İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2022/554 Karar: 2025/331 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2022/554 K.2025/331

Ceza Genel Kurulu 2022/554 E. , 2025/331 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2022/6080 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 238-37 ve 53-199 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık ...'ın; suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 220/1-3, 53, 58/9, 58/6

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2022/554 E. , 2025/331 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2022/6080 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 238-37 ve 53-199 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık ...'ın; suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 220/1-3, 53, 58/9, 58/6

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2022/554 E. , 2025/331 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2022/6080 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 238-37 ve 53-199 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık ...'ın; suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 220/1-3, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezasıyla, mağdur ...’a yönelik dolandırıcılık suçundan TCK’nın 157, 50/1-a, 52, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis ve 2.400 TL adli para cezasıyla, mağdur ...’a yönelik nitelikli yağma suçu nedeniyle TCK’nın 220/5. maddesi delaletiyle 149/1-a-c-d-f, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezasıyla, mağdur ...’e yönelik nitelikli yağma suçundan TCK’nın 149/1-a-c-d-f, 53, 58/9-e 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezasıyla, mağdur ...’a yönelik kasten yaralama suçundan TCK’nın 86/1-3-e, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 12 ay hapis cezasıyla, mağdur ...’a yönelik teşebbüs aşamasında kalan nitelikli yağma suçundan TCK’nın 149/1-a-c-d-f, 35/2, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezasıyla, mağdur ...’e yönelik nitelikli mala zarar verme suçundan TCK’nın 152/1-g, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezasıyla; sanık ...’ın; suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme suçundan TCK’nın 220/1-3, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezasıyla, mağdur ... ...’e yönelik nitelikli kasten yaralama suçundan TCK’nın 86/1-3-e, 87/1-d-son, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezasıyla, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan TCK’nın 170/1-c, 50/1-a, 52, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 18.250 TL adli para cezasıyla; sanık ...’ın; suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma suçundan TCK’nın 220/2,3, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla; sanık ...’in; suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma suçundan TCK’nın 220/2,3, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla, mağdur ...’a yönelik dolandırıcılık suçundan TCK’nın 157, 52, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis ve 2.400 TL adli para cezasıyla, mağdur ...’a yönelik teşebbüs aşamasında kalan nitelikli yağma suçundan TCK’nın 149/1-a-c-d-f, 35/2, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezasıyla; sanık ...’ın; suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma suçundan TCK’nın 220/2,3, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla, mağdur ...’a yönelik nitelikli yağma suçundan TCK’nın 149/1-a-c-d-f, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezasıyla; sanıklar ..., ... ve ...’ın; suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma suçundan TCK’nın 220/2-3, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 2’şer yıl 6’şar ay hapis cezasıyla; sanıklar ..., ..., ... ve ...’in; suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma suçundan TCK’nın 220/2-3, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1’er yıl 3’er ay hapis cezasıyla; sanıklar ... ve ...’ın; suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma suçundan TCK’nın 220/2,3, 62, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1’er yıl 15’er gün hapis cezasıyla, sanık ...’ın ayrıca mağdur ...’a yönelik dolandırıcılık suçundan TCK’nın 157, 50/1-a, 52, 53, 58/9 delaletiyle 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 2.000 TL adli para cezasıyla; cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesince 25.12.2007 tarih ve 83-202 sayı ile kurulan hükümlerin; Cumhuriyet savcısı ile sanıklar müdafiileri tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 29.03.2010 tarih ve 7272-1819 sayı ile; incelemeye konu sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...’ın ayrı müdafiiler tarafından temsil edilmemesi, örgütle bağlantılı dava dosyalarının birleştirilmesi hususunun gözetilmemesi, 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan hüküm kurulmaması ve 5728 sayılı Kanun'la değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanma şartlarının değerlendirilmemesi isabetsizliklerinden sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Yerel Mahkemece, incelemeye konu sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında mağdurlar ... ve ...’ya yönelik eylemleri nedeniyle açılan kamu davalarının birleştirilerek görülmesiyle yapılan yargılama sonucunda 04.02.2011 tarih ve 238-37 sayı ile; incelemeye konu tüm sanıkların bozma öncesi mahkûmiyet hükümlerine konu olan suçlardan aynı şekilde mahkûmiyetlerine, ayrıca sanık ...’ın; mağdur ...’a yönelik nitelikli yağma suçundan TCK’nın 149/1-a-c, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezasıyla; sanık ...’ın; mağdur ...’a yönelik nitelikli yağma suçundan TCK’nın 149/1-a-c, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezasıyla; sanık ...’ın; mağdur ...’ya yönelik nitelikli kasten yaralama suçundan TCK’nın 86/1-3-e, 87/3, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 2 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba; sanık ... hakkında; suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma ve mağdur ...’a yönelik dolandırıcılık suçlarından açılan kamu davası ile sanık ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma ve mağdur ...’ya yönelik nitelikli kasten yaralamaya iştirak suçlarından açılan kamu davasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Yerel Mahkemece kurulan bu hükümlerin de Cumhuriyet savcısı ile sanık ... hariç incelemeye konu tüm sanıklar müdafiileri tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 19.03.2012 tarih ve 543-1923 sayı ile; "b) Sanık ...’ın suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma ve kasten yaralama, sanık ...’ın suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma ve dolandırıcılık, sanıklar ... ve ...’nın genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçları yönünden; CMK.nun 231. maddesi uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar CMK.nun 231/12. maddesi uyarınca itiraz yoluna tabi olduğundan, gereği mahallinde yerine getirilmek üzere inceleme dışı tutulmasına karar verilmiştir. ... d) Hükmün 04/02/2011 tarihinde sanık ...’in yüzüne karşı verilmesine karşın, sanık müdafii Av. ...’nin kararı CMUK.nun 310 maddesinde belirtilen bir haftalık yasal süre geçtikten sonra, 03/03/2011 tarihli dilekçe ile temyiz ettiği anlaşılmakla, Temyiz talebinin CMUK.nun 317. maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir. e) Hükmün 04/02/2011 tarihinde sanıklar ... ve ... müdafii Av. ...’ün yüzüne karşı verilmesine karşın, sanıklar müdafiinin kararı CMUK.nun 310 maddesinde belirtilen bir haftalık yasal süre geçtikten sonra 04/03/2011 tarihli dilekçe ile temyiz ettiği anlaşılmakla, sanıklar müdafiinin temyiz talebinin CMUK.nun 317. maddesi uyarınca reddine karar verilmiş, sanıklardan ... hakkındaki hüküm, sanığın diğer müdafii Av. ...’in temyizine hasren incelenmiştir." şeklinde sanıklar ... ile ... hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması karalarına yönelik temyiz istemlerinin inceleme dışı tutulmasına ve sanıklar ... ile ...'in süresinde yapılmayan temyiz istemlerinin reddine, "a) Sanık ...’nın kasten yaralama, sanık ...’ın genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, sanık ...’nın 6136 Sayılı Kanuna Aykırılık ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, sanıklar ... ..., ... ve ...’in 6136 Sayılı Kanuna Aykırılık, sanık ... ..., ...’ın genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, sanık ...’ın 6136 Sayılı Kanuna Aykırılık ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçlarıyla ilgili olarak; sanıklar hakkında tayin edilen sonuç cezanın adli para cezası olması karşısında, TCK.nun 50/5 ve 53. maddeleri ile 5275 sayılı Yasanın 106/9. maddesi bir bütün halinde değerlendirildiğinde, sanıklar hakkında TCK’nun 53. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarına hükmedilemiyeceğinin gözetilmemesi yasaya aykırı ise de aykırılık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hak yoksunluğuna ilişkin bölümlerin hüküm fıkrasından çıkartılmasına, b) Sanık ...’ın genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, sanık ... ...’nin 6136 Sayılı Kanuna Aykırılık suçları yönünden; sanıklar hakkında tayin edilen sonuç cezanın adli para cezası olması karşısında, TCK.nun 50/5 ve 58. maddeleri ile 5275 sayılı Yasanın 106. ve 108. maddeleri bir bütün halinde değerlendirildiğinde, adli para cezasının ödenmemesi halinde sanıkların cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilemeyeceğinin gözetilmemesi yasaya aykırı ise de aykırılık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, TCK.nun 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına ilişkin bölümlerin hüküm fıkrasından çıkartılmasına," şeklinde incelemeye konu tüm sanıklar hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve üyelik suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinin düzeltilerek onanmasına, "a) Sanıklar ..., ... ve ...’ın mağdur ...’a yönelik nitelikli yağma suçuyla ilgili olarak; bozma sonrasında birleştirilmesine karar verilen mahkemenin 2009/644 Esas, 2010/272 karar sayılı dosyasında esaslı işlemlerden olan sanık savunmalarının yer aldığı 26/01/2010 tarihli duruşma tutanağının 1 ve 2. sayfalarının zabıt katibi tarafından imzalanmaması suretiyle CMK.nun 219. maddesine aykırı davranılması, b) Sanık ... hakkında mağdur ...’ya yönelik kasten yaralamaya azmettirme suçundan 5237 Sayılı TCK.nun 38. maddesi yollamasıyla TCK.nun 86/1-3-e, 87/3 maddeleri gereğince cezalandırılması talebiyle açılan davası yönünden bir karar verilmemesi, c) Sanıklar ... ..., ..., ... ..., ... ve ...’ın mağdur ...’ya yönelik kasten yaralama suçu yönünden; Kemik kırığı nedeni ile 5560 sayılı Yasanın 4. maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı TCK.nun 87/3. maddesi de dikkate alınarak, değişiklik öncesi ve sonrası hükümlerin somut olarak olaya uygulanıp, Yargıtay denetimine olanak verecek açıklıkta ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması, lehe olan hükmün belirlenmesi ve uygulamanın ona göre yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, d) Sanık ...’ın mağdur ... ...’e yönelik, sanık ...’in mağdur ... ...’a yönelik kasten yaralama suçlarıyla ilgili olarak; oluşa ve dosya içeriğine göre, sanık ...’ın etkili mesafeden av tüfeği ile ateş ederek sağ gluteal bölge, sağ uyluk ve sol ayak bileğinden isabetle, treitz ve sigmoid kolonda harabiyete neden olacak ve hayati tehlike geçirecek şekilde mağdur ... ...’i yaraladığı, sanık ...’in mağdur ... ...’a tabancayla etkili mesafeden ateş ederek sol orta koltukaltı ve sağ ön koltukaltı bölgelerinden isabetle mide ve karaciğerde harabiyete ve hayati tehlike geçirmesine neden olacak şekilde yaraladığı olayda;suçta kullanılan vasıtalar, hedef alınan vücut bölgeleri, meydana gelen harabiyetin niteliği dikkate alındığında, sanıkların eyleme bağlı olarak öldürme kastı açığa çıktığı halde, sanıklar ... ve ... hakkında öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulması gerekirken, kasten yaralama suçundan hüküm kurularak eksik ceza tayin edilmesi, e) Sanık ...’nın mağdur ... ...’e yönelik kasten yaralama suçu yönünden; oluşa ve dosya içeriğine göre; sanığın olay tarihinde mağdur ... ...’i hedef alarak ateş ettiğine dair mahkumiyetine yeterli delil elde edilememesi karşısında, yerleşim merkezinde kamuya ait açık alanda kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde, kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda ateş eden sanığın eyleminin bütün halinde genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın kasten yaralama suçundan ayrıca cezalandırılmasına karar verilmesi..." isabetsizliklerinden, incelemeye konu sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında mağdurlar ... ve ...'ya yönelik nitelikli yağma ve nitelikli yaralama suçlarından kurulan bir kısım hükümlerin ise bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Yerel Mahkemece, sanık ...’ın; mağdur ...’e yönelik nitelikli kasten yaralama suçundan TCK’nın 38. maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 86/1-3-e, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezasıyla, mağdur ...’a yönelik nitelikli yağma suçundan TCK’nın 149/1-a-c, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezasıyla, 6136 sayılı Kanun’un 13/1, TCK’nın 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 1 yıl hapis ve 450 TL adli para cezasıyla; sanık ...’ın; mağdur ... ...’e yönelik nitelikli kasten yaralama suçundan TCK’nın 86/1-3-e, 87/1-d-son, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezasıyla; sanık ...’ın; mağdur ...’a yönelik nitelikli yağma suçundan TCK’nın 149/1-a-c, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezasıyla; sanık ...’ın; mağdur ...’ya yönelik nitelikli kasten yaralama suçundan TCK’nın 86/1-3-e, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin 19.06.2012 tarih ve 53-199 sayı ile kurulan hükümlerin, sanıklar ..., ... ve ... müdafiileri tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 15.04.2013 tarih ve 1259-3156 sayı ile; "1-a) Hüküm 19/06/2012 tarihinde sanık ... ... ... müdafiinin yüzüne karşı verilip, sanık ... müdafiine de 05/07/2012 tarihinde tebliğ edildiği halde, CMUK.nun 310. maddesinde belirtilen bir haftalık yasal süre geçtikten sonra sanık ... ... ... müdafiinin 10/07/2012 tarihinde, sanık ... müdafiinin 13/07/2012 tarihinde temyiz talebinde bulundukları anlaşıldığından" şeklindeki gerekçeyle sanık ...'ın temyiz isteminin reddine, "CMUK.nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak; a) Sanıklar ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ... ve ...'ın suçları yönünden; 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesi uyarınca belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılan sanıklar hakkında velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından getirilen kısıtlamanın, 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca yalnızca kendi alt soyları açısından şartla salıverilme tarihine kadar geçerli olduğunun diğer kişiler yönünden ise cezanıninfazı tamamlanıncaya kadar devam edeceğinin kararda gösterilmemesi yasaya aykırı ise de bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden TCK.nun 53. maddenin uygulandığı bentlerin, 'Sanığın, 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin 1. fıkrasının a, b, c, d, e bentlerinde belirtilen haklarından, mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, kendi altsoyu üzerindeki, velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise 1-c bendindeki haklardan koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına' olarak değiştirilmesine, b) Sanıklar ..., ..., ... ve ...'ın suçları yönünden; örgüt mensubu olduklarına dair haklarında mahkumiyet kararı verilmeyen sanıklar hakkında TCK.nun 58/9 maddesi uyarınca cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi yasaya aykırı ise de aykırılık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm fıkrasının TCK.nun 58/9 maddesi uyarınca tekerrür uygulamasına ilişkin bentlerinin hükümden çıkartılmasına, c) Sanıklar ... ve ...'in öldürmeye teşebbüs suçları yönünden; sanıklar hakkında verilen cezalarda kazanılmış hak nedeniyle uygulama yapılırken, halen yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK.nun 326/son maddesi yerine, yürürlükte olmayan 5271 sayılı CMK.nun 307/son maddesi ile uygulama yapıldığı görülmekle, hüküm fıkrasında yer alan ceza miktarında kazanılmış hak uygulamasıyla ilgili olarak 'CMK.nun 307/son maddesi' ibaresinin hükümden çıkartılarak, yerine 'CMUK.nun 326/son maddesi' ibaresinin eklenmesine" şeklinde sanıklar ... ve ... hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerinin düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 08.03.2022 tarih ve 6080 sayı ile; "Sanıklar ..., ve ... hakkında ‘çıkar amaçlı suç örgütü kurma, yönetme’, Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ... ve ... hakkında 'örgüte üye olmak' suçlarının yasal unsurlarının oluşmadığı; Sanıkların birçok suçu bireysel olarak işledikleri, birlikte işlenen suçlar açısından da sanıklara arasında TCK 37 ve 39 kapsamında iştirak iradesinin olduğu; mahkûmiyete esas alına iletişimin dinlenmesi kararı uyarınca kayıt altına alınan telefon görüşmelerinde örgüt hiyerarşisine ya da iş bölümüne dair beyanların bulunmadığı, gerekçeli karar da yer verilen tape içeriklerinden ise örgütün varlığı için yeterli olmadığı; ilk derece mahkemesi gerekçesinde kesin kanaat oluşturmayan, hukuki de olmayan varsayımlarla sanıkların ‘suç örgütü yönetme veya üye olma’ suçunu işlediklerinin kabul edildiği, Oysa ki yukarıda açıklandığı üzere mahkeme, şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddiaları sanıkların aleyhine yorumlayarak hüküm tesis edemeyeceği; kararın şüpheden uzak kesinliğe dayanması gerektiği; Sanık ... yönünden somut olay incelendiğinde; dosya içerisinde bulunan iletişimin dinlenmesi ve kayda alınması neticesinde oluşturulan kayıtlara göre suç örgütünü kuran ve yöneten ancak Yargıtay 1. Ceza Dairesinin yukarıda belirttiriğimiz itirazın kabulüne yönelik verdiği karar sonrası beraat eden sanık ... ... ... ile aralarındaki görüşmelerin samimi olduğu, konuşma içeriklerine göre emir ve talimat verme durumunun söz konusu olmadığı, sanığın diğer sanıklara talimat verdiğine ilişkin iletişimin dinlenmesi kayıtları dahil dava dosyasına yansımış kanıt bulunmadığı; Sanıklar ... ile ... ve örgüt üyesi olduğu kabul edilen diğer sanıklar aralarındaki iletişimin dinlenmesi kayıtları incelendiğinde aralarında suç işlemek için kurulan örgüt yapılanması ilişkisine ulaşılamadığı gibi örgüt gerekliliği olan iş bölümü, diğer örgüt yöneticisinden ayrı inisiyatif kullanma, örgüt üyelerine emir ve talimat verme hususları da tespit edilemediği; Bir kısım sanıklar hakkında verilen beraat kararları ile takipsizlik kararlarındaki delillerin, yine aynı sanıklar için çıkar amaçlı suç örgütü kurma ve yönetme suçunda delil olarak kabul edilerek, hükümde açıkça çelişkiye neden olunması, olmayan delillere dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulması; (sanıklar ... ve ...'in örgüt amacı doğrultusunda müşteki ...'e yönelik gasp suçu işlediklerine dair hiçbir delil bulunmadığı aksine kendi nam ve hesaplarına bu suçu iştirak halinde işledikleri kanaatine varıldığı" (gerekçeli karar sayfa 90-91); (-mağdur ...'e yönelik nas'ı ızrar eyleminde sanıklar hakkında 07.03.2006 tarihli takipsizlik kararı; sanık ... hakkında mağdur ...'a yönelik eylem, Erzurum C.Başsavcılığının 27.10.2006 tarihli, 2006/6110 K. Sayılı delil yetersizliğinden kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında Erzurum C.Başsavcılığının 02.11.2006 tarihli, 2006/6264 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı ve ekleri gerekçeli karar sayfa 69) Sanıkların bazı olaylar açısından aralarında iştirak iradesinin bulunduğu değerlendirilse bile, yani belirli suçları işlemek amacıyla bir araya geldikleri ancak belirsiz sayıda suç işleme irade, kasıt ve niyetlerinin olmadığı, üye ve yönetici kabul edilen sanıkların aralarında gevşek de olsa hiyerarşik bir ilişki ile işbölümü ve suç işleme iradesinde devamlılığın dosya içerisinde saptanamadığı ve örgüt mensubu olarak kabul edilen kişiler arasında organize olmuş bir birliktelikten söz edilemeyeceği, örgütün mensupları üzerinde hakimiyet tesis eden bir güç kaynağı olduğuna ilişkin delil, bilgi ve belge olmadığı; Bu minvalde, TCK 220. maddesinde aranılan ölçütlerde örgütsel yapıyı gösteren bağlantıların neler olduğuna gerek iddianamede gerek Yerel Mahkeme kararında yer verilmediği, ne şekilde örgütsel bir bağlantı ve birliktelik içerisinde yer aldıkları ve Sanıklar ... ile ... ve diğer sanıkların arasında ne türden bir organik bağ olduğu tespit edilemediği, örgütsel talimat çerçevesinde örgüt lideri veya üyelerinin arasında herhangi bir telefon tapesinin olmadığı, yerleşik Yargıtay uygulaması da dikkate alındığında sanıklar hakkında suç işlemek için örgüt kurma eylemini işlediği hususunda kanıt bulunmadığı gibi atılı suçun unsurları da oluşmadığı; Anlaşılmakla; Sanıklar hakkında mahkemenin şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddiaları sanıkların aleyhine yorumlayarak hüküm tesis etmesi nedeniyle sanıklar ... ve ...'ın ‘suç örgütü kurma veya yönetme’ suçundan; Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ... ve ... hakkında ‘örgüte üye olmak’ suçundan mahkumiyetlerine ilişkin hükmün bozulması gerektiğinden Yüksek Mahkeme’nin kararı isabetli görülmemiştir. Bu nedenle sanıklar ... ve ...'ın suç örgütü kurma veya yönetme suçundan; Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ... ve ... hakkında örgüte üye olmak suçundan beraatlerine; Yine sanık ... hakkında TCK 220/5 kapsamında mağdur ...'a yönelik eylemin yasal unsurlarının oluşmaması; TCK.nun 220/5 maddesi delaletiyle TCK.nun 149/1-a,c,d,f maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet hükmünün bozularak beraatine; Karar verilmesi gerektiği; Ayrıca; TCK’nın 58. maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi ya da örgüt mensubu suçlu olmanın zorunlu sonucu olarak uygulanan infaza ilişkin bir düzenleme niteliğinde olduğundan, yukarıda açıklanan gerekçelerle sanıklar hakkında çıkar amaçlı suç örgütü kurma, yönetme, üye olma suçlarının yasal unsurları oluşmadığından haklarında bu suçtan beraat kararı verilmesi hâlinde TCK 58. maddesinin uygulanma durumunun da oluşmayacağı dikkate alınarak, dairenizin anılan kararlarının bu gerekçeyle de kaldırılması gerektiği" düşüncesiyle itiraz yoluna başvurulmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 12.10.2022 tarihli ve 2604-7923, 10.07.2025 tarihli ve 2025/1 değişik iş sayılı kararlarıyla itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle reddine karar verilerek Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIKLARIN KAPSAMI, KONUSU VE ÖN SORUNLAR Sanık ... hakkında suç işlemek için kurulan örgüte üye olma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü temyiz edilmeksizin, sanıklar ... ve ... hakkında suç işlemek için kurulan örgüte üye olma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri süresinde temyiz edilmediğinden Özel Dairece temyizin reddine karar verilmek suretiyle, sanıklar ... ve ... hakkında suç işlemek için kurulan örgüte üye olma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlar itiraza tabi olmakla Özel Dairece incelenmeksizin iade edilerek, sanıklar ... ve ... hakkında güvenlik tedbirlerine konu olan ve mağdurlar ...’ya ve ...’a yönelik eylemleri nedeniyle kurulan mahkûmiyet hükümleri Özel Dairece temyiz istemlerinin reddine karar verilerek, diğer tüm sanıklar hakkında kurulan beraat hükümleri temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olup inceleme dışı sanıklar ... ve ... ... hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme suçundan kurulan ve Özel Dairece düzeltilerek onanarak kesinleşen mahkûmiyet hükümleri ise Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan itirazın Özel Dairece kabulüyle bozulmasına karar verildikten sonra sanıklar hakkında örgüt kurma ve yönetme suçlarından beraatlerine karar verilmesi üzerine temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olmakla; İtirazın kapsamına göre inceleme; sanıklar ... ve ... hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme suçundan, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri ile inceleme kapsamındaki tüm sanıklar hakkında örgüt üyesi olmaları nedeniyle kurulan mahkûmiyet hükümlerinde TCK’nın 58/9. maddesi uyarınca verilen güvenlik tedbirleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar; 1- Sanıklar ... ve ...'a isnat edilen suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme suçu ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a isnat edilen suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma suçlarının sabit olup olmadığının, sabit olduğunun kabul edilmesi hâlinde, sanık ...'ın eylemlerinin örgüt kurma ve yönetme suçunu mu yoksa suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmaksızın yardım etme suçunu mu oluşturduğunun, 2- Mağdur ...'a yönelik işlendiği kabul edilen nitelikli yağma suçunun örgüt faaliyeti kapsamında işlenip işlenmediğinin ve bu nedenle sanık ...'ın TCK'nın 220/5. maddesi delaletiyle 149/1-a-c-d-f maddesinden cezalandırılmasının mümkün olup olmadığının, 3- İncelemeye konu tüm sanıklar hakkında TCK'nın 58/9. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanma şartlarının bulunup bulunmadığının, Belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; a) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma suçundan; mahkûmiyet hükmü temyiz edilmeksizin kesinleşen sanık ...; mahkûmiyet hükümleri süresinde temyiz edilmediğinden kesinleşen sanıklardan ... ile aynı zamanda UYAP sisteminde yapılan araştırmada itirazdan önce 01.11.2018 tarihinde vefat ettiği anlaşılan ...; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararları Özel Daire incelemesinden geçmeyen sanıklar ... ile ... hakkında eylemlerinin sübutu yönünden itiraz incelemesi yapılıp yapılamayacağının, b) Mağdur ...’a yönelik eylemi nedeniyle nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü süresinde temyiz edilmediğinden reddine karar verilerek kesinleşen sanık ... ile mağdur ...’ya yönelik nitelikli kasten yaralama suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü temyiz edilmeksizin kesinleşen sanık ... hakkında; Özel Dairece temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen TCK’nın 58/9. maddesi uyarınca verilen mükerrirlere özgü infaz rejimine dair güvenlik tedbirleri yönünden, CMK’nın 308. maddesi uyarınca itiraz yoluna başvurulup başvurulamayacağının, Değerlendirilmesi gerekmektedir. IV. ÖN SORUNLAR VE UYUŞMAZLIK KONULARINA DAİR DOSYADAKİ BİLGİ VE BELGELER A. Ön Sorunlara Dair Bilgiler İncelenen dosya kapsamından; Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesince 04.02.2011 tarih ve 238-37 sayı ile; sanık ...'un suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma suçundan mahkûmiyetine dair hükmün, sanık ve müdafiinin yokluğunda açıklandığı, gerekçeli kararın sanığın gerek duruşmada belirttiği gerekse adrese dayalı nüfus kayıt sisteminde mevcut adresine Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca tebliğ edildiği, ancak sanık ... veya müdafiinin süresinde temyiz dilekçesi vermediği, keza bu hususta Özel Dairece de bir temyiz incelemesi yapılmadığı; sanıklar ... ve ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin sanıklar müdafiileri tarafından temyiz edildiği, ancak Yargıtay 1. Ceza Dairesince 19.03.2012 tarih ve 543-1923 sayı ile temyiz dilekçelerinin süresinde olmadığından bahisle temyiz istemlerinin reddine karar verildiği; sanıklar ... ve ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı her ne kadar temyiz başvurusunda bulunulmuş ise de; Yargıtay 1. Ceza Dairesince 19.03.2012 tarih ve 543-1923 sayı ile hükümlerin itiraz yoluna tabi olduğundan bahisle incelenmeksizin iadesine karar verildiği, Bozmaya uyan Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.06.2012 tarihli ve 53-199 sayılı kararıyla; sanık ...'ın mağdur ...'a yönelik nitelikli yağma suçundan mahkûmiyetine ve TCK'nın 58/9. maddesi uyarınca verilen mükerrirlere özgü infaz rejimine dair güvenlik tedbirine yönelik hükmün, sanık müdafiine 05.07.2012 tarihinde tebliğ edildiği hâlde CMUK'un 310. maddesinde belirtilen bir haftalık yasal süre geçtikten sonra 13.07.2012 tarihinde temyiz talebinde bulunduğu anlaşıldığından temyiz talebinin reddine karar verilmek suretiyle kesinleştiği; sanık ... hakkında mağdur ...'ya yönelik kasten yaralama suçundan verilen mahkûmiyet ve TCK'nın 58/9. maddesi uyarınca verilen mükerrirlere özgü infaz rejimine dair güvenlik tedbirine yönelik hükmün ise sanığın ve müdafiinin yokluğunda verildiği, gerekçeli kararın 05.07.2012 tarihinde sanık ...'un adresinde olmaması nedeniyle muhtara tebliğ edildiği, ancak temyiz edilmediği ve Özel Dairenin temyiz incelemesinden geçmediği, Anlaşılmaktadır. B. Uyuşmazlık Konularına İlişkin Olaylar ve Olgular İnceleme kapsamındaki tüm sanıklar hakkında örgüt kurma, yönetme ve üyelik suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerine konu edilen bireysel, iştirak hâlinde veya örgüt faaliyeti kapsamında gerçekleştirdikleri iddia edilen eylemler ve mahkûmiyetlerine esas teşkil eden delil, bilgi ve belgeler özetle aşağıdaki gibidir; 1. Mağdur ...'a yönelik 02.04.2005 tarihli yağma eylemi Mağdur ...'ın; toptan gıda maddeleri satışı yaptığını, inceleme dışı sanık ...'ı tanıdığını, 02.04.2005 tarihinde ...'ın kendisini arayarak ev arkadaşı ...'in düşük yaptığını söyleyip çağırması üzerine evlerine gittiğini, bir süre sonra evin kapısının kırıldığını ve ... lakaplı sanık ... ile sanık ... ve yanında iki kişinin içeri girerek "Burada ne işin var o... çocuğu, üçünüzü de öldüreceğiz şimdi!" dediğini, sonra ...'ı göstererek "Bu kızın bana 17 milyar borcu var, iki aydır bunu arıyorum." dediklerini, sanık ...'in bir süre bağırdıktan sonra ...'a "Soyun!" dediğini, bu sırada sanıklar ... ve ...'in elinde tabanca olduğunu, sonra ...'ın kendisine sarıldığını ve o vaziyette birlikte kameraya çektiklerini, cebindeki 800 TL'yi sanık ...'e verdiğini, sonra ...'in yanındaki iki kişiyi banka ve kredi kartlarıyla çarşıya gönderdiğini, kredi kartının şifresini istediklerini, bankadan bir miktar parasını çektiklerini, daha sonra kendisine ...'ın borcunu ödemeyi kabul edip etmediğini sorduklarını, korkudan kabullenmek zorunda kaldığını, "Salı günü 5 milyarı geri kalanını da Cumartesi günü ödersin" dediklerini, sanık ...'in "Burada gördüklerini kimseye anlatmayacaksın, yoksa bu gördüğün silahla seni öldürürüm!" dediğini, çıkarlarken "Size nasıl ulaşacağım?" diye sorduğunda sanıklar ... ve ...'in kendisine cep telefonlarını verdiklerini, ertesi gün sanık ... ile yaptığı cep telefonu konuşmasını kaydettiğini ve polise verdiğini ifade ettiği, 03.04.2005 tarihli teşhis tutanağında; mağdurun sanıklar ... ve ...'i teşhis ettiği, ertesi gün sanık ... ile yapmış olduğu ve kayda aldığı telefon görüşmesini karakolda şikâyetine eklediği, İnceleme dışı sanık ...'ın; mağdur ... ile olaydan bir ay kadar önce arkadaşı ... vasıtasıyla tanıştıklarını, olay gününe dair tehdit ve yağma iddialarının doğru olmadığını, eski erkek arkadaşı olan sanık ...'in kendisini ... ile aynı arabada görmesi nedeniyle birkaç tokat vurmuş olabileceğini, iletişimin tespiti tutanaklarındaki 07.09.2005 tarihli "Hep pislik hep zarar ziyan...bu olayları duydum inan ki şok oldum, ben seninle temiz bir hayat istedim. Kafam karmakarışık gerçekten artık görüşmek istemiyorum..." şeklindeki mesajı ...'e kız arkadaşı olan ... ile olan ilişkisine olan kızgınlığından dolayı gönderdiğini, başka bir amacı olmadığını, suçlamayı kabul etmediğini, İnceleme dışı sanık ...'ün; inceleme dışı sanık ...'ın arkadaşı olduğunu, sanık ...'in ise inceleme dışı sanık ...'ın erkek arkadaşı olduğunu, mağdur ... ile arkadaşı inceleme dışı sanık ... vasıtasıyla tanıştığını, suçlamayı kabul etmediğini, Sanık ...'ın; olay tarihinde ... ve ...'in evine gitmediğini, mağdur ...'in cep telefonunu nereden aldığını bilmediğini, ancak hatırlamadığı bir tarihte mağdur ...'i bir arabanın içinde kız arkadaşı ... ile bira içerlerken gördüğünü, mağdur kendisine "Ne bakıyorsun?" diye sorunca tartıştıklarını, mağdur arabadan indiğinde birbirlerine girdiklerini, kendisinden zorla para almadığını, ertesi gün kendisini aradığında borcunu ödeyeceğini söylediğini, buna karşılık ne borcu olduğunu anlamadığını söyleyerek "Paran çoksa fakire fukaraya dağıt" dediğini, mağduru dövdüğü için kendisine iftira atmış olduğunu, hatta olaydan sonra mağdurun babası ve yanındaki kişilerin "... yanlış bir beyanda bulunmuş dava açılır diye korkmuş" diyerek özür dilediklerini savunduğu, Sanık ...'ın; ... kafeyi işlettiğini, inceleme dışı sanıklar ... ve ...'i tanımadığını, mağdur ...'in telefonunu kimden aldığını bilemediğini, ancak uzak akrabası olduğunu ve görüşmek istediğini söyleyen mağduru kafesine davet ettiğini, kimseden para, senet veya kredi kartı almadığını, ancak bir Cumartesi günü sanık ... ile gezerken ...'in eski kız arkadaşı ...'ın mağdurla birlikte alkol aldıklarını gördüğünü, arabadan inip tartıştıklarını, teşhis tutanağını kabul etmediğini, mağdurla aralarında husumet olmadığını, Savundukları anlaşılmaktadır. 2. Mağdur ...'a yönelik Temmuz-Aralık 2005 tarihli yağma eylemi Mağdur ...'ın soruşturma aşamasında; elektrik tesisatı işiyle uğraştığını, zaman zaman Erzurum’a gidip geldiğini, inceleme dışı sanık ... ile bir gün yolda giderken tanıştıklarını, ...’ün kendisine hayat kadını olduğunu, sanık ...'ın kendisini 9.000 TL karşılığında satın aldığını, 4.000 TL'sini ödediğini ancak 5.000 TL için kendisinden yardım istediğini, birkaç kez bu şekilde görüştüklerini, bir keresinde ...'ün yanında ... isimli arkadaşıyla bir otele yerleştirdiğini, dört gün kaldıklarını, bu süreçte sanık ...'ın elinden kaçtıklarını söylediklerini, sadece iyi niyetinden yardımcı olmak istediğini, sonra Erzurum'a döndüklerini, ardından ...'ü telefonla aradığında telefona ...’ın çıktığını ve kendisine ...'ü sorduğunu, bilmediğini söyleyince ...'ın kendisini Erzurum'a davet ettiğini, Erzurum'a gittiğinde ...’ın kendisini karşıladığını, bu sırada araca iki kişinin daha bindiğini ve kendisini Gölbaşı mevkiinde bilmediği bir yere götürdüklerini, burada ...'ın "... nerede lan?" diyerek kendisini darp ettiğini, aracının anahtarı ve telefonunu zorla aldıklarını, bir odaya kapatıldığını ve ertesi gün ...’ün bulunduğunu söyleyip eşyalarını iade edip kendisini serbest bıraktıklarını ve Erzincan'a geri döndüğünü, sonra ...’ün kendisini aradığını ve zor durumda olduğunu söyleyip acil Erzurum'a gelmesini ve yardım etmesini istediğini, Erzurum'a gittiğini ve ... ile buluştuklarını, aracıyla giderken sanık ...'ın arabanın önünü kestiğini ve toprak yoldan götürdüğü bir yerde durdurup kendisine ... için "Bu or...nun bana beş milyar borcu var, senedi imzalarsan karı senin olur, ama geri kaçarsa ben karışmam" dediğini, 5.000 TL senet imzalattıklarını, cebindeki 30 TL’yi de alıp ... ile kendisini serbest bıraktıklarını, merkezde yiyecek birşeyler almak için bir marketin önünde durdukları sırada ...'ün araçtan indiğini görünce bu işin bir tezgah olduğunu anladığını, sonra Erzincan’a döndüğünü ancak imzaladığı senedin bu şahıslarda kaldığını, daha sonra arkadaşı inceleme dışı sanık ... ...'e başından geçen olayı anlattığını, ...’in kendisine Erzurum'da çek senet işleri yapan tanıdıkları olduğunu söyleyip telefonla sanık ...'i aradığını, sanık ...’in sanık ...'tan senedi alabileceklerini söyleyip bunun karşılığında 2.500 TL istediğini, sonra kendisini arayıp "Parayı ne zaman getirceksin?" diye sorduklarını, Erzurum'a geldiğinde kendisini sanıklar ..., ..., ... ve ...'ın karşıladığını, ... lakaplı sanık ...'in kendini ... ... Ocakları ... olarak tanıttığı inceleme dışı sanık ... ile telefonda görüştüğünü, birlikte ... ocaklarına gittiklerini, burada sanık ...'in "Seni aşık olduğun ... ile görüştüreyim mi?" diye sorduğunu, yanlarındaki sanık ...'ın ...'ü telefonla aradığını, ...'ün "Boşver" demesi üzerine telefonu kapattığını, orada başkan yardımcısı olan ve ... olarak kendisini tanıtan ama sonradan ... olduğunu öğrendiği şahsın çekmecesinden bir senet çıkarıp yaktığını, senedi göremediğini, kendi senedi olduğuna inandığını ve 2.000 TL’yi orada sanık ...’a verdiğini, sonra inceleme dışı sanık ...'le Erzincan’a döndüklerini ve kimsenin bir daha kendisini aramadığını, bu olay nedeniyle polis tarafından çağrılınca ifadeye geldiğini kendisine zorla senet imzalatan ve haksız kazanç sağlayan tüm sanıklardan şikâyetçi olduğunu, Kovuşturma aşamasında ise; sanık ...'ın kendisine zorla senet imzalattığı beyanının yanlış anlaşıldığını, inceleme dışı sanık ...'ün borcunu kabul edip senedi rızasıyla imzaladığını, sanık ...'ın kendisine silah çekmediğini, sanıklar ..., ..., ... ve ...'ın sanık ...'a para verirken sadece yanında olduklarını, kollukta verdiği ifadenin polisin kendisini yönlendirmesi üzerine böyle geçtiğini, sanıkların kendisini gasp etmediğini, sadece kandırarak dolandırdıklarını, sanıklardan şikâyetçi olmadığını ifade ettiği, Tanık ... ...'ın; mağdur ...'a zorla senet imzalatıp bu senedi ... Ocaklarına satan kişinin sanık ... olduğunu, ...'ün hayat kadını olduğunu, esrar içen, kadın satan sanık ...'ın sonrasında mağdurlara şantaj yapan biri olduğunu ifade ettiği, Dosyada mevcut iletişimin tespitine dair çözüm tutanakları içeriğinden; 01.12.2005 tarihinde saat 13.06’da; mağdur ...’ın sanık ...’i aradığı ve adını söyleyip "Memnun oldum" dediği, aynı gün saat 13.09’da sanık ...’in sanık ...’i arayarak "Eve girme hele bir iş var, onu bir hallet hele" dediği, sanık ...’in "Paralı mı?" dediği, sanık ...’in "He ihtiyacımız var gel" dediği, aynı gün saat 19.38’de mağdur ...’ın sanık ...’in telefonundan sanık ... ile görüşüp "Abi bunlar altı kişiydiler, beni sote bir yere götürdüler, zorla imzalattılar, tezgah kurdular komplo yaptılar" dediği, 01.12.2005 tarihinde saat 13.54'te; mağdur ...'ın sanık ...’i aradığı ve telefonu açan sanık ...’in mağdur ...'a "...’e söyle bi beni arasın" dediği, mağdur ...’ın "Yanımda vereyim mi?" dediği, sonra sanık ...’in telefondaki inceleme dışı sanık ...’e "Yarın senedi saat beşte getirecekler bana" dediği, 03.12.2005 tarihinde saat 18.45'te; sanık ...'in sanık ...'la görüştüğü ve mağdur ...'dan alınan senet konusunda konuştukları, senedin inceleme dışı sanık ...'da olduğunu, üç milyara anlaşılacağını, paranın bir milyarını ... Ocağının kirasına vereceklerini, kalan iki milyarı da aralarında bölüşeceklerini söylediği, saat 18.51’de yapılan görüşmede; sanık ...’in sanık ...’e; mağdur ...'la görüşerek senedi üç milyara alıp almadığını sormasını istediği, aynı gün saat 19.12'da düzenlenen tutanakta; sanık ...'in mağdur ... ile görüştüğü ve senet için önce beş milyar lira istediğini, ancak üç milyara alabileceğini belirttiği, evrakı kendisinin aldığını kendisi ile görüşmesi gerektiğini söylediği, mağdur ...’ın ise "Bu adamlar beni tezgaha getirdiler, bu alem mevzusu değil" dediği, sanık ...'in ısrarla mağdur ...’dan para bulmasını isteyip "Sağdan soldan altın borç al emanet al" dediği, aynı gün saat 19.55'da sanık ...'in sanık ... ile görüştüğü ve sanık ...'e "... Başkan üç milyarı kabul ediyorsa versin yoksa ben bu parayı onlardan her türlü alırım dedi" şeklinde konuştuğu, sanık ...'in de bunun üzerine "Öyleyse benim hakkımı ben alırım, adam iki lirayı veriyor" dediği, daha sonra sanık ...’ın "İki lira sebep Erzincan’a mı gidilir?" dediği, sanık ...’in "Ben giderim senin ihtiyacın yok öyleyse" dediği, sanık ...’ın "Bir ton yolunu buldun bana ne ettin?" şeklinde soru sorduğu, sanıklar ... ile ...’ın "Ben mi buldum? Ben mi buldum" şeklinde karşılıklı sordukları ve sanık ...’in "Ya benim yanımdaki insanlar kardeş?" dediği, sanık ...’ın "Senin yanında beraber değil miydik? Beraber yapmadık mı?" dediği, akabinde ... parkındaki olaydan bahsedip aralarında tartıştıkları, sanık ...’ın "Sana dedim, biz gittik iki kişi teslim aldık da sen on kişi neden gittin saldırdın?" dediği, sanık ...’in "Ne oldu yani?" dediği, sanık ...’ın "Beceremedin" dediği, sanık ...’in "Haybeden delikanlılık olmaz, vurursun vurulursun" dediği, sanık ...’ın güldükten sonra "... Başkan’a diyeyim o iki milyar veriyormuş" dediği, sanık ...’in "Ben hakkımı alırım" dediği, sanık ...'ın da "Bende kimsenin hakkı kalmaz hakkını veririm" şeklinde cevap verdiği, 04.12.2005 tarihinde saat 14.30'da; inceleme dışı sanık ...'ın sanık ...’i arayıp görüşmek için yer tarif ettiği ve buluşmak üzere anlaştıkları, 05.12.2005 tarihinde saat 11.44’te; mağdur ...’ın sanık ...’in telefonunu aradığı ve telefonu açan sanık ...’e "Emaneti tedarik etmeye çalışıyorum geleceğim abi" dediği, sanık ...’in "Bana net cevap ver adamlarla işimiz gücümüz olmasın" dediği, bu sırada inceleme dışı sanık ... ...’in de mağdur ...’ın yanında olduğu, saat 12.30'da sanık ...’in mağdur ...’ı arayıp gelip gelemeyeceğini sorduğu, mağdur ...'ın emaneti tedarik etmeye çalıştığını belirttiği, sanık ...'in "Gebereyim, senin geleceğin yok" dediği, mağdur ...'ın ise "Siz bana bir kardeşlik abilik yaptınız" demesi üzerine sanık ...'in "Tamam büyüklük olarak yaptık, Ben delikanlıyım öyleyse beni de küçük düşürme ya gel ya da beni getirme" dediği, saat beş veya altıya kadar Erzurum'a gelmesini istediği ve mağdur ...'ın da bunu kabul ettiği, 06.12.2005 tarihinde saat 11.36’da; sanık ...’in mağdur ...’a "Bak gardaşım dinle şimdi o a...a koyduğumun or... yok mu, onu ben alacağım, sen onu bi güzel döveceksin öyle gideceksin Erzincan’a" dediği, mağdur ...’ın "Abi ...’e mahcup olmamak için şimdi bir arkadaştan iki milyar borç aldım" ve "Paramızı alıp yola çıkıyoruz abi" dediği, saat 19.14'te; sanık ...'in sanık ...’la mağdur ...'dan alınan senet ile ilgili görüştüğü, iki milyon iki yüz elli bine anlaştıklarını söylediği, sanık ...'ın Ocağın kirasını istediği, sanık ...'in "Ocağa 250 milyon ayırıyoruz, birisi sizin birisi bizim, biri Burhan başkanın, biri de benim, biz dört kişiyiz sen parayı al, kirayı sağı solu boş ver" dediği, 06.01.2006 tarihli teşhis tutanağında; mağdur ...’ın ifadesinde senedi almak için Erzurum’a geldiği ve 2.000 TL parayı verdiği sırada yanında bulunan kişilerin, kendisine gösterilen şahıslardan; ... isimli şahsın 1. sıradaki ... olduğunu, ... isimli şahsın 3. sıradaki ... olduğunu, ... isimli şahsın 5. sıradaki ... olduğunu, kendisini Erzurum ... ... Ocakları 2. ... ... olarak tanıtılan şahsın 7. sıradaki ... olduğunu, ... isimli şahsın 8. sıradaki ... olduğunu teşhis ettiğinin yazılı olduğu, 07.01.2006 tarihli fotoğraftan teşhis tutanağında; mağdur ...’ın ifadesinde belirttiği, yardımcı olmaya çalıştığı kadın ve bu kadının yanında gördüğü kadının tespiti amacıyla gösterilen fotoğraflardan, 1 numaralı fotoğrafın inceleme dışı sanık ..., 2 numaralı fotoğrafın ise ... olduğunu teşhis ettiği, 08.01.2006 tarihli teşhis tutanağında; mağdur ...’ın ifadesinde belirttiği, ... isimli şahsı tanıdıktan sonra kendisine şantaj yapıp kendisini ... Oteli olarak belirttiği yere götürüp darp eden, aracının ruhsatını anahtarlarını ve telefonunun alınması talimatını veren, bir odaya hapsettirerek sabaha kadar bekleten, devamında kendisine zorla 5.000 TL’lik senet imzalatan, cebindeki 30 TL’yi alan Kürşat olarak bildiği şahsın 8. sıradaki ... olduğunu, ifadesinde kendisini Erzincan iline götürüp ... isimli şahısla tanıştırarak 5000 TL’lik senetin alınması işini 2000 TL karşılında yapacağını söyleyen ve parayı verene kadar yanında bulunan şahsın 9. sıradaki inceleme dışı sanık ... ... olduğunu teşhis ettiği, İnceleme dışı sanık ...'ın evinde 08.01.2006 tarihinde yapılan aramada; üzerinde borçlusu ..., alacaklısı ... yazılı olan 15.12.2005 vade tarihli, mağdur ...'ın imzasını havi 5000 YTL bedelli bir adet bononun ele geçirildiği, İnceleme dışı sanık ...'in; sanık ...'ın dostu olduğunu, sanıklar ... ve ...'i tanımadığını, mağdur ... ile DSİ önünde yolda tanıştığını, mağdurun kendisinin hayat kadını olduğunu bildiğini, mağdura sanık ...'ın kendisini sattığını ve beş milyara serbest bırakacağını söylemediğini, mağduru Erzurum'a acilen çağırmadığını, mağdurun kendisine duygusal bir zaafı olduğunu ve eşinden ayrılacağını kendisine söylediğini, sanık ...'a kira borcu olmadığını, bu senedi başkasına olan borcu nedeniyle vermek istediğini, mağdur kendisini bu hayattan kurtarmak isteyince evine aldığı eşyalar nedeniyle sanık ...'a olan borcunun kapanması için mağdurun kendi rızasıyla arabada beş milyarlık bir senet imzalayıp sanık ...'a verdiğini, sonra mağdurla birlikte Erzincan'a gitmek üzere yola çıktıklarını, ancak kalacak bir yer ayarlamayınca mağdurla kavga edip arabadan indiğini, mağdurun kendisini terk etmesine kızıp şikayetçi olduğunu, İnceleme dışı sanık ... ...'in; sanık ...'i iki senedir tanıdığını, mağdur ... ile evlere tesisat çektiklerinden tanıştıklarını, kendisine zorla senet verdiğini anlatınca Erzurum'da tanıdığı sanık ...'in aklına geldiğini, mağduru sanıkla tanıştırdıktan sonra bir daha görüşmediklerini, bu işe aracılık yapmadığını, sadece mağdurun yuvası yıkılmasın düşüncesiyle iyi niyetle yardım etmek istediğini, İnceleme dışı sanık ...'ın; ticari taksicilik yaptığını, sanık ...'i fazla iyi tanımadığını, telefon görüşmesinde "Başkanım arkadaşlar yanımda" ifadesini hatırlamadığını, mağdur ...'ı tanımadığını, ancak bu aşamadan sonra doğruyu söyleyeceğini beyan ederek; Erzincan'dan ... ismindeki bir arkadaşının sanık ...'ın mağdur ...'dan zorla senet aldığını, yardım edip edemeyeceğini sorduğunu, araştırması gerektiğini söylediğini, sonra sanık ...'ın kendisini arayarak senedin kendisinde olduğunu ve Ocağa getireceğini söylediğini, sonra Ocağa gelip senedi verirken "Senedi teslim ediyorum, kurban olsun" dediğini, bundan sonra ... lakaplı sanık ...'in yanına gelip "...'ın senedini alabilir miyiz?" dediği, sanık ...'in senedin kendisinde olduğunu nerden öğrendiğini bilemediğini, ...'in Ocağa 250 TL kira bırakacağını söylediğini, mağdurdan para almadığını, ancak sanık ... ile muhatap olmamak için meseleyi sanık ...'a anlattığını ve ilgilenmesini söylediğini, sonra senedi ...'e verdiğini, para veya menfaat sağlamadığını, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini, Sanık ...'ın; market işlettiğini, hayat kadını olan ...'ü alışverişe gidip geldiğinden tanıdığını ve kiracısı olduğunu, mağdur ... ile inceleme dışı sanık ... vasıtasıyla tanıştığını, diğer sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ı şahsen tanıdığını ancak samimiyeti olmadığını, inceleme dışı sanık ...'ü pazarladığı iddialarını kabul etmediğini, ...'ün kendisine kira borcu vs. sebeplerden beş milyar lira borcu olduğunu, ...'ün telefonu bazen kendisine yönlendirmesi nedeniyle mağdur ... ile bir keresinde konuştuklarını ve "... nerede?" diye sormuş olabileceğini, mağdur ...'a vurduğu ve onu zorla kaçırdığı ve senet imzalattırdığı iddialarını kabul etmediğini, ...'den alacağına karşılık bir senet aldığını, 2005 yılı Aralık ayında inceleme dışı sanık ...'ın kendisini arayıp "Sende ... isimli birinin senedi varmış, o senedi bana getir bu kişi arkadaşım olur" deyince hiçbir karşılık almadan senedi ...'ün arkadaşı olduğunu bildiği inceleme dışı sanık ...'a verdiğini, çünkü bir keresinde ... lakaplı sanık ...'in ... isimli bir şahsı kadın pazarladığı iddiasıyla ulu orta yerde çok fena dövdüğünü, senedi ...'a verdikten sonra mağdura vermediklerini, ancak mağdurun inceleme dışı sanık ... vasıtasıyla ... lakaplı sanık ...'e ulaştığını ve bir şekilde geri aldığını duyduğunu, kimseden bir menfaat temin etmediğini, ayrıca sanık ...'in operasyon sonrası cezaevinde bulundukları sırada karşı koğuştan kendi koğuşundaki diğer sanıklara hitaben kimse ötmesin bunun dışarısı da var diyerek tehditler savurduğunu, Sanık ...'ın; inceleme dışı sanık ...'ı, sanıklar ... ve ...'i tanıdığını, mağdur ...'ı tanımadığını ve senedi ile bir ilgisi olmadığını, ancak sanık ...'in inceleme dışı sanık ...'ı araması üzerine Burhan'ın kendisine telefonda "Bunu başından sav" dediğini, sonra sanık ... ile buluşup çay içtiklerini, sanık ...'in ...'a ... Ocağının kirası için söz verdiğini söylediğini, telefon kayıtlarında geçen 2250 TL ile ilgili bir şey hatırlamadığını, ancak sonradan inceleme dışı sanık ...'ın talimatı üzerine yanına gelen mağdur ...'dan 2000 TL para alıp ...'a verdiğini, Sanık ...'ın; olayla ilgisi olmadığını, suçlamayı kabul etmediğini, sanık ...'ı tanıdığını, kadın pazarladığını bildiğini, ... isimli mağdura da bir kadını pazarlayıp parasını alamayınca senet aldığını duyduğunu, mağdur ... senedini geri alamayınca yardım etmek istediğini, inceleme dışı sanık ...'ı arayıp senedi iyilik olsun diye "Senedi alabilir miyiz?" dediğini, mağdur ...'dan para almadığını, sanık ...'ın mağdurdan para aldığını sonradan duyduğunu, Sanık ...'in; kahvede garsonluk yaptığını, ... lakaplı sanık ...'i beş yıldır tanıdığını, sanıklar ... ve ...'ı tanıdığını, sanık ...'ı ilk kez karakolda gördüğünü, mağdur ...'ı tanımadığını, arkadaşı ... ...'in kendisini arayıp Erzincanlı ... hakkında yardım istediğini, ancak senetle bir ilgisi olmadığını, sadece sanık ...'e durumu anlattığını, telefon kayıtlarındaki görüşme içerikleri kabul etmediğini, suçsuz olduğunu, Sanık ...'ın; ... doğrama işiyle uğraştığını, ... lakaplı sanık ...'in mahalleden çocukluk arkadaşı olduğunu, çek senet işleriyle uğraştığını bilmediğini, sanık ...'ın uzaktan akrabası olduğunu, sanıklardan ... ...'yı tanıdığını, sanıklar ... ve ...'i tanımadığını, mağdur ...'ı da tanımadığını, mağdurun kendisini şikayet ve teşhis ettiği ifadesinin kollukta baskı üzerine alınmış olabileceğini, olayla hiçbir ilgisi olmadığını, Sanık ...'in; ... lakaplı sanık ...'i mahalleden tanıdığını, telefon görüşme içeriklerini hatırlamadığını, sanık ...'i tanıdığını, sanık ...'i tanımadığını, çek senet konularından haberi olmadığını, mağdur ...'ı tanımadığını ve senet olayıyla hiçbir ilgisi olmadığını, suçlamayı kabul etmediğini, Savundukları anlaşılmaktadır. 3. Mağdur ...'na yönelik 13.08.2005 tarihli yağma eylemi Mağdur ...'nın; ... Eczanesinin sahibi olduğunu, inceleme dışı sanık ...'ın eski kalfası olduğunu, olay günü saat 15.30 civarında kalfası ...'ın kendisini arayarak ...'nun eczaneye geldiğini ve aç olduğunu söylediğini, ...'a "Ekmek arası birşey yaptır götür ver" dediğini, sonra ...'ın tekrar aradığını ancak ...'nun yaptırdığı yemeği almadığını, "Seninle işim yok patronun gelsin" dediğini söylediğini, sonra eczaneye gittiğinde yanına çalışanı ...'nu da alarak ...'nun evine gittiklerini, ...'a bir süre aşağıda beklemesini sonra gitmesini söylediğini, eve girdikten yaklaşık üç dakika kadar sonra kapıdan dört kişinin içeri girdiğini, "Burada ne yapıyorsunuz?" diyerek kendisini darp etmeye başladıklarını, aralarında ... lakaplı sanık ...'in "Gidin senedi getirin" dediğini, üzerine 100 milyar TL yazdıkları bir senedi zorla imzalattıklarını, sonra aralarından birinin ... ile yan yana fotoğraflarını çektiğini, sonra ceplerini arayıp 160 TL ve 60 Euro parasını aldıklarını, sonra "Bu ayın sonuna kadar bize 35 milyar ver, biz de sana fotoğraflarla senedini geri verelim" dediklerini, sonra evden birlikte aşağı inerken "Bu iş burda kalacak, kimse duymayacak, duyulursa senin için iyi olmaz" dediklerini, hemen eczaneye geri döndüğünü ve olayı eski çalışanı ...'e anlattığını, ...'ın "Ben ...'ı tanıyorum, gelin beni alın, hemen ...'la konuşalım" dediğini, birlikte bir kahveye gidip ... ile buluştuklarını, ...'ın "Herşeyin bir bedeli var, 35 milyara anlaşmıştık ama senin için 10 milyara düşüreyim" dediğini, sonra kalktıklarını ve arabanın içinde de pazarlığa devam ettiklerini, en son sanık ...'in "Sen bir şeyler ver, bizim çocuklara vereyim, olayı kapatalım" dediğini, sonrasında polise gittiğini, şikâyetçi olduğunu ancak davaya katılmak istemediğini ifade ettiği, 08.01.2006 tarihli teşhis tutanağında; mağdur ...'in kendisine senet imzalatan ... lakaplı kişinin sanık ... olduğunu teşhis ettiği, Tanıklar ... ve ... ile ...'in mağdur ...'in beyanlarını doğruladığı, Dosyada mevcut iletişimin tespitine dair çözüm tutanakları içeriğinden; inceleme dışı sanık ... adına kayıtlı cep telefondan sanık ...'e 04.09.2005 tarihinde "...larla yaptığın olayı da biliyorum, harbi şerefsizsin, devam et görüşeceğiz!" şeklinde kısa mesaj gönderildiği, 07.09.2005 tarihinde ise inceleme dışı sanık ... adına kayıtlı cep telefondan sanık ...'in kullandığı cep telefonuna "Görüşeceğiz, artık yanındaki arkadaşlarıma asılıyorsun, Allah bilir ... olayında senin de parmağın vardır, senden her şey beklenir" şeklinde kısa mesaj gönderildiği, İnceleme dışı sanık ...'ın; mağdurun eczanesinde eskiden 2,5 yıl kadar çalıştığını, sigorta meselesinden kendisini işten çıkardığını, sanık ...'i üç ay önceden tanıdığını, sanıklar ... ile ...'in beyaz Tempra araçla sürekli birlikte gezdiklerini, ...'ın yedi yıllık arkadaşı olduğunu ancak iki yıldır görüşmediklerini, sanık ...'in kendisi ile birlikteyken ... ile de çıkmaya başladığını, sonra ...'in kendisine şiddet uyguladığını ancak şikayet etmediğini, mağdur ...'e yönelik iddiaları kabul etmediğini, sanık ...'in inceleme dışı sanıklar ... ve ... isimli kadınları birilerine gönderip para istediğini duyduğunu ancak kendisini böyle kullanmadığını, gasp olayıyla ilgisi olmadığını, suçlamayı kabul etmediğini, Sanık ...'ın; inceleme dışı sanık ...'yu tanıdığını ancak mağdur ...'i tanımadığını, cep telefonunu ...'e vermediğini, olayla bir ilgisi olmadığını, suçlamayı kabul etmediğini, Sanık ...'ın; 18.08.2005 ila 18.01.2006 tarihleri arasında beş aylık dönemde cezaevinde olduğunu, mağduru tanımadığını, kimseden zorla para istemediğini, Savundukları anlaşılmıştır. 4. ... ve ...'e yönelik 09.10.2005 tarihli yağmaya teşebbüs eylemi Erzurum'da kaportacı ustası olan inceleme dışı sanık ...'nin tanık ...'dan olan alacağını tahsil edemediği bilgisine ulaşan sanıklar ... ve ...'in, mağdur ...'ın tanık ...'in dayısı olduğu bilgisine ulaşmaları üzerine, 07.10.2005 tarihinde mağdurun işlettiği ... Oteline gittikleri, mağdur ...'in ifadesine göre; "Bize ...'in borcunu vereceksiniz, yoksa oteli bombalar, sizi vururuz" diyerek tehdit ettikleri, aynı gün ...'in diğer dayısı...'ın terzi dükkanına giderek burada da ...'in borcunu istedikleri, ancak çıkan tartışma sırasında sanık ...'in mağdur ...'i kolundan bıçakladığı, 08.10.2005 tarihinde ise mağdurların korkularından oteli ve dükkanı açmadıkları ve aynı sanıkların öğle saatlerinde otele gidip kendilerini cep telefonundan arayarak "Bak otelin camlarının nasıl kırıldığını duyuracağım" dediklerini ve sonrasında camların indirildiğinin sesini dinlettikleri, ertesi gün de ...'in kuzeni olan mağdur ...'yı arayıp "Sizin yüzünüzden silah yakalandı" diyerek parasını istedikleri, otel müdürü ...'ın beyanına göre; sanık ...'in otele gelerek ...'in borcunu mağdur ...'den istediğini, vermeyince sallama tabir edilen bıçakla ...'e saldırdığı kabul edilen olayda; 15.11.2005 tarihli yüzleştirme tutanağında; mağdur ...’nın sanık ... ile yüzleştirilmesine karar verildiği ve ...’nın olay tarihinde kendisini döven üç kişiden birinin ... olduğunu, sanık ...’in elmacık kemiğine taş ile vurduğunu sanık ... isimli şahsın ise sert bir cisim ile sol kaşının alt kısmına vurduğunu, ismini bilmediği ve arkasında olduğu için yüzünü göremediği şahsın ise bıçakla kafasının arkasından vurduğunu belirttiği, 08.01.2006 tarihli teşhis tutanağında; tanık ...’nın ifadesinde belirttiği ve kendilerinden davacı olduğu kişilerden 10. sıradaki ... lakaplı ... isimli bildiği şahsın tehdit edilmesi olayında ve devamında bıçakla yaralama olayında sanık ...'in yanında bulunan şahsın ise 14. sırada gösterilen sanık ... olduğunu teşhis ettiği, Dosyada mevcut iletişimin tespitine dair çözüm tutanakları içeriğinden; 27.10.2005 tarihinde saat 21.58’de; sanık ...’in... isimli şahsı aradığı ve ... Oteli kastederek "Kardeş sen belki bizim olayları duydun belki duymadın dünleyin otele müşteri olmuşsun ... içindeki otele", "Bak canını yiyim benim otelde alacağım var ... abi içeride, araba sanayide, kan dökmüşüm, siz durun onlar alsın", "... gil alacaklar bak alıp - malmayın yani biz kardeşiz" dediği, ...’un "İlla ki ... abi, ... ile gittik" dediği, ...’in "Sana bir şey diyeyim mi canın yiyim bak benim bir ton sıkıntım var, benim cezaevinde üç tane tutuklum var", "Benim 45 milyar alacağım var, mal sahiplerinin bıraktığı yok, onlar benim korkumdan olay olacak diye çekilmişler, çünkü ben oraya bedel ödedim, kapıyı ben kilitlemişim" dediği, 01.11.2005 tarihli görüşmede; sanık ...’in ... isimli şahsı arayarak; otel sahibinin oteli kimseye vermeyeceğini söylediği, "Şimdi benim cezaevinde arkadaşım vardır ..., biz ona ... diyoruz, cezaevinde şimdi, olaylarımız oldu bizim, istersen ... bir iki ay çalıştırsın tamam mı? Ben oraya bedel ödemişim, o ...’ye gerekeni yap, bi güzellik yap, bir iki ay işletsin, sen de alacağını al, yani orayı hiç kimse tutamaz, ben kimseye vermem orayı, ...'ye ver çalıştırsın, 23 milyar alacağım var, sen de paranı al ben de alayım, ... değil kıralı giremez, geride kalanların a... koyarım" dediği, ... isimli şahsın "Ben de sizi tanımıyorum" dediği, sanık ...'in "Senin ismin ... değil mi kardeş?" dediği, Sanık ...'ın; mağdurların otelinde fuhuş yaptırdıklarının herkesçe bilindiğini, bir gün ... ile kahvede otururlarken tanımadığı kişilerin gelip kendilerine "Karı var mı?" diye sorduklarını, bunun üzerine otele gidip tartıştıklarını ve otelin camının kırılmış olabileceğini, Sanık ...'in; tanımadıkları insanların bile kendilerine gelip kadın pazarlığı yapmaya kalkması üzerine ... Otele gidip bu kişilerle tartıştıklarını, ancak sonrasında mahallede yürürken bu şahısların taşlı sopalı saldırılarına uğradıklarını, mağdurların neden böyle ifade verdiklerini anlamadığını, suçlamayı kabul etmediğini, Savundukları anlaşılmaktadır. 5. Mağdur ...'e yönelik 18.10.2005 tarihli nitelikli mala zarar verme eylemi Mağdur ...'in; ... Belediyesinde ... müdürü olarak çalıştığını, muvakkat işçi olarak çalışan sanık ...'ın 2005 yılı Ekim ayı ikramiyelerini kendisine sorduğunu, ancak "Şu an Belediyenin durumu müsait değil, ödeme yapmıyoruz" dediğini, bu konuşmadan kısa bir süre sonra adına kayıtlı Palio marka aracının lastiklerinin kesildiğini, sanık ...'den şüphelendiği için ona bu durumu sorduğunu, ancak yemin ederek kendisinin yapmadığını söylediğini, şikâyetçi olmadığını ifade ettiği, Dosyada mevcut iletişimin tespitine dair çözüm tutanakları içeriğinden; sanık ...'in ... Belediyesi'ne ait telefondan bir belediye işçisini 18.10.2005 tarihinde arayıp yaptığı konuşmada, kapı önünde bulunan lastiklerini kestiği aracın yerinde durup durmadığını ve lastiklerinin yapılıp yapılmadığını sorduğunun tespit edildiği, Sanık ...'ın olay tarihinde ... Belediyesinde işçi olarak çalıştığını, telefon içerik dökümünü ve suçlamayı kabul etmediğini savunduğu, Anlaşılmaktadır. 6. Mağdur ...'ya yönelik 07.12.2005 tarihli genel güvenliği kasten tehlikeye sokma eylemi Mağdur ...'nın; olay günü saat 20.30 sıralarında ... kahvesinde oturduğu sırada önceden husumetli olduğu sanık ...’ın aracından indiğini görmesi üzerine yanına giderek yürüdüğü sırada tokalaşmak istediğini, ancak kendisini ittiğini, sonra işyerinin üst katında bulunan ikametine çıktığını, birkaç dakika sonra silah sesi duyduğunu, sanık ... ile yanındaki şahsın 30-40 el ateş ettiklerini ifade ettiği, İnceleme dışı sanık ... ile tanıklar ... ve ...'un; sanık ...'ın silahla ateş etme eylemini yanındaki 7-8 kişiyle birlikte gerçekleştirdiğini beyan ederek mağdur ...'nın anlatımlarını doğruladıkları, İnceleme dışı sanık ... ...'ın; olay günü saat 20.00 sıralarında sanık ... ile birlikte ... ocağına gittiklerini, aracı park yeri olmadığından boş bir park alanına bıraktıklarını, sokakta ... (...) adlı kişinin işyerinin önünden geçerken ... isimli şahısla karşılaştıklarını ve bu kişinin sanık ...’ın yakasına yapıştığını, sanık ...’ın tokalaşmak istediğini, ancak şahsın yanına hemen tanımadığı eşgallerini veremeyeceği 10-15 kişinin etraflarını sardığını, şahsın sanık ...’a ana avrat küfrettiğini ve yumruk attığını, sonra ...'ın burnuna tampon yapmaya çalışırlarken 10-15 el silah sesi duyduğunu, kimlerin ateş ettiğini görmediğini, sonra sanık ... ile birlikte Mahallebaşındaki hurdacı dükkanına gittiklerini, Sanık ...'ın; olay günü saat 20.00 sıralarında ... ocağına gittiğini, aracını boş park alanına park ettikten sonra dışarıda kahvenin önünde ...’nın yanında 5-6 kişiyle birlikte kendisine yaklaşarak yakasına yapıştığını, küfür ettiğini, bu sırada ...’in kendisine yumruk attığını burnunun kanadığını, sonra çevredekilerin araya girdiğini, uzaklaştığı sırada arkasından "Biz ...’nun adamlarıyız bundan sonra böyle" diye bağırdığını, burnunu silmeye çalışırken birden 5-10 el silah sesi duyduğunu, sonra Mahallebaşındaki işyerine geldiğini, o esnada işyerine polislerin de geldiğini, aracının içinde bulunan av tüfeğinin ruhsatı olmadığını, genellikle işyerinde olduğunu, bakım yaptırmak için arabaya koyduğunu, Savundukları anlaşılmaktadır. 7. Mağdur ... ...'e yönelik 10.12.2005 tarihli öldürmeye teşebbüs eylemi Mağdur ... ...'in; olay günü ikindi namazı için ... Karakolu civarındaki camiye gittiğini, camiden çıkarken kalabalığın içinde gördüğü arkadaşı ... ...’ın kendisine ... ve ...’in karakolda olduğunu söylediğini, sonra kendilerine yaklaşan inceleme dışı sanık ...'nın silahını göstererek "Abiniz içerde değil mi? Kaçmayın lan kafanıza sıkarım bak" dediğini, sonra karakola giderek ...’de silah olduğunu polise söylediğini, sonra karşı büfeden sigara aldığı esnada ... ve tanımadığı bir şahsın kendisi ve ... ...’a doğru ateş ettiğini gördüğü, hurdacılık yapan sanık ...’ı elinde av tüfeği ile gördüğünü, "Dur yapma!" diye bağırdığını, ancak sanık ...’ın dört el ateş ettiğini ve yaralandığını, şahıslardan şikâyetçi olduğunu ifade ettiği, İnceleme dışı mağdur ... ...'ın; önceden tanıdığı ... ve ... isimli tanıdıklarının ... karakolunda olduğunu duyduğunu, sonra caminin önünde arkadaşı mağdur ... ... ile karşılaştığını, birlikte karakolun oraya doğru yürüdüklerini, karakoldaki polislerin içerinin kalabalık olduğunu söylemesi üzerine dışarı çıktıklarını, inceleme dışı sanık ...’i gördüğünü, ...’in kendisine "Kaçmayın lan yoksa kafanıza sıkarım!" dediğini, sonra yanlarına gelip "Ne bekliyorsunuz? ... abiniz de mi orada?" diye sorduğunu, sonra merdivenlerden indiğini, mağdur ... ...’in karakoldaki polislere ...’in elinde silah olduğunu söylediğini, sonra kendisi merdivenlerden inerken silah sesi geldiğini ve yaralanarak yere düştüğünü, ateş edenleri görmediğini ifade ettiği, Tanık ...'ın; mahalle muhtarının kahvesinde çalıştığını, ... fırını üst tarafında bir çatışma sesi duyduğunu, 5-10 dakika sonra polislerin geldiğini, tekrar içeri girdiğinde ... lakaplı inceleme dışı sanık ... ve tanımadığı birinin çay ocağının yanında bulunduklarını, sonra dışarı çıktıklarını, çay kutusunun içinde kahverengi kabzalı bir tabanca gördüğünü ve bunu polise teslim ettiğini ifade ettiği, İnceleme dışı sanık ...'nın; sanık ... ve inceleme dışı sanık ... ile birlikte ... karakolunun oradaki merdivenlerden aşağı inerlerken ... lakaplı ... ile yanında kardeşi ...’yu ve yanlarındaki 10-15 kişiyi gördüğünü, yürürken ...’nun arkalarından "Siz o gün bizim mekanı basıp bize artistlik edenler misiniz?" dediğini, sonra hemen arkalarından silahla ateş etmeye başladıklarını, o esnada bacağına isabet eden mermiyle yaralandığını, kendini korumak için tabancasını çıkardığını, ancak patlamadığını tutukluk yaptığını, inceleme dışı sanık ...’in ise yanındaki tabancayla karşı tarafı korkutmak için ateş ettiğini, karşı taraftan ... ..., ... ... ve ...’da da birer ikişer silah olduğunu, ...’in kaç el ateş ettiğini hatırlamadığını, karşı tarafın açtığı ateş sırasında bacağından yaralandığını, birkaç gün öncesinde sanık ...’ın darp edilmesi ve o gün ... ocaklarına girmesi nedeniyle olayın yaşandığını düşündüğünü, hemen polisi aradıklarını, üzerindeki ruhsatsız tabancayı da polise teslim ettiğini savunduğu, 22.03.2006 tarihli Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından hazırlanan raporda; mağdur ... ...’in yaralanmasının yaşamını tehlikeye soktuğu, BTM ile giderilebilecek nitelikte olmadığı, sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulduğu, yüzde sabit ize neden olmadığı, iyileşme olanağı olmayan bir hastalığa neden olmadığı, vücudunda kemik kırığına neden olmadığı, şahsın vücudunda tespit edilen sol iskium pubis kolundaki açık kırığın hayat fonksiyonlarını orta (3) derecede etkilediği belirtildiği, 11.07.2007 tarihli Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı Adli Tıp Anabilim Dalı Başkalınlığı tarafından hazırlanan raporda; ... ...’in yaralanmasının organlarından birinin işlevini yitirmesine ya da zayıflamasına neden olmadığının değerlendirildiği, Dosyada mevcut iletişimin tespitine dair çözüm tutanakları içeriğinden; sanık ...’in sanık ...’ye 08.12.2005 tarihinde gönderdiği mesajda; "... abi ... gile sıktık durumlar eyi değil ben seni arayacağım" yazdığı, 10.12.2005 tarihinde saat 13.05’te; sanık ...’e ait telefonla sanıklar ... ile ...’ın konuştukları ve ...’da meydana gelen ... grubuyla çıkan çatışmayı değerlendirdikleri sırada sanık ...’un "Tamam biz de olaylarda varız abi" dediği, sanık ...’in "... nerede?" sorusuna sanık ...’un "... abi gillerle beraber" dediği, aynı gün saat 15.18’de sanık ...’in sanık ...’ı arayıp nerede olduklarını sorduğu, sonra sanık ...’i arayıp babasının fırınının önüne çağırdığı, saat 15.41’de sanık ...’un sanık ...’i aradığı ve "Fırında mısınız?" dediği, sanık ...’in "Duruyoruz bir şey konuşma" dediği, sanık ...’in "O hamurun içine bir tane şey at maya at" dediği,, aynı gün saat 15.46’da; sanık ...’in sanık ...’ı aradığı, "... gilden kaç kişi vurulmuş?" diye sorduğu, sanık ...’in "He iş bitti" dediği, sanık ...’in "Fırın önü, ben fırındayım, sen nerdesin?" dediği, sanık ...’in "Bizde asayiş berkemal, ... (...) ile hep beraberiz" dediği, aynı gün saat 16.16’da; sanık ...’in telefonundan sanık ...'ın abisi olan inceleme dışı sanık ...’ı arayan sanık ...’ın inceleme dışı sanık ...’e "... geldi, dersin ki orda güveç yemeye, biz şahidiz" dediği, sonra sanık ...’ın "... kabul etsin" dediği, aynı gün saat 17.09’da; sanık ... ile sanık ...’a "Bizim fırında silah çıktı ya bir şey olmaz" dediği, ...’in de "Tamam, ... üstüne alacak" dediği, sonra ...'in "Onlardan kim vurulmuş?" diye sorduğu, sanık ...'in buna cevaben "Onlardan herhalde iki kişi yaralı biri karnından yaralı öbürünü bilmiyorum" dediği, ...'in "Haberin var mı?" sorusuna sanık ...'in "Yok fırından hiç çıkamıyoruz ki" dediği, ...'in "O a... koyduğum orada mı?" sorusuna sanık ...'in "Kim?" diye sorduğu, ...'in ise (... lakaplı ...’yı kastederek) ... olup olmadığını sorduğu, sanık ...'in "Bilmiyorum abi, sen onu ara, çıkmazsa onu da şey ettirek" diye cevap verdiği, aynı gün saat 17.30'da; sanık ... ...'ın sanık ...'i arayıp "İki tane sağlam lazım bize" diyerek tabanca istediği, sanık ...'in buna cevaben "Dur ... abiye bakak onu da bulacağız" dediği, sanık ...'ın akrabası olan ... ...'ın sanık ...’e; sanık ...’ın sanık ...'ı aradığını ama telefonunun cevap vermediğini söylediği, sanık ...’in "Mecbur verecek hele bak ne o iş mecbur" dediği, ... ...'ın sanık ...’e "Ben de onu biliyorum iki tane sağlam gönderin günahı neyse" dediği, sanık ...'in "Günahı boşver biz kardeşiz, olan olmayana verecek" şeklinde cevap verdiği, aynı tarihte saat 18.07'de; sanık ...'ın akrabası olan ...'ın sanık ...'e nerede olduğunu sorduğu, sanık ...'in sanık ...'ın kahvesinde olduğunu oradan tabakhaneye geçeceğini söylemesi üzerine ... ...'ın sanık ...'e "Bize bir tane emanet lazım, hani hiç emanet emanet ayarlamadınız" dediği, sanık ...'in "Tamam geliyorum" dediği, ...'in ısrarla "Yahu bir tane de olsa yeterli şu anda" dediği sanık ...'in ise bunu kabul ettiği, 12.12.2005 tarihinde; sanık ...'in ... adlı şahsı arayarak "Polis dolu sağlam gelin" diyerek ikaz ettiği, aynı gün saat 15.09 da; sanık ...'ın sanık ...'i arayıp ne yaptığını sorduğu, sanık ...'in "Sağ ol. Ne yapayım hurdacıdayım" dediği, sanık ...'in "Mahkemeye ne zaman çıkıyorlar?" sorusuna sanık ...’in "Mahkemedeler, babam gil ordalar" dediği, aynı gün saat 16.13'de; ... adlı şahsın sanık ...'i arayıp ne yaptığını sorduğu, sanık ...'in "Mahalle başında hurdacıdayım" dediği ve mahkemeyi beklediğini söylediği, ...'un "İşin var mı?" diye sorduğu, sanık ...'in cevaben "İşim daha ... gilin olaylarını bekliyoruz onlar çıksınlar mahkemedeler ne olur ne olmaz toplanmışız bekliyoruz" dediği, İnceleme dışı sanık ...'in; sanık ...’ın hurdacı dükkanında 10-15 yıldır çalıştığını, olay sırasında ... lavaş fırınından lavaş alıp hastaneye gidecekken 10-15 kişilik bir grubun silahla ateş ederek sanık ...’ı kovaladığını gördüğünü, sanık ...’ın elinde silah görmediğini, bunun üzerine yanında taşıdığı silahla havaya doğru 2-3 el ateş ettiğini, sonra polisler gelince silahı kahvenin içinde bir çay kutusuna sakladığını, İnceleme dışı sanık ... ...'nın; olay yerine ... ile birlikte gittiklerini, yanına işyerinde bulunan kendisine ait iki adet tabancayı aldığını, polislerin tabancaları ve ...’daki av tüfeğini olayın sonrasında teslim aldıklarını, olayda yanında bulunan iki tabancayı da iki ay önce Ağrı’da hurdacılık yapan ... isimli bir şahıstan aldığını, İnceleme dışı sanık ...'ın; ...’ın hurdacı dükkanında işçi olarak çalıştığını, ... ve ... ile ... karakolu yan tarafından inerken ...’nun yanındaki 10-15 kişiyle birlikte arkalarından "Mekanı basanlar bunlar mıydı?" diye bağırdığını, sonra ateş etmeye başladıklarını, kendisinin yanında taşıdığı iki silahı çıkarıp havaya doğru 2-3 el ateş ettiğini, ...’in de silahı olduğunu ateş edince anladığını, birkaç dakika sonra polisin geldiğini, kaçmaya başladığını, kaçarken tabancalardan birini kahvehanenin çatısına doğru fırlattığını, diğerini ise ... lavaş fırını içine girip hamur kazanının içine sakladığını, Sanık ...'ın; ... olayıyla bir ilgisi olmadığını, telefon görüşme içeriklerini abartılı olduğundan kabul etmediğini, ... gurubu ile ilgisi olmadığını, ... fırınında çıkan silahın olaya karışan ...'e ait olduğunu, suçlamaları kabul etmediğini, Sanık ...'ın; olay günü saat 15.00 sıralarında ... ve ... ile birlikte ganyan bayi arasındaki merdivenlerden inerken ...’nun kardeşi ... ile yanındaki 10-15 kişilik grubun arkalarından gelerek “O gün bizim mekanı basıp artistlik edenler siz misiniz?” dediklerini ve ateş etmeye başladıklarını, arkadaşları ... ve ...’in de kendilerini korumak için tabancalarıyla ateş etmeye başladıklarını, kendisinde silah olmadığını, iki üç gün önce de ... ve yanındaki şahısların kendisini darp ettiklerini, ... ve ...’ı tanıdığını, diğer şahısları tanımadığını, ... olayını sanık ... ile birlikte koordine ettiği iddialarını kabul etmediğini, Sanık ...'ın; ... olayı tarihindeki telefon kayıtlarında geçen 1,5 milyar meselesinin ineklerle ilgili olduğunu, bu olayla ilgili konuşma yapmadığını, olayla bir ilgisi olmadığını, Sanık ...'ın; ... olayında fırının yanında olduğunu, fırına silah bırakıldığını görmediğini, çatışma ile ilgili kimseyle bir görüşme yapmadığını, Sanık ...'ın; sanık ...’in kardeşi olduğunu, ... lavaş fırınında çalıştığı sırada dışarıdan silah sesi duyduğunu, çatışmanın fırının önüne kadar geldiğini, tarafların ... grubuyla ... Hurdacılık grubu arasında olduğu, sonra inceleme dışı sanık ...'ın fırına girerek hamur teknesine doğru gittiğini, sanık ...’e “Benim başımı yakma buradan git” dediğini, onun da dışarı çıktığını, sonra polislerin geldiğini ve teknenin içinde bir tabanca bulduklarını, Savundukları anlaşılmaktadır. 8. Mağdur ...'ya yönelik 13.12.2005 tarihli nitelikli yaralama eylemi Mağdur ...'nın soruşturma aşamasında; yolcu taşımacılığı işiyle uğraştığını, olaydan önce ...Tur sahibi ... ve arkadaşlarıyla aralarında rekabetten dolayı sorunlar çıktığını, bu nedenle ...Tur'un ortağı ...'in aracıyla kendisinin üzerinden geçtiğini, şikayetçi olduğunu, ... lakaplı sanık ... ile aile dostu olduklarını, ...'ın yirmi yıllık arkadaşı olduğunu, sanık ...'ı sanık ...'in kardeşi ve arkadaşı ...'in yeğeni olmasından tanıdığını, ...Tur ile arasındaki meseleden sanık ...'in de haberdar olduğunu, olay günü arkadaşı inceleme dışı sanık ... ile saat 19.30 civarında buluştuklarını ve kendi servisiyle içmeye gittiklerini, alkol aldıkları sırada tuvalet ihtiyacı için minibüsten indiğini biraz ileride önceden tanımadığı birinin yanına kadar gelip "...'la çok uğraşıyormuşsun, ...Tur ile uğraşma ayağını denk al" diyerek ayağına doğru iki metreden tabancayla bir el ateş edip kaçtığını, yaralandıktan sonra hemen arkadaşı ... ile Numune Hastanesine gittiklerini, bu olayı inceleme dışı sanık ...'ın azmettirdiğini düşündüğünü, Kovuşturma aşamasında ise; inceleme dışı sanık ...'ı korkutmak maksadıyla kimseyle görüşmediğini, sanık ...'in bu işi halletmek için kendisinden para istemediğini, bir keresinde ...'ın "Beni vurdurmak istiyormuşsun" demediğini, sanık ...'in aile dostu olduğunu ve şikayetçi olmadığını ifade ettiği, Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi kati raporunda; mağdur ...’in yaralanmasının yaşamını tehlikeye sokmadığının, basit tıbbi müdahale ile giderilemeyeceğinin, ancak hayat fonksiyonlarını Ağır (5.) Derecede etkilediğinin belirtildiği, Dosyada mevcut iletişimin tespitine dair çözüm tutanakları içeriğinden; 13.12.2005 tarihinde saat 19.09'da; sanık ...'in mağdur ...'i aradığı ve "Ben bugün ...’i halledeceğim, Dediğin adam ... da" dediği, mağdur ...’in "Kreşi bitireyim geleyim hele, ... ... gözlüklü" şeklinde cevap verdiği, aynı gün saat 19.46'da sanık ...'in sanık ...'i aradığı ve "Gelip yukarıda keyfinize bakarsınız, Ben orada bir yerde oturup içiyorum ...'la" dediği, sanık ...'in "Nerede?" sorusuna sanık ...'in "Dağda yukarıda, siz keyfinize bakarsınız, yaraladın mı bana haber ver" dediği, sanık ...'in de bunu onayladığı, aynı gün saat 20.12'de sanık ...'in sanık ... ile görüştüğü ve bulundukları yeri gördüğünü, orada bekleyip içmelerini istediği, saat 20.53’te sanık ...’in sanık ...’u aradığı "Nereye gidiyorsunuz?" sorusuna sanık ...’un "Numune hastanesine" dediği, aynı gün saat 20.54'te sanık ...’in inceleme dışı sanık ... ... ... ile görüşerek vurulan mağdur ...’in Numune Hastanesine götürüldüğünü söylediği, aynı gün saat 21.01'de sanık ...'in sanık ...'ten Numune Hastanesi'nin arkasından kendilerini almasını istediği, aynı gün saat 21.09'da sanık ...'in inceleme dışı sanık ... ...'yi arayıp "Elimi tut da, canını yiyerim" diyerek para yollamasını istediği, ...'nin "...ya mesaj attım" diyerek babasını olaydan haberdar ettiğini söylediği, sanık ...'in "Babanla görüşemez miyiz?" sorusuna ...'nin "Babamı o konulara hiç o sokma, Sen şimdi ne diyorsun?" dediği, sanık ...'in de "Mırın-kırın" diyerek para istediğini telefonda konuşmadığını, sanık ... ...'nin "... öğrenir yarın, ...'a şimdi söylemesine gerek yok, ben de söylerim" dediği, sanık ...'in ısrarla sanık ...'ın babası inceleme dışı sanık ... ...'yı arayıp haber verme isteğine ...'ın karşı çıkarak "Ne o konulara girer, gerek yok, benim hacıya söylememe" dediği, aynı gün saat 21.33'de ... ...’yı arayan sanık ...’in, ...'a "...’i gönderdim" diyerek inşaatın önünde beklemesini istediği, 14.12.2005 tarihinde saat 18.00'de; sanık ...'in sanık ...'i aradığı ve "...'ı ara de ki kafenin önündeler" dediği, ve ...'nin yanına gelmesini istediği, saat 09.40’da sanık ...'in sanık ...’i aradığı "Dayı, öbür vatandaş karakoldaymış, ikisi de" dediği, sanık ...’in "İyi, ben aradım" dediği, sanık ...’in "İfade alıyorlarmış, bırakacaklar bir saate" dediği, sanık ...’in "İyi, hasta küsmüş mü?" diye sorduğu, sanık ...’in "Hasta yok, olay yerine gitmişler incelemeye" dediği, sanık ...’in "Tamam, ben şeydeyim belediyede" dediği, İnceleme dışı sanık ...'ın; dershanede öğretmenlik yaptığını, mağdur ...'in kendisini vurduracağını arkadaşı ... ...'dan duyduğunu, ancak kimseyi vurması için azmettirmediğini, mağdurla arasında husumet olmadığını, ...Tur ile bir bağlantısı olmadığını, sanık ... ile inceleme dışı sanık ... ... arasındaki telefon görüşmesinde neden adının geçtiğini bilmediğini, İnceleme dışı sanık ...'ın; mağdur ...'in yirmi yıllık dostu olduğunu, ...Tur ve ... ile arasındaki sorunları bildiğini, ...'ın inceleme dışı sanık ... ...'nın arkadaşı olduğunu, olay günü birlikte alkol almaya gittiklerini, mağdurun tek başına ihtiyacını giderirken bacağından vurulduğunu duyduğunu, ancak failleri göremediğini, sonra hemen hastaneye gittiklerini, mağdurun hastanede bu olayı inceleme dışı sanık ...'ın yaptırdığını kendisine söylediğini, hatta ...'ın bir defasında kendisine halasının oğlu olan sanık ...'i kastederek "Senin yakınların da çok hızlıymış" dediğini, Sanık ...'ın; telefon görüşme içeriklerini kabul etmediğini, kardeşi ...'ın da arkadaşı olan mağdur ...'i bacağından vurdurmadığını, inceleme dışı sanık ... ... ile kardeşi ... için büfe satışı hakkında babasına da söylemesini isteyerek konuştuğunu, sanık ...'ın neden mağdurun hastaneye götürüldüğünü kendisine söylediğinin sanık ...'dan sorulması gerektiğini, Sanık ...'ın; babasının komşusu olan ... ile mağdur ... olayına dair bir telefon konuşması yapmadığını, mağduru tanımadığını, olayla uzaktan yakından bir ilgisi olmadığını suçlamayı kabul etmediğini, Sanık ...'ın; çalıştığı ... fırınının yanındaki taksi durağında tanıştıkları mağdur ...'in servisini olay günü dörtlüleri yanık vaziyette hastaneye girerken uzaktan görünce merak ettiğini ve otobüsten inip yanlarına gittiğini, arkadaşı ...'e de kimin bunu yaptığını sorduğunda görmediklerini kendisine söylediklerini, suçlamayı kabul etmediğini, Savundukları anlaşılmaktadır. 9. Mağdur ...'a yönelik 21.12.2005 tarihli nitelikli kasten yaralama ve mala zarar verme eylemi Mağdur ...'ın; akşam 20.30 sıralarında ... fırınında kendilerine lavaş ekmek getiren işçi ...'ın dükkana girdiğini, "Hayırdır?" diye sorduğunda kendisine "Hayırdır kardeş" şeklinde cevap verdiğini, hemen ardından aralarında sanıklar ..., ... ve ... ...'ın da olduğu 5-6 kişinin dükkana ellerinde sallama tabir edilen bıçaklarla girdiklerini, arbede sırasında sanık ...'in kendisini bıçakla yaraladığını, tezgahın arkasına saklandığını, sonrasında sanıklar ..., ... ve ... ...'ın dükkanın camlarını indirdiğini, birlikte beyaz Tempra marka araçla ayrıldıklarını ifade ettiği, Mağdur ...'ın; olay günü saat 12.00 sıralarında her zaman lavaş ekmek aldıkları ... Fırını çalışanı ... ...'in çalıştırdığı markete geldiğini, fazla lavaş bırakmaya çalıştığını, kendisine zaten satılmadığını bırakmamasını söylediğinde, ...'ın "Bana kimse bağıramaz" dediğini ve çıkıp gittiğini, akşam saatlerinde ise kendisi dükkanda değilken bu şahısların dükkana gelip kavga çıkardıklarını duyduğunu, sonrasında sanık ...'in silahının yere düştüğünü söyleyip kendilerinden para istediğini ifade ettiği, 08.01.2006 tarihli teşhis tutanağında; mağdur ...’ın, ... olarak belirttiği şahsın 10. sıradaki ... olduğunu, yine ifadesinde ... isimli şahsın yanında bulunduğunu belirttiği ... isimli şahsın ise 14. sıradaki ... olduğunu teşhis ettiği, mağdur ...’ın; 21.12.2005 tarihinde kendisini bıçakla kafasından yaralayan şahsın 10. sıradaki ... olduğunu teşhis ettiği, mağdur ...’ın; ... isimli belirttiği şahsın 10. sıradaki ... olduğunu, oğlunun yaralanması ve iş yerinin camlarının kırılması olaylarından dolayı görüşme yaptığı sırada belindeki silahı göstererek oğlunun silahını düşürdüğünden bahisle kendisinden para isteyen şahsın ise 13. sıradaki ... olduğunu teşhis ettiği, 21.12.2005 tarihli adli muayene raporlarında; mağdur ...’ın saçlı deride 4 cm uzunluğunda düzgün kesi, sol dirsek üstünde 1 cm’lik kesi, sol el baş parmağında 1 cm’lik kesi, olduğunun, hayati tehlikesi olmadığının, ... ...’in hayati tehlikesi olmadığının yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebileceğinin belirtildiği, Sanıklar ... ve ...'in; olayla ilgilerinin olmadığını suçlamayı kabul etmediklerini savundukları, Sanık ...'ın; suçlamayı kabul etmediğini, ... markete olay günü fırındaki işçilerle kardeşi ...'in gitmiş olabileceğini savunduğu, sanık ...'ın; olay günü oğlu sanık ... ile birlikte akşama kadar fırında çalıştıklarını, sonradan kimseden kaybolan tabancanın parasını istemediğini, olay sonrasında ...'ın yanına gelip şikayetçi olacağını söylediğini, ancak ...'ya bu olayı fazla büyütmemesini söylediğini, Emniyetin sürekli oğlu sanık ... ile uğraştığını, suçlamayı kabul etmediğini savunduğu, Anlaşılmaktadır. 10. Sanıkların örgüt kurma, yönetme ve üyelik eylemleri 02.04.2005 tarihinde mağdur ...'ın şikâyeti üzerine kolluk birimlerine intikal eden ve münferit bir olay olarak değerlendirilen nitelikli yağma eylemi sonrasında açılan soruşturma devam etmekteyken, 2005 yılı Temmuz-Aralık ayları arasında mağdur ...'a ve 13.08.2005 tarihinde mağdur ...'na yönelik yağma suçuna konu eylemleri nedeniyle sanık ... ile arkadaşlarının karıştıkları değerlendirilen ve aralarında benzerlik bulunan olaylarla ilgili olarak yürütülen soruşturma dosyalarının birleştirildiği, ... lakaplı sanık ... ile arkadaşlarının bulunduğu grubun; Erzurum ilinde ekonomik durumu iyi olan mağdurlara kadın gönderip onlardan zorla çek-senet ve para aldıkları, bazı iş adamlarından haraç istedikleri, haksız çıkar elde etmek amacıyla yapılan ihalelere baskı ve cebir yoluyla müdahale ettikleri, baskı ve sindirme amaçlı adam dövdükleri, esnafa baskı yaptıkları, uyuşturucu ve silah temin ettikleri iddiasıyla, sanıklar ... ve ...'in kullandıkları tespit edilen cep telefonlarının 01.09.2005 ila 31.12.2005 tarihleri arasında alınan iletişimin tespiti ve dinleme kararı alındığı, Örgütlü suçlar kapsamında yürütülen soruşturma üzerine 06.01.2006 tarihinde gerçekleştirilen ... operasyonuyla birlikte sanıklar ve inceleme dışı sanıkların ikamet ve iş yerlerinde mahkeme kararına istinaden arama, el koyma ve sair koruma tedbirlerine başvurulduğu, Elde edilen deliller kapsamında öncelikle sanık ... gurubu hakkında 04.04.2006 tarihinde düzenlenen ilk iddianame ve sanık ... grubu hakkında düzenlenen 10.05.2006, 16.11.2009 ve 18.05.2010 tarihli iddianamelerle örgüt kurma, yönetme, üyelik suçlarıyla bu çerçevede işlenen diğer suçlardan açılan kamu davalarının birleştirilmesine karar verildiği, Anlaşılmaktadır. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Ön Sorunlara İlişkin Açıklamalar Olağanüstü kanun yolları arasında yer alan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi, CMK'nın 308/1. maddesinde; "Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re'sen veya istem üzerine, ilâmın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz." Şeklinde düzenlenmiş iken, 05.07.2012 gün ve 28344 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun'un 99. maddesi ile CMK'nın 308. maddesine; "(2) İtiraz üzerine dosya, kararına itiraz edilen daireye gönderilir. (3) Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir" şeklindeki iki fıkranın eklenmesi suretiyle son hâlini almıştır. 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a 6352 sayılı Kanun'un 101. maddesi ile; "Ceza Muhakemesi Kanununun 308 inci maddesinde yapılan değişiklikler, bu Kanunun yayımı tarihinde Yargıtay Ceza Genel Kurulunda bulunan ve henüz karara bağlanmamış dosyalar hakkında da uygulanır" şeklindeki geçici madde eklenmek suretiyle de kanunun yürürlüğe girdiği tarihte Ceza Genel Kurulunda bulunan dosyaların da itiraz konusunda bir karar verilmek üzere öncelikle ilgili Daire'ye gönderilmesi gerektiği belirtilmiştir. Buna göre; Yargıtay Ceza Dairelerinden birinin, gerek temyiz gerekse kanun yararına bozma başvurusu üzerine dosyayı inceleyerek vermiş olduğu herhangi bir karara karşı olağanüstü itiraz kanun yoluna başvurulabilecektir. Ancak Kanun'da Ceza Dairelerinin hangi tür kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebileceği ise açıkça belirtilmemiştir. İtiraz yolunun konusu, Yargıtay Ceza Dairelerinin temyizen veya kanun yararına bozma sonucu verdikleri kararlardır (Kunter/Yenisey, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta Yayınları, İstanbul, 2000, s.1197). Temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen veya verildiği anda kesin olan ilk derece ve istinaf mahkemesi kararlarına karşı da bu yetkinin kullanılması söz konusu olamaz (Şahin/Göktürk, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin Yayıncılık, Cilt II, Ankara, 2019, s. 307). Öte yandan, Kanun’da yer alan "Yargıtay Ceza Dairelerinden birinin kararına karşı" şeklindeki tabirin, fonksiyonel anlamda ele alınması ve hukuk dairelerince verilen cezai hükümleri de kapsadığının kabul edilmesi gerekir. Gerçekten bu husus; Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 10.02.1937 tarih, 1937/50 E. ve 1937/5 K. sayılı İçtihatları Birleştirme Kararıyla da kabul edilmiştir. Sonuç olarak, temyiz incelemesinden geçmeyen kararlar için itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulamayacağı kabul edilmelidir. B. Ön Soruna Dair Hukuki Nitelendirme Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında, Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.02.2011 tarihli ve 238-37 sayılı kararıyla verilen mahkûmiyet ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların, sanık ... yönünden bir temyiz istemi bulunmaması, sanıklar ... ve ... yönünden süresinde temyiz dilekçesi sunulmaması, sanıklar ... ve ... yönünden ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararına karşı itiraz yolunun açık olması (CMK madde 223/12) nedenleriyle Özel Dairece temyiz incelemesine konu edilmemesi veya inceleme kapsamı dışında bırakılması; Sanıklar ... ve ... hakkında bozma üzerine Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 19.06.2012 tarihli ve 53-199 sayılı mahkûmiyet ve TCK'nın 58/9. maddesi uyarınca verilen güvenlik tedbirine ilişkin hükümlerin ise süresinde temyiz isteminde bulunulmaması nedeniyle Özel Daire incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş olması karşısında; Yargıtay ilgili Dairesinin temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen hükümler hakkında CMK'nın 308. maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna başvurulamayacağı ve Ceza Genel Kurulunca bu hususta itiraz incelemesi yapılamayacağı kabul edilmelidir. Bu itibarla, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçuna konu eylemlerinin sübutuna yönelik olarak, sanıklar ... ve ... hakkında ise bozma üzerine kurulan mahkûmiyet hükümlerinde TCK'nın 58/9. maddesi uyarınca verilen güvenlik tedbirleri yönünden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının ön sorun nedeniyle reddine karar verilmelidir. C. İlgili Mevzuat ve Temel Uyuşmazlık Konularına İlişkin Görüşler 1. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve üyelik suçları Kanunların suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli yapılara suç örgütü denmektedir. TCK'nın 220. maddesi kapsamında bir örgütün varlığından sözedebilmek için; en az üç kişinin, suç işlemek amacıyla hiyerarşik bir ilişki içerisinde, devamlı olarak amaç suçları işlemeye elverişli araç ve gerece sahip bir şekilde bir araya gelmesi gerekmektedir. Örgüt, soyut bir birleşme olmayıp bünyesinde hiyerarşik bir ilişki barındırmaktadır. Bu hiyerarşik ilişki, bazı örgüt yapılanmalarında gevşek bir nitelik taşıyabilir. Oluşturulan bu ilişki sayesinde örgüt, mensupları üzerinde hâkimiyet tesis eden bir güç kaynağı niteliğini kazanmaktadır. Bu nedenle niteliği itibarıyla devamlılık arzeden örgütün varlığı için ileride ihtimal dahilindeki suç/suçları işlemek amacı etrafındaki fiilî birleşme yeterlidir. Buna karşın, kişilerin belirli bir suçu/suçları işlemek için bir araya gelmesi hâlinde ise örgüt değil, iştirak ilişkisinden söz etmek gerekir. Ceza Genel Kurulunun istikrar bulunan ve süregelen kararlarında da belirtildiği üzere TCK'nın 220. maddesi anlamında bir örgütten bahsedilebilmesi için, a) Üye sayısının en az üç veya daha fazla kişi olması gerekmektedir. b) Üyeler arasında gevşek de olsa hiyerarşik bir bağ bulunmalıdır. Örgütün varlığı için soyut bir birleşme yeterli olmayıp örgüt yapılanmasına bağlı olarak gevşek veya sıkı bir hiyerarşik ilişki olmalıdır. c) Suç işlemek amacı etrafında fiili bir birleşme yeterli olup örgütün varlığının kabulü için suç işlenmesine gerek bulunmadığı gibi işlenmesi amaçlanan suçların konu ve mağdur itibariyle somutlaştırılması mümkün olmakla birlikte, zorunluluk arz etmemektedir. Örgütün faaliyetleri çerçevesinde suç işlenmesi hâlinde fail, örgütteki konumuna göre üye veya yönetici sıfatıyla cezalandırılmasının yanında ayrıca işlenen suçtan da cezalandırılacaktır. d) Örgüt niteliği itibarıyla devamlılığı gerektirdiğinden, kişilerin belli bir suçu işlemek veya bir suç işlemek için bir araya gelmesi hâlinde örgütten değil ancak iştirak iradesinden söz edilebilecektir. e) Amaçlanan suçları işlemeye elverişli üye, araç ve gerece sahip olunması gerekmektedir. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuyla korunan hukuki yarar, kamu güvenliği ve barışıdır. Kanun koyucu bu düzenleme ile öncelikle gelecekte işlenebilecek suçları engellemek istemiştir. Suç işlemek için örgüt kurmak, toplum düzenini tehlikeye soktuğu ve araç niteliğindeki suç örgütü, amaçlanan suçları işlemede büyük bir kolaylık sağladığından, bu suç nedeniyle kamu güvenliği ve barışın bozulması bireyin güvenli, barış içinde yaşamak hakkını da zedeleyeceğinden, işlenmesi amaçlanan suçlar açısından hazırlık hareketi niteliğinde olan bu fiiller ayrı ve bağımsız suçlar olarak tanımlanmıştır. Böylece bu düzenlemeyle aynı zamanda bireyin, Anayasa'da güvence altına alınmış olan hak ve özgürlüklerine yönelik fiillere karşı da korunması amaçlanmıştır. Bu amaçla henüz suç işlenmese dahi, sadece suç işlemek amacıyla örgüt oluşturmuş olmaları nedeniyle örgüt mensubu faillerin cezalandırılması yoluna gidilmiştir. Bunun asıl nedeni suç işlemek için örgüt kurmanın, kamu barışı yönünden ciddi bir tehlike oluşturmasıdır. Bu suçun mağduru ise öncelikle kamu güvenliği ve barışını sağlamakla yükümlü olan devlet ve toplumu oluşturan bireylerdir. Terör örgütleri siyasi bir amaca yönelik kurulurken suç örgütleri maddi çıkar elde etme amacıyla kurulur. Organize suç örgütü olarak da adlandırılan bu yapılar genellikle elde etmeyi amaçladıkları maddi çıkarı sağlayan suça göre sınıflandırılmaktadır. Uyuşturucu madde ticareti, göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti, silah kaçakçılığı, fuhuş, bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık ve dolandırıcılık, kaçakçılık ve yağma suçları gibi değişik suçları işlemek amacıyla faaliyet gösteren örgütlerin yapısı, işleyişi ve eylem tarzları işlemeyi amaçladıkları suçlar kadar faaliyet gösterdikleri bölge ve ülkelerin özelliklerine göre de şekillenir. Örgütlü suçluluk bireysel ve iştirak hâlinde suçluluğa göre oldukça farklı özelliklere sahiptir. Suç örgütleri, suçu meslek edinmiş kişilerden kurulmakta, suç çoğu zaman planlanarak, mümkün olan en yüksek faydayı getirecek ve soruşturma makamlarınca delil toplanmasını engelleyecek özenli bir tarzda işlenmekte, ceza yaptırımından kurtulmak ve daha rahat suç işlemek amacıyla haksız kazanç elde etmeye meyilli kamu görevlileriyle işbirliği yapılmakta, yönetici ve üyelerinin soruşturma ve yargılanma süreçleri takip edilerek, tüm deliller yanında özellikle tanık delili üzerinden soruşturma ve yargılama süreçleri manipüle edilmekte, bu yargılama süreçlerinde örgüt hakkında bilgi vermesi istenmeyen üyeler tehdit ya da maddi yardımla susturulmakta, üye sayısı ve maddi kazançlarıyla büyüyen suç örgütlerinin terör örgütlerine benzeyen hiyerarşik yapıları ve iç disiplin mekanizmaları bulunmakta ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması süreci bireysel ve iştirak hâlinde işlenen suça göre daha kapsamlı ve sistemli şekilde ilerlemektedir. Suç örgütü çoğunlukla bir semt, bir şahıs ya da ailenin adıyla özdeşleşmiş olup örgütteki süreklilik unsuru bu özdeşleşmenin isim üzerinden adeta bir markalaşmaya dönüşmesiyle sağlanmaktadır. Suç örgütlerinde ise terör örgütlerine benzer bir halk tabanı bulunmadığından yapılanma piramidal özellik göstermemektedir. Belirli bir büyüklüğe ve karmaşıklığa ulaşmış bir suç örgütü iç içe geçmiş çemberlerden oluşmaktadır. Buna göre çoğunlukla örgüt kurucu ve yöneticilerinden oluşan iç çember üyeleri işledikleri geçmiş suçlar nedeniyle kitle üzerinde korkutucu güce, üyeler üzerinde ise saygınlık ve otoriteye sahip, maddi anlamda sıradan suçlulardan daha varlıklı, örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için gereken silah ve benzeri araçların teminini sağlayan, örgütün hukuksal korunması amacıyla kamu görevlileriyle bağlantıları kuran, suç ve suçlu dünyasında belli çevreye sahip kişilerden oluşur. İç çember üyeleri örgütün kararlarının alınması ve uygulanması hususunda ağırlık ve insiyatif sahibi, maddi kazanımlar konusunda da dış çemberde yer alan üyelere göre avantajlı konuma sahiptir. Örgüt yöneticileri iç çember üyesi olsa da bütün iç çember üyeleri yönetici olarak nitelenemez çünkü örgüt yöneticilerinin aksine bulundukları alanda tek başlarına karar alma yetkileri ya da sevk ve idare ettikleri bir üye grubu bulunmamaktadır. Örgüt yöneticileriyle dış çemberdeki örgüt üyeleri arasında bir nev'i tampon görevi gören bu üye grubu yöneticilere kararları konusunda danışmanlık yapmakta ve kimi zaman dış çemberdeki üyeleri yönlendirmektedir. İç çember üyeleri yasal makamların takibinden tıpkı örgüt yöneticileri gibi özenle korunmakta, doğrudan suça karışmamalarına dikkat edilmektedir. Örgütün gizli bilgilerine ulaşma imkânları dış çemberde yer alan üyelere göre daha fazla olan bu kişiler aynı zamanda potansiyel yönetici adayı konumundadırlar. Ülkemizde haksız ekonomik çıkar sağlamak amaçlı kurulan suç örgütlerinin yaygın karşılaşılan bir türü alacak ve çek senet tahsilatı yapma amacıyla kasten yaralama, kasten öldürme, tehdit ve yağma suçlarını işlemek için amaca uygun şekilde silahlı olarak kurulan, zamanla ana faaliyet alanı yanında elde ettikleri güç ve imkânlarla değişik faaliyet alanlarına da yayılan örgüt türü olduğu bilinmektedir (Ceza Genel Kurulunun 07.06.2023 tarihli ve 553-330 sayılı kararı). Örgüt üyesi örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dâhil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği; örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hâkim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ; canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemedeki ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Örgüt üyesinin bu suçtan cezalandırılması için örgüt faaliyeti kapsamında ve amacı doğrultusunda bir suç işlemesi gerekmez ise de örgütün varlığına veya güçlendirilmesine nedensel bir bağ taşıyan maddi ya da manevi somut bir katkısının bulunması gerekir. Üyelik mütemadi bir suç olması nedeniyle de eylemlerde bir süre devam eden yoğunluk, süreklilik ve çeşitlilik aranır. 2. Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda örgüt yöneticilerinin sorumluluğu Suça iştirakten bahsedebilmek için birden fazla kişiye ihtiyaç vardır. Bir suçun icrasına iştirak eden suç ortaklarının, suçun işlenişine olan katkıları göz önünde bulundurularak sorumluluk statüleri belirlenir. Örgüt kurma suçunun iştirakten temel farkı, örgütün devamlılığı ve belirlenmemiş sayıda suç işlemek amacıyla bir birleşmenin söz konusu olmasıdır. Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her fail diğerlerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır. Faillik, birlikte suç işleme kararı yanında fiil üzerinde ortak hakimiyet kurmayı da gerektirir. Zira örgütlü suçlarda nihai amaçta birleşme nedeniyle birlikte suç işleme kararının varlığı kabul edilse dahi fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurulmadığından, gerçekleşen suçlar bakımından örgüt yöneticileri dışında kalan örgüt mensuplarının örgüt faaliyeti kapsamında işlenen her suçta müşterek fail olarak sorumlu tutulamayacağında tereddüt yoktur. TCK'nın 220/5. maddesinde; "Örgüt yöneticileri, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır." denilerek örgüt yöneticileri hakkında özel faillik düzenlemesiyle TCK'nın 20. maddesindeki ceza sorumluluğunun şahsiliği ve faillik bakımından fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurma ilkelerine istisna getirilmiştir. Örgüt yöneticileri, fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurmasalar da örgüt/organize yapı üzerendeki mutlak hakimiyetleri nedeniyle faildirler. Dikey yapılanma ve ikame edilebilirlik çerçevesinde örgüt mensuplarının, örgütsel faaliyet kapsamında işledikleri suçlardan dolaylı fail olarak sorumludurlar. Failin örgüt yöneticisi olup olmadığı, örgütün organizasyon yapısı, hiyerarşisi ve kişilere verilen görevlerin önemi esas alınmak suretiyle belirlenecektir (Baltacı Vahit Terör Suçları ve Yargılaması, sh.183). Bu tespitte belirleyici olan, failin örgüt hiyerarşisi içindeki sıfatı değil ve fakat yönetip yönlendirdiği faaliyetlerin, örgütün amaç ve etkinliği bakımından önemidir. Yukarıda özellikleri açıklanan suç işlemek amacıyla kurulmuş bir suç örgütünde, çemberin merkezinde yer alan yöneticinin mutlak hakimiyeti mevcut olup işlenmesi amaçlanan suçların otomatik olarak gerçekleşmesi garanti altına alınmış bulunmaktadır. Örgüt yöneticileri bir mülk gibi gördükleri örgütün sahibi konumunda olup işlenmesinde doğrudan dahli olmadıkları suçlardan dahi çıkar sağlayabilmekte, kendi kendine işleyen bir aygıt olarak örgüt, yöneticisine düzenli maddi çıkar sağlamaktadır. TCK'nın 220/5. madde ve fıkrası yorumlanırken belli bir büyüklüğe ve karmaşıklığa ulaşmış örgütlerin bu özellikleri dikkate alınmalıdır. Bununla birlikte açıklanan büyüklük ve karmaşıklığa sahip olmayan örgütlerde ve terör örgütlerinde, yönetici konumunda yer alan kişilerin TCK'nın 220/5. madde ve fıkraları çerçevesinde sorumlulukları tayin edilirken madde gerekçesinde yer alan dolaylı faillik kavramından yola çıkılarak yöneticinin sorumlu bulunduğu alan ve zaman dilimi gibi hususlara dayalı sınırlamalar gündeme gelebilecektir. 3. Örgüt mensubu suçlular hakkında mükerrirlere özgü güvenlik tedbiri TCK'nın "Suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular" başlıklı 58. maddesinin dokuzuncu fıkrasında "Mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilir" düzenlemesi yer almaktadır. "Örgüt mensubu suçlu" TCK'nın "Tanımlar" başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde; "Örgüt mensubu suçlu deyiminden; bir suç örgütünü kuran, yöneten, örgüte katılan veya örgüt adına diğerleriyle birlikte veya tek başına suç işleyen kişi, anlaşılır” şeklinde tanımlanmıştır. Özel tehlikeli suçlular düzenlenmesine ilk kez TCK'da yer verilmiş olup kanun koyucu itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi ve örgüt mensubu suçluyu özel tehlikeli suçlu olarak kabul etmiştir. Özel tehlikeli suçlular bakımından, mükerrerliğin şartları oluşmaksızın mükerrirlere özgü infaz rejimi ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması esası getirilmek suretiyle, cezanın özel önleme amacı ön plana çıkarılmıştır. Söz konusu kişilerin özel tehlikeli olarak kabulünün sebebi ise diğer suç faillerine göre suça eğilimlerinin yüksek olmasıdır. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.02.2014 tarihli ve 399-58 sayılı kararında da aynı sonuca ulaşılmıştır. D. Uyuşmazlığın Esasına Dair Hukuki Nitelendirme 1. Sanıklar ... ve ...'ın örgüt kurma ve yönetme, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlarının sabit olup olmadığı a. Sanık ... ve ...'ın örgüt kurma ve yönetme suçları yönünden Erzurum ilinde ... lakabıyla bilinen sanık ...'in; sanık ... ile suç tarihinden yıllar öncesine dayanan sıkı arkadaşlık bağı bulunduğunu, sıkça görüştüklerini, örgüte üyelik suçundan sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ı tanıdığını bu kişilerle mahalle, iş veya çocukluk arkadaşı olduklarını, sanıklardan ..., ..., ..., ..., ... ve ... ile sıklıkla birlikte gezip dolaştıklarını ve samimiyetleri olduğunu beyan ve ikrar ettiği anlaşılmaktadır. Sanık ... hakkında örgüt kurma ve yönetme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne esas teşkil eden, gerek bireysel gerek iştirak hâlinde ve gerekse örgüt faaliyeti çerçevesinde işlediği kabul edilerek mahkûmiyetine esas teşkil eden ve Olaylar ve Olgular başlığı altında özetlenen olaylarda; Mağdur ...'a yönelik sanık ... ile iştirak hâlinde gerçekleştirdikleri ilk olması nedeniyle örgüt faaliyeti kapsamında olduğu kabul edilmeyen nitelikli yağma eylemindeki rolü ile benzer şekilde örgüt faaliyeti çerçevesinde işlendiği değerlendirilen mağdurlar ... ve ...'na yönelik aralarında örgüt üyeliğiyle suçlanan diğer sanıkların da bulunduğu birden fazla kişiyle birlikte işlediği kabul edilen nitelikli yağma eylemlerinde, ticaretle uğraştıkları bilinen evli mağdurları hayat kadınlarıyla aynı evde yakalayarak para, çek veya senet almak suretiyle menfaat temin etmesi; örgüt faaliyeti kapsamında mağdurlar ... ve ...'e yönelik sanık ... ile birlikte gerçekleştirdiği kabul edilen yağmaya teşebbüs eyleminde, kaportacı ... isimli şahsın senet alacağını borçlusu olan ...'ten değil, dayıları olan mağdurlardan tahsil etmek amacıyla mağdurların iş yerlerine zarar vererek sonuç elde etmeye çalışması; belediye mutemedi mağdur ...'e yönelik eylemde örgüt lideri sıfatıyla potansiyel gücünü göstermek ve tehdit amaçlı olarak mala zarar vermesi; örgüt faaliyeti kapsamında kabul edilen ve sanık ...'ın ... lakaplı kişilerin ve akrabalarının işyerlerine ateş açması olayı sonrasında sanık ...'ı Adliye çıkışında yanındaki adamlarıyla bekleyip akabinde hurdacı dükkanına giderek yaptıkları toplantıda hemen iki gün sonrasında meydana gelen mağdur ... ...'in hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığı ... Çatışmasını birlikte koordine etmeleri; olay anında ise sanık ..., ...'ın ailesi ve örgüt üyeliğiyle suçlanan diğer sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... ile gerçekleştirdiği telefon görüşmelerinde telefonunun dinlendiği bilinciyle şifreli konuşmalar gerçekleştirmesi suretiyle mağdur ... ...'e yönelik öldürmeye teşebbüs eyleminde sanık ... ve grubuna destek vermesi; yolcu taşımacılığıyla uğraşan mağdur ...'in yaralanması olayında önce ...Tur sahibi inceleme dışı sanık ...'ın korkutulması için mağdurla anlaştıktan sonra durumun inceleme dışı sanıklar ... ve ... ... tarafından duyulması üzerine bu kez kardeşi ...'ın büfe işine dair menfaatleri uğruna mağduru yaralamaları için sanıklar ... ve ...'u azmettirmesi, olay sırasında da sanık ...'le yaptığı telefon görüşmelerinde mağdurun gittiği hastaneye varana kadar sürekli bilgi alıp sanıkları yönlendirmesi; mağdur ...'a yönelik kasten yaralama ve mala zarar verme eyleminde fırın çalışanı ... ...'in öğle vakti market sahibi ile yaşadığı tartışma sonrası akşam saatlerinde ... marketin önüne genellikle kullandığı biline beyaz Tempra marka aracıyla sanık ..., işçisi ..., kardeşleri inceleme dışı sanıklar ... ... ve ... ... ile birlikte giderek mağdur ...'un yaralanmasına ve işyerinin camlarının kırılmasına sebebiyet vermesi; Ayrıca, sanık ... hakkında örgüt kurma ve yönetme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne esas teşkil eden ancak delil yetersizliği sebebiyle beraat kararı verilen ya da henüz dava açılmasa da mağdur beyanlarından hareketle karıştığı iddia edilen olaylara ilişkin deliller ve telefon dinleme kayıtlarında; İnceleme dışı sanıklar ... ve ... ... gibi müteahhitlerin kamu ihalelerinden kaynaklı bürokratik işleriyle ilgili olarak görüşmeler yapması; Belediye İmar ... ...'ı odasında tehdit ettiği yönünde açılan ve beraatine karar verilen davanın soruşturma aşamasında elde edilen mağdurların beyanı; mağdur ...'a yönelik bedelsiz kalan senedin tahsili suçundan açılan ve beraatine karar verilen davada, mağdur beyanı ve telefon kayıtlarından hareketle yapılan değerlendirmede sanık ...'in senedi sanık ...'in akrabası ...'e vereceğine ve ... isimli kişiyle yaptığı görüşmede sanık ...'i vekil olarak bıraktığına dair ifadeleri; mağdur ...'nin sanık ...'in kendisinden daha önceden ödemiş olduğu bir senedin bedelini sanıklar ... ve ...'i göndererek zorla istediğine yönelik beyanı; sanık ... ve akrabalarıyla yapmış olduğu görüşmelerde ... olayıyla ilgili olarak değerlendirmelerde bulunması ve silaha ihtiyacı olduğunu söyleyen bu kişilere "Olan olmayan verecek" şeklinde yanıt vermesi; sanık ... ile yaptığı telefon görüşmelerinde çek ve senet tahsilatıyla, mağdur ...'in yaralanması olayıyla, ... Otel ve ... olayıyla, mağdur ...'ın senedinin geri alınması olayıyla ilgili olarak konuşmalar yapması, ... olayı sırasında ... lakaplı sanık ... ile birlikte olduklarının raporlaması ve silah temini konusunda üçüncü kişilerle konuşmalar yapması; sanık ... ile yapmış olduğu telefon görüşmelerinde senet tahsili işiyle ilgili "Vallahi bir ekmek bulduk" şeklinde konuşmalar yapması, mağdur ...'in yaralanması eylemiyle ilgili sanık ...'e Numune Hastanesine kaldırıldığı bilgisini vermesi; sanık ...'in tarafları belli olmayan bir olayda arabanın içinin kan olduğunu sorması üzerine ...'un "Bilirsin işte" şeklinde cevap vermesi, yine 03.12.2005 tarihli telefon görüşmesinde "Adamın kafasına vurmuşlar burnunu kırmışlar" demesi üzerine "Gelsin bir çayımı içsin, gelmiyorsa Erzurum'da gezmesin" diyerek talimat vermesi; 05.12.2005 tarihli görüşmede sanık ...'un ihalenin yapıldığı yere girip girmeyeceğini sorması üzerine sanık ...'in "Hiç içeriye girme" diyerek talimat vermesi; ... olayı sırasında sanık ...'un sanık ...'e "Tamam biz de olaylarda varız abi" şeklindeki beyanı; cuç tarihlerinde bir dönem cezaevinde bulunan sanık ...'ın telefon kontörü, uyuşturucu hap gibi ihtiyaçlarını karşılaması ve bunun gibi cezaevinde 4-5 adama daha baktığını telefon görüşmelerinde üçüncü kişilere aktarması; sanık ... ile aralarında çek senet işlerini değerlendirdikleri birden fazla görüşmeleri olması; sanık ... ile yaptığı telefon görüşmelerinde "Biliyorsun bu gece işimiz var" ve "Emaneti aldın mı?" gibi konuşmalar gerçekleştirmesi; sanık ... ile mağdurlar ...'nin senedi ve ...'ın çekine yönelik konuşmalar yapması karşısında; Sanık ...'in, Erzurum ilinde 05.01.2006 tarihi ve öncesinde gerek bireysel gerek iştirak hâlinde gerekse örgüt faaliyeti çerçevesinde, hukuka aykırı çek senet tahsilatı ve ekonomik durumu iyi olan mağdurlara kadın gönderip zorla para almak suretiyle yağma eylemlerini gerçekleştirmek, kamu görevlisi, esnaf ve tacirlere yönelik baskı ve sindirme amacıyla kasten yaralama, tehdit ve mala zarar verme suçlarını işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme suçlarını işlediğinin sabit olduğu kabul edilmelidir. Sanık ...'ın; örgüt yöneticisi olan diğer sanık ... ile suç tarihinden yıllar öncesine dayanan sıkı arkadaşlık bağı bulunduğunu, ailesiyle birlikte hurdacılık işiyle uğraştığını, Erzurum ilinde ... lakaplı kişi ve grubuyla husumeti olduğunu, örgüte üyelikten sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'i tanıdığını beyan ve ikrar ettiği anlaşılmaktadır. Sanık ...'ın hakkında örgüt kurma ve yönetme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne esas teşkil eden, gerek bireysel gerek iştirak hâlinde ve gerekse örgüt faaliyeti çerçevesinde işlediği kabul edilen ve yukarıda Olay ve Olgular başlığı altında delilleriyle birlikte özetlenen olaylarda; Sanıklar ... ve ...'in mahkûmiyetine karar verilen mağdur ...'a yönelik yağmaya teşebbüs eyleminde, senedi tahsil edilmeye çalışılan ...'in dayısı olan ...'nın sanıklar ... ve ... tarafından yaralanması sonrasında karakolda şikâyetinden vazgeçirilmesi için avukat tutacağının sanık ...'in üçüncü kişilerle yaptığı telefon görüşme içeriklerine yansıması; ... gurubuna yönelik genel güvenliğin kasten tehlikeye düşürülmesi suçuna konu eylemden sonra ifade vermeye gittiği Adliye'den çıkışta sanık ... ve arkadaşlarının sanık ...'ı da alarak hurdacı dükkânına birlikte gitmeleri ve burada hemen iki gün sonrasında gerçekleşecek ... olayını planlamaları, nitekim olay günü de inceleme dışı sanık ... ile birlikte mağdur ... ...'e yönelik hayati tehlike doğuracak şekilde silahlı saldırıda bulunduklarının sabit olması, bu olay sırasında sanık ... ve arkadaşlarının da ... karakolu civarında bulunduklarının telefon görüşmelerine yansıması ve sanık ...'ın işçisi inceleme dışı sanık ...'ın olayda kulladığı silahı sanık ...'in babası ...'ın sahibi olduğu ... fırınına sakladığının doğrudan veya dolaylı olarak yapılan telefon görüşme içerikleriyle doğrulanması; olay sonrasında da sanık ...'in sanık ... ile beraber olduğunun olay anındaki telefon görüşme kayıtlarına yansıması, olayın hemen akabinde sanık ...'ın ailesinden birçok kişinin sanık ...'i arayıp silah istediklerini beyan etmeleri, sanık ...'in grubundan hakkında örgüt üyeliğinden dava açılan sanık ...'e ulaşamadıklarını belirtmeleri; ... gurubunun şikâyeti üzerine sanık ...'ın ifadesi ardından Adliye çıkışında sanık ... ve arkadaşlarıyla birlikte hurdacı dükkanına gidip toplantı yaptıklarına dair takip ve tarassut tutanağı; Ayrıca, sanık ... hakkında örgüt kurma ve yönetme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne esas teşkil eden ancak delil yetersizliği sebebiyle beraat kararı verilen ya da henüz dava açılmasa da mağdur beyanlarından hareketle karıştığı iddia edilen olaylara ilişkin deliller ve telefon dinleme kayıtlarında; Mağdurlar ... ve ...'nın sanık ...'ın kendilerinden borçlu olmadıkları hâlde ... ile ilgili bir senedi ödemeleri için tehdit ettiğine dair beyanları; 16.09.2005 tarihli telefon görüşmesinde sanık ...'ın sanık ...'i arayarak bir işini hâlletmesi karşılığına bir güzellik yapacağını beyan etmesi; 14.10.2005 tarihinde sanık ...'ın sanık ...'i arayarak "Heykelin önüne çık, senle bir iş yapak" şeklinde konuşması; 23.10.2005 tarihli telefon görüşme kaydında sanık ...'in ... ...'ya sanık ...'ın hurdacı dükkânında toplantıda olduğunu beyan etmesi karşısında; Sanık ...'ın Erzurum ilinde 05.01.2006 tarihi ve öncesinde gerek bireysel gerekse iştirak hâlinde işlenen genel güvenliği tehlikeye sokma, kasten öldürmeye teşebbüs, tehdit ve mala zarar verme suçlarını işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme suçunun sabit olduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının sanık ... ve ... hakkında örgüt kurma ve yönetme suçun sabit olmadığına yönelen itirazının reddine karar verilmelidir. Sanık ... yönünden çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu ...; "Suç örgütünü yönetmek; onu sevk ve idare etmek, kısmen veya tamamen, bölgesel, yerel veya genel olarak yönetip yönlendirmek, hiyerarşik yapıya ve varsa işbölümüne uygun olarak emir ve talimat vermek, bunların yerine getirilmesini bekleyip denetlemek, gerekli olduğunda da emrine veya örgütün talimatlarına riayet etmeyenlerini cezalandırabilmektir. Kişinin somut olayda yönetme kudretine, sevk ve idare yeteneğine fiilen sahip olup olmadığına bakılmalıdır. Yerleşik Yargıtay kararlarında da ifade edildiği şekilde fail, hiyerarşik olarak örgüt üyeleri üzerinde bulunuyor, geniş bir alanda iş bölümü yapabiliyor, örgüt üyeleri üzerinde sevk ve idarede bulunabiliyor, örgütsel faaliyetlerin organizasyonunda ve icrasında; harekete geçiren, engelleyen veya durduran olarak rol üstlenebiliyor, bu faaliyetleri denetleyebiliyor ise yönetici olarak kabul edilebilecektir. Örgüt yönetmek; örgütün amaçları doğrultusunda örgütü idare etmeyi, emir ve direktif vermeyi, örgüt içinde inisiyatif ve karar verme gücüne sahip olmayı gerektirir. Örgütün varlığının, etkinliğinin ve gelişiminin sağlanması, hedeflerinin belirlenmesi, program ve stratejilerinin saptanmasını ifade eder. Ancak örgütün faaliyetleri çerçevesinde sadece belirli bir suçun işlenmesini organize edenler ile bu suçun işlenmesini planlayıp yönetenler örgüt yöneticisi olarak kabul edilemez. Failin örgüt yöneticisi olup olmadığı, örgütün organizasyon yapısı, hiyerarşisi ve kişilere verilen görevlerin önemi esas alınmak suretiyle belirlenecektir. Bu tespitte belirleyici olan, failin örgüt hiyerarşisi içindeki sıfatı değil ve fakat yönetip yönlendirdiği faaliyetlerin, örgütün amaç ve etkinliği bakımından önemidir. Bu açıklamalar yanında 5237 sayılı TCK'daki düzenlemeye göre, örgüt yöneticisi ile üyesinin cezai yaptırımları farklı ise de asıl önemli yenilik; yöneticinin, yönettiği tüm örgüt üyelerinin örgüt faaliyeti çerçevesinde işlediği suçlardan müşterek fail olarak sorumlu tutulmasıdır. Örgüt yöneticisinin sorumluluk alanını genişleten söz konusu bu hüküm karşısında ispatın kesin delillere dayanması zorunluluğu tartışmadan vareste olmalıdır. TCK’nın 220/5. maddesinde yer bulan bu sorumluluğun esası organize güç aygıtına hâkim olunması nedeniyle emrin ifasının, işlenmesi amaçlanan suçların otomatik olarak gerçekleşmesinin garanti altına alınmış olmasına dayanmaktadır. Bu hususun tespiti için suç örgütünün yapısı, işleyişi ve eylem tarzının ortaya konulması zorunludur. Örgüte yardım etme eylemine dair TCK’nın suç tarihinde mer'i 220/7. maddesinde; 'Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır' hükmüne yer verilerek, örgüt mensubu olmasa bile örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmiş olanların örgüt üyesi olarak cezalandırılacakları hüküm altına alınmıştır. TCK'nın 39. maddesinde düzenlenen suça iştirak kapsamındaki yardım etme ile aynı Kanun'un 220/7. maddesinde tanımlanan örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme nitelik itibarıyla birbirlerinden farklıdır. Sanığın örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenecek somut bir suça dair kasta dayanan ve yardım teşkil eden eyleminin, hem yardım edilen suç bakımından şeriklik kapsamında hem de şartları varsa amaç suç yönünden faillik kapsamında değerlendirilmesi gerekirken somut bir olaya dayanmayan ancak örgüt faaliyeti kapsamında kullanılmak/değerlendirilmek üzere gerçekleştirilen yardımların TCK'nın 220/7. maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağı gözetilmelidir. Bu açıklamalar kapsamında somut uyuşmazlığa konu sanık ...'ın örgüt kurma ve yönetme suçuna konu edilen eylemleri değerlendirildiğinde; Sanık ...'in yöneticisi olduğu örgütün üyesi olan diğer sanıklarla birlikte Erzurum ilinde başta hukuka aykırı şekilde çek senet tahsilatı ve aracılığı başta olmak üzere, nitelikli yağma ile cebir ve tehdit kullanmak suretiyle menfaat temin etme amacıyla gerek iştirak halinde gerekse örgüt faaliyetleri çerçevesinde değişik suçları işlemek amacıyla bu örgütü yönettiği sabittir. Ancak, sanık ...'ın esasen hurdacılık işiyle uğraştığı ve dosya kapsamında toplanan delillerden hareketle hakkında örgüt yöneticiliği suçundan cezalandırılması istemiyle düzenlenen 04.04.2006 tarihli iddianamedeki diğer sanıkların ya akrabası ya da dükkanında çalıştırdığı işçilerden oluşması, sanık ... ile birlikte aynı iddianamede adı geçen ve örgüt üyesi oldukları iddia edilen diğer tüm sanıklar hakkında kurulan beraat hükümlerinin Özel Dairece onanmasına karar verilmek suretiyle kesinleşmiş olması, birleştirilen dava dosyalarına esas teşkil eden ve sanık ...'ın grubu hakkında hazırlanan 10.05.2006 tarihli örgüt ana iddianamesinde veya birleşen diğer dava dosyalarında sanık ...'ın ve örgüt üyesi olduğu iddia edilen işçilerinin sanık konumunda olmaması, sanık ...'ın sanık ... ile sadece ... çatışması olarak adlandırılan 10.12.2005 tarihli yedinci olayda mağdur ... ...'e yönelik eylemi nedeniyle iştirak hâlinde işlediği teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi, ancak başkaca hiçbir örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suça katıladığının iddia veya ispat edilmemesi karşısında; ... olayı öncesinde, sırasında ve sonrasında sanık ... ile sanık ...'in bu olaya ilişkin telefon görüşmelerinin bulunduğu, bu görüşme içeriklerinden ve elde edilen ifade, delil ve savunmalardan sanık ...'ın sanık ...'den kendisini ... grubuna karşı korumasını, çatışma esnasında ve sonrasında kendisine silah temin etmesini istediği, ancak bu olay dışında örgütün gerçekleştirdiği kabul edilen eylemleriyle veya çek senet tahsilatı ya da yağma olaylarıyla veya sırf örgütün hiyerarşik yapısıyla organik bir bağlantısının olmadığı, keza sanık ...'in örgütünün üyesi olduğu ve birlikte amaç suçları işledikleri anlaşılan sanıklardan ..., ..., ... veya ... ile de sürekli birlikte hareket ettiğine veya bu üyeleri devamlı bir şekilde yönettiğine, örgütün üyeleri ile organik bağı olduğuna, emir veya talimat verdiğine dair dosyada hiçbir delilin bulunmadığı, dosyada mevcut telefon görüşme kayıtlarında sanık ... ile aralarındaki konuşmaların tek başına örgüt yönetme veya üyelik suçuna da esas teşkil edecek düzeyde olmadığı, ancak sadece sanık ...'in güçlü bir örgütü olduğunu bildiği, bu nedenle sanık ...'ın örgüt yöneticisi olan diğer sanık ... ile birlikte suç işlemek amacıyla kurulan örgütü yönetme veya üyelik suçundan dahi mahkûmiyetine karar verilmesi için her türlü şüpheden arındırılmış tam bir vicdani kanaate ulaşılamayacağı ortadadır. Sonuç olarak; örgüt yöneticiliğinden bahsedebilmek için öncelikle bir örgütün varlığını ortaya koymak zorunludur. Somut olayda, ayrıntılı olarak açıklanan kriterlerin test edilebileceği, üzerinde hiyerarşik hakimiyet tesis edilebilecek organize bir yapının varlığı ispat edilememiştir. Zira 04.04.2006 tarihli iddianamedeki diğer sanıklar ...'ın ya akrabası ya da dükkanında çalıştırdığı işçilerdir ve örgüt üyesi oldukları iddia edilen diğer tüm sanıklar hakkında kurulan beraat hükümleri Özel Dairece onanarak kesinleşmiştir. Keza ...'in örgütünün yöneticiliğini yaptığı da iddia ve ispat edilebilmiş değildir. Bu durumda sanığın bulunmayan bir örgütün yöneticisi olmaktan mahkum edilmesi gibi izahı gayrı kabil bir sonuca ulaşılmıştır. Ancak ...'ın, örgüt yöneticisi olduğunu bildiği ...'den tek bir olayda aralarında husumet bulunan kişilere karşı kendisini korumasını ve destek vermesini talep etmekten ibaret eyleminin, hükümlü ...'in yönettiği örgütün kuruluş amacı doğrultusunda faaliyetlerinin devamına hizmet etmesi itibarıyla TCK'nın 220/7. maddesinde düzenlenen örgüte yardım etme suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir. Bu nedenlerle itirazın değişik gerekçeyle kabulüne karar verilmelidir." düşüncesiyle, Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Üyesi Sayın ...; sanık ...'ın eyleminin suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmaksızın yardım etme suçunu oluşturduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle kabulüne karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle, Karşı oy kullanmışlardır. b. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçları yönünden Sanık ...'ın; ... ... lakabıyla bilindiği, ... Kafe isimli müzikli restorantın sahibi olduğu, sanıklardan ..., ..., ..., ..., ... ve ... ile inceleme dışı sanıklardan ...'ı ve ...'yu tanıdığı, kasten yaralama ve tehdit gibi suçlardan sabıkalı olup suç tarihini kapsar şekilde bir süre cezaevinde bulunduğu sırada örgüt lideri sanık ... ile yapmış olduğu telefon görüşmelerinde; örgüt lideri sanığın sürekli neden kendisini ziyarete gelmediğini, ne zaman geleceğini sorması, cezaevi görüşü için inceleme dışı sanık ... hakkında görüşmeleri, ayrıca örgüt lideri sanık ...'den para, telefonuna kontör veya uyuşturucu hap gibi ihtiyaçlarını istemesi ve sanık ...'in üçüncü kişilerle yapmış olduğu konuşmalarda cezaevinde bakımını üstlendiği pek çok arkadaşı olduğunu beyan ettiği; mağdur ...'a yönelik nitelikli yağma suçunda mağdurdan para istediği ve sanık ... ile birlikte gerçekleştirdikleri; 02.01.2006 tarihindeki telefon görüşme içeriğinde; örgüt lideri sanık ...'e "İki çocuk ayarla, taksici ...'i aldır" şeklindeki ifadesi ve sonrasında bu isteğini yerine getirip getirmediğini sorduğu anlaşılmakla; Sanık hakkında her ne kadar da örgüt yönetiliği suçlamasıyla kamu davası açılmışsa da; sanığın cezaevinde kaldığı süreç de dahil olmak üzere örgüt lideriyle iletişimini koparmadığı, örgütün dışarıda gerçekleştirdiği eylemlerle ilgili organik bağının devam ettiği, dolayısıyla örgüte üyelik suçunun sabit olduğu kabul edilmelidir. Sanık ...'in; ... lakabıyla anıldığı, örgüt lideri ... ile samimi oldukları ve sürekli aynı araçla birlikte gezdiklerini beyan ve ikrar ettiği; örgüt lideri ... ile birlikte gerçekleştirdikleri ve bir kısmında mahkûmiyetine karar verilen; mağdurlar ..., ... ve ...'e yönelik nitelikli yağma, mağdur ...'a yönelik yağma ve dolandırıcılık, mağdurlar ... ve ...'e yönelik nitelikli kasten yaralama, ... olayında gerçekleşen silahlı çatışma olaylarındaki rolü ve katkısı olduğu; 19.11.2005 ve 01.12.2005 tarihlerinde üçüncü kişilerle yaptığı telefon görüşmelerinde davaya konu olmayan kişilerin darbedilmesine dair beyanlarının ve örgüt lideri ... ile aralarında değişik tarihlerde çek senet tahsilatı aracılığı ve ihaleye fesat iddialarıyla ilgili tespit edilen görüşmelerinin bulunduğu görülmekle; Sanığın davaya konu birçok örgütsel eylemi örgüt lideri sanık ... ile birlikte gerçekleştirdiği ve örgüt liderine en yakın konumdaki örgüt üyesi olduğu, dolayısıyla isnat edilen örgüt üyeliği suçunun sabit olduğu kabul edilmelidir. Sanık ...'ın; örgüt lideri ... ile samimi oldukları ve sürekli aynı araçla birlikte gezdiklerinin tanık beyanlarıyla doğrulandığı, örgüt lideri ile birlikte mağdur ...'e yönelik kasten yaralama, mağdur ...'a yönelik dolandırıcılık, ... olayı olarak anılan eylemlerdeki rolü, katkısı ve sanık ... ile arasındaki telefon görüşmeleri, mağdurlar ... ve ...'e yönelik eylem öncesinde kaportacı ...'ın senedinin tahsili amacıyla sanık ... ile birlikte sanayiye gitmeleri; gerek bedelsiz senedin tahsili suçuna gerekse dava konusu edilmeyen kasten yaralama eylemlerine ilişkin olarak örgüt lideri sanık ... ve üçüncü kişilerle yapmış olduğu telefon görüşmelerinde; 04.09.2005 tarihinde "Vallahi bir ekmek bulduk", 18.10 2005 tarihli ... olayının değerlendirildiği görüşmede sanık ...'in "Altta kalınmasın" talimatına "Tamam" şeklinde cevap vermesi, 01.12.2005 tarihinde sanık ...'in "Araba kan içinde" cümlesine "Bilirsin işte" şeklinde cevap vermesi; 03.12.2005 tarihinde sanık ...'e "Adamın kafasına vurmuşlar" şeklindeki cümlesine karşılık sanık ...'in "Gelsin bir çayımı içsin, gelmiyorsa Erzurum'da gezmesin" şeklindeki cevabı; 30.12.2005 tarihinde sanık ...'e "Cam mam vurdum girdim işte içeriye" şeklindeki konuşmaları karşısında; Sanığın davaya konu pekçok örgüt faaliyeti sırasında örgüt liderinden talimat aldığı, örgütün korkutucu gücünü bizzat arkasına alarak bundan menfaat sağladığı anlaşılmakla isnat edilen örgüt üyeliği suçunun sabit olduğu kabul edilmelidir. Sanık ...'ın; esnaf olduğunu, örgüt lideri sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... ile inceleme dışı sanıklardan ... ve ... ..., ... ve ...'ü, mağdur ...'ı tanıdığını, sanık ...'in ... lakabıyla bilinen ve Erzurum ilinde esaslı bir örgütü olduğunu, ayrıca örgüt lideri olan sanık ... ve inceleme dışı sanık ...'dan bir keresinde kadın pazarlayan birini sokak ortasında çok kötü biçimde dövdüklerini görüp onlara saygı duyduğunu, yapılan operasyon sonrası gözaltında iken sanık ...'in cezaevinde kendisi dâhil tüm örgüt üyelerine gereksiz konuşmamaları ve bunun yarınının da olduğunu söyleyerek tehdit ettiğini beyan ve ikrar ettiği anlaşılmaktadır. Sanığın mağdur ...'a yönelik senedin yağması eyleminde, örgüt lideri sanık ...'in kız arkadaşı ...'ın samimi arkadaşı olan inceleme dışı sanık ... ile birlikte mağdurdan önce zorla senet alması; sonrasında bu senedi tahsil amacıyla önce sanık ...'e yönlendirmesi; mağdurun senedini geri istemesi üzerine senedi örgüt liderinin arkadaşı olan inceleme dışı sanık ...'a vermesi olayında diğer sanıklarla birlikte nitelikli yağma suçunu gerçekleştirmesi; dosyada mağdur olarak anılan ...'ün 05.10.2005 tarihinde sanık ...'in kendisini darbettiği sırada yanında sanıklar ... ve ...'ın da bulunduğunu onların da kendisine vurduğunu teşhis etmesi; yine dosyada mağdur olarak anılan ...'ın inceleme dışı sanıklar ... ve ... ... ile arasındaki alacak verecek meselesi için Erzurum'a geldiği sırada bu kişilerin yanında durup kafasına tabancanın kabzasıyla vuran şahsın sanık ... olduğunu teşhis etmesi karşısında; sanığın örgüt lideri ... ve inceleme dışı sanıklar ... ve ...'nin yanında birlikte gezmesi karşısında; Sanığın, örgüt yöneticisi ... ile doğrudan görüşme kaydı bulunmasa da ...'in de tanıdığı kadınlar aracılığıyla mağdurlara yönelik gerçekleşen ve örgüt faaliyeti kapsamında özellikle kadınların kullanıldığı suçlarda suç örgütünün eylemlerine bizzat katkı sunduğu, dolayısıyla isnat edilen örgüt üyeliği suçunun sabit olduğu kabul edilmelidir. Sanık ...'nin; her ne kadar Olaylar ve Olgular başlığında yazılı örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçların hiçbirinden mahkûmiyetine karar verilmemiş ise de iletişimin dinlenmesi tedbiri kapsamında elde edilen görüşmelerde; 03.10.2005 tarihinde örgüt lideri konumundaki sanık ...'e "...ların işi yine sana düşmüş", "Buluşak bir tane iş var" şeklindeki beyanları; örgüt lideri sanık ...'in üçüncü kişi olan ...'in bir senet alacağı hakkında sanık ... için "Kendisi benim vekilimdir" şeklindeki beyanı, 09.11.2005 tarihinde sanık ...'in sanık ...'a borçlu olduğu bilinen bir şahsı Mahallebaşına getirmesini sanık ...'den istemesi, sonrasında sanık ...'in sanık ...'e "İşi bitir görüşelim" demesi; 15.11.2005 tarihli telefon görüşmesinde; sanık ...'in ...'e "Bize birşey düşer mi?" şeklinde bir senet alacağından bahsetmesi üzerine sanık ...'in ...'e "Bize çok düşer, 300 milyarlık kasa var" şeklinde cevap vermesi; ... olayı öncesinde sanık ...'in ...'e gönderdiği 08.10.2005 tarihli mesajda; "Abi ...'ya silah sıktık, durumlar eyi değil, ben seni arayacağım" şeklinde örgütün eylemi hakkında bilgi vermesi; 16.12.2005 tarihinde sanık ...'in ...'e gönderdiği mesajda; "Bizim ... vardı ya komutan, onun kafasına bir taş at seninle görüşecek" diyerek taş adı altında şifreli olarak uyuşturucu madde veya benzeri bir yasa dışı mal hakkında aracılık yapması karşısında; sanığın örgüt lideri ... ile her ne kadar abi kardeş düzeyinde bir iletişimleri varsa da örgütün faaliyetlerinden haberdar olduğu, bunlarla ilgili gerek örgüt lideriyle gerekse üçüncü kişilerle iletişime geçtiği, dolayısıyla isnat edilen örgüt üyeliği suçunun sabit olduğu kabul edilmelidir. Sanık ...'ın; ... ... lakabıyla bilinen sanığın, her ne kadar Olaylar ve Olgular başlığında yazılı örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçların hiçbirinden mahkûmiyetine karar verilmemiş ise de 09.12.2005 tarihli görüşmede; sanık ...'in, sanık ...'e ... gurubuyla çıkan ... çatışmasından telefonla bilgi vermesi ve "... (...) ile beraberiz" diyerek olay yerinde olduklarını belirtmesi; aynı olayın akşamında sanık ...'in, sanık ...'den silah temin etmesini istemesi, sanığın "Olur" demesi, 12.12.2005 tarihli görüşmede; sanık ...'in, sanık ...'e "Mahkemeye ne zaman çıkıyorlar?" şeklindeki sorusuyla örgüt liderinden bir olayın failleri hakkında telefonla bilgi istemesi, mağdur ...'in çekini ne yaptığını sorması üzerine ...'in çeki ...'e verdiğini söylemesi karşısında sanık ...'in, sanık ...'e o çeklerin ödendiğini ve kimsenin duymamasını söyleyerek çek senet tahsilatı işinde örgütün haksız menfaat elde ettiğinden haberdar şekilde örgüt lideriyle durum değerlendirmesi yapması; mağdur ...'nin, inceleme dışı sanık ... ile arasındaki ihtilaf sırasında sanık ...'e zorla çek verdiğine dair şikayet beyanı olması karşısında; sanığın bu görüşmeleri gerek silah temini, gerek çek senet işlerinde sanık ...'in suç örgütüne aracılık boyutunda katkı sunarak ve örgütün hukuka aykırı eylemlerde bulunduğunu bilerek gerçekleştirdiğinin, dolayısıyla isnat edilen örgüt üyeliği suçunun sabit olduğunun kabulü gerekmektedir. Sanık ...'ın; ... ... lakabıyla anılan sanığın, örgüt lideri sanık ...'e baba şeklinde hitap eden ve çok samimi olduğunu, birlikte pek çok defa alkol almak için aynı araçla gezdiklerini beyan ve ikrar ettiği anlaşılmaktadır. 09.10.2005 tarihinde yanında örgüt liderinin kardeşi sanık ... da bulunduğu hâlde, çevirme sırasında aracı durduran polis memurlarına "Siz benim kim olduğumu biliyor musunuz?" şeklinde mukavemet göstererek suç örgütünün korkutucu gücünü arkasına almaya çalışması; sanık ...'ın operasyon sonrasında gözaltında bulundukları sırada örgüt lideri ...'in talimatı üzerine sanık ...'ın kendisini tehdit ettiğine yönelik beyanları; 16.09.2005 tarihinde örgüt lideri sanık ...'in, ... lakaplı kişi ve babaların ortamına gittiğini ... Konseyi'nin kurulduğunu söylemesi üzerine kendisini de götürmesini istemesi; 17.10.2005 tarihli görüşmede sanık ...'ın sanık ...'e emaneti yanına alıp almadığını sorması; 23.10.2005 tarihli görüşmede sanık ...'e "Ben birşey buldum arabanın içinde zaten yollayacağım, gelsin mi?" demesi üzerine sanık ...'in acilen bu şeyi getirmesini istemesi ve sanık ...'in "Bu gece işimiz var" demesi üzerine saat 04.00'da görüşmek üzere anlaşmaları; kamu davası açılmayan ... Giyim adlı iş yerinin camlarının kırılması olayında nası ızrar suçundan yürütülen soruşturma dosyasındaki ve ...'ya yönelik tehdit, ticari faaliyetlerde özgürlüğün kısıtlanması eylemleri nedeniyle alınan mağdur beyanları karşısında; sanık ...'ın örgüt lideri sanık ... ile sürekli birlikte dolaştığı, sanık ...'in örgütü ve faaliyetleri hakkında bilgi sahibi olduğu ve sanık ...'e istemese dahi işbirliğinde bulunmaya hazır olduğu, dolayısıyla sanığın isnat edilen örgüt üyeliği suçunun sabit olduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında örgüt üyeliği suçlarının sabit olmadığı yönündeki, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine karar verilmelidir. Sanıklar ..., ... ve ... yönünden çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu ...: "Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibarıyla süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Vesile Sonay Evik, "Cürüm İşlemek İçin Örgütlenme", Prof. Dr. Çetin Özek Armağanı, Galatasaray Üniversitesi, 1. Basım, İstanbul 2004, s. 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin suç işlemek amacı olması aranır (Nevzat Toroslu, Ceza Hukuku, Özel Kısım, s. 263-266; ... Alacakaptan, "Genel Olarak ve Bazı Suçlar Bakımından Cürüm İşlemek İçin Örgüt (Teşekkül) Meydana Getirme Suçu", Prof. Dr. Çetin Özek Armağanı, Galatasaray Üniversitesi, 1. Basım, İstanbul 2004, s. 28; İzzet Özgenç, Ceza Hukuku Genel Hükümler, s. 280). Öte yandan amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkan vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmına gözetilip diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimale sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı kararı). Şu hâlde, isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. Bu açıklamalar çerçevesinde sanıklar ..., ... ve ...'ın suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlarının sabit olup olmadığına dair uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Örgüt faaliyeti kapsamında veya iştirak hâlinde işlenen hiçbir suçtan mahkûmiyetine karar verilmeyen sanıklar ..., ... ve ... hakkında örgüte üyelik suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin gerekçesinde; sadece iletişimin dinlenmesi tedbiri kapsamında elde edilen görüşme içeriklerinin, sanıklar hakkında beraat veya takipsizlik kararlarıyla sonuçlanan bir takım iddiaların yer aldığı, sanıkların içeriğini kabul etmedikleri mahkûmiyete esas alınan bu görüşmelerde; sanıkların örgüt lideri ...'den talimat aldığının açıkça her türlü şüpheden uzak bir şekilde ispatlanamadığı, örgüt liderinin emir ve talimatlarının açıkça görüşme içeriğinden tespit edilmesi zorunluluğu bulunmasa dahi telefon görüşmelerinin bu sanıkların suç işlemek amacıyla kurulan bir örgütün varlığından, eylemlerinden haberdar olduklarını ortaya koymak için yetersiz olduğu, keza sanık ...'in sanık ...'e 'Abi' şeklinde hitap ettiği, görüşme içeriğinde yer alan senet tahsilatına aracılık ile ilgili ortada ele geçen ne bir senet ne de bir şikayetçi ifadesi olmadığı, sanık ...'in silah teminine aracılık ettiğinin maddi delillerle ispatlanamadığı ve görüşmede bunun açık bir şekilde dile getirilmediği, sanık ...'ın ise sanık ...'i kendisine rol model alan, örgüt liderinin yanında sürekli gezmek isteyen bir genç olduğu, ancak sanık ...'in ...'ı gerçekleştirdiği eylemlere katmak istemediği, dolayısıyla örgüt yöneticisinin üye olduğu kabul edilen sanık ...'ı bir örgüt üyesi olarak görmediği, keza görüşmelerden hiçbirinde sanık ...'a bir emir veya talimatının da olmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, suç işlemek amacıyla kurulan örgütlerde; hiyerarşik yapının, örgüt yöneticisi ve üyeleri arasındaki organik bağın, ortak örgütsel sembol, ortak eylem, kod adı veya örgüt üyelerince bilinen bir takım ortak davranış biçimleri ve hareket tarzlarının; terör örgütlerinde olduğu gibi kolaylıkla ortaya konulmasının çok zor veya bazen imkânsız olduğu, bu nedenle suç işleme amacıyla kurulan bu tür örgütlerde; sadece iletişimin tespiti ve dinlenmesi tedbiri kararıyla elde edilen görüşme içeriklerinden hareketle örgüt üyeliği suçundan mahkumiyet kararı verilebilmesi için; örgüte üye oldukları iddia edilen kişilerin örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda doğrudan veya dolaylı şekilde katkı sağladıklarının veya ilgili olduklarının ispatlanması, amaç suçlara katkı sağlamasalar da örgütün bu eylemleri nedeniyle oluşan korkutucu gücünden kendilerinin de faydalanma istek ve iradesini muhataplarına ve topluma karşı ortaya koymaları, üyeliği tamamen gizli tutmaları hâlinde ise üyelik iradelerinin devamlılık ve süreklilik arz etmesi, örgütün faaliyetlerinin üyeler tarafından da benimsendiğinin ortaya konulması gerektiği kabul edilmelidir. Yukarıda izah edilen nedenlerle, örgütün faaliyeti kapsamında gerçekleştirdiği kabul edilen hiçbir eylem nedeniyle mahkûmiyetine karar verilmeyen, örgütün iletişimine yönelik olduğunu kabul etmedikleri telefon görüşme içeriklerinde sarf ettikleri cümlelerden hareketle örgüte üye oldukları kabul edilen sanıklar ..., ... ve ...'ın; esasen tam olarak hangi amaçla ve hangi örgütsel faaliyete dair olduğu tespit edilemeyen görüşmeleri nedeniyle müsnet örgüt üyeliği suçundan sorumlu tutulmaları hukuka aykırıdır. Dolayısıyla, sanıkların örgütün tehlikeli gücünden ne şekilde yararlandıkları ve buna dair istek ve iradelerini tutarlı ve devamlı şekilde sürdürdükleri de her türlü şüpheden arınmış şekilde ispatlanamadığından isnat edilen örgüt üyeliği suçlamalarından beraatlerine karar verilmesi gerekmektedir." düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. 2. Sanık ...'ın mağdur ...'a yönelik nitelikli yağma suçundan örgüt yöneticisi sıfatıyla TCK'nın 220/5. maddesi gereği sorumlu olup olmadığı Olaylar ve olgular başlıklı bölümün ikinci eylemi olarak özetlenen mağdur ...'a yönelik eylemde; örgüt kurucusu ve yöneticisi konumundaki sanık ...'in, sanık ... ve inceleme dışı sanık ...'ün mağdur ...'dan önce tehdit ve zorla sonrasında ise iradesini sakatlayarak hileyle aldıkları senedi, sanık ...'tan tahsil etmek amacıyla geri istediği, durumun Erzurum ilinde esnaflık ve ... ...ları başkanlığı yapan inceleme dışı sanık ... tarafından öğrenilmesi üzerine, zaten haksız ve bedelsiz bir şekilde alınmış olan senedin bedelinin bir kısmını alabilmek maksadıyla harekete geçtikleri, sanıklar ... ve ...'ın önceden birbirlerini tanıdıkları, buna benzer birden fazla yağma olayında tek başına veya iştirak hâlinde hareket ettikleri anlaşılmaktadır. Sanık ...'in suça konu senedin mağdur ...'dan ilk alındığı anda sanık ... ve inceleme dışı sanık ...'ün yanında bulunmasa da mağdurun olayı örgüt üyesi olan ... vasıtasıyla kendisine aksettirilmesi üzerine devreye girdiği, ancak senedin mağdurdan haksız yere alındığını bilerek henüz mağdura iade edilmeden önce senedi geri vermek için para istediği, öte yandan eylemi doğrudan gerçekleştiren sanıklar ... ile ...'ün eylemlerinden haberdar olduğu ve sonuçta mağdurdan senedin bedelinin bir kısmını da kendisine menfaat olarak temin ettiği, keza eylemin örgüt faaliyeti çerçevesinde işlendiğinin kabulü için örgüt yöneticisinin bilgisi dâhilinde örgütün amaçlarına ve hareket tarzına uygun olarak herhangi bir örgüt üyesi tarafından gerçekleştirilmesinin yeterli olduğu, örgüt yöneticisinin doğrudan bu eylem için talimat vermesi veya her eyleme doğrudan katılması zorunluluğunun bulunmadığı, dolayısıyla suçu ika eden örgüt mensupları üzerinde hiyerarşik hakimiyet kurduğunda şüphe bulunmayan sanık ...'in örgüt yöneticisi sıfatıyla haberdar olduğu ve örgütün daha önce de benzer yöntemlerle aynı suçu işlemek amacıyla gerçekleştirilen bu eylemden TCK'nın 220/5. maddesi uyarınca sorumlu olduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının sanık ... hakkında mağdur ...'a yönelik eylem nedeniyle TCK'nın 220/5. maddesi delaletiyle kurulan mahkûmiyet hükmünün bozulmasına yönelik itirazının reddine karar verilmelidir. 3. Sanıklar hakkında uygulanan mükerrirlere özgü güvenlik tedbirinin isabetli olup olmadığı Örgüt kurma, yönetme ve örgüte üye olma suçları sabit görülen tüm sanıkların, gerek bu suçlardan almış oldukları mahkûmiyet hükümlerinin gerekse iştirak hâlinde veya örgüt faaliyeti çerçevesinde işlemiş oldukları suçlardan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin yasal sonucu olarak; örgüt mensubu suçlu olmaları nedeniyle TCK'nın 58/9. maddesinde düzenlenen mükerrirlere özgü güvenlik tedbiriyle mahkûmiyetlerine karar verilmesinin davaya konu tüm iddianamelerde talep edildiği ve Yerel Mahkemece tüm sanıklar hakkında verilen cezaların mükerrirlere özgü şekilde infaz rejimine göre infaz edilmesine karar verilmesinin isabetli olduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının gerek örgüt kurma ve yönetme gerekse örgüte üye olma suçları sabit olan incelemeye konu sanıklar hakkında TCK'nın 58/9. maddesi uyarınca verilen güvenlik tedbirlerine yönelik itirazın da reddine karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.09.2025 tarihli müzakerede, sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkındaki uyuşmazlık konuları bakımından oy çokluğuyla, diğer sanıklar hakkındaki uyuşmazlık konuları yönünden oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla