İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2007/22 K.2007/18

Hukuk Genel Kurulu 2007/9-22 E., 2007/18 K.

Esas2007/22Karar2007/18Tarih24 Ocak 2007Okuma6 dk · 1.215 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2007/22
Karar No
2007/18
Karar tarihi
24 Ocak 2007
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.215 kelime·6 dk okuma·5 bölüm

Hukuk Genel Kurulu 2007/9-22 E., 2007/18 K.

HAKİMLERİN MESULİYETİ

MUHAKEME ADABI DIŞINDAKİ EVRAK

YARGITAY KARARLARININ TEBLİĞİ

1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 438 ]

1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 573 ]

1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 78 ]

"İçtihat Metni"

Taraflar arasındaki manevi tazminat davasından dolayı Yargıtay 9.Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 07.10.2006 gün ve 2006/23181-27483 sayılı kararın temyizen incelenmesi Davacı vekili tarafından istenilmiştir.

TEMYİZ EDEN

Davacı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek kararın süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, tazminat istemine ilişkindir.

Özel Dairece ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; kararı davacı vekili temyiz etmiş; incelemenin duruşmalı yapılmasını istemiştir.

İlkin, davacı vekilinin temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması istemi ön sorun olarak görüşülüp oylanmış, ardından temyiz dilekçesi içeriğinin değerlendirilmesine geçilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu'nun çalışma düzeni gereği ağırlıklı işini oluşturan direnme kararlarının temyizinin duruşmalı yapılması önceleri olanaklı iken, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/2 maddesinde 16.07.1981 gün ve 2494 Sayılı Kanunun 30. maddesi ile değişiklik yapılarak en az 43 kişi ile toplanabilen ve karar verebilen Kurulun çalışma düzenine duruşmanın uygun olmaması ve işlerin sürüncemede kalmaması amacıyla, direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılamayacağı hükmü getirilmiştir.

Hakimlerin sorumluluğunu düzenleyen 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 573 ve devamı maddeleri gereği dairelerin ilk derece mahkemesi sıfatıyla karar verdiği ve temyiz incelemesini Hukuk Genel Kurulunun yaptığı bu işlerde duruşma yapılabileceği konusunda açık bir düzenleme yer almamaktadır. Bu davalar, karşı dava gerekmeksizin davalı lehine tazminatı ve para cezasını içeren kendine özgülüğü bulunan dava türleridir. Bu nitelikleri gereği ilgili bölümünde temyiz incelemelerinin duruşmalı yapılacağı konusunda bir düzenleme yer almadığı gibi Yargıtay Kanunu'nda da bu işlerin duruşmalı yapılacağı konusunda açık bir hükme yer verilmemiştir.

Şu durumda, Hukuk Genel Kurulunun ağırlıklı işini oluşturan direnme kararlarının dahi temyiz incelemelerinin açıklanan nedenlerle duruşmalı yapılamayacağı öngörülmüşken, diğer işlerinin duruşmalı yapılacağını kabule olanak verecek yasal bir düzenleme ve gereklilik bulunmadığı açıktır. Bu nedenle Hukuk Genel Kurulunun incelemesine tabi işlerde ayrık ve açık bir düzenleme olmadığı sürece duruşmalı inceleme yapılması olanaklı görülmemektedir.

Bu nedenle davacı tarafın duruşma isteğinin reddine oybirliği ile karar verildikten sonra temyiz dilekçesi içeriğinin değerlendirilmesine geçilmiştir.

Davacı vekili Av.Gökhan Çiçek imzalı 31.10.2006 tarihli 7 sahifeden oluşan dilekçenin;

2.sahifesinde;

"I- Red gerekçesi hukuk mantığına aykırıdır" başlığı altında,

2. paragrafta aynen;

"Sayın Dairenin bu hukuk mantığına açıkça aykırı kavrayışını kabul etmek mümkün değildir.

Kanun yollarına başvuru hakkı elbette ki taraflara yasa gereği tanınmaktadır. Ancak kanun yollarının yasal olarak tanınmış olması, hâkimlerin nasılsa kanun yolları tanınmıştır mantığından hareketle keyfi kararlar verebileceği anlamına gelmemektedir."

3.paragrafta;

"Kaldı ki bu kadar fahiş oranda ve böylesine ağır bir para cezasının hafif para cezası olmadığını bilmek için hakim olmaya gerek de yoktur. Açıklanan nedenlerle Sayın Dairenin kararı hukuk mantığına aykırı olup bozmayı gerektirmektedir."

