Karar Özeti
Ceza Genel Kurulu 2023/588 E. , 2025/423 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 404-32 I. HUKUKÎ SÜREÇ Çocuğun cinsel istismarı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-b delaletiyle 103/2, 62, 53... . maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası il
Karar Detayı
Ceza Genel Kurulu 2023/588 E. , 2025/423 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 404-32 I. HUKUKÎ SÜREÇ Çocuğun cinsel istismarı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-b delaletiyle 103/2, 62, 53... . maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Siirt Ağır Ceza Mahkemesince verilen 28.11.2014 tarihli ve 257-325 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 23.03.2021 tarih ve 10593-2291 sayı ile; "...Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin yargılama aşamasında sanıkla rızası dahilinde buluşup, araç içerisinde alkol aldıktan sonra cinsel ilişkiye girdiklerini belirterek şikayetçi olmaması, sanığın soruşturma evresinde müdafili verdiği ifadesinde herhangi bir zorlama olmaksızın mağdurenin rızasıyla cinsel ilişkinin gerçekleştiğini belirtmesi, tanık beyanları, fotoğrafları içerir CD içeriği ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında sanığın, olay günü on yedi yaşındaki mağdureye yönelik eylemini bilinci yerinde olmadığı sırada gerçekleştirdiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp, mevcut hâliyle mağdurenin yaşı itibarıyla hukuken geçerli rızasına istinaden cinsel ilişkiye girmesi şeklinde sübuta eren eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 104/1. maddesinde düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturup, mağdurenin duruşmada şikayetinden vazgeçtiği gözetilerek davanın düşmesine karar verilmesi gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Siirt 1. Ağır Ceza Mahkemesince 21.09.2021 tarih ve 225-284 sayı ile bozma ilamına direnilerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine ilişkin kurulan hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesince 12.09.2022 tarih ve 27856-7653 sayı ile; kararın yeni hüküm niteliğinde olduğu kabul edilerek yapılan inceleme sonucunda önceki bozma nedeni doğrultusunda bozulmasına karar verilmiştir. Siirt 1. Ağır Ceza Mahkemesi ise 31.01.2023 tarih ve 404-32 sayı ile; "...Her ne kadar sanık ... mağdura ait çıplak görüntüleri kayda aldığını kabul etmiş; ancak bu görüntüleri diğer sanıklara göstermediği şeklinde savunma yapmış ise de; Tillo Kalede gerçekleşen olay sırasında mağdurun rızası hilafına görüntüleri kayıt altına aldığı ve olaydan hemen sonra görüntüleri silmeyerek aradan bir süre geçtikten sonra telefonundaki mağdura ait çıplak görüntüleri diğer sanık ve SSÇ ile ve soruşturma kapsamında bilgi sahibi olarak dinlenen şahıslara gösterdiği hususlarının sanık ..., SSÇ ve bilgi sahiplerinin beyanlarından anlaşıldığı hususları göz önünde bulundurularak sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmemiş, sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu bakımından her ne kadar mağdur cinsel ilişki bakımından rızasının bulunduğu şeklinde beyanda bulunmuş ise de; dosya arasında mevcut sanık ...'a ait telefonda yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan CD'de mevcut mağdura ait görüntülerin incelenmesinde mağdurun alkolün etkisi ile baygın vaziyette bulunduğu, bu haliyle mağdurun rızasından bahsedilemeyeceği, sonradan gösterilen rızanın da duruma etki etmeyeceği, alkolün TCK'nın 103/1-b maddesi gereğince mağdurun iradesini etkileyen bir durum olduğu, sanık ...'un kendinde olmayan mağduru organ sokmak suretiyle istismar ettiği anlaşıldığından üzerine atılı çocuğun nitelikli cinsel istismar suçunu işlediği," şeklindeki gerekçeyle bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Direnme kararına konu hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.04.2023 tarihli ve 43197 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya 5237 sayılı CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 10.10.2023 tarih ve 6885-6186 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU Direnmenin kapsamına göre inceleme sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu mu yoksa çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir. III. GEREKÇE Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 10.06.2014 tarihli ve 551-311, 12.11.2013 tarihli ve 511-4 49... .03.2008 tarihli ve 253-52 sayılı kararlarında vurgulandığı üzere; TCK'nın 6/1-a maddesinde, "henüz onsekiz yaşını doldurmamış kişi" olarak tanımlanan çocuk kavramının, kanun koyucu tarafından cinsel dokunulmazlığa karşı suçların düzenlendiği bölümde, "onbeş yaşını bitirmiş", "onbeş yaşını tamamlamamış" şeklinde iki ayrı dönem olarak ele alındığı görülmektedir. Buna göre bu bölümde "onbeş yaşını tamamlamamış" çocuklar ile "onbeş yaşını bitirmiş olup da onsekiz yaşını tamamlamamış" çocuklara karşı işlenen cinsel suçlar farklı kategoride mütalaa edilmiştir. TCK'nın 103/1-a maddesinde "onbeş yaşını tamamlamamış" olan çocuklara karşı her türlü cinsel davranış cinsel istismar olarak tanımlanmışken, aynı maddenin (b) bendinde; diğer çocuklar ifadesiyle "onbeş yaşını bitirmiş olup da onsekiz yaşını tamamlamamış" çocuklar kastedilerek bunlara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışların cinsel istismar suçunu oluşturabileceği kabul edilmiştir. Böylece kanun koyucu bu maddede "onbeş yaşını bitirmiş olup da onsekiz yaşını tamamlamamış" olan çocuklara karşı rızalarıyla işlenen cinsel davranışları cinsel istismar suçu kapsamına almamış ve bu kategorideki çocukların rızalarına önem vermişken, "onbeş yaşını tamamlamamış" çocuklara karşı yapılan her türlü cinsel davranışı rızaları olsa bile çocukların cinsel istismarı suçu kapsamına almıştır. TCK'nın 104. maddesinde de; cebir, tehdit ve hile olmaksızın, on beş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunmayı şikâyete bağlı bir suç olarak hüküm altına alınmıştır. Öte yandan amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrin ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmının gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksekte olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı). Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Mağdur ile sanık arasında yaklaşık üç yıldır gönül ilişkisi bulunduğu, 28.03.2014 tarihinde sanığın inceleme dışı sanıklar ve tanık ...’yla birlikte araç kiralayarak piknik yapmak amacıyla Tillo Kalesi’ne gittikleri, bir süre beraber oturduktan sonra mağdur ...'nın arayıp buluşmak istemesi üzerine sanığın mağduru alıp bulundukları yere getirmek üzere beraberindeki araçla Siirt Merkez’e döndüğü, mağdur ile sanığın Tillo'ya giderken yolda votka aldıkları, Tillo’da Kale Mevkii’ne vardıklarında diğerlerinin yanına değil başka bir yere giderek aracı durdurdukları, araç içerisinde ayrı bir yerde baş başa kaldıkları ve alkol aldıkları, bir müddet sonra rıza dâhilinde öpüşmeye başladıkları, akabinde mağdurun alkolün etkisiyle şuurunu yitirerek bayıldığı, sanığın kıyafetlerini çıkardığı mağdurla organ sokmak suretiyle cinsel ilişkiye girdiği, sanığın cinsel birleşme sırasındaki çıplak görüntülerini kendisine ait telefonla kayıt altına aldığı, bulundukları araca akli dengesi bozuk bir şahsın yaklaşması ve tartışma çıkması üzerine mağdur ile sanığın söz konusu yerden ayrılmaya karar verdikleri, sanığın inceleme dışı sanıklar ve tanık ... ile mağdurla birlikte Siirt’e doğru yola çıktığı, yolda giderken mağdura ait fotoğraf ve görüntüleri, beyanlarıyla sabit olduğu üzere inceleme dışı sanıklara gösterdiği, sanığın tanık ...'yı Tillo civarında bıraktığı ve diğerleriyle yola devam ettiği, alkol nedeniyle kendisinde olmayan mağduru, ayılması için inceleme dışı sanıklarla birlikte ipek yolundaki harabelere bırakarak Siirt'e gittiği, sanık Siirt'te iken ipek yolunda kalan mağdur ve inceleme dışı sanıkların yanına elinde sopa ile bir köylünün geldiği, daha sonra köyden yapılan ihbar üzerine harabelere jandarmaların geldiği ve mağdur ile inceleme dışı sanıkların jandarmalar tarafından merkeze götürüldükleri, sanığın jandarmaların kendisini aramaları üzerine durumdan haberdar olduğu, bu olaydan sonra sanık ile mağdurun ilişkilerinin sonlandığı, 18.04.2014 tarihinde inceleme dışı sanıkların, mağdurun çalıştığı iş yerine giderek mağdura ellerinde ona ait çıplak görüntülerin olduğunu söyledikleri ve inceleme dışı sanık ... ile cinsel ilişkiye girmesi gerektiğini, aksi hâlde görüntüleri yayacaklarını belirterek şantaj yaptıkları, bunun üzerine mağdurun müracaatı üzerine olayın adli mercilere taşındığı kabul edilen olayda; Her ne kadar mağdur soruşturma evresindeki ifadelerinde sanığın kendisiyle rızası hilafına cinsel ilişkiye girdiğini beyan etmiş ve Yerel Mahkemece de tespit edildiği üzere elde edilen fotoğraf ve görüntülerde mağdurun baygın bir vaziyette olduğu anlaşılmış ise de; Sanığın cinsel ilişki sırasında çektiği fotoğrafların inceleme dışı sanıklar tarafından şantaj aracı olarak kullanılmasından sonra mağdura yönelik eylemlerin ortaya çıkması, söz konusu şantaj eylemlerinden önce ise sanık tarafından cinsel istismara uğradığına ilişkin adli makamlara herhangi bir müracaatı bulunmayan mağdurun, aşamalardaki ifadelerinin sanığa isnat edilen eylemin gerçekleşip gerçekleşmediği ve mahiyeti ile ilgili önemli çelişkiler içermesi, yargılama evresindeki son beyanında ise sanığın savunmaları ile örtüşecek biçimde cinsel ilişkiye rıza dâhilinde girdiklerini belirtmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın, mağdureyle zora dayalı olarak cinsel ilişki gerçekleştirdiği iddiasının şüphede kalması, bu şüphenin de in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanık lehine değerlendirilmesinin gerekmesi nedenleriyle sanığın eyleminin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğunun kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün, sanığın eyleminin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan sekiz Ceza Genel Kurulu Üyesi; Yerel Mahkemenin direnme gerekçesinin isabetli olduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. IV. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Siirt 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.01.2023 tarihli ve 404-32 sayılı direnme kararına konu hükmünün gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükmün sanığın eyleminin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturması, TCK’nın 104/1. maddesinde düzenlenen bu suçun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikâyete bağlı olması ve mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi nedeniyle kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 322. maddesine göre karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının TCK'nın 73/4 ve CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞMESİNE, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.10.2025 tarihinde yapılan birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından 22.10.2025 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.
İlgili Makaleler
- CGK (Ceza Genel Kurulu) Kararları Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatları, daireler arası birleştirme.