Karar Özeti
Ceza Genel Kurulu 2025/21 E. , 2025/484 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 6. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Çocuk Ağır Ceza SAYISI : 431-219 I. HUKUKÎ SÜREÇ Nitelikli yağma suçundan suça sürüklenen çocuk ...'in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 149/1-a-c ve 31/2. maddeleri uyarınca 5 yıl 6 ay; suça sürüklenen
Karar Detayı
Ceza Genel Kurulu 2025/21 E. , 2025/484 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 6. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Çocuk Ağır Ceza SAYISI : 431-219 I. HUKUKÎ SÜREÇ Nitelikli yağma suçundan suça sürüklenen çocuk ...'in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 149/1-a-c ve 31/2. maddeleri uyarınca 5 yıl 6 ay; suça sürüklenen çocuk ...'nin TCK'nın 149/1-a-c ve 31/3. maddeleri uyarınca 7 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına ilişkin Diyarbakır Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince verilen 25.02.2020 tarihli ve 291-78 sayılı hükümlerin, katılan vekili ve SSÇ ... müdafisi tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesince 02.03.2021 tarih ve 843-563 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine, söz konusu kararın da ... müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 11.10.2022 tarih, 22447-13499 sayı ve oy çokluğu ile; "...Suça sürüklenen çocukların mağdurdan 200 TL aldığının anlaşılması karşısında, suçun işleniş şekli ve özellikleri itibariyle ceza vermekten vazgeçilemeyecek ise de yağma konusunu oluşturan malın değerinin az olması nedeniyle TCK'nın 150. maddesi gereğince suça sürüklenen çocuklara verilen cezadan belirlenecek oranda indirim yapılması gerektiğinin düşünülmemesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Daire Üyeleri ... ve ... ise; "...Suçun işleniş biçimi, olayın özelliği değerlendirildiğinde, suça sürüklenen çocukların özgülenen kastının mağdurun üzerindeki tüm parasını almaya yönelik olduğu anlaşıldığından TCK’nın 150/2. maddesinin uygulanma şartlarının oluşmadığı," şeklinde karşı oy kullanmışlardır. Bozma kararına uyan Diyarbakır Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince 04.07.2023 tarih ve 431-219 sayı ile; nitelikli yağma suçundan suça sürüklenen çocuk ...'in TCK'nın 149/1-c, 150/2 ve 31/2. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay; suça sürüklenen çocuk ...'nin TCK'nın 149/1-c, 150/2 ve 31/3. maddeleri uyarınca 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezasıyla cezalandırılmalarına karar verilmiş, bu hükümlerin de suça sürüklenen çoçuklar müdafiileri ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 10.09.2024 tarih, 20791-8727 sayı ve oy çokluğu ile onanmasına karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 31.10.2024 tarih ve 107612 sayı ile; "...Mağdur ...’ın olay günü saat 14.10 sıralarında Öğretmenler Caddesi üzerinde yürüdüğü sırada suça sürüklenen çocuklar ... ve ...’ın mağduru durdurup para istedikleri, mağdurun ‘para yok’ demesi üzerine kolundan tutarak 769. sokağa götürdükleri, ‘cebindeki paraları ver’ dedikleri, mağdurun vermeyeceğini söylediğinde bu kez yere yatırarak tekme ve yumruk vurmak suretiyle yaraladıkları, suça sürüklenen çocuk ...’in mağdurun üzerini arayarak babasının dershane ücreti olarak kendisine verdiği 200,00 TL parayı zorla aldıklarının anlaşılması karşısında, her ne kadar yağma suçunun konusunu oluşturan para miktarının az olduğu hususunda tereddüt bulunmamakta ise de; suça sürüklenen çocukların döverek zorla mağdurdaki parayı almış olmaları, mağdurun suça sürüklenen çocuklar karşısındaki zayıflığı, suça sürüklenen çocukların mağdurun ne kadar parası varsa hepsini alma yönündeki ortaya koyduğu kasıtlarının yoğunluğu ve somut olayın tüm koşulları göz önünde bulundurulduğunda, suçun işleniş biçimi, olayın özelliği değerlendirildiğinde, haklarında yağma suçunun daha az cezayı gerektiren nitelikli hâlinin düzenlendiği TCK’nın 150. maddesinin 2. fıkrasının uygulanma koşullarının oluşmadığı, hükmün bu nedenden dolayı bozulması gerektiği," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 03.12.2024 tarih, 5421-12838 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; suça sürüklenen çocuklar hakkında TCK’nın 150. maddesinin 2. fıkrasının uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece; suça sürüklenen çocukların, olay günü yolda yürümekte olan katılanı durdurarak para istedikleri, katılanın parasının olmadığını söylemesi üzerine kolundan tutarak 765. Sokak içerisine götürdükleri ve "Cebindeki paraları ver!" dedikleri, katılanın vermeyeceğini söylemesi üzerine de tekme ve tokatlarla katılanı darbettikleri, bu sırada suça sürüklenen çocuk ...'in katılanın üzerini arayarak cebinde bulunan babasının dershane ücreti taksiti için verdiği 200 TL'yi alması sonrasında suça sürüklenen çocukların olay yerinden ayrıldıkları kabul edilerek nitelikli yağma suçundan mahkûmiyet hükümleri kurulduğu ve suç tarihinde paranın satın alma gücü gözetildiğinde yağmalanan paranın miktarının az olması nedeniyle suça sürüklenen çocuklar hakkında TCK'nın 150. maddesinin ikinci fıkrasının uygulandığı, Katılan hakkında düzenlenen adli muayene raporunda; darp cebir izine rastlanılmadığının belirtildiği, Suç tarihinde suça sürüklenen çocuk ...'in 14; suça sürüklenen çocuk ...'nin 15 ise; katılanın 14 yaşında oldukları, Anlaşılmaktadır. V. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Konu ile ilgili TCK’nın 150. maddesinin ikinci fıkrası; "Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilir." şeklinde iken 29.06.2005 tarihli ve 5377 sayılı Kanun'un 17. maddesi ile; "Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir." olarak değiştirilmiştir. Böylece fıkranın ilk hâli ile yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle hâkime cezada indirim yapma zorunluluğu getirilmekte iken yapılan değişiklikle takdir yetkisi tanınmıştır. Madde gerekçesine göre: "Maddenin ikinci fıkrasında, yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılması gerektiği..." kabul edilmiştir. Yüksek Ceza Genel Kurulunun 08.02.2023 tarihli ve 2022/467-2023/70, 16.03.2021 tarihli ve 2019/63-2021/114, 26.02.2019 tarihli ve 2017/120-2019/135, 24.02.2015 tarihli ve 817-14 sayılı kararlarında da aynı sonuca ulaşılan sorun ile ilgili olarak gerekçeler açıklanmıştır. Bahsedilen gerekçeler yanında şu hususların açıkça vurgulanması gerekmektedir: Yağma suçunun temel şeklinin düzenlendiği TCK'nın 148. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da mal varlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek şeklinde de tanımlanan yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınmasıdır. Yağmanın, hırsızlık suçuna nispeten ilave unsurunun, malı almak için cebir veya tehdit kullanılması olduğu söylenebilir. Her ne kadar madde metninde faydalanma kastının suç tanımı kapsamında anılmadığı görülmekte ise de zor yoluyla hırsızlık olarak da adlandırılan yağma suçuna konu malın, tıpkı hırsızlıkta olduğu gibi faydalanma kastıyla alınması gerektiği uygulamada tartışma konusu olmaktan çıkmıştır (CGK'nın 26.11.2002 tarihli ve 271-404 sayılı, 05.02.2013 tarihli ve 2012/1290-2013/35 sayılı, 26.01.2016 tarihli ve 2015/709-2016/33 sayılı ile 11.10.2016 tarihli ve 2016/331/352 sayılı kararları). Yağma, tehdit veya cebir kullanma ile hırsızlık suçlarının bir araya gelmesiyle oluşmuş bileşik bir suç olduğundan birden çok hukuki değeri korumaktadır. Kendisini oluşturan suçların korudukları hukuki değerler olan kişi hürriyeti, vücut dokunulmazlığı, zilyetlik ve mülkiyet, yağma suçunun da koruduğu hukuki değerlerdir (CGK'nın 16.03.2021 tarihli ve 2019/63-2021/114 sayılı kararı). Bilindiği gibi mülga 765 sayılı TCK, malvarlığına karşı suçlarda cürmün mevzuu olan şeyin kıymetinin azlığını cezada indirim sebebi kabul eden 522. maddesinde, yağma suçlarını kapsam dışında tutmaktaydı. Bu kategorik düzenleme, kimileyin vücut bütünlüğüne karşı işlenen suçlarla netice itibarıyla malvarlığına karşı işlenen bir suç olduğunda kuşku bulunmayan yağma suçu için verilecek ceza miktarının, korunan değerler hiyerarşisi bakımından orantısız ve hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurması nedeniyle eleştirilere maruz kalıyordu (Aynı yöndeki mülahazalar için bkz. Çevik Salim, Teorik ve Pratik Tüm Yönleriyle Yağma, Yetkin Yayınları s. 943). İşlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza verilmesini (TCK madde 3/1) temel ilke olarak benimseyen ve bu eleştirileri de dikkate alan kanun vazıının, TCK'nın 150/2. maddesinde malın değerinin azlığını yağma suçu bakımından da cezada indirim sebebi kabul ettiği görülmektedir. Anılan maddeye göre yağma suçuna konu malın değerinin azlığının her hâlükarda bir indirim sebebi olamayabileceği açıktır. Mamafih, suçla korunan hukuki değerler de uygulayıcıyı aynı sonuca ulaştırır. Fıkranın son hâli yorum ve tevile mahal bırakmayacak sarahattedir. Bu sonuca ulaşmak için, yağma suçuyla ilgisi bulunmayan mülga Kanun'un 522. maddesi üzerinden bir benzemezlik değerlendirmesi yapmanın ve bu değerlendirme üzerinden normu kadük kılmanın hukuki temelleri tartışmalıdır. Maddenin uygulanma koşulları yönünden, kanun metninde olmayan yeni unsur ve kıstaslar üreterek kanunilik ve aleyhe genişletici yorum yasağı (Anayasa madde 38, TCK madde 2/3) ilkeleri rağmına bir uygulamanın, normun ratio legisi ile de bağdaşmayacağı izahtan varestedir. Suçun haksızlık muhtevasını tüketecek ve kusurlu fiil ile orantılı bir cezanın verilmesini temin edecek temel argümanın, TCK'nın 3 ve 61. maddelerinde düzenlenen ilke ve ölçütler olduğunda, yağma suçları için öngörülen temel ceza yelpazesinin ve nitelikli hâl çeşitliliğinin hâkime bu hususta geniş bir takdir alanı oluşturduğunda da kuşku duyulmamalıdır. Bu cümleden olarak, zikredilen normun uygulanıp uygulanmayacağına dair değerlendirmenin, kural olarak yağma suçu ile ilgili ve sınırlı bir yargı üzerine bina edilmesi gerektiği göz önünde tutulmalı, suçun, malvarlığına karşı işlenen bir suç olması itibarıyla 150/2. maddenin karakteristik özelliğinin, suç konusu malın ekonomik değeri üzerinden şekillendiği/tebarüz ettiği görülmelidir. Yağma suçunun bir başka suçla birlikte işlenmesinin a priori/ doğrudan TCK'nın 150/2. maddesinin tatbikine engel bir durum olmadığı sonucuna ulaşılmalı, böylece eylemin haksızlık muhtevası ve sanığın tehlikeli kişiliği her somut olay özelinde değerlendirilerek; meydana gelen haksızlığa faili iten etkenler ve bu haksızlığın mağdur üzerindeki etkileri de gözetilip, indirim yapıp yapmama konusunda kullanılacak takdire ilişkin gerekçe kararda gösterilmelidir. Vurgulanmak istenen husus, yağma suçunun işlenmesi için mağdurun (mesela) vücut bütünlüğünü ağır biçimde ihlal etmekle yağma suçunun, kasten yaralama suçu ile birlikte işlenmesi arasındaki ihtilaf bağlamında ortaya çıkan farktır. Madde gerekçesi de açıkça ve doğrudan bu saptamaya işaret etmektedir. TCK'nın 150/2. maddesi, yağma suçunun konusunu oluşturan maddi değerin az olmasını temel almaktadır. Değer azlığı ile kanun vazıının, malın ya da zararın, suç tarihi itibarıyla parasal karşılığını ifade ettiği (Artuç Mustafa, Malvarlığına Karşı Suçlar 2. Baskı Adalet Y. s. 263, Balcı Fidan-Öztürk Seyithan, Hırsızlık Karşılıksız Yararlanma ve Yağma Suçları Adalet Y. 5. B., s. 858) belli olsa da bu hususta yerinde bir tutumla rakamsal bir belirleme yapılmamış fakat hâkime, yargılama konusu maddi olayla ilgili olarak takdir ve değerlendirme yetkisi tanınmıştır. B. Hukuki Değerlendirme Suça konu paranın değerinin az olduğu hususunda tereddüt bulunmayıp suça sürüklenen çocuklar ile katılanın yaşlarının yakın olması, eylemin işleniş şekli ve darp cebir izi olmadığına dair hakkında rapor düzenlenen katılanın üzerinde ağır bir etki yarattığına dair dosyaya yansıyan herhangi bir bulguya rastlanmaması karşısında, suça sürüklenen çocuklar hakkında TCK’nın 150. maddesinin 2. fıkrasının uygulanma koşullarının gerçekleştiği kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan üç Ceza Genel Kurulu Üyesi; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.10.2025 tarihinde yapılan birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından 19.11.2025 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.
İlgili Makaleler
- CGK (Ceza Genel Kurulu) Kararları Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatları, daireler arası birleştirme.