İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2006/295 K.2006/341

Hukuk Genel Kurulu 2006/19-295 E. , 2006/341 K.

Esas2006/295Karar2006/341Tarih7 Haziran 2006Okuma7 dk · 1.401 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2006/295
Karar No
2006/341
Karar tarihi
7 Haziran 2006
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.401 kelime·7 dk okuma·5 bölüm

Hukuk Genel Kurulu 2006/19-295 E. , 2006/341 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ

Ankara Asliye 4.Ticaret Mahkemesi

TARİHİ : 28/12/2005

NUMARASI

2005/517 E. 698 K.

Taraflar arasındaki "itirazın iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 4. Ticaret Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 07.07.2004 gün ve 2002/70-2004/466 sayılı kararın incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 24.06.2005 gün ve 2004/12180-2005/7150 sayılı ilamı ile; (...Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı şirkete asfalt satıp 36.034.648.000.-TL. bedelli fatura düzenlediğini, davalının 9.770.327.784.-TL.’lık iade faturası düzenlediğini bakiye bu alacağın tahsili için yapılan icra takibinin davalının haksız itirazı nedeniyle durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili davacının %1 karla asfalt satmayı taahhüt etmesine rağmen %35 kar ekleyerek fatura tanzim ettiğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece davacının ton başına uyguladığı birim fiyatın yasa ve tarafların iradesine uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının itirazının 9.770.327.784.- TL.’lik kısmının iptaline, bu miktara takip tarihinden itibaren %70 oranını geçmemek üzere yasal faiz uygulanmasına, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Faturaya dayalı alacak likit (bilinebilir, belirlenebilir, hesap edilebilir) olduğundan hükmedilen miktar üzerinden İİK.’nun 67/2.maddesi uyarınca davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken bu yöndeki talebin reddedilmiş olması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN

Davacı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, satılan asfalt malzemesiyle ilgili olarak davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturaya dayalı ilamsız icra takibinde, borca itirazın iptali istemine ilişkindir.

Davacı ......İnş. Ltd.

Şti.vekili, davacı şirket tarafından davalı şirkete satılan asfalt malzemesi için davalı adına 26.11.2001 tarihli, KDV dahil 36.034.648.000 TL bedelli fatura düzenlendiğini, faturaya konu malzemenin teslim edildiği konusunda uyuşmazlık bulunmadığını, davalının faturayı aldıktan sonra KDV dahil 9.770.327.784 TL yönünden iade faturası kesip, kalan fatura bedelini ödediğini, iade faturasına davacı tarafından yasal süre içerisinde itiraz ve faturanın davalıya iade edildiğini; ödenmeyen bakiye bedel için de davalı aleyhine icra takibi yapıldığını, davalının sebep bildirmeyerek borca itirazda bulunduğunu;

her ne kadar itirazda sebep bildirilmemiş ise de, itirazın olsa olsa, satılıp teslim edilen asfalt malzemesinin bedeline ilişkin olabileceğini, bu konuda da Bayındırlık Bakanlığı’nın birim fiyatları üzerinden yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda itirazın haksızlığının ortaya çıkacağını ileri sürerek, itirazın iptaline ve davalının asgari %40 oranında icra ve inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı ....İnş. Tic. Ltd.

Şti. vekili, davalı şirketçe davacıdan 1.483,86 ton asfalt malzemesi satın alındığını, bu hususun ihtilafsız olduğunu, devamlılık arz eden ticari münasebet sebebiyle davacı firmayla yapılan görüşmelerde asfalt malzemesinin maliyetine yakın, çok düşük sembolik bir kar marjı (%1) üzerinden davalıya verilmesinde anlaşıldığını, söze vefa gereği bu konuda bir sözleşme imzalanmasına gerek görülmediğini, akabinde, davalının davacıya malzeme bedelinin avansı olarak 01.11.2001 tarihinde 14 milyar TL. tutarlı banka havalesi yaptığını;

konuşulan fiyat üzerinden, maliyetine yakın bir fiyatla davalının davacıdan toplam 1.483,86 ton asfalt malzemesini satın aldığını, ancak, davacının sözleşmeye sadakat göstermeyerek, davalıya %35’e varan bir kar marjına göre 20.580.000 TL/ton birim fiyat üzerinden fatura düzenlediğini, oysa, %1 kar marjına göre,bu faturanın yaklaşık 15.000.000 TL/ton birim fiyat üzerinden tanzimi gerektiğini, davalının bu birim fiyatları esas almak suretiyle, fazladan istenilen tutar için davacıya iade faturası gönderdiğini, iade tutarı dışında kalan borçtan, 01.11.2001 tarihli avans ödemesini düşerek,

kalan 12.264.332.000 TL. yi de davacıya ödediğini, böylece borcu bulunmadığını; maliyete yakın bir kar marjıyla satışın kararlaştırıldığı hususunun, davacı tarafından iade faturasıyla ilgili olarak gönderilen 25.12.2001 tarihli ihtarnamede de ikrar edildiğini, taraflar arasında Bayındırlık birim fiyatlarının uygulanması konusunda hiçbir konuşma geçmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Yerel Mahkeme; taraflar arasındaki satış sözleşmesinde fiyatın belirlenmediği, o nedenle B.K.nun 209/1.maddesi gereğince, satımın siparişin yapıldığı gün ve yerde cari fiyat üzerinden yapılmış sayılması gerekeceği, tarafların düşük bir kar uygulanacağını da kabul ettikleri, bu kıstaslar göz önüne alındığında ve bilirkişi raporları da değerlendirildiğinde, davacının uyguladığı fiyatın B.K. nun 209/1.maddesine ve tarafların kar konusundaki kabullerine uygun bulunduğu,

uyuşmazlığın bu niteliğine göre ve birim fiyatın, dolayısıyla da alacak miktarının yargılama sonucu belirlenmiş olması karşısında alacağın likit sayılamayacağı, davacının icra inkar tazminatı isteyemeyeceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, itirazın 9.770.327.784.TL. üzerinden iptaline, bu asıl alacağa takip tarihinden itibaren %70 oranını geçmemek üzere değişen faiz oranlarında yasal faiz uygulanmasına, davacının fazlaya ilişkin isteminin ve icra inkar tazminatı isteminin reddine karar vermiş; taraflar vekillerince temyiz edilen karar, Özel Dairece metni yukarıda bulunan bozma ilamındaki gerekçeyle bozulmuş.

Yerel Mahkemenin gerekçesini tekrarlayarak ve genişleterek verdiği direnme kararını davacı vekili temyiz etmiştir.

Davacının fatura konusu asfalt malzemesini davalıya satıp teslim ettiği, taraflar arasında çekişmesizdir.

Faturaya konu edilen ve icra takibinde tahsili istenilen asıl alacak tutarının gerçeğe uygun bulunduğunda da, Yerel Mahkeme ile Özel Daire arasında uyuşmazlık yoktur.

Bozma ve direnme kararlarının içerik ve kapsamlarına göre, Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, somut olayda, faturaya dayalı olarak yapılan ilamsız icra takibinde tahsili istenilen alacağın likit olup, olmadığı; bu konuda yapılacak saptamaya bağlı olarak da, davacının icra inkar tazminatı isteminin yerinde bulunup, bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

Bu noktada, icra inkar tazminatına ve onun koşullarından biri durumundaki “alacağın likitliği” kavramına ilişkin olarak, şu genel açıklamaların yapılmasında yarar görülmüştür.

Yargıtay Daireleri ve Hukuk Genel Kurulu’nun kararlılık kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davalarında İcra ve İflas Kanunu’nun 67/2.maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkar tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.

Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.

Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Yukarıda belirtildiği gibi, davacının fatura konusu asfalt malzemesini davalıya sattığı ve davalının da bunu teslim aldığı, faturaya konu edilen ve icra takibinde tahsili istenilen asıl alacak tutarının gerçeğe uygun olduğu çekişmesizdir.

Davalı vekili, cevap dilekçesinde, taraflar arasında devamlılık arz eden bir ticari münasebet bulunduğunu, bundan kaynaklanan karşılıklı güven nedeniyle yazılı bir sözleşme yapılmadığını bildirmiştir.

Bu beyan ve dosya kapsamı, davalı şirketin, asfalt malzemesi satımı işiyle iştigal eden davacı şirketten, dava konusu uyuşmazlığın ilişkin bulunduğu alım-satımdan daha önce de, aynı malzemeyle ilgili sözleşmeler yapmış olduğunu, taraflar arasında bu yönde süregelen bir ilişki bulunduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Bu durumda, bir Limited şirket olarak tacir sıfatı taşıyan ve bu nedenle de Türk Ticaret Kanunu’nun 20/2.maddesi uyarınca basiretli bir tacir gibi davranmak yükümlülüğü altında bulunan davalının, davaya konu asfalt malzemesinin gerek satış sözleşmesi tarihindeki ve gerekse sözleşme öncesi ve sonrası dönemlerdeki maliyeti ve piyasa fiyatları konusunda yeterli bilgiye sahip bulunduğunun, bu bilgiye sahip olmasının kendisinden beklenmesi gerekeceğinin, satın ve teslim aldığı,

miktarı çekişmesiz asfalt malzemesi için davacı tarafından düzenlenen faturadaki birim fiyatın, o tarihteki maliyet ve piyasa fiyatları ile sözleşmedeki kararlaştırmaya uygun olup olmadığını değerlendirebileceğinin kabulü gerekir.

Başka bir ifadeyle, somut olayda davalı şirket, söz konusu satım sözleşmesi nedeniyle satıcı davacıya olan borcunun miktarının belirlenebilmesi için gereken bütün unsurları bilmekte veya bilmesi gereken bir konumda; kısaca, davacıya ne miktarda borçlu olduğunu tespit edebilecek durumdadır.

Davalının bizzat belirleyebileceği borç miktarı ile, davacının düzenlediği faturadaki tutarı karşılaştırmak suretiyle faturanın gerçek borcu gösterip göstermediğini denetlemesi; buna bağlı olarak da, eğer hakkındaki icra takibinde talep edilen alacak gerçeğe uygun ise, borca itiraz etmemek suretiyle, icra inkar tazminatına mahkum olmaktan kurtulması fiilen ve hukuken mümkündür.

Buna rağmen, borca itiraz etmiş olan davalının, icra ve inkar tazminatından sorumlu tutulması hem somut olay özelliklerinin ve hem de yasal düzenlemelerin gereğidir.

Açıklanan bu duruma göre, Yerel mahkemece, aynı yöne işaret eden Özel Daire bozma ilamına uyulması gerekirken, hukuki yanılgıya dayalı önceki kararda direnilmesi usule ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile,direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, ilk görüşmede çoğunluk sağlanamadığından, 07.06.2006 günü yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2006/295, K. 2006/341, 7 Haziran 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Mahkemesi
  4. Tarihi : 28/12/2005
  5. Numarası
  6. Temyiz Eden
  7. Hukuk Genel Kurulu Kararı
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2006/295
Karar No
2006/341
Tarih
7 Haziran 2006

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2006/296 K.2006/10285
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2006/296 K.2006/358
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2006/297 K.2006/10286
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2006/298 K.2006/10287
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2006/299 K.2006/10288
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2006/300 K.2006/10289

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.