İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2024/66 Karar: 2025/451 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2024/66 K.2025/451

Ceza Genel Kurulu 2024/66 E. , 2025/451 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : Ceza Genel Kurulu MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 7-3 HÜKÜMLER : Görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan sanıkların 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257/1 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmaları

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2024/66 E. , 2025/451 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : Ceza Genel Kurulu MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 7-3 HÜKÜMLER : Görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan sanıkların 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257/1 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmaları

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2024/66 E. , 2025/451 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : Ceza Genel Kurulu MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 7-3 HÜKÜMLER : Görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan sanıkların 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257/1 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına ilişkindir. I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanıkların görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan TCK'nın 257/1 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına ilişkin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 11. Ceza Dairesince verilen 19.10.2023 tarihli ve 7-3 sayılı hükümlerin, sanıklar ... ve ... müdafiileri, sanık ..., sanık ... ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının onama ve bozma istemli 22.01.2024 tarihli ve 139457 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ...; yargısal takdir hakkı kapsamında karar verdiklerini, 6352 sayılı Kanun'un geçici 1-b maddesinin uygulanmasına ilişkin hatalı bir karar verilmesi durumunda itiraz, istinaf ve temyiz kanun yolları ile bunun düzeltilebileceği, nitekim temyiz kanun yolunda bu hatanın düzeltildiği, sanık ... ve müdafii ile sanık ... müdafii; Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasının hükme doğrudan etkisi olmayan görüş mahiyetindeki niteliği, bu anlamda mahkeme heyetini bağlayıcı özelliğinin bulunmaması ile gerekçeli kararda sanık ...'ın hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasını istemediği belirtilmiş ise de istinabe yoluyla yapılan duruşmada açıkça hakkında CMK'nın 231. maddesinin uygulanmasını kabul ettiği, sanık ... müdafii; sanık hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğuna ilişkin herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma bulunmadığı, sanığın yargılama esnasında katılanın tahliyesi yönünde muhalefet şerhi yazdığı, 189 klasörden oluşan bir dosyada istemeden bazı delillerin görülmemesi ya da yanlış yorumlanmasının mümkün olduğu, çalışma koşullarının dikkate alınmadığı, verilen kararla katılanın mağduriyetine sebep olunmadığı, takdiri indirim yapılmamasının, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemesinin ve erteleme hükmünün uygulanmamasının hukuka aykırı olduğu gerekçeleriyle temyiz başvurusunda bulunmuşlardır. III. İNCELEME KAPSAMI VE KONUSU Temyizin kapsamına göre inceleme, sanıklar hakkında görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Ceza Genel Kurulunca sanıklar hakkında görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerinin isabetli olup olmadığına ilişkin temyiz incelemesi yapılmıştır. IV. GEREKÇE a.Genel olarak Olay tarihinde Cumhuriyet savcısı olan sanıklar ... ve ... ile hâkim olan sanıklar ... ve ... haklarında, müsnet suçların niteliği itibarıyla kanunda öngörülen soruşturma ve kovuşturma usul ve şartlarına da uyularak başlatılıp icra olunan hukuki süreçte, mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup, silahların eşitliği ve yüzyüzelik ilkeleri çerçevesinde usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına istinad eden kabule göre; Katılanın, sanık sıfatıyla yer aldığı İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/213 Esasına kayden görülen davada bir kısım sanıklar hakkında açılan davaların da birleştirilerek yapılan yargılamasında, sanık ...’in duruşmada Cumhuriyet savcısı olarak görev yaptığı ve esas hakkındaki mütalaasında, katılan hakkında terör örgütü ve mensuplarına yardım etme, yargı görevini yapanı etkilemeye teşebbüs, gizliliğin ihlali, terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme, 6136 sayılı Kanun’a muhalefet ve verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme suçlarından cezalandırılmasına, tutukluluk hâlinin devamına karar verilmesini talep ettiği, sanık ...’un duruşmalara Cumhuriyet savcısı olarak katılıp sanık ... tarafından bildirilen esas hakkındaki mütalaayı aynen tekrar ettiği, mahkeme başkanı sanık ... ve üye hâkim sanık ...’ın da bulunduğu heyetçe, terör örgütü ve mensuplarına yardım etme, 6136 sayılı Kanun’a muhalefet, basın ve yayın yolu ile yargı görevi yapanı etkilemeye teşebbüs, gizliliğin ihlali suçlarından mahkûmiyetine, terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme suçundan kovuşturmanın ertelenmesine, emanette kayıtlı katılana ait olan ve özellikleri belirtilen silah, şarjör ve mermilerin müsaderesine, verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme suçundan beraatine karar verildiği, sanık ...’in muhalefet şerhinde katılanın tahliyesi yönünde karşı oy kullandığı anlaşılmakla; Katılan hakkında terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek suretiyle 3713 sayılı Kanun’un 6/1. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle açılan davada, 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun’un geçici madde 1-b uyarınca anılan suçtan kovuşturmanın ertelenmesine karar verildiği hâlde basın ve yayın yolu ile yargı görevi yapanı etkilemeye teşebbüs ve gizliliğin ihlali suçlarından yapılan kovuşturmanın da ertelenmesine karar verilmesi gerekirken 19.07.2013 tarihinde mütalaalar doğrultusunda mahkûmiyetine karar vermek, katılanın konutunda yapılan aramada ele geçirilen silahlardan P800 model tabanca ve 116311H-... seri numaralı tabanca yönünden ruhsatsız silah bulundurma suçunun manevi unsuru itibarıyla oluşmayacağı, sadece Kalashnikov tüfek nedeniyle sorumlu tutulması gerekirken, iki adet tabanca da esas alınarak ve fikri içtima hükümleri uygulanarak teşdiden hüküm kurmak, katılanın görev silahı olan 2791 seri numaralı ondörtlü Browning marka silaha ait ve suç unsuru oluşturmayan iki adet farklı boylarda boş şarjör, 69 adet MKE yapımı 9 mm çaplı mermilerin sanığa iadesi yerine, TCK'nın 54. maddesi gereğince müsaderesine, katılanın 6136 sayılı Kanunun 7. maddesi gereğince silah taşıma hak ve yetkisi olduğu ancak bulundurduğu silahları Emniyet Genel Müdürlüğüne teslim etmediğinden bu eyleminin idari bir yaptırım gerektirdiği hâlde oy birliği ile mütaalalar doğrultusunda mahkûmiyetine oy birliğiyle ve sanığa verilen ceza ve miktarları ile tutuklu kaldığı süre göz önüne alınarak hükmen tutukluluk hâlinin devamına (sanık Nuretttin’in karşı oyu ile) oy çokluğuyla karar vermek suretiyle mesleki kıdemleri, tecrübeleri dikkate alındığında kanunun amir hükümlerine kasten riayet etmeyerek katılanın mağduriyetine neden oldukları, eylemlerin yargılama ve takdir hakkı kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle sübut bulan görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmalarına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Zira Yüksek Ceza Genel Kurulu, hiç bir hâkim ve savcının yargılama faaliyeti kapsamında icra ettiği işlem ve verdiği kararlar ile bu cümleden olarak kullandığı takdir hakkı nedeniyle ceza hukuku bağlamında sorumlu tutulamayacağının bilincindedir. Ne var ki, karar yerinde gösterilen gerekçeler ile kamuoyunca da, FETÖ/PDY'nin nihai amacının henüz açıkça bilinmediği bir zamanda katılanın, anılan örgütü doğrudan hedef alan tutumları gibi bilinen gerçekler somut olay yönünden sanıkların eylemlerinin bu kapsamda değerlendirilemeyeceği hususunda yeterli veriyi ortaya koymaktadır. Katılanın, FETÖ/PDY dahil terör örgütleri ile etkin mücadelesiyle de tanınmış bir emniyet müdürü olduğunda ve yargılanmasına konu teşkil eden silahları terör eylemlerinin yoğun olarak gündemde olduğu bir dönemde Diyarbakır'da görev yapmakta iken yasal yollardan aldığı hususu tartışmadan varestedir. Özellikle gerekçede de yer verilen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 30.04.2015 tarihli ve 3344-926 sayılı ilamı ile iş bu ilama uyan İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.05.2017 tarihli ve 187-148 sayılı, katılan hakkında verilen kararlar ve gerekçeleri nazara alındığında, sanıkların doğrudan suç işleme kastı ile hareket ettikleri sonucuna ulaşan Özel Daire gerekçesi yerinde bulunmuştur. b.Sanıklar ..., ... ve ... yönünden FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisakı bulunduğundan bahisle meslekten ihraç edilen, anılan örgüte üye olma suçundan hakkında derdest dava dosyası bulunan ve yargılama sürecinde herhangi bir pişmanlık göstermemesi nedeniyle ileride suç işlemeyeceği yönünde olumlu kanaat oluşmadığı belirlenen sanık ... ile ilgili olarak, istinabe suretiyle alınan savunmasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasını kabul ettiği hâlde karar gerekçesinde, ayrıca "hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasını istemediği" anlatımına yer verilmesi sonuca etkili görülmemiş, Müsnet suçu TCK'nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen ve hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilen sanıklar hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesi gereğince hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına da karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Sanıklar ..., ... ve ...'un, müsnet görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabul edilen eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu ögelerin ve bu eylemin sanıklar tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucunda, bütün ve özellikle belirleyici delillerin ve aşamalarda ileri sürülen sonuca etkili iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği ve özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, gösterilen gerekçenin olaya ilişkin sorunlar bakımından özgün ve yeterli olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu, eleştiriler dışında cezanın kanuni bağlamda şahsileştirilerek uygulandığı anlaşıldığından, sanıklar ve müdafiilerinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla temyiz davalarının reddiyle sanıklar ..., ... ve ... hakkında verilen hükümlerin onanmasına, c. Sanık ... yönünden Yerinde görülmeyen sair temyiz sebeplerinin reddine. Ancak anılan örgütle irtibatlı olduğu yönünde iddia ve delil ikame olunamayan, adli sicil kaydı bulunmayan, müsnet suçtan doğan ve ödenmesi gereken maddi bir zarar belirlenemeyen ve dosyaya yansıyan olumsuz bir davranışı da gözlemlenmeyen sanık ... hakkında, kişi ve olaya özgülenmiş ve somut olgularla desteklenmiş bir gerekçeye de dayanmadan, yasada yer verilen soyut kavram ve ifadelerle CMK'nın 231/6-b maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi hukuka aykırıdır. Kabul ve uygulamaya göre de; Müsnet suçu TCK'nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen ve hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesi gereğince hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına da karar verilmesi gerektiği gözetilmelidir. Sanık ... müdafiinin temyiz talebi bu yönüyle yerinde olduğundan, kurulan hükmün bu gerekçe ile bozulmasına, Karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan üç Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanık ... hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair verilen karar isabetli olduğundan hükmün onanması gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 19.10.2023 tarihli ve 7-3 sayılı; a- Sanıklar ..., ... ve ...'un görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan mahkûmiyetlerine ilişkin hükümlerin usul ve kanuna uygun olduğundan ONANMASINA, b- Sanık ... hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün, anılan örgütle irtibatlı olduğu yönünde iddia ve delil ikame olunamayan, adli sicil kaydı bulunmayan, müsnet suçtan doğan ve ödenmesi gereken maddi bir zarar belirlenemeyen ve dosyaya yansıyan olumsuz bir davranışı da gözlemlenmeyen sanık hakkında, kişi ve olaya özgülenmiş ve somut olgularla desteklenmiş bir gerekçeye de dayanmadan, yasada yer verilen soyut kavram ve ifadelerle CMK'nın 231/6-b maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 2. Dosyanın, Yargıtay 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.11.2025 tarihinde yapılan müzakerede sanıklar ..., ... ve ... yönünden oy birliğiyle, sanık ... yönünden ise oy çokluğuyla karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla