İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2023/597 Karar: 2025/492 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2023/597 K.2025/492

Ceza Genel Kurulu 2023/597 E. , 2025/492 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 7. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Ceza SAYISI : 2298-898 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın kaçak eşyayı bu özelliğini bilerek ticari amaçla bulundurma suçundan 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3/ 18... sayılı Türk Ceza Kanunu'

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2023/597 E. , 2025/492 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 7. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Ceza SAYISI : 2298-898 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın kaçak eşyayı bu özelliğini bilerek ticari amaçla bulundurma suçundan 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3/ 18... sayılı Türk Ceza Kanunu'

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2023/597 E. , 2025/492 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 7. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Ceza SAYISI : 2298-898 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın kaçak eşyayı bu özelliğini bilerek ticari amaçla bulundurma suçundan 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3/ 18... sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62, 52/2, 53... . maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, ve müsadereye ilişkin İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 03.03.2014 tarihli ve 1336-157 sayılı hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesince 02.07.2020 tarih ve 5599-9581 sayı ile; "Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3/22. maddesine eklenen 'Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.' şeklinde düzenlemenin sanık lehine hükümler içerdiği, yine aynı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hâle geldiği anlaşılmakla, suça konu eşyanın suç tarihindeki gümrüklenmiş değeri tarafsız ve bağımsız bilirkişi vasıtasıyla tespit edilmek suretiyle; 5237 sayılı TCK'nin 7. maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası mucibince ilgili hükümlerin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yerel mahkemece yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Dosyanın gönderildiği İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesince 07.04.2022 tarih ve 2298-898 sayı ile 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son maddesi yollaması ile aynı Kanun'un 3/5-10-son-22 ile TCK'nın 62, 52/2, 51... . maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 20 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, ertelemeye ve müsadereye ilişkin hükmün, katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 31.05.2023 tarih, 12904-5401 sayı ve oy çokluğuyla hükmün onanmasına karar verilmiştir. Daire Üyesi ...; "Kişilerin suç delili elde edilmek üzere üstünün veya eşyasının aranabilmesi için CMK’nın 119. maddesi gereğince hakim kararı, Cumhuriyet savcısının yazılı veya sözlü talimatı ya da kolluk amirinin yazılı emir vermesi zorunludur. Kolluk görevlileri tarafından tutulan tutanağa göre; sanıktan şüphelenmeleri üzerine üst araması yapmışlar üst aramasında herhangi bir suç unsuruna rastlanmamış, elinde bulunan çantalarda ne olduğu sorulduğunda sanık kaçak sigara olduğunu söylemiş, yapılan aramada kaçak sigaralar ele geçirilerek sanık hakkında kaçakçılık suçundan işlem yapmışlardır. Sanığın çantasında kaçak sigara olduğundan şüphe duyulması CMK'nın 116. maddesi kapsamında makul şüphe olarak değerlendirilebilir ise de; kolluk görevlilerinin kendiliğinden arama yapabilecekleri, aramaya karar verebilecekleri bir durumu ifade etmez. CMK’nın 119. maddesi gereklerine uymadan arama yapılması nedeniyle deliller usulsüz elde edildiğinden hükme esas alınmamalıdır. " düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 09.09.2023 tarih ve 97297 sayı ile; "...Kolluk görevlileri tarafından tutulan tutanağa göre; sanıktan şüphelenmeleri üzerine şüpheli durdurulmuş, çantalarda suç unsuru olup olmadığı sorulduğunda şahıs kaçak sigara olduğunu beyan etmiş, Çantalarda yapılan kontrolde ... Toplam 146 paket sigara geçici olarak muhafaza altına alınmıştır.... devamında sanık hakkında kaçakçılık suçundan işlem yapmışlardır. Görüldüğü gibi olayda suç şüphesi somutlaştığı halde görevli Cumhuriyet savcısına haber verilerek yazılı arama izni/kararı alınmaksızın suçun konusu sigaralar ele geçirilmiştir. Anayasanın 20. maddesine uygun şekilde tanzim edilmiş CMK 116-119 maddeleri içeriği de gözetildiğinde, yukarıdaki şekilde gerçekleşen suçun konusu sigaraların ele geçirilmesi aşamasında, görevli Cumhuriyet savcısı bilgilendirilip, gecikmesinde sakınca varsa bu sakıncayı oluşturan dosya içeriği ile desteklenen/uyumlu neden de yazılmak suretiyle alınmış yazılı arama izni veya gecikmesinde sakınca oluşturan neden yoksa görevli ve yetkili hakimden alınmış arama kararı olmadığı anlaşılmaktadır. Bu şekilde suçun konusunun ele geçirilmesi usul ve yasalara aykırıdır. Yerel mahkemenin kararının bu nedenle bozulması gerekirken yazılı tespit ve kabullerle onanması usul ve yasalara aykırıdır.." görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesince 25.10.2023 tarih ve 16494-9262 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; suça konu kaçak sigaraların hukuka uygun yöntemle elde edilip edilmediğinin belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; 27.02.2013 tarihli olay tutanağına göre; devriye görevini ifa eden kolluk görevlilerinin durumundan şüphelendikleri sanığı durdurdukları, sanığın elindeki iki bez çanta ve siyah poşeti kontrol ettikleri ve 146 paket kaçak ve bandrolsüz sigarayı ele geçirdikleri, Dava konusu 146 paket kaçak sigaraya ilişkin Gümrük İdaresince düzenlenen 28.02.2013 tarihli Kaçak Eşyaya Mahsus Tespit (KEMT) Varakasına göre; eşyanın CİF kıymetinin 219,00 TL, gümrük vergisinin 746,46 TL, gümrüklenmiş değerinin ise 965,46 TL olduğu, 30.12.2013 düzenlenme tarihli bilirkişi raporunda dava konusu sigaraların bandrolsüz ve kaçak olduğunun, üzerlerinde GİB ve TAPDK logolarının bulunmadığının belirtildiği, Anlaşılmaktadır. Sanık yargılama aşamasında alınan ilk savunmasında satmak için bulundurduğunu, aşamalarda değişen savunmasında ise ticari bir amacının olmadığını savunmuştur. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları Yüksek Genel Kurulun 02.07.2025 tarihli ve 147-312, 14.05.2025 tarihli ve 324-203, 12.06.2024 tarihli ve 455-191 sayılı içtihatları ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere; Yakalama ve yakalanan kişi hakkında yapılacak işlemleri düzenleyen 5271 sayılı CMK’nın 90/4. maddesi gereğince kolluğun yakaladığı kişinin kaçmasını, kendisine ya da başkalarına zarar vermesini engelleyecek tedbirleri alma yetkisi bağlamında kişinin yakalanmasından sonra yaptığı "kaba üst araması"nın, PVSK'nın suç tarihinde yürürlükte bulunan "Durdurma ve kimlik sorma" başlıklı 4/A-ç bendinde belirtilen ve Adlî ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin suç tarihinde yürürlükte bulunan "Durdurma, durdurma sonrası kontrol ve arama işlemleri" başlıklı 27/6-a maddesinde zikredilen; "yoklama biçiminde kontrol"ün, tamamen önleyici tedbir mahiyetinde olduğunda, bu işlemin bir kontrol tedbiri olan aramaya evrilemeyeceğinde kuşku yoktur. Anılan düzenlemelerde bu husus, "ancak bu amaçla kişinin üzerindeki elbisenin çıkarılması veya aracın, dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerinin açılması istenemez..." (PVSK madde 4/A-6/son cümle), "durdurulan kişi üzerinde giysilerinden herhangi birisi çıkarılmaksızın, yoklama biçiminde bir kontrol yapılır." (Yönetmelik madde 27/6-a) denilmek suretiyle sarahate kavuşturulmuştur. Bu işlemler ile aynı Kanun'un Ek 4. maddesinde yer alan; "bir suçla karşılaşan polisin, sanık ve suç delillerini tesbit, muhafaza…" etmesi niteliği itibariyle arama olmadığından bir arama kararına da ihtiyaç bulunmamaktadır. Ancak bu hâlde suçun işlendiği bilgisini alan kolluk, olay yerinde delillerin karartılmasını önleme yetki ve görevi kapsamında yakaladığı kişi ya da kişilerin kaba üst aramasını yapabilecek ve el koyduğu olayı, yakalanan kişi ya da kişiler ile uyguladığı tedbirleri en kısa zamanda Cumhuriyet savcısına bildirecektir. İlgili bölümde yer verilen düzenlemeler aslında yoruma da yer bırakmayacak açıklıktadır. Şöyle ki; soruşturma, kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesi ile başlar (CMK madde 2-e). Polis, Ceza Muhakemesi Kanunu ve diğer mevzuatta yazılı soruşturma işlemlerine ilişkin görevleri de yerine getirir. Polis, bir suça ilişkin olarak kendisine yapılan sözlü ihbar ve şikâyetleri ve görevi sırasında öğrendiği suça ilişkin bilgileri yazılı hâle getirir. Edinilen bilgi veya alınan ihbar veya şikâyet üzerine veya kendiliğinden bir suçla karşılaşan polis, olay yerinde kişilerin ve toplumun sağlığına, vücut bütünlüğüne veya malvarlığına zarar gelmemesi ve suçun delillerinin kaybolmaması ya da bozulmaması için derhâl gerekli tedbirleri alır. Bir suç işlendiği veya işlenmekte olduğu bilgisini edinen polis, olay yerinin korunması, delillerin tespiti, kaybolmaması ya da bozulmaması için acele tedbirleri aldıktan sonra el koyduğu olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri derhâl Cumhuriyet savcısına bildirir ve Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda işin aydınlatılması için gerekli soruşturma işlemlerini yapar (PVSK madde Ek 6). Cumhuriyet savcısı da ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar (CMK madde 160/1). Adlî kolluk görevlileri, elkoydukları olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri emrinde çalıştıkları Cumhuriyet savcısına derhâl bildirmek ve bu Cumhuriyet savcısının adliyeye ilişkin bütün emirlerini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür (CMK madde 160/2). Cumhuriyet savcısı, adlî kolluk görevlilerine emirleri yazılı; acele hâllerde sözlü olarak verir. Sözlü emir, en kısa sürede yazılı olarak da bildirilir (CMK madde 160/3). Cumhuriyet Başsavcılıklarınca arama ile ilgili kararları vermek üzere yirmi dört saat süreyle nöbetçi Cumhuriyet savcısı görevlendirilir. (Yön. md. 7/son) Cumhuriyet savcısı, ancak hâkim tarafından yapılabilecek olan bir soruşturma işlemine gerek görürse, istemlerini bu işlemin yapılacağı yerin sulh ceza hâkimine bildirir. Sulh ceza hâkimi istenilen işlem hakkında, kanuna uygun olup olmadığını inceleyerek karar verir ve gereğini yerine getirir (CMK madde 162/1). Yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe varsa şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, iş yeri veya ona ait diğer yerler aranabilir (CMK madde 116/1). Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri arama yapabilirler. Ancak konutta, iş yerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılabilir. Kolluk amirinin yazılı emri ile yapılan arama sonuçları Cumhuriyet Başsavcılığına derhâl bildirilir (CMK madde 119/1). Şu hâle göre; (adli) kolluk görevlileri, bir önleme araması kararına dayansın ya da dayanmasın şüphelinin veya sanığın yakalanması veya suç delillerinin/(müsaderesi gerekecek eşya ya da kazancın) elde edilebileceği hususunda makul şüphe duyduğunda, gerekiyorsa genel ve delil güvenliği için gerekli tedbirleri aldıktan sonra bir koruma tedbiri olarak arama işlemini icra için CMK 116 ve devamı maddelerinde öngörülen şartlara uymakla mükelleftir. Yani kolluk görevlileri mümkün ise hemen Cumhuriyet savcısına ulaşacak ve onun delaletiyle sulh ceza hâkiminden arama kararı alınacaktır. Fakat gecikmesinde sakınca bulunan bir hâl varsa Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hâllerde ise (konut, işyeri