İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2025/66 Karar: 2025/271 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2025/66 K.2025/271

Ceza Genel Kurulu 2025/66 E. , 2025/271 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2024/71652 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 3. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1273-1262 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314/2 ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2025/66 E. , 2025/271 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2024/71652 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 3. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1273-1262 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314/2 ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2025/66 E. , 2025/271 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2024/71652 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 3. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1273-1262 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314/2 ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5/1 ile TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin Balıkesir 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 22.05.2018 tarihli ve 339-354 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince 18.09.2018 tarih ve 1273-1262 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bu hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 17.10.2022 tarih ve 7401-6213 sayı ile; ''... Sanık müdafiinin 08.10.2018 tarihli temyiz dilekçesinin, CMK'nın 294. maddesi gereğince gösterilmesi gereken temyiz nedenlerini içermediği" gerekçesiyle temyiz talebinin CMK'nın 298. maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi tarafından sanık ve müdafiinin yokluğunda verilen hükümde, CMK'nın 295. maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz nedenlerinin gösterilmesi gerektiği belirtilmediği gibi bu husustaki ihtarın tebligatta da yer almadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle hükmün esası incelenmeden CMK'nın 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddine karar verilmesi hukuka aykırı olduğu" görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 3. Ceza Dairesince 04.11.2024 tarih ve 18112-13345 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; Bölge Adliye Mahkemesince sanık ve müdafiinin yokluğunda verilen ve sanığa tebliğ edilmeyen istinaf başvurusunun esastan reddi kararına ilişkin olarak sanık müdafii tarafından herhangi bir neden gösterilmeden 08.10.2018 tarihinde temyiz isteminde bulunulduğu anlaşılan dosyada, sanık ve müdafiine hüküm tarihinde yürürlükte bulunan CMK’nın 295. maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçenin yedi gün içerisinde sunulabileceğine ilişkin meşruhatlı davetiye tebliğinin gerekip gerekmediğinin belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığınca 12.06.2017 tarihli ve 8770-2407 sayılı iddianame ile sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, Balıkesir 3. Ağır ceza Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde sanığın TCK'nın 314/2 ve 3713 sayılı Kanun’un 5/1 ile TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile mahkûmiyetine karar verildiği, Hükmün sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya üzerinden inceleme yapan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince sanık ve müdafiinin yokluğunda istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği, karara karşı kanun yolları, şekli, süreleri ve sonuçlarına ilişkin olarak ''Esastan Red kararına karşı Cumhuriyet Başsavcılığı yönünden kararın geliş tarihinden, istinaf başvurusunda bulunan yönünden ise kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde; hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286/1 maddesi gereğince TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere'' ibareleriyle kanun yoluna başvuru usulüne ilişkin ihtarın yapıldığı, Sanığa tebliğ edilmeyen gerekçeli kararın sanık müdafiine 01.10.2018 tarihinde tebliğ edildiği ancak yapılan tebligatta CMK'nın 295/1. maddesi uyarınca temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden itibaren yedi günlük ek süre içerisinde temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçe sunabileceğinin, bu süre içerisinde kanuni düzenlemeye uygun şekilde temyiz sebebi bildirmemesi hâlinde sebep yokluğundan temyiz talebinin reddedileceğinin ihtar edilmediği, Söz konusu kararın sanık müdafii tarafından 08.10.2018 tarihli süresi içerisindeki dilekçe ile temyiz edildiği, dilekçede ''Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin yukarıda belirtilen esas sayılı ilamının bozulması talepli olarak temyiz kanun yoluna başvuruyoruz. Mahkemenin verdiği karar usul ve yasaya aykırıdır. Netice ve Talep: Belirtilen sebeplerle belirtilen kararın bozulmasını saygıyla bilvekale arz ve talep ederiz.'' ibarelerinin yer aldığı, Özel Dairece yapılan inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin CMK’nın 294. maddesi gereğince gösterilmesi gereken temyiz nedenlerini içermediğinden temyiz isteminin CMK’nın 298. maddesi uyarınca reddine karar verildiği, Anlaşılmaktadır. V. GEREKÇE CMK'nın "Temyiz" başlığını taşıyan 286. maddesine 24.10.2019 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 29. maddesi ile eklenen üçüncü fıkra şöyledir; "(3) (Ek fıkra: 17/10/2019-7188 S.K./29. Md) İkinci fıkrada belirtilen temyiz edilemeyecek kararlar kapsamında olsa bile aşağıda sayılan suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları temyiz edilebilir: a) Türk Ceza Kanununda yer alan; Hakaret (madde 125, üçüncü fıkra), Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit (madde 213), Suç işlemeye tahrik (madde 214), Suçu ve suçluyu övme (madde 215), Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama (madde 216), Kanunlara uymamaya tahrik (madde 217), Cumhurbaşkanına hakaret (madde 299), Devletin egemenlik alametlerini aşağılama (madde 300), Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama (madde 301), Silâhlı örgüt (madde 314), Halkı askerlikten soğutma (madde 318), suçları. b) Terörle Mücadele Kanununun 6 ncı maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası ile 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar. c) Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 28 inci maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesi ve 32 nci maddesinde yer alan suçlar.", 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesi ile CMK'ya eklenen geçici 5. maddenin birinci fıkrasının (f) bendi de şöyledir; "286 ncı maddenin üçüncü fıkrasında yapılan düzenleme, bu maddenin yayımlandığı tarihten itibaren on beş gün içinde talep etmek koşuluyla aynı suçlarla ilgili olarak bölge adliye mahkemelerince verilmiş kesin nitelikteki kararlar hakkında da uygulanır. Bu bendin uygulandığı hâlde, cezası infaz edilmekte olan hükümlülerin, 100 üncü madde uyarınca tutukluluğunun devam edip etmeyeceği hususu, hükmü veren ilk derece mahkemesince değerlendirilir.", CMK'nın "Temyiz nedeni" başlığını taşıyan 288. maddesi şöyledir; "(1) Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. (2) Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.", "Temyiz başvurusunun içeriği" başlıklı 294. maddesi karar tarihi itibarıyla; "(1) Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. (2) Temyiz sebebi, ancak hükmün hukuki yönüne yönelik olabilir.", "Temyiz gerekçesi" başlığını taşıyan 295. maddesi karar tarihi itibarıyla şu şekildedir; "(1) Temyiz başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemişse temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü temyiz olunan bölge adliye mahkemesine bu nedenleri içeren bir ek dilekçe verilir. Cumhuriyet savcısı temyiz dilekçesinde, temyiz isteğinin sanığın yararına veya aleyhine olduğunu açıkça belirtir. (2) Temyiz, sanık tarafından yapılmış ise, ek dilekçe kendisi veya müdafii tarafından imza edilerek verilir. (3) Müdafii yoksa sanık, tutanağa bağlanmak üzere zabıt kâtibine yapacağı bir beyanla gerekçesini açıklayabilir; tutanak hâkime onaylatılır. Sanığın yasal temsilcisi ve eşi hakkında 262 nci madde, tutuklu sanık hakkında ise 263 üncü madde hükümleri saklıdır." "Temyiz isteminin reddi" başlıklı 298. maddesi şöyledir; "(1) Yargıtay, süresi içinde temyiz başvurusunda bulunulmadığını, hükmün temyiz edilemez olduğunu, temyiz edenin buna hakkı olmadığını ya da temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediğini saptarsa, temyiz istemini reddeder.", "Temyizde incelenecek hususlar" başlığını taşıyan 301. maddesi ise; "(1) Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.", "Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması" başlığını taşıyan 231. maddesinin ikinci fıkrası; "Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir.", "Kararların gerekçeli olması" başlıklı 34. maddesi şöyledir; "(1) Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230 uncu madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir. (2) Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir.", "Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar" başlıklı 232. maddenin 6. fıkrası şöyledir; "Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.", Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin korunması" başlıklı 40. maddesinin ikinci fıkrası ise şöyledir; "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.", Bölge adliye mahkemelerinin Türk yargı sistemine dâhil olmasıyla kanun yolu yargılamasında yeni bir durum ve anlayış ortaya çıkmıştır. İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı başvurulabilen, hatta başvuru olmasa da bir kısmı için resen öngörülen bir kanun yolu (CMK'nın 272/1. maddesi) olarak istinafta, hem maddi vakıa denetimi hem de hukuki denetim yapılabilmekte, sebep gösterilmese de ilk derece mahkemesi hükmü, bir bütün olarak incelenmekte, varsa hukuka aykırılıklar resen belirlenerek, kural olarak yeniden yapılacak yargılama ile ıslah edilmekte iken, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümlerini konu edinen temyiz yolu, bir hukuki denetim mekanizması olarak öngörülmüş, temyiz merciinin yetkisi de, kural olarak bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince verilen kararların, maddi ceza hukuku ve muhakeme hukuku normlarının kullanılması bakımından hukuka aykırılık taşıyıp taşımadıklarının incelenmesi ile sınırlanmış (CMK'nın 288/1 ve 294/2. maddeleri), hukuka aykırılık, aynı kanun maddesinin ikinci fıkrasında; "Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması" olarak tanımlanmıştır. Usulüne uygun olarak açılmış bir temyiz davasının varlığı; kararın/hükmün temyiz edilebilir olması (CMK madde 286), temyiz edenin buna hakkının bulunması (CMK madde 260-262), başvurunun süresi içinde yapılması (CMK madde 291) ve temyiz edenin, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermesi (CMK madde 294) şartlarına bağlanmış, bu şartların herhangi birinin bulunmadığı/yerine getirilmediği hâllerde temyiz isteminin reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır (CMK madde 298). Bu cümleden olarak; "Hükmü temyiz ediyorum.", "Resen dikkate alınacak nedenlerle temyiz ediyorum.", "Hükmün bozulmasını istiyorum.", "Hüküm usul ve kanuna aykırıdır." şeklindeki ifadelerden ibaret başvuruların, usulüne uygun bir sebep/gerekçe oluşturmadığı açıktır. Temyiz sebebi ise, ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir (CMK'nın 294/2. maddesi). Yargıtay, resen temyiz ve tüm hukuka aykırılıkları resen tespiti yöntemlerinden vazgeçilen yeni sistemde, CMK'nın 289. maddesindeki hâller dışında yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar (CMK'nın 301. maddesi). Kural olarak Yargıtay ilk mahkemenin yerine geçerek olaya (maddi vakıaya) ilişkin sorunları çözemez (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 14.12.1992 tarihli ve 1-5 sayılı kararı). Karar tarihi itibarıyla süresi içinde vermiş olduğu dilekçeyle sebep göstermeksizin hükmü temyiz eden tarafın, temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya kararın kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde sunacağı dilekçeyle temyiz sebeplerini bildirmesi gerekmektedir. Bu sürenin hak düşürücü veya düzenleyici nitelikte olduğu hususu uygulamada ve doktrinde tartışılmıştır. Hukuki bir konuda kesin çizgilerle ayrışmış bir tartışma varsa ve yargı organları aynı konuda farklı sonuçlara varıyorlarsa taraflar açısından yasanın/uygulamanın öngörülebilirliği ilkesinde sorun olduğu sonucuna ulaşılabilecektir. Nitekim CMUK’un yürürlükte olduğu dönemde Yargıtay tarafından sebep içermeyen temyiz taleplerinin incelenmesine ilişkin yerleşik uygulama, sistemde değişiklik yapan ve istinaf mahkemelerini faaliyete geçiren CMK’nın uygulandığı ilk dönemlerde yanılgı hâli olarak makul görülebilecektir. Kaldı ki CMK’nın 291. maddesinin 1. fıkrasında yedi gün olan temyiz süresi, 7035 sayılı Kanun’un 21. maddesiyle yapılan değişiklik sonucu on beş gün olarak yeniden düzenlenmiş, CMK'nın sonradan ilga edilen 295. maddesinin 1. fıkrasında yer alan temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçenin verilmesine dair yedi günlük sürede ise herhangi bir değişikliğe gidilmemiştir. Bu husus da, avukatlar da dâhil başvurucuların temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçeyi verebilecekleri süre konusunda yanılmalarını mümkün kılmaktadır. Anayasa Mahkemesi de mahkemeye erişim hakkının, yargı sisteminin kendisinden kaynaklanan sebeplerden dolayı engellenmesini bu hakka ölçüsüz şekilde yapılan bir müdahale olarak değerlendirmiştir. Yüksek Mahkemeye göre; "Mahkemelerin iç işleyişlerine ilişkin süreçlerdeki aksama ve hatalardan kaynaklanan sorumluluğun yargısal koruma talep eden bireylere yüklenmesi mahkemeye erişim hakkına bir müdahale teşkil edebilir. Bu bakımdan yargısal başvurulara dair dilekçelerini ilgili mevzuatta öngörülen usule uygun olarak yetkili yargı merciine sunan kişilerin kendilerine atfedilemeyen ve tamamen mahkemelerin iç işleyişinden kaynaklanan hata ve aksamalardan sorumlu tutularak mahkemeye erişimlerinin engellenmesi bu hakka yapılan müdahaleyi ölçüsüz kılabilir. Özellikle kanun yoluna başvurma yönündeki istek ve iradesini ortaya koymuş olan başvurucular yönünden bu tür müdahaleler, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlaline sebep olabilir (bir kısım değişikliklerle birlikte bkz. Hasan İşten, § 46)." (Anayasa Mahkemesi, Fevzi Arslan [1. B.], B. No: 2021/25150, 31/10/2024, § 16) "...Mahkemeler, ilgili kişilerin kanun yoluna başvuru süresine ilişkin usul kurallarını uygularken kişilerin mahkemeye erişimlerini engelleyecek veya aşırı derecede zorlaştıracak ölçüde aşırı şekilcilikten kaçınmalıdır. Yargısal başvuruların birtakım usul kurallarına tabi kılınması tek başına mahkemeye erişim hakkını zedelemese de özellikle kişilerin hangi kanun yolları ile mercilere başvuracağının ve başvuru sürelerinin gösterilmediği durumlarda başvurucuların usule ilişkin bazı dengeleyici imkânlardan yararlandırılmaması mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir. ...Süresinde temyiz sebeplerini gösterir dilekçe sunmadığı gerekçesiyle temyiz talebinin reddine karar verilmesinin, başvurucunun mahkemeye erişim hakkına ağır bir müdahale teşkil ettiği açıktır. Bu ağır müdahale karşısında mahkemelerin birtakım tedbirleri/imkânları devreye sokması başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik bu ağır müdahaleyi dengeleyebilir. Örneğin temyiz talebiyle ilgili karar verilmeden önce temyiz sebeplerinin bildirilmemesinin sonuçları hakkında başvurucunun bilgilendirilmesi bu ağır müdahaleyi dengeleyecek niteliktedir." (Anayasa Mahkemesi, Hüseyin Volkan Kurt [GK], B. No: 2019/42687, 8/3/2023, § 49, 56) Yüksek Ceza Genel Kurulu da temyiz mercii, süresi ve yöntemi ile ilgili şekli şartların, kişilerin mahkemeye erişimlerini engelleyecek veya aşırı derecede zorlaştıracak ölçüde katı yorumlanmaması gerektiğine, özellikle yargılama hukukundaki yerleşik uygulamaları değiştirerek esaslı yenilikler getiren düzenlemeler sonrasında tarafların yeni şartlar hakkında bilgilendirilmesinin, uyarılmasının zorunluluğuna ısrarla işaret edegelmiştir (YCGK'nın 09.10.2024 tarihli ve 2024/2-134 E. - 2024/289 K., 26.02.2025 tarihli ve 2025/12-59 E.-2025/92 K. sayılı kararları). Bu cümleden olarak; hukuk devleti olmanın sorumluluğu bağlamında verilen kararlar ile kurulan hükümlere karşı yasa yolları, şekli, süreleri ve sonuçlarının ilgililere açıkça bildirilmemesi veya eksik bildirilmesi hâlinde, yasal sürelerin tebligat tarihinden itibaren değil ancak öğrenme tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı, öğrenme tarihi kesin olarak belirlenebilen hâller dışında taraf beyanının esas alınması gerekliliğinden hareketle, usulüne uygun sebep içeren dilekçe var ise bu kapsamda temyiz incelemesi yapılması, aksi hâlde ilgiliye yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda yapılacak meşruhatlı tebligatla yedi günlük süre içinde yasal düzenlemeye uygun sebep bildirmemesi hâlinde sebep yokluğundan temyiz talebinin reddedileceği ihtar edilmelidir. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Sanık müdafii tarafından yasal süre içerisinde sunulan temyiz dilekçesinin kanunun aradığı anlamda bir temyiz nedeni içermediği anlaşılmakla birlikte verildiği tarih itibarıyla kesin nitelikteki hükümde başvurulacak kanun yolu, süresi veya şekline ilişkin herhangi bir ihtarın bulunmadığı, bu nedenle süresi içerisinde temyiz iradesini bildiren dilekçe sunan sanık müdafiine ve sanığa CMK'nın hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 295/1. maddesi uyarınca tebliğden itibaren yedi günlük süre içerisinde temyiz sebeplerini bildirmesi gerektiği, aksi hâlde sebep yokluğundan temyiz talebinin reddedilebileceği ihtarı ile gerekçeli kararın usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi ve sonucuna göre Özel Dairece esasa ilişkin temyiz incelemesi yapılıp yapılmayacağına karar verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 17.10.2022 tarihli ve 7401-6213 sayılı temyiz isteminin reddi kararının KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, CMK'nın hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 295/1. maddesi uyarınca tebliğden itibaren yedi günlük ek süre içerisinde yasal düzenlemeye uygun şekilde temyiz sebebi bildirilmesi gerektiği, aksi hâlde sebep yokluğundan temyiz talebinin reddedilebileceği ihtarı ile gerekçeli kararın sanığa ve müdafiine tebliğ edilmesi ve sonucuna göre Özel Dairece esasa ilişkin temyiz incelemesi yapılıp yapılmayacağına karar verilmesi için mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 4- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabul edilerek Özel Dairenin kararının kaldırılmasına karar verilmesi nedeniyle sanık hakkında verilen cezanın İNFAZININ DURDURULMASINA ve sanığın TAHLİYESİNE, başka bir suçtan hükümlü veya tutuklu olmadığı takdirde derhal salıverilmesi için YAZI YAZILMASINA, 18.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla