İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2025/221 Karar: 2025/347 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2025/221 K.2025/347

Ceza Genel Kurulu 2025/221 E. , 2025/347 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2025/15700 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 6. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1605-1796 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın nitelikli hırsızlık suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine ilişkin Bakırkö

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2025/221 E. , 2025/347 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2025/15700 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 6. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1605-1796 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın nitelikli hırsızlık suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine ilişkin Bakırkö

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2025/221 E. , 2025/347 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2025/15700 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 6. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1605-1796 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın nitelikli hırsızlık suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine ilişkin Bakırköy 31. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 12.11.2019 tarihli ve 629-667 sayılı hükmün, katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesince 16.12.2020 tarih ve 316-3125 sayı ile; eylemin nitelikli yağma suçunu oluşturma ihtimalinin bulunması karşısında bu suçun unsurlarının oluşup oluşmadığı hususunda değerlendirme yapma görevinin Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğundan bahisle bozulmasına karar verilmiştir. Bozma kararına uyan Bakırköy 31. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 18.02.2021 tarihli ve 101-20 sayılı görevsizlik kararı üzerine dosyanın gönderildiği Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesince 08.03.2022 tarih ve 165-103 sayı ile; sanığın nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 149/1-a-c-h, 62/1, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 9 yıl 2 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin kurulan hükmün, sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesince 03.06.2022 tarih ve 1605-1796 sayı ile TCK'nın 149. maddesinin (c) bendinin çıkartılarak yerine (h) bendinin eklenmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, bu kararın da sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 18.11.2024 tarih ve 710-12042 sayı ile; hükümden 149/1-a-c-h ifadesi çıkartılarak yerine 149/1-a-d-h ifadesinin eklenmesi suretiyle düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 24.03.2025 tarih ve 15700 sayı ile; "...Katılan, tanık beyanları, kamera kayıtları çözümüne ilişkin bilirkişi raporundaki tespitler, kolluk kamera kaydı incelemesine ilişkin tutanak içeriği ile dosya kapsamına nazaran, sanığın hırsızladığı ürünlerin ücretini ödemeden çıktığı alışveriş merkezinde güvenlik görevlilerinin sözlü müdahalesi üzerine aracıyla kaçmaya çalıştığı, doğrudan katılan mağduru yaralamaya yönelik bir eylemi bulunmadığı, eşyaya yönelik cebrin eylemi yağma suçuna dönüştürmeyeceği, sanığa isnat edilen eylemin TCK'nın 142/2-h, 143. maddeleri kapsamında gece vakti bina ve eklentileri altında muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin suç vasfında hata ile nitelikli yağma suçundan mahkûmiyet kararı verildiği," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. CMK’nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 07.04.2025 tarih ve 1432-3659 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU VE KAPSAMI İtirazın kapsamına göre inceleme sanık hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin nitelikli yağma suçunu mu yoksa nitelikli hırsızlık suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Suç tarihinde ... Markette güvenlik amiri olarak çalışan katılanın, sanığın daha önceden de marketten hırsızlık yapması nedeniyle kapıdaki güvenlik görevlisini ikaz ettiği, tekrar hırsızlık yapmaya çalışmalarını fark etmeleri üzerine sanığı yakalamak için harekete geçtikleri, sanığın arabayla olay yerinden kaçmaya çalışırken arabayı katılanın üzerine sürdüğü ve alışveriş sepetine çarptığı, çarptığı alışveriş sepetinin de katılana değmesi üzerine katılanın yaralandığı iddiası ile kamu davası açıldığı, Katılan hakkında düzenlenen genel adli muayene raporunda; alında iki kaş arasında 2 cm.lik kesi, üst dudakta ödem ve sağ el ikinci metekarpta ağrı izlendiğinin belirtildiği, Anlaşılmaktadır. Katılan; ... Markette özel güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, daha önceden iş yerinde çeşitli kereler hırsızlık olduğunu, bunun üzerine kamera kayıtlarını izlediklerinde bu kişinin çaldığı kozmetik ürünlerini ve epilasyon aletlerini kıyafetlerinin altına saklayıp gittiğini tespit ettiklerini ve onun gelmesini beklediklerini, tespit ettikleri kişi olan sanığın olay günü saat 19.30 sıralarında markete geldiğini, sanığı alışveriş yapar gibi gözükerek takip ettiğini, kozmetik reyonundan aldığı çeşitli ürünleri alışveriş sepetine koyarak deterjan reyonuna gidip ürünlerin ambalajlarını sökerek içindeki malzemeleri cebine koyan sanığın, ambalajları orada bir yerlere sıkıştırdığını, iş yerinden dört tane Dureks marka prezervatif, iki tane Nivea marka krem, Sensodyne marka diş macunu ve fırça aldığını, bunları kasadan geçirmeksizin dışarıya çıktığını, hemen vardiya amiri tanık ..'a sanığın hırsızlık yaptığını ve yakalanması gerektiğini söylediğini, tanığında hızla sanığın yanına gittiğini, kendisinin de bulunduğu bölümden çıkıp yanlarına geldiğini, sanığın arabasının şoför kapısı açık olduğu hâlde birden hareket ettiğini, aralarında 30 metre kadar mesafe bulunduğunu, kendisinin de aracı durdurmak için elinde bulunan alışveriş sepetini aracın yoluna koyduğunu, henüz geriye çekilmeden sanığın süratli bir şekilde gelerek alışveriş sepetine vurduğunu, alışveriş sepetinin de kendisine çarpması üzerine yaralandığını, Tanık ...; ... Markette özel güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, olay günü katılanın kendisini telsiz telefonundan arayarak sanığın iş yerinden kozmetik ürün çaldığını ve marketin kapısından dışarı çıktığını belirtip sanığı yakalamasını söylemesi üzerine kameralardan tespit ettiği sanığın iş yeri park alanına park ettiği arabasının yanına doğru gittiğini tespit ettiğini, yanına gittiğinde arabasına binen sanığa "Beyefendi bir dakika bakar mısınız?" dediğini; fakat sanığın kendisini dinlemeyerek panik ve heyecanla arabasını çalıştırıp hareket ettirdiğini, bu sırada katılanın da yanlarına geldiğini, sanık arabasını hızla hareket ettirince katılanın da yanında getirmiş olduğu alışveriş sepetini engellemek için aracın yoluna koyduğunu, ancak aracını durdurmayıp süratle yoluna devam eden sanığın, hızla bu sepete vurunca sepetin de katılana çarptığını, çarpma neticesinde katılanın yaralandığını, İfade etmişlerdir. Sanık; ... marketlerinden işi gereği yüksek meblağlarda alışveriş yaptığını, olay günü de alışveriş yaparak bunları sepete koyduğunu, kasaya ödeme yapmak için giderken telefonunun çaldığını ve kardeşi...'ın motosiklet kazası geçirdiğini öğrendiğini, bunun üzerine kasada çok sıra olduğu için aldığı ürünleri alışveriş sepetinde bırakarak, üzerine hiçbir şey almadan marketten çıktığını ve otoparkta bulunan arabasına gittiği sırada birinin yanına gelerek güvenlik görevlisi olduğunu söyleyip kasaların bulunduğu bölüme gelmesini istediğini, kendisinin de işinin acil olduğunu ve kardeşinin yaralandığını belirtip otoparktan ayrılarak hastaneye gittiğini, marketten herhangi bir şey çalmadığını ve arabasıyla herhangi birine çarparak olay yerinden kaçmadığını, arabasının önüne kimsenin çıkmadığını, savunmuştur. V. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları Yüksek Genel Kurulun 02.07.2025 tarihli ve 226-319, 04.12.2024 tarihli ve 284-396 ile 20.11.2024 tarihli ve 354-357 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; yağma suçunun oluşabilmesi için, baştan beri yağma amacıyla hareket eden failin, eylemin başında veya ortasında cebir veya tehdit kullanmasının bir önemi bulunmamaktadır. Önemli olan cebir veya tehdidi kullanmasıdır. Ancak bazı durumlarda fail, hırsızlık amacıyla harekete geçmesine karşın sonraki bir aşamada cebir veya tehdit kullanmaktadır. Bu durumda eylemin hangi suçu oluşturacağı hususunda tereddüt yaşanmaktadır. 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 495. maddesinin ikinci fıkrasında; "bir malın yağması esnasında veya akabinde fiili icra veya itmam etmek veya malı kaçırmak yahut kendisini veya şerikini cezadan kurtarmak için mal sahibine veya vaka mahalline gelen başkasına karşı cebir ve şiddet veya tehdit icra eden kimse hakkında da aynı cezaya hükmolunur" biçiminde hüküm altına alınan "yağmaya dönüşen hırsızlık" suçuna 5237 sayılı TCK'da yer verilmemiştir. 5237 sayılı TCK'nın 148. maddesinin gerekçesine bakıldığında, mağdurun hırsızlığa konu mal üzerindeki zilyetliği sona erene kadar kullanılan cebir ya da tehdit hırsızlığı yağmaya dönüştürürken, hırsızlık suçu tamamlandıktan sonra kullanılan cebir veya tehdit eylemi yağmaya dönüştürmeyecek, hırsızlık ve kasten yaralama veya tehdit gibi iki ayrı suçun oluşmasına neden olacaktır. Uygulama ve doktrindeki yerleşmiş kabule göre hırsızlık suçu ise failin, mağdurun suça konu eşya üzerindeki hâkimiyetine son vererek, kendi hâkimiyetini kurmasıyla başka bir ifadeyle suça konu eşya üzerinde tasarruf edebilme imkânına sahip olmasıyla tamamlanır. Buna karşın, failin icra hareketlerine başlayıp da eşyayı kendi tasarruf alanına geçirmesine kadar geçen aşamada ise eylem teşebbüs aşamasında kalmış sayılacaktır. Failin suça konu eşyayı almadan ya da almaya çalışırken suç üstü yakalanması, eşyanın alındığını gören mağdurun faili hemen ya da kovalamaca sonucu yakalaması, eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı hâllere örnek gösterilebilir. Failin, suça konu eşyayı bulunduğu yerden aldığı andan itibaren, olayı fiilen engelleme imkânı olan kişiler tarafından kesintisiz takip sonucu eşyayı hakimiyeti altına alamadan yakalanması hâlinde de eylemin teşebbüs aşamasında kalması söz konusudur. Her hâlükârda zilyedin/mağdurun mal üzerindeki tasarruf yetkisinin, cebir kullanılarak malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılındığı anda ortadan kalktığında tereddüt bulunmamasına nazaran, eylemin yağma suçuna evrileceği/müncer olacağı kabul edilmelidir. B. Hukuki Değerlendirme Katılanın, daha önceden de hırsızlık yaptığından bahisle şüphelenerek olay günü sanığı iş yeri içerisinde takip ettiği, sanığın suça konu eşyalarla iş yerinden çıktığını görmesi üzerine güvenlik görevlisi olarak çalışan tanığa haber vererek sanığı yakalamasını istediği, tanığın da sanığın peşinden giderek tekrar markete davet ettiği ancak sanığın bunu kabul etmeyerek marketin otoparkında bulunan arabasıyla olay yerinden uzaklaşmaya çalıştığı, bu esnada aracı ani hareket ettirerek tanıktan aracın da müdahalesiyle kurtulduğu, bunu gören katılanın, sanığın kaçmasını engellemek için orada bulunan bir alışveriş sepetini yola koyduğu, buna rağmen sanığın arabayı sürmeye devam ederek sepete çarpıp sepetin yanından henüz ayrılamayan katılanın yaralanmasına neden olduğu ve suça konu eşyayla kaçtığı kabul edilen olayda; Suç konusu eşyaların marketten habersizce alınıp ayrılındığının anlaşılmasına göre, durumu takip eden görevlilerin sanığı otoparka kadar kesintisiz takip ederek müdahalesi anına kadar, eylemin teşebbüs aşamasında kalan hırsızlık suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin tartışmadan vareste olmasına, ve fakat zilyedin/mağdurun mal üzerindeki tasarruf yetkisinin, cebir kullanılarak malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılındığı anda ortadan kalktığında tereddüt bulunmamasına nazaran, cebrin de eşya üzerinde değil netice itibarıyla mağdur üzerinde kullanılması nedeniyle sanığın eyleminin yağma suçunu oluşturduğunun kabulü gerekir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan altı Ceza Genel Kurulu Üyesi; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.09.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla