İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2023/529 Karar: 2025/467 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2023/529 K.2025/467

Ceza Genel Kurulu 2023/529 E. , 2025/467 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 215-212 I. HUKUKÎ SÜREÇ Nitelikli cinsel saldırı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102/2, 43, 62, 53... . maddeleri uyarınca 12... ay hapis cezası ile cezalandırılmas

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2023/529 E. , 2025/467 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 215-212 I. HUKUKÎ SÜREÇ Nitelikli cinsel saldırı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102/2, 43, 62, 53... . maddeleri uyarınca 12... ay hapis cezası ile cezalandırılmas

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2023/529 E. , 2025/467 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 215-212 I. HUKUKÎ SÜREÇ Nitelikli cinsel saldırı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102/2, 43, 62, 53... . maddeleri uyarınca 12... ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Sivas 4. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 06.04.2021 tarihli ve 204-126 sayılı hükmün, katılan mağdure vekili, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ve sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesince 30.06.2021 tarih ve 877-900 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine, bu hükmün de katılan mağdure vekili, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 07.03.2022 tarih ve 24564-1966 sayı ile; "Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin aşamalarda değişen çelişkili anlatımları, savunma ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkûmiyet kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Sivas 4. Ağır Ceza Mahkemesince 23.09.2022 tarih ve 215-212 sayı ile bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükmün de katılan mağdure vekili, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ile sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.11.2022 tarihli ve 136415 sayılı bozma istekli tebliğnamesiyle dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde gereğince inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 09.05.2023 tarih ve 15218-2888 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUN Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın katılan mağdureye yönelik zincirleme biçimde nitelikli cinsel saldırı eylemlerinin sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; bozmadan sonra yapılan yargılamada, sanığa duruşma günü davetiyesinin usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediği, edilmediğinin kabulü hâlinde, bozma kararından haberdar olmayan sanığın yokluğunda direnme kararı verilmesinin olanaklı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. III. ÖN SORUNA İLİŞKİN BİLGİLER Sanığın aşamalarda "... Mah. ... Sk. No:.İç Kapı No:.Merkez/Sivas" adresinde ikamet ettiğini bildirdiği, Sanığın 15.07.2020 tarihinde tutuklandığı, 07.02.2022 tarihinde tahliye edildiği, Yerel Mahkeme hükmünün Özel Dairece sanığın lehine olacak şekilde bozulmasından sonra "Yargıtay bozma ilâmını ve duruşma gününü" içerir davetiyenin "... Mah. ... Sk. No:. İç Kapı No:. Merkez/Sivas" adresine çıkarıldığı, söz konusu tebligatın muhatabın cezaevinde olduğundan bahisle 31.05.2022 tarihinde iade edildiği, 16.09.2022 tarihli celsede; "Sanık adına çıkartılan tebliğin bila ikmal döndüğü anlaşıldı." şeklindeki hususun duruşma zaptına geçirildiği ve 23.09.2022 tarihli celsede sanığın yokluğunda lehine olan bozma ilâmına karşı direnme kararı verildiği, Anlaşılmaktadır. IV. GEREKÇE A. Ön Sorun Konusuna İlişkin Açıklamalar 5271 sayılı CMK'nın "Davaya yeniden bakacak mahkemenin işlemleri" başlıklı 307. maddesi; "(1) Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak bölge adliye veya ilk derece mahkemesi, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar. (2) Sanık, müdafii, katılan ve vekilinin dosyada varolan adreslerine de davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanları saptanmamış olsa da duruşmaya devam edilerek dava yokluklarında bitirilebilir. Ancak, sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise, her hâlde dinlenmesi gerekir. ..." şeklinde düzenlenmiştir. Bu hükümler gereğince, bozma kararı sanık lehine olsa dahi bozmadan sonra yapılan yargılamada Yerel Mahkemece sanık ve varsa müdafisi ile katılan ve varsa vekiline duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ olunmalı, duruşma gününden haberdar edilmelidirler. Yerleşmiş yargısal kararlarda da vurgulandığı üzere, tebligat yapılamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen sanığın duruşmaya gelmemesi hâlinde, verilecek cezanın bozmaya konu olan cezadan daha ağır olmaması hâlinde yargılamaya devam olunarak bir karar verilmelidir. Karar; lehine de bozulmuş olsa, sanığa duruşma gününü bildiren davetiye tebliğ olunmalı, buna rağmen duruşmaya gelmediği takdirde, bozmanın lehe olduğu dikkate alınarak bir karar verilmelidir. Bu aşamada ön sorunun sağlıklı bir çözüme kavuşturulabilmesi için Tebligat Kanunu'nun ilgili hükümleri üzerinde durulmasında fayda bulunmaktadır. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesi; "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır..." biçiminde düzenlenmiştir. Buna göre tebligat, öncelikle tebliğ yapılacak şahsın bilinen en son adresinde yapılır. Adres, muhatabın konut veya iş yeri adresi olabilir. Bilinen en son adresin tespitinde, tebliğ isteyenin beyanı, muhatabın veya diğer ilgililerin bildirimleri ya da mevcut belgeler esas alınır. Ancak tebligatı çıkaran makama bildirilen adresin, tebligata elverişli olmadığının anlaşılması ya da bu adrese tebligat yapılamaması hâllerinde, muhatabın 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'na göre adres kayıt sistemindeki adresi (MERNİS) bilinen son adresi olarak kabul edilerek tebligat buraya yapılacaktır (Canan Ruhi, Ahmet Cemal Ruhi, Tebligat Hukuku, Seçkin Yayınevi, s. 82). Adres kayıt sistemindeki adresine (MERNİS) tebligatın yapılma şekli ise anılan Kanun'un "Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina" başlıklı 21. maddesinin 2. fıkrasında; "Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır." biçiminde açıklanmıştır. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 19.09.2006 tarihli ve 163-189 sayılı kararı da "Tebligatın yapılamaması veya davetiye tebliğine rağmen sanığın duruşmaya gelmemesi hâlinde verilecek ceza bozmaya konu olan cezadan daha hafif ise yargılamaya devam olunarak bir karar verilmelidir." şeklindedir. B. Ön Soruna İlişkin Değerlendirme Özel Dairece, Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yerel Mahkeme kararına yönelik istinaf isteminin kabulü yerine esastan reddedilmesi isabetsizliğinden sanık lehine bozulmasından sonra dosyanın gönderildiği Yerel Mahkemece yapılan yargılamada, sanığın aşamalarda bildirdiği "... Mah. ... Sk. No:. İç Kapı No:. Merkez/ Sivas" adresine "Yargıtay bozma ilâmını ve duruşma gününü" içeren davetiyenin gönderildiği, fakat tebligatın muhatabın cezaevinde olduğundan bahisle iade edildiği anlaşılan dosyada; CMK'nın 307. maddesinin 1 ve 2. fıkralarındaki açık düzenlemeye karşın bozma ilamı ve duruşma gününü içeren davetiyenin sanığa tebliğ çıkarıldığı ancak sanığın 07.03.2022 tarihinde tahliye edilmesine rağmen 31.05.2022 tarihli tebligat evrakında sanığın cezaevinde olduğundan bahisle iade edildiğinin belirtildiği, bu şekilde yapılan tebligatın 7201 sayılı Kanun'un 10... /2. maddelerine uygun olmadığı göz önüne alındığında; sanığın bildirdiği en son adresine usulüne uygun bir şekilde tebligat yapılıp bozma ilamı ve duruşma gününden haberdar edilememesi durumunda 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca davetiye çıkarılması gerekirken bu usuli zorunluluğa uyulmadan yargılamaya devam edilerek yoklukta karar verilmesi savunma hakkının kısıtlanması niteliğindedir. Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün, saptanan bu usuli nedenden dolayı sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Sivas 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.09.2022 tarihli ve 215-212 sayılı direnme kararına konu hükmünün, duruşma günü ve Yargıtay bozma ilâmını içeren davetiyenin 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca tebliğe çıkarılmadan, yokluğunda yargılamaya devam edilip hüküm kurulması isabetsizliğinden sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 2- Dosyanın, mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.11.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla