İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2025/138 Karar: 2025/380 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2025/138 K.2025/380

Ceza Genel Kurulu 2025/138 E. , 2025/380 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2020/78541 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 4. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1285-1414 I. HUKUKİ SÜREÇ Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan sanığın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-a maddesi uyarı

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2025/138 E. , 2025/380 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2020/78541 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 4. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1285-1414 I. HUKUKİ SÜREÇ Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan sanığın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-a maddesi uyarı

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2025/138 E. , 2025/380 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2020/78541 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 4. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1285-1414 I. HUKUKİ SÜREÇ Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan sanığın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-a maddesi uyarınca beraatine ilişkin Korgan Asliye Ceza Mahkemesince verilen 15.01.2019 tarihli ve 109-6 sayılı hükmün, Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince 18.06.2020 tarih ve 1285-1414 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine, bu kararın da Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 30.10.2024 tarih ve 39594-13522 sayı ile; "Somut olayda; sanığın mağdura hitaben söylediği kabul edilen sözlerin, muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici nitelikte olduğu ve dolayısıyla hakaret suçunun unsurları itibariyle oluştuğu gözetilmeden, beraat kararı verilmesi" isabetsizliğinden bozulmasına, oy çokluğuyla karar verilmiştir. Daire Üyesi ...; "...Sanığın oğlunun okuldan uzaklaştırılması üzerine müdür yardımcısı olan mağdur ...'i telefon ile aradığı ve konuşma sırasında mağdura hitaben 'Hocam ben size bir şey söylim, köpek köpeği ısırmaz siz nasıl görevinize sadıksanız aynen... birbirinizin savunmacılığını yapıyorsunuz hocam yapıyorsunuz ama' dediği sabittir. Sanığın sarf ettiği söz atasözü olup, sanık burada okul müdürü hakkında yapacağı şikâyetin etkin bir şekilde soruşturulmayacağı inancını kaba ve kırıcı bir şekilde ifade etmiştir. Sanığın sarf ettiği sözler yapacağı şikâyetin sonuçsuz kalacağına ilişkin bir değer yargısıdır. Sanığın bu değer yargısının dışında mağdurun onur ve saygınlığını incitecek bir sövme veya somut fiil isnadı yoktur. Suçun maddi unsuru oluşmamıştır. AİHM'in birçok kararında vurgulandığı üzere değer yargısına müdahale sözleşmenin 10. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğüne müdahaledir. Sanığın mağdura sarf etmiş olduğu atasözünün, şikâyetinin sonuçsuz kalacağına ilişkin kaba bir ifade olduğu ve değer yargısını dile getirmesi nedeniyle hakaret suçunun oluşmadığı," düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 27.12.2024 tarih ve 78541 sayı ile; "...Sanığın sarf ettiği söz atasözü olup sanık burada okul müdürü hakkında yapacağı şikâyetin etkin bir şekilde soruşturulmayacağı inancını kaba ve kırıcı bir şekilde ifade etmiştir. Sanığın sarf ettiği sözler yapacağı şikâyetin sonuçsuz kalacağına ilişkin bir değer yargısıdır. Sanığın bu değer yargısının dışında mağdurun onur ve saygınlığını incitecek bir sövme veya somut fiil isnadı yoktur. Bu sebeple suçun yasal unsurları oluşmamış olup Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin mezkur kararının onanması yerine bozulmasının hukuka aykırılık oluşturduğu" görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 4. Ceza Dairesince 20.01.2025 tarih, 16-1088 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa müsnet kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkin olup isnat edilen suçun unsurları itibarıyla oluştuğunun kabulü hâlinde, basit yargılama usulünün uygulanması bakımından sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunup bulunmadığı hususunun da ayrıca tartışılması gerekmektedir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Olay tarihinde, oğlu ...’ın eğitim ve öğretim gördüğü ... ... ... Lisesinin Müdür Yardımcısı olarak görev yapan mağdur ...’le telefonda konuşan sanığın, mağdura yönelik hakaret içerikli sözler söylediğinden bahisle mağdurun şikâyeti üzerine sanık hakkındaki soruşturmanın başladığı, Mağdurun, dosyaya delil olarak sunduğu, sanığın kendisine hakaret ettiğine ilişkin telefon görüşme kayıtlarının çözümüne dair düzenlenen 09.05.2018 tarihli CD çözümleme tutanağına göre; "Hoca : Alo. Kadın : Alo hocam şimdi ...'ı disipline verdiniz. ... ...’te okula gidemeyecek dimi? Hoca : Yaaa gidemicek mevzusu gidebilir heralde yaaaaa. Kadın : Hocam ya nasıl gidecek zaten 10 gün devamsızlık sınıfta kalıyordu bu çocuk ben bunun için .... ... Kadın : 4 gün, 4 gün verin dedim. 3 gün verin dedim. Uzaklaştırmasını 5 gün vermeyin ...’e… Hoca : Ya bak. Kadın : Aldırayım sınıfta kalmasın dedim hocam. Hoca : Bizim 5 gün vermemizin sebebi… Kadın : Hocam ben size bir şey söylim köpek köpeği ısırmaz siz nasıl görevinize sadıksanız aynen, birbirinizin savunmacılığını yapıyorsunuz hocam, yapıyorsunuz ama ... hoca benim telefonuma bakmıyor ya başına belayı aldı hocam. Benim çocuğumun geleceğini oynadığı için bitti hocam bitti o insan bitti yani, yazıklar olsun başka bir şey de demiyorum ben ona köpekler gibi yalvardım bugün ona köpekler gibi yalvardım, bugün benim çocuğumun geleceği ile oynamasın dedim, babası arsız döver dedim hocam, iki ay kalmış şunun şurasında başka okullara vereyim dedim, yani niye yapıyorsun? Ben bunu ... ile konuştum, ... bana dedi ki; ... abla hiçbir şey yapamazlar, savcı kararını vercek ondan sonra kurul dedi, kendi kararını alır dedi. Hoca : Kim dedi onu? Kadın : ... dedi hocam ... dedi ...’da ... Kadın : Hocam tamam ben daha size bir şey demiyorum. Allah sizi ... mutluluklar dilesin ... ...’sız gine, ... ...’ın hayatını bitirdiniz. ... ... serseri olsun sizin hoşunuza gider. Ordaki çocuklar, aa öğretmen savcı nedir? Hoca : Yok bizim hoşumuza gitmez. Kadın : Gitsin hocam, bundan sonrası hoşunuza gitsin. ...’ın okul hayatını bitirdiniz, Allah sizden razı olsun, Allah sizin bin bin istediğinizi yerine getirsin, daha başka bir şey demiyorum size hocam. Hoca : Amin Amin." şeklinde konuşmaların olduğu, Anlaşılmaktadır. Mağdur soruşturma evresinde; onuncu sınıf öğrencilerinden ...’ın okullarında diğer öğrencilere gerçekleştirdiği uygunsuz davranışlarından kaynaklı olarak şikâyet edilmesi üzerine ... hakkında okuldan uzaklaştırma cezası verdiklerini, bunun üzerine sanığın kendisini aradığını, sanığa kanunları uyguladıklarını söylediğinde, sanığın kendisine "Köpek köpeğin etini yemez. Siz ... Hoca’ya sadıksınız." demek suretiyle aşağılayıcı kelimeler kullanarak hakarette bulunduğunu, başka şahit bulamayacağını düşünerek telefon konuşmasını kayda aldığını, sanıktan şikâyetçi olduğunu, Kovuşturma evresinde ise olay nedeniyle bir zararının olmadığını, sanık hakkındaki şikâyetinden vazgeçtiğini, İfade etmişlerdir. Sanık aşamalarda; mağdurun ... ... ... Lisesinde müdür yardımcısı olarak görev yaptığını, oğlu ...’ın da bu okulda onuncu sınıf öğrencisi olduğunu, olay tarihinde okul yönetimi tarafından oğluna verilen beş günlük uzaklaştırma kararı hakkında mağdur ile telefonda konuştuklarını, bu konuşmada mağdura herhangi bir hakarette bulunmadığını, aralarında sadece normal bir konuşma olduğunu, suçlamayı kabul etmediğini savunmuştur. V. GEREKÇE Sanığa müsnet kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığı sorunu; A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Hukuki Açıklamalar TCK’nın "Hakaret" başlıklı 125. maddesi şöyledir; "(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir. (2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur. (3) Hakaret suçunun; a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı, b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı, c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz (4) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır. (5) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır." Norm ile 765 sayılı TCK'dan farklı olarak hakaret ve sövme ayrımı kaldırılmış, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek hakaret suçunu oluşturan seçimlik hareketler olarak belirlenmiştir. Doktrin de aynı görüştedir (Mahmut Koca- İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, Ankara, 2013, s. 430). Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Eleştiri ise herhangi bir kişiyi, eseri, olayı veya konuyu enine, boyuna, derinlemesine her yönüyle incelemek, belli kriterlere göre ölçmek, değerlendirmek, doğru ve yanlış yanlarını sergilemek amacıyla ortaya konulan görüş ve düşüncelerdir. Genelde beğenmemek, kusur bulmak olarak kabul görmekte ise de, eleştirinin bir amacının da konuyu anlaşılır kılmak, sonuç çıkarmak ve toplumu yönlendirmek olduğunda kuşku yoktur. Her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. Kamu görevlilerinin, görevlerini yerine getirirken fonksiyonlarını etkilemeyi ve saygınlıklarına zarar vermeyi amaçlayan aşağılayıcı saldırılara karşı korunmaları zorunlu olmakla birlikte, demokratik bir hukuk devletinde, kamu görevini üstlenenleri denetlemek, faaliyetlerini değerlendirmek ve eleştirmek de kaynağını Anayasadan alan düşünceyi açıklama özgürlüğünün sonucudur. Eleştirinin sert bir üslupla yapılması, kaba olması ve nezaket sınırlarını aşması, eleştirenin eğitim ve kültür düzeyine bağlı bir olgu ise de, eleştiri yapılırken görüş açıklama niteliğinde bulunmayan, küçültücü, aşağılayıcı ifadeler kullanılmamalı, düşünceyi açıklama sınırları içinde kalınmalıdır. İHAM’a göre, öncelikle ifadelerin bir olgu isnadı mı yoksa değer yargısı mı olduğu belirlenmelidir. Zira olgu isnadı kanıtlanabilir bir husus iken, bir değer yargısının kanıtlanmasının istenmesi dahi ifade özgürlüğüne müdahale sayılabilecektir. Yargılamaya konu olan ifadeler eğer bir değer yargısı içermekte ve somut bir olgu isnadından bahsedilemeyecekse, değer yargılarını destekleyecek yeterli bir altyapının mevcut olup olmadığı İHAM tarafından göz önünde bulundurulmaktadır. Zira değer yargılarının dahi belli düzeyde olgusal temel içermesi gerektiği kabul edilmektedir. Öte yandan, hiçbir veriye dayanmayan ve hiçbir altyapısı bulunmayan bir değer yargısı İHAM tarafından da ifade özgürlüğü sınırları içerisinde kabul görmemektedir (İHAM'ın 12.07.2001 tarihli ve 29032/95 başvuru sayılı Feldek/Slovakya ve 06.10.2009 tarihli ve 27209/03 başvuru sayılı Kuliś ve Różycki/Polonya kararları). Olgu isnadı içeren ifadeler konusunda ise en azından ilk bakışta güvenilir görünen delil sunulması gerektiği kabul edilmektedir. Elbette ki, bu deliller sunulamadığı takdirde, İHAM (18.02.2014 tarihli ve 43912/10 başvuru sayılı Jalbă/Romanya kararı) iddiaların gerçekliğinin kanıtlanmasını beklemektedir. Netice itibarıyla, tipik fiil kapsamında değerlendirilebilecek olsa da; her somut olay özelinde, mağdurun ve sanığın görev, sıfat ve konumları da nazara alınmak suretiyle TCK'nın 26/1.maddesine istinad eden, "ifade özgürlüğü hakkı" kapsamında bir hukuka uygunluk sebebinin bulunup bulunmadığı değerlendirmesi yapılmalı, sonucuna göre de, mağdurun şeref ve saygınlığını koruma hakkı ile sanığın ifade özgürlüğü hakkı arasında adil bir dengenin kurulması gerektiği gözetilmelidir. B. Hukuki Nitelendirme Sanığın, ... Mahallesi ... ... Lisesinde öğrenim gören oğlu ...’a verilecek disiplin cezasının, öğrencinin eğitim ve öğretim hakkına ağır etkisi nedeniyle, daha hafif dereceden uygulanması için okul müdürü ile yaptığı görüşmelerden sonuç alamayınca, bu kez müdür yardımcısı olarak görev yapan mağdur ...’le yaptığı telefon görüşmesinde,kendi tutumunu da "köpek gibi yalvarmak" ifadeleri ile niteleyerek, okul müdürü hakkında yapacağı şikâyetin etkin bir şekilde soruşturulmayacağı zehabına kapılıp, aynı zamanda bir atasözü olan, "Köpek köpeği ısırmaz. Siz nasıl görevinize sadıksanız…birbirinizin savunmacılığını yapıyorsunuz." dediği kabul edilen ve dinlenilen konuşma kaydına göre de kabulde hata bulunmayan olayda; Sübutu kabul edilen konuşmanın bütünlüğü ile sebep ve amacı bağlamında yapılan değerlendirmede, özellikle birikmiş bir kızgınlık, tehevvür ve kendince meşru bir sonuca ulaşmak gayesiyle söylenen sözlerin, kamu görevlisi olan mağdurun şeref ve saygınlığına saldırı kastı taşımadığı gibi nezaket dışı, kaba, rahatsız edici olduğunda kuşku bulunmayan hitap tarzının, yapılacak şikâyetin sonuçsuz kalacağına ilişkin bir değer yargısından ibaret olması da nazara alındığında, demokratik toplum düzeninden beklenen hoşgörü kapsamında tolere edilmesi mümkün diyolog olarak kaldığının, bu nedenle de hakaret suçunun kanuni unsurları itibarıyla oluşmadığının kabulü gerekir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan dört Ceza Genel Kurulu üyesi; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmışlardır. Ulaşılan sonuç karşısında, basit yargılama usulünün uygulanması bakımından sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkin uyuşmazlık konusu değerlendirilmemiştir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 30.10.2024 tarihli ve 39594-13522 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, 3- Korgan Asliye Ceza Mahkemesinin 15.01.2019 tarihli ve 109-6 sayılı sanık hakkında kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 18.06.2020 tarihli ve 1285-1414 sayılı kararının ONANMASINA, 4- Dosyanın, Korgan Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE 08.10.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla