İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2023/85 Karar: 2025/212 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2023/85 K.2025/212

Ceza Genel Kurulu 2023/85 E. , 2025/212 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 168-197 I. HUKUKÎ SÜREÇ Nitelikli cinsel saldırı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/2, 102/3-c, 43/1, 62/1, 53/1 ve 63. maddeleri uyarınca 39 yıl 4 ay 15 gün hapis

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2023/85 E. , 2025/212 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 168-197 I. HUKUKÎ SÜREÇ Nitelikli cinsel saldırı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/2, 102/3-c, 43/1, 62/1, 53/1 ve 63. maddeleri uyarınca 39 yıl 4 ay 15 gün hapis

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2023/85 E. , 2025/212 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 168-197 I. HUKUKÎ SÜREÇ Nitelikli cinsel saldırı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/2, 102/3-c, 43/1, 62/1, 53/1 ve 63. maddeleri uyarınca 39 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası yerine aynı Kanun'un 61/7. maddesi uyarınca sonuç olarak 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin ... 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 22.10.2022 tarih ve 3-290 sayılı hükmün sanık ... müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesince 23.02.2021 tarih ve 1943-304 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bu hükmün de sanık ... müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 02.03.2022 tarih ve 20368-1848 sayı ile; "Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin aşamalardaki ifadeleri, sanığın değişik tarihlerde reşit mağdure ile rızaen cinsel ilişkiye girdiği yönündeki savunması ile bunu destekler mahiyette tarafların samimi şekilde çekildikleri fotoğraflara dair kolluk personelince düzenlenen tutanak içeriği, tanık beyanları, doktor raporları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkûmiyet kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ise 26.05.2022 tarih ve 168-197 sayı ile bozma kararına direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükmün de sanık müdafii ve katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.08.2022 tarihli ve 98168 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 23.11.2022 tarih ve 11678-10454 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU ve ÖN SORUN Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen nitelikli cinsel saldırı suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin olup yapılan müzakere sırasında bazı Ceza Genel Kurulu Üyelerince, katılan ...'nin beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunup bulunmadığının tespiti bakımından eksik araştırma ile karar verilip verilmediğinin de değerlendirilmesi gerektiğinin ileri sürülmesi üzerine Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca bu husus da değerlendirilmiştir. III. OLAY VE OLGULAR 04.10.2019 tarihli Alo 183 Hattı Başvuru Bilgi Formuna göre; 0539 ... .. .. numaralı telefon hattından arayan ve kimliğinin gizli kalmasını isteyen başvuru sahibinin bildirdiği adreste 24 yaşlarında akli dengesi yerinde olmayan bir kadının 5-6 yaşlarındaki kızının babası tarafından istismara maruz kaldığından şüphelenildiğini belirterek destek talep etmesine istinaden 09.10.2019 tarihli psikolog ve sosyolog görevliler tarafından düzenlenen telefon görüşme tutanağında; başvuru sahibinin ... olduğu, adı geçenle yapılan görüşmede; katılan ...'ın annesi, babası, iki kardeşi ve 5-6 yaşlarındaki çocuğu ile birlikte ikamet ettiği, katılan ...'nin daha önce bir mağazada çalıştığı, sınır zekâda olduğu, yakın zamanda sinir krizi geçirdiği, ailesinin içine cin kaçtığını düşünerek katılanı doktora götürmediği, aileye destek olmak amacıyla katılan ...'yi psikoloğa götürdüğü, psikolog ile yaptığı görüşmede çocuğunun babasının kendi öz babası olduğunu ifade ettiği, babasının katılan ...'ye karşı uygunsuz davranışlarının olduğuna dair duyumlar aldıkları, eski komşularıyla yaptığı görüşmelerde bu konulardan bahsedildiği, konu ile ilgili ailenin alt kat komşusu ...'ün (0532 ... .. ..) de bilgisinin olduğu, katılan ...'nin, ailesinin yanında rahat konuşamayacağı, konunun ortaya çıkmasından korkan için ailesi tarafından ölümle tehdit edildiği bilgilerine ulaşılması üzerine Akdeniz Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğünce 09.10.2019 tarihli üst yazı ile Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu, Kolluk tarafından düzenlenen 10.10.2019 tarihli tutanağa göre; tanık ...'nun yeğeni katılan ...'nin babası tarafından cinsel istismara uğradığını belirttiği, ... Cumhuriyet Başsavcılığının 17.10.2019 tarihli ve 2019/2112 sayılı kararı ile; her iki başvuruya ilişkin soruşturma evrakının birleştirilmesine karar verildiği, ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 31.10.2019 tarihli ve 1207339 sayılı rapora göre; katılan ...'nin daha önce psikiyatri başvurusu ve tedavi öyküsünün olmadığı, on beş gün önce stresör sonrası beş gün kadar süren görsel varsam ve büyüsel düşüncelerinin olduğu, ancak muayene tarihinde bu şikâyetlerinden bahsetmediği, yapılan ruhsal muayenesinde; yaşında gösterdiği, bilincinin açık, dikkati ve belleğinin doğal, duygulanımının çökkün, düşünce içeriğinde olaya bağlı depresif temaların mevcut olduğu, katılan ... ve yakınlarından alınan öykü ve yapılan ruhsal muayene sonucunda; geçmişte belirgin psikiyatrik bozukluk öyküsü, bilişsel bozukluğu, alkol ve madde kullanımının olmadığı, on beş gün önce beş gün kadar süren psikiyatrik belirtileri olsa da daha öncesinde kendisini savunamayacağı ile ilgili özür oluşturacak derecede psikiyatrik bozukluk saptanmadığı tıbbi kanaatine varıldığı, Adana Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 18.11.2019 tarihli ve 19-***** numaralı uzmanlık raporuna göre; sanık ... ile katılan ... ve kızı ... ...'dan alınan kan örneklerinden elde edilen genotipler arasında anne-baba-çocuk ilişkisi bakımından uyum bulunduğu, ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 17.09.2020 tarihli ve 14***** sayılı rapora göre; 09.04.2020 tarihinde yapılan muayenesi sonucunda katılan ...'nin olay tarihi itibarıyla herhangi bir akıl hastalığının bulunmadığı tıbbi kanaatine varıldığı, Anlaşılmaktadır. Katılan ...; 01.10.2019 tarihine kadar bir mağazada tezgâhtar olarak çalıştığını, sanığın, babası olduğunu, ..., ... ve ... isimlerinde kardeşlerinin bulunduğunu, ... ...'ın ise kendi öz kızı olduğunu, kızını ... Kadın Doğum Hastanesinde 26.01.2015 tarihinde doğurduğunu, nüfusa kayıt ettirmeye gittiği zaman görevlinin "Baba hanesine ne isim söylerseniz onu yazarız." demesi üzerine kızının babası olduğu için sanığın ismini baba hanesine beyan usulüyle yazdırarak kayıt ettirdiğini, hiç evlenmediğini, kızının babasının, öz babası olan sanık olduğunu ve başka bir kimse ile de cinsel ilişkiye girmediğini, 2014 yılı içerisinde babası ile Antalya iline tatile gittiğini, gittikleri yeri bilmediğini, pansiyon gibi bir yer tuttuklarını, annesi ve kız kardeşinin kendileriyle gelmek istemediklerini, pansiyona yerleştikten sonra üzerlerini değiştirip birlikte denize girmek üzere plaja gittiklerini, bir süre denize girdikten sonra pansiyona döndüklerini, sanığın alt katta duş aldığı sırada kendisinin de üst kattaki ebeveyn banyosu olarak kullanılan yere girdiğini, duş aldıktan sonra iç çamaşırını giyinmeden havluya sarıldığını ve odaya geçtiğini, sanığın odaya geldiğini, sanığa "Üzerimi giyineceğim, dışarıya çıkar mısın?" dediğini, bir eliyle kapıyı örtmeye, diğer eliyle de babasını dışarıya çıkarmaya çalıştığı esnada babasının odadan çıkmadan kapıyı kapattığını, babasının odada kendisiyle rızası dışında cinsel ilişkiye girdiğini, babasına, kendisine tecavüz etmemesi için direndiğini ancak gücünün yetmediğini, pansiyonda birkaç gün kaldıklarını ve babasının her gün kendisiyle zorla cinsel ilişkiye girdiğini, tatilden evlerine döndükten sonra evde annesinin olmadığı veya kardeşlerinin erken uyudukları zamanlarda da babasının kendisiyle zorla cinsel ilişkiye girdiğini, olayı annesine, kardeşlerine veya aile büyüklerine anlatamadığını, babasının "Eğer bunu bir kimseye anlatırsan, ortada kalırsın, benden başka bir kimse sahip çıkmaz sana!" dediğini, bu nedenle olayı annesine anlatmış olsaydı dahi babasının annesini ikna edeceğini ve annesinin kendisini dışlayacağını, babasının kendisiyle girmiş olduğu cinsel ilişkilerden dolayı 2014 yılında hamile kaldığını, adet düzensizliğinden dolayı kadın doğum doktoruna gittiğinde beş aylık hamile olduğunun anlaşıldığını, çocuğu aldırmak istediğini ancak beş aylık çocuğun alınması yasak olduğu için kürtaj yaptıramadığını, ailesine erkek arkadaşından hamile kaldığını söyleyip erkek arkadaşının adı ve soy adını hatırlamadığını söylediğini, kızı doğduktan sonra işe girdiğini ve bu şekilde kızının ihtiyaçlarını karşıladığını, sanığın zoruyla girdikleri cinsel ilişkilerin üç ay öncesine kadar devam ettiğini, babası tarafından hamile bırakıldığını kardeşi ...'e yaklaşık üç buçuk yıl önce anlattığını, kardeşinin "Polise gidip şikâyet edelim." dediğini ancak bunu kabul etmediğini, sanığın her seferinde zorla şiddet uygulayarak cinsel ilişkiye girdiğini, bu olaylar sırasında dudağının patladığını ve izinin de geçmediğini, sanığın "Bu ilişkileri kimseye anlatırsan ortada kalırsın, sana kimse sahip çıkmaz, rezil olursun." diyerek kendisini tehdit ettiğini, Tanık ... ...; 2014 yılında ablası katılan ... ve babası sanık ...'nın tatil amacıyla Antalya'ya gittiklerini, karnesi kötü geldiği için babasının kendisini götürmediğini, teyzesinin de misafirliğe gelmesi nedeniyle annesi ve diğer kardeşlerinin de tatile gitmediklerini, hamile olduğunu öğrendiklerinde ablasının ilk önceleri bir arkadaşından hamile kaldığını, kola içtiğini ve kendisiyle kimin ilişkiye girdiğini hatırlamadığını söylediğini, doğum yapmasından birkaç ay sonra ablasının, çocuğun babasının sanık olduğunu söylediğini, bu olayı neden kimseye anlatmadığını sorduğunda, "Size zarar verebilir, anneme, erkek kardeşlerime ve bana zarar vereceğinden korkuyordum!" dediğini, defalarca katılan ...'ye "Polise gidelim şikâyet edelim." dediğini ancak korktuğunu, babasının öldürmekle ve çocuğu alarak bir daha göstermemekle tehdit ettiğini söyleyerek bu öneriyi kabul etmediğini, İfade etmişlerdir. Sanık ...; ... sitesindeki evde kaldıkları dönemde yaz ayı olduğu için balkonda şort ve atletli bir şekilde yer yatağında yattığını, kızı olan katılanın bir gün yanına gelerek "Baba içerisi sıcak oldu, yanında yatabilir miyim?" diye sorduğunu, kabul ettiğini ve yer yatağında birlikte yan yana yatmaya başladıklarını, eşinin o gece evde olmadığını, diğer çocuklarının ise evde olduklarını, katılan ...'ye cinsel amaçlı olarak yakınlık gösterdiğini, o da karşılık verince cinsel ilişkiye girdiklerini, eşinin bir ailenin çocuğuna baktığı evde kaldığı zamanlarda odasına gelen katılan ...'yle cinsel ilişkiye girdiklerini, ... sitesindeki evde tahminen dört beş, sonradan taşındıkları ... sitesindeki evde de üç dört defa cinsel ilişkiye girdiklerini, savunmuştur. IV. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık ile Ön Soruna İlişkin Açıklamalar Anayasa'nın 138/1. ve CMK'nın 217/1. maddeleri ile Anayasa'nın 38. ve İHAS'nin 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen Ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir. Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü; hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir. Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Her türlü delil aracı, kural olarak kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk belirler. Nitekim, Anayasa'nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa'nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne zaman ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda ret olunabileceği, çelişme yönteminin nasıl hayata geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir (Feyzioğlu, s. 357). Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkanı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma: "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey aynı düşünceyi; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Feridun Yenisey, İstinafta Maddi Ve Hukuki Mesele Denetimi, Dr. Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, s. 1282) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır. Ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında toplayabileceğimiz temel prensiplere göre; a) Her şeyin kanıt olabileceği (hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş), b) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği, (hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği), d) Kanıt ileri sürmede zaman kısıtlaması olamayacağı, e) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği, (vicdani kanaat) ceza yargılamasının temel ilkeleridir. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ilke ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır (YCGK, 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı). Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmının gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı). Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. B. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme Sanığın, öz kızı olan katılan ...'ye yönelik maddi ve manevi cebir uygulayarak vücuduna organ sokmak suretiyle zincirleme şekilde cinsel saldırıda bulunduğu İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olayda; İntikalden sonra ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü bünyesinde adli tıp heyet doktorları tarafından katılan ...'nin yapılan ruhsal muayenesi sonucu düzenlenen raporda; yaşında gösterdiğinin, bilincinin açık, dikkatinin ve belleğinin doğal, duygulanımının çökkün, düşünce içeriğinde olaya bağlı depresif temaların mevcut olduğunun, geçmişte belirgin psikiyatrik bozukluk öyküsü, bilişsel bozukluğu, alkol ve madde kullanımı bulunmadığının, muayene tarihinden on beş gün önce beş gün kadar süren psikiyatrik belirtileri bulunmakla birlikte beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacağı ile ilgili engel oluşturacak derecede psikiyatrik bozukluk saptanmadığının ve olay tarihi itibarıyla herhangi bir akıl hastalığının bulunmadığının belirtilmesi karşısında; katılan ...'nin beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunup bulunmadığının tespiti bakımından eksik araştırma ile karar verilmediği sonucuna ulaşılmalıdır. Ön sorun bakımından çoğunluk görüşüne katılmayan beş Ceza Genel Kurulu Üyesi; katılan ...'nin beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunup bulunmadığının tespiti bakımından eksik araştırma ile karar verildiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. 04.10.2019 tarihli bilgi formu ile kolluk tarafından düzenlenen 10.10.2019 tarihli tutanakta da yer verildiği üzere katılanın inceleme konusu olayı anlattığı kişiler tarafından olağan bir seyirle adli mercilere intikal ettirilmesi, katılanın tüm aşamalarda babası olan sanığın, rızası dışında kendisiyle cinsel ilişkiye girdiğini istikrarlı bir biçimde anlatması, nüfus kaydında bebek ...'in baba hanesine sanığın isminin yazılmasının katılanın beyanlarını desteklemesi, Adana Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 18.11.2019 tarihli uzmanlık raporunda katılan, sanık ... bebek ...'den alınan kan örneklerinden elde edilen genotipler arasında anne-baba-çocuk ilişkisi bakımından uyum bulunduğuna yer verilmesi karşısında; sanığın, eylemlerinin mağdurun da rızasıyla gerçekleştiği yönündeki savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik ve inandırıcılıktan uzak olduğu, açıklanan gerekçelerle müsnet nitelikli cinsel saldırı suçunun sübut bulduğu kabul edilmelidir. Asıl uyuşmazlık bakımından çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu ...; "Sanığın, öz kızı olan katılan ... ile birlikte ... beldesine tatile gittikleri sırada ilk defa cinsel ilişkiye girdikleri anlaşılan 2014 yılı Nisan ayı itibarıyla 21 yaşında olan katılan ...’nin yapılan ruhsal muayenesi sonucu düzenlenen raporlara göre psikiyatrik bozukluğunun veya herhangi bir akıl hastalığının bulunmadığı, sanık ile katılan ... arasındaki cinsel ilişkilerin ... beldesindeki tatilden döndükten sonra ... sitesindeki evlerinde ve buradan taşındıkları ... sitesindeki evlerinde de devam ettiği, katılan ...’nin 26.01.2015 tarihinde doğurduğu çocuk ile sanığın kan örneklerinden elde edilen genotipler arasında baba kız ilişkisi bakımından uyum bulunduğu, katılan ...’nin doğum yaptıktan yaklaşık 3 ay sonra kız kardeşi olan tanık ...’in ısrarı üzerine babası ile arasındaki cinsel ilişki olayından bahsettiği ancak olayı polise bildirmek isteyen kardeşine engel olduğu ve kendisinin de olayın kolluğa intikal tarihine kadar yaklaşık 5,5 yıl boyunca şikâyetçi olmadığı ve sanıkla aynı evde yaşamaya devam ettiği, katılan ...’nin doğurduğu çocuğun babasının kim olduğunun aile çevresinde sürekli olarak sorgulanması nedeniyle tanık ...’in aralarında ileride sorun çıkmaması için olayı nişanlısına anlattığı ve onun da katılanın dayısı tanık ...’yı araması ile olayın kolluğa intikal ettiği, katılan ...’nin doğan çocuğunun babası olarak kendi babasının ismini nüfusa kaydettirdiği ve sosyal medya hesabında sanık ile normal baba kız ilişkisinin ötesinde samimiyet sergiledikleri fotoğraflarının tespit edildiği hususları birlikte dikkate alındığında; olay tarihlerinde 18 yaşından büyük katılan ...’nin sanığın her seferinde zor kullanarak kendisi ile cinsel ilişkiye girdiğini ve bu olayı anlatmaması için tehditte bulunduğunu ifade etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanığın müsnet nitelikli cinsel saldırı suçunu işlediği yönünde vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı anlaşılmakla in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince ispat edilemeyen nitelikli cinsel saldırı suçunun sabit olmadığı," gerekçesiyle, Asıl uyuşmazlık bakımından çoğunluk görüşüne katılmayan yedi Ceza Genel Kurulu Üyesi de; sanığa isnat edilen nitelikli cinsel saldırı suçunun sabit olmadığı düşüncesiyle, Karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.05.2022 tarihli ve 168-197 sayılı direnme gerekçesinin İSABETLİ OLDUĞUNA, 2- Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 02.03.2022 tarihli ve 20368-1848 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, uygulamanın denetlenmesi için Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.05.2025 tarihinde yapılan müzakerede ön sorun ve asıl uyuşmazlık bakımlarından oy çokluğu ile karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla