İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2025/295 Karar: 2025/405 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2025/295 K.2025/405

Ceza Genel Kurulu 2025/295 E. , 2025/405 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2023/110578 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 143-220 I. HUKUKÎ SÜREÇ Çocuğun cinsel istismarı suçundan sanığın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi gereğince beraatine ilişkin Eski

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2025/295 E. , 2025/405 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2023/110578 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 143-220 I. HUKUKÎ SÜREÇ Çocuğun cinsel istismarı suçundan sanığın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi gereğince beraatine ilişkin Eski

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2025/295 E. , 2025/405 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2023/110578 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 143-220 I. HUKUKÎ SÜREÇ Çocuğun cinsel istismarı suçundan sanığın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi gereğince beraatine ilişkin Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 30.12.2014 tarihli ve 313-463 sayılı hükmün, katılan mağdur vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 11.04.2023 tarih ve 3982-2184 sayı ile; "Kovuşturma evresinde görevsiz Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan 06.06.2013 tarihli duruşmada dinlenen katılan mağdurenin beyanında, kardeşi ...ile tanık ...'in kardeşlerinin sanık tarafından olay yerinden uzaklaştırıldığını belirtmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinde yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında görevsiz mahkemece yapılan işlemlerin hükümsüz olduğunun düzenlenmesi karşısında katılan mağdurenin kardeşi ...ve tanık ...'in kardeşleri ile görevsiz mahkemece dinlenen tanık ...'in adresleri ile kimlik bilgilerinin ayrıntılı şekilde araştırılıp, tanık sıfatıyla dinlenilmelerinden sonra toplanacak delillere göre, sanığın hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Yerel Mahkemece 21.09.2023 tarih ve 143-220 sayı ile önceki hüküm gibi sanığın beraatine karar verilmiş, Cumhuriyet savcısı ve katılan mağdur vekili tarafından temyiz edilen bu hüküm Yargıtay 9. Ceza Dairesince 03.12.2024 tarih ve 13839-10358 sayı ile onanmıştır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 21.02.2025 tarih ve 110578 sayı ile; ".. Dosya kapsamına göre, katılan ...'nin muhakeme evrelerinde değişmeyen tutarlı beyanlarının, olay yerinde katılanın saçlarını ve sırtını cinsel amacı olmaksızın okşadığını kabul eden sanığın kısmi ikrarı ile doğrulanmasıyla sanığın olay tarihinde 9 yaşında bulunan mağdurenin giysisinin üstünden sırtını ve cinsel organını okşayarak sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanıtlanmıştır. Öte yandan TCK'nın 103/1. maddesinin tipiklik unsuru ve madde gerekçesi göz önünde bulundurulduğunda sanığın ikrar ettiği eylemleri dahi suçun yasal unsurlarını oluşturmaktadır ..." görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 21.05.2025 tarih ve 1230-4423 sayı ile itirazın yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen çocuğun cinsel istismarı suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Nüfus kayıtlarına göre, katılan mağdurun suç tarihinde 9 yıl 7 aylık, sanığın ise 22 yaşında ve bekâr oldukları, Katılan mağdurun olayı öncelikle sokakta kendisine doğru gelen anneannesi tanık ...'ye anlattığı, birlikte aradıkları sanığı bulamayıp evlerine döndüklerinde konuyla ilgili annesini de haberdar eden katılan mağdurun, fevri hakeret etmesinden çekinmesi nedeniyle yaşanan olayı üzerinden iki gün geçmesinden sonra 15.08.2012 tarihinde babası olan katılan ...'e aktardığı, aynı gün olayın kolluk birimlerine bildirildiği, 17.08.2012 tarihli kolluk araştırma CD izleme tutanağına göre; olay tarihinde eski su dolum veznesinde eşkâle uygun bir şahsın su dolumu yaptığının tespit edildiği, ilgili abone numarasının kayıtlı olduğu adrese gidildiğinde sanığa ulaşıldığı, karakolda sanığın katılan mağdur tarafından tereddütsüz teşhis edildiği, Asliye Ceza Mahkemesince olay yerinde keşif yapıldığı, katılan mağdur tarafından gösterilen olay yerinin krokilendirildiği ve fotoğraflandığı, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesince düzenlenen 07.01.2013 tarihli raporda; mağdurun olaya bağlı ruh sağlığının bozulmadığının mütalaa edildiği, 6. Adli Tıp İhtisas Kurulunca düzenlenen 28.03.2014 tarihli raporda; katılan mağdurda olaydan kaynaklanmış anksiyeteli uyum bozukluğunun belirlendiği, bu psikiyatrik tablonun ruh sağlığını etkilemekle birlikte bozacak mahiyet ve derece olmadığı kanaatine varıldığı, Kovuşturmadaki beyanı sırasında hazır bulunan psikoloğun; katılan mağdurun etki ve baskı altında kalmadan rahatlıkla kendisini ifade edebildiğini, olayın bazı travmatik etkilerini taşımayı sürdürdüğünü ve tek başına dışarı çıkamadığının öğrenildiğini belirttiği, 01.08.2013 tarihli sosyal inceleme