ve kamuya açık olmayan kapalı alanlar hariç) kolluk amirinin yazılı emri ile arama yapabilecektir. CMK'nın 161/3. maddesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, adlî kolluk görevlilerine emirleri yazılı; acele hâllerde, sözlü olarak verir. Sözlü emir, en kısa sürede yazılı olarak da bildirilir." şeklindeki düzenlemenin, acilliği de beraberinde taşıyan zorunluluk hâlinde arama işlemi için de uygulanabileceği kabul edilebilir. Doktrinde Kiziroğlu da aynı görüştedir. (Serap Keskin-Kiziroğlu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda Basit Arama (Adli Arama) Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2009, C.58, S. 1, s. 153). Mer'i 5607 sayılı Kanun'un arama ve elkoymayı düzenleyen 9. maddesinin 1. fıkrası, arama ve elkoymalarda CMK’nın uygulanacağını emretmiş bulunmakla, 4926 sayılı Kanun'un mer'iyyeti döneminde uygulanmakta olan Yönetmelik'in 8. maddesinin "e" bendinin tatbik imkânının ortadan kalktığı gözetilmelidir. Arama; "Arama işi, taharri, birini veya bir şeyi bulmaya çalışmak, araştırmak, yoklamak" anlamlarına gelmektedir (Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu Yayınları, 2009, s.113). Arama, gizli olanı ortaya çıkarmak için yürütülen bir faaliyet olduğundan gözle görülen veya açıkta bırakılan şeyler aramanın konusu olamaz. Diğer bir ifade ile bu durumda yapılmış bir arama olmadığından bu koruma tedbiri için öngörülen yasal şartların yerine getirilmesi de gerekmez. Ne var ki bu gibi durumlarda, yani suç delilleri, müsaderesi gerekecek eşya ya da kazanç kapsamında değerlendirilmesi hususunda makul şüphe duyulan şeyler/nesneler gözle görülecek biçimde veya açıkta bırakılmış ise bunların elde edilmesi CMK'nın 123. maddesi uyarınca gerçekleştirilecektir. Burada iki ihtimal vardır ve farklı usullere tabi tutulmuştur: Birinci ihtimalde; ispat aracı olarak yararlı görülen ya da eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri, ilgilinin/şüphelinin (hukuka uygun) rızası ile teslim etmesi hâlinde muhafaza altına alınır (CMK madde 123/1). Rızaen teslim olgusunun; "Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz." şeklindeki Anayasa'nın 38. maddesi ile CMK'nın 148. maddesinde ve Adli ve Önleme Araması Yönetmeliği'nin 8/f bendindeki "Rızaen arama" hükmünün iptaline ilişkin Danıştayın 13.03.2007 tarihli ve 6392-948 sayılı kararında belirlenen parametreler ışığında değerlendirilmesi gerekir. Bu cümleden olarak şüphelinin ve sanığın beyanı/rızası özgür iradesine dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilâç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılmamalı, kanuna aykırı bir yarar vaat edilmemelidir. Yasak usüllerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez. Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. İlgilinin/şüphelinin, tadat olunan şeyleri, (hukuka uygun) rızası ile teslim etmesi hâlinde elkoyma değil ve fakat muhafaza altına alma hâli olduğundan bir el koyma kararı da gerekmez. Ancak suç delilleri, müsaderesi gerekecek eşya ya da kazanç kapsamında değerlendirilmesi hususunda makul şüphe duyulan şeyler/nesneler gözle görülecek biçimde veya açıkta bırakılmış vaziyette değil ise yanında bulunduran kişinin (sözde) rızasıyla teslim etmesi, kural olarak usulüne uygun bir arama ve elkoyma kararı alınma zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Çünkü her şeyden önce bu durumda çoğunlukla arama kararı olmadan yapılan arama ile bu eşyaya ulaşılmakta bunun üzerine zilyed eşyayı sözde rızaen teslim etmektedir. Oysa Anayasa'nın 20... . maddelerinde yer verilen "özel hayatın gizliliği" ve "konut dokunulmazlığı" hakları dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez, kişiliğe bağlı temel haklardandır. Anayasa'da bu hakların hangi hâllerde ve nasıl sınırlanabileceği belirtilirken, anılan hakların vazgeçilmez niteliği nedeniyle sınırlama usulleri içinde ilgilinin rızasına yer verilmemiştir. Keza gerek Anayasanın zikredilen maddelerinde gerekse CMK'da, özel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığı hakkı ile kamu güvenliği arasında bir denge kurulmaya çalışılırken, birey ile kolluk arasındaki güç dengesizliğinin, ilgilinin rızasını sakatlayabileceği endişesiyle, bu hakların, mümkün olduğunca yargı yerlerince verilen kararlarla sınırlanması esası benimsenmiştir (Danıştay Onuncu Dairesi'nin 13.03.2007 günlü, E:2005/6392, K:2007/948 sayılı kararını onayan Danıştay İDDK., E. 2007/2257 K. 20). Zira, öncelikle bu şeylere/nesnelere bir arama kararı olmadan, aranarak ulaşılmış olmaktadır 14.9.2012 (tarihli ve 12/1117 sayılı) Bu nedenlerle suç delilleri, müsaderesi gerekecek eşya ya da kazanç kapsamında değerlendirilmesi hususunda makul şüphe duyulan şeyler/nesneler gözle görülecek biçimde veya açıkta bırakılmış vaziyette değil ise zilyedin görünüşte rızaen tesliminin, kural olarak usulüne uygun bir arama ve elkoyma kararı alınma zorunluluğunu ortadan kaldırmayacağı kabul edilmelidir. Aksi hâlde özel hayatın gizliliği (Anayasa madde 20) konut dokunulmazlığının ihlali (Anayasa madde 21) ve mülkiyet hakkı (Anayasa madde 35) ile adil yargılanma hakkının (Anayasa madde 38) özü ile bağdaşmayan ve keyfî muamelelere karşı öngörülen usuli teminatları etkisiz kılan bir sonuca ulaşılır. Diğer taraftan kanun koyucu arama işleminde karar koşulu açısından kişinin konutu ile iş yerini bir tutmuş, konuta göre daha açık bir alan olması nedeniyle iş yerini, konut dokunulmazlığının ihlali suçundaki rızayla karıştırmamış; ceza muhakemesi hukukunda arama koruma tedbiri açısından özgürlük yararına bir düzenleme yapmıştır. İş yeri dokunulmazlığının ihlali suçunun düzenlendiği TCK'nın 116/2. maddesine göre, açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan iş yerleri ve eklentilerine girilmesinde iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçu oluşmaz. Fakat bu husus, bu yerlerde arama işlemi yapabilmek için karar veya yazılı emir koşulunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz veya zayıflatmaz (Keskin-Kiziroğlu, s.152). Keza, kamuya açık kapalı alanların, kamuya açık olmayan kısımlarında yapılacak aramanın da hâkim kararı ya da şartları oluştuğunda Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile mümkün olacağının kabulü gerekir. İkinci ihtimalde; yanında bulunduran kişinin rızasıyla teslim etmediği hâllerde bu tür eşyaya elkonulabilir (CMK madde 123/2). Ancak el koyma işlemi arama kararına paralel bir usule tabi tutulmuştur. Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hâllerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri, elkoyma işlemini gerçekleştirebilir. Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde elkoyma kendiliğinden kalkar (CMK madde 127/1-3). Anayasal ve yasal dayanakları bu şekilde ortaya konulan adli arama, öngörülen şartlara uyulmadan icra edildiğinde; "bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması" (CMK madde 288) hâli ortaya çıkacağından, hukuka aykırı olacaktır. Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez (Anayasa madde 38). Yüklenen suç, (ancak) hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş delille ispat edilebileceğinden (CMK madde 217/2) delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse mahkemece reddolur (CMK madde 206/2-a). Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde hükme esas alınan ve reddedilen deliller belirtilir; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi gerekir (CMK madde 230/1-b). B. Hukuki Değerlendirme Devriye görevini ifa eden kolluk görevlilerinin durumundan şüphelenerek durdurdukları sanığın elindeki iki bez çanta ile siyah poşette 146 paket kaçak ve bandrolsüz sigara ele geçirdikleri kabul edilen olayda; Kolluğun önleme yetki ve görevi kapsamında yakaladığı sanığın kaba üst aramasını yaptıktan sonra el koyduğu olayı ve uyguladığı tedbirleri Cumhuriyet savcısına bildirmemesine, sanığın üstü ve eşyasına yönelik arama yapılmasına ilişkin CMK'nın 116 ve devamı maddeleri gereğince usulüne uygun verilmiş bir adli arama emri/kararının bulunmamasına ve oluşa göre sanığın, içerisi görülmeyen eşyası niteliğindeki poşetin/bez çantanın kontrolüne yönelik özgür iradesine dayanan rızasından da bahsedilemeyeceğine nazaran özel hayatın gizliliği (Anayasa madde 20) ve mülkiyet hakkının (Anayasa madde 35) özü ile bağdaşmayan ve keyfî muamelelere karşı öngörülen usuli teminatları etkisiz kılacak biçimde, suçun delili ve konusunu oluşturan kaçak sigaralara el konulmasına yönelik yapılan işlemlerde hukuka uygunluk görülmediğinden iş bu delilin, Anayasa'nın 38. maddesinde yer alan emredici düzenleme gereğince hükme esas alınamayacağının kabulü gerekmiştir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Üyesi ...; "Yargıtay Ceza Genel Kurulu gündemindeki dosyanın kabulünde belirtildiği üzere, İzmir Merkez Bornova Abdi İpekçi Caddesi üzerinde kolluk görevlilerinin görevini yaptığı sırada bir şahsın elinde poşetlerle şüpheli şekilde davranışlarından dolayı tutanakta belirtildiği üzere gerçekleşen olayda; görevli kolluk memurları şahsa poşet içerisinde ne olduğu sordukları, şahsın da poşette 146 adet gümrük kanununa tabi kaçak sigara bulunduğunu beyan ettiği, bunun üzerine yapılan yargılamada tutanağın hakkında 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Yasa'nın 3/18 madde gereğince sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmü Yüksek Yargıtay (kapatılan) 19. Ceza Dairesi eşyanın değerinin hafifliği değerlendirmesi yapılmadığından bozulmuş ve bozma sonrası Yargıtay 7. Ceza Dairesi oy çokluğu ile hüküm onanmıştır. Yapılan itiraz incelemesinin konusu kolluk görevlilerinin CMK'nın 1 16... . maddeleri gereğince, suç konusu kaçak eşyanın ele geçirilmesi sırasında Cumhuriyet savcısının bilgilendirilmediği ve yetkili hâkim tarafından herhangi bir arama kararı olmadığından, sanık hakkında hukuku aykırı delillerle sübut bulduğu kabul edilen kararın bozulmasına ilişkin çoğunluk görüşüne aşağıdaki gerekçelerle katılmıyorum. Sayın çoğunluk sanığın ele geçirilen delillerin hukuka aykırı olduğu Anayasanın 20. maddesi ve CMK 1 16... maddelerine aykırı olduğunu belirtmişse ise de; Anayasanın 20. maddesi ve CMK'nın 1 16... maddesi kapsamında tanımlanan düzenlemeye ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık yoktur. Anayasanın 20/son maddesinde belirtildiği üzere; 'Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.' maddesinde şahsın rızası olduğu takdirde arama yapılabileceği belirtilmiş, aynı şekilde CMK'nın 1 16... 'uncu maddelerinde yasal düzenlemeler 'şahsın rızası olmadığı' durumlarda suç verilerinin ele geçirilmesi amacıyla yapılmış bir düzenlemedir. Şüphelinin rızası olduğu durumlarda kolluk memuru PVSK 2559 sayılı kanun gereği; 'Polis, görevli bulunduğu mülki sınırlar içinde, hizmet branşı, yeri ve zamanına bakılmaksızın, bir suçla karşılaştığında suça el koymak, önlemek, sanık ve suç delillerini tesbit, muhafaza ve yetkili zabıtaya teslim etmekle görevli ve yetkilidir.' Olayın gerçekleştiği yer İzmir Merkez Bornova Abdi İpekçi Caddesi'dir. Olay saatinde polis memurları görevlidir ve görevlerini icra ettikleri sırada PSVK kanunu gereği kendilerine verilmiş yetkileri kullanarak şüpheli şahsa yanında taşıdığı poşetin içerisinde ne olduğu sorduğunda, şahıs rızasıyla poşeti açıp içerisinde gümrük kanununa tabi kaçak sigara olduğunu beyan etmiştir. Şahsın rızası dışında bir aramaya ilişkin herhangi bir olgu ve bulgu da yoktur. Olay mahali yoğun kalabalık her an insan trafiğinin yoğun olduğu bir yerdir. Hangi şahsın şüpheli davranışları bulunduğu an ve zamana göre önceden belirlenmesi mümkün değildir. Görevli polisin yaptığı da PSVK gereği şahsa poşette ne bulunduğunu sormasıdır. Poşette şahsın ihtiyacı olan ve kaçak olmayan eşyaları var ise herhangi bir sorun çıkmayacak ve insan yoğunluğunun olduğu bölgede hayatın akışı devam edecektir. Her gördüğü şüpheli şahsın elindeki poşet hakkında şahsa soru sormak ve rızası varken Cumhuriyet savcısından veya yetkili hakimden bir karar çıkartmak hayatın olağan akışı içerisinde günde onbinler kişinin geçtiği cadde üzerinde mümkün değildir. Bu konuda Alman Ceza Muhakemesi Kanunu uygulamasında şehir yoğunluğunun yoğun olduğu Berlin, Münih gibi yoğun kalabalıklarda Cumhuriyet savcısına bilgi verme veya hakimden arama kararı alınması gerekmeyeceğine dair yerleşik içtihadıyla belirlenmiştir. Aksini kabul etmek insan yoğunluğun çok olduğu büyükşehir merkezlerinde PSVK'nın kolluk gücünün yetkilerini kullanamaz hale getirilmesine ve Anayasa'nın 5. maddesinde belirtilen, 'Cumhuriyet ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun huzur ve mutluluğunu sağlamak.' toplumsal huzur, ekonomik istikrar ve kamu düzeninin korunması kapsamında; görevli kolluk memurlarının görevini icra etmesine engel olacak şekilde daraltıcı yorumlarla kullanılamaz hale getirilemez. Mahkeme ve daire kabulünde olayın oluştuğu hakkında önceden bir ihbar veya bilgilendirme olmaması, görevli kolluk tarafından mutat devriyesi sırasında şüphelinin 'suçüstü' hali olarak kabul ettiğimiz olayda, CMK'nın 2. maddesinin (j) bendi ile Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 4. maddesinde tanımlanan suçüstü halinin mevcut olduğu, kaldı ki açık ve net bir suçüstü durumunun şüphelinin elinde bulunan poşetin rızasıyla açıldığı anda poşet içerisinde gümrük kanununa tabi kaçak sigara bulunduğu, suça konu eşyanın da bu aşamada tespit edilmiş olması dikkate alındığında yoğun kalabalık bölgelerde tüm Avrupa ülkeleri özellikle benzer ceza kanunu uygulaması yaptığımız Almanya ve İtalya'nın büyükşehirlerinde kolluk görevlilerini icra ederken kullandıkları yetkiler ile bizim kanunumuzdaki PSVK benzer uygulamalar çerçevesinde, yetkisini kullanarak şüpheli gördüğü kişinin rızası ile elinde bulunan poşeti veya çantayı gösterdiği ve suç unsuru tespit edildikten sonra elde edilen bilgiler ışığında soruşturmanın başlatıldığı ve daha sonrasında onaya sunulduğu benzer uygulamalardır. Aksi takdirde PSVK gereği kolluk memurunun görevini yapma kabiliyeti kalmamış olur. Nitekim Ceza Genel Kurulunun ve ilgili ceza dairelerinin yerleşmiş içtihatlarında da görüleceği üzere, görevli kolluk memurlarının PSVK gereği görevini icra ederken şahsın rızası olduğu durumlarda bugüne kadar uygulaması fiilen mümkün olmayan şekilde cumhuriyet savcısına bilgi vermek ve hakimden arama kararı gerekmeyeceğine dair ilgili içtihatlar mevcuttur. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2016/7-466 E, 2018/166 K sayılı dosyasına konu benzer mahiyetteki olayda; Önleyici Hizmetler Şube Müdürlüğüne bağlı olarak görev yapmakta olan emniyet görevlilerinin Çankaya Mahallesi İstiklal Caddesi üzerinde, çıplak gözle bakıldığında içerisinde sigara olduğu anlaşılan şeffaf siyah bir poşet ile beklemekte olan sanığı görerek yanına gittikleri, kimlik tespiti yapılan sanığın elindeki poşet kontrol edildiğinde, içinde (70) adet Prestige marka gümrük kaçağı sigara olduğunun tespit edildiği, ayrıca sanığın kaba üst yoklamasında, pantolonunun sağ cebinde üzerinde 1 10-U.pres: 200, 10-U.pres: 200, 10-Uni: 165, 20-k.pres: 380, 16-k.pres: 304, 10Uni: 165, 10-U.pres: 200, 10-K.pres: 190, 10-U.pres: 200, 10-Uni: 165, 10-K.pres: 190, 14-K.pres: 266, 5-K.pres: 95 toplam 2720' ibareleri yazılı küçük not kağıdı ile gümrük kaçağı sigaraların satışından elde edildiği değerlendirilen toplam 2355 TL'nin ele geçirildiği; Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2016/7-869 E, 2019/374 K sayılı dosyasındaki konu 16.08.2011 tarihinde saat 22.00 sıralarında, kolluk görevlilerince gerçekleştirilen devriye görevi sırasında, ellerinde siyah büyük naylon torba bulunan sanık M.E ile inceleme dışı sanık A.Ö'ün Etiler Mahallesi, 8 37... . sokakların kesiştiği yerde durdurulduğu, ellerindeki poşetlerde ne olduğu sorulduğunda inceleme dışı sanık A'in kaçak sigara olduğunu söylemesi üzerine farklı markalardaki toplam 75 karton (750 paket) kaçak sigaraya el konulduğu anlaşılan olayda, yapılan hukuki değerlendirmeler ve varılan sonuçlarında belirtildiği gibi; 2559 sayılı PVSK'nın Ek 4. maddesi uyarınca kolluk faaliyetleri kapsamında özellikle yoğun yerleşim yerlerinde bir suçla karşılaştığında suça el koymak, önlemek, sanık ve suç delillerini tespit edip muhafaza altına almakla görevli ve yetkili olan kolluk görevlilerinin gerçekleştirdikleri devriye görevi sırasında, mesleki tecrübelerine karşılaştıkları şüpheli şahısların ellerinde içerisi görülmeyen büyük naylon torba bulunan sanığın davranışlarından şüphelenerek oluşan bu makul şüphe nedeniyle sanığı durdurdukları, oluşan bu yeterli şüphe nedeniyle PVSK'nın 4/A maddesinin verdiği yetkiye dayalı olarak alınması gereken tedbirler kapsamında, sanığın elindeki poşet sanık tarafından rızayla gösterildiğinde suç konusu sigaraların ele geçirildiği, sanığın suçun konusu ve delili olan kaçak sigaralar ile birlikte yakalanması nedeniyle CMK'nın 2. maddesinin (j) bendi ile Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 4. maddesinde tanımı yapılan 'suçüstü' hâlinin mevcut olduğu, kolluk görevlilerin, gerçekleştirdikleri devriye görevi sırasında sanığa ya da suça ilişkin önceden alınmış bir ihbar ya da istihbari bilgi olmaksızın ilk defa işlenmekte olan bir suçla diğer bir anlatımla 'suçüstü' hâli İle karşılaşmaları nedeniyle CMK'nın 90/4. maddesi ile PVSK'nın 13/1 -A ve Ek 6. maddelerinin verdiği yetkiye dayanarak, sanığın rızasıyla ele geçen suç delillerinin kaybolmaması için derhal gerekli tedbirleri alıp sigaraları muhafaza altına aldıktan sonra, uyguladığı tedbirler ile somut olay hakkında Cumhuriyet savcısına bilgi verdikleri ve emirleri doğrultusunda soruşturma işlemlerinin başladığı, yine PVSK'nın Ek 6. maddesini açıklayıcı nitelikte olan Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 8. maddesinin (f) bendindeki düzenlemeye göre de; suçüstü halinde ayrıca bir arama emri ya da karar alınmasına gerek bulunmadığı, kaldı ki somut olayda sanığın, görevlilerce sorulduğunda ellerindeki poşetlerin içerisinde kaçak sigara olduğunu söylemesi göz önüne alındığında, herhangi bir arama yapılmadan suç konusu sigaraların ele geçmiş olması işleminin, gizli saklı bir suç eşyasını ortaya çıkarmak amacıyla yapılmış arama işlemi olarak değerlendirilemeyeceği, dolayısıyla suçun delili ve konusunu oluşturan sigaraların ele geçirilip muhafaza altına alınmasının hukuka uygun olduğu ve hukuka aykırı bir delilden söz edilemeyeceği kabul edilmelidir. Yukarıda açıklanan sebeplerle Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış kararlarında belirtildiği gibi, PSVK'dan kaynaklanan yetkilerini kullanan ve kimlik kontrolü yetkisi sırasında şüphe üzerine durdurulan kişinin mesleki bilgi ve tecrübesi ile şüphelendiği poşet içinde ne olduğunu sorması, şahsın da rızayla poşetin içini göstermesi bir arama faaliyeti olmadığı gibi bunun için arama kararına da ihtiyaç bulunmadığından, sayın çoğunluk ele geçen suç eşyasının hukuka uygun olduğu kanaatinde olduğundan çoğunluğun kararına katılmıyorum." düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 31.05.2023 tarihli ve 12904-5401 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, 3- İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.04.2022 tarihli ve 2298-898 sayılı hükmünün, CMK'nın 1 16... . maddeleri uyarınca usulüne uygun verilmiş bir yazılı arama emri veya adli arama kararı bulunmadan ele geçirilen suça konu eşyanın, hukuka aykırı olarak elde edilen delil niteliğinde bulunduğu gözetilmeden söz konusu delile dayanılarak hüküm kurulması isabetsizliğinden BOZULMASINA, 4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.11.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla