İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2025/109 Karar: 2025/434 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2025/109 K.2025/434

Ceza Genel Kurulu 2025/109 E. , 2025/434 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 272-251 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1, 103/3-c, 43/1 maddeleri uyarınca 20 yıl; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma s

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2025/109 E. , 2025/434 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 272-251 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1, 103/3-c, 43/1 maddeleri uyarınca 20 yıl; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma s

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2025/109 E. , 2025/434 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 272-251 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1, 103/3-c, 43/1 maddeleri uyarınca 20 yıl; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise aynı Kanun'un 109/1, 109/3-f, 109/5, 43/1. maddeleri uyarınca 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve TCK'nın 53. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna ilişkin Uşak 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 31.03.2022 tarihli ve 440-268 sayılı hükümlerin, sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince 19.09.2022 tarih ve 1091-1219 sayı ile; "Katılan mağdur ...'ın 06.12.2009 doğumlu olduğu, suç tarihinde, yargılama tarihinde ve hâlen 15 yaşından küçük olup davada kendini temsile ehil ve yetkili olmadığı, ...'ın velayetinin Uşak 1. Aile Mahkemesinin 2016/7 54... /27 karar no ile 24.02.2017 tarihinde kesinleşen ilama göre annesi olan 2...2 TC Kimlik numaralı ...'da olduğu, ...'ın yargılama aşamasında davadan haberdar edilmediği, şikayet ve delillerinin sorulmadığı, katılma hakkının hatırlatılmadığı anlaşılmıştır. Bu hususun CMK'nın 289/1-e maddesinde belirtilen 'Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması..." isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozma sonrası Uşak 3. Ağır Ceza Mahkemesince 27.12.2022 tarih ve 573-655 sayı ile sanığın önceki gibi mahkûmiyetine ilişkin verilen hükümlerin; sanık müdafii, katılan mağdur vekili ve katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyanın gönderildiği İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince 30.03.2023 tarih ve 524-682 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine, bu kararın sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesince 04.03.2024 tarih ve 339-1784 sayı ile; "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkûmiyet kükmünün yasal ve yeterli gerekçe gösterilmemesi ile gerekçe ve kabul arasında çelişkiye neden olunması; çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hüküm yönünden ise yetersiz gerekçe ile cezada takdiri indirim yapılmasına yer olmadığına karar verilmesi" isabetsizliklerinden bozulması üzerine Uşak 3. Ağır Ceza Mahkemesi 11.06.2024 tarih ve 272-251 sayı ile bozmaya direnerek önceki hükümler gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Bu hükümlerin de katılan Bakanlık vekili ve katılan mağdure vekili ile sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.09.2024 tarihli ve 10305 sayılı onama istekli tebliğnamesiyle dosya, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 17.12.2024 tarih ve 7852-11019 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUN Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar: 1-Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun sübutuna ilişkin İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinin Anayasa'nın 141 ve CMK’nın 34, 230, 232. maddelerinde öngörülen şekilde yasal ve yeterli gerekçe içerip içermediği, 2-Sanık hakkında TCK’nın 62. maddesinin uygulanmamasına ilişkin gerekçenin yasal ve yeterli olup olmadığı, Hususlarının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin suç tarihinde on iki yaşında olan mağdur yönünden velayet hakkına sahip annenin davaya dahil edilmemesinden bahisle bozma kararı verip veremeyeceğinin tartışılması gerekmiştir. III. ÖN SORUNA İLİŞKİN BİLGİLER İncelenen dosya kapsamından; Sanığın suç tarihinde yeğeni olan katılan mağdura yönelik zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında yargılama sürecinin "Hukukî Süreç" kısmında anlatıldığı gibi gerçekleştiği anlaşılmaktadır. IV. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli ve 490-197 sayı ile 17.09.2025 tarihli ve 242-343 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, CMK'nın 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Buna göre istinaf mahkemeleri ancak şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1. İlk derece mahkemesi hükmünde, CMK'nın 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kat'i surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisi bulunmamakta, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu anlaşılmaktadır. Yüksek Ceza Genel Kurulunun belirtilen kararlarında ayrıntısına yer verilen hukuki düzenlemeler ve değerlendirmeler karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulamada, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları veregeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286/1. maddesi uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün olamayacaktır. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması gündeme gelmektedir. Bölge adliye mahkemesi ceza daireleri kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vererek, dava dosyasını ilk hükmün devretme etkisiyle görevi esasen sona eren ilk derece mahkemesine yeniden göndermektedir. Oysa CMK'nın 3. maddesine göre mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir. Aynı Kanun'un 7. maddesi uyarınca da "Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan hakim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür." Bölge adliye mahkemelerinin CMK'nın 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar haricinde, görev sınırlarının aşılması suretiyle verdikleri, kanuni dayanağı bulunmayan bozma kararları ile bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemelerince görevli olmadıkları hâlde tesis edilen hükümlerin, görev sınırlarının aşılması ve görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz/hukuki değerden yoksun addolunmaları" gerekir. Keza, hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olmaları nedeniyle ve fakat münhasıran işin esasını çözen hüküm ve/veya kanun yolu mercii sıfatıyla denetleme kararı bağlamında hükümsüz/hukuki değerden yoksun addolunan iş bu karar ve hükmün konu olduğu, kanun yolu silsilesinde verilen Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararı ile Özel Daire kararlarının da doğurdukları hukuki sonuçlar bakımından aynı mahiyette oldukları kabul edilmelidir. Aksi hâlde CMK'nın 280. maddesinin emredici gerekleri gözetilmediğinden henüz hukuka uygun bir denetime tabi tutulduğu söylenemeyen ilk derece mahkemesinin ilk hükmünün, bozma kararları ile ortadan kalktığı sonucuna ulaşılacaktır. Şu hâle göre, kanun yolu silsilesinin usul hukukuna uygun seyrini teminen; dava dosyasının, ilk derece mahkemesince verilen ilk hüküm ile ilgili olarak, gerekiyorsa CMK'nın 280/2. maddesi de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılmak üzere Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir. Diğer yandan, CMK'nın "Duruşmada hazır bulunacaklar" başlıklı 188. maddesinin 1. fıkrasında yer alan; "(1) Duruşmada, hükme katılacak hâkimler ve Cumhuriyet savcısı ile zabıt kâtibinin ve Kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hâllerde müdafiin hazır bulunması şarttır..." şeklindeki düzenleme ile duruşmada hazır bulunması zorunlu olan kişiler tahdidi olarak sayılmıştır. Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanların kamu davasına katılabilecekleri hususu CMK'nın 237/1. maddesinde düzenlenmiş ise de bunların, aynı Kanun'un 188/1. maddesinde duruşmada hazır bulunması zorunlu kişiler arasında yer almadığı görülmektedir. Bu nedenledir ki, suç tarihinde on iki yaşında olan katılan mağdur yönünden velayet hakkına sahip annenin davaya dahil edilmemesinin, CMK'nın 289. maddesi kapsamında mutlak hukuka aykırılık hallerinden kabul edilemeyeceği de açıktır. B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme Çocuğun cinsel istismarı ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından açılan kamu davasında yapılan yargılama neticesinde sanığın TCK'nın 103/1, 103/3-c, 43/1 ve 109/1, 109/3-f, 109/5, 43/1. maddeleri uyarınca mahkûmiyetine ilişkin Uşak 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 31.03.2022 tarihli ve 440-268 sayılı hükümlerin, sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince 19.09.2022 tarih ve 1091-1219 sayı ile "suç tarihinde on iki yaşında olan katılan mağdur yönünden velayet hakkına sahip annenin davaya dahil edilmemesi" gerekçesiyle bozulması üzerine İlk Derece Mahkemesince bozma gereği yerine getirilerek 27.12.2022 tarih ve 573-655 sayı ile sanığın önceki gibi mahkûmiyetine dair verilen hükümlere yönelik sanık müdafii, katılan mağdur vekili ve katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmasını müteakip İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince 30.03.2023 tarih ve 524-682 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddedildiği, sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilen bu kararın Yargıtay 9. Ceza Dairesince 04.03.2024 tarih ve 339-1784 sayı ile bozulduğu, Uşak 3. Ağır Ceza Mahkemesince 11.06.2024 tarih ve 272-251 sayı ile bozmaya direnilerek önceki hükümler gibi sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, bu hükümlerin de katılan Bakanlık vekili ve katılan mağdure vekili ile sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesiyle Özel Dairece 17.12.2024 tarih ve 7852-11019 sayı ile yerinde görülmeyen direnme kararının Ceza Genel Kuruluna gönderildiği anlaşılan dosyada; Bölge Adliye Mahkemesinin; "suç tarihinde on iki yaşından küçük mağdurun velayet hakkına sahip annesinin davaya dahil edilmemesi" hususu aynı Kanun'un 289/1-e maddesi uyarınca "...duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması" kapsamında kalmaması nedeniyle İlk Derece Mahkemesi hükmünün bozulmasına karar veremeyeceği kabul edilmelidir. Yapılan açıklamalara ve ulaşılan bu sonuca göre de; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince verilen 19.09.2022 tarihli ve 1091-1219 sayılı bozma kararı ile bu karara istinaden yeniden tesis edilen Uşak 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.12.2022 tarihli ve 573-655 sayılı hükümlerinin ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 30.03.2023 tarihli ve 524-682 sayılı kararının "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz", Özel Dairenin, iş bu nitelikteki karar (ve hükümleri) konu edinen 04.03.2024 tarih ve 339-1784 sayılı bozma ve 17.12.2024 tarih ve 7852-11019 sayılı yerinde görülmeyen direnme kararının Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine dair kararlarının "hukuki değerden yoksun" sayılmalarına, İsabetsiz bulunan Uşak 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.06.2024 tarihli ve 272-251 sayılı direnme hükmünün bozulmasına, Dava dosyasının, Uşak 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 31.03.2022 tarihli ve 440-268 sayılı hükümlerle ilgili olarak, gerekiyorsa CMK'nın 280/2. maddesi de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılması için İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince verilen 19.09.2022 tarihli ve 1091-1219 sayılı bozma kararı ile bu karara istinaden yeniden tesis edilen Uşak 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.12.2022 tarihli ve 573-655 sayılı hükümlerinin ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 30.03.2023 tarihli ve 524-682 sayılı kararının "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz", Özel Dairenin, iş bu nitelikteki kararı (ve hükümleri) konu edinen 04.03.2024 tarih ve 339-1784 sayılı bozma ve 17.12.2024 tarih ve 7852-11019 sayılı yerinde görülmeyen direnme kararının Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine dair kararlarının ise "hukuki değerden yoksun" sayılmalarına, 2- İsabetsiz bulunan Uşak 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.06.2024 tarihli ve 272-251 sayılı direnme hükmünün, "Mahkemece verilen 31.03.2022 tarihli 440-268 sayılı hükümlerle ilgili olarak, CMK'nın 280/2. maddesinin emredici hükümleri doğrultusunda İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince istinaf incelemesi yapılıp işin doğrudan muktezaya bağlanmasında zorunluluk bulunması" gerekçesiyle diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 3- Dava dosyasının, Uşak 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 31.03.2022 tarihli ve 440-268 sayılı hükümlerle ilgili olarak, gerekiyorsa CMK'nın 280/2. maddesi de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılması için İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmesine, 4- Dava dosyasının, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.10.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla