İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2023/293 Karar: 2025/164 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2023/293 K.2025/164

Ceza Genel Kurulu 2023/293 E. , 2025/164 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 12. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Ceza SAYISI : 406-1083 I. HUKUKÎ SÜREÇ Taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan sanığın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine ilişkin Ankara 21. Asli

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2023/293 E. , 2025/164 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 12. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Ceza SAYISI : 406-1083 I. HUKUKÎ SÜREÇ Taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan sanığın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine ilişkin Ankara 21. Asli

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2023/293 E. , 2025/164 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 12. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Ceza SAYISI : 406-1083 I. HUKUKÎ SÜREÇ Taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan sanığın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine ilişkin Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 30.12.2015 tarihli ve 572-1014 sayılı hükmün, katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 10.02.2022 tarih, 3598-937 sayı ve oy çokluğu ile; "Sanığın aşamalardaki ifadelerinde olayı ve aracı kimin kullandığını hatırlamadığını beyan ettiği, sanığın geçici adli raporunda hayati tehlikesi olduğu, beyin cerrahi yoğun bakıma yatırıldığının belirtilmekte ise de, sanığın ilk savunmasının olaydan üç gün sonra polis merkezinde alınmış olduğu, tanık ...’ın beyanına göre ölen ...’ın aracın arka sağ yolcu koltuğu tarafında bulunduğu, İtfaiye Daire Başkanlığı’nın 28.03.2014 tarihli ek rapor başlıklı yazısına göre sanık ...’nin aracın şoför mahallinden ayırıcı ve kesici kullanılarak çıkarıldığının belirtildiği, tanık ... ve tanık ...’in kovuşturmadaki beyanlarında '...Araç ters döndüğü için şahsın yüzü koyun yatar vaziyette olduğunu, ayakları pedal kısmında kolu tavan ile yer arasında sıkışmış vaziyette olduğu, ayırıcı ile tavan kısmını kaldırdıklarını' beyan ettikleri, Adli Tıp Kurumunun 20.06.2014 tarihli rapor içeriğine göre aracın sağ ön göğüs hava yastığı üzerinden alınan svap çubuğu üzerindeki leke örneği üzerindeki DNA profillerinin ölen ...'ın DNA profilleri ile uyumlu olmasına rağmen, oto direksiyon yüzeyi ile vites kolu yüzeyi ve el freni kolu yüzeyinden alınan svap çubuğu üzerindeki leke örneğinden elde edilen DNA profillerinin de ölen ...'a ait DNA profilleri ile uyumlu olduğu, ayrıca aracın sağ ön koltuk hava yastığı ile aracın motor kaputu boyalı yüzeyinden alınan svap çubuğu üzerindeki leke örneklerinden elde edilen DNA profillerinin ise sanık ...'ye ait DNA profilleri ile uyumlu olduğu tespit edilmiş ise de kazaya karışan araç içinden alınan numunelerden elde edilen DNA örneklerinin olay tarihinden sekiz gün sonra yediemine kaldırılan araçtan temin edildiği anlaşılmakla, sanığın mahkûmiyeti yerine suçtan kurtulmaya yönelik beyanlarına itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Daire Başkanı ... ve Üyesi ...; "...Olayın oluş biçimi, kazaya karışan aracın direksiyon hâkimiyetinin kaybolması ve 22 metre fren izinin ardından sağ taraftaki yaya kaldırımı bordür taşları ile demir korkuluk ve ağaca çarpıp, yaklaşık 48 - 70 metre arası toprak yamaçtan uçup taklalar atarak park hâlinde bulunan tanık ...' a ait araca çarparak durmasının ardından araç içerisinde bulunan şahısların konumlarının ve bulundukları yerlerin değişebileceği, bu tespitinde dosyada mevcut Adli Tıp Kurumunun 20.06.2014 tarihli raporu ile teyit edildiği, aracın sürücüsünün kim olduğuna dair görgüye dayalı bilgisi bulunan herhangi bir tanık bulunmadığı gibi dosya kapsamı itibari ile herhangi bir bilgi belge bulunmadığı ve aracın sanığın sevk ve idaresinde iken kazanın meydana geldiğinin şüpheli kaldığı anlaşılmaktadır. Bunun yanında sanığa ait DNA örneklerinin araç üzerinde saptandığı yer ile ölenin DNA örneklerinin araç üzerinde saptandığı yerler dikkate alındığında aracı kullananın sanık olduğu yönündeki kuşkular da artmaktadır. Bu nedenlerle sanık hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan açılan kamu davasında sanığın mahkûmiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden beraatine karar veren yerel mahkeme kararının onanması yerine sanığın müsnet suçu işlediğinden bahisle cezalandırılması gerektiği bu nedenle de yerel mahkeme kararının bozulması yönündeki çoğunluk görüşüne iştirak etmiyoruz." görüşüyle karşı oy kullanmışlardır. Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesi ise 18.10.2022 tarih ve 406-1083 sayı ile bozma kararına direnerek önceki hüküm gibi sanığın beraatine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükmün de katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.01.2023 tarihli ve 157219 sayılı onama istekli tebliğnamesiyle dosya, CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesince 25.05.2023 tarih, 63-1828 sayı ve oy çokluğu ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUN Özel Daire çoğunluğu ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; aleyhe olan bozma kararına karşı sanığın beyanı alınmadan hüküm kurulmasının savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Yerel Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılamada, Yargıtay bozma ilamı ve duruşma günü davetiyesinin sanığa tebliğ edildiği, sanığın tebliğe rağmen duruşmaya gelmemesi üzerine aleyhine olan bozma kararına karşı diyecekleri sorulmadan müdafiinin beyanlarıyla yetinilerek önceki hükümde direnilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. IV. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Ön Soruna İlişkin Açıklamalar 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 326/2. maddesine göre, hükmün aleyhe bozulması hâlinde davaya yeniden bakacak mahkemece, sanıktan bozmaya karşı diyeceğinin sorulması zorunlu olup müdafinin dinlenilmesi ile de yetinilemez. 5271 sayılı CMK'nın 307/2. maddesinde de yer verilmiş olan bu düzenlemeler uyarınca sanığa, bozmada belirtilen ve aleyhinde sonuç doğurabilecek olan hususlarda beyanda bulunma, kendisini savunma ve bu konudaki delillerini sunma imkânı tanınmalıdır. Bu düzenleme, savunma hakkının sınırlanamayacağı ilkesine dayandığından, uyulmasında zorunluluk bulunan emredici kurallardandır. Bu zorunluluk beraat hükmünde direnilmesi hâlinde de geçerlidir. Zira Ceza Genel Kurulunca yapılacak inceleme sonucunda Özel Dairenin aleyhe bozması isabetli bulunup hükmün bozulması mümkündür. 1412 sayılı CMUK'un 326/3. maddesine paralel şekilde düzenlenen 5271 sayılı CMK'nın 307/3. maddesine göre ısrar üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara uymak mecburidir. Bu durumda sanıktan aleyhe bozmaya karşı diyeceği sorulmadan beraat hükmünde direnilebileceğinin kabulü savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurabilecektir. Savunma hakkı, sanığın en önemli hakkı olup bu hakkın sınırlanması 5271 sayılı CMK'nın 289. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca mutlak bozma nedenidir. Nitekim Ceza Genel Kurulunun duraksamasız uygulamaları da ısrar edilen önceki hüküm beraat dahi olsa sanıktan aleyhe bozmaya karşı diyecekleri sorulmadan direnme kararı verilemeyeceği yönündedir. B. Hukuki Değerlendirme Yerel Mahkemece, bozmadan sonra yapılan yargılamada Özel Daire bozma nedeninin aleyhe olduğu gözetilmeden, bozma kararına karşı sanığın beyanı alınmaksızın yargılamaya devam olunarak hüküm kurulmasının kanuna açıkça aykırı olduğu ve savunma hakkını kısıtladığı kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün, sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.10.2022 tarihli ve 406-1083 sayılı direnme kararına konu hükmünün, aleyhe olan bozmaya karşı sanığın beyanı alınmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.04.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla