İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2005/361 K.2005/401

Hukuk Genel Kurulu 2005/1-361 E. , 2005/401 K.

Esas2005/361Karar2005/401Tarih22 Haziran 2005Okuma7 dk · 1.350 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2005/361
Karar No
2005/401
Karar tarihi
22 Haziran 2005
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.350 kelime·7 dk okuma·7 bölüm

Hukuk Genel Kurulu 2005/1-361 E. , 2005/401 K.

"İçtihat Metni"

Taraflar arasındaki “tapu iptali tescil tenkis“ davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Babaeski Asliye Hukuk Mahkemesince Tapu iptali ve tescil davasının kabulüne tenkis davası konusunda da karar verilmesine yer olmadığına dair verilen 6.4.2004 gün ve 2004/59-97 sayılı kararın incelenmesi Davalı vekili ve davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 9.6.2004 gün ve 2004/6377- 6996 sayılı ilamı ile,

(...Dava, ehliyetsizlik ve akde aykırılık iddialarına dayalı tapu iptal ve tescil, olmadığı taktirde tenkis isteklerine ilişkindir.

Mahkemece, akde aykırılık nedeniyle iptal ve tescile karar verilmiştir.

Dosya içeriğinden toplanan delillerden; davaya konu 28 ve 74 parsel sayılı taşınmazların 14.01.2002 tarihli akitle ve ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile miras bırakan tarafından davalıya temlik edildiği görülmektedir. Muris, akitten kısa bir sonra ölmekle birlikte, sağlığında davalının akit gereği yükümlülüğünde bulunan bakım borcunu yerine getirmediğini ileri sürmemiştir. Doğrudan miras bırakana ait bu hakkın ölümünden sonra mirasçıları tarafından kullanılması olanağı yoktur. Bu durumda, mahkemece anılan sebebe dayalı olarak davanın kabulü doğru değildir.

Ne var ki; davacılar akit tarihinde miras bırakanın ehliyetsiz olduğunu ileri sürmelerine rağmen bu yönde bir araştırma yapılmamıştır.

Davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırdedebilme kudreti (gücü) bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak kurabilme, borç (yükümlülük) altına girebilme ehliyetinden söz edilemez. Nitekim Medeni Kanunun “ fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir “ biçimindeki 9. maddesi hükmüyle hak elde edebilmesi, borç ( yükümlülük ) altına girebilmesi, fiil ehliyetine bağlamış.

10. maddesinde de, fiil ehliyetinin başlıca koşulu olarak ayırtım gücü ile ergin ( reşit ) olmayı kabul ederek “ ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan bir ergin kişinin fiil ehliyeti vardır. “ hükmünü getirmiştir.

“Ayırtım gücü “ eylem ve işlev ehliyeti olarak ta tarif edilerek aynı yasanın 13. maddesinde “ yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk yada bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.” denmek suretiyle açıklanmış, ayrıca ayırtım gücünü ortadan kaldıran önemli nedenlerden bazılarına değinilmiştir.

Önemlerinden dolayı bu ilkeler, söz konusu yasa ile öteki yasaların çeşitli hükümlerinde de yer almışlardır.

Hemen belirtmek gerekir ki, Medeni Kanununun 15. maddesinde de ifade edildiği üzere, ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından karşı tarafın iyi niyetli olması o işlemi geçerli kılmaz. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı 11.6.1941 tarih 4/21)

Yukarıda sözü edilen ilkelerin ve yasa maddelerinin ışığı altında olaya yaklaşıldığında bir kimsenin ehliyetinin tesbitinin şahıs ve mamelek hukuku bakımından doğurduğu sonuçlar itibariyle ne kadar büyük önem taşıdığı kendiliğinden ortaya çıkar.

Bu durumda, tarafların gösterecekleri, tüm delillerin toplanılması tanıklardan bu yönde açıklayıcı, doyurucu somut bilgiler alınması, varsa ehliyetsiz olduğu iddia edilen kişiye ait doktor raporları, hasta müşahede kağıtları, film grafilerinin eksiksiz getirtilmesi zorunludur.

Bunun yanında, her ne kadar H.U.M.K.’nun 286 maddelerinde belirtildiği gibi bilirkişinin “rey ve mutaalası” hakimi bağlamaz ise de, temyiz kudretinin yokluğu, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk gibi salt biyolojik nedenlere değil, aynı zamanda bilinç, idrak, irade gibi psikolojik unsurlara da bağlı olduğundan, akıl hastalığı, akıl zayıflığı gibi biyolojik ve buna bağlı psikolojik nedenlerin belirlenmesi, çok zaman hakimlik mesleğinin dışında özel ve teknik bilgi gerektirmektedir.

Hele ayırt etme gücünün nisbi bir kavram olması kişiye eylem ve işleme göre değişmesi bu yönde en yetkili sağlık kurulundan, özellikle Adli tıp kurumundan rapor alınmasını da gerekli kılmaktadır. Esasen Medeni Kanunun 409/2 maddesi akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bilirkişi raporu ile belirleneceğini öngörmüştür.

Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler ve yasa hükümleri çerçevesinde bir araştırma yapılarak tüm delillerin birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir...)

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN

Davalı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

A-DAVACININ İSTEMİNİN ÖZETİ

Davacı, murisi A.nın 1912 doğumlu yaşlı, dul ve tek başına yaşayan bir kadın olduğunu, yaşlılık ve hastalık nedeniyle bilincinin yerinde olmadığını, 14.1.2002 tarihinde dava konusu iki parça taşınmazını davalı oğlu A.’e devrettiğini ve 27.1.2002 tarihinde evinde tek başına piknik tüpünde yemek yaparken eteğinin tutuşması sonucu öldüğünü, bu durumun davalının ölünceye kadar bakma görevini ihmal etmesi soncu meydana geldiğini ileri sürerek, ölünceye kadar bakma aktinin ve davalıya devredilen taşınmazların tapuların iptali ile muris adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.

B-DAVALININ CEVABININ ÖZETİ

Davalı, ölünceye kadar bakma aktinin feshini ancak bakım alacaklısının isteyebileceğini, davacıların murisle ilgilenmediklerini, 1997 yılında eşinin ölümünden sonra kendisinin bakıp ilgilendiğini, ölünceye kadar bakma aktinden doğan görevlerini ihmal etmediğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C-MAHKEME KARARINDA ÖZETLE

Mahkemece; Davalının sözleşme uyarınca annesi olan murisi yanına alıp bütün ihtiyaçlarını ekonomik ve sosyal durumuna uygun olarak sağlamadığı, murisin yaşı gereği bir evde tek başına yaşamasının yaşamın olağan akışına aykırı olduğu, eteklerinin tutuşması sonucu çıkan basit bir yangını dahi söndüremediğinden yanarak öldüğü, buradan da davalının ölünceye kadar bakma sözleşmesinden kaynaklanan görevini gereği gibi yapmadığının anlaşıldığı açıklanarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.

D-TEMYİZ AŞAMASI,BOZMA VE DİRENME: Davalı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece yukarıda açıklanan nedenlerle karar bozulmuş, yerel mahkemece; “ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptalini öngören kuralın mutlak olarak uygulanmasının adil olmayan sonuçlara götürebileceği, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin düzenlenme tarihi ile murisin ölüm tarihi arasında 13 günlük bir sürenin bulunduğu, murisin bu süre içinde sözleşmenin iptali davası açmasının olanaksız olduğu açıklanarak”, önceki kararda direnilmiştir.

E-UYUŞMAZLIK

Davacı mirasçının, akte aykırılık nedenine dayalı olarak ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptalini isteme hakkının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

F-GEREKÇE

Borçlar hukukunun düzenlediği ve belirlediği sözleşme türlerinden biri de ölünceye kadar bakma sözleşmesidir.

Bilindiği üzere;Ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir bağıttır. (BK.m.511) Diğer bir anlatımla ivazlı (karşılıklı) sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşmeye konu malın mülkiyetini bakım alacaklısına kanunun öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer. (BK.m.514)

Hemen belirtmek gerekir ki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir.Bu gereksinimin sözleşmeden sonra doğması yada bakım alacaklısının çok kısa bir süre sonra ölmüş bulunması sözleşmenin geçerliliğine etkili değildir.

Borçlar Kanunu’nun 511.maddesi bakım alacaklısı yönünden gerçek kişi olması dışında özel bir nitelik öngörmemiştir. Aksi kararlaştırılmadıkça aktin, bakım alacaklısına sağladığı menfaatleri sosyal durumuna uygun ikamet, beslenme ve giyinme, görüp gözetme gibi ihtiyaçların karşılanmasıdır. (B.K.m.514) Bu ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak maddi desteğin ne olacağını önceden kestirmek mümkün olamaz.

Yaşamın devamı için gereken asgari şartları sağlayacak nafakaya borçlu olabilecek kimse ile ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapılmasını engelleyen bir kanun hükmü bulunmamaktadır.

Öte yandan, Borçlar Kanunu’nun 517.maddesine göre; “Borçlunun üzerine düşen yükümlülüğe aykırı harekette bulunması, haklı bir nedenin ortaya çıkması, sözleşme ilişkisinin olanaksız duruma gelmesi veya çekilmez derecede zorlaşmış olması hallerinde ölünceye kadar bakma sözleşmesi sözleşme taraflarının her biri tarafından feshedilebilir.Bu fesih beyanının diğer tarafa varması ile fesih gerçekleşir, dava açmaya gerek yoktur. Fesih üzerine diğer taraf olumsuz tespit davası açabilir.Sözleşmeden dönme koşulları yoksa hakim feshi kaldıracağı gibi, ölünceye kadar bakma yükümlülüğünü de irada (paraya) çevirebilir.

Borçlar Kanunu’nun 517.maddesine göre, bakım borcunun yerine getirilmediği iddiasıyla sözleşmeyi feshetme hakkı bakım alacaklısına tanınmış olup, alacaklının ölümü ile sözleşmede sona erer. Murisin sağlığında ölünceye kadar bakma borcunun yerine getirilmediği yönünde kullanılmayan fesih hakkı, bakım alacaklısının ölümü ile mirasçılarına geçmez.

Yargıtay’ın yaygınlık kazanmış görüşü de bu yöndedir. (YHGK. 25.12.2002 gün ve 2002/1-1057- 1110 sayılı ilamı, 5.2.2003 gün ve 2003/14-50-76 sayılı ilamı)

Açıklanan ilkelerin ışığında somut olaya bakıldığında; Muris A.’nın iki parça taşınmazını oğlu olan davalıya 14.1.2002 tarihinde resmi senet ile ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile devrettiği, 27.1.2002 tarihinde ise evinde çıkan bir yangın sonucu öldüğü anlaşılmaktadır. Murisin sağlığında, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin gereklerinin bakım borçlusu tarafından yerine getirilmediğini ileri sürmediği anlaşıldığından, doğrudan bakım alacaklısına ait olan ölünceye kadar bakma sözleşmesini fesih hakkının davacı mirasçılar tarafından kullanılamayacağı belirgin hale gelmektedir.

Öte yandan, miras bırakanın ehliyetsiz olduğu ileri sürülmesine rağmen bu yönde yeterli bir araştırma yapılmamıştır.

Bu durumda Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Dairenin bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup, direnme kararının bozulması gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Dairenin bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının iadesine 22.6.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.

Mahkemesi : Babaeski Asliye Hukuk Mahkemesi Günü : 27.1.2005 Sayısı : 442-6

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2005/361, K. 2005/401, 22 Haziran 2005 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Temyiz Eden
  4. Hukuk Genel Kurulu Kararı
  5. A-davacının İsteminin Özeti
  6. B-davalının Cevabının Özeti
  7. C-mahkeme Kararında Özetle
  8. E-uyuşmazlık
  9. F-gerekçe
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2005/361
Karar No
2005/401
Tarih
22 Haziran 2005

İlgili Kararlar

  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2005/362 K.2005/425
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2005/363 K.2005/417
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2005/364 K.2005/390
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2005/365 K.2005/380
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2005/366 K.2005/383
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2005/367 K.2005/375

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.