İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2005/449 K.2005/529

Hukuk Genel Kurulu 2005/8-449 E. , 2005/529 K.

Esas2005/449Karar2005/529Tarih28 Eylül 2005Okuma10 dk · 1.958 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2005/449
Karar No
2005/529
Karar tarihi
28 Eylül 2005
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.958 kelime·10 dk okuma·7 bölüm

Hukuk Genel Kurulu 2005/8-449 E. , 2005/529 K.

"İçtihat Metni" Mahkemesi : Menderes Asliye Hukuk Mahkemesi

Günü : 30.12.2004

Sayısı : 799-995

Taraflar arasındaki “zilyetliğe dayalı tescil” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Menderes Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 13.3.2003 gün ve 647-115 sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 8.Hukuk Dairesinin 16.2.2004 gün ve 197-756 sayılı ilamı ile;

(... Davacılar vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı yaklaşık 50 dönüm taşınmazın imar – ihya ile kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı Hazine ve Orman İdaresi vekilleri, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.

Mahkemece, nitelik kaybı sebebiyle orman dışına çıkarılan yerlerin kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yolu ile kazanılmasının mümkün olamayacağı, ayrıca davacılar yararına kazanma koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm,davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Önceki bozma kararında da açıklandığı üzere tescil konusu taşınmaz 3116 sayılı Orman Kanunu hükümleri uyarınca 1949 yılında yapılan orman kadastro çalışmaları sırasında Devlet ormanı olarak sınırlandırılmış, 1975 yılında 1744 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Orman Kanununun değişik 2. maddesi hükmü uyarınca bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybetmesi nedeniyle orman dışına çıkarılmıştır. Davacılar vekili, imar – ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak tescil isteğinde bulunmuştur. Yerel bilirkişi ve tanıklar Aziz’in Bağı olarak bilinen dava konusu yer üzerinde dava tarihine kadar davacılar ve miras bırakanının 20 yıldan fazla süre ile zeytinlik, bağ ve zaman zaman tütün ve buğday ekmek suretiyle tarla olarak tasarruf ettiklerini bildirmişlerdir.

Az öncede açıklandığı üzere dava konusu taşınmaz 1949 yılında yapılan orman kadastro çalışmaları sırasında sınırlama içine alınmış ve daha sonra nitelik kaybı sebebiyle yetkili orman kadastro komisyonlarınca orman dışına çıkarılmıştır. Tescil konusu taşınmaz nitelik kaybı sebebiyle orman dışına çıkarıldığı 1975 yılına kadar 6831 sayılı Orman Kanununun 1. maddesi hükmü uyarınca orman sayılan bir yerdir.

Ormanların kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yolu ile edinilmesi, özel mülkiyet şeklinde tapuya tescil edilmesi mümkün olamaz. Nitelik kaybı sebebiyle orman dışına çıkarıldığı tarihten itibaren kazanılmaya elverişli bir taşınmaz durumunu kazanır. Bu sebeple Hazine lehine orman dışına çıkarılan bir yerin tapuya tescil edilmeden 20 yıldan fazla süre ile tasarruf edilmesi halinde kazanılması mümkün olabilir.

Mahkemece benimsenen bu yöne ilişkin gerekçe açıklanan nedenlerle yerinde değildir.

Somut olayda; tescil konusu taşınmazın 1975 yılından davacıların miras bırakanı S..in ölüm tarihi olan 1983 yılına kadar ve daha sonra da davacılar tarafından tasarruf edildiği bildirilmiş ise de, zilyetliğin başlangıcı, süreci ve niteliği gereği gibi araştırılmamıştır. Tanık ifadelerinden de açıkca anlaşılacağı üzere tescil konusu taşınmazın kök miras bırakan A..den oğlu S..’e, ondan da davacılara intikal ettiği ve tasarruf edildiği bildirilmiştir.

Davada ileri sürülen edinme sebepleri ve taşınmazın niteliği gözönünde tutularak davacılar ve miras bırakanlarının bu yer üzerindeki zilyetliğinin başlangıcı, süreci ve niteliğinin taşınmaz başında yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulması, zilyetliğin dava tarihine kadar kazanma süresine ulaşıp ulaşmadığının araştırılıp belirlenmesi, ondan sonra uyuşmazlık

hakkında hüküm kurulması gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir...)

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN

Davacılar vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

A-DAVACILARIN İSTEMİNİN ÖZETİ

Davacılar vekili 29.11.1996 tarihli dava dilekçesiyle, davaya konu taşınmazın davacıların müşterek mûrisi S. E..’den kaldığını, S..’in ölüm tarihinin 1983 yılı olduğunu, o tarihten beri davacıların bağ ve zeytinlik olarak zilyet ve tasarrufları altında bulunduğunu, taşınmaz üzerindeki bağ zamanla kuruduğu için tütün ve arpa ekimi yaparak, malik sıfatıyla, iyiniyetle kullanageldiklerini, taşınmazın 1/2 oranında davacılar adlarına tesçiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

B-DAVALILARIN CEVAPLARININ ÖZETİ

Davalı Hazine vekili cevap dilekçesiyle, dava konusu yerin tespit harici bırakılan yerlerden olduğunu, öncelikle kadastro tespiti sırasında niçin tespit dışı bırakıldığının araştırılması gerektiğini, davacıların taşınmaza hiçbir zaman zilyet olmadıklarını, komşu taşınmaz kayıtlarının da araştırılması, mahalline uygulanması gerektiğini, davanın reddini savunmuştur.

Davalı köy tüzel kişiliği temsilcisi, oturumlara katılmamış, davaya cevap vermemiştir.

Davaya dahil edilen Orman Genel Müdürlüğü vekili, davanın reddini savunmuştur.

C-YEREL MAHKEME KARARININ ÖZETİ

Yerel mahkemece; sav, savunmalar, andlı yerel bilirkişi ve davacı tanıklarının beyanları ile keşif sonucu görüş bildiren serbest orman mühendisi ve teknik bilirkişilerin rapor ve krokilerinden, taşınmazın 1949 yılında orman olduğu, davacıların kök miras bırakanı A..’in sağlığında, orman olan bu yerde bağ yaparak işgal ettiği, 1975’de 1744 sayılı Yasanın 2.maddesi uygulaması ile Hazine yararına orman sınırları dışına çıkarıldığı.

A..’in oğlu S..’in aklî dengesi yerinde olmadığı için zilyetliği sürdürmeyip kesintiye uğrattığı, 1964’de yapılan tapulama çalışmalarında da o tarihte orman sınırları dışına çıkarılmadığından dolayı tesçil harici bırakıldığının anlaşıldığını; davacıların mûrisi Sait’in yaşarken zilyetliği sürdürmediği, 1975 yılından sonra zilyetliğin başlamadığı, orman sınırı dışına çıkarılmadan önceki zilyetliğin ise geçersiz olduğu vurgulanmak suretiyle, davacıların Sait’in öldüğü 1983 yılından sonraki zilyetliklerinin, davanın açılma tarihi olan 1996 yılında 20 yılını doldurmadığı kanıtlandığından,

yararlarına zilyetlikle mülk edinme koşulları gerçekleşmediğinden davacıların davalarının reddine karar verilmiştir.

D-TEMYİZ EVRESİ BOZMA VE DİRENME

Davacılar vekilinin temyizi üzerine hüküm Özel Dairece, yukarda yazılı gerekçeyle bozulmuş, yerel mahkemece, dava konusu yerin 1744 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Kanun’un 2.maddesi uygulamasına göre orman dışına çıkarıldığı, kanun gereği bu çıkarmanın Hazine adına olabileceği; ancak, tapulu yerlere ilişkin çıkarmada ilgili tapu sahibi lehine tapu tesis edildiği, bu nedenle dava konusu yerin zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığı, Hazine adına tapulu olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

E-GEREKÇE

Bir yerin orman olup olmadığı Orman Kanunu hükümlerine göre belirlenir.Ormanın tanımı 6831 sayılı Orman Kanunu m.1/1’de yapılmıştır. Buna göre “Tabii olarak yetişen ve emekle yetiştirilen ağaç ve ağaççık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır.”

Doktrin ve uygulamada, orman alanlarının belirlenmesinde; orman kadastrosu görmüş yerler ve orman kadastrosu görmemiş yerler ile orman sınırları dışına çıkarılmış yerler ayrımı yapılmaktadır.

Orman Kadastrosu tamamlanan ve kesinleşen yerlerde, bu kadastroya ilişkin harita ve tutanak taşınmaza uygulanır.Bu uygulamada söz konusu taşınmaz, harita ve tutanakların kapsamında kaldığı takdirde orman sayılır ve özel mülkiyete konu olmaz.Bu nedenle,orman sınırları dışına çıkarılmayan bir yerde, üzerinde orman bulunsun veya bulunmasın, mülkiyet iktisabını sağlayacak, haklı zilyetliğin kurulması mümkün değildir; Gerçekten, Orman Kanunu’nun 1.maddesine göre, daha önce orman örtüsü taşıyan, bu niteliği itibarıyla orman sayılan yerler, bugün üzerinde orman sayılan ağaç ve ağaççık toplulukları bulunmasa bile orman alanı işlemi görür ve özel mülkiyete elverişli olmayan taşınmazlar arasında yer alır.

Orman kadastrosu görmeyen yerlerde, bir yerin orman alanları içerisinde kalıp kalmadığı ve söz konusu taşınmazın orman sayılıp sayılmayacağı hakimin tayin edeceği bilirkişi tarafından tespit edilir. Hakim bilirkişi raporuna göre hüküm kurar.

Orman sınırları dışına çıkarma ile ilgili ilk çalışmalar 1961 Anayasası döneminde yapılmıştır. 1961 Anayasasının 131.maddesi kabul edilmiştir.

1961’deki şekli ile Anayasa’nın 131.maddesi aynen şöyledir:

“b) Ormanların korunması ve geliştirilmesi,

Devlet, ormanların korunması ve ormanlık sahaların genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır.Bütün ormanların gözetimi devlete aittir.

Devlet ormanları, kanuna göre Devletçe yönetilir ve işletilir. Devlet ormanlarının mülkiyeti, yönetimi ve işletilmesi özel kişilere devronulamaz. Bu ormanlar zamanaşımıyla mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz.

Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez.

Ormanlar içinde veya hemen yakınında oturan halkın kalkındırılması ve ormanı koruma bakımından gerekirse, başka yere yerleştirilmesi kanunla düzenlenir.

Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir ve bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz.

Orman suçları için genel af çıkarılamaz; ormanların tahribine yol açacak hiçbir siyasi propaganda yapılamaz.”

1961 Anayasası 1970 yılında 1255 sayılı Kanunla değişikliğe uğramış ve önemli bir değişiklik olarak ilk defa belli şartlarda Devlet ormanlarından çıkarılmaya imkân getirilmiştir.

Anayasa’nın değişik 131.maddesi de şöyledir:

“b)Ormanların ve orman köylüsünün korunması, ormanların geliştirilmesi,

Devlet, ormanların korunması ve ormanlık sahaların genişletilmesi için gerekli kanunlar koyar ve tedbirleri alır.Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir.

Devlet ormanları, kanuna göre Devletçe yönetilir ve işletilir.Devlet ormanlarının mülkiyeti, yönetimi ve işletilmesi özel kişilere devrolunamaz. Bu ormanlar, zamanaşımıyla mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz.

Ormanlar içinde veya hemen yakınında oturan halkın kalkındırılması ve ormanı koruma bakımından, ormanın gözetilmesinde ve işletilmesinde Devletle bu halkın işbirliği yapmasını sağlayıcı tedbirler ve gereken hallerde başka yere yerleştirme kanunla düzenlenir.

Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvalık, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar bulunan topraklarla şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerler dışında orman sınırlarında hiçbir daraltma yapılamaz.Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir ve bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz.

Ormanların tahrip edilmesine yol açan hiçbir siyasi propaganda yapılamaz.”

1961 Anayasasının 131 nci maddesi 1970 yılında değişikliğe uğrayıp belli tarih öncesi itibariyle orman vasfını kaybeden yerlerin orman sınırları dışına çıkarılmasına olanak sağlayınca, uygulama kanunu olan 6831 sayılı Orman Kanununun 2.maddesi 1973 tarih 1744 sayılı Kanun’a aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:

Madde 2: 15.10.1961 gününden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerden;

a)Su ve toprak rejimine zarar vermeyen, orman bütünlüğünü bozmayan, tarla, bağ, meyvalık, zeytinlik, fındıklık, fıstıklık (antepfıstığı) gibi çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar bulunan yerler ile otlak, kışlak ve yaylak haline gelmiş yerler,

b)Şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim sahaları,

Orman sınırları dışına çıkarılır.

Evvelce sınırlaması yapılmış ve fakat yukarıdaki fıkra hükümlerine uymadığı Orman Bakanlığınca veya vaki müracaatlar üzerine anlaşılan sınırlamaların düzeltilmesi bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç on yıl içinde orman kadastrosu komisyonlarınca yapılır.Bu düzeltme sonucu orman sınırları dışına çıkarılacak yer, sınırlaması itirazsız kesinleşmiş tapulu arazi ise mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal eder.

Yeniden yapılacak orman kadastrolarında da bu madde hükümleri uygulanır.

Geçici 1 nci maddeye göre bildirilecek gerekçeli mütalaalarda, bu maddede yazılı hükümleri uygulamaya Orman Bakanlığı yetkilidir.

Bu madde hükümleri yanan orman sahalarında hiçbir suretle uygulanamaz.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin şekil ve esaslar kanun yürürlüğe girmesinden itibaren en geç 6 ay içinde yürürlüğe konulacak tüzükle belli edilir.

Daha sonra bu konudaki uygulamalar, 2896 sayılı Kanun ve 3302 sayılı Kanunlarla devam etmiştir.

Orman sınırı dışına çıkartma tarihinden itibaren, daha önceden zaten taşınmaz üzerinde zilyet olan kimselerin, söz konusu işlem ile birlikte zilyetlikleri yirmi yılı doldurduğu takdirde, kazandırıcı zamanaşımıyla iktisapları gündeme gelmektedir.Bunun için Hazinenin söz konusu süre içinde sessiz kalması yani itiraz etmemesi ve yirmi yıllık sürenin dolması yeterlidir.

Gerçekten de orman sınırı dışına çıkarılan taşınmaz, orman sınırı dışına çıkarma işlemi ile Hazinenin tesçil talebinde bulunup, adına tesçil edildiği tarih arasında zilyetlikle iktisaba elverişli tapusuz bir yerdir.Hazine adına tesçil edilmeyen yer bir kamu hizmetine de tahsis edilmemiş ise, sınırlandırma tarihinden itibaren, çekişmesiz ve aralıksız malik sıfatıyla zilyetliğin yirmi yıla tamamlanması halinde, zamanaşımı yoluyla iktisap edilebilir.

Ancak, sınırlandırma işleminden önceki zilyetlik hesaba katılmaz. Çünkü, orman sınırı dışına çıkarma işleminden önce taşınmaz orman sayılmaktadır.Bu nedenle taşınmazın orman niteliğini kaybetmiş olmasına rağmen, henüz orman sınırı dışına çıkarma işlemi yapılmamışsa, yine orman sayılmaktadır.

Somut olayda uyuşmazlık, orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın zilyetlikle iktisap edilip edilemeyeceği; edilebilir ise zilyetlikle iktisap koşullarının davacılar yararına gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.

Dosyadaki bilgi ve belgelere göre dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede ilk orman tahdidi 3116 sayılı Kanuna göre 1949 yılında gerçekleştirilmiştir. Belirtilen tarihte dava konusu taşınmaz, orman sınırı içerisinde kalmış, 1964 yılında yapılan tapulama tespiti sırasında orman tahdit sınırı içinde kaldığından tespit harici bırakılmıştır. Daha sonra nitelik kaybı sebebiyle 6831 sayılı Kanunun 2.maddesinde, 1744 sayılı Kanunla yapılan değişiklik uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmış, böylelikle bu tarihten itibaren, Hazine adına tapuya bağlanmadığı için zilyetlikle iktisap edilebilir taşınmaz durumuna gelmiştir.

Orman olduğu sürece taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğe değer verilemez.

Taşınmazın orman sınırı dışına çıkarıldığı 1975 yılından itibaren 1983 de ölümüne kadar mûris Sait; bu tarihten sonra da davacılar tarafından kullanıldığı bilirkişi ve tanıklarca soyut olarak ifade edilmiştir. Soyut nitelikteki bilirkişi ve tanık beyanları bir değer taşımaz.Bu nedenle taşınmaz üzerinde yeniden keşif yapılarak yerel bilirkişi ve tanıklardan, zilyetliğin başlangıcı, süresi ve niteliği konusunda yer ve zamana dayalı bilgiler alınması;özellikle akıl hastası olduğu öne sürülen Sait’in (veya onun adına bir yakınının) taşınmaz üzerindeki zilyetliği sürdürüp sürdürmediğinin araştırılması, davacılar yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığının bir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde saptanması, uyuşmazlığın çözümü yoluna gidilmesi gerektir.

O halde Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken,önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 28.9.2005 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2005/449, K. 2005/529, 28 Eylül 2005 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Temyiz Eden
  4. Hukuk Genel Kurulu Kararı
  5. A-davacıların İsteminin Özeti
  6. B-davalıların Cevaplarının Özeti
  7. C-yerel Mahkeme Kararının Özeti
  8. D-temyiz Evresi Bozma Ve Direnme
  9. E-gerekçe
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2005/449
Karar No
2005/529
Tarih
28 Eylül 2005

İlgili Kararlar

  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2005/457 K.2005/512
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2005/459 K.2005/480
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2005/460 K.2005/482
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2005/467 K.2005/513
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2005/468 K.2005/514
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2005/470 K.2005/484

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.