Karar Özeti
Ceza Genel Kurulu 2024/315 E. , 2025/546 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2022/148660 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1514-1991 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81, 53, 58/6-7 ve 63. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezas
Karar Detayı
Ceza Genel Kurulu 2024/315 E. , 2025/546 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2022/148660 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1514-1991 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81, 53, 58/6-7 ve 63. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, cezasının mükerirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin Ankara 30. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 18.05.2022 tarihli ve 286-182 sayılı resen istinafa tabi olan hükmün, sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince 22.09.2022 tarih ve 1514-1991 sayı ile; istinaf başvurusunun esastan reddine, bu kararın sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 22.11.2023 tarih, 15241-7117 sayı ve oy çokluğu ile; "...Sanık ile maktul arasında bir husumet tespit edilemediği, tanıklar tarafından tartışma, kavga veya silah sesi duyulmadığı, olay yeri ve otopsi raporunda tarafların olaydan önce birbirlerine fiziki müdahalede bulunduklarına dair de bir delil bulunmadığı, sanığın aşamalardaki çelişkili beyanları, silahın yönü, doğrultusu, maktulün vücudundaki mermi giriş ve çıkış yerleri, suçta kullanılan silahın tetiğine basınç kuvveti uygulanmadan ateş almayacağına dair tanzim edilen Adli Tıp Kurumu raporu ile iradi olarak tetiğe bastığı sabit olan sanığın eylemini maktulü hedefleyerek doğrudan kastla bilerek ve isteyerek vurduğu yönünde bir delil bulunmadığı, ancak uyuşturucu etkisi altındayken silahla ateş ettiğinde oda içerisinde bulunan kanepede karşısında bulunan maktulün yaralanabileceğini veya ölebileceğini öngörebilecek durumda olması dikkate alındığında, sanığın ölüm sonucunu kabullenerek olası kast ile hareket ettiği anlaşıldığından; olası kastla öldürme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin birinci fıkrası ve 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hüküm kurulması gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Daire Üyesi ...; sanığın eyleminin kasten öldürme suçunu oluşturduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise; 29.12.2023 tarih ve 148660 sayı ile; "...Sanığın tetiğe bastığının sabit olduğu ancak, tetiğe bilerek ve isteyerek (bilinçli olarak) basıp ateşlediğine ilişkin savunmanın aksine delil bulunmadığı, olayın sanığın dikkatsiz ve özensiz davranması sonucunda meydana geldiği ve olay anında sanık ve maktulün karşılıklı oturdukları nazara alındığında, eylemin bilinçli taksirle ölüme neden olma suçunu oluşturduğu." görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 30.04.2024 tarih ve 134-2992 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU İtirazın kapsamına göre inceleme sanık hakkında kasten öldürme suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin nitelendirilmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Olay yeri inceleme ve ölü muayene tutanağı ve eklerinden; 18.04.2021 tarihinde saat 20.00 sıralarında, Altındağ ilçesi, Karapürçek Mahallesi’nde ateşli silahla intihara teşebbüs edildiğinin bildirilmesi üzerine olay yerine gidildiği, acil servis görevlileri ile görüşüldüğünde şahsın ölmüş olduğunun öğrenildiği, olayı acil servis görevlilerine haber veren kişinin sanık olduğunun tespit edilmesinden sonra, Cumhuriyet savcısının katılımı ile olay yerinde inceleme yapıldığı, bu esnada sanığın, olay günü maktul ile parkta dolaştıklarını, maktulün parkta bir tabanca bulduğunu, saat 19.00 sıralarında eve geldiklerini, oturma odasındaki koltuğa oturduklarını, silahla oynamaya başladığını, silahın birden ateş aldığını ve merminin maktulün sol göğüs hizasına isabet ettiğini, maktulün ayağa kalkarak evin kapısına doğru yöneldiğini ancak koridorda yığılıp kaldığını, kendisinin de yakınlardaki 112 acil servise giderek durumu haber verdiğini, korktuğu için şahsın intihar ettiğini söylediğini ifade ettiğinin belirtildiği, Olay yeri inceleme raporundan; olayın Ankara ili, Altındağ ilçesi, Karapürçek Mahallesi’ndeki bir apartmanın -2. katındaki dairede meydana geldiği, giriş kapısının solunda içeride sağ eli başının üzerinde, sol eli yana açık bir erkek cesedinin olduğu, cesedin baş kısmında ve zeminde yoğun kan bulunduğu, cesedin başına 80 cm mesafede bir adet tabanca olduğu, tabancanın atım yatağında bir adet, şarjöründe ise beş adet fişek bulunduğu, oturma odası ile cesedin bulunduğu yer arasında kan lekeleri olduğu, kalorifer peteğinin altında bir adet boş kovan, duvarda yerden 126 cm yukarıda bir adet mermi isabet izi bulunduğu, Cumhuriyet savcısının talimatı ile duvar kırıldığında, duvara saplanmış bir adet deforme mermi çekirdeğinin muhafaza altına alındığı, Otopsi raporundan; 30-35 yaşlarında, 175 cm boyunda, 80-85 kg ağırlığındaki erkek cesedinde boyun ön ortada, etrafında vurma halkası bulunan 0,9 cm çapında ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarası, sırtta sağ midskapular hatta, kürek kemiğinin 2 cm üzerinde 1,2x1,1 cm ebadında mermi çekirdeği çıkış yarası olduğu, her iki ön kolda birbirine paralel çok sayıda kendini yaralama davranışına bağlı sedefi nedbe tespit edildiği, sağ kasıkta ve sol uylukta 2,5 cm çapında mor ekimozlar bulunduğu, boynun ön kısmından giren mermi çekirdeğinin, önden arkaya, hafif soldan sağa ve hafif yukarıdan aşağıya seyirle sol klavikulayı, vena cava superior, trunkus brakiosefalikus ve sağ akciğeri katederek sağ kürek kemiğinin üzerinden vücudu terk ettiği, maktulün kanında alkol bulunmadığı, idrarda uyarıcı uyuşturucu maddelerden metamfetamin, amfetamin, kodein ve morfin ile ilaç etkin maddesi olan parasetamol tespit edildiği, kanda 66 ng/ml metamfetamin bulunduğu, maktulün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı kemik kırığı, büyük damar ve iç organ yaralanmasından gelişen iç ve dış kanama sonucu öldüğü, vücutta bir adet mermi çekirdeği yarası tespit edildiği, cesetten mermi çekirdeği elde edilemediği, cilt, cilt altı ve kemik bulgularına göre atışın uzak atış mesafesinden yapılmış olduğu, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Balistik Şubesince düzenlenen 14.02.20 22... .03.2022 tarihli raporlardan; incelemeye gönderilen yivli, setli namluya sahip, 9x19 mm çapında fişekler kullanan yarı otomatik tabanca üzerinde yer yer paslanmalar görüldüğü, tabancanın ateş etmesine engel mekanik arızasının olmadığı, tetiğine basınç uygulanmadan sürgüsü geri çekilip bırakıldığında şarjörden fişek yatağına mermi sürdüğü, fişek yatağındaki fişeği, sürgüsü geri çekilip bırakıldığında kovan atma boşluğundan dışarı attığı ve şarjörde sırası gelen fişeği fişek yatağına sürdüğü, tetiğine basınç kuvveti uygulamadan, doldur boşalt esnasında patlatmadığı, Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen 28.04.2021 tarihli rapordan; suçta kullanıldığı bildirilen 9x19 mm çap ve tipinde mermi kullanan, numarasız, el yapısı, yarı otomatik tabancanın atışa engel arızasının bulunmadığı, olay yerinde bulunan bir adet kovan ile bir adet deforme mermi çekirdeğinin bu silahtan atıldığı, 29.04.2021 tarihli rapordan; silah üzerinde sanığın sağ orta parmak izinin bulunduğu, 18.06.2021 tarihli rapordan; maktul ve sanığın her iki el iç ve dış kısmından alınan svap örneklerinde atış artığına rastlandığı, maktulün kanlı tişörtündeki delik etrafında ise atış artığına rastlanılmadığı, Sanık hakkında Ankara Gazi Mustafa Kemal Devlet Hastanesince 19.04.2021 tarihinde düzenlenen rapor ve eklerinden; sanığın vücudunda darp cebir izine rastlanılmadığı, kanında alkol bulunmadığı, uyuşturucu ve uyarıcı maddelerden amfetamin, metamfetamin, MDMA ve opiat tespit edildiği, Anlaşılmaktadır. Katılan ... aşamalarda; ölenin annesi olduğunu, oğlunun iki yıl önce boşanarak yalnız yaşamaya başladığını, oğlunun uyuşturucu ticareti yaptığı iddiası ile yargılandığını, beş aydır ev hapsinde olduğunu, olaydan iki gün önce ev hapsinin bittiğini, olaya ilişkin bilgisinin bulunmadığını, sanığı tanımadığını, sanıktan şikâyetçi olduğunu, Tanık ... mahkemede; maktul ile aynı apartmanda oturduklarını, zaman zaman yanına gidip görüştüğünü, olaydan önceki gece maktulün yanında kaldığını, saat 06.00 sıralarında sanığın, maktulün evine geldiğini, oturup konuştuklarını, saat 14.00 sıralarında maktulün evinden ayrıldığını, sanığın uyuşturucu kullandığını gördüğünü, ancak maktulün uyuşturucu kullandığını görmediğini, evde bulunduğu sırada sanıkta ve maktulde silah görmediğini, maktul ile sanık arasında tartışma yaşanmadığını, Tanık ... aşamalarda; maktulün komşusu olduğunu, olay akşamı saat 17.30 sıralarında maktulün gelerek kendisinden makine yağı istediğini, yağı ne yapacağını sorduğunda, karşıdaki ormanlık alanda silah bulduğunu, silahın paslı olduğunu, silahı yağlayacağını belirttiğini, kendisinde makine yağı olmadığını söyleyerek maktulü gönderdiğini, olay günü maktulün dairesinden kavga, tartışma veya silah sesi işitmediğini, İfade etmişlerdir. Sanık aşamalarda benzer şekilde; maktulü 3-4 yıldır tanıdığını, olay tarihinde saat 06.00 sıralarında olayın meydana geldiği maktulün ikametine gittiğini, evde maktulden başka, maktulün komşusu ... isimli çocuğun da bulunduğunu, kahvaltı yaptıklarını, ...’ın saat 12.00 sıralarında ayrıldığını, maktulle dışarı çıktıkları, yakınlardaki parkta dolaştıklarını, saat 18.00 sıralarında maktulün bir ara kendisinden uzaklaştığını, yanına elinde siyah renkli bir tabanca ile döndüğünü, silahı bekçi kulübesinin orada bulduğunu söylediğini, maktule silahı aldığı yere bırakmasını, başlarının belaya girebileceğini söylemesine karşın maktulün silahı beline soktuğunu, maktulün evine gidip oturma odasına geçtiklerini, kanepenin cam kenarı tarafına kendisinin, duvar tarafına ise maktulün oturduğunu, uyuşturucu bağımlısı oldukları için bir miktar eroini folyoda yakarak içtiklerini, maktulün bir komşusundan makine yağı alıp geldiğini, yağladığı silahı sökmeye çalıştığını, sürgüyü çekiştirdiğini, maktulü silahla oynamaması hususunda uyardığını, kaza çıkabileceğini söylediğini, maktulün kendisini dinlememesi üzerine silahı elinden alıp kanepenin kenarına koyduğunu, bu sırada silahın sürgüsünün geride olduğunu, bir süre sonra geride duran bu sürgüyü indirmek için silahı tekrar eline aldığını ve sürgüyü geri bıraktığını, silahın birden ateş aldığını, boynundan isabet alan maktulün ağzından kan gelmeye başladığını, maktulün ayağa kalkıp koridora yöneldiğini ve koridorda yere yığıldığını, şoka girdiğini, maktule yardım etmek için yanına gittiğini, silahı maktulün yanına bırakıp yakınlardaki acil servise gittiğini, korktuğu için görevlilere başta doğru bilgi vermediğini, maktulün üzerinde daha önce silah görmediğini ancak maktulün silaha meraklı olduğunu bildiğini, kendisinin bu güne kadar eline silah almadığını, maktul ile kardeş gibi yakın olduklarını, olayın kaza sonucu meydana geldiğini, Sorguda ayrıca; eline aldığı silahın geriye takılı sürgüsünü düzeltmeye çalıştığını, bu esnada silahın birden ateş aldığını, tetiğe basmış olabileceğini, Savunmuştur. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Doktrinde Uyuşmazlık Konularına İlişkin Görüşler TCK'nın 21. maddesinde düzenlenen kast ve 22. maddesinde yer alan taksir ile ilgili olarak Ceza Genel Kurulunun 16.10.2024 tarihli ve 2024/12-249 E.- 2024/304 K., 11.10.2023 tarihli ve 2023/1-290 E.- 2023/508 K. sayılı kararları başta olmak üzere yerleşik pek çok kararında ayrıntılı açıklamalara yer verilmiş olup uyuşmazlık konusu gözetilerek bilinçli taksir ve olası kast kavramlarının birbirlerinden hangi ölçütler kullanılarak ayırt edilmesi gerektiği üzerinde durulmalıdır. TCK'nın 21. maddesinin ikinci fıkrasında; "Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi" şeklinde tanımlanıp başkaca ayırıcı unsura yer verilmeyen olası kast ile aynı Kanun'un 22. maddesinin üçüncü fıkrasında; "Kişinin, öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır" biçiminde tanımlanan bilinçli taksirin karıştırılacağı hususu öğretide dile getirilmiş, kanun koyucu da madde metninde yer vermediği kabullenme ölçüsünü aynı maddenin gerekçesinde; "Olası kast halinde suçun kanuni tanımında yer alan unsurlardan birinin somut olayda gerçekleşeceği öngörülmesine rağmen, kişi fiili işlemektedir, diğer bir deyişle, fail unsurların meydana gelmesini kabullenmektedir" şeklinde açıklamak suretiyle, olası kastı bilinçli taksirden ayıracak kıstası ortaya koymuştur. Olası kastla bilinçli taksiri ayırdetme konusunda doktrinde "Her ikisi arasındaki ayrımı belirlemek bakımından Frank formülü uygulanmalıdır. Buna göre eğer ‘öyle veya böyle fail her hâlde hareketi gerçekleştirirdi’ diyebiliyorsak olası kast; ‘neticenin gerçekleşeceğini bilseydi hareketi gerçekleştirmeyecekti’ diyebiliyorsak bilinçli taksirden söz edilir...Her ikisi arasında bir ayrım yapılabilmesi için her somut olay bakımından failin ayrıca neticeyi göze almış, kabullenmiş sayılıp sayılamayacağı yönünde bir değerlendirme yapılması zorunlu görünmektedir" şeklinde görüşler mevcuttur (Bahri Öztürk-Mustafa Ruhan Erdem, Uygulamalı Ceza Hukuku ve Güvenlik Tedbirleri Hukuku, Seçkin Akademik ve Mesleki Yayınlar, 17. Baskı, Ankara 2017, s. 303-304.). Öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kast, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği ahvalde bilinçli taksir söz konusu olacaktır. Diğer bir deyişle, failin neticeyi istememekle beraber neticenin meydana gelmesinin muhtemel olduğunu bilmesine rağmen duruma kayıtsız kalarak hareketini sürdürmek suretiyle muhtemel neticeyi kabullenmesi durumunda olası kast, failin neticeyi öngörmesine rağmen becerisine, şansına, tecrübesine ya da başka bir etkene güvenip neticenin meydana gelmeyeceğine inanarak gerektiğinde muhtemel neticenin gerçekleşmemesi için gerekli önlemleri de almak suretiyle hareketini sürdürmesi hâlinde ise bilinçli taksir söz konusu olacaktır. B. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme Sanık ve maktulün birkaç yıldır birbirlerini tanıdıkları, her ikisinin de uyuşturucu madde kullandıkları, haklarında uyuşturucu madde ticaretinden açılmış soruşturmalar bulunduğu, olay günü saat 06.00 sıralarında maktulün evine sanığın geldiği, burada maktul ile oturup vakit geçirdiği, sanığın savunmasına göre gezmeye çıktıkları parkta maktulün bir silah bularak eve getirdiği, otopsi raporuna göre maktulün, boyun bölgesinden girip sırtından çıkan uzak atış mesafesinden ateşlenen tek mermi çekirdeği yaralanması sonucu hayatını kaybettiği, silahta sadece sanığın parmak izlerinin bulunduğu, silahın atışa engel bir arızasının bulunmadığı, tetiğine basınç uygulanmadıkça sürgüsünü çekip bırakmakla ateş almadığının, silahın namlusunda bir adet, şarjöründe ise beş adet daha mermi bulunduğunun ilgili uzmanlık raporlarında belirtildiği, olaydan sonra koridorda yere yığılan maktulün yanına tabancayı bırakan sanığın ilk yardım ekibine maktulün intihar ettiğini ifade ettiği, dinlenen tanıkların olay günü maktul ile sanık arasında herhangi bir tartışmaya tanık olmadıklarını, maktulün dairesinden kavga veya tartışma sesi işitmediklerini belirttikleri, sanığın savunmasında günlerdir uykusuz olduğunu, uyuşturucu maddenin tesiri altındayken silahı kurcalarken silahın ateş aldığını, tetiğe basmış olabileceğini, olayın kaza ile meydana geldiğini ileri sürdüğü anlaşılan dosyada; Sanığın yakın arkadaşı olduğunu belirttiği maktulü öldürmek amacıyla bilerek ve isteyerek hareket ettiğine ilişkin dosyada herhangi bir kanıt bulunmamakla beraber, olay günü uyuşturucu madde kullandığını belirten sanığın, atışa engel herhangi bir arızası olmayan ve tetiğine basınç uygulamadıkça ateş almayacağı bilimsel raporla sabit olan dolu tabancayı maktul ile birlikte bulunduğu odada ateşlemesi, kullanılan silahın niteliği, etki alanı ve öldürmeye elverişliliği ile atış mesafesi de göz önünde bulundurulduğunda; silahın ateş alması durumunda namludan çıkan mermi çekirdeğinin maktule isabet edebileceğini ve atış mesafesine göre ölümcül bir etki meydana getirebileceğini, dolayısıyla ölümün mümkün ve muhtemel olduğunu bilmesine rağmen sanığın eylemini gerçekleştirmiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, öngördüğü muhtemel neticeyi istememekle birlikte göze alıp kabullendiği anlaşılan sanığın eyleminin olası kastla öldürme suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu ...; "Gerekçe bölümünde ayrıntılarına yer verilen açıklamalar doğrultusunda oluşturulduğu değerlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca ileri sürülen nedenlerin yerinde olduğu anlaşılmakla; hükmün, sanığın eyleminin bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulması gerektiğini düşündüğümden Sayın Çoğunluğun görüşüne muhalifim.", Çoğunluk görüşüne katılmayan yedi Ceza Genel Kurulu Üyesi de; benzer düşüncelerle, Karşı oy kullanmışlardır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, Ankara 30. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.11.2025 tarihinde yapılan birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından 03.12.2025 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.
İlgili Makaleler
- CGK (Ceza Genel Kurulu) Kararları Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatları, daireler arası birleştirme.