İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2024/292 Karar: 2025/226 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2024/292 K.2025/226

Ceza Genel Kurulu 2024/292 E. , 2025/226 K. "İçtihat Metni" DAİRESİ : YARGITAY 11. Ceza Dairesi SAYISI : 2-4 HÜKÜMLER : Sanıkların eylemlerinin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabul edilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257/1 ve 53/1-5. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2024/292 E. , 2025/226 K. "İçtihat Metni" DAİRESİ : YARGITAY 11. Ceza Dairesi SAYISI : 2-4 HÜKÜMLER : Sanıkların eylemlerinin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabul edilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257/1 ve 53/1-5. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2024/292 E. , 2025/226 K. "İçtihat Metni" DAİRESİ : YARGITAY 11. Ceza Dairesi SAYISI : 2-4 HÜKÜMLER : Sanıkların eylemlerinin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabul edilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257/1 ve 53/1-5. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına ilişkindir. I. HUKUKÎ SÜREÇ İftira, resmî belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek ve görevi kötüye kullanma suçlarından yapılan yargılama sonucunda sanıkların eylemlerinin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabul edilerek TCK'nın 257/1 ve 53/1-5. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına ilişkin ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 11. Ceza Dairesince verilen 24.09.2020 tarihli ve 3-1 sayılı hükümlerin, sanık ... ve sanıklar müdafiileri, katılanlar ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzelterek onama istemli 12.03.2021 tarihli ve 28709 sayılı tebliğnamesi ile dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmiştir. Ceza Genel Kurulunca 15.11.2022 tarih ve 99-713 sayı ile; sanıklar hakkında TCK'nın 43/1-2. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması, görevi kötüye kullanma suçunun TCK'nın 53. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlendiğinin iddia ve kabul edilmesi karşısında, sanıklar hakkında aynı maddenin beşinci fıkrasına göre cezalarının infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezalarının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi, davaya katılmalarına karar verilen ve kendilerini vekil ile temsil ettiren katılanlar ..., ... ve ... lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay 11. Ceza Dairesince yeniden yapılan yargılamada bozma kararına uyulmasına, 16.04.2024 tarih ve 2-4 sayı ile sanık ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasının, zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle TCK'nın 66/1-e ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddeleri uyarınca düşmesine, sanık ...'in ise görevi kötüye kullanma suçundan TCK'nın 257/1, 43/1-2, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir. Bu hükümlerin de sanık ... ve müdafii ile katılanlar ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının onama ve düzeltilerek onama istemli 28.06.2024 tarihli ve 71294 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanlar ..., ... ve ... vekili; suç vasfının hatalı tayin edildiği, zincirleme suç hükümleri uygulanırken cezada üst hadden artırım yapılması ve takdiri indirim maddesinin uygulanmaması, Sanık ... ve müdafii ise; soruşturma ve kovuşturma aşamalarında savunma ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği, isnat edilen suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı, ... ve ...'nın müsnet suçtan zarar görmemeleri sebebiyle lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmemesi, Gerektiği gerekçeleriyle temyiz başvurusunda bulunmuşlardır. III. İNCELEME KAPSAMI VE KONUSU Dosya kapsamı ve İlk Derece Mahkemesince verilen hükümler dikkate alındığında, Ceza Genel Kurulunca sanıklardan biri hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen mahkûmiyet, diğeri hakkında açılan kamu davasının dava zamanaşımı nedeniyle düşmesine dair hükümlerin isabetli olup olmadığının belirlenmesine ilişkin temyiz incelemesi yapılmış olup, Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca; mahkûmiyet hükmü kurulan kamu davasında dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin de belirlenmesi gerekmiştir. IV. GEREKÇE Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 09.06.2016 tarihli ve 2-2 sayılı iddianamesi ve Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.12.2016 tarihli ve 311-470 sayılı son soruşturmanın açılması kararına göre; yargılama evresinde kamu davasına katılmalarına karar verilen mağdurların ..., ..., ... ve ..., sanıkların ise ..., ..., ... ve... oldukları, kamuoyunda İstanbul Askerî Casusluk Davası olarak bilinen İstanbul (Kapatılan) 11. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. maddesi ile görevli) 2011/37 Esas numaralı dosyasında anılan katılanlarla birlikte toplam elli altı kişinin yargılandığı, katılanlar vekili ...'nın 22.11.2010 tarihli dilekçesi ile soruşturma aşamasında TÜBİTAK'a sormuş olduğu bazı soruların cevaplarının gizlilik nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, söz konusu belgelerin içerisinde yer alan TÜBİTAK BİLGEM’in 29.11.2010 tarihli ve ... sayılı (11) sayfadan ibaret yazısı ve eklerinin, inceleme dışı sanık ... tarafından yazılan müzekkere ile mühürlü bez torba içerisinde adli emanet memurluğuna gönderildiği, emanet eşya makbuzu ile suç eşyası esas defterinin 2011/165 sırasına kaydedilen eşyanın muhafaza altına alındığı, iddianamenin düzenlendiği 09.02.2011 tarihinden önce Başsavcılığa intikâl etmesine rağmen söz konusu yazının soruşturma dosyası içerisine konulmayarak kamu davası açıldığı, iddianame içeriğinde bahsedilmeyen bu belgenin deliller bölümünde de gösterilmediği, İstanbul (Kapatılan) 11. Ağır Ceza Mahkemesinde (CMK’nın 250. maddesi ile görevli) görülen 2011/37 Esas numaralı davada vekil ...’nın TÜBİTAK’ın 29.11.2010 ve 09.12.2010 tarihli yazı cevaplarının adli emanetten getirtilerek dosya arasına alınmasını talep ettiği, mahkeme heyeti tarafından sanıklarda ele geçirilen ve adli emanette bulunan dijital verilerin imajlarının ve diğer tüm belgelerin devlet sırrı niteliğinde olup olmadığı hususunda değerlendirme yapıldıktan sonra sanık ve müdafilerine verilip verilmemesi hususunun karara bağlanmasına ve bulunulan aşamada bu yöndeki taleplerin reddine karar verildiği, sonraki oturumlarda da bu konuda karar verildiğinden tekrar karar verilmesine yer olmadığına hükmedildiği, sanık ... ile inceleme dışı sanıklar... ve ...’nun katılımları ile yapılan 25.05.2012 tarihli 13. oturumda 01.07.2011 tarihli ve 125 numaralı belgenin dört sayfalık kısmının sanık müdafiine verilmesine, 29.11.2010 tarihli ve ... ile 09.12.2010 tarihli ve ... sayılı yazılar mahkemeye ulaşmadığından talebin reddine karar verildiği, Mahkemece 29.06.2012 tarihli oturumda, 29.11.2010 tarihli ve ... sayılı yazı ile 09.12.2010 tarihli ve ... sayılı yazının verilmesi talebinin aynı ara kararın (a) bendinde belirtilen rapor ile aynı konuları ihtiva etmesi ve geçen oturum aynı ara kararın (a) bendinde aynı belgelerin dört sayfalık kısmını talep eden sanık müdafiine verilmesine hükmedildiğinden bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığının kararlaştırıldığı, TÜBİTAK’ın ... ve ... sayılı yazılarının içerik olarak tarafların hukuki durumunu aydınlatacak ve Kurumun işleyişi ile bilgi güvenliğinin nasıl sağlandığına dair bilgiler içerdiği, bu bilgilerin devlet sırrı, belgelerin ise adli emanete kaydı gereken suç eşyası niteliğinde olmadığı, yapılan yargılama sırasında anılan belgelerin dosyaya konulması taleplerinin ilgili hâkimlerce reddine karar verilerek delil olarak değerlendirilmeye alınmadığı, bu belgelerin tamamının taraflara verilmediği, yargılama sırasında görmezden gelindiği ve kararın gerekçesinde irdelenmediği, sonuç olarak; yargılamayı icra eden mahkemenin başkan ve üyelerinin de Cumhuriyet savcısı ile benzer bir şekilde hareket ederek TÜBİTAK BİLGEM tarafından yazılan katılanlar ... ve ...’in lehlerine bilgiler içeren ... ve ... sayılı raporları ve eklerini adli emanetten getirtip örneklerini sanıklara veya müdafilerine vermemek, dava dosyasına koymamak, gerekçeli kararda bu rapor ve eklerinden hiç bahsetmemek, ayrıca TÜBİTAK BİLGEM tarafından yazılan 01.07.2011 tarihli ve ... sayılı yazı ile mahkemeye de gönderilen 09.12.2010 tarihli ve ... sayılı rapor ve eklerini sanıklara veya müdafilerine tebliğ etmemek, dosya içerisine koymamak ve bu nedenle CMK’nın 125 ve 153/4. maddelerine aykırı davranmak suretiyle görevi kötüye kullanma, iftira, resmî belgeyi bozma, yok etme veya gizleme suçlarını işlediklerinin iddia edildiği, sanıkların eylemlerinin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabul edilerek İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında 24.09.2020, bozma ilamı sonrası ise sanık ... hakkında 16.04.2024 tarihinde mahkûmiyet hükümleri verildiği, Özel Dairece 16.04.2024 tarihinde, sanık ...'ye isnat edilen suçun tarihinin 16.12.2011 olduğu, durma süreleri de gözetildiğinde 12 yıllık kesintili dava zamanaşımı süresi dolduğundan sanık hakkındaki kamu davasının düşmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Sanıklara isnat edilen ve eylemlerine uyan görevi kötüye kullanma suçunun yaptırımı TCK’nın 257/1. maddesinde 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası olarak öngörülmüş olup aynı Kanun'un 66/1-e maddesi gereğince bu suça ilişkin asli dava zamanaşımı sekiz yıl, aynı Kanun’un 67/4. maddesi göz önüne alındığında kesintili dava zamanaşımı ise on iki yıldır. Suç tarihinde kamu görevlisi olan sanıklar hakkında soruşturma izni verilmesinin teklif edildiği 25.06.2015 ile soruşturma izninin verildiği 30.06.2015 ve dosyanın tevdi kararı ile gönderildiği 19.04.2016 ile kovuşturma izninin verildiği 21.04.2016 tarihleri arasında dava zamanaşımının toplam 7 günlük süre için durduğu görülmektedir. Daha ağır cezayı gerektiren başka bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan ve sanık ... yönünden suç tarihinin 16.12.2011, sanık ... açısından suç tarihinin 02.08.2012 olduğu eylemle ilgili olarak durma süreleri de gözetildiğinde dava zamanaşımının sanık ... yönünden İlk Derece Mahkemesi kararından önce 23.12.2023, sanık ... açısından ise Ceza Genel Kurulu inceleme tarihinden önce 09.08.2024 tarihinde dolduğu, dosyaya yansıyan bilgi ve belgeler incelendiğinde sanıklar hakkında derhâl beraat kararı verilmesini gerektiren bir durumunda bulunmadığı nazara alındığında İlk Derece Mahkemesinin sanık ... hakkında dava zamanaşımının gerçekleştiğinden bahisle açılan kamu davasının düşmesine ilişkin hükmünün onanmasına, sanık ... hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün ise gerçekleşen dava zamanaşımı nedeni ile bozulmasına, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususta CMK'nın 303/1-a. maddesine göre karar verilmesi mümkün bulunduğundan, sanık ... hakkındaki kamu davasının TCK'nın 66/1-e, 67/4 ve CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca dava zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmelidir. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 16.04.2024 tarihli ve 2-4 sayılı kararının sanık ... hakkında dava zamanaşımının gerçekleştiğinden bahisle açılan kamu davasının düşmesine ilişkin hükmünün ONANMASINA, 2- Sanık ... hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün gerçekleşen dava zamanaşımı nedeni ile BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, CMK'nın 303/1-a maddesine göre karar verilmesi mümkün bulunduğundan, sanık ... hakkındaki kamu davasının TCK'nın 66/1-e, 67/4 ve CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca dava zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 3- Dosyanın, Yargıtay 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.05.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla