İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2025/270 Karar: 2025/576 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2025/270 K.2025/576

Ceza Genel Kurulu 2025/270 E. , 2025/576 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 3. Ceza Dairesi MAHKEMESİ : SAMSUN Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza SAYISI : 2069-1936 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2 fıkrası (e) bendi uyarınca beraat

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2025/270 E. , 2025/576 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 3. Ceza Dairesi MAHKEMESİ : SAMSUN Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza SAYISI : 2069-1936 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2 fıkrası (e) bendi uyarınca beraat

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2025/270 E. , 2025/576 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 3. Ceza Dairesi MAHKEMESİ : SAMSUN Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza SAYISI : 2069-1936 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2 fıkrası (e) bendi uyarınca beraatine ilişkin Tokat 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 01.10.2020 tarihli ve 786-281 sayılı hükmün, Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Samsun Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda 20.01.2021 tarih ve 849-143 sayı ile; İlk Derece Mahkemesi kararı CMK'nın 280/2. maddesi gereğince kaldırılarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 221/4-1. cümlesi ve CMK'nın 223/4-a maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına, TCK’nın 221/5. maddesi uyarınca 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, bu hükmün de sanık müdafiince temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 14.12.2023 tarih ve 25521-10677 sayı ile; ''... Sanık savunması ve sanık savunması doğrultusunda tanık beyanları nazara alındığında, suçun sübutu vasfının tayini ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından belirleyici delil olan ve dosya arasında beyanları bulunan tüm tanıkların mahkeme huzurunda yeniden dinlenilerek özellikle sanığın örgütün gerçek yüzünün ortaya çıkmasından sonra örgüt hiyerarşisine dahil olduğunu gösterir somut eylemlerinin ortaya konulması bakımından örgütün operasyonel nitelikteki eylemlerinden sonra eyleminin bulunup bulunmadığının ilişkin tespitine çalışılarak, sanığın örgütün görünen yüzü çıktıktan sonrada örgütle irtibatını devam ettirip ettirmediğinin şüpheye yol vermeyecek şekilde belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik soruşturma ve kovuşturma neticesinde hüküm kurulmuş olması" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ise 06.11.2024 tarih ve 2069-1936 sayı ile bozma kararına direnerek önceki hüküm gibi ceza verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Bu kararın da sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.01.2025 tarihli ve 130798 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 3. Ceza Dairesince 24.04.2025 tarih ve 1082-12284 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUN Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; eksik araştırmayla karar verilip verilmediğinin belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünün usulüne uygun olarak alınıp alınmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. III. ÖN SORUNA İLİŞKİN AÇIKLAMALAR İncelenen dosya kapsamından; İlk Derece Mahkemesince sanığın CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine hükmedildiği, Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilen bu hükmün, Samsun Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince kaldırılarak TCK’nın 221/4-1. cümlesi ve CMK'nın 223/4-a maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına, TCK’nın 221/5. maddesi uyarınca 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, bu hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince bozulmasına karar verildiği, bozmadan sonra yapılan yargılamada, 06.11.2024 tarihli oturumda bozma ilamının okunduğu, Yargıtay bozma ilamına karşı diyecekleri sorulan Cumhuriyet savcısının, "Usul ve yasaya uygun olana Yargıtay bozma ilamına uyulması talep olunur." şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır. IV. GEREKÇE Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 12.09.2024 tarihli ve 362-243; 10.07.2024 tarihli ve 307-2 33... .02.2025 tarihli ve 110-54 sayılı kararları ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere; Yargıtayın bozma ilamı ile derece mahkemelerince verilen hüküm ve kararlar ortadan kalkarlar. Bozmadan sonraki serbestlik ilkesi kapsamında mahkemeler kural olarak bozmadan sonra gerek bir önceki kararlarından gerekse bozma ilamından tamamen farklı bir sonuca ulaşıp apayrı bir hüküm/karar tesis edebilirler. Bu ilkenin istisnalarından birini direnme/ısrar kararı oluşturur (CMK madde 307/4). Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak bölge adliye veya ilk derece mahkemesi, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar (CMK madde 307/1). Cumhuriyet savcısının bozmaya karşı diyeceklerini bildirmesi ile esas hakkındaki mütalaasını sunması, prensip olarak farklı fonksiyonları ve sonuçları olan savcılık işlemleridir. Bu nedenledir ki Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak derece mahkemesi, bozma kararına uysa da önceki kararında ısrar etse de Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasının, savunma hakkının etkin kullanılabilmesine imkân sağlayacak açıklık ve yeterlilikte olması usuli bir mecburiyettir. Bu açıklamalar ışığında ön sorun değerlendirildiğinde; Özel Dairece verilen bozma kararına istinaden, sanık hakkında karar verilmesini talep eden Cumhuriyet savcısının nitelendirmeyle ilgili kanun maddelerini açık ve anlaşılır biçimde göstermesi gerektiği dikkate alındığında; bozmadan sonra yapılan yargılamanın 06.11.2024 tarihli celsesinde Cumhuriyet savcısı tarafından serdedilen "Usul ve yasaya uygun olana Yargıtay bozma ilamına uyulması talep olunur." şeklindeki düşüncenin, usule uygun, geçerli ve yeterli esas hakkında mütalaa olarak kabul edilmesi mümkün bulunmadığından, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşü usulüne uygun olarak alınmadan direnme kararına konu hükmün kurulması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlandığı kabul edilmelidir. Yukarıda açıklanan bu usule aykırılık nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararına konu hükmün, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşü usulüne uygun olarak alınmadan yargılamaya son verilip hüküm tesis ve tefhim edilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmesi gerekmektedir. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1-Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 06.11.2024 tarihli ve 2069-1936 sayılı direnme kararına konu hükmünün, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşü usulüne uygun olarak alınmadan yargılamaya son verilip hüküm tesis ve tefhim edilmesi suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 2- Dosyanın, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.12.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla