İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2007/11 K.2010/541

Hukuk Genel Kurulu 2007/5-11 E., 2010/541 K.

Esas2007/11Karar2010/541Tarih27 Ekim 2010Okuma6 dk · 1.219 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2007/11
Karar No
2010/541
Karar tarihi
27 Ekim 2010
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.219 kelime·6 dk okuma·2 bölüm

Hukuk Genel Kurulu 2007/5-11 E., 2010/541 K.

KAMULAŞTIRMASIZ ELATMA

USULİ KAZANILMIŞ HAK

4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 705 ]

2942 S. KAMULAŞTIRMA KANUNU [ Madde 38 ]

2942 S. KAMULAŞTIRMA KANUNU [ Geçici Madde 6 ]

"İçtihat Metni"

Taraflar arasındaki "kamulaştırmasız elatma nedeniyle tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; (Bursa Asliye Yedinci Hukuk Mah-kemesi)'nce davanın kabulüne dair verilen 14.10.2004 gün ve 2004/163 E. 2004/542 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekilince istenilmesi üzerine, Yargıtay Beşinci Hukuk Dairesi'nin 24.10.2005 gün ve 2005/6234-11358 sayılı ilamı ile;

(...Dava, kamulaştırmasız elatılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

Davanın reddine dair verilen kararın Dairemizce bozulması üzerine, mahkemece bozma kararına uyulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı idare vekilince temyiz edilmiştir.

2942 sayılı Kamulaştırma Yasası'nın 38. maddesinde; idare tarafından kamulaştırmasız elkonulan taşınmazın, fiilen elkoyma tarihinden itibaren 20 yıllık sürenin geçmesi halinde, taşınmazın malik zilyet veya mirasçılarının her türlü dava haklarının düşeceği öngörülmüştür. Söz konusu Kamulaştırma Yasası'nın 38. maddesi hak düşürücü süreyi içermekte olup, bu husus kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle, kamu düzenine ilişkin hususlar, tarafların talepleri olmasa bile mahkemece re'sen karara bağlanması zorunludur. Ayrıca kamu düzenine ilişkin hususlarda usuli kazanılmış hak da oluşmaz.

2942 sayılı Kamulaştırma Yasası'nın 38. maddesine göre; idarenin elkoyma tarihinden itibaren 20 sene geçmekle taşınmaz malikinin her türlü dava hakkı düşer. Başka bir anlatımla, mülkiyet bu süre dolmakla elatan idareye geçer. Bu husus 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 705. maddesindeki "Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması tescille olur. Miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma halleri ile kanunda öngörülen diğer hallerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hallerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır" hükmü ile açıklığa kavuşturulmuştur.

Dosyada yapılan incelemede; dava konusu taşınmaza 1976 yılında elatılarak yol haline getirildiği ve elatma tarihinden itibaren, 2942 sayılı Kamulaştırma Yasası'nın 38. maddesinin Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilme ve dava tarihine kadar 20 seneden fazla süre geçtiğinden, taşınmaz maliki olan davacı tarafın her türlü dava hakkının düştüğü anlaşılmıştır.

Diğer taraftan Anayasa Mahkemesi'nce; 2942 sayılı Kamulaştırma Yasası'nın 38. maddesi iptal edilmiş ise de, Anayasa'nın 153/son maddesi uyarınca; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının geriye yürümeyeceği ilkesi uyarınca, Kamulaştırma Yasası'nın 38. maddesinin iptal edilmesinden önceki kazanılmış haklara uygulanması imkanı da bulunmamaktadır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.05.2005 gün ve 2005/5-288 Esas-2005/352 sayılı kararında da bu husus benimsenmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi,

Doğru görülmemiştir...)

gerekçesiyle oyçokluğuyla bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Temyiz Eden: Davalı vekili

Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, kamulaştırması elatılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemenin, dava konusu taşınmaza davalı idarece 1976 yılında fiilen elatıldığı kabul edilerek "01.08.2002 dava tarihi ile fiilen elkoyma tarihi arasında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 38. maddesinde öngörülen 20 yıllık hak

düşürücü sürenin geçtiği" gerekçesiyle "davanın reddine" dair verdiği ilk karar; davacı vekilinin temyizi üzerine Özel Daire'ce, "Kamulaştırma Kanunu'nun 38. maddesinin Anayasa Mahkemesi'nin 04.11.2003 günlü Resmi Gazete'de yayın-lanan 10.04.2003 gün ve 2002/112-2003/33 sayılı kararı ile iptal edildiği ve bu itibarla yerel mahkeme hükmünün yasal dayanağı kalmadığından işin esasına girilerek karar verilmesi gereğine" işaretle bozulmuştur.

Bozmaya uyan yerel mahkemece, kamulaştırması elatılan bölüm ve bedeli keşfen belirlendikten sonra "davanın kabulü ile 6.528.470.000 TL tazminatın dava tarihinden geçerli yasal faiziyle davalıdan tahsiline ve elatılan bölümün yol olarak terkinine" karar verilmiştir.

Bu son karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Özel Daire'ce yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş; yerel mahkeme "ilk bozma kararına uyulmakla taraflar yönünden oluşan usuli kazanılmış hakkın, ikinci bozma kararı ile ortadan kaldırılamayacağı; öte yandan Kamulaştırma Kanunu'nun 38. maddesini iptal eden Anayasa Mahkemesi kararı taraflar arasında kesin hüküm halini almamış bulunan eldeki uyuşmazlığa da uygulanması gerektiğinden, dava hakkını 20 yılla sınırlayan yasal engelin ortadan kalktığı" gerekçesiyle direnme kararı vermiş ve davanın kabulüne dair esasa ilişkin hüküm oluşturmuştur.

Öncelikle belirtilmelidir ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesi'nce verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. "Usuli kazanılmış hak" olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK).

Bu aşamada, somut olayda olduğu gibi; yerel mahkemece davanın reddine dair verilen ilk hükmün Özel Daire'ce işin esasının incelenmesi gerektiği yönünde bozulmasından sonra bozma ilamına uyulmuş ve bozma gerekçesi yönünde inceleme ve araştırma yapılarak davanın kabulü cihetine gidilmiştir. Dolayısıyla, yerel mahkemenin direnme gerekçesinde de vurgulandığı üzere, bozma kararına uyulmasıyla, bozma gerekçesi lehine olan davacı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu ve Yargıtay Dairesi'nin usuli kazanılmış hakka aykırı ikinci bir bozma kararı veremeyeceği her türlü duraksamadan uzaktır.

Ne var ki; usuli kazanılmış hak müessesesine, özellikle kamu düzeni düşüncesi ile bazı istisnalar getirilmiştir:

Mahkemenin bozmaya uymasından, eş söyleyişle usuli kazanılmış hakkın doğmasından sonra yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararının çıkması ya da o konuda yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak, hukukça değer taşımayacaktır. Bir başka ifadeyle, sonradan çıkan yeni kanun veya İçtihadı Birleştirme Kararının, mah-kemelerde ve Yargıtay'da görülmekte olan bütün dava ve işlere uygulanması ve usuli kazanılmış hakkın gerektirdiği yönde değil, içtihadı birleştirme ya da kanun kapsamında inceleme yapılarak hüküm verilmesi gerekecektir.

Nitekim; yerel mahkemece direnme kararı verilmesinden sonra 30.06.2010 tarihinde yürürlüğe giren 18.06.2010 tarih ve 5999 sayılı "Kamulaştırma Kanu-nu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un 1. maddesi ile, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na geçici 6. madde eklenmiş; maddenin yan başlığında da belirtildiği üzere, kamulaştırmasız elkoyma sebebiyle tazmine ilişkin yeni düzenlemeler getirilmiştir.

18.06.2010 tarih ve 5999 sayılı "Kamulaştırma Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na eklenen geçici 6. maddenin 1. fıkrasında, "Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 09.10.1956 tarihi ile 04.11.1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak elkonulması sebebiyle, malik tarafından ilgili idareden tazminat talebinde bulunulması halinde, öncelikle uzlaşma yoluna gidilmesi esastır" hükmüne yer verilmiştir.

Aynı maddenin 8. fıkrasında, "Bu maddenin tazminata ilişkin hükümleri, vuku bulduğu tarih itibarı ile bu maddenin kapsamında olan kamulaştırmasız elkoymadan dolayı açtıkları tazminat davası süre bakımından dava hakkının düştüğü gerekçesiyle reddedilmiş olanlar hakkında da uygulanır..." denildikten sonra.

9. fıkrasında ise, "Vuku bulduğu tarih itibarı ile bu maddenin kapsamında olan kamulaştırmasız elkoymadan dolayı bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce tazmin talebiyle dava açmış olanlar; bu madde hükümlerine göre uzlaşma yoluna gitmeyi isteyip istemediklerini bu maddenin yürürlüğe girmesinden itibaren üç ay içinde idareye ve mahkemeye verecekleri dilekçeler ile bildirebilirler.

Uzlaşma talebi üzerine, uzlaşma görüşmelerinin neticesine kadar dava bekletilir; uzlaşılamaması halinde, uzlaşmazlık tutanağının mahkemeye sunulmasından sonra davaya devam edilir" hükmü öngörülmüştür.

Görüldüğü üzere, artık usuli kazanılmış hakkın gerektirdiği yönde değil, sonradan çıkan ve 30.06.2010 tarihinde yürürlüğe giren 5999 sayılı "Kamulaş-tırma Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" çerçevesinde inceleme yapılarak sonuca gidilmesi gerektiği açıktır.

Hal böyle olunca; yerel mahkemece, davacı vekilinin 5999 sayılı Kanun'da öngörülen üç aylık sürede ibraz ettiği 10.08.2010 havale tarihli uzlaşmazlık dilekçesi de gözönünde tutularak; yukarıda açıklanan ve 04.11.1983 tarihinden önce taşınmazlarına kamulaştırması elkonulanların hak ve durumlarını düzenleyen 18.06.2010 tarih ve 5999 sayılı "Kamulaştırma Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na eklenen geçici 6. madde hükümleri uyarınca işlem yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir.

Direnme kararı, bu değişik gerekçeyle bozulmalıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçeyle HUMK'nın 429. maddesi gereğince (BOZULMASINA), bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 27.10.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2007/11, K. 2010/541, 27 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Kamulaştırmasız Elatma
  4. Usuli Kazanılmış Hak
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2007/11
Karar No
2010/541
Tarih
27 Ekim 2010

İlgili Kararlar

  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2007/18 K.2010/542
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2007/74 K.2010/16123
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2007/76 K.2010/15697
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2007/79 K.2010/15695
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2007/135 K.2010/15713
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2007/158 K.2010/15707

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.