri ile suç oluşacaktır.

Diğer taraftan, suç tarihi itibarıyla teşebbüs suçu hâline getirilmiş olan göçmen kaçakçılığı suçunda hazırlık hareketlerinin sona erip icra hareketlerinin başladığı anı tespit etmek önemli bir husustur. Zira teşebbüs suçlarında dahi cezalandırma için icra hareketlerinin başlamış olması şarttır. Bunun için de sanığın suçun icrasına elverişli hareketlerle doğrudan doğruya başlamış olması gerekmektedir.

Sanığın, yasadışı olarak ülke dışına çıkarmayı ve ülkeye sokmayı veya ülkede yasal olmayan yollardan kalmasına imkân sağlamayı planladığı göçmenlere bu kararını açıklaması, onlarla yapılacak işler ve bunun karşılığında alınacak maddi menfaat konusunda anlaşmaya varması yani göçmenlerin rızasını almış olmakla, icra hareketleri başlamış kabul edilmelidir.

Bunun öncesinde yapılmış olan tüm hareketler, örneğin, kullanılacak TIR veya teknenin hazırlanması, kullanılacak evin kiralanması, yolda tüketilecek olan yiyecek ve içeceklerin temin edilmesi gibi hareketler ise hazırlık hareketi olarak kabul edilecek ve bunlar cezalandırılamayacaktır. Ancak göçmenlerin sınırdan geçirilmek için ülke içerisinde sınıra kadar taşınma aşaması, bu suç bakımından bir icra hareketidir.

B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme

Sanıkların, şoförlüğünü yaptıkları minibüslerle toplam 32 Suriye uyruklu şahsı para karşılığında İstanbul'dan Çanakkale'nin Ezine ilçesinin ... köyü civarında ormanlık bir alana götürüp bıraktıklarını kabul ettikleri ancak görevlilere gösterdikleri yerde yapılan araştırmada bu şahıslara rastlanmadığı kabul edilen olayda;

Sanık ...'ın daha önceden birlikte çalıştığı ancak açık kimlik bilgilerini bilmediği ... isimli bir şahsın İstanbul'dan Çanakkale'ye iki minibüs ile Suriye uyruklu şahısların götürüleceğini söylemesi üzerine sanıkların 1.000'er TL karşılığında işi kabul etmeleri, aralarında kadınların ve bir çocuğun da bulunduğu Suriye uyruklu şahısları iki minibüsle alarak kendilerini kimsenin karşılamadığı,

kalacak bir yerin de bulunmadığı ve yaklaşık iki saat yürüyerek gece yarısı deniz kıyısına varılacak şekilde hava karardıktan sonra saat 21.30 sıralarında ormanlık bir alana bırakmaları, Suriye uyruklu şahısların bırakıldıkları yerin yasal olmayan yollardan deniz yolu ile Yunanistan'a göçmen kaçakçılığı yapılan bir bölgede bulunması, sanıkların geri dönerken akaryakıt almak için girdikleri istasyonda Jandarma görevlilerinin şüphelenerek minibüslere yaklaştığı sırada sanık ...'ın kaçmaya çalışırken yakalanması,

sanık ...'ın telefonunu, sanık ...'un da iş karşılığı aldığı parayı ayakkabılarının içine saklamaları, suçta kullanılan minibüslerin sahibinin aynı kişi olması hususları birlikte gözetildiğinde; sanıkların maddi menfaat karşılığında şoförlüğünü yaptıkları minibüslerle tarım işçisi veya turist olmaları genel hayat tecrübelerine aykırı nitelikteki 32 şahsın yasal olmayan yollardan yurt dışına çıkmak isteyen Suriye uyruklu olduklarını bilerek ve bu şahısları yurt dışına kaçak çıkışlara müsait deniz kıyısına yürüme mesafesindeki bir yere götürmek amacıyla hareket ettikleri,

bu nedenle müsnet göçmen kaçakçılığı suçunun sabit olduğu kabul edilmelidir.

Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Başkanı.

"Yapılan soruşturma ve kovuşturmada göçmen oldukları iddia ve kabul edilen şahısların yakalanamadıkları ve beyanlarının alınamadığı, Suriye veya başka bir ülke vatandaşı olup olmadıklarının, Türkiye'ye ne zaman ve ne şekilde giriş yaptıklarının ayrıca Türkiye'den başka bir ülkeye gitme amacı ile hareket edip etmediklerinin açıkça tespit edilemediği anlaşılan sanıkların eylemlerinin TCK'nın 79. maddesinin birinci fıkrasında sayılan sınırlı seçimlik hareketlerden birini oluşturduğundan bahsetme imkânı bulunmamaktadır.

Resmî makamlarca haklarında herhangi bir işlem tesis edildiğine dair bilgi ve belge bulunmayan bu şahısların Suriye uyruklu olmaları hâlinde Türkiye'de bulundukları süre içerisinde geçici koruma statülerinin kaldırılmış olmasının da hayatın olağan akışına uygun olmaması nedeniyle itiraza konu somut olay özelinde geçici koruma statülerine ilişkin herhangi bir araştırma yapılmasına gerek olmaksızın 6458 sayılı Kanun'un 91. maddesi ile anılan düzenlemeye dayanılarak çıkarılan Geçici Koruma Yönetmeliği'nin geçici 1. maddesi uyarınca geçici koruma kapsamında bulunduklarının kabulü gerekir.

Bu durumda, yurt içinde bulunma ve seyahat etme yönünden, hukuki kısıtlamaya tabi olmayan şahısların, yurt dışına yasal olmayan yollardan çıkış yapacakları bilinse dahi İstanbul'dan Çanakkale ili Ezine ilçesine nakledilmesinden ibaret eylemin, müsnet suçun hazırlık hareketleri kapsamında değerlendirilmesi icap eder.

Şu hâle göre; mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanıkların müsnet göçmen kaçakçılığı suçunu işledikleri yönünde vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı anlaşılmakla in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince ispat edilemeyen suçtan beraatlerine karar verilmesi gerektiği kabul edilmelidir." gerekçesiyle,

Çoğunluk görüşüne katılmayan on bir Ceza Genel Kurulu Üyesi de; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle,

Karşı oy kullanmışlardır.

Ulaşılan sonuç ve buna dair gerekçeler de gözetildiğinde, sanıklar tarafından göçmen kaçakçılığı suçunun işlenmesi sırasında kullanıldığı kabul edilen iki adet minibüsün müsaderesine ilişkin Yerel Mahkeme hükümlerinin düzeltilerek onanmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.

Bu hususta çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Başkanı ve yedi Ceza Genel Kurulu üyesi; "Sanıkların müsnet göçmen kaçakçılığı suçunu işlediklerinin sabit olmaması, sübut hâlinde dahi müsaderesine karar verilen araçların gerçek sahiplerinin araştırılarak iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olup olmadıklarının ortaya konulmaması sebebiyle müsadere kararının hukuka aykırı olduğu ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmesi gerektiği" düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.

VI. KARAR

SONUÇ / HÜKÜM

Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.02.2025 tarihinde yapılan ilk müzakerede yeterli yasal çoğunluk sağlanamadığından 05.03.2025 tarihli ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2022/206, K. 2025/106, 5 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Hukukî Süreç
  4. II. İtiraz Sebepleri
  5. III. Uyuşmazlık Konusu
  6. IV. Olay Ve Olgular
  7. V. Gerekçe
  8. A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
  9. B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme
  10. VI. Karar
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2022/206
Karar No
2025/106
Tarih
5 Mart 2025

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2022/215 K.2025/3959
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2022/230 K.2025/2801
  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2022/242 K.2025/3888
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2022/245 K.2025/2506
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2022/250 K.2025/2804
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2022/254 K.2025/139

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.