İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2005/5 K.2005/33

Hukuk Genel Kurulu 2005/11-5 E. , 2005/33 K.

Esas2005/5Karar2005/33Tarih9 Şubat 2005Okuma6 dk · 1.244 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2005/5
Karar No
2005/33
Karar tarihi
9 Şubat 2005
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.244 kelime·6 dk okuma·2 bölüm

Hukuk Genel Kurulu 2005/11-5 E. , 2005/33 K.

"İçtihat Metni"

Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bursa 3. Sulh Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 18.3.2003 gün ve 2002/498-2003/434 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19.4.2004 gün ve 2003/9897-4251 sayılı ilamı ile,

(...Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadaki hesabından keşide ettiği 5.556.185.000.TL bedelli çek’in, lehdarı Bursa SSK Müdürlüğü’nce ibrazı üzerine karşılıksız kaşesi vuran davalının kusurlu olduğunu, zira, hesapta 5.544.457.050.TL.kadar kısmen para bulundurduğunu, müvekkilinin lehdara, tamamen karşılığı yokmuşçasına, tamamının %5’i olan 333.371.100 TL çek tazminatı ödediğini, oysa karşılıksız kalan 11.727.950 TL.nın % 5’i olan 586.397.TL ödemesi gereken müvekkilinin 332.784.703 TL. fazla ödeme yapmak zorunda kalması nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek, fazla ödenen bu meblağın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, takas merkezine ibraz edilen çek’in arkasına karşılıksız ibaresi yazılmasını müvekkilinin kusuru ile olmadığını, hesabında tam karşılık bulundurmayan davacının kusurlu olduğunu davacının ödediği 333.371.000 TL.nın primlerin 12 gün gecikme zammına ilişkin olduğunu karşılıksızlığın tespitini davacının takip edip, hemen ödeme yapsa idi zammın doğmayacak olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, dosya kapsamına, toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, hamil SSK.nun kısmi ödemeleri kabul etmeme uygulamasının varlığı nedeniyle, davalının kısmi karşılığının bulunduğunu yazıp yazmamasının öneminin kalmadığı, her iki durumda sonuçta kısmi ödemenin hamilce kabul edilemeyeceğinden, bankanın eylemi ile sonuç arasında illiyet kurulamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davalı muhatap bankanın, karşılığı bulunduğu halde, çek'e karşılıksız kaşesi vurduğu, bunun üzerine davacı keşidecinin, dava dışı lehdar­-hamil Bursa SSK Müdürlüğü'ne % 5 çek tazminatı ödemek zorunda kaldığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.

01.12.2000 olan ibraz tarihinde çek'in kısmi karşılığının bulunduğu, hamil'in çek' i tahsil için dava dışı Emlak Bankası A.Ş.ne ciro ettiği, çek'in bu bankaca takas odasına gönderildiği, takas odasının karşılıksız kaşesi vurduğu, davacının 12.12.2000 günü lehdar-hamil'e çek'e konu primlerin gecikme zammı bedeli olan 333.371.100 TL ödeme yaptığı dosya kapsamı ile sabittir. Davacı ise bu bedelin, % 5 çek tazminatı olduğunu iddia etmiş, davalı ise, bu bedelin prim gecikme bedeli olduğunu ve gecikmenin davacıdan kaynaklandığını savunmuştur.

TTK.nun 695/son fıkra hükmüne göre, keşideci çek' in karşılıksız kalan bölümünün % 5'ini ve hamilin bu yüzden uğradığı zararı tazmine mecburdur. Davacının hamile ödediği sabit olan 333.371.000.-TL., hamil'in düzenlediği ve davacının dayandığı belgeye göre, çek bedelinin %5"i değil, primlerin gecikme bedeli olup, miktar olarak da buna karşılık gelmektedir.

Çekişme, sonuçta davacının ödemek zorunda kaldığı bu bedelin ödenmesinde, davalının bir kusurunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmıştır. Davalı vekili, kusurun tamamen davacıda olduğunu savunmuştur. Mahkemece, yazılı gerekçelerle, davanın reddine karar verilmiştir.

Oysa, TTK.nun 730/8 nci bent yollaması ile çek’ler için de uygulanan, aynı kanunun 621/2 nci maddesi uyarınca, hamil, kısmi ödemeyi reddedemez. Esasen, hamili bağlayan 506 sayılı Kanun'un 80/4 ncü fıkra hüküm yollaması ile 6183 sayılı Kanun'un 51 nci maddesi hükmü ve 506 sayılı aynı Kanun'un 80/8 nci fıkra hükmü uyarınca, hamil SSK., kısmi ödemeyi reddedemez.

Bilindiği üzere 3167 sayılı Çek Kanunu'nun dava tarihinde yürürlükte olan 4 ncü ve 5 nci madde hükümlerine göre, çek' in kısmen karşılığının bulunması halinde muhatap banka bunu ödemek zorunda olup, karşılığı bulunan ve bulunmayan kısmın çekin arkasına yazılması gerekmektedir. TTK. nun 710 ncu maddesi hükmüne göre, çek'in bir takas odasına ibrazı, ödeme için ibraz yerine geçer.

Takas odası da, çekin kısmen veya tamamen ödenmeme durumunu, TTK.nun 720/3 ncü maddesi hükmü uyarınca çek'in arkasına yazmalıdır. TTK.nun 695/2 nci maddesi hükmü uyarınca da, muhatap bu kısmi karşılığın tutarını ödemekle yükümlüdür. Aynı Kanun'un 621/2 nci maddesi uyarınca hamil kısmi ödemeyi reddedemez.

Bankalararası Takas Odaları Merkez Yönetim Kurulu'nca hazırlanan ve emsal dosyalarda rastlanan özellikle 7, 8 ve 11 nci maddeler hükümlerinde, kısmen karşılığı bulunan çekler ile ilgili düzenlemelere yer verilmiş olup, bu hükümler, yukarıda az önce açıklanan yasal düzenlemeler ile de paralellik arzetmektedir.

Bu durumda, davacının en azından hesabındaki para kadar borcundan kurtulması mümkün iken, davalının bilgisayar sistemini yukarıda belirtilen düzenlemelere uygun hazırlamadığı için takas odasının karşılıksızlık işlemini yaptığı gözetilerek, davalının müterafık kusurunun bulunduğu sonucuna varılmalıdır. Davacının da, davalının bu sistemini bilmesi, buna göre çek bedelinin tamamını hesabında bulundurması, takas odasının tamamen karşılıksızlık işlemini önceden öngörmesi gerekirken, basiretsiz davrandığı için müterafik kusurludur. Dairemiz'in 11.06.2001 tarih ve 3193-5336 sayılı ilamı bu yöndedir.

Bu itibarla, mahkemece, bu açıklamalar ışığında, uzman bilirkişi kurulundan, denetime elverişli bir rapor alınarak, kusur oranlarının tesbiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır...)

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle,yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN

Davacı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, tazminat istemine ilişkindir.

Yerel mahkemece verilen davanın reddine dair karar, Özel Dairece yukarıdaki gerekçeyle bozulmuştur.

Direnme kararında, mahkemenin önceki kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesince bozulduğu belirtilip, bozma kararının metni aynen yazıldıktan sonra, tarafların iddia ve savunmaları özetlenmiş, ardından gelen "Deliller, Hukuki Nitelendirme ve Gerekçe" bölümünde önceki kararın aynı başlığı taşıyan bölümü bütünüyle aynen tekrar edilmiş; sadece, anılan kararın sondan bir önceki paragrafında yer alan "...Taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, toplanan delillerden özellikle de SSK 'nın yazısı ve uygulamalara göre davanın reddine karar vermek gerekmiştir" cümlesine, "...göre" sözcüğünden sonra gelecek şekilde "Mahkememizin... Sayılı kararında ısrar edilmesine" söz dizininin eklenmesiyle yetinilmiş; ardından, hüküm fıkrası oluşturulmuştur.

Hukuk Genel Kurulu'nda işin esasının incelenmesine geçilmeden önce, direnme kararının yasal anlamda gerekçe ihtiva edip etmediği, bir usulü ön sorun olarak incelenip değerlendirilmiştir.

Öncelikle konuya ilişkin şu genel açıklamaların yapılmasında yarar görülmüştür:

Bir mahkeme kararının gerekçesi, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün bulunması, zorunludur.

Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa'nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388. maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.

Öte yandan, bazen bir mahkeme kararının, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi konularda yapılacak hukuksal değerlendirmelerin sağlıklı olabilmesi de, o kararın yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.

Yine, direnme kararlarının hukuksal niteliklerinin doğal sonucu ve gereği olarak, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yapacağı inceleme ve değerlendirme sırasında gözeteceği temel unsurlardan birini direnme gerekçesi oluşturacağından, yukarıda değinilen genel anlamdaki tüm diğer nedenlerin yanında, özel olarak bu bakımdan da direnme kararının usul hukuku ilkelerinin aradığı anlamda bir gerekçe içermesi zorunludur.

Başka bir ifadeyle, Özel Daire bozma ilamına hangi nedenlerle uyulmadığı, bozmanın niçin yerinde bulunmadığı ve mahkemenin bozulan önceki kararının neden hukuka uygun olduğu hususlarının direnme kararında açıklanması, onun hukuka uygunluğunun denetlenebilmesi açısından kesin bir zorunluluktur.

Nihayet, direnme kararları, yapıları gereği, Yasa'nın hukuka uygunluk denetimi yapmakla görevli kıldığı bir Yargıtay dairesinin bu denetimi sonucunda hukuka aykırı bularak, gerekçesini açıklamak suretiyle bozduğu bir yerel mahkeme kararının aslında hukuka uygun bulunduğuna, dolayısıyla bozmanın yerinde olmadığına ilişkin bir iddiayı içerdiklerinden, o iddianın yasal ve mantıksal gerekçelerini de ortaya koymak zorundadır.

Öte yandan, herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin direnme kararı verilmesinin, hakimin yargılama görevini savsaması olarak dahi düşünülmesi mümkündür.

Bu genel açıklamaların ışığında somut olaya bakıldığında: Yerel mahkemece verilen direnme kararının, yukarıda açıklanan nitelikte bir yasal gerekçeyi içermediği çok açıktır. O halde, direnme kararı salt bu nedenle bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Direnme kararının yukarıda açıklanan gerekçeyle H.U.M.K.nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 9.2.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Mahkemesi : Bursa 3.Sulh Hukuk Mahkemesi Günü : 23.9.2004 Sayısı : 2004/1034-1249

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2005/5, K. 2005/33, 9 Şubat 2005 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Temyiz Eden
  4. Hukuk Genel Kurulu Kararı
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2005/5
Karar No
2005/33
Tarih
9 Şubat 2005

İlgili Kararlar

  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2005/6 K.2005/73
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2005/7 K.2005/47
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2005/8 K.2005/19
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2005/8 K.2005/53
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2005/9 K.2005/23
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2005/9 K.2005/41

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.