İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2023/389 Karar: 2025/322 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2023/389 K.2025/322

Ceza Genel Kurulu 2023/389 E. , 2025/322 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2022/47404 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 12. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 101-63 I. HUKUKÎ SÜREÇ Taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan sanıkların 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85/1, 62, 50/1-a ve 52/2-4. maddele

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2023/389 E. , 2025/322 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2022/47404 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 12. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 101-63 I. HUKUKÎ SÜREÇ Taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan sanıkların 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85/1, 62, 50/1-a ve 52/2-4. maddele

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2023/389 E. , 2025/322 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2022/47404 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 12. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 101-63 I. HUKUKÎ SÜREÇ Taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan sanıkların 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85/1, 62, 50/1-a ve 52/2-4. maddeleri uyarınca 18.200'er TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve taksitlendirmeye ilişkin Demre Asliye Ceza Mahkemesince verilen 25.02.2016 tarihli ve 101-63 sayılı hükümlerin, Cumhuriyet savcısı ile sanıklar ve müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 14.04.2021 tarihli ve 3686-3595 sayılı kararı ile düzeltilerek onanmıştır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 08.06.2022 tarih ve 47404 sayı ile; "...Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 85/1 maddesi uyarınca ayrı ayrı verilen 2 yıl 6 ay hapis cezasının bu sanıklar yönünden kazanılmış hak teşkil edeceği ve sonraki uygulamaların bu miktar üzerinden yapılması gerektiği bu bağlamda kısa karar ile gerekçeli karar arasında karışıklığa neden olunması ve kazanılmış hakkın ihlal edilmesi nedeniyle mahkûmiyet kararı verilen ve itiraza gelmeyen sanıklara da sirayet edecek şekilde mahkumiyet kararı verilen sanıklar yönünden hükmün bozulması gerekmektedir" görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesince 08.06.2023 tarih ve 3878-2068 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU İtirazın kapsamına göre inceleme, sanıklar hakkında taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan verilen mahkûmiyet hükümleri ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; Yerel Mahkemece, cezanın hesaplanması bağlamında kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki meydana getirilip getirilmediğinin belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Sanıkların taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açıldığı, Yerel Mahkemece sanıklar hakkında aynı suçtan hükümler kurulması sırasında TCK’nın 85/1. maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası verildikten sonra aynı Kanun’un 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapıldığı belirtilmesine rağmen verilen cezalarda indirim yapılmaksızın sanıkların ayrı ayrı 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, ardından ceza miktarları üzerinden aynı Kanun'un 50/1-a ve 52/2-4. maddeleri uyarınca 18.200'er TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verildiği ve kararın gerekçesinde "Sanıklar hakkında kurulan hükümde her ne kadar hükmün birinci fıkrasına 2 yıl 6 ay yazıldığı gerekçe yazılırken sehven 3 yıl yerine 2 yıl 6 yazıldığı anlaşılmış ise de; hüküm de değişiklik yapılamayacağından dokunulmamıştır." şeklinde açıklama yapıldığı anlaşılmaktadır. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler Ceza Genel Kurulunun 07.10.2003 tarihli ve 2003/7-223 E. - 2003/239 K. ile 17.02.2004 tarihli 2004/4-23 E. - 2004/38 K. sayılı kararlarında da açıklandığı üzere karar; sorun, gerekçe ve sonuç bölümlerinden oluşur. Sorun bölümünde, somut olay ile suçun işlenmesindeki özellikler ve suçun ne şekilde işlendiği açıklanmalı, gerekçe kısmında mevcut deliller irdelenmeli, delillerle sonuç arasındaki bağ, diğer bir söylemle neden bu sonuca varıldığı anlatılmalı ve hukuki nitelendirme yer almalıdır. Sonuç, hüküm kısmında ise CMUK'un 268. maddesi uyarınca, verilen kararın ne olduğu, uygulanan yasa maddeleri, hükmolunan ceza miktarı, kanun yollarına başvurmanın mümkün olup olmadığı duraksamaya yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmelidir. Gerekçe/esbabı mucibe; tarafların esasa müessir iddia, savunma ve taleplerinin dinlendiğini, hangisinin hangi nedenle makbul addedilip üstün tutulduğunu, hangi beyan ya da delilin niçin kabul edilmediğini (AİHM, Kuznetsov/Rusya, B. No: 184/02, 11/4/2007, §§ 84, 85, Boldea/Romanya, B. No: 19997/02, 15/2/2007, § 30; Hiro Balani/İspanya, B. No: 18064/91, 9/12/1994, § 27), bu cümleden olarak; maddi vakıanın kabulüne hangi delillere dayanılarak ulaşıldığını açıklamalıdır. Karar mahkûmiyete ilişkin ise; eylemin hangi suçu oluşturduğuna dair hukuki değerlendirmeler ile cezanın belirlenmesi ve kişiselleştirilmesine ilişkin kriterlerin, somut olaya özgü hangi olgusal temellere göre belirlendiğini göstermelidir. Yargılama faaliyeti sonucunda ortaya çıkan vicdani kanaatin oluşum sürecinin in'ikâsı olan gerekçe; akla, bilime, hukuka ve dosya kapsamına uygun, tarafların ve kamuoyunun ikna ve güveni ile kanun yolu mahkemelerinin denetimine elverişli yeterlilikte (Hadjianastassiou/Yunanistan, B. No: 12945/87, 16/12/1992, § 33) olduğunu açıkça ortaya koymalı, gerek kendi içinde gerekse hüküm fıkrası ile çelişki oluşturacak ifade ve unsurlar barındırmamalıdır. Nihayet bir cihette hükmün meşruiyetini tahkim eden hukuki ve edebi bir metin olması itibarıyla insan onuruna, mahkemenin mehabetine, hukuk biliminin gerekleri ile temel kavramların da özgün anlamları ile kullanıldığı Türkçenin belagat ve selasetine yaraşır bir üslupla kaleme alınmalıdır. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta, tarafların muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gerekli olmaktadır (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34). Kararın esasını, hukuki sorunu çözen hüküm/sonuç bölümü oluşturur. Hüküm duruşma sonunda duruşma tutanağına geçirilir ve okunarak gerekçesi ana çizgileriyle anlatılır (CMK madde 231/1). Hüküm fıkrasında, 223. maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir (CMK madde 232/6). Bu özelliği ve muhtevası itibarıyla yargılamanın sonunda verilen, duruşma tutanağına geçirilen ve tefhim kılınan hüküm/kısa karar hiç bir surette değiştirilemez. Ancak Yüksek Ceza Genel Kurulunun 03.04.2018 tarihli ve 2015/16-873 E. - 2018/145 K., 17.09.2019 tarihli ve 2019/6-87 E. - 2019/549 K. ile 22.01.2025 tarihli ve 2022/12-205 E. - 2025/36 K. sayılı kararlarında da ayrıntılarına yer verildiği üzere; hükmün özüne, mahiyet ve sonuçlarına tesir etmeyen basit beşeri hataların ise düzeltilmesinin mümkün ve gerekli olduğunun kabulü gerekmektedir. 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesinin böyle bir usule hizmet ettiği söylenebilir. Uygulamada hükmün kurulması sırasında yapılan hatalar; uygulama hatası, hesaplama hatası, yazım hatası şeklinde tasnife tabi tutulmaktadır. Uygulama hatası, yaptırım araçlarının belirli biçimde hatalı takdir edilmelerinden kaynaklanan hukuki yanılgılardır. Hesaplama hatası, cezanın artırımı veya eksiltimi sırasında yapılan matematiksel işlem hatalarıdır. Yazım hataları ise olağan bir dikkat ve özenin gösterilmesi halinde gerçekleşmeyecek olan isim, yaş vb. bilgilerin yanlış yazılmasıdır. Esasen olağan bir dikkat ve özenin gösterilmesi hâlinde gerçekleşmeyecek olan isim, yaş, tarih ve hesap hataları, yargı kararlarında maddi yanılgı veya yazım hatası diye isimlendirilen basit ve açık beşerî hatalardır. Kural olarak uygulama ve hesap hataları dışında kalan ve sonuç ceza üzerinde değişikliğe yol açmayan maddi yazım hatalarının yöntem ve zaman sınırlamasına tabi bulunmaksızın, bizzat bu hatayı yapan merci tarafından kendiliğinden veya denetim muhakemesi sonunda verilen bir karardaki uyarı üzerine düzeltilmesi mümkündür. Yaptırım araçlarının belirli biçimde takdir edilmelerinden kaynaklanan değerlendirme/uygulama hataları ile hükmün özüne ve nihai ceza miktarına temas eden hesap hataları ise ancak başka bir merci tarafından ve kanun yolu başvurusuyla açılan bir tali muhakeme ile giderilebilir. B. Hukuki Nitelendirme Sanıklar hakkında taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama neticesinde Yerel Mahkemece kısa kararda, sanıkların TCK’nın 85/1. maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve aynı Kanun'un 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılmasına karar verildiği hâlde hükmün gerekçesinde verilen cezada indirim yapılmaksızın belirlenen ceza miktarı üzerinden TCK'nın 50/1-a ve 52/2-4. maddeleri uygulanarak sanıkların neticeten 18.200'er TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına hükmedilmiştir. Her ne kadar Mahkemece bu durumun farkına varılarak gerekçeli kararda; "...Sanıklar hakkında kurulan hükümde her ne kadar hükmün birinci fıkrasına 2 yıl 6 ay yazıldığı gerekçe yazılırken sehven 3 yıl yerine 2 yıl 6 yazıldığı anlaşılmış ise de; hüküm de değişiklik yapılamayacağından dokunulmamıştır." şeklindeki açıklamaya yer verilmiş ise de doğrudan hükmün özüne temas eden, kısa ve gerekçeli karar arasında ceza değişikliği oluşturan bu durumun maddi hata niteliği taşıdığından bahsedilemeyeceği ve hükümlerin belirtilen açık çelişki nedeniyle sair yönleri incelenmeksizin bozulması gerektiği kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Dairenin düzeltilerek onama kararının kaldırılmasına, Yerel Mahkeme hükümlerinin, kararların hüküm bölümleri ile gerekçe bölümleri arasında çelişki bulunması isabetsizliğinden sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 14.04.2021 tarihli ve 3686-3595 sayılı düzeltilerek onama kararının KALDIRILMASINA, 3- Demre Asliye Ceza Mahkemesinin 25.02.2016 tarihli ve 101-63 sayılı kararının hüküm bölümleri ile gerekçe bölümleri arasında çelişki bulunması isabetsizliğinden sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.09.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla