Karar Özeti
Ceza Genel Kurulu 2024/403 E. , 2025/311 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2023/52558 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 10. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 795-278 I. HUKUKÎ SÜREÇ Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 188/3-4(a)-(b), 43, 62, 52/2-4, 53, 58 ve 63
Karar Detayı
Ceza Genel Kurulu 2024/403 E. , 2025/311 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2023/52558 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 10. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 795-278 I. HUKUKÎ SÜREÇ Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 188/3-4(a)-(b), 43, 62, 52/2-4, 53, 58 ve 63. maddeleri uyarınca 17 yıl 2 ay 7 gün hapis ve 62.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye, hak yoksunluğuna, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin ... 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 18.03.2022 tarihli ve 264-204 sayılı resen de istinafa tabi olan hükmün, sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince 17.03.2023 tarih ve 795-278 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine, söz konusu kararın, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 31.10.2023 tarih, 10530-9285 sayı ve oy çokluğu ile; "Dosya kapsamına göre, 17.10.2020 günü, sanığın hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan soruşturma yapılan ...'ın içinde bulunduğu aracın yanına giderek, araç içinde bulunan ...'a, aracın camından uzanarak metamfetamin verdiği, böylece uyuşturucu madde satışının araç içinde gerçekleştiği, özel araçların, 'umumi veya umuma açık yer' kapsamında olmadığı, dolayısıyla 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendinin uygulanma koşulları bulunmadığı gözetilmeden, nitelikli hal uyarınca artırım yapılırken 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi ile birlikte (b) bendi de gösterilerek sanığın eylemi birden fazla nitelikli hal bulunduğu gerekçesiyle alt sınırdan uzaklaşarak ceza tayin edilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Daire Üyesi ...; "Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.2021 tarihli ve 2020/327 esas, 2021/145 karar sayılı kararı gereğince özel araçların ‘umumi veya umuma açık yer’ kapsamında olmadığı, bu sebeple dosyamızda 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendinin uygulanma koşulları bulunmadığı şeklindeki çoğunluk görüşüne; yasa koyucunun fıkrada belirtilen kurumların özelliğini ve burada verilen hizmetin niteliğini gözeterek söz konusu düzenlemeyi yapmış olması, uyuşturucu satıcısı sanığın satışa arz için suça konu uyuşturucu maddeleri üzerinde bulundurduğu halde 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi belirtilen yere 200 metreden yakın mesafede durmakta olan tanığın aracının yanına geldiği, aracın camından uyuşturucu maddeyi sattığı, bu haliyle sanığın 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrasındaki seçimlik hareketlerden satış için bulundurma, satışa arz etme ve satış eylemlerini aynı anda işlediği, satış için bulundurma ve satışa arz etme eylemlerinin aracın yanına geldiği noktada 200 metrelik mesafe içinde gerçekleştiği dolayısıyla bu eylem yönünden 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendinin unsurlarının oluştuğu, araç içerisindeki satış için CGK kararı doğrultusunda 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendinin uygulanmayacağı düşünülse bile, satış için bulundurma ve satışa arz eylemleri yönünden oluştuğu, zira sanığın aynı eylemiyle 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında birden çok seçimlik hareketi gerçekleştirmesi halinde 5237 sayılı Kanun'un 44 üncü maddesi gereğince ağır olan eylemi açısından cezalandırılması gerekliliği de nazara alındığında bu hususun yasal zorunluluk olduğu, bu nedenlerle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendinin uygulanmasının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatiyle katılmamaktayım, ancak; 15.10.2020 tarihli eylemde 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinin ihlal edilmiş olması, 17.10.2020 tarihli eylemde 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendinin ihlal edilmiş olması karşısında, tek eylemde iki ağırlaştırıcı sebep gerçekleşmemesine rağmen, birden fazla nitelikli hal ihlali gerekçe gösterilerek temel cezaların alt sınır aşılarak tespiti nedeniyle farklı gerekçe ile hükmün bozulması gerektiği kanaatindeyim." düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 10.01.2024 tarih ve 52558 sayı ile; "...Yargıtay 10. Ceza Dairesi itiraza konu kararı ile alıcının araç içinde oluşunu gerekçe göstererek olayda TCK 188/4-b fıkrası bendinin uygulamasının usul ve yasalara aykırı olduğu kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermiştir. Dairenin 07.06.2022 tarihli ve 2022/7341 karar sayılı kararında özetle '...Olay tarihinde sanık ...'ın araç içerisinde, alıcı ...'in aracın dışında olduğu, sanığın maddeyi aracın camından dışarıdaki alıcıya uzattığı, alışverişin bu şekilde gerçekleştiği anlaşılmakla, mahkemenin kabul ve uygulamasında isabetsizlik görülmediğinden sanık hakkında TCK'nın 188/4-b maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığına ilişkin tebliğnamede bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.' şeklinde kabulde bulunulduğu, Yine Dairenin 08.06.2023 tarihli ve 2023/5366 karar sayılı kararında özetle '...Olay tarihinde sanık ...'ın araç içerisinde sağ ön yolcu koltuğunda; alıcı ...'in aracın dışında olduğu, sanığın maddeyi aracın camından dışarıdaki alıcıya uzattığı, alışverişin bu şekilde gerçekleştiği olayda; eylemin araç içinde gerçekleşmeyip, dışarıdan görülmesi nedeniyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmış...’ şeklinde kabulde bulunulduğu anlaşılmıştır. Yukarıda benzer olaylara dair Dairenin kararları da esas alınmak suretiyle Yerel Mahkemenin mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin esastan red ile onanması gerekirken bozulması hukuka aykırılık oluşturmaktadır." görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 10. Ceza Dairesince 28.05.2024 tarih ve 329-19345 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONULARI İtirazın kapsamına göre inceleme; sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar; 1- 17.10.2020 tarihli eylem bakımından TCK'nın 188. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı, 2- Sanığın eylemlerini farklı tarihlerde gerçekleştirmiş ve bu bağlamda tek bir eylemde birden fazla nitelikli hâlin ihlal edilmemiş olmasına karşın; İlk Derece Mahkemesince, TCK'nın 188. maddesinin 3. fıkrasında on yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmi bin güne kadar adli para cezası öngörülen uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan hüküm kurulurken; "…olayımızda birden fazla nitelikli halin ihlali bulunduğu…" şeklindeki gerekçeye de yer verilmek suretiyle temel cezaların alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesinin isabetli olup olmadığı, Hususlarının belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/14361 sayılı soruşturması kapsamında, sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin oluştuğu ve başka suretle delil elde edilmesinin mümkün olmadığı değerlendirilerek, sanık ve kullandığı GSM hattı hakkında 28.09.2020 tarihinde CMK'nın 135. maddesi gereğince iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararının alındığı, Teknik takip altında bulundurulan sanığın yaptığı telefon görüşmelerinden, sanık ile tanık ... arasında 15.10.2018 tarihinde saat 17.30 sıralarında, ... Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesinin bahçesinde uyuşturucu madde alışverişi gerçekleştirileceğinin değerlendirilmesi üzerine, görevlilerce aynı gün söz konusu yerde tertibat alındığı, saat 17.34 sıralarında tanık ...’ın yanındaki bir şahısla birlikte anılan bahçenin arka giriş kapısında beklediğinin görülüp takip edilmeye başlandığı, saat 17.58 sıralarında tanık ile bahsi geçen şahsın bahçenin ön giriş kapısına gelip beklemeye başladıkları, şoför koltuğunda sanığın oturduğu aracın, saat 18.04 sıralarında bahçe istikametinde ilerleyip hastane otoparkında durduğu, kısa bir süre sonra tanık ile yanındaki şahsın aracın yanına geldikleri ve tanığın sağ ön, söz konusu şahsın ise arka koltuğa oturmasından sonra aracın hareket edip hastaneden ayrıldığı, görevlilerce takip edilen aracın bir süre sonra durduğu ve arka koltukta oturan şahsın araçtan indiği, ardından hareket eden aracın birkaç caddeyi geçtikten sonra ... Bulvarında durduğu, ön camları açık olan araç içerisinde sanık ile tanığın birbirlerine bir şeyler verdiklerini ve akabinde tanığın araçtan inip uzaklaştığını gören görevlilerin, hareket eden aracın takibini sonlandırıp cadde üzerinde yürüyen tanığı durdurdukları, görevlilerce kimlik kartları gösterilip üst yoklaması yapıldığı sırada, tanığın pantolonunun sağ arka cebinden çıkardığı bir paket hâlindeki suç konusu eroini görevlilere teslim ettiği, Devam eden teknik takip kapsamında sanığın yaptığı telefon görüşmelerinden, sanık ile tanık ... arasında 17.10.2018 tarihinde saat 17.00 sıralarında, ... Bulvarı üzerindeki marketin arka tarafında uyuşturucu madde alışverişi gerçekleştirileceğinin değerlendirilmesi üzerine, görevlilerce aynı gün saat 16.58 sıralarında söz konusu yerde tertibat alındığı, saat 17.00 sıralarında yürüyerek söz konusu marketin arka tarafına gelen sanığın, burada beklemekte olan ve sürücü koltuğunda tanık ...'ın, sağ arka koltuğunda ise tanık ...'in oturduğu 72 ** *** plaka sayılı, beyaz renkli, ... marka aracın sol arka koltuğuna oturduğu, hareket eden aracın görevlilerce takip edilmeye başlandığı, ... Bulvarı üzerinde ilerleyen aracın, sırasıyla ... Bulvarı ile ... Caddesini geçtikten sonra, saat 17.10 sıralarında 2215 Sokak üzerindeki bir kafeteryanın karşısında durduğu, araçtan inen sanığın ... Sokak istikametine doğru yürüyüp gözden kaybolduğu, saat 17.30 sıralarında geri gelen sanığın, aracın sol arka camından içine doğru uzanıp arka koltukta oturan tanık ...'a, adı geçenin de sanığa bir şey verdiği, ardından sanığın aracın yanından ayrılıp ... Sokak istikametine doğru yürüdüğü, taraflar arasındaki uyuşturucu madde alışverişinin gerçekleştiğini değerlendiren görevlilerin, sanığın takibini sonlandırıp hareket eden aracı saat 17.35 sıralarında durdurdukları, görevlilerce kimlik kartları gösterildikten sonra tanıkların araçtan indirildikleri, üzerlerinde suç unsuru bulunup bulunmadığı sorulduğunda tanık ...'ın, pantolonun cebinden çıkardığı metal kutu içindeki suç konusu ... görevlilere teslim ettiği, Diyarbakır Polis Kriminal Laboratuvarınca düzenlenen 05.11.2020 tarihli raporlara göre; 15.10.2020 tarihinde ele geçirilen 0,1 gram ağırlığındaki krem renkli toz maddenin, net 0,045 gram eroin; 17.10.2020 tarihinde ele geçirilen 1,4 gram ağırlığındaki beyaz renkli kristalize parçaların ise net 1,134 gram metamfetamin içerdiği, Kovuşturma evresinde olay yerinde 13.12.2021 tarihinde naip hâkim eşliğinde ve tutanak tanıklarının katılımıyla yapılan keşif sonrası düzenlenen 23.12.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre; sanık ile tanık ... arasında uyuşturucu madde alışverişinin gerçekleştiği yer olan ... Sokak üzerindeki kafeteryanın önü ile Özel... Hastanesi arasındaki mutat en kısa yürüme mesafenin, tekerlekli şerit metre ile yapılan ölçüm sonucu 155 metre olduğu, İlk Derece Mahkemesince hüküm fıkrasında yer alan; "…Suçun işleniş biçimi, suç konusunun önemi ve değeri ile meydana gemen tehlikenin ağırlığı, olayımızda birden fazla nitelikli halin ihlali bulunduğu gözetilerek takdiren ve teşdiden…" şeklindeki açıklamaların temel cezaların belirlenmesi sırasında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak gösterildiği, Anlaşılmaktadır. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Birinci Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar TCK'nın "Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti" başlıklı 188. maddesinin suç tarihinde yürürlükte bulunan 3 ve 4. fıkraları; "(3) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (4) a) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin eroin, kokain, morfin, sentetik kannabinoid ve türevleri veya bazmorfin olması, b) Üçüncü fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi, hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır." şeklindedir. Üçüncü fıkrada, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satışı, satışa arzı, başkalarına verilmesi, sevki, nakli, depolanması ya da kazanç amacıyla satın alınması, kabul edilmesi veya bulundurulması, bir ve ikinci fıkralara göre ayrı bir suç oluşturmaktadır. Fıkradaki suçun oluşması için bu seçimlik hareketlerden herhangi birisinin yapılmış olması gerekir. Suç tarihinden önce yürürlükte bulunan ve "Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin eroin, kokain, morfin veya bazmorfin olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır." hükmünü içeren TCK’nın 188. maddesinin dördüncü fıkrası, 04.04.2015 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6638 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklikle iki ayrı bent hâlinde düzenlenerek fıkranın (a) bendinde değişiklik öncesinde cezanın yarı oranında artırılarak verilmesine esas olan ve suçun konusu oluşturan eroin, kokain, morfin veya bazmorfin maddelerine sentetik kannabinoid ve türevleri de eklenmiş, (b) bendinde ise "Üçüncü fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi" hâli, cezanın yarı oranında artırılması gereken nedenler arasına yeni bir düzenleme olarak getirilmiştir. Suça konu yerlere ilişkin olarak, maddede ''gibi'' ibaresinin kullanılması, yapılan sayımın sınırlayıcı nitelikte/tahdidi olmadığını göstermektedir. Madde metninde isimleri sayılmak suretiyle belirtilenler (okul, yurt, hastane, kışla, ibadethane) dışında belirleyici olan, toplu bulunulan bina ve tesislerin tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaç içeren yerlerden olmasıdır. Ağırlaştırıcı nedenin uygulanabilmesi bakımından; okul, yurt, hastane, kışla, ibadethane ile tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesislerin faaliyetlerine devam ediyor olmalarının da aranması gerektiği gözetilmelidir. Bu madde kapsamına giren yerlerin tespiti bakımından, öncelikle madde metninde geçen tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaç, bina ve tesis, ibadethane, yurt, umumi veya umuma açık yer kavramlarının açıklanması ve iki yüz metreden yakın mesafenin nasıl tespit edileceğine dair yöntemin de belirlenmesi gereklidir. a) Tedavi amacıyla bulunulan yerler: İnsanların hastalıklarını iyileştirme, sağlıklı bir şekilde yaşamlarını devam ettirebilme amacıyla geçici bir süre bulundukları yerlerdir. Bu amaca yönelik yerlere örnek olarak; hastane, sağlık ocağı, aile sağlık merkezi, doğumevi, dispanser ve poliklinik, ağız ve diş sağlığı merkezi, fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezi, entegre sağlık kampüsü gibi yerler sayılabilir. b) Eğitim amacıyla bulunulan yerler: İnsanların toplum yaşayışında yerlerini almaları, belli bir bilim dalı veya sanat kolunda yetişme ve gelişmeleri için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları elde etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine yardım etme amacıyla bulundukları yerlerdir. Bu amaca yönelik yerlere örnek olarak; okul öncesi, ilk ve orta öğretim, yüksek öğretime ait binalar, eğitim kampüsleri, genel, mesleki ve teknik eğitim fonksiyonlarına ilişkin okul ve okula hizmet veren yurt, yemekhane ve spor salonu gibi tesisler, dershaneler, kurs gibi yerler sayılabilir. c) Askerî amaçla bulunulan yerler: Erden mareşale kadar orduda görevli bulunan herkesin, savunma, harekat, hudut, sahil ve genel güvenliğine yönelik amaçlarla bulundukları yerlerdir. Bu amaca yönelik yerlere örnek olarak; Kara, Deniz, Hava Kuvvetleri Komutanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının savunma, harekat, hudut, sahil ve genel güvenliğine yönelik yapıları, kışla, ordugâh, karargâh, birlik, karakol, askeri havaalanları gibi yerler sayılabilir. d) Sosyal amaçla bulunulan yerler: Toplumsal bir hedefe yönelik amaçlarla toplu bulunulan yerlerdir. Kanun koyucunun toplanılan yerine toplu bulunulan kavramını tercih etmesi önem arz etmektedir. Toplanma kavramı, bir alan veya yerde daha önceden var olmayan kişilerin bir araya gelmelerine ve bir süre sonra ayrılmalarına işaret etmekteyken toplu bulunma kavramı zaten var olan ve süregelen bir durumu ortaya koymaktadır. Bu bakımdan toplumsal amaçla da olsa geçici bir süreliğine toplanılan bina ve tesisler bu madde kapsamında değerlendirilemeyeceklerdir. Bu amaca yönelik yerlere örnek olarak; yaşlı ve engelli bakımevi, kadın ve çocuk sığınma evi, şefkat evleri, güçsüzler yurdu, kimsesizler yurdu gibi yerler sayılabilir. e) Bina ve tesis: Bina; kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır. Yapı; karada ve suda, daimi veya muvakkat, resmi ve hususi yeraltı ve yerüstü inşaatı ile bunların ilave, değişiklik ve tamirlerini içine alan sabit ve müteharrik (hareketli) tesislerdir. Tesis; bir işin yapıldığı, kolaylaştırıldığı tertibat ve mekanizmalardan oluşan bina veya binalar grubudur. Kanun koyucunun bina ve tesis kavramlarını birlikte ele alması ve bu tanımlardan hareketle, bina bütün tesisler için ortak bir yapı durumundadır. Diğer bir anlatımla tesis, bağlı bulunduğu binanın yapılış amacı çerçevesinde inşa edilmiş yapılardır. Bu nedenle bir bina çevresinde inşa edilmemiş tesis niteliğindeki yapılar madde kapsamında değerlendirilemezler. f) İbadethane: İbadet edilen yer, tapınak anlamında olup, ibadet etmek amacıyla insanların toplandığı yerlerdir. Bu yerlere örnek olarak; cami, mescid, cemevi, kilise, havra, sinagog gibi yerler sayılabilir. g) Yurt: Bir grup insanın oturduğu, barındırıldığı, yetiştirildiği veya bakıldığı yerlerdir. Bu yerlere örnek olarak; öğrenci yurtları, güçsüzler yurdu, kimsesizler yurdu, yetiştirme yurdu gibi yerler sayılabilir. Bu kapsamda, öğrenci yurtları eğitim amacıyla toplu bulunulan bina ve tesise, güçsüzler ve kimsesizler yurtları ise sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesise örnektir. h) Umumi veya umuma açık yer: Umumi, genel demektir. Yollar, caddeler, sokaklar, meydanlar, parklar, sahiller gibi yerler umumi yerlerdir. Öğretide umuma açık yer "Kişilerin girip çıkması bakımından bir koşulun aranmadığı, denetimin yapılarak sınırlamaya gidilmediği yer." (Malkoç İsmail, Türk Ceza Kanunu, (2001), sh.474), olarak tanımlandığı gibi "Dileyen herkesin, koşullu ise koşulunu yerine getirerek, değilse koşulsuz olarak gidebileceği otel, lokanta, sinema, tiyatro, bar, pavyon, gazino, kahvehane, market, bakkal dükkânı, kasap dükkânı, berber dükkânı gibi yerler." (Güngör/Kınacı, Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerle İlgili Suçlar, (2001), sh. 558) şeklinde ifade edilmiştir. ı) İki yüz metreden yakın mesafe: Kanun koyucunun, cezanın ağırlaştırıcı sebebini tanımlarken iki yüz metreden uzak mesafe dışındaki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılamaz yerine, ''iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi hâlinde verilecek cezanın yarı oranında artırılır'' şeklinde bir düzenleme yaptığından hareketle, iki yüz metreden yakın mesafe tanımına iki yüz metre dahil olup iki yüz metreyi aşan mesafe itibarıyla suçun işlendiği yerin madde kapsamı dışında kaldığı sonucuna ulaşılacaktır. İki yüz metreden yakın mesafenin başlangıç noktası; a) Okul, yurt, hastane, kışla, ibadethane veya bu yerlerin varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırları, b) Tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler veya tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesislerin varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarıdır. İki yüz metreden yakın mesafenin ölçümünde, bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen en yakın sınır esas alınmalıdır. İki yüz metreden yakın mesafenin bitiş noktası yönünden ise mesafenin ne şekilde tespit edileceğine dair açık bir hüküm yoktur. Kanun koyucunun, maddenin düzenlenmesindeki öngörüsü ve korumak istediği alanlardakilerin uyuşturucu veya uyarıcı maddelere kolay ulaşımını cezanın ağırlaştırıcı nedeni sayması dikkate alındığında, bu mesafenin ölçümünde hareket noktasının ulaşılabilirlik olgusu olduğunun kabulü gerekir. Suçun işlendiği yerle, bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırları arasındaki alanın düz bir zeminden ibaret olması halinde, ölçüm arazi üzerinde düz bir hat şeklinde yapılacaktır. Suçun işlendiği yerle, bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırları arasında bir takım engeller varsa, iki nokta arasındaki ulaşım belirli yollar kullanılarak sağlanıyorsa, mutad yaya yolu kullanılarak gidilebilecek en kısa mesafenin dikkate alınması, ulaşılabilirlik olgusunun doğal bir sonucu olacaktır. TCK'nın 188. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendinin uygulanmasına ilişkin diğer bir husus ise kanun koyucunun söz konusu maddenin uygulanmasına ilişkin olarak aynı maddenin üçüncü fıkrasındaki fiillerin tamamına ilişkin yapmış olduğu düzenlemenin, somut olaylar söz konusu olduğunda, failin yakalandığı yer ve suçun işlendiği yerin birbirlerinden farklı olmaları durumları ve fiillerin yapılarından kaynaklanan nedenlerle uygulamada bir takım sorun ve farklılıklarına yol açabileceğidir. TCK'nın 188. maddesinin 3. fıkrasındaki suç oluşturan fiiller satma, satışa arz etme, başkalarına verme, sevk etme, nakletme, depolama, satın alma, kabul etme ve bulundurma şeklinde belirtilmiş olup söz konusu fıkra kapsamında sayılan seçimlik hareketlerden birinin veya birkaçının birlikte gerçekleştirilmesiyle suç oluşacaktır. Fıkrada sayılan fiillerin yapısı incelendiğinde ise bu seçimlik hareketlerden satma, satışa arz etme, başkalarına verme, sevk etme, depolama, satın alma ve kabul etme şeklindeki bir kısmının, suçun işlendiği yerin tespiti bakımından ani ve tek bir hareketle işlenmesi durumuna uygun nitelikte olmalarına rağmen nakletme ve bulundurma şeklindeki fiilerin ise suçun işlendiği yerin tespiti bakımından ani ve tek bir hareketle işlenmesi durumuna uygun nitelikte olmadıkları görülmektedir. Bu noktada; TCK'nın 188. maddesinin 3. fıkrasında sayılan fiilerden, ani ve tek hareket ile suçun işlendiği yerin tespitine uygun nitelikte olmayan nakletme ve bulundurma fiileri yönünden aynı maddenin 4. fıkrasının (b) bendi uyarınca cezadan artırım yapılabilmesi için suç oluşturan bu eylemler bakımından, sanığın suç teşkil eden nakletme ve bulundurma eylemleri ile suçu işlendiği yer arasında bir bağın kurulabilmesinin gerekli olduğu, bu bağın ise sanığın suçu işlediği yeri, suç teşkil eden nakletme veya bulundurma eylemleri için yeterli ve makul bir süre kullanması ve bunu gösterir birtakım davranışlarının tespit edilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Nakletme veya bulundurma eylemi ile suçun işlendiği yer arasında böylesi bir bağın kurulamadığı durumlarda TCK'nın 188. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendi kapsamında ceza artırımı yapılamaması doğru bir uygulama olacaktır. Aksinin kabulü hâlinde ise üzerinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçu için yeterli miktarda madde bulunduran ve ikametine veya başka bir yere gitmekte olan sanığın, yolu üzerinde bulunan ve madde kapsamında sayılan yerlerden birisinin 200 metre yakınından gelip geçmekte olduğu sırada durdurulması durumunda, durdurulduğu (yakalandığı) yer olan suçun işlendiği yer ile hiçbir bağının kurulamamasına rağmen hükmolunacak cezasından artırım yapılması gibi haksız bir sonuca yol açacaktır. B. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında sanığa isnat edilen 17.10.2020 tarihli eylemin sabit olduğu konusunda bir uyuşmazlık ve bu kabulde herhangi bir isabetsizlik bulunmayan olayda; Sanık tarafından tanık ...'a yapılan uyuşturucu madde satışının, hastaneye iki yüz metreden yakın mesafe içinde gerçekleştiği anlaşılmakta ise de sanığın eyleminin umumi veya umuma açık yer olarak kullanılmayan (köfte/kokoreç gibi gıda satışı yapılan bir araç vs) ve bu vasıfta kabulü mümkün bulunmayan araç içinde icra edilmesi karşısında TCK'nın 188. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendinde düzenlenen nitelikli hâlin uygulanma koşullarının oluşmadığı kabul edilmelidir. Ulaşılan sonuca göre iki No.lu uyuşmazlık konusu görüşülmemiştir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; her ne kadar suç konusu uyuşturucu maddenin satışının gerçekleştirildiği araç içi, umumi veya umuma açık yer değil ise de sanığın, TCK'nın 188. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendinde sayılan yerlerden olan hastaneye iki yüz metreden yakın bir mesafede durmakta olan aracın yanına gelip sol arka camından içine doğru uzanarak, arka koltukta oturan tanığa suç konusu uyuşturucu maddeyi verdiği, bu haliyle iki yüz metrelik mesafe içinde ticaret amacıyla bulundurma ve nakletme eylemlerini gerçekleştirildiği, dolayısıyla sanık hakkında 17.10.2020 tarihli eylemi yönünden TCK'nın 188. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendinin uygulanmasının usul ve yasaya uygun olduğu, bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle kabulüne karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. Ulaşılan sonuç karşısında ikinci uyuşmazlık konusu değerlendirilmemiştir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2-Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.07.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.
İlgili Makaleler
- CGK (Ceza Genel Kurulu) Kararları Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatları, daireler arası birleştirme.