Karar Özeti
Ceza Genel Kurulu 2022/253 E. , 2025/486 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 401-188 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın nitelikli kasten öldürmeye yardım etme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81/1, 39/2-a, 29, 62, 53... maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay h
Karar Detayı
Ceza Genel Kurulu 2022/253 E. , 2025/486 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 401-188 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın nitelikli kasten öldürmeye yardım etme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81/1, 39/2-a, 29, 62, 53... maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 03.05.2016 tarihli ve 179-198 sayılı hükmün, sanık müdafii, katılanlar vekili ve katılan Kurum vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesince 13.02.2019 tarih ve 3811-796 sayı ile; Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının katılma hakkını kullanabilmesi için dava ve duruşmalardan haberdar edilmesi gerektiği hâlde davaya katılma imkânı sağlanmadan yargılamaya devam edilmesi isabetsizliğinden bozulmasına karar vermiştir. Bozmaya uyan Yerel Mahkemece 13.11.2019 tarih ve 80-531 sayı ile; sanığın eyleminin nitelikli kasten öldürmeye azmettirme suçunu oluşturduğu kabul edilerek TCK’nın 38. maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 82/1-d, 29, 62, 53... maddeleri uyarınca 16... ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba karar verilmiştir. Bu hükmün de sanık müdafii, katılanlar vekili ve katılan Kurum vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesi 13.10.2020 tarih ve 2423-2313 sayı ile; "Sanık ... yönünden; sanık ...’in eylemine doğrudan iştirak ettiğine, azmettirdiğine, teşvik ettiğine veya eylemi kolaylaştırdığına ilişkin mahkumiyetine yeterli, kesin delil bulunmadığı nazara alındığında beraati yerine yanılgılı değerlendirme sonucu mahkûmiyetine hükmedilmesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar vermiştir. Yerel Mahkeme ise 01.04.2021 tarih ve 401-188 sayı ile; "TCK'nın 39. maddesi uyarınca teşvik etme suçunun oluşabilmesi için sanık ...'in önceden bir karar alması gerekmektedir. Ancak sanık ile oğlu maktul arasında önceye dayalı bir husumet veya sanığın maktulü öldürme kararı almasını gerektirecek bir durum yoktur. Olay anlık gelişmiş ve sanık ...'in sanık ...'e anlattıkları sonucunda oluvermiştir. Sanık ... uzun süredir süregelen ilişkisini maktul ile yaşadığı tartışma nedeniyle darp edilmesi üzerine sinirlenerek, tecavüze uğradığını ve maktulün kendisini öldürmek üzere planlar yaptığını belirtmiştir ve sanık ... bu azmettirme sonucunda eylemi gerçekleştirmiş, sanık ... ise sanık ...'de oluşan öldürme kararını susarak desteklemiş ve önlemeye yönelik herhangi bir girişimde bulunmamıştır. Bu bağlamda somut olayda azmettirme hareketinin objektif koşulları ve failliğe yaklaşık olarak eşdeğer bir haksızlık bulunduğunun ve sanık ...'in anlatılan eylemleri nedeniyle TCK'nın 38. maddesi gereği azmettirmeden sorumlu tutulmasının kabulü gerekmektedir." şeklindeki gerekçelerle bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Bu hükmün de sanık müdafii, katılanlar vekili ve katılan Kurum vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13.12.2021 tarihli ve 117357 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 06.04.2022 tarih ve 13182-2618 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU Direnme kararının kapsamına göre inceleme, sanık hakkında kasten öldürme suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen nitelikli kasten öldürmeye azmettirme suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; 17.03.2015 tarihli Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporuna göre; maktulün ölümünün künt kafa travmasına bağlı kafa içi travmatik değişimler sonucu meydana gelmiş olduğu anlaşılmaktadır. İnceleme dışı sanık ... kollukta; sanığın anlattıklarından sonra kendisini kaybedip ona, "Gel namusumuzu birlikte temizleyelim!" dediğini, ardından sanıkla birlikte odasına gittikleri, uyumakta olan maktulün başına bir cisimle vurduğunu, sanık ...'in maktule vurup vurmadığını ise hatırlamadığını, Bu ifadesinden farklı olarak yargılama evresinde; sanık ... ile gayriresmî olarak evlilik hayatı yaşadıklarını, Batman'da birlikte bulundukları zaman dilimi içerisinde oğlu olan maktul ...'ın da kendileriyle yaşamak istemesi üzerine bunu kabul ettiklerini, sanık ... ile maktul arasında yakınlaşma olduğuna dair şüpheli bir durumla karşılaşmadığını, maktulün ardından sanık ile birlikte kendisinin de İstanbul'a taşındığını ve burada hep birlikte aynı evde yaşadıklarını, maktulün kendisine iş bulduğunu, gündüzleri kendisinin akşamları da maktulün çalışmaya başladığını, maktulün saat 02.30'da işten çıkıp eve geldiği saatlerde kendisinin uyumakta olduğunu, sanık ...'in maktulü karşılayıp yemek hazırladığını, olay tarihinde de aynı saatlerde maktulün işten çıkıp eve geldiğini, kendisinin uyuduğunu, saat 07.00 sıralarında uyandığında sanığın darp edilmiş şekilde odaya geldiğini gördüğünü, ne olduğunu sorduğu, sanığın, maktulün kendisine uzun süredir tecavüz ettiğini, bu şekilde öz annesinin intikamını aldığını ifade ettiğini, "Babamı zehirleyip kaçalım!" dediğini, bunu kabul etmemesi üzerine kendisini darp ettiğini söylediğini, öfkelenerek maktulün yattığı odaya girdiğini, hatırlamadığı bir cisimle maktule vurduğunu, sanığın bu sırada odanın dışında olduğunu, sanığa maktulü birlikte öldürmeyi teklif etmediğini, sanığın da kendisine böyle bir teklifte bulunmadığını, sanığın azmettirmesi sonucu maktulü öldürmediğini, İfade etmiştir. Sanık savcılıkta; inceleme dışı sanığın kendisine "Gel, namusumuzu birlikte temizleyelim!" dediğini, ancak onunla birlikte odaya gitmediğini, maktulün öldürülmesi eylemine herhangi bir şekilde katılmadığını, Bu ifadesinden farklı olarak yargılama evresinde; inceleme dışı sanık ile gayriresmî olarak evlilik hayatı yaşadıklarını, yanlarına gelen maktulün ısrarı üzerine hep birlikte İstanbul'a taşındıklarını, maktulün işten geç saatte çıkıp eve geldiğini, inceleme dışı sanığın ise gündüz çalışıp akşam evde olduğunu, maktulün kendileriyle yaşadığı süre içerisinde hemen hemen her gün kendisiyle zorla cinsel ilişkiye girdiğini, eşine durumu anlatmadığını, olay günü de bu durumdan bahsetmeyip uyandığında, inceleme dışı sanığın maktulü öldürdüğünü söylediğini, olaydan önce maktulün öldürülmesi ile ilgili inceleme dışı sanığa bir şey söylemediğini, inceleme dışı sanığın şüphelenmesi nedeniyle maktulü öldürdüğünü, Savunmuştur. IV. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları Yüksek Genel Kurulun 08.01.2025 tarihli ve 400-1; 20.03.2024 tarihli ve 456-126; 02.10.2024 tarihli ve 331-275 sayılı içtihatları ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere; Azmettirme, belli bir suç işleme hususunda henüz bir düşüncesi olmayan kişide, bir başkası tarafından suç işleme kararının oluşmasının sağlanmasıdır. Eğer kişi daha önceden suçu işlemeye karar vermiş ise bu takdirde azmettirme değil, artık TCK'nın 39/2. maddesi kapsamında manevi yardım söz konusu olacaktır. Azmettiren konumundaki kişinin kasten hareket etmesi gerekir. Bu kastın, failde belli bir suçu işleme konusunda karar oluşturmayı, suçun bu kişi tarafından işlenmesi hususunu ve azmettirilen suçun kanuni tanımındaki unsurlarını kapsaması gerekli olmasına karşın, eylemin yer ve zamanı ile işleniş tarzına ilişkin ayrıntıların belirlenmesine gerek yoktur. İştirak şekillerinden biri olan azmettirme; "belli bir suçu işleme hususunda henüz bir fikri olmayan kişide, bir başkası tarafından suç işleme kararının oluşmasının sağlanması" (Yargıtay CGK,16.02.2010, 2009/1-251 E.,2010/25 K.) olarak tanımlanmıştır. Ancak kasten işlenen bir suça azmettirme mümkündür. Azmettirenin de kasten hareket etmesi, bu kastın, failde belli bir suçu işleme hususunda karar oluşturmayı, suçu bu kişi tarafından işlenmesi hususunu kapsaması gereklidir. Kast müşahhas olmalı, işlenecek suçun ve mağdurun somut olarak belirlenmesi gereklidir. Fiilin esaslı unsurları veya ana hatlarla somutlaştırılmış olması zorunlu ve yeterlidir. Suçun icrai tarzına ilişkin ayrıntıları işlenecek yerin ve zamanın tayinine gerek yoktur. "...Azmettiren asıl failde belli bir suçu işleme istek ve kararını yaratma kastı ile hareket etmeli, bir kimseyi suça yöneltmeyi bilmeli ve istemelidir. Bu sebeple azmettiren, belli bir suçu başkasına işletmek maksadıyla hareket etmelidir..." (Dönmezer, Sulhi – Erman, Sahir, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, Cilt:II, DER Kitabevi, 14. Bası, İstanbul 2019, s. 833). Öte yandan amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin birkısmının gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak,ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı). B. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme İnceleme dışı sanık ile altı yıldır gayriresmî evli olan sanığın, kendileriyle birlikte aynı evde ikamet eden inceleme dışı sanığın oğlu maktul ile sekiz ay boyunca cinsel ilişkiye girdiği, olay gününden önceki gece maktul ile sanığın yine cinsel ilişkiye girdikten sonra tartıştıkları ve maktulün sanığı darp ettiği, sabah saatlerinde inceleme dışı sanıkla konuşan sanığın, maktulün kendisine aylarca cinsel saldırıda bulunduğunu, gece saatlerinde de kendisini darp ettiğini, maktulün ilaçla inceleme dışı sanığı zehirlemeyi düşündüğünü ve kendisini kaçırıp yurt dışında evlenmek istediğini söylediği, inceleme dışı sanığın bu duruma öfkelenerek bulunduğu odaya girip uyumakta olan maktulün başına künt bir cisimle vurarak öldürdüğü Yerel Mahkemece kabul edilen olayda; Maktule yönelik kasten öldürme eylemini gerçekleştiren inceleme dışı sanık, aşamalarda sanığın suça dahil olduğuna dair hiçbir anlatımda bulunmamış, bilakis istikrarlı bir şekilde olayın aniden geliştiğini, sanığın anlattıkları sebebiyle öfkelenmesi üzerine maktulün bulunduğu odaya gidip onu öldürdüğünü, eylemi tek başına gerçekleştirdiğini ve kimseden yardım ya da talimat almadığını beyan etmiş, sanık da aynı doğrultuda, inceleme dışı sanığın kendisine "Gel namusumuzu temizleyelim!" demesine rağmen maktulün bulunduğu odaya gitmediğini ve öldürme eylemine maddi veya manevi herhangi bir katkıda bulunmadığını savunmuştur. Olayın tek tanığı tarafından beyan edilen hususlar haricinde dosya kapsamı itibarıyla savunmanın aksini kanıtlayan herhangi bir beyan veya bilgiye ulaşılamamıştır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, mahallinde tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanığın isnat olunan suçu işlediği yönünde vicdani kanaat oluşturması bakımından yeterli olmadığı anlaşılmakla in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince ispat edilemeyen suçtan beraat kararı verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan beş Ceza Genel Kurulu Üyesi ise; sanığın nitelikli kasten öldürmeye azmettirme suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.04.2021 tarihli ve 401-188 direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükmün, sanığa isnat olunan suçun sabit olmaması nedeniyle sanık hakkında beraat hükmü kurulması gerekirken mahkûmiyetine karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.11.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.
İlgili Makaleler
- CGK (Ceza Genel Kurulu) Kararları Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatları, daireler arası birleştirme.