Karar Özeti
Ceza Genel Kurulu 2024/233 E. , 2025/307 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2022/47846 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 7. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Ceza SAYISI : 486-32 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın, marka hakkına tecavüz suçundan 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 5833 sayılı Kanun il
Karar Detayı
Ceza Genel Kurulu 2024/233 E. , 2025/307 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2022/47846 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 7. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Ceza SAYISI : 486-32 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın, marka hakkına tecavüz suçundan 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 5833 sayılı Kanun ile değişik 61/A-1, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62, 52/2-4, ve 54/1. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 2.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye, müsadereye ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin Bursa 3. Asliye Ceza Mahkemesince 29.09.2011 tarih ve 790-611 sayı ile verilen kararın kesinleşmesinden sonra, sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle dosyayı ele alan Bursa 3. Asliye Ceza Mahkemesince 19.01.2016 tarih ve 832-6 sayı ile CMK'nın 231/11. maddesi gereğince hükmün açıklanması suretiyle sanığın 556 sayılı KHK'nın 5833 sayılı Kanun ile değişik 61/A-1, TCK'nın 62, 52/2-4 ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 2.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir. Hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesince 15.04.2021 tarih ve 6737-4464 sayı ile; "... sanık hakkında 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik CMK'nın 253 ve 254. maddelerinin uygulanması zorunluluğu," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamına uyan Bursa 3. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 19.01.2022 tarih ve 486-32 sayı ile sanığın, aynı suçtan 556 sayılı KHK'nın 5833 sayılı Kanun ile değişik 61/A-1, TCK'nın 62, 52/2 ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiş, bu hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 08.05.2023 tarih, 11491-4346 sayı ve oy çokluğu ile; "...sanığın savunmalarında suça konu ürünleri satmak için götürürken yakalandığını beyan etmesi karşısında, tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir... olay tutanağı, sanık savunmaları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır." şeklindeki gerekçeyle onanmasına karar verilmiştir. Daire Üyesi ...; "...Kolluk görevlilerinin yaptıkları işlem araçta aramadır. Bu durumda arama yapılabilmesi için CMK’nin 119 uncu maddesi gereğince hakim kararı veya Cumhuriyet savcısının yazılı veya sözlü talimatı ya da kolluk amirinin yazılı emir vermesi zorunludur. Makul şüphe olup olmadığını değerlendirmek yetkisi kolluk memurlarında değildir. 5271 sayılı Kanun’da rızaen aramaya yer verilmemiştir. Suç delillerinin elde edilebileceği makul şüphe hallerinde kolluk görevlilerinin kendiliğinden arama yapabilecekleri de Ceza Muhakemesi Kanunu’nda düzenlenmemiştir. Sanığın aracında yapılan arama, Adlî ve Önleme Aramaları Yönetmeliğinin 8 inci maddesinde düzenlenen 'karar alınmadan arama yapılacak haller' kapsamına girmemektedir. Kolluk görevlileri CMK’nin 116 ncı ve 119 uncu maddelerine, Adlî ve Önleme Aramaları Yönetmeliğinin 5 inci ve 8 inci maddelerine uymadan arama yapmışlardır. Ceza Muhakemesi Kanunundaki düzenlemelere uymadan arama yapılması nedeniyle deliller usulsüz elde edildiğinden hükme esas alınmamalıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2014/166 Esas 2014/514 Karar sayılı kararında, usulsüz aramada elde edilen eşya olmadan, eşyanın suç oluşturduğuna dair inceleme yapılamayacağı için ikrarın da bir öneminin olmadığı vurgulanmıştır. Usulsüz arama nedeniyle elde edilen delillerin kullanılamayacağı gözetilerek, yerel mahkemece verilen mahkûmiyete ilişkin hükmün bozulması gerektiğini düşündüğüm için, heyetimizin sayın çoğunluğunun arama usule uygun olmasa bile ikrarın ceza vermeye yeterli olduğuna dair görüşlerine katılmıyorum." düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 18.07.2023 tarih ve 47846 sayı ile karşı oyda yer alan görüş doğrultusunda itiraz yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesince 18.01.2024 tarih, 15709-528 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve anılan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUN Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; suça konu ürünlerin hukuka uygun yöntemle elde edilmiş delil niteliğinde olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; suç tarihi itibarıyla yürürlükte olup 10.01.2017 tarihli ve 29944 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6769 sayılı Kanun'un 191. maddesi ile yürürlükten kaldırılan 556 sayılı KHK'nın 5833 sayılı Kanun ile değişik 61/A. maddesinde yer alan; "Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal veya hizmet üreten, satışa arz eden veya satan..." hükmü karşısında; sanığa isnat edilen marka hakkına tecavüz suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Beş polis memuru ve İstanbul ili Fatih ilçesinde ikamet eden sanık tarafından imzalanan ve 03.08.2010 tarihinde saat 15.30'da düzenlenen yakalama, üst arama ve muhafaza altına alma tutanağına göre; 03.08.2010 tarihinde saat 14.00 sıralarında Haber Merkezinin Bursa ili Osmangazi ilçesi Mudanya yolu üzerinde bulunan ... AVM'nin park alanında 34 *** ** plaka sayılı otomobil içerisinde faturasız kozmetik ürünü deodorantların olduğunu anons etmesi üzerine belirtilen yere intikal edildiği, söz konusu araç park hâlindeyken sürücü olan sanığın otomobilin yanına geldiği, hakkında 155 Polis İmdat Hattına ihbar geldiğinin söylenmesi üzerine sanığın otomobilin bagaj kısmında çeşitli markalarda parfüm ve saatlerin olduğunu, bunların irsaliye ve faturalarının bulunmadığını, Bursa'da bu ürünleri satmaya çalışmadığını, İzmir'de bulunan kardeşinin yanına giderek ürünleri satmayı planladığını, aracını da AVM otoparkına park edip yemek yediğini beyan ettiği, CMK'nın 147. maddesindeki haklarının sanığın yüzüne karşı okunduğu, sanığın kendi aracı ile polis refakatinde Emek Polis Merkez Amirliğine intikal ettirildiği, otomobilin bagajında 3 adet ..., 3 adet ..., 2 adet..., 1 adet ... marka toplam 9 adet erkek kol saati ile 9 adet ..., 8 adet ..., 9 adet ... ve 9 adet ... ... marka toplam 35 adet parfümün muhafaza altına alındığı, 04.08.2010 tarihinde kolluk görevlileri tarafından muhafaza altına alınan ürünler hakkında el koyma kararı alınması için Cumhuriyet Başsavcılığından talepte bulunulması üzerine aynı gün Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca mahkemeden el koymanın onaylanmasının talep edildiği, Bursa (Kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesince 04.08.2010 tarih ve 1488 değişik iş numarası ile CMK'nın 127. maddesi uyarınca el koymanın onaylanmasına karar verildiği, 10.08.2010 tarihli tutanağa göre; kolluk görevlilerinin el koyulan ürünlerin hak sahipleri olan şirketleri telefonla arayarak bilgi vermeleri üzerine katılanın 18.08.2010 havale tarihli dilekçe ile 9 adet ... marka parfüm bakımından şikâyetçi olduğu, 30.03.2011 tarihli bilirkişi raporuna göre; el koyulan 9 adet parfümün katılanın hak sahibi olduğu ... markasının taklidi oldukları ve ürünlerin marka hakkına tecavüz oluşturduğu, Anlaşılmaktadır. Sanık kollukta; el koyulan ürünleri İstanbul ili Aksaray ilçesi Laleli semtinde kurulan pazar yerindeki tezgâhtan satın alıp üzerine kâr koyarak sattığını, bu ürünlerin satışının suç olduğunu bilmediğini, ürünlerin faturasının olmadığını, mahkemede; İstanbul ili Fatih İlçesinde büfe işlettiğini, suça konu ürünleri Laleli, Beyazıt ve Eminönü'nde bulunan tezgâhlardan satın aldığını, bu ürünlerin taklit ürün olduğunu bildiğini, ürünleri Kuşadası'nda pazarlarda satmak için götürürken yolda alıkonulduğunu, bunun suç olduğunu bilmediğini, bilmesi durumunda satmayacağını, artık bu işleri bıraktığını, suçlamayı kabul etmediğini savunmuştur. V. GEREKÇE A.İlgili Mevzuat ve Ön Soruna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.10.2018 tarihli ve 2015/1-158 E. - 2018/444 K., 01.03.2022 tarihli ve 2018/7-131 E. - 2022/139 K. ile 23.10.2024 tarihli ve 2022/2-589 E. - 2024/321 K. sayılı kararlarında da açıklandığı üzere; Latince Nullum crimen sine lege ve Nulla poena sine lege olarak ifade edilen kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi hukukun egemen olduğu tüm demokratik ülkelerce kabul edilmiş ve yasal güvenceye kavuşturulmuştur. Bu kapsamda Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 38. maddesinde de, "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez. Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da yukarıdaki fıkra uygulanır. Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur." şeklinde düzenlenen suçta ve cezada kanunilik ilkesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 7. maddesinde "Hiç kimse, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu bulunamaz. Aynı biçimde, suçun işlendiği sırada uygulanabilir olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez." şeklinde hüküm altına alınmıştır. TCK'nın 2. maddesinde de; "(1) Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz. (2) İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz. (3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz." hükmü ile belirtilen ilkeye yer verilmiştir. Bu ilkenin yansımalarına TCK'nın 7. maddesindeki "İşlendiği zaman yürürlükte bulunan Kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz." şeklindeki hükümde de rastlamak mümkündür. Ceza hukukunun temel ilkelerinden birini oluşturan suçta ve cezada kanunîlik ilkesi uyarınca, hangi fiillerin suç teşkil ettiğinin ve bu fiillere uygulanacak yaptırımların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanunda gösterilmesi gerekmektedir. Bireylerin yasak fiilleri önceden bilmeleri düşüncesine dayanan bu ilkeyle, temel hak ve özgürlüklerinin korunmasının güvence altına alınması amaçlanmaktadır. Ceza veya güvenlik tedbiri yaptırımı uygulanabilmesi için fiili kanunun "açıkça" suç sayması gerektiğinden, suç ve cezaların şekli bakımdan kanunla düzenlenmesi yeterli olmayıp, içerik bakımından da belirli amacı gerçekleştirmeye elverişli olmaları gerekir. Ceza hukukunda "belirlilik” ilkesi olarak tanımlanan ilkeye göre, suç ve ceza içeren kanun maddesinde hangi davranışların suçu oluşturduğunun açık ve anlaşılır bir biçimde tarif edilmesi, sınırlarının belli olması ve suç için uygulanacak ceza ile güvenlik tedbirlerinin gösterilmesi gerekmektedir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup birey hangi somut eylem ve olguya, hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını bilmelidir. Birey ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını belirler. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Ön soruna ilişkin marka hakkının ihlali suçu, suç tarihi itibarıyla 556 sayılı KHK'nın 5833 sayılı Kanun ile değişik 61/A. maddesinde tanımlanmış olup, anılan düzenlemenin birinci fıkrası şöyledir; "Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal veya hizmet üreten, satışa arz eden veya satan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.". 10.01.2017 tarihli ve 29944 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6769 sayılı Kanun'un "Marka hakkına tecavüze ilişkin cezai hükümler" başlıklı 30. maddesinin birinci fıkrası ise şöyledir; "(1) Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten veya hizmet sunan, satışa arz eden veya satan, ithal ya da ihraç eden, ticari amaçla satın alan, bulunduran, nakleden veya depolayan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.". Bu düzenlemelere bakıldığında suç tarihi itibarıyla marka hakkına tecavüz suçunun oluşabilmesi için; 1- Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz etmek, 2-Mal veya hizmet üretmek, satışa arz etmek veya satmak, Fiillerinin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Suç tarihinden sonra 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Kanun'un 30. maddesi ile yukarıda anılan fiillere ithal veya ihraç etmek, ticari amaçla satın almak, bulundurmak, nakletmek ve depolamak da eklenmiştir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 30. maddesinde düzenlenen marka hakkına tecavüz suçunun oluşabilmesi için ise; 1- Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek, 2- Mal üretmek veya hizmet sunmak, satışa arz etmek veya satmak, ithal ya da ihraç etmek, ticari amaçla satın almak, bulundurmak, nakletmek veya depolamak fiillerinden birinin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. B. Ön sorun Bakımından Hukuki Değerlendirme Suç tarihi olan 03.08.2010'da Bursa ili Osmangazi ilçesinde bulunan ... AVM'nin park alanında 34 *** ** plaka sayılı otomobil içerisinde faturasız kozmetik ürünü deodorantların olduğunun anons edilmesi üzerine polis ekiplerince belirtilen yere gidildiği, ihbara konu aracın park hâlinde olduğunun görüldüğü, aracının yanına gelen sanığa hakkında ihbar olduğunun söylendiği, aracın bagaj kısmında faturasız çeşitli markalarda parfüm ve saatlerin bulunduğunu beyan eden sanığın kendi aracı ile polis refakatinde polis merkezine intikal ettirildiği ve aracın bagajında bulunan otuzbeş adet parfüm ile dokuz adet saatin muhafaza altına alındığı, kolluk kuvvetlerinin haber vermesi üzerine katılanın dokuz adet ... marka parfüm bakımından şikâyetçi olduğu, Yerel Mahkemece sanığın marka hakkına tecavüz suçunu işlediği kabul edilen olayda; Sanığın İstanbul ilinden satın aldığı taklit ürünleri aracının bagajına koyup satmak amacıyla yola çıkması eylemi, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 6769 sayılı Kanun'un 30. maddesinde düzenlenen "ticari amaçla satın almak, bulundurmak, nakletmek" fiillerine uymasına rağmen, sanığın savunması ve dosyaya yansıyan diğer deliller de gözetildiğinde suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 556 sayılı KHK'nın 5833 sayılı Kanun ile değişik 61/A. maddesinde tanımlanan mal veya hizmet üretmek, satışa arz etmek veya satmak fiillerinden hiçbirine uymadığı, tüm çağdaş hukuk sistemlerinde kendisine yer bulan suçta ve cezada kanunilik ilkesi gereğince kanunun açıkça suç saymadığı, başka bir anlatımla işlendiği yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı sanığın cezalandırılmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından, sanığa isnat edilen marka hakkına tecavüz suçunun tipiklik unsurunun oluşmadığı kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle kabulüne karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan beş Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığa isnat edilen marka hakkına tecavüz suçunun unsurları itibarıyla oluştuğu düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. Ulaşılan sonuç karşısında asıl uyuşmazlık konusu değerlendirilmemiştir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının DEĞİŞİK GEREKÇEYLE KABULÜNE, 2- Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 08.05.2023 tarihli ve 11491-4346 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, 3- Bursa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.01.2022 tarihli ve 486-32 sayılı mahkûmiyet hükmünün, sanığa isnat edilen marka hakkına tecavüz suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.07.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.
İlgili Makaleler
- CGK (Ceza Genel Kurulu) Kararları Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatları, daireler arası birleştirme.