İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Ceza Genel Kurulu

YARGITAY · CEZA GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2022/48 K.2023/390

Sanığın, nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 149/1-c, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin (5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 250. maddesi ile…

Esas2022/48Karar2023/390Tarih5 Temmuz 2023Okuma10 dk · 1.985 kelime

KÜNYE

Ceza Genel Kurulu 2022/48 E., 2023/390 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
5 Temmuz 2023
Yargıtay dairesi
6. Ceza Dairesi
Mahkemesi
Ağır Ceza
Sayısı
353-145
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.985 kelime·10 dk okuma·8 bölüm

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Sanığın, nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 149/1-c, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin (5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 250. maddesi ile görevli) İstanbul (Kapatılan) 10. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 11.03.2010 tarihli ve 266-143 sayılı hükmün, katılan vekili, sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 07.10.2013 tarih ve 24206-19124 sayı ile.

"Katılan ...'a yönelik yağma suçunun örgütün korkutucu gücünden yararlanarak, birden fazla kimse ile birlikte, silahla ve iş yerinde işlendiğinin anlaşılması karşısında, 5237 sayılı TCK'nın 149/1. madde ve fıkrasının (c), bendinin yanı sıra (a), (d) ve (f) bendlerinin de uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Bozma kararına uyan Yerel Mahkemece 15.10.2014 tarih ve 111-447 sayı ile; sanığın nitelikli yağma suçundan TCK’nın 149/1-a-c-d-f, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 10 yıl 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba karar verildiği, söz konusu hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesince 25.06.2018 tarih ve 8222-4710 sayı ile.

"Hükmün bozulması hâlinde davaya yeniden bakacak mahkemece taraflara bozmada belirtilen hususlarda beyanda bulunma, kanıtları sunma olanağı tanınmasının zorunlu olduğu, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesinin yollaması ile 1412 sayılı CMUK'nın 326/1-2. maddesine aykırı davranılarak katılan ... ve vekiline bozma ilamına karşı beyanlarını sunma olanağı sağlanması açısından gerekli tebligatlar yapılmadan, katılan vekiline telefonla duruşma gününün bildirilmesiyle yetinilip yargılamaya devam edilerek, yazılı şekilde karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Bozma kararına uyan Yerel Mahkemece sanığın nitelikli yağma suçundan TCK’nın 149/1-a-c-d-f, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 10 yıl 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin verilen 19.03.2019 tarihli ve 353-145 sayılı hükmünün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesince 08.11.2021 tarih ve 2736-17541 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.

II. İTİRAZ SEBEPLERİ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 01.12.2021 tarih ve 81850 sayı ile; "...Yüklenen suçun alt sınırı itibarıyla Kanun’un zorunlu müdafiliği kabul ettiği nitelikli yağma suçundan yapılan yargılamada, CMK’nın 289. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki emredici hüküm uyarınca duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken sanık ... müdafisinin yokluğunda nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün tesis ve tefhim edilmesi usul ve kanuna aykırıdır," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.

CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 13.12.2021 tarih ve 24727-19290 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU

İtirazın kapsamına göre inceleme sanık ... hakkında katılan ...'a karşı nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığıyla Yargıtay 6. Ceza Dairesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; Yerel Mahkemece nitelikli yağma suçundan yargılanan sanığın müdafii hazır bulundurulmaksızın hüküm kurulmasının, savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

IV. OLAY VE OLGULAR

İncelenen dosya kapsamından;

Sanık hakkında katılana yönelik nitelikli yağma suçunu işlediğinden bahisle TCK'nın 149/1-g maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı,

Sanığın, 22.02.2013 tarihli vekâletname ile Avukat ... ....yı vekil tayin ettiği ve müdafii huzurunda savunmasını yaptığı,

Yerel Mahkemece sanığın nitelikli yağma suçundan TCK'nın 149/1-c ve 62. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu hükmün katılan vekili, sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesince 07.10.2013 tarih ve 24206-19124 sayı ile; "Katılan ...'a yönelik yağma suçunun örgütün korkutucu gücünden yararlanarak, birden fazla kimse ile birlikte, silahla ve işyerinde işlendiğinin anlaşılması karşısında, 5237 sayılı TCY'nın 149/1. madde ve fıkrasının (c), bendinin yanı sıra (a), (d) ve (f) bendlerinin de uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verildiği,

Sanığın bu aşamada da savunmalarını müdafii huzurunda yaptığı,

Bozma kararına uyan Yerel Mahkemece 15.10.2014 tarih ve 111-447 sayı ile; sanığın nitelikli yağma suçundan TCK’nın 149/1-a-c-d-f ve 62. maddeleri uyarınca 10 yıl 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine de Yargıtay 6. Ceza Dairesince 25.06.2018 tarih ve 8222-4710 sayı ile.

"Hükmün bozulması hâlinde davaya yeniden bakacak mahkemece taraflara bozmada belirtilen hususlarda beyanda bulunma, kanıtları sunma olanağı tanınmasının zorunlu olduğu, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesinin yollaması ile 1412 sayılı CMUK'nın 326/1-2. maddesine aykırı davranılarak katılan ... ve vekiline bozma ilamına karşı beyanlarını sunma olanağı sağlanması açısından gerekli tebligatlar yapılmadan, katılan vekiline telefonla duruşma gününün bildirilmesiyle yetinilip yargılamaya devam edilerek, yazılı şekilde karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verildiği,

19.10.2018 tarihli birinci oturumda; "Sanıklar...ve ... müdafilerine duruşmayı takip zorunluluğu bildirir çağrı kağıdı çıkartılmasına, duruşmayı takip etmedikleri takdirde baro başkanlığına müzekkere yazılarak adı geçen sanıklar için yeniden müdafi görevlendirmesi yapılmasının isteneceğinin ihtarına, ihtar yerine geçmek üzere bu oturum tutanağının çağrı kağıdı ile birlikte sanıklar müdafilerine tebliğ edilmesine," karar verildiği ve söz konusu duruşma zaptının sanık müdafiine tebliğ edilmesine rağmen müdafiin mazeretsiz olarak hiçbir oturuma katılmadığı, Yerel Mahkemece de sanık için başka bir müdafi görevlendirilmediği,

Müdafiin hazır bulunmadığı 19.03.2019 tarihli oturumda da sanığın esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmada bulunduğu,

Anlaşılmaktadır.

V. GEREKÇE

A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar

Oldukça geniş bir kavram olan savunma hakkı, şüpheliyi ve sanığı ilgilendirdiği kadar, bir gün şüpheli veya sanık konumuna düşebilecek toplumda yaşayan herhangi bir ferdi, dolayısıyla da toplumu ve yine adaleti sağlama yükümlülüğü bulunan Devleti ilgilendirmektedir. Çünkü; ceza yargılamasında savunma, yargılamanın sonucunda verilen ve iddia ile savunmanın değerlendirilmesinden ibaret olan, hükmün doğru olmasını sağlar. Bu yönüyle, geniş bir bakış açısı ile değerlendirilmesi gereken savunma hakkı, susma, soru sorma, kendi aleyhine işlemlere katılmama, tercümandan yararlanma, kanıtların toplanmasını isteme, duruşmada hazır bulunma gibi hakların yanında müdafiden yararlanma hakkını da içerir.

Savunma, Anayasa'nın 36. maddesiyle anayasal güvence altına alınan meşru bir yol, müdafi de savunmanın meşru bir aracıdır. Dolayısıyla söz konusu hüküm, müdafi aracılığı ile savunulmayı da anayasal güvence altına almaktadır.

Savunma hakkı, uluslararası belgelerde de değerine uygun yerini almıştır. Bunlardan, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 11/I, Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Milletlerarası Antlaşma'nın 14/3-b-d, Avrupa İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Koruma Sözleşmesi'nin 6/3-b-c maddeleri sanığın müdafiden yararlanması konusunda açık düzenlemeler getirmiştir.

01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren CMK’nın 150. maddesinin 3. fıkrasında, üst sınırı en az beş yıl hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada, şüpheli veya sanığın müdafiinin bulunmaması hâlinde talebi aranmaksızın kendisine müdafi atanacağı hüküm altına alınmış iken, 19.12.2006 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun'un 21. maddesi ile CMK’nın 150. maddesinde değişiklik yapılarak bu zorunluluk, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlara şamil kılınmış, bu şekilde daha önce üst sınırı en az 5 yıl hapis cezası gerektiren suçlarda sanıklar için zorunlu müdafi atanması sistemi, alt sınırı 5 yıldan daha fazla hapis cezası gerektiren suçlardan yargılanan sanıklarla sınırlandırılmıştır.

CMK'nın "Müdafi görevini yerine getirmediğinde yapılacak işlem ve müdafilik görevinden yasaklanma" başlıklı 151. maddesinin birinci fıkrasında; "(1)150 nci madde hükmüne göre görevlendirilen müdafi, duruşmada hazır bulunmaz veya vakitsiz olarak duruşmadan çekilir veya görevini yerine getirmekten kaçınırsa, hâkim veya mahkeme derhâl başka bir müdafi görevlendirilmesi için gerekli işlemi yapar. Bu durumda mahkeme oturuma ara verebileceği gibi oturumun ertelenmesine de karar verebilir" düzenlemesi yer almaktadır.

CMK'da savunma hakkı konusunda oldukça hassas davranılmış, bunun bir sonucu olarak da isteğe bağlı müdafiliğin yanında, bazı hâllerde zorunlu müdafilik benimsenmiştir. Aynı Kanun'un 2. maddesindeki tanıma bakıldığında, CMK anlamında zorunlu (veya istek üzerine atanan) müdafi ile vekâletnameli müdafi arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır.

CMK'nın "Duruşmada hazır bulunacaklar" başlıklı 188. maddesinin birinci fıkrası. "Duruşmada, hükme katılacak hâkimler ve Cumhuriyet savcısı ile zabıt kâtibinin ve Kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hâllerde müdafiin hazır bulunması şarttır." şeklinde düzenlenmiş olup, Kanun'un zorunlu müdafiliği kabul ettiği hâllerde müdafinin karar oturumu dâhil tüm oturumlarda hazır bulunması şart koşulmuş.

29.10.2016 tarihli ve 29872 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 676 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 5. maddesi ile bu fıkraya.

"Müdafiin mazeretsiz olarak duruşmayı terk etmesi hâlinde duruşmaya devam edilebilir." cümlesi, 24.12.2017 tarihli ve 30280 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 696 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 96. maddesi ile de "mazeretsiz olarak" ibaresinden sonra gelmek üzere "duruşmaya gelmemesi veya" ibaresi eklenmiştir.

CMK'nın "Delillerin tartışılması" başlıklı 216. maddesi;

"(1) Ortaya konulan delillerle ilgili tartışmada söz, sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine veya kanunî temsilcisine verilir.

(2) Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili, sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcisinin açıklamalarına; sanık ve müdafii ya da kanunî temsilcisi de Cumhuriyet savcısının ve katılanın veya vekilinin açıklamalarına cevap verebilir.

(3) Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir." biçiminde düzenlenmiş iken, 25.08.2017 tarihli ve 30165 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmündeki Kararname'nin 148. maddesi ile üçüncü fıkraya; "Bu aşamada zorunlu müdafiin hazır bulunmaması hükmün açıklanmasına engel teşkil etmez" cümlesi eklenmiştir.

694 sayılı KHK'nın madde gerekçesinde. "Madde ile, 5271 sayılı Kanunun 216 ncı maddesinde yapılan değişiklikle hüküm aşamasına ulaşılmış yargılamalardaki son söz aşamasına zorunlu müdafiin katılmaması durumunda da hüküm verilebileceği kuralı getirilmektedir.

Böylece hüküm aşamasına ulaşmış yargılamalarda kanunen duruşmada bulunması zorunlu müdafilerin sebepli veya sebepsiz olarak duruşmadan çekilmesi, duruşmaya katılmaması, azli veya istifası gibi sebeplerle duruşmanın taliki veya yargılamaların uzatılması sonucunun önüne geçilmesi engellenmektedir.

Yapılan düzenleme, sanığın esas hakkındaki sorgusu ve savunması zorunlu müdafiin hukuki yardımından yararlandırılarak alınmış ve bütün usul işlemlerinin tamamlandığı dosyalarda sadece hüküm aşamasında müdafiin yokluğu nedeniyle celselerin ertelenmesinin önüne geçeçektir." açıklamasına yer verilmiştir.

CMK'nın 216. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca zorunlu müdafiin hazır bulunmadığı oturumda hükmün açıklanabilmesi için 694 sayılı KHK'nın madde gerekçesin de anlaşılacağı üzere sanığın esas hakkındaki sorgusunun ve savunmasının zorunlu müdafiin hukuki yardımından yararlandırılarak alınmış ve bütün usuli işlemlerin tamamlanmış olması gerekmektedir.

1412 sayılı Ceza Muhakemesi Usulü Kanunu’nun 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 308. maddesinin 5. fıkrası ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren CMK’nın hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen 289. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca, Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması durumunda da hukuka kesin aykırılık hâli bulunduğu kabul edilmiştir.

B. Hukuki Nitelendirme

TCK'nın 149. maddesinin 1. fıkrası uyarınca cezasının alt sınırı 10 yıl olan ve CMK'nın zorunlu müdafiliği kabul ettiği nitelikli yağma suçundan yapılan yargılamada, CMK'nın 150. maddesinin 3. fıkrası ve 188. maddesinin 1. fıkrası hükümleri uyarınca, sanık müdafiinin mutlaka duruşmalarda hazır bulunması gerekmekte ise de aynı Kanun'un 188. maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle müdafiin mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi veya duruşmayı terk etmesi hâllerinde duruşmaya devam edilebileceğinin düzenlenmiş olması,

buna paralel olarak da 216. maddeye, karar aşamasında zorunlu müdafiin hazır bulunmamasının hükmün açıklanmasına engel teşkil etmeyeceğinin eklenmiş olması hususları göz önünde bulundurulduğunda, mazeretsiz olarak duruşmaya katılmayan sanık müdafiinin yokluğunda hüküm kurulabileceğinin kabulünün gerektiği ancak bunun için sanığın esas hakkındaki sorgusunun ve savunmasının zorunlu müdafiin hukuki yardımından yararlandırılarak alınmış ve bütün usul işlemlerinin tamamlanmış olmasının gerektiği, yargılama sürecinde ise sanık müdafiinin bozma sonrasındaki hiçbir oturuma katılmaması,

sanığın Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasına karşı müdafisiz olarak savunmada bulunması, ayrıca Yerel Mahkemece sanık müdafiinin duruşmayı takip etmemesi hâlinde sanık için barodan yeni bir müdafi görevlendirileceğine karar verilerek söz konusu duruşma zaptının müdafie tebliğ edilmesine rağmen yeni bir müdafi görevlendirilmeyerek sanık müdafiinin yanıltılmış olması karşısında, müdafiin yokluğunda,

yeni bir müdafi görevlendirilmeden ya da müdafi temini için oturum ertelenmeden yargılamaya devam edilerek hükmün tesis ve tefhim edilmesinin savunma hakkının kısıtlanması niteliği taşıdığının ve bu durumun CMK'nın 289/1-e maddesi uyarınca hukuka kesin aykırılık hâllerinden biri olduğunun kabulü gerekmektedir.

Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Dairenin onama kararının kaldırılmasına, Yerel Mahkemenin sanık hakkında katılana yönelik nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün saptanan usule ilişkin nedenden dolayı diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.

VI. KARAR

Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

2- Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 08.11.2021 tarihli ve 2736-17541 sayılı onama kararının, sanık ... hakkında katılan ...'a karşı nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne ilişkin kısmının KALDIRILMASINA,

3- İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.03.2019 tarihli ve 353-145 sayılı, sanık hakkında katılana yönelik nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün, saptanan usule ilişkin nedenden dolayı diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,

SONUÇ / HÜKÜM

4- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.06.2023 tarihinde yapılan birinci müzakerede yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 05.07.2023 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2022/48, K. 2023/390, 5 Temmuz 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Hukukî Süreç
  4. II. İtiraz Sebepleri
  5. III. Uyuşmazlık Kapsamı Ve Konusu
  6. IV. Olay Ve Olgular
  7. V. Gerekçe
  8. A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
  9. B. Hukuki Nitelendirme
  10. VI. Karar
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2022/48
Karar No
2023/390
Tarih
5 Temmuz 2023

İlgili Kararlar

  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2022/48 K.2023/779
  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2022/50 K.2023/7761
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2022/54 K.2023/4087
  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2022/56 K.2023/7765
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2022/63 K.2023/722
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2022/70 K.2023/773

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.