İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2023/188 Karar: 2025/481 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2023/188 K.2025/481

Ceza Genel Kurulu 2023/188 E. , 2025/481 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 419-1332 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın kasten öldürme suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-e maddesi gereğince beraatine ilişkin İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesince ver

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2023/188 E. , 2025/481 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 419-1332 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın kasten öldürme suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-e maddesi gereğince beraatine ilişkin İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesince ver

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2023/188 E. , 2025/481 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 419-1332 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın kasten öldürme suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-e maddesi gereğince beraatine ilişkin İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 15.10.2019 tarihli ve 235-412 sayılı hükmün, katılanlar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda 04.10.2021 tarih ve 419-1332 sayı ile; 5271 sayılı CMK'nın 280/2. maddesi uyarınca beraat hükmünün kaldırılmasına ve sanığın kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 81/1, 53... . maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba, bu hükmünde sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 06.06.2022 tarih, 1180-4482 sayı ve oy çokluğu ile temyiz itirazlarının esastan reddiyle hükmün onanmasına karar verilmiştir. Daire Üyeleri ... ve ... ...; sanık hakkında beraat hükmü verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 15.09.2022 tarih ve 145847 sayı ile; "...Sanığın savunmasının aksine atılı suçu işlediğine dair aleyhine cezalandırılmasına yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil mevcut olmadığından, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince, maktule yönelik kasten öldürme suçundan beraatine karar verilmesi gerektiği," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 22.02.2023 tarih, 8823-578 sayı ve oy çokluğuyla itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen kasten öldürme suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Nüfus kayıtlarından; ölen ...’nın 47 yaşında, sanık ...’ın ise 55 yaşında oldukları, her ikisinin de bekâr olduğu, ölenin 6 yaşındayken babasını, 23 yaşındayken de annesini kaybettiği, Olay yeri inceleme raporundan; olayın İstanbul ili, Beyoğlu ilçesi, ... Sokak’ta meydana geldiği, ölenin 5 katlı binanın 4. katında ikamet ettiği, daireye girildiğinde mutfaktaki ocağın yanar durumda, üzerindeki çaydanlığın suyunun da kaynayarak tükenmiş olduğu, eviye içinde kırılmış bir bardak bulunduğu, yatak odasının dağınık olduğu, yerde kırık porselen parçaları, dağılmış kuru üzüm taneleri bulunduğu, yatak odasındaki koltuk üzerinde ölene ait açık hâlde bir cep telefonu olduğu, etrafta boş içki şişelerinin bulunduğu, salonda sokağa bakan pencerenin 62... cm boyutlarında olduğu, pencerede zorlama izi olmadığı, pencere alt kısmının salon zemininden 68 cm, sokaktan ise 11,14 metre yüksekte olduğu, pencere dış kısmında ve mermer yüzeyde sürtünme ve temas izleri bulunduğu, salondaki koltuğun önünde kan lekeleri olan bej renkli bir pantolon olduğu, televizyonun kapalı, kül tablası içerisinde ise 5 adet izmarit olduğu, salondaki dolap üzerinde T60 ibareli cep telefonu bulunduğu, Olay yerinde icra edilen keşif sonrası düzenlenen 05.12.2018 tarihli bilirkişi raporundan; kamera kayıtları analiz edildiğinde, kadraj sınırları içerisinde düşüş hareketinin son yarısında ölenin yüzü dışarı bakar vaziyette olduğu, yere önce ayaklarının temas ettiği, ölenin zemine çivileme tabir edilen düşüşle çarptığı, penceredeki parmak izlerinin ölen tarafından oluşturulduğunun kabulü hâlinde, ölenin pencerenin mermer yüzeyine basarak ve yüzü yola bakacak şekildeyken aşağı düştüğü, Çaylak Sokak yönünden ve ... Market yanından bakan bir kimsenin ölenin düştüğü pencereyi görebileceği, ölenin saniyede 15 metre (saatte 54 km) hızla yere çarptığı, keşif sonucu ulaşılan tespitlerin ölenin intihar etmek için aşağıya mı atladığı, yoksa pencereden itilerek mi öldürüldüğü yönünde kesin ayrım yapılmasına olanak vermediği, 64 cm genişliğindeki gayet dar pencereden bir kişinin isteği dışında arkadan itilmek suretiyle atılmasının zor olduğunun değerlendirildiği, yine ölenin yüzü dışarı bakar vaziyette pencere önündeki mermere oturmuş olsa dahi rızası dışında itilerek düşürülmesinin oldukça güç olduğunun mütalaa edildiği, 27.07.2017 tarihli otopsi raporundan; 152 cm boyunda, 55 kg ağırlığında ve 50 yaşlarındaki kadın cesedinde, boyunda, her iki el ve kolda, bacaklarda; sarı - kahverengi, mavi – yeşil, mor - yeşil renkli çok sayıda ekimozlar bulunduğu, ölenin kanında 277 mg/dl, göz sıvısında ise 265 mg/dl etanol bulunduğu, kanda 52,4 ng/ml Ketiapin tespit edildiği, kişinin ölümünün genel beden travmasına bağlı ekstremite ve çoklu kot kırıkları ile birlikte beyin kanaması, iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama, pnömotoraks sonucu meydana geldiği, Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulunca hazırlanan 22.01.2018 tarihli karardan; ... ilaç etkin maddesinin, bipolar bozukluktaki majör depresif atakların tedavisinde kullanıldığı, ölenin kanında saptanan 52,4 ng/ml ...’in tedavi edici düzeyde olduğu, sorulduğu üzere intihara yol açan etkisinin bulunmadığı, düşük konsantrasyondan itibaren alkol düzeyinin artışı ile paralel olarak artan derecelerde ve 200 mg/dl üstündeki değerlerde de bariz hâle gelen gevşeme, dikkat azalması, cesaretlenme, çevresel uyaranların algılanmasında yavaşlama, göz ve beyin arasındaki iletişim sürecinde uzama, algılanan çevresel uyarıların beyinde işlenmiş veriler hâline dönüşmesinde gecikme, dolayısıyla uyaranlara karşı reaksiyon zamanında uzama, beyinciğin etkilenmesi suretiyle denge ve koordinasyonun olumsuz yönde etkilenmesi, ani karar verebilme, uykuya meyil gibi belirtilerin oluştuğu, kişinin risk alma eğiliminin arttığının bilindiği, ölenin kanında saptanan 52,4 ng/ml ...'in, alkolün bu etkilerini arttıracağının mütalaa edildiği, 11.07.2017 tarihli uzmanlık raporundan; olay yerinde zeminden alınan kan örnekleri ile evde bulunan bira şişelerinden alınan svaplardaki genotip özelliklerin maktule ait genotip özellikler ile uyumlu olduğu, olay yerinde bulunan sanığa ait pantolondaki kan lekeleri ile beş adet izmaritten elde edilen genotip özelliklerin ise sanığın genotip özellikleri ile uyumlu olduğu, Gümüşsuyu Acil Polikliniğince 04.05.2017 tarihinde saat 03.11’de düzenlenen adli rapordan; sanığın koklamakla ve hareket gözlemi ile alkollü olduğu, şahsın oryantasyon ve kooperasyonunun sınırlı olduğu, yapılan fizik muayenesinde vücudunda yeni gelişen darp cebir izine rastlanılmadığı, Ölene ait telefonda yapılan inceleme sonrası düzenlenen bilirkişi raporundan; telefonda "..." olarak kayıtlı bir şahıstan olaydan hemen önce saat 01. 38... .39’da ölene; "... özür dilerim.", "Çok değiştim.", "Benimle evlenir misin?" şeklinde üç adet mesaj gönderildiği, yine ölenin kullandığı Facebook uygulamasındaki hesabına 03.05.2017 tarihinde sanık tarafından "Darıldın mı gülüm bana" şarkısına ait Youtube bağlantısı gönderildiği, sanığa ait telefonun ise bilirkişice açılamadığı, Ölenin olay gecesi, Facebook uygulaması üzerinden "Merhametten maraz doğar, ... kadınlara şiddet uygular." şeklinde bir mesaj paylaştığı, Sanık müdafii tarafından dosyaya sunulan 26.07.2017 tarihli dilekçenin ekinde, ölene ait olduğu belirtilen Twitter hesabından 17.12.2015 tarihinde "Duygusal boşluktayım, pencereyi kapat düşebilirim." içerikli bir mesaj paylaşıldığına ilişkin ekran görüntüsü bulunduğu, Anlaşılmaktadır. Soruşturma aşamasında öldüğü için kovuşturma aşamasında dinlenemeyen ..., olaydan bir saat sonra kollukta bilgi sahibi sıfatıyla; olay yerine yakın bir bilgisayar teknik servisinde çalıştığını, saat 02.00 sıralarında eve gitmek için iş yerinden çıktığını, ... Sokak’tan Çaylak Sokak’a döneceği esnada karşısına sekiz - on yaşlarında bir çocuğun çıktığını, çocuğun olayın meydana geldiği 17 numaralı binanın üst katlarına doğru baktığını, kendisinin de bu yöne baktığında binanın en üst katının bir alt katındaki camda, bir kadının bağırdığını gördüğünü, ancak kadının ne dediğini anlayamadığını, kadının bağırışlarının ardından arkasında bulunan iki elin kadını aşağı ittiğini, kadının iki ayağının üzerine yere çakıldığını, çocuğun korkarak kaçtığını, kadın aşağı düştükten sonra yaşlı bir adamın kadının düştüğü pencereden aşağı baktığını, polisi ve ambulansı arayarak durumu haber verdiğini ve olay yerinde beklemeye başladığını, camdan bakan yaşlı adamın aşağı indiğini, adamın çok sarhoş olduğunu ve hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi davrandığını, mahallelinin bu şahsı tuttuğunu, Tanık ... aşamalarda benzer şekilde; olayın meydana geldiği yerin karşısında yaklaşık beş yıldır market işlettiğini, olay gecesi de markette çalıştığı esnada "Pat!" diye şiddetli bir ses duyması üzerine dışarı çıktığını, öleni yerde yatarken gördüğünü, pencereden aşağı bakan ya da elini uzatan birini görmediğini, olay yerinde kısa boylu Suriyeli bir çocuk olduğunu, bu çocuğun bir şeyler söylediğini ancak Arapça bilmediği için çocuğun anlattıklarını anlamadığını, ölen ile sanığı kendisinden alışveriş yapmaları nedeniyle tanıdığını, hiçbir zaman kavga ettiklerine, tartıştıklarına tanık olmadığını, ölenin daha evvel pencereden atlayarak intihar etmeye çalıştığına da şahit olmadığını, çevreden böyle bir şey de işitmediğini, ölenin düşmesinden sonra etrafın kalabalıklaştığını, sanığın bir süre sonra olay yerine geldiğini, yalpalayarak yürümesinden, dengesini zor sağlamasından ve genel hâlinden sanığın sarhoş olduğunu anladığını, marketin üst katında kafe işleten ... isimli şahıstan ölen ... sanığın çok içki içtiklerini, zaman zaman yüksek sesle konuşup gürültü yaptıklarını işittiğini ancak kendisinin bizzat böyle bir duruma tanık olmadığını, ölenin yere düşme sesinden evvel herhangi bir yardım çığlığı yahut bağırma sesi, kavga gürültüsü işitmediğini, Tanık ... aşamalarda benzer şekilde; ölenin üst katında oturan tanık ... ile arkadaş olduğunu, bu vesile ile ölenle de tanıştığını, olay gecesi saat 02.00 sırlarında ölenin Facebook sayfasında "Merhametten maraz doğar, ... kadınlara şiddet uygular." içerikli mesajı görünce ölene "Hocam iyi misiniz, ben size yakınım." içerikli bir mesaj gönderdiğini ancak cevap alamadığını, 15 dakika sonra ...’nın kendisini arayıp "Apartmanın önünde ambulans var yakınsan gelebilir misin?" diyerek kendisini olayın meydana geldiği yere çağırdığını, Tanık ... aşamalarda benzer şekilde; sanık ... ölenin birlikte yaşadıkları dairenin üst katında yaklaşık iki yıldır yalnız başına ikamet ettiğini, ölen gibi öğretmen olduğunu, olay gecesi eve geldiğini, çok yorgun olduğu için saat 20.00 sularında yatıp uyuduğunu, annesinin saat 23.00 sıralarında telefonla araması üzerine uyanıp annesi ile görüştüğünü, bu esnada alt daireden herhangi bir kavga veya münakaşa gürültüsü işitmediğini, annesiyle görüştükten sonra tekrar yatıp uyuduğunu, gece saat 02.00 sıralarında apartman boşluğundan gelen birtakım sesler üzerine uyandığını, öleni telefonla aradığını, ardından arkadaşı tanık ...’a mesaj attığını, ambulans geldiğini görünce aşağı indiğini, sanığı binanın önünde gördüğünü, sanığın çok alkollü olduğunu, alkolden dolayı gözlerinin kaymış olduğunu, ölenin düşme anını görmediğini, 2017 yılında ölenin bir kez kendisinin evinde kaldığını, yanında kaldığı o gece ölenin çok sarhoş ve gergin olduğunu, hâlinden bir tartışma yaşandığını anladığını, sabah olunca uyanan ölenin okula gittiğini, gerek sanık, gerekse de ölenin hemen her akşam rakı ve bira gibi içki içtiklerini ölenden işittiğini, antidepresan benzeri bir ilaç içtiklerini de evlerine uğradığında gördüğünü, ölenin özel hayatı ile ilgili konuşan bir insan olmadığını, sanıkla sorunları olduğuna ya da aralarında kavga ve tartışma yaşadıklarına ilişkin kendisine bir şey söylemediğini, ölenin olaydan önce de pencerenin önüne oturarak aşağıya atlama girişiminde bulunduğu yönünde bir şey duymadığını, sanığın öleni darbettiğine tanık olmadığını, ölenin de kendisine bu konuda bir şey anlatmadığını, İfade etmişlerdir. Sanık kollukta susma hakkını kullanmak istediğini, Cumhuriyet Başsavcılığında; ölen ile arkadaş olduklarını, 17 yıldır aynı evi paylaştıklarını, olay akşamı ölenle okul çıkışı buluştuklarını, birlikte yemek yediklerini, içki içtiklerini, saat 24.00 sıralarında ... isimli uyku ilacını içip yattığını, ölenin ise yatmadığını ve içki içmeye devam ettiğini, kendisini uyandırması üzerine bir tamirat meselesi yüzünden ölenle tartıştıklarını, aldığı alkol ve uyku ilacının tesiriyle tartışmayı net hatırlamadığını, ölenin kendisini kızdırmak için pencere pervazına oturduğunu, ardından dengesini yitirerek aşağıya düştüğünü, ölenin intihara meyilli bir kişi olmadığını, ölenin düşmesinden sonra kendisinin de aşağı indiğini, "Ambulans!" diye bağırdığını, etrafın kalabalıklaştığını, olay yerine gelen ambulansa kendisini almadıklarını, (...’un ifadesi okunup sorulduktan sonra) ölen pervaza oturunca kendisini oradan almak için hamle yaptığını, ancak yakalayamadığını, ölen düştükten sonra camdan aşağıya bakıp bakmadığını hatırlamadığını, olay sırasında evde yalnız olduklarını, ölenle tartışmalarını üst kat komşuları tanık ...’nın duymuş olabileceğini, ölen atladıktan sonra kendisinin aşağıya indiğini ancak gözaltına alındığını, öleni itmediğini, kurtarmaya çalıştığını, maddi ve manevi olarak tükenmiş durumda olduğunu, suçlamayı kabul etmediğini, Sorguda; aleyhine ifade veren tanığın beyanını kabul etmediğini, ölenle tartıştığını ancak kendisine şiddet uygulamadığını, ölenin düşmesine engel olmaya çalıştığını, tanıkların kendisini öleni tutmaya çalışırken görmüş olabileceklerini, Mahkemede; vaktiyle kitap alıp sattığını, sonradan dükkânını kapatıp evde çalışmaya ve editörlük yapmaya başladığını, ölenle on sekiz yıldır birlikte karı koca hayatı yaşadıklarını, son on yıldır da olayın meydana geldiği yerde birlikte ikamet ettiklerini, ölenin altı aydır öfke nöbetleri geçirdiğini, gerek kendisinin gerek ölenin alkole düşkün olduklarını, bundan kurtulmak için iki yıldır Seroquel isimli ilacı reçetesiz olarak eczaneden alıp kullandıklarını, olay günü ölenin okuldan çıkarak eve geldiğini, kendisinin bu sırada evde olduğunu, ölenin sinirli bir şekilde eve geldiğini, neye sinirlendiğini bilmediğini, yakınlarda inşaat çalışması olduğu için gürültüden uzaklaşmak maksadıyla saat 19.00 sıralarında Cihangir’deki bir parka gittiklerini, bir süre burada vakit geçirdiklerini, inşaattaki çalışma bittikten sonra eve döndüklerini, evde yemek yiyip rakı içtiklerini, saat 24.00 sıralarında ilacını içip yattığını ve uyuduğunu, bir süre sonra ölenin bağırtı sesleri üzerine uyandığını, öleni salonun penceresinin pervazına, yüzü eve dönük şekilde otururken gördüğünü, yanına giderek öleni tutmaya çalıştığını, ölenin kendisini ittiğini ardından aşağı baktığını, kendisi de aşağı baktığında 2-3 kişinin ölen ile kendilerini seyrettiklerini gördüğünü, bu kişilere gitmelerini, ölenin dikkatini dağıttıklarını söylediğini, uğraşmasına karşın öleni içeri çekemediğini, yardım istemek maksadıyla üst kat komşuları tanık ...’ya durumu haber vermek istediğini, ölenin evvelden de iki kez aynı şekilde pencere pervazına oturduğunu ancak o zaman öleni güçlükle de olsa eve sokabildiğini, hatta son seferinde ölen çok sarhoş olduğu için ...’nın evinde kalmasını istediğini, işte bu maksatla öleni pervazda bırakıp ...’nın dairesine yöneldiğini, o sırada bir ses işittiğini, dönüp pencereye baktığında öleni camda göremediğini, pencereye gidip aşağı baktığında öleni sokak zemininde yatarken gördüğünü, üzerindeki eşofmanı çıkarıp günlük giysilerini giyerek aşağı indiğini, kendisinin ambulans çağırmadığını, olay yerinde toplananların çağırdığı ambulansın bir süre sonra geldiğini, toplanan kalabalığın kendisini darbettiklerini, öleni aşağı itmediğini, aksine içeri çekmeye çalıştığını, ancak ölenin kendisini ittiği için başarılı olamadığını, yatmadan önce ölen ile aralarında tartışma yaşanmadığını, birbirlerine bardak, tabak savurmadıklarını, gece yarısından sonra ölenin bağırması ile uyandığında da evde kırılmış tabak, bardak görmediğini, var ise de hatırlamadığını, olaydan sonra sol elinin üzerinde bir çizik olduğunu gördüğünü, ölenin kendisini eliyle itmiş olabileceğini, (Ölenin telefonundaki incelemeden sonra düzenlenen raporların kendisine okunup sorulması üzerine) "Merhametten maraz doğar, ... kadınlara şiddet uygular" şeklindeki mesajı ölenin olaydan iki ay kadar önce de yazdığını, akraba ve arkadaşlarının telaşlanacağını söylemesi üzerine ölenin bu mesajı o zaman kaldırdığını, olay gecesi ölene evlenme teklifi içeren mesajlar gönderen ... isimli şahsı ölenin akrabası olarak bildiğini, ...’in olay gecesi ölene gönderdiği mesajları görmediğini, mesajlardan haberdar olmadığı için, ölenle kıskançlıktan kaynaklanan bir tartışma da yaşamadıklarını, pantolonunda tespit edilen kanın nasıl bulaştığını bilmediğini, suçsuz olduğunu, Savunmuştur. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Doktrinde Uyuşmazlık Konularına İlişkin Görüşler Anayasa’nın 138/1. ve CMK’nın 217/1. maddeleri ile Anayasa’nın 38. ve İHAS’ın 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen Ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir. Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü; hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir. Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Her türlü delil aracı, kural olarak kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk belirler. Nitekim, Anayasa’nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa’nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne zaman ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda ret olunabileceği, çelişme yönteminin nasıl hayata geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir (Feyzioğlu, s. 357). Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkanı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma; "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey aynı düşünceyi; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Feridun Yenisey, İstinafta Maddi ve Hukuki Mesele Denetimi, Dr. Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, s. 1282) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır. Ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında toplayabileceğimiz temel prensiplere göre; a) Her şeyin kanıt olabileceği (hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş), b) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği, (hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği), d) Kanıt ileri sürmede zaman kısıtlaması olamayacağı, e) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği, (vicdani kanaat) ceza yargılamasının temel ilkeleridir. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ilke ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır (YCGK, 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı). Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrin ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmının gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı). Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. B. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme Maktulün 47 yaşında olduğu ve ilkokul öğretmeni olarak görev yaptığı, edebiyatla uğraştığını son zamanlarda sahaflık yaptığını söyleyen 55 yaşındaki sanık ile ölenin yaklaşık 17 yıldır birlikte yaşadıkları, olay günü saat 02.00 sıralarında maktulün İstanbul ili Beyoğlu ilçesinde ikamet ettiği apartmanın 4. katındaki dairesinin penceresinden düşerek hayatını kaybettiği, otopsi raporunda 152 cm boyunda, 55 kg ağırlığındaki ölenin bedeninde kahverengi- sarı, mavi- mor- yeşil renkli çok sayıda ekimoz bulunduğu, ölenin kanında 227 mg/dl etanol ve 52,4 ng/ml Ketiapin maddesi tespit edildiği, ölümün genel beden travmasına bağlı, ekstremite, çoklu kot kırıkları ile birlikte beyin kanaması ve iç organ yaralanması ile gelişen iç kanama ve pnömotoraks sonucu meydana geldiğinin bildirildiği, ölenin telefonuna saat 01. 38... .39’da ... isimli kişi tarafından "... özür dilerim.", "Çok değiştim.", "Benimle evlenir misin?" şeklinde üç mesaj gönderildiği, bu mesajlardan kısa süre sonra saat 02.00 sıralarında ölenin sosyal paylaşım sitesindeki sayfasında "Merhametten maraz doğar, ... kadınlara şiddet uygular." şeklinde bir mesaj yayınladığı, olay yeri inceleme raporunda sanıkla ölenin birlikte yaşadıkları dairede etrafa saçılmış makyaj malzemeleri, kırık kase parçaları, eviyede kırık bir bardak ile yere dağılmış kuru üzüm tanelerinin bulunduğunun belirtildiği, 62... cm boyutlarındaki pencerenin alt kısmının salon zemininden 68 cm, sokaktan ise 11,14 metre yükseklikte olduğu, keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda pencere pervazındaki parmak izlerinin ölen tarafından oluşturulduğunun kabulü hâlinde, ölenin pencerenin mermer yüzeyine basarak ve yüzü yola bakacak şekilde iken aşağı düştüğü, gayet dar pencereden bir kişinin isteği dışında arkadan itilmek suretiyle atılmasının zor olduğu değerlendirmesine yer verildiği, Adli Tıp 5. İhtisas Kurulunca hazırlanan mütalaada; ... ilaç etkin maddesinin, bipolar bozukluktaki majör depresif atakların tedavisinde kullanıldığı, kanda 200 mg/dl üstündeki değerlerde alkol bulunmasının daha bariz hâle gelen gevşeme, dikkat azalması, cesaretlenme, çevresel uyaranların algılanmasında yavaşlama, göz ve beyin arasındaki iletişim sürecinde uzama, denge ve koordinasyonun olumsuz yönde etkilenmesi, ani karar verebilme gibi belirtilerin oluştuğu, kişinin risk alma eğiliminin arttığının bildirildiği, kolluk tarafından bilgi sahibi sıfatıyla dinlenen ancak soruşturma aşamasında öldüğü için kovuşturma aşamasında dinlenemeyen ...’un, olaydan bir saat sonra kollukta; olay gecesi iş çıkışı olayın meydana geldiği binanın önünden geçerken binanın en üst katının bir alt katındaki camda, bir kadının bağırdığını gördüğünü, kadının bağrışlarının ardından arkasında bulunan iki elin kadını aşağı ittiğini, kadının iki ayağının üzerine yere çakıldığını, kadın aşağı düştükten sonra yaşlı bir adamın kadının düştüğü pencereden aşağı baktığını, camdan bakan yaşlı adamın bir süre sonra aşağı indiğini, adamın çok sarhoş olduğunu ve hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi davrandığı yönünde beyanda bulunduğu, tanık olarak dinlenen üst kat komşusu ... ile karşı binada market işleten ...'un, ölenin olaydan önceki günlerde pencerenin pervazına oturarak intihar etmeye çalıştığına ilişkin bir duyumlarının olmadığını ifade ettikleri, sanığın ise ölenin daha önce de bu şekilde iki kez intihara teşebbüs ettiğini, olay gecesi camdan atlayarak intihar ettiğini, kendisine engel olmak istediğini ancak ölenin kendisini ittiğini, ölene gelen evlenme teklifi içeren mesajdan, evdeki dağınıklıktan, kırılan eşyalardan ve kendi pantolunundaki kandan haberinin olmadığını, suçsuz olduğunu savunduğu anlaşılan dosyada; Maktul ile sanığın birlikte yaşadıkları apartman dairesinde, olaydan hemen sonra etrafa saçılmış gıda ve eşyalar, kırık cam bardak ve tabaklar ile sanığın olaydan sonra çıkardığı kan lekeli pantolon bulunması, maktulün bedeninde yeni oluşmuş ve birkaç gün önce meydana getirilmiş çok sayıda ekimoz tespit edilmesi, maktulün olaydan hemen önce bir sosyal paylaşım sitesinde "Merhametten maraz doğar, ... kadınlara şiddet uygular." şeklinde bir mesaj yayınlaması, soruşturma aşamasında bilgi sahibi sıfatıyla beyanı tespit edilen ...'un, binanın en üst katının bir alt katındaki camda, bir kadının bağırdığını gördüğü, kadının bağırışlarının ardından arkasında bulunan iki elin kadını aşağı ittiği, kadının iki ayağının üzerine yere çakıldığı, kadın aşağı düştükten sonra yaşlı bir adamın kadının düştüğü pencereden aşağı baktığı şeklindeki anlatımı, bu anlatımın pencereden maktulün düşme anını içermemekle birlikte olayın meydana geldiği binanın önüne ilişkin görüntüler içeren ve dosyada bulunan görüntü kayıtları ile örtüşmesi, sanığın savunmasının aksine maktulün yüzü salona değil fakat yüzü sokağa dönük şekilde düştüğüne ilişkin bilirkişi tespitleri ve görüntü kayıtları, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik, aşamalarda önemli değişiklikler gösteren ve tanıklar ... ile ...'un beyanları ile de çelişen savunmalarına itibar edilemeyeceği, ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi gereğince hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş her şeyin kanıt olabileceği hususları birlikte gözetildiğine, alkollü olan sanığın olay gecesi tartıştığı maktulü dördüncü kattaki dairelerinin penceresinden aşağı iterek kasten öldürdüğü, bu şekilde sanığa isnat olunan kasten öldürme suçunun sabit olduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu ...; "Gerekçe bölümünde ayrıntılarına yer verilen açıklamalar doğrultusunda oluşturulduğu değerlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca ileri sürülen nedenlerin yerinde olduğu ve özellikle tanık dinleme yetkisi olmayan kolluğun, bilgi sahibi sıfatıyla ifadesine başvurduğu E.K.'nın beyanına ilişkin tutanağa, belirleyici delil anlamı da yüklenen 'tanık ifadesi' değeri verilemeyeceği anlaşılmakla; in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığa isnat edilen kasten öldürme suçunun sabit olmadığını düşündüğümden Sayın Çoğunluğun görüşüne muhalifim.", Çoğunluk görüşüne katılmayan on Ceza Genel Kurulu Üyesi de; sanığa isnat edilen suçun sabit olmadığı düşüncesiyle, Karşı oy kullanmışlardır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.10.2025 tarihinde yapılan birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 19.11.2025 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla