İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Ceza Genel Kurulu

YARGITAY · CEZA GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2022/240 K.2024/194

Yağma suçundan hükümlünün, mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 495/1, 31, 33 ve 40. maddeleri uyarınca 10 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 22.03.1999 tarihli ve…

Esas2022/240Karar2024/194Tarih12 Haziran 2024Okuma11 dk · 2.147 kelime

KÜNYE

Ceza Genel Kurulu 2022/240 E., 2024/194 K.·İtiraz Kararı Veren

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
12 Haziran 2024
İtirazname No
2017/41961
Yargıtay dairesi
6. Ceza Dairesi
Mahkemesi
Ağır Ceza
Sayısı
312-161
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.147 kelime·11 dk okuma·6 bölüm

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Yağma suçundan hükümlünün, mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 495/1, 31, 33 ve 40. maddeleri uyarınca 10 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 22.03.1999 tarihli ve 99-83 sayılı hükmün, temyizen Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 15.06.1999 tarih ve 3808-3913 sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmesinden sonra 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun yürürlüğe girmesi nedeniyle duruşma açılarak yapılan uyarlama yargılaması neticesinde aynı Kanun'un 149/1-c, 168/3, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,

hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin verilen 11.05.2017 tarihli ve 312-161 sayılı kararın, hükümlü tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 15.02.2022 tarih ve 17561-1571 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.

II. İTİRAZ SEBEPLERİ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 14.03.2022 tarih ve 41961 sayı ile; "...765 sayılı TCK'nın dokuzuncu faslında yer alan TCK'nın 523. maddesinde, yağma suçlarında etkin pişmanlığa yer verilmemiştir. Bu nedenle, iade ve zararın giderilmesi hususunda 765 sayılı TCK'nın 523. maddesinde yer alan düzenleme itibarıyla, söz konusu maddenin hükümlüye atılı suçun niteliği gereği uygulanabilmesi kanunen mümkün değildir. Dolayısıyla, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK mukayesesi yapılırken, iade veya zarar giderimi hususunda dosyaya yansıyan tazmin iradesi esas alınarak karşılaştırma yapılması uygun olacaktır.

Bu belirlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde, uyarlama kararı öncesi, müştekinin yargılama aşamasında yağmalanan parasının iade edildiğine ilişkin bir anlatımının bulunmaması, hükümlünün tazmin veya iade konusunda bir iradesinin olmaması karşısında, uyarlama sırasında hükümlüye mehil verilerek müştekinin zararının karşılanması üzerine etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandırılması, yukarıda belirlenen anlatımlar çerçevesinde uyarlama yargılamasının genel mantığı ile örtüşmemektedir.

Bu nedenle, 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin 765 sayılı TCK kapsamında düzenlenmemiş olması nedeniyle, uyarlama yargılaması aşamasında mağdurun zararının giderilmesi sebebiyle hükümlü hakkında 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesinin lehe Kanun olarak uygulanmış olmasında bir isabetsizlik görülmediğine yönelik Yüksek Daire ilamının, yukarıda yer verilen CGK kararları ve açıklamalarla çelişki oluşturduğu," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 29.03.2022 tarih ve 2076-4391 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

III. UYUŞMAZLIK KONUSU

Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; hükümlü hakkında, TCK’nın 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma şartlarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.

IV. OLAY VE OLGULAR

İncelenen dosya kapsamından;

Hükümlünün yağma suçundan, 765 sayılı TCK’nın 495/1, 31, 33 ve 40. maddeleri uyarınca 10 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesince kurulan 22.03.1999 tarihli ve 99-83 sayılı hükmün, hükümlü müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 15.06.1999 tarih ve 3808-3913 sayı ile onanmasına karar verildiği,

İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin hükümlü hakkındaki şartla tahliyenin kaldırılması talepli ihbar yazısı üzerine suç tarihinden sonra 5237 sayılı TCK'nın yürürlüğe girmesi nedeniyle dosyayı yeniden ele alan Yerel Mahkemece duruşma açılarak yapılan uyarlama yargılaması sırasında sanığın; "Ben şikâyetçinin zararını ödeyemedim ancak ödemek istiyorum." demesi üzerine mağdura zararının ne olduğunun ve hükümlünün zararını gidermesini kabul edip etmediğinin sorulması için talimat yazılmasına karar verildiği, bunun üzerine mağdurun; bilirkişi görevlendirilerek zararının bugünkü karşılığının tespit edilmesini ve zararının giderilmesini istediğini beyan ettiği,

27.02.2017 tarihli üçüncü oturumda hükümlüye mağdurun zararını gidermesi için süre verilmesi sonrasında 17.04.2017 tarihli dekonta göre hükümlünün abisi tarafından Ziraat Bankası aracılığıyla mağdura 1.500 TL gönderildiği, mağdurun da 18.04.2017 havale tarihli dilekçesi ile hükümlü tarafından zararının giderildiğini ve şikâyetinden vazgeçtiğini bildirdiği,

Yerel Mahkemece 5237 sayılı TCK’nın lehe olduğu kabul edilerek hükümlünün aynı Kanun’un 149/1-c, 168/3, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba, bu kararın da hükümlü tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 15.02.2022 tarih ve 17561-1571 sayı ile onanmasına karar verdiği,

Anlaşılmaktadır.

V. GEREKÇE

Ceza kanunlarının zaman bakımından uygulanmasına ilişkin kurallar, mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2. maddesinde;

"İşlendiği zamanın kanununa göre cürüm veya kabahat sayılmayan fiilden dolayı kimseye ceza verilemez. İşlendikten sonra yapılan kanuna göre cürüm veya kabahat sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz. Eğer böyle bir ceza hükmolunmuşsa icrası ve kanunî neticeleri kendiliğinden ortadan kalkar.

Bir cürüm veya kabahatin işlendiği zamanın kanunu ile sonradan neşrolunan kanunun hükümleri birbirinden farklı ise failin lehinde olan kanun tatbik ve infaz olunur.",

01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 7. maddesinde ise;

"1- İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanunî neticeleri kendiliğinden kalkar.

2- Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.

3- Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır.

4- Geçici veya süreli kanunların, yürürlükte bulundukları süre içinde işlenmiş olan suçlar hakkında uygulanmasına devam edilir."

şeklinde düzenlenmiştir.

Her iki maddede de; ceza hukukunun en önemli ilkesi olan, ceza hukuku kurallarının yürürlüğe girdikleri andan itibaren işlenen suçlara uygulanacağına ilişkin ileriye etkili olma ilkesi ile bu ilkenin istisnasını oluşturan, failin lehine olan yasanın geçmişe etkili olması, geçmişe etkili uygulama veya geçmişe yürürlük ilkesine yer verilmiştir.

Bu ilke uyarınca, suçtan sonra yürürlüğe giren ve fail lehine hükümler içeren yasa, hükümde ve infaz aşamasında dikkate alınacaktır.

Gerek öğretide gerekse yargısal kararlarda; "adli para cezasını öngören yasanın, hapis cezasını kabul eden yasaya göre", aynı nev’i ceza içeren yasalardan; "üst sınırların aynı olması hâlinde alt sınırı az olan yasanın", "alt sınırları aynı olması hâlinde üst sınırı az olan yasanın", "alt ve üst sınırlarının farklı olması durumunda ise üst sınırı az olan yasanın" lehe olduğu kabul edilmektedir.

Lehe yasanın tespiti açısından bu ölçütlere yeni kriterler eklenmesi yönündeki görüş ve uygulamalar, öğreti ve yargısal kararlara da konu olmuş, değişen ceza mevzuatı karşısında dahi hâlen geçerliliğini koruyan 23.02.1938 tarihli ve 23–9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da, "Suçun işlendiği zamanın yasası ile sonradan yürürlüğe giren yasa hükümlerinin farklı olması hâlinde, her iki yasanın birbirine karıştırılmadan, ayrı ayrı somut olaya uygulanıp, her iki yasaya göre hükmedilecek cezalar belirlendikten sonra, sonucuna göre lehte olanı uygulanmalı" denilerek, lehe yasanın tespitinde başvurulacak yöntem belirtilmiştir.

Öğretide de anılan İçtihadı Birleştirme Kararındaki ilke benimsenerek, uygulanma olanağı bulunan tüm yasaların leh ve aleyhteki hükümleri birlikte ele alınarak somut olaya göre sonuçlarının karşılaştırılması gerekeceği ve sonunda fail bakımından daha lehe sonuç veren yasanın belirlenip hükmün buna göre verileceği görüşleri ileri sürülmüştür (S. Dönmezer–S. Erman, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, c. 1, 11. Bası, s. 167; S. Dönmezer, Genel Ceza Hukuku Dersleri, s. 64; M. E. Artuk- A. Gökçen– A. C. Yenidünya, Ceza Hukuku Genel Hükümler, c. 1, s. 221.).

Hukukumuzda lehe yasanın tespiti yöntemine ilişkin herhangi bir pozitif hukuk normunun bulunmaması nedeniyle lehe yasa, 1412 sayılı CMUK'un, mahkûmiyet hükmünün yorumunda doğan tereddüdün giderilmesi bakımından hâkimden karar istenmesi yöntemini düzenleyen 402. maddesi uyarınca yapılmaktayken, her ikisi de 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 04.11.2004 tarihli ve 5252 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile 13.12.2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 98 vd. maddelerinde, lehe yasanın saptanması ve uygulanmasında başvurulacak yöntemle ilgili ayrıntılı hükümler getirilmiştir.

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 98. maddesinin birinci fıkrasında.

"Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir." hükmüne yer verilmiş, aynı Kanun'un 101. maddesinde ise cezanın infazı sırasında, 98 ilâ 100. maddeler gereğince mahkemeden alınması gereken kararların duruşma yapılmaksızın verileceği ve bu kararların itiraza tabi olacağı belirtilmiştir.

Görüldüğü gibi 5275 sayılı Kanun'un 98. maddesi, herhangi bir ceza normunun hükmün kesinleşmesinden sonra değişmesi hâlinde yapılacak uyarlama yargılamasına ilişkin genel bir düzenlemeyi içermektedir.

5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un "Lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul" başlıklı 9. maddesinin üçüncü fıkrasında ise. "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.

Bu maddeyle, bir kanunun tamamen yürürlükten kaldırılıp yerine başka bir kanunun yürürlüğe girmesinden sonra lehe olan kanunun tespiti bakımından, sabit kabul edilen olaya, suçtan önceki ve sonraki kanunların ilgili tüm hükümlerinin birbirine karıştırılmaksızın bir bütün hâlinde uygulanıp ayrı ayrı sonuçlar belirlenmesi ve bunların karşılaştırılması gerektiği yönünde özel bir düzenleme yapılmıştır.

Ancak bu karşılaştırmada, hükmün tesisi aşamasında uygulanması gereken normlarla, hükmün infazına ilişkin normlar birlikte değil, ayrı ayrı değerlendirmeye tabi tutulacaktır. Bu değerlendirmede hüküm tesisi aşamasında uygulanması gereken düzenlemelerin aynı kanun kapsamında bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, sadece bir kanun değil bir müesseseyle ilgili düzenlemelerin yer aldığı kanunlar birlikte değerlendirilecektir.

Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 tarihli ve 162-173 sayılı kararında belirtildiği üzere, sonradan yürürlüğe giren kanunun, suçun unsurlarını değiştirmesi, suça etkili hâlleri yeniden düzenlemesi, ceza miktarlarını öncekinden farklı alt ve üst sınırlar arasında belirlemesi gibi durumlarda, kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bakımından doğuracağı sonucun bir mahkeme kararı ile saptanması gerekir. Bu durumda "mahkûmiyet hükmünde değişiklik yargılaması" veya kısaca "uyarlama yargılaması" denilebilecek bir yargılama faaliyetine ihtiyaç vardır. Her yargılama faaliyeti gibi bu da bir davanın varlığını gerektirir.

Bu yargılama gerçekleştirilirken, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılması, kanıt toplanması veya takdir hakkının öncekinden farklı biçimde ve kanunda öngörülen alt sınırın üzerinde ceza tayin edilerek kullanılması söz konusu ise ya da cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki kanun ile doğmuşsa, kanun koyucunun "derhal uygulanabilirlik" kavramıyla amaçladığının dışında kalan bu gibi hâllerde yargılamanın duruşmalı yapılması zorunludur. Bunun dışındaki hâllerde ise evrak üzerinde inceleme yapılarak karar vermek olanaklı hâle gelebilecektir.

Ancak duruşma açılarak yargılama yapılsa da bu yargılama, sonraki kanunun lehe hükümlerinin saptanması ve uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi ile sınırlı ve kendine özgü talî bir yargılama olup uyarlama yargılamasında kural olarak önceki karar dışına çıkılamayacak, kesinleşen karardaki suça konu sabit eyleme uygulanma olanağı bulunan yeni kanundaki hükümler bütünüyle tatbik olunduktan sonra yeni kanunun lehe sonuç doğurduğunun saptanması hâlinde, hükümlünün bu sonuçtan faydalanması için infaza konu olabilecek nitelikte bir hüküm kurulmasıyla yetinilecektir.

Uyarlama yargılaması ister 5252 sayılı Kanun'un 9. maddesine isterse 5275 sayılı Kanun'un 98. maddesine göre yapılsın, yargılama sonucunda verilen karar esas itibarıyla infazı ilgilendiren ve etkileyen bir karar niteliğindedir. Uyarlama yargılamasının 5275 sayılı Kanun'un 98. maddesi uyarınca yapıldığı hâllerde verilen karar aynı Kanun'un 101. maddesi uyarınca itiraz yasa yoluna; 5252 sayılı Kanun'un 9. maddesine göre yapıldığı hâllerde ise bu Kanun'da açık bir hüküm bulunmaması nedeniyle genel hükümler uygulanmak suretiyle temyiz yasa yoluna tabi olacaktır. 5252 sayılı Kanun'un 9. maddesinin uygulandığı hâllerde hükmün temyiz yasa yoluna tabi olması, verilen kararın infaza ilişkin bir karar olma niteliğini değiştirmeyecektir (Ceza Genel Kurulu 21.05.2019 tarih 2017/1-181, 2018/443).

Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

Yağma suçundan hükümlünün, mülga765 sayılı TCK'nın 495/1, 31, 33 ve 40. maddeleri uyarınca 10 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 22.03.1999 tarihli ve 99-83 sayılı hükmün, temyizen Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 15.06.1999 tarih ve 3808-3913 sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmesinden sonra 5237 sayılı TCK'nın yürürlüğe girmesi nedeniyle duruşma açılarak yapılan uyarlama yargılaması neticesinde 11.05.2017 tarihli ve 312-161 sayı ile aynı Kanun'un 149/1-c, 168/3, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba karar verilen dosyada;

Suç ve uyarlama yargılamasına konu hüküm tarihi itibariyle mer'i 765 sayılı TCK'nın 523. maddesinde, anılan Kanun'un ikinci faslında yer alan yağma suçlarında etkin pişmanlığa yer verilmezken, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın "Etkin pişmanlık" başlıklı 168. maddesi ile sanığın bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi hâlinde, yağma suçundan dolayı etkin pişmanlık gösteren kişiye verilecek cezanın belli oranda indirileceği hükmüne yer verilmiş olmasına,

kendine özgü talî bir yargılama olması itibarıyla uyarlama yargılamasında, kural olarak önceki karar dışına çıkılamayacağında, kesinleşen karardaki suça konu sabit eyleme uygulanma olanağı bulunan yeni kanundaki ilgili maddelerin bütünüyle tatbik olunmasından sonra bulunacak sonuç cezanın, kesinleşen hükümdeki ceza ile karşılaştırılması gerektiğinde kuşku bulunmamakta ise de;

sonradan yürürlüğe giren kanunun, suça etkili hâlleri yeniden düzenlemesi hâlinde kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bakımından doğuracağı sonucun bir mahkeme kararı ile saptanmasının gerekmesine ( Ceza Genel Kurulu 27.12.2005 tarihli ve 162-173 sayılı kararı), etkin pişmanlık kurumunun, suça etkili hâller cümlesinden olduğunda kuşku bulunmamasına, uyarlama yargılaması safhasında gösterdiği etkin pişmanlık kapsamında mağdurun zararını tamamen karşılayan hükümlünün, kesinleşmiş hükümle ilgili yargılama sürecinde zarar tazmini yoluna gitmemesinin, iş bu hâli lehe değerlendiren bir norm mevcut olmadığından,

çağdaş yaptırım teorisi ve onarıcı adalet ilkesi de gözetildiğinde, hükümlü aleyhine değerlendirilmeyeceğinin kabulünde zorunluluk bulunmasına nazaran, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan altı Ceza Genel Kurulu Üyesi; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.

VI. KARAR

SONUÇ / HÜKÜM

Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.05.2024 tarihli birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 12.06.2024 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2022/240, K. 2024/194, 12 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Hukukî Süreç
  4. II. İtiraz Sebepleri
  5. III. Uyuşmazlık Konusu
  6. IV. Olay Ve Olgular
  7. V. Gerekçe
  8. VI. Karar
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2022/240
Karar No
2024/194
Tarih
12 Haziran 2024

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2022/242 K.2024/8504
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2022/243 K.2024/8600
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2022/258 K.2024/7844
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2022/263 K.2024/9269
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2022/276 K.2024/8966
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2022/278 K.2024/9072

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.