II.maddede ve devamında 3.sahifede ilk paragrafta;

"II- AVUKATLIK YASASI'NA AÇIK AYKIRILIĞIN GÖRMEZLİKTEN GELINMESİ, YÜRÜRLÜKTE OLAN BIR YASA HÜKMÜNÜN YOK SAYILMASI BOZMAYA MAHKUMDUR-Sayın Daire gerekçeli kararında; ".." yazılıdır. Sayın Dairenin bu gerekçesi şaşırtıcıdır. Sayın Daire avukata para cezası hükmedilemeyeceği hususunun Yargıtay İçtihatlarından kaynaklandığını ve yasal bir düzenleme olmadığını sanmaktadır. Oysa ki; YASAYA AYKIRILIK AÇIK, NET VE TARTIŞMASIZDIR..

5.paragrafta;

"Ancak Dört Üye ve bir Başkan Hakimden oluşan Yüksek Yargıtay Sayın Dairesi'nin yürürlükte olan bir yasa hükmünü yok saymasını ve bu yasa hükmüne açıkça aykırı bir yorum yaparak karar vermesini son derece üzücü ve düşündürücü buluyoruz."

Yine 3 sahifede III. Madde başlığında ve devamında 4.sahifenin 1,2,3. paragraflarında;

"III-AŞAĞIDA YAZILI RED GEREKÇESİ CEZALARIN ŞAHSİLİĞİ İLKESİNE VE MANTIK KURALLARINA AÇIKÇA AYKIRI, ZORLAMA VE YÜZEYSEL BİR GEREKÇEDİR…

….

Sayın Dairenin belirtilen gerekçesini cezaların şahsiliği ilkesi ve hukuk mantığı ile bağdaştırmak mümkün değildir. Müvekkile verilen ceza para cezasıdır. Ceza hukukunun en üstün kurallarından birisi cezaların şahsiliği ilkesidir. Bu ilke Anayasa'mızın 38. maddesi ile de teminat altına alınmıştır. Buna göre imzası dahi bulunmayan bir dilekçe nedeniyle müvekkile para cezası verilemez.

Müvekkile işlemediği bir suçtan dolayı para cezası verilmiştir. Bu açık kasdi davranışın hata olarak nitelendirilmesini yadırgıyoruz.

Öte yandan dava dilekçesinde müvekkilimin imzasının bulunmamasına rağmen talep kısmında "ederiz" şeklinde çoğul ifade kullanılmasından dolayı maddi hata yapıldığı gerekçesini da zorlama ve yüzeysel bir red gerekçesi olarak görüyoruz. Bilindiği üzere Avukatların dava dilekçelerinde talep ederiz şeklinde ibareler kullanılması o dilekçenin bir çok avukat tarafından yazıldığını değil avukatın müvekkili adına talepte bulunduğunu göstermektedir. Bu hususun Sayın Dairece gözden kaçırılmasını anlamak mümkün değildir.

Ayrıca dilekçede hukuk bürosuna ait antet kısmında müvekkilimin isminin de bulunduğundan maddi hatanın bulunduğu bellidir şeklinde hüküm kurulması da hukukla mantığıyla bağdaşamaz.

Dava dilekçesini ve dava dilekçesindeki imzayı kontrol etmek hakimin görevidir.

Davalının, müvekkilimin dilekçede imzasının bulunmadığını bilmesine rağmen müvekkilim aleyhine kasıtlı olarak para cezasına hükmettiği açıktır.

Kaldı ki, sırf antette ismi bulunuyor diye dilekçede imza incelemesine gerek görülmeden müvekkilimi para cezasına çarptırılması keyfi bir davranıştır ve hakimlik görevinin açık ihmali ve kötüye kullanılmasıdır. Sayın Dairece tüm bunların maddi hata olarak kabul edilerek kastı açık olan davalının hukuken himaye görmesi kabul edilemez."

6.sahifede 2.paragrafın son cümlesinde;

"Sayın Daire'nin gerekçeli kararında Avukatlık Yasası'ndan ve belirtilen maddeden hiçbir şekilde söz etmeyişi ve yok sayması dikkat çekicidir."

Aynı sahifede "VII-Hukukun üstünlüğü ilkesine açıkça aykırı olarak verilen red kararı adaleti ve hukuk güvenliğini sarsıcıdır." Başlığı altında aynen;

"Şekil keyfiliğin can düşmanı, özgürlüğün ikiz kardeşidir. Bunu söyleyen düşünürün haklılığı bugün de gün gibi ortadadır. Sayın Dairenin red kararı keyfiliğin hukuken himaye görmesi, özgürlüğün ise yok edilmesidir. Red kararından sonra müvekkilin korkuları daha da büyümüş, adalete ve hukuka güveni kalmamıştır. Artık herkes korkmalıdır. Hatta korkudan titremelidir. Red kararını veren hakimler de korkmalıdırlar. Çünkü bir gün onlar aleyhine de haksız ve keyfi bir karar verilebilir. Nasıl olsa bu kararı veren hakim ağır kusurlu olsa da ve bu kararı veren hakim onlara ağır zararlar yerse de hiçbir sorumluluğu yoktur. Halbuki hukuk herkese lazımdır. Hukuk hakimler için de gereklidir."

6.sahifede "VIII-RED KARARI ANAYASA'MIZA VE AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ'ne AYKIRIDIR."başlığı altında;

"Anayasa'mızın 38.maddesinin 6.fıkrasına göre ceza sorumluluğu şahsidir. Buna göre reddi hakim dilekçesinde imzası dahi bulunmayan ve vekil sıfatıyla hareket eden müvekkile, bu dilekçe nedeniyle kasten, haksız ve olması gerekenin 191 kat fazlasıyla verilen para cezası açık Anayasa ihlalidir. Sayın Dairece bu açık Anayasa ihlalinin bir hata olarak görülmesi de açık Anayasa'ya aykırılıktır. Anayasa'yı bilmemek mazeret kabul edilemez. Hele bir hakim için asla mazeret olamaz…

…"

ve devamında 7.sahifede 5.paragrafın son cümlesinde;

"…

….Yukarıda ayrıntıları ile açıklandığı üzere müvekkilin haklı ve yerinde olan başvurusu, yüzeysel ve zorlama gerekçelerle reddedilerek etkisiz hale getirilmiştir. Karar bu yönüyle de bozulmalıdır."

ifadelerine yer verilmiştir.

Hukuk Genel Kurulundaki müzakere sırasında işin esasına girilmeden öncelikle davacı vekilinin temyiz dilekçesinde yer verdiği ibarelerin, adli yazışmalarda ve özellikle Yargıtay'a verilen dilekçelerde yazılması alışılmış (mutad) olmayan, itiraz sınırlarını aşan, davanın aydınlığa kavuşması, hakkın ortaya çıkarılması yönünden etkisi ve yazılmasında zorunluluk bulunmayan gereksiz (icapsız) sözler olduğu, bu nedenle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 78.maddesinde anlamını bulan "münasebetsiz" evrak niteliğinde bulunduğu kabul edilmiş; nezaket ve saygı kuralları içerisinde kalınarak icapsız sözlere yer verilmeden ve hukuk kuralları dışına çıkılmadan sadece hukuki nedenlerin açıklanıp belirtilmek suretiyle yeniden düzenlenmesi halinde inceleneceği sonucuna varılmıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 78/2. maddesi gereğince, her sayfası Dairemiz mühürü ile mühürlendikten sonra dilekçeyi veren davacı vekiline geri verilmesinin sağlanması, kararın karşı tarafa tebliği ve tamamen davanın konusu içinde kalınarak hukuki itirazlarını içeren yeni bir temyiz dilekçesi yazması için kendisine (10) günlük süre verilmesi ve bu süre içinde yeni bir dilekçe vermediği takdirde temyiz isteğinden vazgeçmiş sayılacağının bildirilmesi konusunda gereğinin yapılması için dava dosyasının Yargıtay 9.Hukuk Dairesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 24.01.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2007/22, K. 2007/18, 24 Ocak 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Hakimlerin Mesuliyeti
  4. Muhakeme Adabı Dışındaki Evrak
  5. Yargıtay Kararlarının Tebliği
  6. Temyiz Eden
  7. Hukuk Genel Kurulu Kararı
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2007/22
Karar No
2007/18
Tarih
24 Ocak 2007

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2007/23 K.2007/469
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2007/23 K.2007/19
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2007/23 K.2007/560
  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E.2007/23 K.2007/74
  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2007/24 K.2007/114
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2007/24 K.2007/561

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.