İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2006/781 K.2006/803

Hukuk Genel Kurulu 2006/13-781 E. , 2006/803 K.

Esas2006/781Karar2006/803Tarih13 Aralık 2006Okuma6 dk · 1.219 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2006/781
Karar No
2006/803
Karar tarihi
13 Aralık 2006
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.219 kelime·6 dk okuma·5 bölüm

Hukuk Genel Kurulu 2006/13-781 E. , 2006/803 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ

Ankara 5.Asliye Hukuk Mahkemesi

TARİHİ : 16/05/2006

NUMARASI

2006/110 E- 140 K.

Taraflar arasındaki "Kiracılığın tespiti” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda. Ankara Asliye 5. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 12.11.2004 gün ve 2004/237 E- 2004/462 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 19.09.2005 gün ve 2005/7482-13364 sayılı ilamı ile;

(...Davacı, davalı idare ile aralarında 22.03.2004 tarihinde, 01.01.2004 ila 30.04.2004 tarihleri arasında geçerli olmak üzere kira sözleşmesi yapıldığını, sözleşmenin 3/e maddesine göre sözleşme süresi bitmeden 10 gün önce davalı kiralayanı feshi ihbarda bulunmaması halinde sözleşmenin uzayacağını, davalının süresinde feshi ihbarda bulunmadığını ve sözleşmenin yenilenerek bir yıl uzadığını, ancak daha sonra 04.05.2004 tarihli ve 11.05.2004 tarihli yazılarla kiralanandan tahliyesinin istendiğini bildirip, kiracılığının devam ettiğinin tespitle muarazanın giderilmesini istemiştir.

Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davalının kira sözleşmesinin 3/e maddesine göre kira süresinin bitim tarihinden on gün önce tahliye istemediği ve kira sözleşmesinin bir yıl süre ile uzadığından bahisle davacının kiracılığının devam ettiğinin tesbitine ve muarazanın giderilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Taraflar arasında 22.03.2004 tarihinde düzenlenen kira sözleşmesinin süresi 1.1.2004 tarihinden 30.04.2004 tarihine kadardır. Kira sözleşmesinin 3/e maddesi ile "TRT ihtiyacı halinde kiralanan yerlerin 10 (on) gün önceden haber vermek kaydıyla tahliyesini isteyebilir." Hükmü getirilmiştir. Bu madde ile taraflar kira sözleşmesi devam etmekte iken ihtiyacı halinde kiralayanın on gün önceden fesh ihbarda bulunarak her zaman tahliye isteyebileceği kararlaştırılmıştır.

Maddede kira sözleşmesinin süresi bitmeden on gün önce feshi ihbarda bulunulmadığı takdirde, kira sözleşmesinin bir yıl uzayacağı anlamında bir kararlaştırma yoktur. Davalı kiralayan, süresinin bitiminden itibaren hemen 4 ve 11 Mayıs 2004 tarihli yazılarla davacı kiracıdan kiralananın tahliyesinin istediğine göre, BK. 267 maddesi hükmüne göre kira sözleşmesinin uzadığının kabulü mümkün değildir. O nedenle davanın reddi gerekir.

Mahkemece sözleşmenin 3/e maddesi hükmü yanlış değerlendirilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN

Davalı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, kiracı tarafından açılmış, kiracılığın devam ettiğinin tespiti ve muarazanın giderilmesi istemine ilişkindir.

Davacı vekili; müvekkili ile davalı idare arasında 01.01.2004-30.04.2004 tarihleri arasında geçerli olmak üzere akdedilen kira sözleşmesinin 3/e maddesinde öngörülen ihbar koşulu gereğince, sözleşmenin bitim tarihinden 10 gün önce davalının dava konusu yere ihtiyacı olması halinde ihtarname göndermek zorunda olduğunu; ancak davalının süresinde feshi ihbarda bulunmaması nedeniyle 6570 sayılı Kanunun 11.maddesi gereğince kira sözleşmesinin bir yıl süre ile uzadığını; buna rağmen davalı Kurumca müvekkiline sonradan gönderilen 04.05.2004 ve 11.05.2004 tarihli yazılarla kiralanandan tahliyesinin istendiğini ileri sürerek, kiracılığın devam ettiğinin tespiti ile muarazanın giderilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili; 29.01.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 5072 sayılı "Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun" kapsamında kiralanan yerlerin altı ay içerisinde tahliyesi zorunluluğunun getirilmiş olması nedeniyle; müvekkilinin, taraflar arasında akdedilen kira sözleşmesinin 3/e maddesine dayanarak kiralananın tahliyesini istediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini cevaben bildirmiştir.

Mahkemenin; “kiralananın musakkaf nitelikte olup, 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkındaki Kanunun 1.maddesi uyarınca uyuşmazlığa 6570 sayılı Kanun ile Borçlar Kanununun kira yasasına aykırı olmayan hükümlerinin uygulanması gerektiği, 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkındaki Kanunun 7.maddesinde tahliye sebepleri sınırlandırıldığından, davalı kiralayanın sözleşmenin sona erdiği gerekçesiyle tahliye isteminde bulunamayacağı, kiralananı tahliye edeceğine dair davacı tarafından kira sözleşmesinin bitiminden evvel davalıya yapılmış bir bildirimin de bulunmadığı anlaşıldığından,

aynı Kanunun 11.maddesi uyarınca taraflar arasındaki kira sözleşmesinin bir yıl süre ile kendiliğinden uzamış sayılacağı” gerekçesiyle “davacının kiracılığının devam ettiğinin tespiti ile muarazanın bu şekilde önlenmesine” dair verdiği karar, Özel Daire’ce yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş. Yerel Mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Taraflar arasındaki kira sözleşmesi 01.01.2004 başlangıç 30.4.2004 bitim tarihli olup, Sözleşmenin 3/e maddesinde "TRT ihtiyacı halinde kiralanan yerlerin 10 (on) gün önceden haber vermek kaydıyla tahliyesini isteyebilir" hükmü getirilmiş ve davalı idareye ait Orkut ve Arı Stüdyoları binalarında bulunan 4.5 m2 yerin çay ocağı olarak davacıya kiralandığı belirtilmiştir. Davalı/kiralayanın, kira sözleşmesinin sona erdiği gerekçesiyle kiralananın tahliyesi istemini içeren 3 Mayıs 2004 ve 11 Mayıs 2004 tarihli yazıların, aynı gün davacıya tebliğ edildiği uyuşmazlık dışıdır.

Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık; taraflar arasındaki çekişmenin, 818 sayılı Borçlar Kanunu’na göre mi, yoksa 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkındaki Kanun hükümlerine göre mi çözümlenmesinin gerektiği; buna bağlı olarak kira sözleşmesinin sona erip ermediği noktalarında toplanmaktadır.

Bilindiği üzere; 818 sayılı Borçlar Kanunu kira akdinden doğan davalarda genel ve temel Kanun durumunda olup, aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde uygulanacak olan Kanun, Borçlar Kanunu’dur.

6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkındaki Kanunun 1.maddesinde, bu Kanunun uygulanacağı alan belirlenmiş olup; anılan madde uyarınca 6570 sayılı Kanun, öncelikle Belediye teşkilatı olan yerlerle, belediye teşkilatı olmasa bile iskele, liman ve istasyonlardaki gayrimenkullerin kiralanmasıyla ilgili işlemlerde geçerli bulunmaktadır.

6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkındaki Kanuna göre; mecurun bu Kanun kapsamına girmesi için ikinci koşul da, bunların gayrimenkul olmaları ve musakkaf bulunmaları lüzumudur.

Kısaca, kiraya verilen musakkaf yerlere ilişkin uyuşmazlıklara 6570 sayılı Kanun hükümleri uygulanmakta olup, gayri musakkaf taşınmaz mallar ise Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.

Her iki Yasanın ilgili maddelerinin hukuki sonuç ve hükümleri ile koruma amaçları tamamen bir birinden farklıdır. Örneğin, kira parası, Borçlar Kanunu’nun 248. maddesinde yer alan, kira akdinin esaslı unsurlarındandır.

Yine, kiralanan taşınmazın, niteliği itibariyle 6570 sayılı Kanunun uygulama alanı içinde bulunması durumunda asıl olan, kira müddetinin sonunda da kira akdinin devam etmesidir. Ancak kira parasına ilişkin olarak, tarafların ihtilafa düşmeleri halinde sözleşmede doğan bu boşluk 18.11.1964 tarih, 2/4 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararı uyarınca hakim tarafından doldurulur.

Borçlar Kanununa tabi olan yerlerde ise, akit kural olarak sözleşmede öngörülen süre hitamında sona erer ve kiralananın kira parası hakkında taraflar arasında anlaşmazlık bulunması durumunda, kira akdinin asli unsurlarından olan, kira bedeli konusundaki uyuşmazlık nedeni ile artık devam eden bir kira sözleşmesinin varlığından söz etme olanağı yoktur.

Konunun yasal dayanağı olan, Borçlar Kanunu’nun “Sükut ile tecdit” başlığı altında düzenlenen 263.maddesinde; “Kira muayyen bir müddetle aktedilip de bu müddetin hitamında kiralayanın malumatı ile ve muhalefeti olmaksızın kiralananın kullanılmasına devam olunduğu yahut mukavelede fesih hakkında gösterilen ihbarı iki taraftan hiçbiri yapmadığı takdirde hilafına mukavele yok ise akit, gayri muayyen bir müddet için tecdit edilmiş sayılır” hükmü öngörülmüştür.

Bu açık hüküm karşısında; süreli akitlerde sürenin bitmesiyle aktin kendiliğinden sona ereceği, bunun için ayrıca bir fesih ihbarına gerek bulunmadığı her türlü duraksamadan uzaktır. Ancak, sözleşmede taraflarca böyle bir ihbar gönderilmesi kararlaştırılmış ise, tarafların bu koşula uymaları gerektiği kuşkusuzdur.

Somut olayda, 01.01.2004 başlangıç 30.04.2004 bitim tarihli kira sözleşmesinde kiralanan, davalıya ait binalarda bulunan çay ocağı olarak tarif edilmiş, bu yerin 4.5 m2 genişliğinde olduğu belirtilmiştir. Bu haliyle bağımsız bir yerin kiralanması söz konusu olmadığından, kiralanan gayri musakkaf niteliktedir. Dolayısıyla Borçlar Kanunu hükümlerine tabi olduğu açıktır.

Davalı, kira sözleşmesinin sona erdiği 30.04.2004 gününden hemen sonra davacıya gönderdiği 03.05.2004 ve 11.05.2004 tarihli yazılarla kiralananın tahliyesini istemiş, eş söyleyişle kira sözleşmesinin 3/e maddesine uygun feshi ihbarda bulunmuştur.

Bu durumda; artık devam eden veya yenilenen bir kira sözleşmesinin varlığından söz edilmesi olanaklı değildir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 03.05.2006 gün ve E:2006/13-261, K:2006/258 sayılı kararında da aynı görüş benimsenmiştir.

Hal böyle olunca; Yerel Mahkemece, davanın reddi gereğine işaret eden ve Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, yanılgılı gerekçeyle direnme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 13.12.2006 gününde, oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2006/781, K. 2006/803, 13 Aralık 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Mahkemesi
  4. Tarihi : 16/05/2006
  5. Numarası
  6. Temyiz Eden
  7. Hukuk Genel Kurulu Kararı
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2006/781
Karar No
2006/803
Tarih
13 Aralık 2006

İlgili Kararlar

  • Yargıtay Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu E.2006/781 K.2006/891
  • Yargıtay Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu E.2006/782 K.2006/892
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2006/782 K.2006/806
  • Yargıtay Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu E.2006/783 K.2006/893
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2006/783 K.2006/807
  • Yargıtay Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu E.2006/784 K.2006/894

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.