İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2024/19 Karar: 2025/114 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2024/19 K.2025/114

Ceza Genel Kurulu 2024/19 E. , 2025/114 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2021/131608 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 7. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi SAYISI : 400-233 I. HUKUKİ SÜREÇ Kaçak eşyayı bu özelliğini bilerek ticari amaçla bulundurma suçundan suça sürüklenen çocuğun 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadel

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2024/19 E. , 2025/114 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2021/131608 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 7. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi SAYISI : 400-233 I. HUKUKİ SÜREÇ Kaçak eşyayı bu özelliğini bilerek ticari amaçla bulundurma suçundan suça sürüklenen çocuğun 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadel

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2024/19 E. , 2025/114 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2021/131608 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 7. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi SAYISI : 400-233 I. HUKUKİ SÜREÇ Kaçak eşyayı bu özelliğini bilerek ticari amaçla bulundurma suçundan suça sürüklenen çocuğun 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3/18 ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 31/3, 62, 52/2, 51 ve 54/4 maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 40 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, müsadereye ve ertelemeye ilişkin Konya 1. Çocuk mahkemesince verilen 04.12.2014 tarihli ve 1111-2876 sayılı hükmün, suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesince 23.11.2020 tarih ve 25558-16188 sayı ile; 5607 sayılı Kanun'da 15.04.2020 tarihinde 7242 sayılı Kanun ile yapılan lehe değişikliklerin değerlendirilmesi gerektiği isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma üzerine devam olunan yargılama sonucunda Konya 1. Çocuk Mahkemesince 09.09.2021 tarih ve 400-233 sayı ile 5607 sayılı Kanun'un 3/18-22. maddeleri ile TCK'nın 31/3, 62, 52/2-4, 54 ve 51. maddeleri uyarınca hapisten çevrilen 4.000 TL ve doğrudan 20 TL adli para cezalarıyla cezalandırılmasına taksitlendirmeye ve müsadereye ancak ilk kararın sadece suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından temyiz edilmesi nedeniyle kazanılmış hakkı gözetilerek 4000 TL adli para cezasının ertelenmesine karar verilmiş, bu kararın suça sürüklenen çocuk müdafisi ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 23.03.2023 tarih ve 15548-2741 sayı ile her iki temyiz edenin de temyiz hakkı olmadığından bahisle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 317. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Daire Üyesi ...; "Suça sürüklenen çocuğun kaçakçılık suçunu işlediğinden bahisle Konya 1. Çocuk Mahkemesinde görülen bu dava açılmıştır. Mahkemenin barodan talep etmesi üzerine suça sürüklenen çocuğa baro tarafından müdafi atanmıştır. Suça sürüklenen çocuk hakkında 2014 yılında mahkumiyete dair verilen karar müdafinin temyizi üzerine Yargıtay 19. Ceza Dairesi tarafından bozulmuştur. Yargıtay’ın bozma kararından sonra baro tarafından atanan müdafi davanın tüm celselerinde suça sürüklenen çocuğu temsil etmiştir. Suça sürüklenen çocuğun Şanlıurfa’da ikamet etmesi nedeniyle yazılan talimatla ifadesi alınırken artık 18 yaşını doldurmuş olması ve müdafi istemediği beyanı üzerine talimat ifadesi müdafisiz olarak alınmıştır. Konya 1. Çocuk Mahkemesince 09.09.2021 tarihinde suça sürüklenen çocuğun mahkûmiyetine karar verilmiş bu karar baroca atanan müdafi tarafından temyiz edilmiştir. Bu karar verildiği sırada hükmü temyiz eden müdafi duruşmada hazır bulunmuştur. Heyetimizin sayın çoğunluğu, suça sürüklenen çocuğun 17.06.2021 tarihli talimatla alınan ifadesinde müdafi istemediğine dair beyanını esas alarak Konya 1. Çocuk Mahkemesindeki müdafinin görevi sona ermiş gibi kabul ederek müdafinin temyiz talebinin reddine karar vermiştir. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 156/3. maddesinde şüpheli veya sanığın kendisine sonradan müdafi seçmesi halinde baro tarafından görevlendirilen müdafinin görevinin sona ereceği yazılıdır. Suça sürüklenen çocuk kendisine yeni bir müdafi seçmediği gibi kendisini asıl dosyada temsil eden müdafiyi de azletmemiştir. Bu durumda Konya 1. Çocuk Mahkemesindeki müdafinin görevi devam etmektedir. Suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiz isteminin esastan incelenerek bir hüküm kurulması yerine müdafinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi Ceza Muhakemesi Kanunu'ndaki düzenlemelere uymamaktadır." düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 11.09.2023 tarih ve 131608 sayı ile; "...Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 156/3. maddesinde şüpheli veya sanığın kendisine sonradan müdafi seçmesi halinde baro tarafından görevlendirilen müdafinin görevinin sona ereceği yazılıdır. Suça sürüklenen çocuk kendisine yeni bir müdafi seçmediği gibi kendisini asıl dosyada temsil eden müdafiyi de azletmemiştir. Bu durumda Konya 1. Çocuk Mahkemesindeki müdafinin görevi devam etmektedir. Suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiz isteminin esastan incelenerek bir hüküm kurulması yerine müdafinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi Ceza Muhakemesi Kanunundaki düzenlemelere uymamaktadır. Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz talebi üzerine hükmün esastan incelenmesi gerekirken reddine dair karar hukuka aykırılık oluşturmaktadır." görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 26.10.2023 tarih ve 16490-9345 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIĞIN KONUSU Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözülmesi gereken uyuşmazlık; suç tarihi itibarıyla 18 yaşından küçük olan fakat mahkemesince savunmasının alındığı tarihte 18 yaşını ikmal eden suça sürüklenen çocuğun savunması alınırken artık müdafi istemediğine ilişkin beyanının CMK’nın 150/2. maddesi uyarınca atanan müdafiin görevini kendiliğinden sona erdirip erdirmeyeceğinin, buna bağlı olarak da zorunlu müdafiin 09.09.2021 tarihli temyiz isteminin incelenip incelenemeyeceğinin belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Suça sürüklenen çocuk hakkında kaçak eşyayı bu özelliğini bilerek ticari amaçla bulundurma suçundan açılan kamu davasında, suça sürüklenen çocuğa barodan zorunlu müdafi görevlendirildiği, Yerel Mahkemece verilen 04.12.2014 tarihli ve 1111-2876 sayılı mahkûmiyet hükmünün müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece inceleme yapılıp Yerel Mahkeme hükmünün bozulduğu, bozma kararı sonrası Şanlıurfa'da ikamet eden ve yargılama aşamasında 18 yaşını ikmal eden suça sürüklenen çocuğun talimat mahkemesince savunması alınırken yasal haklarının usulüne uygun hatırlatıldığı ve devamında suça sürüklenen çocuğun; "Ben 18 yaşını doldurdum. Şimdi bizzat savunma yapacağım, müdafi talep etmiyorum." şeklinde beyanda bulunduğu, Yerel Mahkemece verilen 09.09.2021 tarihli ve 400-233 sayılı hükmün suça sürüklenen çocuğun gıyabında ancak zorunlu müdafiin yüzüne karşı verildiği ve anılan hükmün suça sürüklenen çocuğa usulüne uygun tebliğ edildiği ancak suça sürüklenen çocuğun hükmü temyiz etmediği, Anlaşılmaktadır. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Oldukça geniş bir kavram olan savunma hakkı, şüpheliyi ve sanığı ilgilendirdiği kadar, bir gün şüpheli veya sanık konumuna düşebilecek toplumda yaşayan herhangi bir ferdi, dolayısıyla da toplumu ve yine adaleti sağlama yükümlülüğü bulunan Devleti ilgilendirmektedir. Çünkü; ceza yargılamasında savunma, yargılamanın sonucunda verilen ve iddia ile savunmanın değerlendirilmesinden ibaret olan, hükmün doğru olmasını sağlar. Bu yönüyle, geniş bir bakış açısı ile değerlendirilmesi gereken savunma hakkı, susma, soru sorma, kendi aleyhine işlemlere katılmama, tercümandan yararlanma, kanıtların toplanmasını isteme, duruşmada hazır bulunma gibi hakların yanında müdafiden yararlanma hakkını da içerir. Savunma, Anayasa'nın 36. maddesiyle anayasal güvence altına alınan meşru bir yol, müdafi de savunmanın meşru bir aracıdır. Dolayısıyla söz konusu hüküm, müdafi aracılığı ile savunulmayı da anayasal güvence altına almaktadır. Savunma hakkı, uluslararası belgelerde de değerine uygun yerini almıştır. Bunlardan, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 11/I, Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Milletlerarası Antlaşma'nın 14/3-b-d, Avrupa İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Koruma Sözleşmesi'nin 6/3-b-c maddeleri sanığın müdafiden yararlanması konusunda açık düzenlemeler getirmiştir. CMK'nın 2. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde; "şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukatı" olarak tanımlanan müdafi, toplumsal savunmayı gerçekleştirmek amacıyla şüpheli veya sanık lehine hareket edip hukuki yardımda bulunan ve gerçeğin ortaya çıkarılmasını sağlayan kamusal bir muhakeme süjesidir. Şüpheli veya sanığın müdafii aracılığıyla savunulması hususunda tercih yapma imkânına sahip olduğu hâllerde görev yapan müdafi ihtiyari müdafi, görevlendirilmesi hususunda şüpheli veya sanığın iradesinin önem taşımadığı hâllerde görev yapan müdafi ise zorunlu müdafidir. Başka bir ifadeyle, müdafiin zorunlu veya ihtiyari olması, şüpheli veya sanığın istemine ya da istemi olup olmadığına bakılmaksızın yani iradesi dikkate alınmadan atanıp atanmadığına bakılarak belirlenmektedir. Mülga CMUK, kişisel savunmada kural olarak ihtiyari müdafilik sistemini benimsemiş ve sınırlı bazı hâllerde zorunlu müdafilik sistemini benimsemişken; CMK, zorunlu müdafilik sistemini önemli ölçüde genişletmiştir. CMK'ya göre müdafii bulunmayan şüpheli veya sanığın, çocuk, kendini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz olması (150/2), soruşturma veya kovuşturma konusu suçun cezasının alt sınırının beş yıldan fazla hapis cezasını gerektirmesi (150/3), resmî bir kurumda kusur yeteneğinin araştırılması için gözlem altına alınmasına karar verilecek olması (74/2), tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilmesi (101/3), davranışları nedeniyle hazır bulunmasının duruşmanın düzenli olarak yürütülmesini tehlikeye sokacağı anlaşılan sanığın yokluğunda duruşma yapılması (204/1) ve kaçak sanık hakkında duruşma yapılması (247/4) hâllerinde, şüpheli veya sanığın istemi bulunmasa hatta açıkça müdafi istemediğini beyan etse bile müdafi görevlendirme zorunluluğu bulunmaktadır. CMK'nın "Müdafiin görevlendirilmesi" başlıklı 150. maddesi şöyledir: "(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi hâlinde bir müdafi görevlendirilir. (2) Müdafisi bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir. (3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır. (4) Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.". Maddenin birinci fıkrasında isteğe bağlı müdafilik hüküm altına alınmış; ikinci fıkrasında, çocuklara, kendisini savunamayacak derece malul olanlara veya sağır ve dilsizlere istemleri aranmaksızın müdafi görevlendirilmesi gerektiği belirtilmiş; üçüncü fıkrada ise alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmalarda müdafi görevlendirilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. "Müdafiin görevlendirilmesinde usul" başlıklı 156. maddesi ise şöyledir; (1) 150 nci maddede yazılı olan hâllerde, müdafi; a) Soruşturma evresinde, ifadeyi alan merciin veya sorguyu yapan hâkimin istemi üzerine, b) Kovuşturma evresinde, mahkemenin istemi üzerine, Baro tarafından görevlendirilir. (2) Yukarıda belirtilen hâllerde müdafi soruşturmanın veya kovuşturmanın yapıldığı yer barosunca görevlendirilir. (3) Şüpheli veya sanığın kendisinin sonradan müdafi seçmesi halinde, baro tarafından görevlendirilen avukatın görevi sona erer." Görüldüğü gibi yaş küçüklüğü nedeniyle görevlendirilen zorunlu müdafiin görevinin, suça sürüklenen çocuğun 18 yaşını ikmal etmesiyle sona ereceğine dair hukuki bir düzenleme bulunmamaktadır. Bilakis Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik'in 7/2. maddesinde; ''Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının talebi üzerine görevlendirilen müdafi veya vekil azledilemez.'' denilmek suretiyle zorunlu müdafiin özel ve spesifik konumuna vurgu yapılmış, görevlendirilmesinde olduğu gibi görevinin sona erdirilmesinde de şüpheli veya sanığın iradesine kural olarak belirleyici bir değer atfedilmemiştir. CMK'nın 150 nci maddesinin 3. fıkrasında yer alan şüpheli veya sanığın kendisinin sonradan müdafi seçmesi halinde, baro tarafından görevlendirilen avukatın görevinin sona ereceğine ilişkin düzenlemenin de, şüpheli veya sanığın seçmiş de olsa bir müdafin hukuki yardımından faydalanmaya devam ettiği hale işaret ettiği açıktır. Keza anılan yönetmeliğin 7.maddesinde de aynı yönde hükümler va'zedildiği anlaşılmaktadır. Yönetmelik'in 6/6. maddesinde CMK'nın 151/1. maddesine paralel olarak; ''Müdafi veya vekil, soruşturma evresinde ya da duruşmada hazır bulunmaz veya vakitsiz olarak duruşmadan çekilir veya görevini yerine getirmekten kaçınırsa, Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme derhal başka bir müdafi veya vekil görevlendirilmesi için gerekli işlemi yapar.'' biçimindeki değişiklikle zorunlu müdafiin değiştirilmesi mümkün kılınmış ise de görevinin, artık bir müdafin hukuki yardımından faydalanmayacak şekilde sona ermesi öngörülmüş değildir. Açıklanan nedenlerle yaş küçüklüğü nedeniyle CMK’nın 150/2. maddesi uyarınca görevlendirilen zorunlu müdafiin görevinin; suça sürüklenen çocuğun yargılama sürecinde 18 yaşını ikmal etmesiyle re'sen ya da suça sürüklenen çocuğun iradesine bağlı olarak sona ermeyeceğinin kabul edilmesi gerekir. B. Hukuki Değerlendirme Kaçak eşyayı bu özelliğini bilerek ticari amaçla bulundurma suçundan Konya 1. Çocuk mahkemesinde yargılanan ve CMK’nın 150/2. maddesi uyarınca görevlendirilen zorunlu müdafiin hukuki yardımından faydalanan suça sürüklenen çocuğun, yargılama sürecinde 18 yaşını ikmal etmesinden sonra talimat mahkemesince savunması alınırken müdafi istemediğini ifade etmiş olsa da, asıl mahkemesinde davayı takip ederek verilen mahkûmiyete ilişkin hükmü daha evvel olduğu gibi temyiz eden müdafiin görevinin devam ettiği ve buna bağlı olarak 09.09.2021 tarihli temyiz isteminin Özel Dairece incelenmesi gerektiğinin kabul edilmesi lazım gelir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 23.03.2023 tarihli ve 15548-2741 sayılı suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin reddine ilişkin kararının KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, temyiz incelemesi için Yargıtay 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.03.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla