İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2022/61 Karar: 2025/187 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2022/61 K.2025/187

Ceza Genel Kurulu 2022/61 E. , 2025/187 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : (Kapatılan) 14. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 165-368 I. HUKUKÎ SÜREÇ Çocuğun basit cinsel istismarı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103/1-1. cümle, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 9 yıl hapis cezasıyl

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2022/61 E. , 2025/187 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : (Kapatılan) 14. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 165-368 I. HUKUKÎ SÜREÇ Çocuğun basit cinsel istismarı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103/1-1. cümle, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 9 yıl hapis cezasıyl

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2022/61 E. , 2025/187 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : (Kapatılan) 14. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 165-368 I. HUKUKÎ SÜREÇ Çocuğun basit cinsel istismarı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103/1-1. cümle, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 9 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 07.05.2019 tarihli ve 429-273 sayılı hükmün, katılanlar ... ve Bakanlık vekilleri ile sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince 09.07.2019 tarih ve 2040-1685 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bu kararın da katılanlar ... ve Bakanlık vekilleri ile sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 10.03.2020 tarih ve 7475-1890 sayı ile; "…Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin olayı hatırlamadığına dair beyanları, dosya kapsamında bulunan mesajlar, şikâyetten önce sanığın eşi ile mağdure arasında husumet oluşması, savunma ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, mağdure beyanı üzerinde şüphe oluştuğu bu nedenle ilk derece mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkûmiyet kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesi 08.10.2020 tarih ve 165-368 sayı ile; "...Mağdure ile sanığın akraba oldukları, mağdurun zaman zaman akrabası olan sanığın evinde kaldığı, mağdurenin sanığın evinde kaldığı bir gün gece mağdure uyurken sanığın yanına yatarak göğüslerini ellediği, cinsel organı ile mağdurun arka bölgesine dokunduğu, eliyle cinsel organını ellediği, mağdurun sanığın söz konusu eylemlerini rüya olarak hatırladığı ancak sonrasında sanığın kendisine mesaj atarak ' O geceyi hatırlıyor musun? Ben senin yatağına girdim göğüslerini avuçladım, elini alıp oraya götürdüm, içine girmedim rahat ol.' dediği, devamında sanığın mağdureden fotoğraflarını istediği, okul zamanı gelip kendisini almayı istediği ancak mağdurenin sanığı telefonundan engellediği, sanığın eşi olan ...’ın mahkememizce alınan beyanlarında eşi olan sanığın mağdureye mesaj attığını fatura detayından görmesi üzerine mağdureye ne konu da mesajlaştıklarını sorduğu, mağdurenin de sanığın kendisine attığı mesajları eşine gönderdiği, bunun üzerine mağdureye bir daha evine gelmemesini söylediği yönündeki beyanları, katılanlar ... ve ...’ın da alınan beyanlarında sanığın eşi olan ...’ın mağdureye atmış olduğu hakaret içerikli mesajların sebebinin sanığın mağdureye yapmış olduğu cinsel eylemlerin olduğunu beyan ettikleri, dosya içerisinde yer alan ... ile mağdure arasında geçen mesaj içerikleri incelendiğinde de suça konu olay haricinde başkaca bir konuda aralarında konuşma geçmediği ve suça konu olay ortaya çıkmadan ...'ın mağdureye '..., canım, kuzum' şeklinde hitaplar kullandığı aynı şekilde mağdurenin de ...'a '..., aşkım' diye hitap ettiği, kaldı ki aralarında husumet bulunması hâlinde mağdurenin sanığın evinde kalmasının hayatın olağan akışına aykırı olacağı kanaati ile dosya kapsamında ... ile mağdure arasında yaşanan husumetin suça konu sanığın eylemleri olduğu, evvelinde aralarında husumet bulunduğuna dair dosyaya yansıyan herhangi bir delilin olmaması nedenleri ile mağdurenin sanığa iftira atmasını gerektirici bir sebebin olmadığı, sanığın mağdureye attığı dosyaya yansıyan mesaj içeriklerinin olayın oluşunu destekler ve sanığın atılı eylemi yaptığını kabul ettiği mahiyetinde olduğu, dosya kapsamında alınan adli görüşme değerlendirme raporunda; mağdurenin anlatımlarının doğal, spontane ve samimi olarak görüldüğü, beden dili, ses tonu, duygulanımı ve anlatımlarının içeriği göz önüne alındığında ifadelerinin geçerli ve güvenilir olarak değerlendirildiği, bu kapsamda mağdurenin samimi beyanları hususları göz önüne alınarak sanığın atılı suçu işlemediği, söz konusu mesajları attığında ise alkollü olduğu, suçlamaları kabul etmediğine dair beyanlarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu" gerekçesiyle bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Bu hükmün de sanık ... müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.06.2021 tarihli ve 19193 sayılı onama istekli tebliğnamesiyle dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 14.12.2021 tarih ve 21633-9961 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; 24.02.2004 doğum tarihli katılan ... ile annesi diğer katılan ...'nin 04.11.2018 tarihinde Kağıthane İlçe Emniyet Müdürlüğü Çocuk Büro Amirliğine başvurup katılan ... ...’nın, babasının halasına kalmaya gittiği bir günde gece uyumakta iken bu kişinin oğlu olan sanığın yanına yatıp cinsel bölgelerine dokunduğu iddiasıyla şikâyetçi olmaları üzerine sanık hakkındaki soruşturmanın başladığı, Şikâyeti sırasında katılan ...’nın, Whatsapp uygulaması üzerinden sanıkla yazışmaları olduğunu belirterek kullanmakta olduğu telefonu rızasıyla polis memurlarına teslim ettiği, 06.11.2018 tarihli telefon ön inceleme tutanağında yer alan ekran görüntülerine göre; “... ... (15.44) : yasanan seyleri temzlmk istiyom ... (15.44) : Neyi temizliyiceksin ... (15.44) : ney? ... (15.45) : bazi biseyler oldu biliosn. ... (15.46) : Ne oldu ... (15.46) : En başından ... (15.46) : AnlatT ... (15.47) : olani sen hatrlamiomsn ? ... (15.47) : ... zorlama beni gercktn ... (15.47) : tavir alcm. ... (15.48) : Hayır bilmiyorum ... (15.48) : Gercektenn ... (15.48) : Noldu ... (15.48) : hatrlamiomsn ... (15.49) : bizim ewde olani ... (15.49) : Hayır … ... (15.53) : Ya bana ... (15.53) : Ne yaptım ... (15.53) : N ... (15.53) : O gece ... (15.53) : Noldu ... (15.53) : Hiç bir şey hatırlamıyorum ... (15.53) : Gerçekten ... (15.53) : Hersyi anlat ... (15.53) : yazili anlatmam nolur nolmaz. ... (15.53) : bazi seyleri ... (15.54) : Ne olucak ya ... (15.54) : o geceyi hatrliosn ... (15.54) : Hmya hatırlamıyorum ... (15.54) : Uyuyodum ben çünkü ... (15.55) : anlatymmi ... (15.55) : detayli? ... (15.55) : Anlst ... (15.55) : yanına yattim ... (15.56) : goguslerini avucladm ... (15.56) : sonra tam hatrlamiorm senn elimi alip orana gotrdn ... (15.57) : bana dayadn kalktn ... (15.57) : bende ayildm ... (16.00) : ...? ... (16.06) : konus yatcm ... (16.09) : bu oldu yani hatrldgm bu ... (16.13) : cvp vercmsn ... (16.20) : ... ... (16.26) : Ben uyuyoken yaptin dime bunu ... (16.26) : Çok igrencsin ... (16.26) : Sana abi demeye utanıyorum gerçekten ... (16.26) : sen yonlerdn beni o an ... (16.26) : ne dusunuodn ... (16.26) : Uyuyodum ama sonucta ... (16.26) : bilmiorm ... (16.27) : Uyuyoken olan bir şey yani bu die ... (16.27) : Dime ... (16.27) : sen uyuysn ... (16.27) : ben de sarhosm tam ... (16.27) : hatrlamjorm ... (16.27) : ama bunu yasadk ... (16.28) : uyku sersemi sende yon verdn emin ol ... (16.29) : Ben hatırlamıyorum ... (16.29) : Böyle bir şey olduğunu ... (16.29) : sana bisey diyeblrmym? ... (16.30) : Söyle ... (16.30) : sen tuttun yaptan tamamen benim sarhoslgm seninde uyku sersemin ... (16.31) : Gerçekten ... (16.31) : Yüzünü bile görmek istemiyorum artık senjn ... (16.31) : Git hayatımdan ... (16.31) : İyi günler sana..." şeklinde 10.09.2018 tarihine ilişkin yazışmaların bulunduğu, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Bilimleri Üniversitesi Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk İzlem Merkezince hazırlanan 26.12.2018 tarihli adli görüşme değerlendirme raporunda; katılan ...’nın yaşıyla uyumlu bir fiziksel görünümde bulunduğunun, yeterli sözel dil ve konuşma becerilerine sahip olduğunun, yöneltilen soruları uygun şekilde anlayıp her seferinde uygun ve tutarlı yanıtlar verdiğinin, görüşmede uyumlu davranışlarda bulunduğunun, kaygılı duygulanımda olduğunun, anlatımlarının doğal, spontane ve samimi bulunduğunun, beden dili, ses tonu, duygulanımı ve anlatımlarının içeriği göz önüne alındığında ifadelerinin geçerli, tutarlı ve güvenilir olarak değerlendirildiğinin belirtildiği, Anlaşılmaktadır. Katılan ... soruşturma evresinde; her hafta sonu babasının halasına kalmaya gittiğini, bir hafta sonu orada gece uyuduğu sırada babasının halasının oğlu olan sanığın içkili bir şekilde yatağına girip istismarda bulunduğunu, bu durumu ilk başta rüya olarak anımsadığını, hatırladığı kadarıyla yatağına girip cinsel olarak kendisine yaklaştığını ve bağıracağını anlayınca ağzını kapattığını, daha sonra sanığın su getirdiğini, kendisinin bu suyu içtiğini ve tahminince mutfağa gidip bıçak aldığını, bıçağı sanığın da koymuş olabileceğini, emin olmadığını, o an uykulu olduğunu, her şeyi yerine koydukça böyle bir şeyin olabildiğinden şüphelendiğini, sanığın göğüslerini ellediğini, arka bölgesine cinsel organıyla temas ettiğini, ön bölgesine eli ile dokunduğunu söylediğini, kendisinin de böyle olduğunu düşündüğünü, o sırada uyandığını ve sanığın ağzını kapattığını, kıyafetlerinin üzerinde bulunduğunu, sanığın dokunmalarının kıyafetleri üzerinden olduğunu, bu durumun rüya olduğunu düşündüğünü, sanığın mesajları atması üzerine gerçeği öğrendiğini, kafasında her şeyin oturduğunu, 10 Eylül’de sanıkla mesajlaştıklarını, normal bir şekilde konuşurken sanığın "O geceyi hatırlıyor musun?" diye sorduğunu, ne olduğunu sorunca da, "Sana dokundum." gibi sözler söylediğini, sanığı engellediğini, bu durumu ailesinden sakladığını, annesinin sonradan bu durumu öğrenmesi üzerine kendisine "Böyle bir şey var mı?" diye sorduğunu, ailesinin konuyu bu şekilde öğrendiğini, bu zamana kadar sanıkla aralarında ağabey-kardeş ilişkisi olduğunu, cinsel istismar olayının 2017 yılının Kasım-Aralık ayları civarında olduğunu, zamanını tam olarak hatırlamadığını, sanığın göğüs bölgesini ellediğini ve arka bölgesine sanığın ön bölgesiyle dokunduğunu hatırladığını, o gece sanığın alkollü olduğunu, kendisinin bir şey kullanmadığını, sanıktan şikâyetçi olduğunu, Kovuşturma evresinde ek olarak; sanığın 10 Eylül'de kendisine telefondan mesaj atması üzerine taşların yerine oturduğunu, düşündüğünde o gece sanığın elini vücudunda hissettiğini, hayal meyal göğüs bölgesinde ve kalça kısmında gezindiğini hatırladığını, olayı ablasına anlattığını, ablasının da "Aramızda çözelim ..., kimseye söyleme, adın kirlenmesin, sonuçta ne olur ne olmaz." dediğini, sanığın eşi tanık ... yüzünden bu olayı herkesin öğrendiğini, daha sonra da şikâyetçi olduklarını, Katılan ...; diğer katılan ...’nın öz kızı olduğunu, kızının 2018 yılının yaz aylarında eşinin halası olan ... isimli şahıslara kalmaya gittiğini, gece kızının uyuduğu sırada bu kişinin oğlu olan sanığın yanına gelerek kızının cinsel bölgelerine dokunduğunu öğrendiğini, kızının bu olayı tam olarak hatırlamadığını söylediğini, olayı sanığın eşi olan tanık ...’nın eşine mesaj atması üzerine öğrendiğini, bu olayı kimsenin duymasını istemediklerinden ve kızının psikolojik anlamda etkileneceğini düşündüklerinden direkt polise gidemediklerini, ancak üç hafta sonra müracaat ettiklerini, olay nedeniyle sanıktan şikâyetçi olduğunu, Tanık ...; yaklaşık 9 yıldır sanık ile evli olduğunu, katılan ...'nın kayınvalidesinin yeğeni olduğunu, 2017 yılı içerisinde ikametlerine sık sık geldiğini, katılan ...’nın sanık ile evde yalnız kalmadığını, kayınvalidesi ile birlikte oturdukları için mutlaka evde birilerinin olduğunu, o dönem eşi olan sanığın kullandığı 0542 *** ** 89 numaralı cep telefonu faturasını detaylı olarak incelediğinde katılan ...'nın kullandığı cep telefonu ile 3-4 defa mesajlaşmalarının olduğunu gördüğünü, ancak detayını bilmediğini, bir gün sonra katılan ...'yı arayarak bu mesajlaşmaları sorduğunu, katılan ...’nın da kendisine "... abi ile ikimiz arasında." şeklinde cevap verdiğini, ısrar edince sanık ile olan mesajlaşmalarının ekran görüntülerini gönderdiğini, hatırladığı kadarıyla sanığın katılan ...'ya sarkıntılık içerikli mesajlarının olduğunu gördüğünü, fenalaştığı için tamamını okuyamadığını, sonra katılan ... ile aralarında hakaretleşmelerin yaşandığını, mesajları okuduktan sonra telefonundan sildiğini, olayın olduğunun iddia edildiği gün dahil evlendiklerinden bu yana kayınvalidesinin evinde beş kişi birlikte yaşamakta olduklarını, sanığın her gün alkol alıp eve alkollü olarak geldiğini, alkol problemi olduğunu, sanık eve gelmeden uyumadığını, onu beklediğini, eşi uyuduktan sonra uyuduğunu, kayınvalidesinin de uyku problemi olduğu için geceleri uyuyamadığını, böyle bir olayın olmasının mümkün olmadığını, 9 Eylül günü Beşiktaş’ın maçı olduğunu, sanığın abisi ve yeğenleri ile birlikte maç izleyip alkol aldığını, yaklaşık 36 saat boyunca alkol kullandığı için mesajları bilinçsizce attığını düşündüğünü, İfade etmişlerdir. Sanık aşamalarda; katılan ...'nın dayısı olan ... isimli şahsın torunu olduğunu, katılan ... ile akrabalarının bulunduğu ortamlarda bazen karşılaştıklarını ama hiçbir zaman baş başa kalmadıklarını, katılan ...’nın iddia ettiği gibi cinsel istismarda bulunmadığını, iddiaya konu evde annesi, babası, eşi ve çocuğuyla birlikte beş kişi ikamet ettiklerini, her gün alkol kullanmakta olduğunu, 2018 yılının Ağustos ayı içerisinde de uyuşturucu madde ve alkol kullandığını, bundan dolayı sızdığını, uyanıp telefonunu kontrol ettiğinde katılan ...'ya mesajlar attığını görünce bu mesajları okumadan sildiğini, hemen telefonla mesaj atarak katılan ...'dan özür dilediğini, bu yazdıklarının gerçekte olmadığını yazdığını, katılan ...’nın da "Evet haklısın abi." dediğini, özür mesajlarından sonra katılan ... ile hiçbir zaman karşılaşmadığını, katılan ...’nın, eşi tanık ...’ya mesajlara ait ekran görüntülerini göndermesi üzerine tanık ...’nın da evi terk ettiğini, daha sonra katılan ...'ya cinsel istismarda bulunmadığına inanarak tanık ...’nın eve döndüğünü, katılan ...’ya gönderilen mesajları yazdığını kabul ettiğini, ancak öncesinde de belirttiği gibi bu mesajları yollarken aşırı alkollü olduğu için ne yazdığını hatırlamadığını, yazdıklarından pişman olduğunu, yaptığı iddia edilen eylemin mesajlaşmadan yaklaşık bir yıl öncesinde yaşandığının belirtildiğini, ancak bu süreçte katılan ...’nın yine ikametlerine gelip kalmaya devam ettiğini, 2018 yılının yaz aylarında Bodrum ilçesinde çalışmakta olduğunu, suçlamaları kabul etmediğini savunmuştur. IV. GEREKÇE Anayasa’nın 138/1. ve CMK’nın 217/1. maddeleri ile Anayasa’nın 38. ve AİHS'nin 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen Ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir. Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü; hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir. Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Her türlü delil aracı, kural olarak kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk belirler. Nitekim, Anayasa’nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa’nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne zaman ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda ret olunabileceği, çelişme yönteminin nasıl hayata geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir (Feyzioğlu, Syf. 357). Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkanı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma: "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey aynı düşünceyi; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Feridun Yenisey, İstinafta Maddi Ve Hukuki Mesele Denetimi, Dr. Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, s. 1282) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır. Ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında toplayabileceğimiz temel prensiplere göre; a) Her şeyin kanıt olabileceği (hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş), b) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği, (hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği), d) Kanıt ileri sürmede zaman kısıtlaması olamayacağı, e) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği, (vicdani kanaat) ceza yargılamasının temel ilkeleridir. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ilke ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır (YCGK, 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı). Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmına gözetilip diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimale sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı). Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Katılan ...’nın, akrabası olan sanığın da yaşadığı evde yatılı olarak kaldığı bir gece uyuduğu sırada sanık tarafından cinsel bölgelerine dokunulmak suretiyle istismar edildiği kabul olunan olayda; Sanıkla aralarında sanığa iftira atmasını gerektiren bir husumet bulunmayan katılan ...'nın, uyurken gerçekleşmesi nedeniyle öncesinde rüya gördüğünü düşünmesine rağmen 10.09.2018 tarihinde sanıkla mesajlaştıktan sonra olayı hatırlayarak şikâyetçi olup aşamalarda istikrarlı ve tutarlı şekilde sanığın suça konu eylemi gerçekleştirdiğini belirtmesi, eylemin oluşunu aynı biçimde anlatması, dosya içerisine sunulan sanık ... katılan ... arasındaki mesajlaşma içeriklerinin de katılan ...'nın anlatımlarını doğrulaması hususları bir bütün olarak dikkate alındığında; sanığın, gerçekte böyle bir olay yaşanmadığına, mesajları alkol ve uyuşturucu madde etkisi altında attığına ve ne yazdığını hatırlamadığına dair suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmediği, bu suretle çocuğun basit cinsel istismarı suçunu işlediğinin sabit olduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme gerekçesinin isabetli olduğuna ve uygulamanın denetlenmesi için dosyanın Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu üyesi; eyleminin sabit olmaması nedeniyle sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün isabetli olmadığı görüşüyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle, 1-İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.10.2020 tarihli ve 165-368 sayılı, sanığa isnat edilen çocuğun basit cinsel istismarı suçunun sabit olduğuna ilişkin direnme gerekçesinin İSABETLİ OLDUĞUNA, 2- Dosyanın, uygulamanın denetlenmesi amacıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.04.2025 tarihli müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla