İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2024/543 Karar: 2025/583 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2024/543 K.2025/583

Ceza Genel Kurulu 2024/543 E. , 2025/583 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2022/16271 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 6. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022-2883 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanıkların nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 149/1-a-c-d-h, 62, 53... . maddeleri uyarınca 10... ay ha

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2024/543 E. , 2025/583 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2022/16271 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 6. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022-2883 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanıkların nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 149/1-a-c-d-h, 62, 53... . maddeleri uyarınca 10... ay ha

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2024/543 E. , 2025/583 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2022/16271 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 6. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022-2883 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanıkların nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 149/1-a-c-d-h, 62, 53... . maddeleri uyarınca 10... ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve mahsuba, ayrıca sanık ...'in TCK'nın 58. maddesi uyarınca cezasının mükerirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 27.12.2018 tarihli ve 237-660 sayılı hükümlerin, sanıklar müdafileri tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 17.09.2019 tarih ve 859-2146 sayı ile; hükme esas alınan delillerin duruşmada okunmadığından ve eksik araştırmayla hükümler kurulduğundan bahisle bozulmasına, bozma kararına uyan Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesince 24.06.2021 tarih ve 321-352 sayı ile; sanıkların nitelikli yağma suçundan TCK'nın 149/1-a-c-d-h, 62, 53... . maddeleri uyarınca 10... ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve mahsuba, ayrıca sanık ...'in TCK'nın 58. maddesi uyarınca cezasının mükerirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiş olup bu hükümlerin, sanıklar müdafileri tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince 30.11.2021 tarih ve 2022-2883 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine, bu kararın da sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 24.06.2024 tarih ve 15107-7762 sayı ile onanmasına karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 07.10.2024 tarih ve 16271 sayı ile; "...Katılan ile sanık ... arasında 2012-2014 yılı Kasım ayına kadar olan süreçte fiili bir ticari ortaklığın bulunduğu bizzat taraf ve tanık anlatımları ile sabit olduğu, yukarıda izah edildiği üzere ticaret kanunu hükümleri doğrultusunda şirket borçları nedeniyle katılana hukuki sorumluluk atfedilemeyeceğine ilişkin bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli olmadığı, alanında uzman üç kişilik bir bilirkişi heyetine dosya ile şirket defter ve kayıtlarının tevdi edilerek, sanık müdafi tarafından belirtilen icra takip dosyalarının da tetkikiyle, katılan ile sanık ... arasında fiili ticari ortaklığın bulunduğu döneme ilişkin kamu borçları da dahil olmak üzere şirket borçlarının tespiti, şirket hesaplarının bulunduğu banka hesap ekstrelerinin getirtilmesi, katılan adına şirket hesabından yapılan ödemelerin de incelenmesi ile talep edilen suça konu para ile alacak miktarı arasında bir orantı bulunup bulunmadığı tespit olunduktan sonra eylemin nitelikli yağma suçunu ya da alacağın tahsili amacıyla tehdit veya yaralama suçunu oluşturup oluşturmadığının tayini gerektiği gözetilmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulduğu," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 28.10.2024 tarih ve 4991-11278 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI, KONUSU VE ÖN SORUN İtirazın kapsamına göre inceleme, sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklar hakkında TCK’nın 150. maddesinin birinci fıkrasının uygulanma şartlarına ilişkin eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; Bölge Adliye Mahkemesinin hükme esas alınan delillerin duruşmada okunmadığından bahisle bozma kararı verip veremeyeceğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. IV. ÖN SORUNA İLİŞKİN BİLGİLER İncelenen dosya kapsamından; Sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin sanıklar müdafileri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; "...Tutanakların tamamının isimleri ve tarihleri açıkça belirtilmek suretiyle okunmadan esaslı delillerin CMK'nın 217/1. maddesi gereğince duruşmaya getirtilmiş ve okunmuş sayılamayacağı, işbu delillerin mahkûmiyet hükmüne esas almış olmasının iş bu delillerin kovuşturma evresi bakımından CMK'nın 289/1. maddesi gereğince hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş niteliğini kaybettirdiği ve hukuka uygun yöntemlerle elde edilmemiş delil niteliğine büründürdüğü ve bu durumunda CMK'nın 289/1-i maddesi kapsamında kesin hukuka aykırılık sebebi olup, bozma müeyyidesine tabi olduğu...." ve eksik araştırma ile mahkûmiyet hükümleri kurulduğu isabetsizliklerinden CMK'nın 280/1-d maddesi uyarınca bozulmasına karar verildiği, bozma kararına uyan İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan mahkûmiyet hükümleri kurulduğu, bu hükümlerin sanıklar müdafileri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği, bu kararın sanıklar müdafiileri tarafından temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece onanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. V. GEREKÇE A. Ön Soruna İlişkin Açıklamalar Ceza Genel Kurulunun 28.05.2025 tarihli ve 388-238 sayılı kararında da belirtildiği üzere; Bölge adliye mahkemelerinin Türk yargı sistemine dâhil olmasıyla kanun yolu yargılamasında yeni bir durum ve anlayış ortaya çıkmıştır. İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı başvurulabilen, hatta başvuru olmasa da bir kısmı için resen öngörülen bir kanun yolu (CMK m. 272/1) olarak istinafta, hem maddi vakıa denetimi hem de hukuki denetim yapılabilmekte, sebep gösterilmese de ilk derece mahkemesi hükmü bir bütün olarak incelenmekte, varsa hukuka aykırılıklar resen belirlenerek, kural olarak yeniden yapılacak yargılama ile ıslah edilmekte iken, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümlerini konu edinen temyiz kanun yolu, bir hukuki denetim mekanizması olarak öngörülmüş, temyiz merciinin yetkisi de kural olarak bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince verilen kararların, maddi ceza hukuku ve muhakeme hukuku normlarının kullanılması bakımından hukuka aykırılık taşıyıp taşımadıklarının incelenmesi ile sınırlanmıştır (CMK m. 288/1, 294/2). Bu hâliyle bölge adliye mahkemesi hem ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı bir denetim mercii hem de denetlediği hükmün hukuka aykırı olduğunu değerlendirdiğinde, hukuka aykırılığı ortadan kaldıracak ölçüde yeniden yargılama yapacak bir ikinci/üst derece mahkemesidir. Her iki halde de ilk derece mahkemelerine göre bir üst mahkeme olduğunda kuşku yoktur. Bu tespitlerden çıkan sonuç şudur: a. Bölge adliye mahkemesi kural olarak bir ıslah mahkemesidir. Yani varsa ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlerdeki tüm hukuka aykırılıkları resen belirleyerek, yeniden yapacağı yargılama ile hükmü ıslah eder. Yoksa kural olarak bir bozma mahkemesi olan Yargıtay gibi davranamaz. b. İlk derece mahkemelerine göre bir üst mahkeme olması itibarıyla gerek denetim gerekse yeniden yargılama fonksiyonunu icra etsin, her halûkârda taraflar açısından başlı başına bir teminat oluşturur. c. Bölge adliye mahkemesi, aleyhine kural olarak bir kanun yolu öngörülmeyen ve direnilemeyen (duruşmasız/evrak üzerinden verdiği) bozma kararı ile ne tarafları bir üst mahkemede yargılanma teminatından yoksun bırakabilir ne de olay mahkemesine vicdani kanaati rağmına bir sonuca ulaşmasını amir bir müdahalede bulunabilir. Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, CMK'nın 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1. İlk derece mahkemesinin kararında CMK'nın 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. Hükmün bozulmasına karar verilen bu hâllerde bölge adliye mahkemesi ceza dairesi, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verecektir. Bu karara karşı ilk derece mahkemesinin direnme kararı verme yetkisi bulunmadığı gibi tarafların da kanun yoluna başvurması mümkün değildir. Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müteessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir. Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi, 2023/33667 sayılı Ömer Oral başvurusu üzerine verdiği 09.01.2025 tarihli kararında özetle; İstinaf Dairesinin CMK'da açıkça ve sınırlı sayıda yazılı bulunan hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle adil yargılama hakkının ihlâl edildiğine hükmetmiştir. Keza, Yargıtay Ceza Daireleri de AYM kararına konu teşkil eden benzer olay ve bozma üzerine ilk derece mahkemesince tesis edilen hükümlerin, esas itibariyle bölge adliye mahkemesi tarafından verildiği (Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 04.03.2021 tarihli ve 6371-1851 sayılı, 9. Ceza Dairesinin 22.06.2023 tarihli ve 2981-4580 sayılı, 5. Ceza Dairesinin 18.04.2024 tarihli ve 5322-4330 sayılı, 6. Ceza Dairesinin 03.07.2024 tarihli ve 2388-8319 sayılı, 11. Ceza Dairesinin 11.03.2024 tarihli ve 6519-3057 sayılı kararları vb.) ya da bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin kararı ile bozma üzerine verilen ilk derece mahkemesi kararının hukukî değerden yoksun ve yok hükmünde olduğu (Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 24.04.2023 tarihli ve 12734-2067 sayılı ve 20.02.2024 tarihli ve 29761-2708 sayılı kararları vb.) gerekçeleriyle temyiz başvurularını esastan incelemişlerdir. Diğer taraftan bölge adliye mahkemesi ceza daireleri kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vererek, dava dosyasını ilk hükmün devretme etkisiyle görevi sona eren ilk derece mahkemesine yeniden göndermiştir. Mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir (CMK m. 3). CMK'nın 7. maddesine göre de, "Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan hakim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür.". Şu hâle göre; bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (CMK'nın 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, Kanun'da açıkça sayılmayan sebeplerle verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul" olduklarının kabulü gerekir. B. Ön Soruna İlişkin Hukuki Değerlendirme; Sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine ilişkin sanıklar müdafileri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine her ne kadar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince 17.09.2019 tarih ve 859-2146 sayı ile; CMK'nın 289/1-i ve 280/1-d maddeleri uyarınca bozulmasına, dosyanın bozma gereğince yeniden yargılama yapılmak üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ise de; hükme esas alınan delillerin duruşmada okunmaması hâlinin CMK’nın 289. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendine değil (h) bendine aykırılık oluşturacağı, bu aykırılığın da CMK'nın 280. maddesinde açıkça ve sınırlı sayıda yazılı olan bozma sebeplerinden birini oluşturmadığı ve bu sebeple bozma kararı verme görev ve yetkisi bulunmaması karşısında; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 17.09.2019 tarihli ve 859-2146 sayılı bozma kararı ile iş bu karara istinaden tesis edilen Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesinin bozma üzerine verdiği 24.06.2021 tarihli ve 321-352 sayılı kararının "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul" oldukları anlaşılmakla; Bölge Adliye Mahkemesince, CMK'nın 280. maddesinde yazılı usule uygun şekilde; gerekirse duruşma açılması suretiyle İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlerin kaldırılması, sanıklar hakkında yeni bir hüküm kurulmasına, istinaf isteminin esastan reddine veya düzeltilerek esastan reddine karar verilerek istinaf incelemesinin sonlandırılması gerekirken; sanıklar hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerinin, hükme esas alınan delillerin duruşmada okunmadığından bahisle bozulmasına karar verilerek dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesinin hukuka aykırı olduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının değişik gerekçeyle kabulüne, Özel Dairenin nitelikli yağma suçuna ilişkin onama kararının kaldırılmasına, bu suça ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf isteminin esastan reddine dair kararın bozulmasına karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının DEĞİŞİK GEREKÇEYLE KABULÜNE, 2- Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 24.06.2024 tarihli ve 15107-7762 sayılı nitelikli yağma suçuna ilişkin onama kararının KALDIRILMASINA, 3- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 17.09.2019 tarihli ve 859-2146 sayılı bozma kararı ile iş bu bozma kararına istinaden tesis edilen Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.06.2021 tarih ve 321-352 sayılı kararının, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olması nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul oldukları gerekçesiyle hükümsüz sayılmalarına," 4- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 30.11.2021 tarihli ve 2022-2883 sayılı nitelikli yağma suçuna ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının, Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 27.12.2018 tarihli ve 237-660 sayılı hükümle ilgili olarak gerekiyorsa CMK'nın 280/2. maddesi de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılıp hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden ön sorun nedeniyle diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 5- Dosyanın, gereği için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.12.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla