İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2001/134 K.2001/183

Hukuk Genel Kurulu 2001/7-134 E., 2001/183 K.

Esas2001/134Karar2001/183Tarih21 Şubat 2001Okuma6 dk · 1.268 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2001/134
Karar No
2001/183
Karar tarihi
21 Şubat 2001
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.268 kelime·6 dk okuma·5 bölüm

Hukuk Genel Kurulu 2001/7-134 E., 2001/183 K.

TAŞINMAZIN HAZİNEYE İNTİKALİ

TESPİTE İTİRAZ

ZİLYETLİK

743 S. TÜRK KANUNU MEDENİSİ (MÜLGA) [ Madde 618 ]

3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 20 ]

"İçtihat Metni"

Taraflar arasındaki "tespite itiraz" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; S... Kadastro Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 20.9.1999 gün ve 1999/22 E- 57 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 7.Hukuk Dairesi'nin 28.2.2000 gün ve 2000/774-970 sayılı ilamiyle;

(...Kadastro sırasında 263 ada 101 parsel sayılı 16599.94 m2 yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydına dayanılarak kaçak, yitik kişilerden Hazineye intikal ettiğinden söz edilerek Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ÖD taşınmazın dava dışı 100 parsel sayılı taşınmazla bütün olduğunu öne sürerek ve vergi kaydına, miras hakkına , kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine taşınmazın tespit gibi davalı Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Davalı Hazinenin tutunduğu vergi kaydı kapsamındaki alanın kaçak ve yitik kişilerden kanunları uyarınca Hazineye kalan taşınmaz olduğu dosya içeriğinden anlaşılmıştır. Bu gibi taşınmazların zilyetlikle kazanılması mümkün değildir. Bu nedenlerle davacı tarafın diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak, davacı taraf dava dışı ve çekişmeli parselin kuzeyinde ve bitişiğinde bulunan 100 sayılı komşu parsele revizyon gören vergi kaydına dayanmıştır.

Vergi kaydında güney sınır metruke olarak gösterilmektedir. Hazinenin tutunduğu ve çekişmeli taşınmaza ait olduğu saptanan vergi kaydında da kuzey sınırda 100 sayılı komşu parsele uygulanan vergi kaydı maliki sınırda gösterilmiştir. Böylece kayıtlar birbirini sınır olarak göstermektedir. Ancak, ortak sınır davacı tarafın her iki taşınmazı da kullanması sebebiyle belirsizdir. Hazinenin tutunduğu vergi kaydında yazılı miktar 4 dönümdür.

Davacının tutunduğu vergi kaydında yazılı miktar da 3,5 dönümdür. Buna karşılık söz konusu vergi kayıtlarının revizyon gördüğü parsellerin yüzölçümleri toplamı 20099 m2 gelmektedir. Bu durum karşısında eylemli durumda kayıt kapsamlarındaki alanın miktarı vergi kayıtlarında yazılı miktardan fazla olduğundan ; her bir kaydın kapsamının orantı suretiyle belirlenmesi gerekir.

Bu durumda davacının tutunduğu kaydın 9379.54 m2 lik alanı, hazinenin tutunduğu kaydında 10719,46 m2 lik alanı kapsadığı anlaşılmaktadır. Hazine adına yazılı vergi kaydı kapsamındaki alan kaçak ve yitik kişilerden kaldığından zilyetlikle kazanılamaz. Geri kalan kesimin ise davacı taraf yararına edinme koşullarının gerçekleştiği dosya içeriği ile açıklığa kavuşmaktadır.

Mahkemece bu yönler göz önünde tutularak çekişmeli taşınmazın güneydeki yola bitişik kesiminden 10719,54 m2 yüzölçümündeki bölümün davalı Hazine adına, çekişmeli parselin kuzeydeki 100 sayılı parsele bitişik olan geri kalan kesiminin ise davacı taraf adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekir.

Mahkemece bu yönler dikkate alınmadan taşınmazın tümü yönünden davanın reddine karar verilmiş olması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN

Davacı vekili, bir kısım davalılar

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.

Davacı, kadastro sırasında 263 ada 101 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına tespit gördüğünü, oysa aynı ada içerisinde bu parsele komşu ve vergi kaydına dayanılarak kendisi ve diğer paydaşları adına tespit edilip kesinleşen 100 parsel numaralı taşınmazla birlikte aynı vergi kaydı kapsamında kalıp 20 yılı aşkın süredir birlikte zilyetlerinde bulunduğunu, her iki parselin bir bütün olup Hazine ile ilgisinin bulunmadığını, tespitin iptali ile taşınmazın kendisiyle birlikte diğer mirasçılar adına tespit ve tescilini istemiştir. Diğer mirasçılar da davada taraf olarak yer almışlardır.

Yerel Mahkemece yapılan inceleme sonunda; davacı taraf vergi kaydının 100 parsele uygulandığı, dava edilen parselin ise yine Hazine adına oluşmuş vergi kaydına dayanılarak ve evvelinin emvali metruke olduğu belirtilerek Hazine adına 101 parsel numarası ile tespit edildiği, emvali metruke niteliğinde ve bu niteliği gereği devlete ait olan taşınmazların zilyetlikle kazanılamayacağı , mübadil Rumlardan Hazineye kalan bu yerin Hazineye intikali nedeniyle yapılan tespitin doğru olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacının temyizi üzerine karar Özel Dairece yukarıda açıklanan gerekçe ile oyçokluğu ile bozulmuş, mahkeme önceki kararında direnmiştir. Hükmü davacı vekili ve bir kısım davalılar aynı dilekçeyle temyiz etmişlerdir.

1.Davalılar AD ve AD hükmü temyiz etmişler ise de önceki hüküm bu davalılarca temyiz edilmemiş olduğundan direnme kararını temyizde hukuki yararları bulunmamaktadır. Bu nedenle bu davalıların temyiz isteminin reddi gerekmiştir.

2.Davacı vekilinin temyizine gelince;

Dava konusu 263 ada 101 parsel sayılı taşınmazın davalı hazineye ait metrukeden oluşan vergi kaydının kapsamında kaldığı, vergi kaydı kapsamında kalan taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kanunları uyarınca hazineye kalan yerlerden olduğu konusunda Özel Daire ile yerel mahkeme arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.

Özel Daire bozma kararında; davacının dayandığı ve davacı adına tespit edilen nizasız 100 sayılı parsele revizyon gören vergi kaydında hazinenin sınır olarak gösterildiğini, çekişmeli taşınmaza uygulanan hazineye ait vergi kaydında da davacının adına tespit edilen parsele revizyon gören vergi kayıt yükümlüsünün sınır gösterildiğini; taraflar arasındaki uyuşmazlığın, ortak sınır uyuşmazlığı olduğunu; toplanan delillere göre her iki taşınmaz arasındaki ortak sınırın saptanamadığını, bu nedenle vergi kaydındaki miktarlar esas alınarak vergi kaydı miktarı dışında kalan taşınmaz bölümünün belirlenip ortak sınırın orantı yolu ile çözümlenmesini, öngörmektedir.

Yerel mahkemenin ise, bu ilkenin vergi kayıtlarında uygulanamayacağı görüşünde olduğu anlaşılmaktadır.

Şu hale göre, birbirini sınır gösteren vergide kayıtlı taşınmazlar arasındaki sınırın ortak sınır uyuşmazlığına konu olup olamayacağı, uyuşmazlığın ne şekilde çözümleneceği, uyuşmazlığın konusunu oluşturmaktadır.

743 sayılı Medeni Kanunun 618. maddesi taşınmaz mülkiyetinin unsurlarını göstermekte; aynı yasanın 647. maddesi hükmünce "duvar, çit, parmaklık gibi iki gayrı-menkulü birbirinden ayıran şeylerin mülkiyetinde asıl olan, her iki komşu arasında müşterek olmaktır" hükmünü koymuş bulunmaktadır.

Anılan yasa hükümlerinin hangi taşınmazlar hakkında uygulanacağı diğer anlatımla ortak sınır uyuşmazlığının ne şekilde çözümleneceği Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.6.974 günlü ve 1068/757 sayılı kararında. "1-Davacı ile davalının taşınmaz malları bitişik olup, uyuşmazlığın çözümü iki taşınmaz arasındaki sınırın tespitine bağlıdır, buna göre olay yerinde keşif yapılarak ortak sınırın belirlenmesi gerekir.

Sınır, bilirkişi ve tanıkla saptanamazsa tapu kayıtlarındaki miktarlara bakılmalıdır. Miktar fazla çıkarsa tapulardaki miktarlar oranında taraflara bölüştürülmesi gerekir. 2-Tapulardaki miktarlara göre sınır tespiti halinde davanın elinde tapudakinden az miktarda yer kaldığı anlaşılırsa el-atma iddiası kabul olunamaz." kuralını koymak sureti ile Medeni Kanunu 618. maddesi hükmünce mülkiyetin belirlenmesinin ne şekilde yapılacağını karara bağlamış.

Yine Hukuk Genel Kurulunun 26.10.983 günlü 980/14-2521 esas 83/1024 sayılı kararında "toplanan deliller, taraflar arasındaki yüzölçümü yazılı olmayan tapu kayıtlarının ortak sınırının belirlenmesi anlaşmazlığına bir çözüm sağlanamazsa tarafların ellerinde bulundurdukları çekişmesiz yerlerin yüz-ölçüm miktarları gözetilerek bir orantı kurulmalı ve bu orantıya göre ortak sınır saptanmalıdır" ilkesini koymuştur.

Hukuk Genel Kurulunun bu kararı Medeni Kanunun 646 , 776 sayılı Tapulama Kanununun 42 ve 2644 sayılı Tapu Kanununun 31 maddesi ile ilgili olup anılan yasa hükümleri uyuşmazlığa konu taşınmazın tapuda kayıtlı olmasını öngörmektedir.

Yukarıya alınan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında birbirini sınır gösteren tapuda kayıtlı taşınmazlar arasındaki ortak sınırın ne şekilde belirleneceği kuralı gösterilmiş, bu kararlarda vergide kayıtlı birbirini sınır gösteren taşınmazların ortak sınırının belirlenmesine ilişkin bir açıklama yer almamıştır.

3402 sayılı Kadastro Kanunun 20. maddesi hükmü, yürürlükten kaldırılan 766 sayılı Tapulama Kanununun 42. maddesi ile eş anlamlı olup, onun yerini almıştır ve farklı bir yaklaşım da getirmemiştir.

Bu itibarla kurulun önüne gelen somut olayda Özel Dairenin öngördüğü biçimde birbirini sınır gösteren vergi kayıtlarının kapsamlarının belirlenmesinde tapu kayıtları ile ilgili kapsam belirlemeye ilişkin uygulama kuralı esas alınamaz. Vergi kaydı zilyetlik belgesi olup zilyetlikle birleşmedikçe zilyedine bir hak bahşetmez. Diğer anlatımla salt vergi kaydına dayanılarak bir dava açılamaz.

Nitekim ; Dava konusu taşınmazın öncesinin kaçak ve yitik kişilerden kanunları uyarınca devlete kalan taşınmazlardan olduğu, bu nedenle hazine adına metruke olarak vergiye kaydedildiği belirlendiğine göre zilyetlikle iktisabı mümkün değildir. Diğer taraftan davacı tarafından kadastro tespitleri sırasında ve dava dilekçesinde taraf vergi kayıtlarının kapsamlarının belirlenmesi ve vergi kaydının yol sınırından itibaren belirleneceği konusunda bir iddia ileri sürülmemiş; sadece kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılmıştır. Hal böyle olunca davacı tarafın taşınmazda sürdürdüğü zilyetliğe de değer verilemez.

Yukarıda açıklanan nedenlerle direnme kararı usul ve yasaya uygun olup, onanması gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

1-Davalılar A ve AD'ın temyiz istemlerinin hukuki yarar yokluğundan REDDİNE,

2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan gerekçelerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 21.2.2001 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2001/134, K. 2001/183, 21 Şubat 2001 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Taşınmazın Hazineye İntikali
  4. Tespite İtiraz
  5. Zilyetlik
  6. Temyiz Eden
  7. Hukuk Genel Kurulu Kararı
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2001/134
Karar No
2001/183
Tarih
21 Şubat 2001

İlgili Kararlar

  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2001/136 K.2001/193
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2001/144 K.2001/143
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2001/177 K.2001/195
  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2001/703 K.2001/1340
  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2001/704 K.2001/1341
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2001/1039 K.2001/16

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.