Karar Özeti
Ceza Genel Kurulu 2024/493 E. , 2025/265 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2024/27443 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 56-271 I. HUKUKİ SÜREÇ Sanığın tasarlayarak kasten öldürme suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine ilişkin Er
Karar Detayı
Ceza Genel Kurulu 2024/493 E. , 2025/265 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2024/27443 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 56-271 I. HUKUKİ SÜREÇ Sanığın tasarlayarak kasten öldürme suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine ilişkin Erciş Ağır Ceza Mahkemesince verilen 24.05.2018 tarihli ve 36-173 sayılı hükmün, katılanlar vekili ve Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 05.02.2019 tarih ve 4342-447 sayı ile eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulması isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Erciş Ağır Ceza Mahkemesince devam olunan yargılama sonucunda 20.01.2020 tarih ve 85-5 sayı ile; bu kez sanığın azmettirme suretiyle tasarlayarak kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 38/1. maddesi delaletiyle aynı Kanun’un 82/1-a ve 53. maddeleri uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir. Resen istinafa tabi hükmün, sanık müdafii tarafından da istinaf edilmesi üzerine inceleme yapan Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 10.07.2020 tarih ve 1149-1246 sayı ile; İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak sanığın müsnet suçtan CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir. Hükmün, katılanlar vekili ve Bölge Adliye Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 23.11.2021 tarih ve 4995-14333 sayı ile; "...Duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması..." isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Yargılamaya devam eden Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 23.02.2022 tarih ve 45-776 sayı ile önceki hüküm gibi sanığın beraatine karar verilmiştir. Hükmün, katılanlar vekili ve Bölge Adliye Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesince 13.12.2022 tarih ve 7504-9942 sayı ile; "...Sanığın TCK'nın 38/1. maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 82/1-a maddesi gereğince cezalandırılması yerine yazılı şekilde beraat kararı verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamına uyan Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 06.02.2023 tarih ve 56-271 sayı ile; sanığın azmettirme suretiyle tasarlayarak kasten öldürme suçundan TCK'nın 38/1. maddesi delaletiyle aynı Kanun’un 82/1-a, 53 ve 63. maddeleri uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba karar verilmiştir. Bu hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 12.12.2023 tarih ve 4781-7795 sayı ile onanmasına karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 27.03.2024 tarih ve 27443 sayı ile; "...Tüm dosya kapsamı ve aksi ispat edilemeyen savunmaya göre sanığın cezalandırılmasına yeterli delil elde edilemediğinden, masumiyet karinesi gözetilerek yüklenen suçtan beraatine karar verilmesi gerektiği," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 10.09.2024 tarih ve 2792-5390 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE KONUSU İnceleme dışı sanık ... hakkında haksız tahrik altında tasarlayarak kasten öldürme inceleme dışı sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... ... hakkında bu suça yardımdan verilen mahkûmiyet hükümleri ile inceleme dışı sanıklar ... ..., ..., ... ve ... ... hakkında bahse konu suça iştirakten verilen beraat kararları Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme sanık hakkında kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen suçun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya içeriğinden; İnceleme dışı sanık ...’nın eşi olan tanık ... ile maktulün 2014 yılı içinde duygusal bir birliktelik yaşadıkları, daha sonra ...’in maktul ile görüşmek istemediği, ancak bunu kabul etmeyen maktulün 17.02.2025 tarihinde ikametine giderek ...’i rahatsız ettiği, bunun üzerine ...’nın aynı tarihte maktulü bıçakla yaraladığı, olayın ardından ...’nın babası olan tanık ...’ın, ... ve ailesini Çaldıran’dan alarak ... ... köyü ... Mezrasına götürdüğü ve oğluna eşinden ayrılmasını söylediği, 19.02.2015 tarihinde ... ve ...’in kolluğa müracaat ederek babaları ... ve akrabaları olan sanığın üzerlerinde baskı kurarak boşanmalarını istedikleri ve maktulün öldürülmesi gerektiğini söyledikleri yönünde şikâyette bulunmaları üzerine başlatılan tahkikat kapsamında Çaldıran Cumhuriyet Başsavcılığınca 19.06.2015 tarih ve 96-323 sayı ile; kasten öldürme suçuna azmettirmeden söz edilebilmesi için en azından müsnet suça teşebbüs edilmesinin gerektiği, iddia dışında suça teşebbüs edildiğine ilişkin yeterli delil bulunmadığı gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, söylentilerden rahatsız olan ...’nın eşine boşanma davası açıp akabinde İstanbul’a gittiği, tarafların 06.06.2016 tarihinde boşanmalarına karar verildiği, ...’nın 2016 yılı Temmuz ayında memleketi Çaldıran’a geri döndüğü, yakın çevresi ve aile efradında hadisenin hâlen konuşuluyor olması nedeniyle etki altında kalan ...’nın maktulü öldürmek amacıyla silah temin ederek akrabaları olan ve yardım eden suretiyle kasten öldürme suçundan mahkûmiyet hükümleri kesinleşen inceleme dışı sanıklarla birlikte hareket ettiği, HTS kayıtlarına göre ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...’ın olay tarihinde Çaldıran ilçe merkezinde bulundukları ve olayın hemen öncesinde birbirleriyle yoğun bir şekilde iletişim kurdukları, inceleme dışı sanıkların maktulü takip ederek bulunduğu yeri ...’ya haber verdikleri, 06.08.2016 tarihinde saat 19.30 sıralarında ...’nın sanığa ait olan 65 ***** plaka sayılı araçla Van Yolu Caddesine geldiği, alışveriş poşetleri ile marketten çıkarak tanıklar ... ve ...’ın aracına doğru yürümekte olan maktule çok sayıda ateş ettiği, isabet alıp yaralanan maktulün tanıklar tarafından Çaldıran Devlet Hastanesine götürüldüğü, buradan sevk edildiği Van Yüzüncü Yıl Tıp Fakültesi Hastanesinde ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı iç organ ve büyük damar harabiyetinden gelişen iç kanama sonucu hayatını kaybettiği, olay yerinde yapılan incelemede ikisi deforme olmuş üç tane mermi çekirdeği ve on dört adet boş kovan ele geçirildiği, iş yeri tabelasında bir adet mermi isabet izi olduğu, bunun dışında olay mahallinde av tüfeği kartuşu veya emaresine dair herhangi bir bulgu elde edilemediği, maktulün üzerinden çıkan cep telefonunun incelenmesinde ... ismi ile kayıtlı bir şahısla 10.07.2016 tarihli görüşmelerinin olduğunun tespit edilmesi üzerine bilgisine başvurulan tanık ...'ın; arkadaşı olan maktulün, ... isimli şahsın kendisini öldüreceğini anlattığını, bu şahsın kim olduğunu merak ederek Facebook'ta kayıtlı resimlerini indirip maktule gönderdiğini, bahsettiği ...’ın, söz konusu kişi olup olmadığını sorduğunu, maktulün onaylaması üzerine bu adamdan korkmaması gerektiği, adı geçenin cesaretli biri olmadığı yönünde tutanak altına alınan mesajı gönderdiğini beyan ettiği, ...’nın 14.10.2016 tarihinde babası olan tanık ...’ın ikametinde yapılan aramada yakalanması üzerine suçta kullandığını söylediği CZ 99 marka tabanca ve boş sarjörü kendi rızasıyla kolluk kuvvetlerine teslim ettiği, uzmanlık raporuna göre olay yerinden ele geçirilen kovanların ve mermi çekirdeklerinin ...’ya ait aynı tabancadan atıldığının tespit edildiği dosyaya yansıyan delillerden anlaşılmıştır. Katılan ...; olaydan önce kardeşi olan maktulün, sanık ve inceleme dışı sanıklar ... ve ... tarafından tehdit edildiğini anlattığını, çevreden de ...'nın ailesi tarafından bu yönde karar alındığını duyduğunu, karakola gidip şikâyetçi olduklarını, ancak herhangi bir işlem yapılmadığını, olaydan önce ...’nın kendisini arayarak "Ailem namus meselesi olduğunu söyleyip kardeşini öldürmemi istiyor, ben öldürmek istemiyorum. Bana maddi olarak yardım edersen evimi buradan taşıyıp giderim." dediğini, Katılan ...; maktulün eşi olduğunu, sanığın sürekli olarak eşini arayıp tehdit ettiğini, Tanık ... kollukta; amca oğlu olan maktulün arayarak kendisini marketten almalarını istemesi üzerine kardeşi ... ile birlikte olay yerine gittiklerinde sanığa ait olduğunu bildiği ve içinde beş kişi bulunan 65 ** *** plaka sayılı aracı gördüğünü, şoför kısmında ...’ın oturduğunu, sağ kapıdan inen sanığın otomatik av tüfeği; sol kapıdan inen ...’ın ise tabanca ile maktule ateş ettiklerini, ... ve ...’in de tabancalarla maktule ettiklerini, daha sonra aynı araçla Doğubeyazıt istikametine kaçtıklarını, kendilerinin de maktulü araçlarına koyarak hastaneye gittiklerini; kovuşturmada farklı olarak; aracın arka sağ kapısından inen şahsın ateş ettiğini, sol arka tarafta oturan bir şahsın da camdan ateş açtığını, olayda iki farklı silah kullanıldığını, araçta toplamda dört kişi gördüğünü, maktulün yolda kendisini sanığın vurduğunu söylediğini, aracın sol arka kapısından inip maktule ateş eden kişinin sanık olduğunu, diğer kişinin ... ya da ... olduğunu, başka şahıs görmediğini, Tanık ... kollukta; kardeşi ... ile birlikte maktulü almak amacıyla marketin önüne gittiklerini, araçlarını, şoförlüğünü ...’ın yaptığı sanığın aracının hemen arkasına park ettiklerini, bu sırada ...’un siyah renkli bir tabanca ile arabanın sağ arka kapısından inerek 5-6 metre mesafeden maktule 8-9 el ateş ettiğini, sağ ön koltukta oturan sanığın araçtan inmeden açık olan camdan maktule doğru; arka koltuktaki ...’ın ise havaya doğru av tüfeği ile ateş ettiklerini, ...’in elinde de av tüfeği gördüğünü ancak bu şahsın ateş etmediğini, yaralanan maktulü kendi araçları ile hastaneye götürdüklerini, maktulün konuşamadığını, durumunun ağır olduğunu, kovuşturmada farklı olarak; ...’da tüfek gördüğünü ancak ateş etmediğini, TM*****CT Kod adlı gizli tanık soruşturmada; arkadaşı olan maktulün zaman zaman sanığın kendisini ölümle tehdit ettiğini anlattığını, olay tarihinde maktulle birlikte Van Yolu Caddesi üzerinde bulunan ... Kafe isimli iş yerinden Doğubeyazıt istikametine doğru yürüdükleri sırada bahse konu kafede oturan ... ve ismini bilmediği bir şahsın maktulü takip etmeye başladıklarını, daha sonra maktulün markete girip alışveriş yaptığını, kuzenlerinin aracına bineceği esnada siyah renkli ... marka bir aracın sağ arka kapısından inen yüzü kapalı, orta kilolu bir şahsın tabancası ile maktule ateş ettiğini, bu şahsın ...’ya benzemediğini, ...’nın zayıf yapılı olduğunu, şahsın ise hafif kilolu olduğunu, şahsın mermisi bitince aracın sağ ön tarafında oturan sanığın pompalı tüfeği camdan çıkararak maktule bir el ateş ettiğini, dört kişinin bulunduğu aracı ...’in kullandığını, ...’in sol arkada oturup elinde kalaşnikof marka uzun namlulu silahla etrafı kolaçan ettiğini, maktulü takip eden ... ve yanındaki şahsın başka bir araçla olay yerinden kaçtıklarını; kovuşturmada farklı olarak aracın sağ arka kapısından inerek maktule ateş eden kişinin ... olduğunu, aracı ...’ın kullandığını, maktulü takip eden ...’ın yanındaki kişinin ise ... olduğunu, DKM*******R41TR Kod isimli gizli tanık soruşturmada; maktul ile ... arasında namus sebebine dayalı husumet bulunduğunu, aile içinden öğrendiği kadarıyla sanığın oğlu ... ve akrabası...’in, olayda kullanılan ve sanığa ait 65 ** *** plaka sayılı aracı köyden ilçe merkezine getirdiklerini, Çaldıran’da bu aracı ...’un aldığını, yine ...’nın kardeşi ... ile birlikte başka bir araçla Çaldıran’a geldikleri, ..., ..., ..., ... ve ...’ın, ilçe merkezinde bulunan ...’ın iş yerinde toplanarak olayı tasarladıklarını duyduğunu, ayrıca olay günü ...’ın maktulü sürekli takip edip diğerlerine bilgi verdiğini, olayda kullanılan aracın şoförlüğünü ...’un yaptığını, araçta ..., ... ve bir şahsın daha bulunduğunu, ... ve ...’in yakınlarda olayı izlediklerini, kovuşturmada farklı olarak olay yerinde tesadüfen bulunduğunu, ...’un, sanığa ait araçla olay mahalline geldiğini, aracın sol arka kapısından inen ...’nın maktule birkaç el ateş ettiğini, araçta ...’in de bulunduğunu, bu sırada koşarak gelen ...’ın bahse konu araca binerek oradan diğerleriyle uzaklaştığını, olay sırasında sadece ...’nın ateş ettiğini, ...’nin, ...’nın maktulü vuracağını öğrenince engel olmak için ilçe merkezine geldiğini ancak maktulün öldüğünü duyunca hemen köye geri döndüğünü aileye yakın kişilerden duyduğunu, sanığın da talimatları köyden verdiğini öğrendiğini; 23.01.2018 tarihli oturumda; olayı görmediğini, polis memuru ... ...’ın baskıları üzerine önceki ifadelerinde iftira attığını, ...’nın tek başına maktulü vurmuş olduğunu, Tanık ... ...; ...’nın oğlu olduğunu, oğlunun kendisini arayarak maktulü vurduğunu söylediğini, olayı bu şekilde öğrendiğini, Tanık ... kovuşturmada; saat 19:30 sıralarında sanığın yanlarına gelerek yarım saat oturduğunu, daha sonra birlikte camiye gittiklerini, Tanık ... kovuşturmada; ... ile birlikte evinin önünde ot biçmekte olduklarını, saat 19.00 sıralarında yanlarına gelen sanığın, ... ile birlikte camiye doğru gittiklerini, korucu olduğu nöbeti devralmak üzere meydandan geçtiği sırada kalabalığı görüp olayı öğrendiğini, Tanık ... aşamalarda; ... köyünün ... ... olduğunu, olay günü akşam namazından sonra tahminen saat 19.20 sıralarında muhtar olan sanık ile camiyi ilgilendiren bir hususta konuştuklarını, daha sonra evine geçtiğini, yirmi dakika kadar sonra dışarıdan sesler geldiğini, köy meydanında ...'nın maktulü vurduğunu söylediklerini, akabinde yanına gittiği sanığın; "Bu işi benim üzerime atabilirler, sorarlarsa beni gördüğünü söyle!" dediğini, Tanık ... (...) ... kovuşturmada; ...’nın eski eşi olduğunu, 2015 yılında maktulün evine gelmek ve mesaj göndermek suretiyle kendisini rahatsız ettiğini, bu durumu eşine söylediğini, maktul ile eşi arasında kavga çıktığını, sonrasında eşinden ayrıldığını, İstanbul’a taşınan ...’nın olaydan bir gün önce çocukları görmek üzere Çaldıran'a geleceğini söylediğini, duyduğu kadarıyla ilçe merkezinde maktul ile karşılaştıklarını, maktulün kendisi hakkında konuşup tahrik etmesi üzerine ...'nın maktulü vurduğunu, İnceleme dışı sanık ... aşamalarda; maktul ile eski eşinin görüştüklerini, sonradan öğrenmesi üzerine eşinden ayrılarak İstanbul’a gittiğini, olaydan birkaç hafta önce çocuklarını görmek amacıyla Çaldıran’a döndüğünü, maktule dair herhangi bir plan yaparak gelmediğini, olay tarihinde akşamüstü ilçe merkezinde ...’ı görüp yeğeninden arabasını istediğini, araçla markete gittiğini, marketin önünde maktulün kendisini görerek ''Ooo, ortak hoş geldin, nasılsın?'' dediğini, bu sözü kaldıramadığını, araçtan inip üzerinde bulunan ve kendini korumak amacıyla 1,5 yıl kadar önce almış olduğu tabanca ile maktulü hedef alarak çok kez ateş ettiğini, av tüfeği kullanmadığını, eylemi tek başına gerçekleştirdiğini, olay yerinde başka kimsenin bulunmadığını, Diğer inceleme dışı sanıklar aşamalarda aynı yöndeki beyanlarında özetle; ...'nın maktulü öldürdüğünü sonradan öğrendiklerini, suça hiçbir şekilde iştirak etmediklerini, birbirleriyle akraba olup telefonla görüşmelerinin ve Çaldıran ilçesinde tek bir baz istasyonu bulunması nedeniyle aynı yerden sinyal almış olmalarının eylemi birlikte planladıkları biçiminde aleyhlerine yorumlanamayacağını, Beyan etmişlerdir. Sanık aşamalarda; ... olduğunu, olay günü saat 18.00’e kadar tadilat işleri nedeniyle ... köyü karakolunda bulunduğunu, daha sonra 65 ** *** plaka sayılı aracı ile köye geri döndüğünü, aracını ikametinin önüne park ederek anahtarı eşine verdiğini, devamında korucu olan ...’un evine gittiğini, burada ... ve ... ile birlikte oturduklarını, saat 20.00 sıralarında ... ile birlikte camiye doğru yürüdükleri sırada bir kalabalık gördüğünü, sorduğunda köyün ... ...’ün, amcasının oğlu ...’nın maktulü öldürmüş olduğunu söylediğini, kendisinin de ...’e "Sorduklarında beni köyde gördüğünü söyle!" diyerek karakola gitmek için evine geçtiğini, ancak eşinden oğlu ...’ın arabayı alıp götürdüğünü öğrenmesi üzerine köylüleri olan ...’a ait minibüsle karakola gittiğini, oğlu ...'ın araçla ne yaptığını bilmediğini, olayı haber vermek ve eve gelmesini söylemek amacıyla birkaç kez oğlunu aradığını, olayla bir ilgisi bulunmadığını, gün boyunca karakolda ve köyde olduğunu savunmuştur. V. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar ve İlgili Mevzuat Anayasa’nın 38 ve 138/1 ile CMK’nın 217/1 ve İHAS’ın 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen Ceza muhakememizin amacı, geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan vakıayı/maddi gerçekliği, insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılamasında taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sorunu mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir. Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü; hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir. Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Kural olarak her türlü delil aracı kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk nizamı belirler. Nitekim, Anayasa’nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa’nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne zaman ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda ret olunabileceği, çelişme yönteminin hayata nasıl geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir (Feyzioğlu, s. 357). Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkanı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. CMK'nın 288. maddesinin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma: "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Feridun Yenisey, İstinafta Maddi ve Hukuki Mesele Denetimi, Dr. Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, s. 1282) diyerek aynı düşünceyi benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır. Buna göre ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında; a) Her şeyin kanıt olabileceği (hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş), b) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği, (hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği), d) Kanıt ileri sürmede zaman kısıtlaması olamayacağı, e) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği, (vicdani kanaat) şeklinde ulaşılabilecek olan temel prensipler aynı zamanda ceza yargılamasının da temel ilkelerini oluşturur. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ilke ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır (YCGK, 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı). Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada, suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmı gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimale göre sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı). Şu hâlde, isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira, kabili te'lif olmayan şüphe ve gerçeğin yan yana mevcudiyeti üzerinden dosya mündericatı ile mantık ve hukuk kurallarına uygun olmayacak şekilde salt bir kanaate ulaşılması durumunda, maddi gerçekliğin bütünüyle ortaya çıkarıldığı ileri sürülemeyecektir. B. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme Sanığın, inceleme dışı sanık ... tarafından maktule yönelik işlenen kasten öldürme suçuna azmettiren sıfatıyla iştirak ettiği kabul edilen olayda; inceleme dışı sanık ...’nın tüm aşamalarda sanığın suça dahline dair bir anlatımda bulunmadığı, bilakis istikrarlı bir şekilde olayın aniden geliştiğini, kendisine hakaret etmesi üzerine tabancasını ateşleyip maktulü vurduğunu, eylemi tek başına gerçekleştirdiğini ve kimseden yardım ya da talimat almadığını belirttiği, diğer inceleme dışı sanıkların da olayın gelişim süreci içinde sanığın da yer aldığına ilişkin bir anlatımda bulunmadıkları, sanığın oğlu olan inceleme dışı sanık ...’ın, aracı alarak köyden ilçeye gittiğini babasının bilmediği yönündeki beyanı da gözetildiğinde olay günü Çaldıran ilçe merkezine getirdiği babasına ait 65 ** *** plaka sayılı aracın ... tarafından suçta kullanılmış olmasından sanığın da suça iştirak ettiği sonucuna ulaşılamayacağı, sanığın olay vaktinden önce ve sonraki zaman diliminde oğlu ile içeriği tespit edilemeyen görüşmeler yapmış olmasının eyleme dair talimat verdiği şeklinde aleyhine yorumlanamayacağı, dosyada mevcut telefon inceleme tutanağında tanık ...'ın olaydan yaklaşık bir ay önce 10.07.2016 tarihinde sanığın fotoğraflarını maktule göndererek "Adam bu mu?" diye sorması üzerine, maktulün "Evet" demesine "Bundan korkma, bu adam ödleğin teki, rahat ol." şeklinde karşılık verdiği, ancak yazışmanın hangi sebeple yapıldığının açık olmadığı, inceleme dışı sanık ...’nın, maktulün kardeşi olan katılan ...’e "Aileme diyeceğim, bulamadım, kaçmış gitmiş, ama gitmezse yaşatmazlar onu!" şeklindeki mesajı olaydan bir yıl önce gönderdiği ve sanıktan hiç söz etmediği, TM*****CT kod isimli tanığın, arkadaşı olan maktulün, sanığın kendisini ölümle tehdit ettiğini anlattığı yönündeki beyanının duyuma dayandığı, DKM******R41TR kod isimli tanığın ise aşamalarda çelişen anlatımlarda bulunduğu, buna göre, sanığın ailesi ile husumet yaşayan mağdur tarafın suç atma niteliğinde kalabilecek anlatımları dışında sanığın olay yerinde bulunduğuna ya da ...’yı azmettirdiğine dair bağımsız kamu tanığı, kamera kaydı gibi başkaca delile rastlanmadığı ve sanığın istikrarlı bir biçimde suçlamayı kabul etmediği hususları kül hâlinde değerlendirildiğinde, mahallinde tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanığın isnat olunan ya da sonradan vasfı değişen suçu işlediği yönünde vicdani kanaat oluşturması bakımından yeterli olmadığı anlaşılmakla in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince ispat edilemeyen suçtan beraat kararı verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Bu itibarla, haklı nedene dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan dört Ceza Genel Kurulu Üyesi; itirazın reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 12.12.2023 tarihli ve 4781-7795 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, 3- Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 06.02.2023 tarihli ve 56-271 sayılı hükmünün, sanığa isnat edilen suçun sabit olmaması nedeniyle beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 4- Bölge Adliye Mahkemesinin mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmesi nedeniyle sanık hakkında verilen cezanın İNFAZININ DURDURULMASINA ve sanığın müsnet suçtan TAHLİYESİNE, başka bir suçtan hükümlü veya tutuklu olmadığı takdirde derhal salıverilmesi için YAZI YAZILMASINA, 5- Dosyanın gereği için kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin de bilgi için İlk Derece Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.05.2025 tarihinde yapılan birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 18.06.2025 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.
İlgili Makaleler
- CGK (Ceza Genel Kurulu) Kararları Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatları, daireler arası birleştirme.