raporunda; katılan mağdurun yöneltilen sorulara zorlanmadan düzgün ve anlaşılır cevaplar verdiği, olaydan sonra ilk dönemlerde uykusuzluk problemi yaşadığı, kâbuslar gördüğü, okuldaki ders başarısının kademeli olarak düştüğü, rehber öğretmeninin ilgisi ile derslerinin düzelmeye başladığı, tek başına sokağa çıkmak istemediği hususlarına yer verildiği, Anlaşılmıştır. Katılan mağdur; olay günü arkadaşı tanık ... ile bakkaldan dönerlerken su veznesinin orada ilk kez gördükleri sanığın kendilerine göz kırpıp arkalarından geldiğini, kendilerini durdurup yaşlarını ve isimlerini sorduğunu, sırt bölgelerinden içeri popolarına dokunmaya çalıştığını, arkadaşı tanık ...'in bir bahane uydurarak bulundukları yerden ayrıldığını, o sırada sanığın katılan mağdurun cinsel organını kıyafetinin üzerinden okşadığını, dışarı çıkan anneannesi tanık ...'yi görünce kendisini bıraktığını, olayı yolda anneannesi tanık ...'ye anlattığını, sanığın ... ile kendisini su veznesinin arkasına oturttuğu zaman kardeşi tanık ...yanlarına geldiğinde sanığın ona "Git" dediğini, ...'in kardeşlerine de "Siz gidin" dediğini, Tanık ... soruşturma aşamasında; olay günü katılan mağdurun evlerine yakın bakkala gittiğini, kısa süre sonra kendisinin de bakkala gitmek için evden çıktığını, yan yolda gördüğü katılan mağdurun, bir erkek şahıs tarafından tacize uğradığını söylediğini, birlikte şahsı aradıklarını ancak bulamadıklarını; kovuşturma aşamasında ise katılan mağdurun; genç bir adamın, pantolonunun içine arkadan elini soktuğunu, cinsel bölgesini elini sokmadan okşadığını belirttiğini, Katılan ...; katılan mağdurdan öğrendiği kadarıyla önceden tanımadığı bir şahsın elini bel bölgesinden içeri soktuğunu, anneannesini görünce de bıraktığını, Tanık ...; olayla ilgili olarak hiçbir şey hatırlamadığını öner sürmesi üzerine katılan mağdurun beyanı okunarak sorulduğunda; arkadaşı katılan mağdurun söylediklerinin doğru olduğunu, olayın aynen anlattığı gibi gerçekleştiğini; bozma üzerine alınan ifadesinde ise; olayı ve verdiği beyanı hatırlamadığını, katılan mağdurun söylediklerinin doğru olup olmadığını bilemediğini, Tanık ...'ın olay yerinde olmadığını; katılan mağdurun kardeşi tanık ... ...'nin olayı görmeyip sonradan öğrendiğini, sanığı olay yerinden uzaklaştırmadığını; tanıklar ..., ... ve ...'ın bozma sonrası; olay tarihinde çocuk olduklarını, üzerinden on iki yıl geçtiği için olay sırasında kovuşturma aşamasında katılan mağdurun yanında olup olmadıklarını hatırlamadıklarını; İfade etmişlerdir. Sanık; su veznesinde beklerken on yaşlarında üç kız ve bir oğlan çocuğunu bankta otururlarken gördüğünü, yanlarına giderek kardeşi/yeğeni gibi iki kız çocuğunun saçlarını ve sırtlarını okşayarak sevdiğini, onlara yaşlarını sorduğunu, cinsel bir amacının bulunmadığını, zaten çocukların hemen kalkarak ayrıldıklarını savunmuştur. V. GEREKÇE 1- Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Değerlendirmeler Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 11.06.2013 tarihli ve 36-294 sayılı ile 22.04.2025 tarihli ve 308-180 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, suçun işlenmesi ile bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrin ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmı gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. 2- Somut Olayda Hukuki Nitelendirme Sanığın, suç tarihi itibarıyla dokuz yaşında olan katılan mağdurun, sırtına ve cinsel organına dokunmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddia edilen olayda; Görgüye dayalı bilgisi bulunmayan katılan mağdurun anneannesi tanık ...’nin soruşturma aşamasında alınan ifadesinde; olayı mağdurdan duyduğu şekilde taciz olarak aktardığı, sanığın eylemlerinin mahiyetine ilişkin ise doğrudan bir anlatımda bulunmadığı; olayı hatırlayamadığı için mahkemece katılan mağdurun beyanı okunarak ifadesine başvurulan tanık ...’in, eylemin katılan mağdurun anlattığı şekilde gerçekleştiğine dair dolaylı anlatımından bozma sonrasında döndüğü; tanıklar ..., ... ve ...’in, olayın üzerinden geçen uzun süre nedeniyle mağdurun yanında bulunup bulunmadıklarını hatırlamadıkları; tanık ...’in olay yerinde bulunmadığı; katılan mağdurun kardeşi tanık ...’in ise olayı görmeyip sonradan öğrendiğini beyan ettiği ve sanığın da özü itibarıyla cinsel amacı olmaksızın katılan mağdurun saçını ve sırtını kardeşi/yeğeni gibi sevdiğine ilişkin, aksi kanıtlanamayan savunmaları karşısında, mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanığa isnat edilen çocuğun cinsel istismarı suçuna ilişkin iddiaya konu eylemi gerek işlediği, gerek sanık tarafından ikrar edilen saçların ve sırtın sevilmesi davranışlarını cinsel saikle işlediği yönünde vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı anlaşılmakla in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince ispat edilemeyen suçtan beraat kararı verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan üç Ceza Genel Kurulu Üyesi; itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmışlardır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla