Karar Özeti
Ceza Genel Kurulu 2024/363 E. , 2025/407 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1168-2062 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81/1, 29, 62, 53... . maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak
Karar Detayı
Ceza Genel Kurulu 2024/363 E. , 2025/407 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1168-2062 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81/1, 29, 62, 53... . maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin hükmün, sanık müdafii ve katılanlar vekilince istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 08.06.2022 tarih ve 1540-1959 sayı ile; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280/2. maddesi uyarınca hükmün kaldırılmasına, sanığın neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan TCK’nın 87/4, 62, 53... . maddeleri uyarınca 13... ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba karar verilmiştir. Kararın sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 07.02.2023 tarih ve 9006-335 sayı ile; "...Somut olayda kullanılan silahın etkili mesafeden vahim sonuçlar meydana getirmeye elverişli olması, atış mesafesi ve meydana gelen yaranın niteliği birlikte değerlendirildiğinde, sanığın eylemine bağlı olarak ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu bu nedenle kasten öldürme suçundan cezalandırılması yerine hatalı değerlendirme ile kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan cezalandırılması, Gerek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun gerekse Dairemizin içtihatlarına göre sanığın aksi sabit olmayan maktulün üzerine araç sürdüğü, tehdit ve hakarette bulunduğu şeklindeki savunması karşısında maktulden sanığa yönelik haksız hareketlerde bulunduğunun kabulü gerektiğinden sanık hakkında haksız tahrik nedeniyle 12 yıldan 18 yıla kadar hapis cezası öngören 5237 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca azami hadden ceza belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi," isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi ise 05.07.2023 tarih ve 1168-2062 sayı ile "…Suç vasfı yönünden; Sanık ve maktul arasında önceye dayalı öldürmeyi gerektirir bir husumet bulunmamaktadır. Kaldı ki anlatımlara göre, sanık ve maktul birbirlerini tanımamaktadır. Sanık, maktulün kız arkadaşıyla görüştüğünü öğrenmesi üzerine, bu duruma duyduğu öfkeyle maktulün çalıştığı iş yerine gelmiş, aracının içerisinde çalışmakta olan maktule yakın mesafeden ayaklarını hedef alarak bir el ateş etmiş, daha sonra da maktulün babasını silahla tehdit edip, olay yerinden uzaklaşmıştır. Sanığın kullandığı silah, öldürmeye elverişli ise de; hedef alınan vücut bölgesi ve atış sayısı dikkate alındığında, sanığın kastının, kasten öldürme olduğunun kabulü mümkün değildir. Bu nedenle Dairemizce sanığın fiillinin kasten öldürme suçunu oluşturmadığına ilişkin değerlendirmesi yerinde olduğundan, Haksız Tahrik yönünden; Sanık ve maktul, önceden birbirlerini tanımamaktadır. Her ne kadar sanık, Yargıtay bozma ilamında da belirtildiği gibi, maktulün, olaydan 15 gün kadar önce kendisinin üzerine araç sürdüğünü, hakaret ettiğini savunmuşsa da, soruşturmadaki ilk anlatımına bakıldığında, maktulün aracıyla virajdan dönüp gelirken, üzerine doğru geldiğini, dikkatli olması için ikazda bulunduğunda hakaret ettiğini belirtmiş olup, aracıyla seyir halinde olan bir kişinin virajı döndüğü sırada, görmediği bir kişinin üzerine aracı sürmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, sanığın haksız tahrik hükümlerinden yararlanmak için bu savunmayı geliştirdiği, sanık savunmasında ayrıca, olay günü de sanayiye aracının arızasını gidermek için gittiğinde, katılan ...'dan koltuk kılıfı sorduğunu, bu arada maktulün 'ne işin var, y... işin mi var, a. Kodumun çocuğu' diyerek küfür ettiğini beyan ettiği, ancak kamera görüntülerine ve anlatımlara göre; böyle bir durumun yaşanmadığının sabit olduğu, sanık aşamalardaki savunmalarında, bu kez maktulün nişanlısını rahatsız etmesi nedeniyle aralarında husumet oluştuğu yönünde savunma geliştirdiği, ancak alınan HTS kayıtlarına göre, sanığın kız arkadaşı olduğunu belirttiği tanık ...'nın maktulle karşılıklı olarak mesajlaştıklarının anlaşıldığı, bu nedenle sanığın cezadan kurtulmak amacıyla ileri sürdüğü savunmalarının, sadece aksi sabit olmadığı gerekçesiyle, haksız tahrik nedeni olarak gösterilmesinin hukuka uygun olmadığı," gerekçesiyle bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Bu hükmün de sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.10.2023 tarihli ve 101903 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya, CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 05.06.2024 tarih ve 8447-4182 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar; sanığın gerçekleştirdiği öldürme eylemi nedeniyle TCK’nın 81/1. maddesinde düzenlenen kasten öldürme suçundan mı yoksa aynı Kanun’un 87/4. maddesinde düzenlenen neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan mı cezalandırılması gerektiğinin ve haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; 28.05.2020 tarihli otopsi raporuna göre; 24.03.2020 tarihinde sol femur bölgesinden ateşli silahla yaralanan maktulün, 04.04.2020 tarihinde ateşli silah yaralanmasına bağlı çoklu organ yetmezliği sonucu öldüğü, Olay yerinde bulunan güvenlik kamerası görüntülerinin, olay yerinin ve otopsi görüntülerinin incelenmesi sonucu düzenlenen 03.05.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre; sanığın aracında bulunan tüfeği alıp maktulün bulunduğu araca doğrulttuğu, açık olan şoför kapısı camından maktule doğru hedef alarak ateş ettiği, daha sonra katılan ...'e doğru nişan alır vaziyette doğrulttuğu ve olay yerinden aracına binerek ayrıldığı, otopsi görüntülerinde maktulün yaralanmasının sol bacak üst ve yan kısımlarında olduğu ve bacakta yakın atışa bağlı yanıkların bulunduğu, İlk Derece Mahkemesinin 01.04.2021 tarihli ilk celsede olaya ilişkin görüntü kayıtlarını içerir CD'nin duruşma salonunda incelendiğini gösterir duruşma tutanağına göre; sanığın elindeki tüfeği doğrultmuş vaziyette sarı renkli aracın önüne geldiği, tüfeği aracın şoför camından içeri doğru uzattığı, akabinde tüfeğin hareketinden ateş edildiğinin değerlendirildiği, sonrasında tüfeği kaldırarak kendisinden yaklaşık iki metre uzaktaki katılan ...’e doğrulttuğu, katılanın yavaş adımlarla sarı renkli aracın yanına doğru ilerlediği, sanığın bu esnada tüfeği katılana doğru tutmaya devam ettiği, ayaklarının pozisyonu itibarıyla nişan alır vaziyette olduğu, katılanın sarı renkli aracın arkasına geçmesi üzerine sanığın tüfek ile birlikte geldiği araca binerek olay yerinden hızlı bir şekilde ayrıldığı, 28.11.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre; tanık ...'in kullandığı GSM hattı ile maktulün kullandığı GSM hattı arasında Ocak ayında her gün görüşme olduğu, bu görüşmelerde arama ve mesaj atma şeklindeki iletişimin tarafların her ikisi tarafından karşılıklı yapıldığı, Şubat ve Mart aylarında görüşme yoğunluğunun azaldığı, iletişimin olduğu günlerde iletişimin karşılıklı olduğu, ancak 10.03.2020 tarihinden sonra bu iletişimin karşılıklı olmadığı ve 20.03.2020 tarihinde sadece karşılıklı mesajlaşma olduğu, bu mesajlaşmada tanık ...'in iki defa mesaj attığı, maktulun ise bir defa mesaj attığı, 21.03.2020 tarihinde ise tanık ...’in maktule üç defa mesaj attığı ve maktulun bu mesajlara cevap vermediği ve olay tarihi olan 24.03.2020 tarihinde taraflar arasında iletişim olmadığı, Anlaşılmaktadır. Katılan ... aşamalarda; oğlu olan maktul ile birlikte oto döşemesi işi yaptığını, olay günü saat 17.30 sıralarında iş yerinde çalıştığı esnada sanığın gelerek "Hayırlı işler oto kılıfı var mı?" diye sorması üzerine olduğunu söyleyerek yardım ettiği sırada sanığın bu kez de "... nerede?" diye sorduğunu, iş yerinin önünde araç içinde çalışan maktulü göstererek "Orada" diye cevap verdiğini, sanığın aracının arka koltuk kısmından çifteli olarak tabir edilen tüfeğini alarak araç içerisindeki maktule bir el ateş ettiğini, "Ne oluyor!" diye bağırdığını, bu defa elindeki tüfeği kendisine doğrultarak tetiğe bastığını ancak tüfeğin ateş almadığını, sanığın tüfekle birlikte aracına binip uzaklaştığını, sanığı olay öncesinde tanımadığını, Tanık ... aşamalarda; sanığın nişanlısı olduğunu, internet üzerinden tanıştığı maktulle de arkadaşlık kurduğunu, sanık ile nişanlandıktan sonra maktul ile olan arkadaşlığını bitirdiğini, ancak maktulün ısrarlı bir şekilde kendisiyle iletişim kurmaya çalıştığını, olaydan önceki günlerde maktulün kendisini telefonla aradığı sırada yanında bulunan sanığın bu aramayı görmesi üzerine kendisine "Sen hâlâ görüşüyor musun?" diye sorduğunu, kendisinin de "Hayır görüşmüyorum ama sürekli arıyor." şeklinde cevap verdiğini, bu konuyla ilgili tartıştıklarını ve tartışmanın büyümeden sonlandığını, sonraki günlerde sanıktan duyduğu kadarıyla sanığın bu konuyu konuşmak amacıyla maktulün yanına gittiğini, ancak maktulün sanığın üzerine arabasını sürdüğünü ve ona küfür ettiğini, İfade etmişlerdir. Sanık aşamalarda; tanık ... ile 2020 yılı Ocak ayında nişanlandığını, olay gününden on beş gün önce tanık ...'i almak için evinin önüne gittiğinde daha önceden tanımadığı maktul ile karşılaştığını, maktulün yanına gelerek "...'i sana yar etmeyeceğim!" dediğini ve aracıyla uzaklaştığını, olaydan bir hafta öncesinde ise yolda yürürken kendisini gören maktulün aracını üzerine doğru sürdüğünü ve kendisine hakaret ve tehdit içerikli sözler söylediğini, "Sana yar etmeyeceğim!" diye bağırdığını, olay günü aracındaki bir arıza nedeniyle sanayiye uğradığını, aracını tamir ettirdikten sonra koltuk kılıflarıyla ilgilenen bir dükkân gördüğünü ve aracının koltuk kılıflarını yaptırmak amacıyla belirttiği yere gittiğini, iş yerinde daha önceden tanımadığı katılan ...'i gördüğünü ve kendisine "Koltuk kılıflarını yapabilir misiniz?" diye sorduğunu, birlikte kendi aracının yanına giderken iş yerinin önündeki aracın içerisinde bulunan maktulün kendisini gördüğünü, "Sen niye buraya geliyorsun a. koydumun çocuğu!" diyerek kendisine küfür ettiğini, bunun üzerine öfkelenerek aracının içerisinde tamir ettirmek için bulundurduğu iğnesi kırık tüfeği alıp maktule doğru yönelttiği, tüfeği kaldırır kaldırmaz elinin bir anda tetiğe değdiğini ve tüfeğin ateş aldığını, tüfekle birlikte aracına binerek olay yerinden uzaklaştığını, maktulün bulunduğu aracın yanına hiç gitmediğini, tüfeği katılan ...'e doğrultmadığını, tüfeği tehdit etmek için eline aldığını, pişman olduğunu savunmuştur. IV. GEREKÇE Uyuşmazlık konularının ayrı ayrı ele alınmasında fayda bulunmaktadır. A.Sanığın gerçekleştirdiği öldürme eylemi nedeniyle, TCK'nın 81/1. maddesinde düzenlenen kasten öldürme suçundan mı yoksa aynı Kanun'un 87/4. maddesinde düzenlenen neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan mı cezalandırılması gerektiği; 1.İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları Yüksek Genel Kurulun 19.03.2025 tarihli ve 154-130 sayılı, 21.02.2024 tarihli ve 116-84 sayılı, 22.03.2023 tarihli ve 151-166 sayılı kararları ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere; TCK’nın 23. maddesinde düzenlenmiş bulunan neticesi sebebiyle ağırlaşmış suça ilişkin genel kuralın, özel hükümler arasında kendisine yer bulduğu maddelerin başında gelen aynı Kanun'un 87. maddenin 4. fıkrasına göre, gerçekleştirilen kasten yaralama eylemi TCK’nın 86. maddesinin 1. fıkrası veya 1. fıkrası ile birlikte 3. fıkrası kapsamında bulunur ve bunun sonucunda da ölüm meydana gelirse, en azından taksirle hareket etmiş olmak şartıyla faile belirtilen cezaların verileceği öngörülmektedir. Kasten yaralama sonucu mağdurun ölmesine ilişkin TCK'nın 87. maddesinin 4. fıkrasının uygulanması için; a- Failin yaralama kastı ile hareket etmesi, b- Mağdurun TCK’nın 86. maddesinin birinci maddesi kapsamında yaralanmış olması veya 86. maddenin birinci fıkrası kapsamındaki yaralama fiilinin üçüncü fıkra da ihlal edilmek suretiyle gerçekleştirilmesi, c- Failin eylemi ile arasında illiyet bağı bulunacak şekilde mağdurun ölmesi, d- Failin meydana gelen ölüm sonucuna ilişkin en az taksir derecesinde bir kusurunun bulunması, Şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Buna göre, fail mağduru yaralamak amacıyla hareket etmeli, mağdurun yaralanacağını bilmeli ve bu sonucu istemelidir. Bununla birlikte fail mağdurun yaralanmasını değil de, ölmesini istemiş ve ölüm meydana gelmiş ise bu durumda kasten öldürmeden sorumlu tutulacaktır. Madde metnine göre faile verilecek ceza belirlenirken kasten yaralama suçunun düzenlendiği TCK'nın 86. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarına yollama yapılmıştır. O hâlde, mağdurun basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek dereceden daha ağır şekilde yaralanması gerekmektedir. Anılan maddenin 2. fıkrasında karşılığını bulan basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde meydana gelen yaralamalarda 87. maddenin 4. fıkrası uygulanamayacaktır. Üçüncü şart olarak mağdurun ölmesi ve failin eylemi ile mağdurun ölümü arasında uygun nedensellik bağının bulunması; son olarak, failin meydana gelen bu ölüm sonucundan, en az taksir derecesinde bir kusurunun bulunması gerekir. İlkeleri, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrar bulunan ve süregelen kararlarında açıklandığı üzere, bir eylemin öldürme kastıyla mı, yoksa yaralama kastıyla mı icra edildiğinin belirlenmesinde; fail ile mağdur arasında husumet bulunup bulunmadığı, varsa husumetin nedeni ve derecesi, failin suçta kullandığı saldırı aletinin niteliği, darbe sayısı ve şiddeti, mağdurun vücudunda meydana getirilen yaraların yerleri, nitelik ve nicelikleri, hedef seçme imkânı olup olmadığı, failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği gibi ölçütler esas alınmalıdır. Öldürme ya da yaralama kastının belirlenmesi açısından her bir olayda kullanılması gereken ölçütler farklılık gösterebileceğinden, tüm bu olguların olaysal olarak ele alınması gerektiği gözden uzak tutulmamalıdır. 2. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme Maktul ile tanık ...’in 2020 yılının Ocak ayında tanıştıkları ve bir süre arkadaşlık yaptıkları, sanık ile tanık ...’in ise Ocak ayı sonunda nişanlandıkları, tanık ... ile maktulün Ocak, Şubat ve Mart aylarında birbirleri ile iletişim kurmaya devam ettikleri, olay tarihinden bir süre önce sanığın, maktulün, tanık ...’i aradığını görmesi üzerine tanık ...’e bunun sebebini sorduğu, tanık ...’in maktulün kendisini sürekli aradığını söylediği ve sanık ile tanık ...’in tartıştıkları, sanığın olay tarihinden on beş gün önce tanık ...’i evinin önünde beklediği sırada maktulü gördüğü, maktulün sanığa "...’i sana yar etmeyeceğim!" dediği, olaydan bir hafta önce ise sanığın sanayiye gittiği sırada maktulün aracıyla sanığın üzerine doğru giderek araç camından hakaret ve tehdit içerikli sözler söylediği, 24.03.2020 tarihinde ise sanığın, maktulün çalıştığı sanayiye gittiği ve saat 17.45 sıralarında maktulün babası olan katılan ...'e ait oto döşemeci dükkânının önüne geldiği, oto kılıfı sorduğu katılan ...’in kendisine yardımcı olduğu, bu sırada sanığın maktulün nerede olduğunu sorduğu, katılan ...’in de dükkânın önündeki aracın içerisinde çalışan maktulü gösterdiği, bunun üzerine sanığın aracının arka koltuğunda bulunan av tüfeğini alarak maktulün bulunduğu aracın önüne tüfeği doğrultmuş vaziyette geldiği, aracın açık olan şoför camının içine doğru tüfeğin namlusunu uzattığı ve bir el ateş ettiği, ardından tüfeği kaldırarak kendisinden yaklaşık iki metre uzaklıktaki katılan ...'e doğrulttuğu, katılan ...'in uzaklaşması üzerine sanığın aracına binerek olay yerinden ayrıldığı, maktulün sol femur bölgesinden yaralanması üzerine hastaneye kaldırıldığı ve 04.04.2020 tarihinde öldüğü, otopsi raporuna göre maktulün ateşli silah yaralanması sebebiyle tedavi görmekte iken gelişen komplikasyonlar ile çoklu organ yetmezliğinden öldüğü kabul edilen olayda; Maktulün, sanığın nişanlısı olan tanık ... ile görüşmesi sebebiyle sanık ile maktul arasında husumet bulunması, sanığın maktule yönelik tüfekle ateş etme eylemini yakın mesafeden ve hedef gözeterek gerçekleştirmesi, maktulün isabet aldığı bölge ve otopsi raporuna yansıyan yaralanmanın niteliği ile Ceza Genel Kurulunun müstakar uygulamalarına göre av tüfeğiyle yapılan atışlarda toplu saçma girişi ile geniş doku ve kemik defekti yanında ana damar ve sinirlerin tamamen parçalanıp ani ve yoğun kan kaybı sonucu ölüm neticesinin meydana geldiğinin bilinen bir durum olması birlikte değerlendirildiğinde, sanığın olaya bağlı olarak ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu ve eyleminin TCK'nın 81/1. maddesinde düzenlenen kasten öldürme suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan üç Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığın TCK'nın 87/4. maddesinde düzenlenen neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan cezalandırılması gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. B. Sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı; 1. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış kararları (CGK'nın 19.02.2025 tarihli ve 279-75 sayılı, 15.01.2025 tarihli ve 531-21 sayılı ile 15.01.2025 tarihli ve 594-22 sayılı kararları gibi) ile doktrinde de kabul gören görüşler doğrultusunda haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi için; a) Tahriki oluşturan haksız bir fiil bulunmalı, b) Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı, c) Failin işlediği suç bu ruhsal durumunun tepkisi olmalı, d) Haksız tahrik teşkil eden eylem mağdurdan sadır olmalıdır. 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren TCK'da, 765 sayılı Kanun'da yer alan ağır – hafif tahrik ayırımına son verilerek; tahriki oluşturan eylem, somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından değerlendirilip, sanığın iradesine etkisi göz önünde bulundurulmak suretiyle, maddede gösterilen iki sınır arasında belirlenen oranda cezasından indirim yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi açısından, failin suçu ilk haksız fiilin doğurduğu öfke veya şiddetli elemin etkisiyle işleyip işlememesi önemlidir. Mağdur ya da ölenden gelen haksız hareketin psikolojik etkisinin devam ettiğinin kabulünde zorunluluk bulunan hâllerde, haksız tahrik hükmünün uygulanması gerekmektedir. 2. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme Birinci uyuşmazlık konusunda detaylı şekilde anlatılan olayda; tanık ... ile maktul arasındaki iletişimin 28.11.2020 tarihli bilirkişi raporuna göre karşılıklı olduğu, ancak beyanıyla da doğrulandığı üzere tanık ...’in, nişanlısı olan sanığa maktulle görüşmelerinin maktulün ısrarından kaynaklandığını ifade etmesi, sanığın aşamalardaki savunmalarında olaydan yaklaşık bir hafta önce maktul ile karşılaştıklarını ve maktulün aracıyla üzerine doğru gelerek kendisine çarpmaya çalıştığını, "...'i sana yar etmeyeceğim!" diyerek tehdit ve hakaret eylemlerinde bulunduğunu ileri sürmesi, aksi kanıtlanamayan bu savunmaların tanık ...'in beyanları ile de desteklenmesi karşısında eylemini maktulden kaynaklanan haksız hareketler sonucu gerçekleştirdiği kabul edilen sanık hakkında TCK’nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının oluştuğu kabul edilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının bulunmadığı düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. Bu itibarla, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün gerekçelerinin isabetli olmadığından hükmün bozulmasına karar verilmelidir. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 05.07.2023 tarihli ve 1168-2062 sayılı direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz hükmünün, sanığın eyleminin kasten öldürme suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi ve sanık hakkında koşulları oluştuğu hâlde haksız tahrik hükmünün uygulanmaması isabetsizliklerinden BOZULMASINA, 2- Dosyanın, CMK'nın 304/2. maddesi gereğince Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.10.2025 tarihinde yapılan müzakerede her iki uyuşmazlık konusu yönünden oy çokluğuyla karar verildi.
İlgili Makaleler
- CGK (Ceza Genel Kurulu) Kararları Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatları, daireler arası birleştirme.